
Unutulma Hakkı ve İnternetten İçerik Kaldırma Süreçlerinde Yargısal Parametreler
Unutulma hakkı, bireyin dijital hafızadaki olumsuz verilerini kontrol etme yetkisi olup; Anayasa m. 5, 17 ve 20 kapsamında devletin pozitif yükümlülüğü olarak beraat kararı, güncellik yitimi ve kamu yararı dengesiyle icra edilir.
Dijital Kimliğin Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü
Unutulma hakkı, bireyin geçmişte yaşadığı olumsuz olayların dijital mecralarda süresiz şekilde erişilebilir olmasının engellenmesini talep etme yetkisidir. Türk hukuk sisteminde bu hak, doğrudan bir kanun maddesiyle tanımlanmamış olsa da, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile Anayasa’nın 5, 17 ve 20. maddelerinin doğal bir sonucu olarak kabul edilmiştir. Devlet, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlamakla yükümlüdür ve bu yükümlülük, dijital ortamdaki verilerin kişinin geleceğini haksız yere karartmasını önlemeyi de kapsar.
Anayasa’nın 5. maddesi devlete, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama görevi yüklerken; 17. madde kişinin manevi bütünlüğünü, 20. madde ise kişisel verilerin korunmasını güvence altına alır. Unutulma hakkı, bu üçlü yapının kesişim noktasında, bireye "yeni bir sayfa açma" olanağı tanınması prensibi üzerine inşa edilmiştir.
"...Unutulma hakkı, kişilerin manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2013/5653 numaralı bireysel başvuru hakkında verdiği 03.03.2016 tarihli kararında; ...Haber ve fikirleri iletmedeki hızı ve bunları saklama süresi ve kapasitesi gözetildiğinde İnternet, geleneksel iletişim araçlarından farklı, küresel olarak bilgiye erişim ve iletişim aracıdır. Dünya çapında milyonlarca kullanıcıya hizmet eden merkezi olmayan bu elektronik iletişim ağı, temel hak ve özgürlüklerin kullanımında farklı bir boyut getirmiştir."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6232 - Karar No: 2021/2772
Kişilik Haklarının Korunması ve Müdahale Alanı
Adliye pratiğinde unutulma hakkı, çoğunlukla 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde "kişilik haklarının ihlali" iddiasıyla gündeme gelir. Kişilik hakları; kişinin ismi, mesleki kariyeri, ailesi ve sosyal çevresi üzerindeki tüm kazanımlarını kapsayan mutlak bir haktır.
Dijital Hafıza ve Bireysel Özgürlük İlişkisi
Dijital hafızanın sınırsız kapasitesi, bireyin geçmişteki hatalarını veya asılsız suçlamaları her an karşısına çıkararak onu "sosyal bir ölüme" mahkum edebilir. Yargıtay içtihatlarına göre, üstün bir kamu yararı bulunmadığı müddetçe, bireyin kendi verileri üzerinde tasarruf edebilmesi ve geçmişin engeline takılmadan geleceğini planlayabilmesi gerekir.
5651 Sayılı Kanun m. 9 Kapsamında Erişimin Engellenmesi Usulü
İnternet ortamında yapılan yayınlar nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen kişiler, doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilirler. Bu süreçte iki temel şart aranır: Yayının internet ortamında yapılmış olması ve içeriğin kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal etmesi.
Uygulamada Sulh Ceza Hakimlikleri, "görünüşte haklılık" (prima facie) ilkesini esas alır. Eğer bir ihlal, ilk bakışta ve derinlemesine bir yargılama gerektirmeden anlaşılabiliyorsa, erişimin engellenmesi kararı verilir. Ancak konu basın özgürlüğü ve kamu yararı ile doğrudan ilişkiliyse, hakimlikler daha ihtiyatlı davranma eğilimindedir.
"...5651 sayılı 'İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 'içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi' başlıklı 9 uncu maddesinin uygulanma şartları; - İnternet ortamında yapılan bir yayın olması, - Yapılan yayın içeriği nedeniyle, gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların 'kişilik haklarının' ihlal edilmesidir."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/30 - Karar No: 2023/2890
İçerik Sağlayıcı ve Yer Sağlayıcıya Başvuru Zorunluluğu
Kişiler, doğrudan yargı yoluna gitmeden önce içerik sağlayıcısına (site sahibi) veya yer sağlayıcısına (hosting firması) başvurarak içeriğin kaldırılmasını "uyarı-kaldır" yöntemiyle isteyebilirler. Ancak 5651 sayılı Kanun, doğrudan mahkemeye başvurma hakkını da saklı tutmuştur. Uygulama pratiğinde, hızlı sonuç almak adına doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine gidilmesi daha yaygın bir yöntemdir.
Yer Sağlayıcının Sorumluluk Sınırları
Yer sağlayıcılar, barındırdıkları içeriğin hukuka aykırı olup olmadığını kontrol etmekle yükümlü değildir. Ancak, usulüne uygun bir bildirim veya yargı kararı kendilerine tebliğ edildiğinde, ilgili içeriği yayından kaldırmakla mükelleftirler. Aksi takdirde, bildirilen hukuka aykırı içerikten dolayı tazminat sorumlulukları doğabilir.
Basın Özgürlüğü ve Unutulma Hakkı Arasındaki Hassas Denge
Unutulma hakkı mutlak bir hak olmayıp, ifade ve basın özgürlüğü ile sürekli bir çatışma halindedir. Yargı organları bu iki hak arasında "adil bir denge" kurarken belirli kriterleri göz önünde bulundurur. Bu kriterlerin başında haberin "güncelliği", "kamuoyu ilgisi", "doğruluğu" ve "kişinin toplumsal statüsü" gelir.
Haber ilk yapıldığında gerçek ve güncel olabilir; ancak aradan geçen uzun yıllar ve değişen hukuki durum (örneğin beraat kararı), haberin yayında kalmasındaki kamu yararını ortadan kaldırabilir. Bu durumda, bireyin kişilik hakları basın özgürlüğünün önüne geçer.
"...Unutulma hakkının, basın özgürlüğü ile manevi bütünlüğün korunması hakkı arasında adil bir denge kurulması şartıyla korunmasının söz konusu olabileceğini, başvuranın kişiliği ve geçmişi göz önüne alındığında şayet haberin kamuoyu tarafından güncelliği ve toplumun habere olan ilgisi devam ediyorsa yargı organlarının takdir yetkisine müdahale edilmemesi gerektiğini belirtmiştir."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/30 - Karar No: 2023/2890
Kamu Yararı Testi
Haberin içeriği toplumun ilerlemesine, gelişmesine veya bir kamu görevlisinin denetlenmesine hizmet ediyorsa, unutulma hakkı talebi reddedilebilir. Örneğin, bir siyasetçinin yolsuzluk iddialarıyla ilgili haberler, kişi görevden ayrılsa dahi arşiv değerini koruyabilir. Ancak sıradan bir vatandaşın karıştığı münferit bir olayda, toplumsal hafızanın bu bilgiyi saklamasında üstün bir yarar görülmeyebilir.
Basın Arşivinin Korunması vs. Erişilebilirliğin Sınırlandırılması
Unutulma hakkı, çoğu zaman haberin tamamen silinmesini değil, arama motorlarında isimle yapılan aramalarda sonuçların listelenmemesini (indexten çıkarma) amaçlar. Böylece haber gazetenin kendi arşivinde durmaya devam ederken, kişinin ismini Google gibi mecralarda aratan üçüncü kişilerin bu olumsuz geçmişe kolayca ulaşması engellenir.
Arama Motorlarından İsim Sildirme ve İndeksten Çıkarma
İnternet ortamında "isim sildirme" olarak bilinen süreç, aslında arama motorlarının sunduğu indeksleme hizmetinin sınırlandırılmasıdır. Arama motorları içerik sağlayıcı olmadıkları için, içeriğin asıl kaynağından silinmesi ayrı, arama sonuçlarından çıkarılması ayrı hukuki süreçlere tabidir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, haberin asıl sitesinde durmasının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı durumlarda dahi, arama motorlarında isimle ilişkilendirilerek kolayca ulaşılabilir olmasının unutulma hakkını ihlal edebileceği vurgulanmaktadır.
