Uyuşturucu Kullanma Suçlarında Denetimli Serbestlik ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Rejimi
Uyuşturucu SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Uyuşturucu Kullanma Suçlarında Denetimli Serbestlik ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Rejimi

TCK 191 kapsamında uyuşturucu kullanma suçlarında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbirleri, ceza yargılamasında birer kovuşturma şartı olarak kurgulanmıştır. Beş yıllık erteleme süresi zarfında yükümlülüklere "ısrar" derecesinde aykırılık veya yeniden suç işlenmesi hallerinde davanın açılması gündeme gelmektedir.

TCK 191 Kapsamında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ve Denetimli Serbestlik Rejimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurma suçları için klasik hapis cezası rejiminden farklı, rehabilitasyon odaklı bir denetim mekanizması öngörmektedir. 6545 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklikler neticesinde, bu suç tipinde Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle ertelemesi yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bu erteleme kararı, CMK m. 171’deki genel şartlardan bağımsız olarak, suçun sübutuna dair yeterli şüphe bulunması halinde doğrudan uygulanır.

Erteleme kararı ile birlikte şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilir. Bu süreçte kişinin uyuşturucu maddeden arınması ve topluma kazandırılması amaçlanır. Ancak bu beş yıllık süre, sadece denetimli serbestlik yükümlülüklerinin infazı için değil, aynı zamanda kişinin yeni bir ihlal gerçekleştirmemesi gereken bir "izleme" dönemidir. Yargıtay içtihatları, denetimli serbestlik süresinin bitmiş olmasının davanın açılmasını engellemediğini, beş yıllık erteleme süresi içinde gerçekleşen her türlü ihlalin davanın açılmasına sebebiyet verebileceğini netleştirmiştir.

"Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, öncelikle erteleme kararı verilmesi zorunlu olup, şüpheli hakkında dava açılmasının ancak dördüncü fıkrada belirtilen ihlâllerden birisinin gerçekleşmesi halinde mümkün olacağı, yani bu hususun bir kovuşturma şartı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik/tedavi tedbirinin uygulanmasına dair kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliği ve yasal itiraz süresinin geçirilmesi ile kesinleşmesinden sonra, sanığın, erteleme süresi içerisinde TCK 191/1. maddesi kapsamında yeni bir suç işlemesi kamu davası açılması için yeterli olup, denetimli serbestlik tedbirine makul süre içinde başlanması gerekliliği Kanun'da düzenlenmediği gibi Dairemizin yerleşik içtihatlarında da böyle bir gereklilik öngörülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2025/565 - Karar No: 2025/1529

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2025/565 E. , 2025/1529 K.

Cumhuriyet Savcısının Takdir Yetkisi ve Denetimli Serbestlik Kararının Mecburiyeti

TCK m. 191/2 ve 191/3 hükümleri uyarınca, uyuşturucu kullanma suçuna ilişkin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının takdir yetkisi sınırlıdır. Savcı, suçun unsurlarının oluştuğuna kanaat getirdiğinde beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine (KADEK) karar vermek zorundadır. Bu karar ile eş zamanlı olarak, bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması da kanuni bir mecburiyettir. Uygulamada "denetimli serbestlik verilip verilmemesi" konusunda bir savcılık takdiri bulunmamaktadır.

Savcılık makamı ve denetimli serbestlik dosyalarının infaz hazırlığını temsil eden görsel.

Takdir yetkisinin asıl uygulama alanı, denetimli serbestlik tedbirinin yanı sıra kişinin "tedaviye" tabi tutulup tutulmayacağı noktasındadır. Savcı, dosya kapsamındaki sosyal inceleme raporları veya şüphelinin madde bağımlılığı durumuna göre bir tedavi sürecine gerek duyup duymadığına karar verir. Denetimli serbestlik süresi, Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık periyotlarla en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Bu uzatma yetkisi, kişinin denetim süresindeki tutumuna göre şekillenir.

"Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verirken belirlenen beş yıllık süre içerisinde kişi hakkında bir yıl denetimli serbestlik tedbirine karar vermek zorundadır. Bu hususta takdir hakkı yoktur. Gerekli gördüğü takdirde tedavi tedbirine karar verebilir. Bu hususta Cumhuriyet savcısının takdir hakkı bulunmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/20058 - Karar No: 2021/7041

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2020/20058 E. , 2021/7041 K.

Denetimli Serbestlik Süresinin Uzatılması ve Takdir Kriterleri

Savcılık, denetimli serbestlik uzmanlarından gelen raporlar doğrultusunda, bir yıllık asgari sürenin kişinin rehabilitasyonu için yetersiz olduğuna kanaat getirirse, bu süreyi üçer aylık dilimlerle toplamda bir yıl daha uzatabilir. Bu uzatma kararında; yükümlünün görüşmelere katılım düzeni, idrar tahlili sonuçlarının seyri ve vaka sorumlusunun gözlemleri belirleyici rol oynar.

Tedavi Tedbirine İlişkin Savcılık Kararı

Tedavi, denetimli serbestliğin ayrılmaz bir parçası olabileceği gibi, sadece rehberlik çalışmalarıyla yetinilmesi de mümkündür. Eğer şüphelinin ileri derecede bağımlılığı söz konusuysa, savcı TCK m. 191/3 uyarınca sağlık kurumlarında tedavi edilmesine karar verir. Bu aşamada verilen karar, şüpheli için uyulması zorunlu bir yükümlülük halini alır.

Denetimli Serbestlik Tedbirinin İnfazı ve Vaka Sorumlusunun Rolü

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 71 uyarınca, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı titiz bir usul takibine bağlıdır. Kararın kesinleşmesini müteakip dosya, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderilir. Burada görevli vaka sorumlusu, yükümlünün programa uyumunu denetleyen en kritik figürdür. İnfaz süreci, yükümlünün müdürlüğe yaptığı başvurudan itibaren başlar ve genellikle bireysel görüşmeler, grup çalışmaları ve habersiz idrar tahlillerinden oluşur.

Denetimli serbestlik müdürlüğündeki vaka yönetim sürecini simgeleyen editoryal görsel.

Yönetmelik uyarınca, yükümlünün uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için yılda en az bir kez habersiz olarak sağlık kurumuna sevki zorunludur. Müdürlük, şüphe duyduğu durumlarda bu tahlil sayısını artırma yetkisine sahiptir. Bu tahlillerden kaçınmak veya tahlil sonucunun pozitif çıkması, denetim serbestlik yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelir.

"Denetimli serbestlik süresi içinde yükümlünün yılda en az bir kez habersiz olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi için sağlık kurumuna sevki yapılır. Müdürlüğün gerekli gördüğü hâllerde sevk sayısı artırılabilir. Vaka sorumlusu, yükümlünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi için aynı gün yükümlünün ilgili sağlık kurumuna sevk işlemlerini başlatır ve yükümlüye aynı gün ya da en geç bir sonraki iş günü mesai saatleri içinde ilgili sağlık kurumuna başvurması gerektiğini tebliğ eder."

Kaynak: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 71/7

Belgeyi Gör: DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ

Yükümlülüklere Aykırılıkta "Israr" Şartı ve Yargıtay'ın Katı Denetimi

TCK m. 191/4-a bendinde belirtilen yükümlülüklere "uygun davranmamakta ısrar etme" kavramı, adliye pratiğinde en çok uyuşmazlığın yaşandığı alanlardan biridir. Kanun koyucu, davanın açılabilmesi için basit bir devamsızlığı yeterli görmemiş, kişinin denetim sürecine karşı direnç gösterdiğini kanıtlayan "ısrar" şartını aramıştır. Bir görüşmeyi kaçıran veya tahlile geç giden şüpheli hakkında doğrudan kamu davası açılması, Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.

Israrın oluşabilmesi için yükümlüye, kural ihlali sonrası usulüne uygun bir ihtarname gönderilmesi ve bu ihtara rağmen ihlalin tekrarlanması gerekir. İhtarname, şüphelinin bir sonraki ihlalinde dosyasının kapatılacağını ve hakkında kamu davası açılacağını açıkça içermelidir.

"Sanığa ... Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 05.09.2013 tarihli davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; bu davetten sonra sanığın denetime başladığı, sanığın 21.11.2013 tarihli görüşmeye katılmaması üzerine, sanığa ... Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından 06.12.2013 tarihli uyarının tebliğ edilerek ihtarda bulunulduğu; sanığın uyarıdan sonra iki görüşmeye katıldığı ancak 14.03.2014 tarihli görüşmesine katılmaması üzerine, sanığa yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmadan dosyasının kapatıldığının anlaşılması karşısında; ilk uyarıdan sonra da denetimli serbestlik tedbiri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan sanığın, '14.03.2014 tarihinde görüşmesine gelmemesinin' kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi [bozmayı gerektirir]."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/6753 - Karar No: 2021/9526

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2019/6753 E. , 2021/9526 K.

Erteleme Süresi İçinde Yeniden Suç İşleme (TCK 191/5) ve Hukuki Sonuçları

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi (5 yıl) içinde şüphelinin yeniden uyuşturucu madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması veya kullanması, TCK m. 191/4-b ve c uyarınca erteleme kararının ihlali sayılır. Bu durumda en kritik hukuki düzenleme TCK m. 191/5'tir. Bu maddeye göre, erteleme süresi içindeki yeni suç eylemi "ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamaz".

Bunun anlamı şudur: Kişi erteleme süresinde yeniden uyuşturucu ile yakalanırsa, bu yeni eylem için yeni bir dava açılmaz; ancak ilk eylemden dolayı ertelenmiş olan dava açılır. İkinci eylem, ilk erteleme kararının "ihlali" olarak dosyaya dahil edilir. Bu kural, mükerrer cezalandırmayı önlemeyi ve kişiyi tek bir dosya üzerinden rehabilite etmeyi amaçlar. Ancak davanın açılmasından sonra işlenen suçlar için TCK m. 191/6 uyarınca yeni bir erteleme kararı verilemez.

"TCK'nın 191/5. maddesine göre, erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılacak ve bu eylem ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacaktır."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/14732 - Karar No: 2021/3967

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2020/14732 E. , 2021/3967 K.

KADEK Süreci ve İhlal Hallerinin Karşılaştırılması

Aşağıdaki tablo, TCK 191 kapsamındaki erteleme sürecinde karşılaşılan ihlal türlerini ve yargısal sonuçlarını özetlemektedir:

Uyuşturucu suçları KADEK ve denetimli serbestlik infaz süreci akış şeması görseli.

İhlal Türü Hukuki Dayanak Gerekli Şart Yargısal Sonuç
Yükümlülüğe Aykırılık TCK 191/4-a Usulüne uygun ihtar ve ihlalin tekrarı (Israr) Erteleme kaldırılır, kamu davası açılır.
Tedavi Reddi TCK 191/4-a Tedaviye başlamamak veya devam etmemek Erteleme kaldırılır, kamu davası açılır.
Yeniden Suç İşleme TCK 191/4-b, c 5 yıllık süre içinde yakalanma İlk suçtan dava açılır; yeni suç ihlal sayılır.
Hüküm Sonrası İhlal TCK 191/6 Davanın açılmasından sonra suç işleme Artık erteleme kararı verilemez; yargılama sürer.

Beş Yıllık Erteleme Süresinin Tamamlanması ve KYOK Kararı

TCK m. 191/7 uyarınca, şüpheli beş yıllık erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranır ve yeni bir uyuşturucu suçu işlemezse, hakkında "Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı" (KYOK) verilir. Bu karar, dosyanın nihai olarak kapanması anlamına gelir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, denetimli serbestlik tedbirinin genellikle bir yıl sürmesine rağmen, dosyanın kapanması için beş yılın dolmasının beklenmesi zorunluluğudur.

Editörün Notu: Bir yıllık denetim süresini başarıyla bitiren yükümlüler, genellikle dosyalarının hemen kapandığını zannetmektedir. Oysa denetim bittikten sonra kalan dört yıllık sürede yeni bir suç işlenirse, yine ilk suçtan dolayı dava açılabilmektedir. Yargıtay, beş yıl dolmadan verilen düşme veya KYOK kararlarını kanun yararına bozma konusu yapmaktadır.

"Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Şeklindeki düzenlemesinin yorumlanmasından... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenme süresi, yükümlülüklerini getirmeyenler için öngörülmüş değildir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4548 - Karar No: 2024/166

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2021/4548 E. , 2024/166 K.

Etkin Pişmanlık Kurumu ve TCK 192 Uygulaması

Uyuşturucu madde kullanma suçlarında denetimli serbestlik süreci devam ederken veya yakalanma anında şüphelinin göstereceği iş birliği, cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabilir. TCK m. 192/2 uyarınca, kullanmak için madde bulunduran kişi, resmi makamlar haber almadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirerek suçluların yakalanmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.

Eğer suç haber alındıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce suç ortaklarının yakalanmasına veya suçun ortaya çıkmasına hizmet edilirse (TCK 192/3), verilecek cezada dörtte birden yarısına kadar indirim yapılır. Uygulamada, denetimli serbestlik aşamasında verilen bu tarz bilgiler, erteleme kararının ihlal edilmesi riskine karşı bir koruma kalkanı oluşturabilmektedir.

"Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz."

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192/2

Belgeyi Gör: TÜRK CEZA KANUNU

Basit Yargılama Usulü ve AYM İptal Kararlarının Denetimli Serbestliğe Etkisi

7188 sayılı Kanun ile getirilen "Basit Yargılama Usulü", üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda mahkemeye dosya üzerinden karar verme yetkisi tanımıştır. TCK 191/1 kapsamındaki suçun alt sınırı iki yıl olduğu için, denetimli serbestlik ihlali sonrası açılan davalarda bu usulün uygulanıp uygulanmayacağı tartışma konusu olmuştur.

Anayasa Mahkemesi'nin 2020/33 sayılı kararı ile basit yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalar yönünden getirilen kısıtlamalar iptal edilmiştir. Eğer basit yargılama usulü uygulanırsa, sanığa verilecek cezada 1/4 oranında indirim yapılması zorunludur. Bu durum, denetimli serbestlik ihlali nedeniyle yargılanan sanıklar için maddi ceza hukuku anlamında lehe bir durum teşkil eder.

"Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli... iptal kararı ile... basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; 'mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3.fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında... sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi... zorunluluk bulunması [bozmayı gerektirir]."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/6753 - Karar No: 2021/9526

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2019/6753 E. , 2021/9526 K.

Okul ve Hastane Çevresinde İşlenen Suçlarda Artırım Maddesi

TCK m. 191/10 uyarınca, uyuşturucu kullanma veya bulundurma fiillerinin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi sosyal amaçlı toplu bulunulan binalara 200 metreden yakın mesafe içinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu ağırlaştırıcı neden, sadece hapis cezasını değil, denetimli serbestlik sürecinin ihlali halinde açılacak kamu davasındaki ceza miktarını da doğrudan etkiler.

Bu gibi durumlarda, Cumhuriyet savcısı KADEK kararı verirken bu artırım maddesini de dikkate alarak sevk maddelerini belirler. Eğer şüpheli denetim yükümlülüğünü ihlal ederse, mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak veya doğrudan bu artırım uygulanarak ceza tayin edilir. 200 metre kuralının tespiti, genellikle olay yeri görgü tespit tutanakları veya bilirkişi ölçümleriyle yapılır.

Kamu Davasının Açılmasından Sonra Denetimli Serbestlik Kararı Verilebilir mi?

Mevzuatın sistematiği uyarınca, kural olarak denetimli serbestlik ve KADEK kararı soruşturma aşamasında savcılıkça verilir. Ancak bazı durumlarda, uyuşturucu ticareti (TCK 188) suçundan açılan bir davada, mahkeme eylemin aslında uyuşturucu kullanma (TCK 191) suçu olduğuna kanaat getirebilir. Bu durumda mahkeme, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kapsamında denetimli serbestlik kararı verebilir.

