
TCK 193 Kapsamında Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçu: Normlar Yarışması ve Usul Hukuku Uygulamaları
TCK 193 uyarınca zehirli madde imal ve ticareti suçu, yaptırım alt sınırı ve Basit Yargılama Usulü kapsamındaki indirim oranlarıyla adliye pratiğinde kritik öneme sahiptir. Suç vasfının TCK 187 ile ayrıştırılması ve Sağlık Bakanlığı’nın müdahillik sıfatının reddi, savunma stratejilerinde ispat yükünü ve davanın akıbetini doğrudan etkiler.
TCK 193 Kapsamında Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçunda Maddi Unsur ve Tipiklik Analizi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 193. maddesi, zehirli maddelerin izinsiz olarak imal edilmesi, işlenmesi veya ticarete konu edilmesini "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümü altında müeyyideye bağlamaktadır. Suçun maddi unsuru, zehirli maddelerin yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde üretilmesi veya tedavül edilmesidir. Kanun koyucu, bu suç ile bireylerin sağlığını korumanın ötesinde, toplumun genel sağlık güvenliğini ve kamu düzenini korumayı amaçlamaktadır. Tipiklik bakımından failin, maddenin zehirli niteliğini bilmesi ve izinsiz bir eylem icra etmesi (kast) yeterlidir.
Zehirli madde kavramı, doktrinde ve uygulamada geniş yorumlanabilen bir terimdir. Ancak yargılama pratiğinde bu maddelerin kimyasal bileşimleri, insan sağlığı üzerindeki toksik etkileri ve devletin yetkili kurumları tarafından ruhsatlandırılmış olup olmadıkları temel kriterdir. Özellikle eczane dışında satışı yasak olan veya sadece tıbbi reçete ile ulaşılabilecek ürünlerin izinsiz satışı, sıklıkla TCK 193 kapsamında değerlendirilmektedir.
"Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 193. maddesinde sanığa isnat edilen “zehirli madde imal ve ticareti” suçu için temel ceza miktarının '2 aydan bir yıla kadar hapis cezası' olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan 'Basit Yargılama Usulü' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 'Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.' şeklindeki düzenlemeye... Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli... iptal kararı ile... basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; ... sanıklar lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi... gereği için dosyanın, 'Basit Yargılama Usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/5001 - Karar No: 2021/10852
Suçun Seçelik Hareketleri ve Failin Kastı
TCK 193/1 kapsamında "izinsiz olarak zehirli madde imal eden, işleyen veya ticaretini yapan" kişi cezalandırılır. Burada imal, sıfırdan bir madde üretmeyi; işleme, mevcut bir maddeyi formüle etmeyi; ticaret ise bu maddelerin kazanç amacıyla devredilmesini ifade eder.
Uygulama Notu: Maddenin Niteliğinin Tespiti
Adliye pratiğinde, ele geçirilen maddenin "zehirli" olup olmadığının tespiti için mutlaka toksikolojik analiz raporu alınmalıdır. Eğer söz konusu ürünler, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında kalan ilaçlar ise, suç vasfının TCK 187'ye kayma riski mevcuttur. Ancak bazı yargı kararlarında, "gripin" gibi ruhsata tabi ilaçların izinsiz satışının doğrudan TCK 193 kapsamında kaldığı kabul edilmektedir.
Basit Yargılama Usulünün Uygulanabilirliği ve 7188 Sayılı Kanun Sonrası Hukuki Durum
TCK 193. maddesinde düzenlenen zehirli madde imal ve ticareti suçu, hapis cezasının üst sınırı (bir yıl) itibarıyla 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinde tanımlanan "Basit Yargılama Usulü" kapsamındadır. Basit yargılama usulü, mahkemenin duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verebildiği ve mahkûmiyet halinde sonuç cezada 1/4 oranında indirim yapılmasını zorunlu kılan bir kurumdur.
Anayasa Mahkemesi'nin 2020/16 Esas sayılı iptal kararı sonrasında, kovuşturma aşamasına geçilmiş dahi olsa, üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren bu tip suçlarda sanık lehine olan bu usulün uygulanması emredici bir hal almıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, güncel kararlarında bu usulün uygulanmamasını "bozma" nedeni olarak kabul etmektedir.
"Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; 'mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında... sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, 'Basit Yargılama Usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/16994 - Karar No: 2021/3924
İptal Kararının Geriye Yürümesi ve Maddi Ceza Hukuku Etkisi
Editörün Notu: CMK 251/3 uyarınca yapılacak 1/4 oranındaki indirim, her ne kadar bir "usul" kuralı gibi görünse de, ceza miktarında doğrudan azalma sağladığı için maddi ceza hukukuna ilişkin bir sonuç doğurmaktadır. TCK 7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanacağı ilkesi gereği, suç tarihi ne olursa olsun, dosya henüz kesinleşmemişse bu indirimin uygulanması bir hak teşkil etmektedir.
Basit Yargılama Usulünde İtiraz ve Genel Hükümler
Basit yargılama sonucunda verilen hükme karşı taraflar itiraz edebilir. İtiraz üzerine mahkeme duruşma açar ve genel hükümlere göre yargılamaya devam eder. Ancak duruşma sonunda verilen mahkûmiyet kararı, basit yargılamadaki 1/4 indirimini ortadan kaldırabilir (istisnai haller dışında). Bu durum, profesyonel savunma stratejisinde risk analizi yapılmasını gerektirir.
Sağlık Bakanlığı ve Kamu Kurumlarının Davaya Katılma Hak ve Yetkisinin Sınırları
Zehirli madde imal ve ticareti suçu, 5237 sayılı TCK’nın "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünde yer aldığı için, bu suçun mağduru toplumun tamamıdır. Dolayısıyla suçtan "doğrudan" zarar görmeyen Sağlık Bakanlığı veya İl Sağlık Müdürlüklerinin, CMK 237 ve devamı maddeleri uyarınca kamu davasına katılma hakkı bulunmamaktadır.
Adliye pratiğinde yerel mahkemeler bazen yanılgılı bir biçimde Sağlık Bakanlığı'nı katılan (müdahil) olarak kabul edip, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmetmektedir. Ancak Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları, bu suçun niteliği gereği Bakanlığın katılma yetkisinin olmadığını vurgular.
"Zehirli madde imal ve ticareti suçundan doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının bu suçlarla ilgili davalara katılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden sanıklar ... aleyhine, Sağlık Bakanlığının lehine vekalet ücretine hükmedilmesi... bozmayı gerektirmiş..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/5001 - Karar No: 2021/10852
Vekalet Ücreti ve Usul Ekonomisi Bakımından Sonuçlar
Bakanlığın davaya katılmasına karar verilmiş olsa dahi, bu durum hükmün esasını etkilemese de vekalet ücreti noktasında ciddi bir hukuki aykırılık teşkil eder. Temyiz aşamasında bu husus, hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına veya doğrudan bozulmasına yol açar. Profesyonel hukukçular için bu detay, infaz aşamasında sanığa yükletilen mali külfetin kaldırılması adına kritiktir.
"Zehirli madde imal ve ticareti suçundan doğrudan zarar görmeyen ... İl Sağlık Müdürlüğünün kamu adına davaya katılma hak ve yetkisi bulunmadığı halde, yerel mahkemece yanılgılı biçimde davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/21322 - Karar No: 2021/7669
Suç Vasıflandırmasında Hata ve TCK 187 ile TCK 193 Arasındaki Normlar Yarışması
Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, sanığın eyleminin TCK 187 (Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma) mi yoksa TCK 193 (Zehirli madde imal ve ticareti) mi oluşturduğudur. İki madde arasındaki temel fark, suçun konusunu oluşturan maddenin niteliğidir.
TCK 187'deki suç tipi, "ilaç" niteliğindeki maddelerin hayatı ve sağlığı tehlikeye sokacak şekilde üretilmesini veya satılmasını cezalandırır. TCK 193 ise daha geniş bir kavram olan "zehirli madde" üzerine kurgulanmıştır. Yargıtay, suç vasfının tayininde maddenin tıbbi bir amaçla mı yoksa safi bir toksik etki yaratmak amacıyla mı bulundurulduğuna odaklanır.
Suç Vasıflarının Karşılaştırmalı Analizi
| Kriter | TCK 187 (İlaç Yapma/Satma) | TCK 193 (Zehirli Madde) |
|---|---|---|
| Suçun Konusu | Tıbbi amaçlı ilaçlar ve müstahzarlar | Zehirli nitelikteki her türlü madde |
| Hapis Cezası | 1 yıldan 5 yıla kadar hapis | 2 aydan 1 yıla kadar hapis |
| Özel Durum | Tabip veya eczacı tarafından işlenmesi (artırım) | İzinsiz imal ve ticaret |
| Yargılama Usulü | Genel Yargılama Usulü | Basit Yargılama Usulü (üst sınır < 2 yıl) |
Yargıtay'ın Vasıf Değişikliği Yaklaşımı
Özellikle "ilaç" formundaki maddelerin izinsiz satışı söz konusu olduğunda, mahkemeler TCK 193 yerine TCK 187'den hüküm kurabilmektedir. Ancak Yargıtay, eylemin niteliği ilaç satışına giriyorsa TCK 193 üzerinden verilen mahkûmiyet kararlarını vasıf hatası nedeniyle bozmaktadır.
"Sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı TCK’nın 187/1. maddesinde düzenlenen kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfı yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/18170 - Karar No: 2021/11542
Bilirkişi İncelemesi ve Maddenin Zehirli Nitelik Taşıyıp Taşımadığına Dair İspat Rejimi
Ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği, ele geçirilen maddenin TCK 193 kapsamında olup olmadığının teknik olarak ispatlanması zorunludur. Her ne kadar bazı kararlarda (Örn: Gripin vakaları) kurum yazıları yeterli görülse de, karmaşık kimyasal içeriklerde Adli Tıp Kurumu veya ihtisas sahibi laboratuvarlardan rapor alınması esastır.
İspat rejimi açısından maddenin sadece ele geçirilmiş olması yeterli değildir; bu maddenin "zehirli" olduğu, yani normal kullanım koşullarında veya belirli bir dozun üzerinde insan organizması için hayati risk taşıdığı bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
Uzman Kuruluş Görüşlerinin Delil Değeri
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) denetleme talimatları ve bu kurumdan gelen cevap yazıları, davanın temel delilini oluşturur. Eğer kurum, söz konusu maddenin 6197 sayılı Kanun kapsamında olduğunu ve sadece eczanelerde satılabileceğini belirtmişse, mahkemeler genellikle ek bilirkişi raporuna ihtiyaç duymamaktadır.
"...görevlilerince yapılan denetleme sonucu ele geçirilen ve tutanakla teslim alınan ilaçların ... Eczacılık ve Tıbbi Cihaz Şube Müdürlüğünün 15.04.2015 tarihli yazısı ile 6197 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği anlaşıldığından ayrıca bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/11361 - Karar No: 2022/5593
Adli Para Cezası Uygulaması ve Hapis Cezasıyla Seçenek Yaptırımların İlişkisi
TCK 193/1 maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezası, kısa süreli hapis cezası niteliğindedir (bir yıl veya daha az). Bu durum, TCK 50. maddesi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine olanak tanır. Özellikle sanığın sabıkasız olması ve dosyadaki pişmanlık emareleri, mahkemelerin bu yolu tercih etmesini sağlar.
Ancak adli para cezasına çevirme işleminde gün sayısının belirlenmesi ve günlüğü 20 TL ile 100 TL arasındaki takdir yetkisinin kullanımı sırasında hesap hataları yapılabilmektedir. Yargıtay, bu tip hesap hatalarını "kazanılmış hak" çerçevesinde titizlikle denetlemektedir.
"İstanbul 63. Asliye Ceza Mahkemesinin... kararı ile sanık hakkında zehirli madde imal ve ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 193 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir... [Ancak] Basit Yargılama Usulü yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması [nedeniyle bozulmuştur]."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/20233 - Karar No: 2023/3039
Hesap Hataları ve Kazanılmış Hak
Editörün Notu: Mahkeme hapis cezasını adli para cezasına çevirirken matematiksel bir hata yaparak sanığa fazla ceza tayin ederse, bu durum bozma nedenidir. Ancak aleyhe temyiz yoksa, Yargıtay bozma ilamında sanığın kazanılmış hakkını saklı tutarak cezanın infaz edilecek miktarını belirler. Bu, özellikle TCK 141-142 gibi diğer suç tipleriyle birleşen dosyalarda daha fazla karşımıza çıkar.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Şahsi Cezasızlık Sebepleri
TCK 193 kapsamında verilen cezalar genellikle 2 yılın altında kaldığı için CMK 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi uygulama alanı bulur. HAGB kararı verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, zararı gidermiş olması (varsa) ve mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat edinmesi gerekir.
HAGB kararları özü itibarıyla bir mahkûmiyet hükmü olmadığından, 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşmesi sonucunu doğurur. Uygulamada sanık müdafiileri, "Basit Yargılama Usulü" ile birlikte HAGB'nin de değerlendirilmesini talep etmektedir.
"Zehirli madde imal ve ticareti suçu bakımından ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar... Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu... itiraz reddedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği anlaşılmakla..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/9748 - Karar No: 2019/6704
HAGB'ye İtiraz ve Temyiz Ayrımı
CMK 231/12 uyarınca HAGB kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemez; sadece "itiraz" yolu açıktır. İtiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesi, kararı hem usul hem de esas yönünden inceler. İtirazın reddi halinde karar kesinleşir. Bu usul detayı, davanın Yargıtay'a taşınamayacağı durumları belirlemesi açısından hayatidir.
Taksirle Yaralama ve Zehirli Madde Suçlarının Birleşmesi (Fikri İçtima Tartışmaları)
Zehirli bir maddenin ticareti veya imalı sırasında bir başkasının yaralanması söz konusu olduğunda, ortada birden fazla suçun oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır. TCK 44. maddesi uyarınca "işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır" hükmü (fikri içtima) gündeme gelebilir.
Ancak yargılama pratiğinde genellikle "taksirle yaralama" suçu ile "zehirli madde imal ve ticareti" suçu birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmekte veya vasıflandırma hatasına düşülmektedir. Eğer yaralanma eylemi, zehirli maddenin tüketilmesi sonucu oluşmuşsa, somut olayın özelliklerine göre "olası kast" veya "bilinçli taksir" tartışmaları dahi yürütülebilir.
Davaların Ayrılması ve Birleştirilmesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin kararlarında görüldüğü üzere, aynı olay sebebiyle hem taksirle yaralama hem de zehirli madde suçundan dava açılabilir. Mahkeme her iki suç için ayrı ayrı hüküm kurmakla mükelleftir. Taksirle yaralama yönünden beraat kararı verilirken, zehirli madde yönünden mahkûmiyet veya HAGB kararı verilmesi hukuken mümkündür.
Müsadere Kurumu: TCK 54 ve TCK 55/1 Maddelerinin Uygulama Alanları
Zehirli madde suçlarında, suçun konusunu oluşturan maddelerin (eşyanın) ve bu suçtan elde edilen kazancın (menfaatin) devlete geçirilmesi "müsadere" olarak tanımlanır. Bu noktada iki farklı müsadere tipi mevcuttur: Eşya müsaderesi (TCK 54) ve Kazanç müsaderesi (TCK 55).
Yargıtay, özellikle rüşvet veya ticaret içeren suçlarda ele geçirilen paranın "eşya" değil, "kazanç" niteliğinde olduğunu belirterek, müsaderenin TCK 55/1 üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Yanlış madde üzerinden müsadere kararı verilmesi, hükmün düzeltilerek onanmasını gerektiren bir bozma nedenidir.
"Rüşvet teklifine konu paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması nedeniyle TCK'nın 55/1. maddesine göre müsaderesi yerine aynı Kanunun 54. maddesine göre müsaderesine karar verilmesi... kanuna aykırı, ... ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11548 - Karar No: 2018/9255
Zehirli Maddelerin İmhası ve Usulü
Müsadere edilen zehirli maddeler, kamu sağlığı için risk teşkil ettikleri takdirde, TCK 54/4 uyarınca derhal imha edilir veya ilgili kamu kurumuna devredilir. Mahkeme kararında, eşyanın iadesine veya imhasına dair net bir hüküm kurulmaması eksiklik teşkil eder.
Tekerrür Hükümleri ve İnfaz Rejiminde Mükerrirlere Özgü Düzenlemeler
Sanığın daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyetinin bulunması halinde, TCK 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanır. Bu durum, sanığın cezasının "mükerrirlere özgü infaz rejimi"ne göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yol açar.
Tekerrür uygulaması için önceki hükmün kesinleşmiş olması ve belirli sürelerin (3 yıl veya 5 yıl) geçmemiş olması şarttır. Yargıtay, birden fazla ilamın tekerrüre esas alınmasını infazda tereddüt yaratabileceği gerekçesiyle eleştirmekte ve en ağır cezayı içeren ilamın esas alınması gerektiğini belirtmektedir.
"Adli sicil kaydında yer alan ve en ağır cezayı içeren ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... ilamı yerine infazda tereddüde neden olacak biçimde birden fazla ilamın tekerrüre esas alınması... cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının kararda gösterilmemesi... kanuna aykırı..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11548 - Karar No: 2018/9255
Kabahatler Kanunu m. 40 Kapsamında Kimlik Bildirmeme ve İdari Yaptırım Dönüşümü
Zehirli madde ticareti şüphesiyle yapılan kolluk denetimlerinde, sanığın kimlik bilgilerini gizlemesi veya başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması (TCK 268 - İftira) sıklıkla karşılaşılan bir yan suçtur. Ancak Yargıtay, hakkında somut bir soruşturma bulunmayan kişinin sadece kimlik sorma sırasında yanlış beyanda bulunmasını TCK kapsamında bir suç değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 40 kapsamında bir "kabahat" olarak değerlendirebilmektedir.
Eylemin kabahat niteliğinde olduğu durumlarda, ceza mahkemesi mahkûmiyet yerine idari para cezasına hükmetmeli veya zamanaşımı gerçekleşmişse para cezası verilmesine yer olmadığına karar vermelidir.
"Görevli polis memurlarının kimlik sorgulaması yapmak üzere bir ticari takside yolculuk yapan sanıktan kimlik istediklerinde sanığın, aranması olması nedeniyle üzerinde taşıdığı ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz etmesi şeklindeki eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinde düzenlenen kabahat niteliğinde olduğu..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11548 - Karar No: 2018/9255
Savunma Stratejisi: İsnat Edilen Maddenin Tıbbi Ürün Niteliği ve 6197 Sayılı Kanun İlişkisi
Savunma tarafı için en güçlü argümanlardan biri, dükkanda veya kişide bulunan maddelerin "zehir" değil, halk sağlığında yaygın kullanılan "ilaç" niteliğinde olduğu ve eylemin en fazla idari bir ihlal (eczanede satılmaması gereken ürünün bakkalda satılması gibi) teşkil ettiğidir. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun, ilaç satış yetkisini münhasıran eczacılara vermiştir.
Ancak bu kanuna aykırılık her zaman TCK 193 anlamında bir suç oluşturmayabilir. Eğer satılan madde, Sağlık Bakanlığı tarafından "zehirli madde" listesine alınmamışsa ve kişilerin hayatını tehlikeye sokacak bir nitelik arz etmiyorsa, suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerekir.
İspat Yükü ve Şüpheden Faydalanma
Editörün Notu: Maddenin niteliğine dair kurumsal raporlar (TİTCK yazıları) davanın seyrini belirler. Eğer kurum raporu çelişkiliyse veya genel geçer ifadeler içeriyorsa, savunma makamı mutlaka üniversitelerin toksikoloji ana bilim dallarından uzman mütalaası (CMK 67/6) alarak mahkemeye sunmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Eczane dışında ağrı kesici (Gripin vb.) satmak TCK 193 suçunu oluşturur mu? Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, Sağlık Bakanlığı tarafından sadece eczanelerde satılmasına izin verilen ilaçların izinsiz olarak market veya bakkallarda satılması, TCK 193 kapsamında zehirli madde ticareti suçunu oluşturabilmektedir. Ancak suçun oluşması için maddenin niteliğinin 6197 sayılı Kanun kapsamında olduğunun kurumsal raporla tespiti şarttır.
2. Sağlık Bakanlığı bu davalarda vekalet ücreti alabilir mi? Hayır. Yargıtay'ın güncel kararları uyarınca, zehirli madde imal ve ticareti suçu "kamu sağlığına karşı" bir suç olup, Sağlık Bakanlığı bu suçtan doğrudan zarar gören sıfatına haiz değildir. Bu nedenle davaya müdahil (katılan) sıfatıyla kabul edilseler dahi lehlerine vekalet ücretine hükmedilemez.
3. TCK 193 suçunda Basit Yargılama Usulü uygulanmak zorunda mıdır? Evet. Suçun hapis cezası üst sınırı bir yıl olduğu için, CMK 251 uyarınca basit yargılama usulü uygulanması yasal bir zorunluluktur. Bu usulün uygulanması durumunda sanığa verilecek cezadan 1/4 oranında indirim yapılması emredici bir kuraldır.
4. Ele geçirilen maddelerin imha edilmesi zorunlu mudur? Eğer maddeler TCK 54/4 uyarınca "üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya" niteliğindeyse veya kamu sağlığı için tehlike arz ediyorsa müsadere edilerek imha edilmesine karar verilir. Ancak her müsadere eşyanın yok edilmesi anlamına gelmez; bazı durumlarda eşyanın mülkiyeti kamuya geçirilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu
- 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/5001, Karar No: 2021/10852
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/16994, Karar No: 2021/3924
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/21322, Karar No: 2021/7669
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/9748, Karar No: 2019/6704
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/11361, Karar No: 2022/5593
- Anayasa Mahkemesi, 25/06/2020 tarih, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı İptal Kararı
Yasal Uyarı: Bu makale, zehirli madde imal ve ticareti suçu (TCK 193) hakkında güncel yargı kararları ve mevzuat ışığında hazırlanmış teknik bir incelemedir. İçerik genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, failin kastı, maddenin niteliği vb.) davanın sonucunu değiştirebilir. Profesyonel bir hukuki yardım alınmadan bu metne dayanarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.