| Kriter | Açıklama | Yargısal Yaklaşım |
|---|---|---|
| Zamanın Geçmesi | Olayın üzerinden makul bir sürenin geçmesi. | 5-10 yıl arası değerlendirilir. |
| Güncellik | Haberin hala toplumsal bir tartışmaya konu olup olmaması. | Beraat kararı güncelliği bitirir. |
| Kişinin Statüsü | Kişinin kamuya mal olmuş bir kişi olup olmaması. | Siyasetçilerde eşik daha yüksektir. |
| Haberin Niteliği | Suçun türü ve toplum üzerindeki etkisi. | Ağır suçlarda arşiv değeri yüksektir. |
İndeksten Çıkarma Taleplerinde İspat Yükü
Talep eden kişi, söz konusu verinin artık güncel olmadığını, yanlış olduğunu veya yayında kalmasının kendisine verdiği zararı somutlaştırmalıdır. Özellikle kesinleşmiş bir beraat kararı veya takipsizlik kararı, "gerçeklik" kriterinin yitirildiğine dair en güçlü delildir.
Teknik Uygulama: "No-Index" ve URL Engelleme
Mahkemeler, erişimin engellenmesi kararı verirken bazen sadece belirli URL’lere erişimi kapatırken, bazen de arama motorlarına bildirimde bulunarak içeriğin isimle ilişkilendirilmemesi (de-indexing) yönünde hüküm kurarlar. Bu ayrım, müdahalenin ölçülülüğü ilkesi gereğidir.
Beraat Kararının Unutulma Hakkı Üzerindeki Belirleyici Etkisi
Bir kişinin suçlandığı bir olayla ilgili haberlerin, yargılama sonucunda verilen beraat kararına rağmen internette "suçluymuş gibi" durmaya devam etmesi, masumiyet karinesinin ağır bir ihlalidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ve 7. Ceza Dairesi, beraatle sonuçlanan dosyalarda, olayın üzerinden geçen zamanla birlikte haberin "gerçeklik ve doğruluk" kriterini yitirdiğini kabul etmektedir.
Özellikle beraat kararından sonra aradan uzun yıllar (9-10 yıl gibi) geçmişse, haberin arşivde bulunmasının kamu yararı taşımadığı, aksine kişinin şeref ve haysiyetine sürekli bir saldırı teşkil ettiği vurgulanmaktadır.
"...Başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin 'güncellik' değerini yitirdiği, dolayısıyla haberin o tarihte 'gerçeklik ve doğruluk' kriterlerini karşılamasının artık bir önemi kalmadığı, habere konu olan yargılama sürecinin tüm aşamalarıyla sona ermesiyle birlikte, habere konu olan kişiler için haksızlık içeren durumun, toplum tarafından öğrenilmesinin, geçmişte gerçeklik ve doğruluk payı varmış gibi ifşa edilmesi anlamına gelebileceği..."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3571 - Karar No: 2024/416
Masumiyet Karinesi ile İlişki
Haberin yapıldığı tarihte doğru olması, sonsuza kadar yayında kalmasını haklı kılmaz. Yargılama süreci tamamlanıp kişi aklandığında, toplumun bu kişiyi hala eski suçlamalarla anması, hukuk devletinin koruması gereken "lekelenmeme hakkı" ile çelişir.
Editörün Notu: Beraat Kararı Tek Başına Yeterli mi?
Adliye pratiğinde karşılaşılan en büyük yanılgı, beraat kararının alınmasıyla tüm içeriklerin derhal kaldırılacağı beklentisidir. Bazı kararlarda (Örn: 19. CD 2021/1701), kişinin avukat veya akademisyen gibi topluma örnek olması gereken bir mesleğe sahip olması durumunda, 4-5 yıllık sürenin "unutulma hakkı" için yeterli olmadığına hükmedilmiştir. Dolayısıyla beraat kararı çok güçlü bir argüman olsa da, zaman unsuruyla desteklenmelidir.
Mesleki Statü ve Toplumsal Örnek Olma Rolünün Talebe Etkisi
Yargıtay’ın son dönem kararlarında, unutulma hakkı taleplerinde kişinin mesleği ve toplumsal konumu belirleyici bir parametre haline gelmiştir. Avukatlar, akademisyenler ve kamu görevlileri için "unutulma" süresi, sade vatandaşlara göre daha uzun tutulmaktadır. Bunun gerekçesi, bu kişilerin mesleklerini icra ederken toplumun güvenine sahip olmaları gerektiği ve geçmişteki iddiaların (beraatle sonuçlansa dahi) kamuoyu tarafından bilinmesinde belirli bir süre daha yarar görülebileceğidir.
Örneğin, bir avukat hakkında açılan "ticari sırların ifşası" davası beraatle sonuçlansa bile, haberin üzerinden 4 yıl geçmesi Yargıtay tarafından yeterli bulunmamıştır. Benzer şekilde, bir akademisyen hakkındaki haberler için 5 yıllık süre "güncelliğin devam ettiği" şeklinde yorumlanabilmektedir.
"...Başvuruya konu haberlerin ilgilisi olan talep edenin akademisyen olarak topluma örnek nitelikte birisi olduğu, haberlerin toplumun ilgisini çekebilecek niteliği gereği toplumsal açıdan haber değeri taşıdığı ve kamu yararına katkı sunduğu, kişilik haklarını ihlal etmediği, dolayısıyla basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı, haberlerin başvuru tarihi itibarı ile beş yıla yakın süre yayında kaldığı, ancak bu sürenin unutulma hakkı kapsamında kişilik haklarına aykırılık doğurması için uzun bir süre olmadığı..."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3571 - Karar No: 2024/416
Siyasetçiler ve Kamusal Figürler İçin Sınırlar
Milletvekilleri veya yüksek düzeyli bürokratlar hakkındaki haberlerde "eleştiri sınırı" çok daha geniştir. Bu kişilerin geçmişteki faaliyetleri, toplumsal hafızanın bir parçası olarak kabul edilir. Ancak burada da "özel hayatın gizliliği" sınırı devreye girer. Kişinin siyasi faaliyetiyle ilgisi olmayan, salt küçük düşürme amaçlı ve ailevi mahremiyete saldıran içerikler unutulma hakkı kapsamında değerlendirilebilir.
Kamu Görevlilerine Atanma Kriterleri ve Arşiv Kayıtları
Bir kamu görevlisinin 20 yıl önceki öğrencilik yıllarına dair beraatle sonuçlanmış bir davasının, hakimlik/savcılık gibi kritik makamlara atanması döneminde tekrar gündeme getirilmesi tartışmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ndeki karşı oy yazılarında, bu tür "hortlatılan" haberlerin kişinin bağımsızlığını zedeleyeceği ve unutulma hakkının ihlali olduğu savunulmaktadır.
Zaman Kriteri: Unutulma Hakkı Ne Zaman Başlar?
Unutulma hakkının tetiklenmesi için gereken süreye dair kanuni bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yargı pratiğinde "makul süre" kavramı üzerinden hareket edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015 tarihli öncü kararından bu yana, dijital hafızadaki verilerin "bir süre sonra" unutulması gerektiği vurgulansa da bu sürenin somut olaya göre değiştiği görülmektedir.
9-10 yıl gibi süreler genellikle "unutulma hakkı" için yeterli görülürken, 1 ila 5 yıl arasındaki süreler haberin niteliğine göre "güncel" kabul edilebilmektedir.
"Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir. Bu hak bir yandan kişiye 'geçmişini kontrol etme', 'belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı' sağladığı gibi..."
Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2014/56 - Karar No: 2015/1679
Süre Hesabında Başlangıç Tarihi
Sürenin başlangıcı olarak haberin ilk yayınlandığı tarih esas alınır. Ancak haber sonradan güncellenmişse veya yeni olgular eklenmişse, güncellik kriteri yeniden değerlendirilir. Unutulma hakkı taleplerinde, talebin yapıldığı andaki toplumsal ilgi seviyesi ölçülmelidir.
Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı
Erişimin engellenmesi talebi bir "koruma tedbiri" mahiyetinde olduğu için teknik anlamda bir hak düşürücü süreye tabi değildir. İhlal devam ettiği sürece talepte bulunulabilir. Ancak tazminat talepleri söz konusu olduğunda, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi (TBK m. 72) dikkate alınmalıdır.
Özel Hayatın Gizliliği ve Aile Yaşamına Saygı Sınırı
Unutulma hakkı, sadece suç haberlerini değil, kişinin artık hatırlanmasını istemediği ailevi skandalları, boşanma kayıtlarını veya eski fotoğrafları da kapsar. 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda doğrudan BTK’ya (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) başvurma imkanı da tanımaktadır.
Özellikle magazinel içerikli haberlerde veya aile bireylerini de içine alan skandal iddialarında, basın özgürlüğünün koruma alanı daralmaktadır. Eğer haberin öznesi kamuya mal olmuş bir kişi değilse ve haber salt sansasyon amacı taşıyorsa, erişimin engellenmesi kararı verilmesi ihtimali yükselir.
"...Pala Ailesinde Aşk Skandalları başlıklı internet yayın içeriğinde, toplumun geniş kesimlerince tanınmayan, kamuoyunun gözü önünde bulunmayan, siyasetçi, sanatçı veya kamu görevlisi olmayan başvuranların evli olmalarına rağmen ikisinin de birbirine karşı yasak aşk yaşadıkları... açıkça kişilik haklarına karşı ağır saldırıda bulunulduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, aile ve özel yaşamlarına dair gizliliğin zedelendiği... anlaşılmakla..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/28119 - Karar No: 2020/13097
Mağduriyetin Şahsiliği ve Aile Bireylerinin Hakkı
Bir kişi hakkındaki haber, o kişinin çocuklarını veya eşini de doğrudan etkiliyorsa (örneğin isim ve fotoğraflarının açıkça yer alması), bu durum "ölçülülük" ilkesine aykırılık teşkil eder. Basın, haberi verirken üçüncü kişilerin haklarını zedelemeyecek yöntemler (rumuzlama, mozaikleme) kullanmak zorundadır.
Rumuzlama Yükümlülüğü
Yargıtay, özellikle eski haberlerin arşivde tutulurken kişilerin isimlerinin rumuzlanması gerektiğini, ismin açıkça yazılmaya devam etmesinin "hedef gösterme" ve "kişisel verilerin izinsiz işlenmesi" anlamına gelebileceğini belirtmektedir.
Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Derdest Dosyalara Etkisi
Unutulma hakkı ve internet hukuku alanındaki yasal düzenlemeler sık sık Anayasa Mahkemesi (AYM) denetimine tabi tutulmaktadır. AYM’nin 5651 sayılı Kanun’un bazı maddeleri hakkında verdiği iptal kararları, kesinleşmemiş tüm derdest dosyaları doğrudan etkiler. Hukuk usulünde "hakim Türk kanunlarını resen uygular" ilkesi gereği, AYM’nin iptal kararı sonrası oluşan yeni hukuki durum, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
AYM iptal kararları, usuli kazanılmış hakların istisnasını teşkil eder. Yani, bir yerel mahkeme kararı AYM iptalinden önce verilmiş olsa bile, dosya Yargıtay aşamasındayken iptal kararı gelirse, Yargıtay bu yeni durumu gözeterek bozma kararı verebilir.
"Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının; yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı kuşkusuzdur. ...Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Bir başka yönüyle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları usuli kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler."
Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2012/12505 - Karar No: 2013/14771
Kanun Yararına Bozma ve Hukuki Belirlilik
Sulh Ceza Hakimliklerinin kesinleşmiş kararlarına karşı Adalet Bakanlığı üzerinden gidilen "kanun yararına bozma" yolu, unutulma hakkı pratiğinde en sık kullanılan mekanizmalardan biridir. Bu yol, benzer olaylarda farklı kararlar verilmesini engelleyerek hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik sağlar.
AYM’nin Bireysel Başvuru Kararlarının Bağlayıcılığı
Bireysel başvuru sonucunda verilen "ihlal" kararları, sadece başvuranı değil, aynı hukuki sorunu yaşayan tüm benzer vakaları etkiler. Derece mahkemeleri, AYM’nin belirlediği ilkeleri (denge testi, ölçülülük vb.) kararlarında uygulamakla yükümlüdür.
Adliye Pratiğinde Talep Stratejisi ve Risk Analizi
Unutulma hakkı talebiyle mahkemeye başvururken, dilekçenin sadece duygusal yakınmalarla değil, içtihatlarla belirlenmiş parametrelerle donatılması gerekir. Başarılı bir başvuru için aşağıdaki adımların izlenmesi önerilir:
- URL Tespiti: İhlal teşkil eden tüm adreslerin (URL) tek tek ve doğru şekilde listelenmesi.
- Delil Sunumu: Varsa beraat kararı, kesinleşme şerhi, mesleki başarı belgeleri veya haberin kişiye verdiği zararı gösteren somut kanıtlar.
- Denge Analizi: Haberin neden artık kamu yararı taşımadığının, basın özgürlüğü sınırlarının neden aşıldığının hukuki gerekçelendirmesi.
- Kademeli Talep: Öncelikle içeriğin çıkarılması, mümkün değilse arama motorlarında indeksten çıkarılması (de-indexing) talebi.
Olası Red Kararları ve İtiraz Süreci
Sulh Ceza Hakimliği talebi reddettiğinde, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde bir üst numaralı hakimliği itiraz edilebilir. İtirazda, yerel mahkemenin "denge testi" yapmadığı veya eksik inceleme yaptığı vurgulanmalıdır. Red kararının gerekçesiz olması, başlı başına bir bozma nedenidir.
Hukuki Giderler ve Risk Analizi
Erişimin engellenmesi talepleri harca tabi değildir (maktu başvuru harcı hariç). Ancak talebin reddi halinde karşı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmişse, maktu vekalet ücretine hükmedilebilir. Ayrıca asılsız veya kötü niyetli taleplerde içerik sağlayıcısının uğradığı zararlardan dolayı tazminat davası açma riski göz önünde bulundurulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Beraat ettiğim bir davanın haberi üzerinden 2 yıl geçti, unutulma hakkımı kullanabilir miyim? Yargıtay pratiğinde 2 yıllık süre genellikle "güncel" kabul edilmektedir. Ancak haberin içeriği ağır bir hakaret içeriyorsa veya özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa, süreden bağımsız olarak "kişilik hakları ihlali" üzerinden erişimin engellenmesi istenebilir. Sadece "unutulma hakkı" bazlı bir talep için genellikle 5 yıl ve üzeri süreler daha güvenli bir limandır.
2. Arama motorundan ismimi sildirince haber internetten tamamen silinmiş mi olur? Hayır. Arama motorundan silme (de-indexing), sadece kişinin adı aratıldığında o haberin çıkmamasını sağlar. Haberin yayınlandığı web sitesine doğrudan gidildiğinde içerik hala orada durabilir. İçeriğin tamamen silinmesi için içerik sağlayıcıya (siteye) yönelik bir karar alınması gerekir.
3. Hakkımdaki haberde ismim rumuzlanmış (Örn: A.B.) ama fotoğrafım açık, bu bir ihlal midir? Evet. Kişilik haklarının ihlali için ismin açıkça yazılması şart değildir; kişinin kimliğinin belirlenebilir olması (fotoğraf, açık adres, spesifik görev tanımı vb.) ihlalin oluşması için yeterlidir. Mahkemeler bu durumda fotoğrafın kaldırılmasına veya mozaiklenmesine karar verebilir.
4. Sulh Ceza Hakimliği talebimi reddetti, Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim? Evet, ancak öncelikle itiraz yolunun tüketilmesi gerekir. İtirazın reddi kararından sonra 30 günlük süre içinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulabilir. AYM, bu başvurularda derece mahkemelerinin "ifade özgürlüğü" ile "şeref ve itibar hakkı" arasında adil bir denge kurup kurmadığını denetler.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709 Sayılı Kanun) m. 5, 17, 20, 153.
- 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9, 9/A.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/4-56, K. 2015/1679.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2020/6232, K. 2021/2772.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/30, K. 2023/2890.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/28119, K. 2020/13097.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3571, K. 2024/416.
Yasal Uyarı: Bu makale, dijitalleşen hukuk düzeninde unutulma hakkı ve internet hukuku üzerine genel bir akademik perspektif sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olay; yayının niteliği, süresi, tarafların statüsü ve güncel içtihatlar ışığında ayrı bir hukuki analizi gerektirir. Metinde yer alan bilgiler doğrudan hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti teşkil etmez; hak kaybına uğramamak adına süreçlerin profesyonel bir hukukçu desteğiyle yürütülmesi elzemdir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.