TCK m. 191/8 uyarınca, ticaret suçundan yapılan yargılamada suç vasfının kullanma suçuna dönüştüğü anlaşılırsa, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde HAGB kararı verilir. Bu durumda sanık, mahkemece belirlenen denetim süresine tabi tutulur. Bu süreçteki ihlal halleri, savcılıktaki erteleme ihlalleri ile benzer sonuçlar doğurur.

"TCK'nın 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir."

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 191/8

Belgeyi Gör: TÜRK CEZA KANUNU

Adliye Pratiğinde Denetimli Serbestlik İhlallerine Karşı Savunma Stratejisi

Uygulama Notu: Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından "dosya kapatma" kararı verilmeden önce, yükümlünün mutlaka geçerli bir mazeretinin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Avukatların bu aşamada yapması gerekenler; hastane raporları, ulaşım engelleri veya tebligat usulsüzlüklerini ivedilikle savcılığa veya mahkemeye sunmaktır.

  • Tebligat Kontrolü: İhtarname veya davetiyenin yükümlüye bizzat mı yoksa 7201 sayılı Kanun uyarınca mı tebliğ edildiği incelenmelidir. Usulsüz tebligat, "ısrar" şartının oluşmasını engeller.
  • İdrar Analizi İtirazları: Pozitif çıkan tahlil sonuçlarında, kullanılan tıbbi ilaçların veya çevresel maruziyetin (pasif içicilik) etkisi savunma konusu yapılmalıdır. Gerekirse Adli Tıp Kurumu’ndan ek rapor talep edilmelidir.
  • Israr Unsurunun Çürütülmesi: Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca, tek bir mazeretsiz devamsızlık ihlal için yeterli değildir. Kişinin genel olarak programa uyum sağladığı, ancak münferit bir olay nedeniyle aksama yaşadığı ispatlanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Denetimli serbestlik kapsamında yapılan idrar tahlili sonucu pozitif çıkarsa ne olur? İdrar tahlilinin pozitif çıkması, TCK m. 191/4-c uyarınca uyuşturucu madde kullanma yasağının ihlali anlamına gelir. Bu durum, "ısrar" şartı aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına ve hakkınızda kamu davası açılmasına neden olur.

2. 5 yıllık erteleme süresi dolmadan denetimli serbestlik dosyam kapandı, bu ne anlama gelir? Genellikle denetimli serbestlik müdürlüğü nezdindeki bir yıllık "yükümlülük" süresini bitirdiğinizde dosya infaz edilmiş sayılarak savcılığa gönderilir. Ancak bu, davanın tamamen kapandığı anlamına gelmez. Kalan 4 yıl boyunca yeni bir uyuşturucu suçu işlemeniz halinde, ilk suçunuzdan dolayı dava açılabilir. 5 yılın sonunda savcılık otomatik olarak KYOK kararı verecektir.

3. Erteleme süresi içinde alkol kullanmak denetimli serbestliği bozar mı? TCK m. 191/4-c maddesi "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma" halini ihlal saymıştır. Alkol kullanımı, özel bir adli kontrol şartı (alkol yasağı) getirilmediği sürece uyuşturucu kullanma suçundan verilen denetimli serbestliği bozmaz. Ancak alkolün etkisiyle başka bir suç işlenmesi genel kurallar çerçevesinde değerlendirilir.

4. Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle dava açıldığında hapis cezası kesinleşir mi? Hayır, dava açılması mahkumiyet anlamına gelmez. Mahkeme aşamasında usulüne uygun ihbar yapılıp yapılmadığı, "ısrar" şartının oluşup oluşmadığı ve delillerin sıhhati tartışılır. Mahkeme, şartları varsa sanığın beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına veya hapis cezasına karar verebilir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/20058, Karar No: 2021/7041.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/6753, Karar No: 2021/9526.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2025/565, Karar No: 2025/1529.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4548, Karar No: 2024/166.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı, E. 2017/170, K. 2018/77.

Yasal Uyarı: Bu makale 04.03.2026 tarihindeki güncel mevzuat ve yargı içtihatları doğrultusunda, profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü usuli ve maddi detayları bulunmaktadır. Makale içeriği, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak hukuki sorumluluk kullanıcıya aittir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: