TCK 195 Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçu ve Adliye Pratiği
Kamu Güvenliği ve Kamu Barışı SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 195 Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçu ve Adliye Pratiği

5237 sayılı TCK m. 195 kapsamında düzenlenen bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu, kamu sağlığını koruma amacı güden tehlike suçlarındandır. Kararda belirtilen karantina tedbirlerine muhalefet, basit yargılama usulü ve TCK m. 50/3 uyarınca kısa süreli hapis cezasının zorunlu çevrilmesi gibi usul ekonomisi ve maddi ceza hukuku detayları yargılama sürecinin merkezinde yer almaktadır.

TCK 195 Kapsamında Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma Suçunun Hukuki Mahiyeti

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 195. maddesinde düzenlenen "Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma" suçu, kamu sağlığını tehlikeye atan eylemleri cezalandırmayı amaçlayan bir tehlike suçudur. Bu suçun oluşabilmesi için failin bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıktan ölmüş bir kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymaması gerekmektedir. Suçun maddi unsuru, yetkili makamlarca usulüne uygun olarak ilan edilen ve icra edilen karantina veya diğer sağlık tedbirlerine aykırı hareket edilmesidir. Suçun manevi unsuru ise kasttır; failin alınan tedbirlerin farkında olmasına rağmen bu tedbirleri ihlal etme iradesini sergilemesi suçun oluşumu için yeterlidir.

Adliye pratiğinde, bu suç tipi genellikle pandemi dönemleri veya lokal salgınlarda uygulama alanı bulmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, tedbirin "yetkili makam" tarafından alınmış olmasını ve bu tedbirin hukuka uygunluğunu ön şart olarak kabul etmektedir. Suçun cezası iki aydan bir yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir. Bu alt ve üst sınır, suçun basit yargılama usulüne tabi olmasını ve belirli şartlar altında kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesini mümkün kılmaktadır.

Suçun Kanuni Tanımı ve Korunan Hukuki Değer

TCK m. 195 metni uyarınca, bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıktan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi cezalandırılır. Burada korunan hukuki değer birey sağlığından ziyade "kamu sağlığı"dır. Bu nedenle, failin hastalığı bir başkasına fiilen bulaştırmış olması gerekmez; sadece tedbire aykırı davranılması, suçun tamamlanması için kâfidir. Eğer hastalık bir başkasına bulaşır ve ölüm veya yaralanma meydana gelirse, fikri içtima hükümleri veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri tartışılmalıdır.

Yetkili Makam Kavramı ve Tedbirin Kapsamı

Suçun oluşması için tedbirin, mevzuatın yetkilendirdiği makamlarca (Valilik, Kaymakamlık, İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulları vb.) alınmış olması gerekir. Uygulamada, genelge veya kararların failin erişebileceği şekilde ilan edilmiş olması, kastın tespiti açısından kritik önemdedir. Eğer alınan tedbir bir yerin karantinaya alınması değil de sadece genel bir tavsiye niteliğindeyse, TCK 195 kapsamında cezalandırma yoluna gidilmesi hukuken mümkün görülmemektedir.

TCK 195 Kapsamında Basit Yargılama Usulü ve Sanık Lehine İndirim Uygulaması

Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu, ceza miktarının üst sınırı itibarıyla (1 yıl) 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulü, mahkemenin duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar vermesine olanak tanır ve bu usulün uygulanması durumunda sanığa verilecek sonuç cezada dörtte bir (1/4) oranında indirim yapılması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları sonrası, bu usulün kovuşturma evresinin her aşamasında sanık lehine uygulanması bir zorunluluk haline gelmiştir.

"Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 195. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının '2 aydan bir yıla kadar hapis cezası' olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan 'Basit Yargılama Usulü' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 'Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.' şeklindeki düzenlemeye... Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında... sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, 'Basit Yargılama Usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..."

Kaynak: 10. Ceza Dairesi 2020/19675 E. , 2021/8307 K.

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2020/19675 E. , 2021/8307 K.

Editörün Notu: Basit yargılama usulü uygulanırken, sanığın savunmasının alınması veya savunma yapması için süre tanınması anayasal savunma hakkının bir gereğidir. Bu usulün atlanması, doğrudan bozma nedeni teşkil etmektedir.

Suçun Maddi Unsurları: Karantina Bölgesi ve Yetkili Makam Kararı

TCK 195 suçunun oluşabilmesi için ortada mutlaka "karantina altına alınmış bir yer" bulunmalıdır. Karantina kararı olmaksızın, sadece sokağa çıkma kısıtlamasına uymamak gibi eylemlerin bu madde kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2024 tarihli güncel kararları, suçun oluşması için "hastalığa yakalanmış veya bu hastalıktan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin" karantina altına alınmış olmasını şart koşmaktadır.

Karantina Altına Alınan Yer Kavramı

Karantina altına alınan yer bir ev, bir mahalle, bir köy veya bir tesis olabilir. Önemli olan, o bölgede tıbbi bir zorunluluk gereği giriş-çıkışın kısıtlanmış olmasıdır. Eğer yetkili makamlar belirli bir binayı karantinaya almışsa ve kişi bu binadan dışarı çıkmışsa suç oluşur. Ancak, genel bir pandemi tedbiri olarak maske takmamak veya sosyal mesafeye uymamak, TCK 195 kapsamında "karantina tedbirine aykırılık" olarak nitelendirilmemekte; bu tür eylemler daha ziyade Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezasına konu edilmektedir.

Yetkili Makamın İdari İşleminin Niteliği

Karantina kararı bir idari işlemdir. Bu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun olması gerekir. Yetkisiz bir makamın (örneğin mevzuatta yetkisi olmayan bir okul müdürünün veya özel bir işletme sahibinin) aldığı "karantina" kararına uyulmaması, TCK 195 anlamında bir suç teşkil etmez. Adliye pratiğinde müdafilerin ilk incelemesi gereken husus, karantina kararını alan merciin yasal dayanağıdır.

İtiraz Hakkı ve Suçtan Zarar Gören Sıfatının Analizi

Ceza muhakemesi hukukunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) itiraz edebilmek için "suçtan zarar gören" sıfatına sahip olmak gerekir. TCK 195 kapsamında düzenlenen suçun mağduru "toplum"dur. Bu nedenle, İl Sağlık Müdürlüğü gibi kamu kurumlarının bu suçtan "doğrudan" zarar gördüğü kabul edilmemektedir. Bu durum, kurumların KYOK kararlarına itiraz yetkisini kısıtlamaktadır.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz sürecini temsil eden hukuki görsel.

"Somut olayda, bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçundan şüpheliler haklarında verilen Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarına bu suçtan doğrudan zarar görmeyen Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğünün 5271 sayılı CMK'nın 173/1. maddesi kapsamında itiraz hakkı bulunmadığından itirazların bu gerekçe ile 'reddine' karar verilmesi gerektiği gözetilmeden kabulüne karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür."

Kaynak: 10. Ceza Dairesi 2024/8861 E. , 2024/26348 K.

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2024/8861 E. , 2024/26348 K.

Bu içtihat, kamu sağlığına karşı işlenen suçlarda ihbarcı konumundaki idari kurumların, savcılık kararlarına karşı itiraz yoluna gitme yetkilerinin olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Profesyonel uygulamada, müşteki kurum vekili olarak dosya takip ediliyorsa, "suçtan zarar görme" olgusunun nasıl temellendirileceği üzerine strateji kurulmalıdır.

TCK 50/3 Uyarınca Kısa Süreli Hapis Cezasının Çevrilmesi Zorunluluğu

TCK 195 suçunun ceza alt sınırı 2 ay, üst sınırı 1 yıldır. Mahkemece alt sınırdan uzaklaşılmadan bir ceza tayin edildiğinde veya indirimlerle ceza 1 yılın altına düştüğünde, sanığın kişisel durumuna göre TCK m. 50/3 hükmü gündeme gelir. Eğer sanık daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemişse ve yaşı 18'den küçük veya 65'ten büyükse, bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi "yasal bir zorunluluk"tur.

TCK 50/3 uyarınca hapis cezasının çevrilme şartlarını gösteren hukuki şema.

Kriter Uygulama Şartı Hukuki Sonuç
Yaş Faktörü 18 yaş altı veya 65 yaş üstü Seçenek yaptırıma çevirme zorunlu (1 yıl ve altı için)
Sabıka Durumu Daha önce hapis cezasına mahkûm olmamış olmak TCK 50/3 korumasından yararlanma şartı
Ceza Miktarı 30 gün ve daha az süreli hapis cezası Yaş gözetilmeksizin, sabıkasızlar için çevirme zorunlu
Hakim Takdiri TCK 50/1'deki seçeneklerin belirlenmesi Çevirmeme hakkı yoktur, ancak türünü seçebilir

"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesinde 'Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşım bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir', şeklindeki düzenleme karşısında; adlî sicil kaydında sabıkası olmayan ve suç tarihi itibariyle 65 yaşının üzerinde olan sanık hakkında verilmiş olan bir yıldan az süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın... seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden..."

Kaynak: 8. Ceza Dairesi 2015/16014 E. , 2016/405 K.

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2015/16014 E. , 2016/405 K.

Mühür Bozma Suçu ile TCK 195 Arasındaki İçtima ve Farklar

Pratikte, karantina altına alınan yerlerin (otel, havuz, iş yeri vb.) kapılarına mühür vurulması sık karşılaşılan bir durumdur. Şüphelinin bu mührü sökerek içeri girmesi veya işletmeyi açması durumunda hem mühür bozma (TCK 203) hem de TCK 195 suçları gündeme gelebilir. Burada "tek fiil ile birden fazla suçun oluşması" (fikri içtima) veya "bileşik suç" prensipleri tartışılmalıdır.

Suçların Bağımsızlığı İlkesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yaklaşımına göre, mühür bozma suçu ile bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma suçu farklı hukuki değerleri korur. Mühür bozma suçunda korunan değer "kamu idaresinin otoritesi" iken, TCK 195'te "kamu sağlığı"dır. Bu nedenle, failin mühürlü karantina bölgesine girerek karantinayı ihlal etmesi durumunda, her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması ihtimal dahilindedir. Ancak, mühürleme işlemi sadece karantina tedbirinin bir parçasıysa, gerçek içtima yerine fikri içtima değerlendirmesi yapılmalıdır.

Yoklukta Yargılama (CMK 195) Engeli

Mühür bozma suçunda (TCK 203) ceza "hapis veya adli para cezası" olarak seçenekli düzenlenmiştir. CMK m. 195 uyarınca, sanığın yokluğunda yargılama yapılabilmesi için suçun "yalnızca veya birlikte" adli para cezasını gerektirmesi lazımdır. Seçenekli cezalarda (hapis veya para cezası arasında hakimin takdiri olan durumlarda) sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz. TCK 195 suçu ise sadece hapis cezası öngördüğü için, bu maddede de sanığın sorgusunun yapılması savunma hakkının kısıtlanmaması adına elzemdir.

Adliye Pratiğinde Delil Toplama ve İspat Yükü

TCK 195 yargılamalarında en önemli delil, yetkili makamlarca düzenlenen "Denetim Tespit Tutanağı"dır. Bu tutanağın içeriği, sanığın tedbirlerden haberdar olup olmadığını ve ihlalin mahiyetini gösterir. Profesyonel hukukçular için bu tutanakların "maddi gerçeği" yansıtıp yansıtmadığı, imza sahiplerinin beyanları ile desteklenmelidir.

Ceza yargılamasında ispat araçlarını ve tutanakları temsil eden kompozisyon.

  1. Hıfzıssıhha Karar Defteri: Tedbirin yasal dayanağını gösteren asıl belgedir. Kararın suç tarihinde yürürlükte olup olmadığı buradan kontrol edilir.
  2. Tebliğ/İlan Belgeleri: Kararın sanığa tebliğ edilip edilmediği veya usulüne uygun ilan edilip edilmediği "kast" unsurunu belirler.
  3. Kolluk Tutanakları: İhlal anını (sanığın karantina bölgesinden çıktığı anı) belgeleyen kamera kayıtları veya tanık beyanları.
  4. Sağlık Raporları: Sanığın bulaşıcı hastalık taşıyıp taşımadığı veya "temaslı" statüsünde olup olmadığına dair sistem kayıtları.

Uygulama Notu: Mahkemeler genellikle "Hayat Eve Sığar" (HES) kodu veya benzeri merkezi sistem kayıtlarını delil olarak kabul etmektedir. Ancak bu kayıtların teknik olarak sanığın o anki konumunu %100 doğrulukla ispatlayıp ispatlayamayacağı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verileri ile çapraz kontrole tabi tutulmalıdır.

Tekerrür Hükümleri ve İnfaz Rejimi (TCK 58)

TCK 195 suçundan mahkûmiyet kurulurken, sanığın adli sicil kaydı incelenerek tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilir. Eğer sanık mükerrer ise, TCK 58/6-7 uyarınca cezası "mükerrerlere özgü infaz rejimine" göre çektirilir. Ancak, hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse, adli para cezaları için tekerrür hükümleri uygulanamaz.

"Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için TCK'nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının TCK'nun 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Yasaya aykırı... Hükmün tekerrür uygulamasına ilişkin fıkrasında bulunan 'cezanın' ifadesinin çıkarılarak yerine 'hapis cezasının' ifadesinin eklenmesi..."

Kaynak: 7. Ceza Dairesi 2018/8377 E. , 2019/195 K.

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2018/8377 E. , 2019/195 K.

Bu kural, sanığın hürriyetini bağlayıcı cezasının infazını doğrudan etkiler. Müdafilerin, kararda "hapis cezası" ve "adli para cezası" ayrımının tekerrür noktasında doğru yapılıp yapılmadığını denetlemesi, müvekkilin infaz koşulları açısından hayati öneme sahiptir.

Hak Yoksunlukları ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararları

TCK 53. maddesinde düzenlenen "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" tedbiri, kasten işlenen suçların doğal bir sonucudur. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 2015/85 sayılı kararı ile bu maddenin bazı kısımları iptal edilmiştir. Mahkemelerce kurulan hükümlerde, bu iptal kararının gözetilmesi ve hak yoksunluklarının sadece "hapis cezasının infazı süresince" uygulanacağına dikkat edilmelidir.

Eğer sanık hakkında hapis cezası yerine adli para cezasına hükmedilmişse, kural olarak TCK 53. maddesindeki hak yoksunlukları uygulanamaz. Zira TCK 53/1, bu haklardan yoksunluğu "hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu" olarak tanımlamıştır.

"Hükümlü hakkında tayin olunan 5 ay kısa süreli hapis cezasının, TCK.nun 50/1 ve 52/2 maddeleri uyarınca günlüğü 20 TL'den 3000 TL adli para cezasına çevrilmesine... sonuç olarak adli para cezasına hükmedildiğinden TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına..."

Kaynak: 8. Ceza Dairesi 2015/16014 E. , 2016/405 K.

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2015/16014 E. , 2016/405 K.

Kararın Kesinleşmesi ve Kanun Yararına Bozma Yolu

TCK 195 kapsamında verilen kararlar, ceza miktarı itibarıyla istinaf veya temyiz sınırının altında kalabilir. Özellikle doğrudan verilen adli para cezaları (3.000 TL ve altı) 6217 sayılı Kanun ile eklenen geçici maddeler gereği kesindir. Bu durumda, karardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için tek yol "Kanun Yararına Bozma" (CMK 309) müessesesidir.

Kanun yararına bozma yolunda, yerel mahkemenin kesinleşmiş kararındaki usul ve yasaya aykırılıklar Yargıtay ilgili dairesi tarafından incelenir. TCK 50/3'ün uygulanmaması veya mühür bozma suçu ile yapılan yanlış nitelemeler bu yolla sıklıkla bozulmaktadır. Uygulamada, sanık lehine olan bu olağanüstü kanun yoluna başvurmak için Adalet Bakanlığı'na talepte bulunulması gerekmektedir.

Etkin Pişmanlık (TCK 168) ve TCK 195 İlişkisi

TCK 168. maddesinde düzenlenen "Etkin Pişmanlık" hükümleri, kural olarak malvarlığına karşı suçlarda (hırsızlık, dolandırıcılık, mala zarar verme vb.) uygulama alanı bulur. TCK 195 "Kamu Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünde yer aldığı için, bu suç bakımından TCK 168'in doğrudan uygulanması mümkün değildir.

Ancak, fail tedbire aykırı davrandıktan sonra hatasını anlayıp derhal karantina bölgesine dönerse veya oluşabilecek zararı minimize edecek adımlar atarsa, bu durum TCK 62 (Takdiri İndirim) kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay, suçun tamamlanmasından sonraki süreci sanığın kişiliği ve sosyal durumu ile birlikte cezalandırma aşamasında dikkate almaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sadece maske takmadığım için TCK 195'ten ceza alabilir miyim? Hayır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel eğilimi, maske takmama, sosyal mesafe ihlali veya sokağa çıkma yasağını ihlal etme gibi genel önlemlerin TCK 195 kapsamına girmediği yönündedir. Bu eylemler Kabahatler Kanunu m. 32 (Emre aykırı davranış) veya Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca idari para cezasına tabidir. TCK 195 için spesifik bir kişinin "hastalığa yakalanmış/ölmüş olması" ve o mahalin karantinaya alınmış olması şarttır.

2. Karantina ihlali suçunda hapis cezası kesinlikle yatar mı? TCK 195'in cezası 2 ay ile 1 yıl arasındadır. Sanığın sabıkası yoksa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya hapis cezasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ayrıca, sanık 18 yaş altı veya 65 yaş üstü ise cezanın adli para cezasına çevrilmesi TCK 50/3 gereği zorunludur. Dolayısıyla, ilk kez bu suçu işleyen birinin fiilen cezaevine girmesi ihtimali düşüktür.

3. Hakkımda KYOK (takipsizlik) kararı verildi ama İl Sağlık Müdürlüğü itiraz etti, ne olur? Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli kararı uyarınca, İl Sağlık Müdürlükleri kamu sağlığına karşı işlenen bu suçun "doğrudan mağduru" değildir. Bu nedenle yaptıkları itirazlar usulden reddedilmelidir. Eğer Sulh Ceza Hakimliği bu itirazı kabul edip dava açılmasını istemişse, bu karar "Kanun Yararına Bozma" ile ortadan kaldırılabilir.

4. Karantina yurdundan kaçmak suç oluşturur mu? Evet. Yurt, "yetkili makamca belirlenmiş karantina bölgesi" niteliğindedir. Buradan izinsiz ayrılmak, TCK 195'teki "karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymamak" fiilini tam olarak karşılar.

Kaynakça

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/8377, Karar No: 2019/195
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/16014, Karar No: 2016/405
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/19675, Karar No: 2021/8307
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/8861, Karar No: 2024/26348

Yasal Uyarı: Bu makale, yayınlandığı tarihteki güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu metin, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Metindeki analizlerin doğrudan dava dilekçelerinde kullanılmasından doğacak sorumluluk kullanıcıya aittir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: