TCK 186 Kapsamında Bozulmuş Gıda ve İlaç Ticareti Suçunda İspat Standartları ve Yargılama Pratiği
Kamu Güvenliği ve Kamu Barışı SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 186 Kapsamında Bozulmuş Gıda ve İlaç Ticareti Suçunda İspat Standartları ve Yargılama Pratiği

Bozulmuş gıda ve ilaç ticareti suçu, 5237 sayılı TCK m. 186 uyarınca kamunun sağlığına karşı işlenen somut tehlike suçlarındandır; mahkûmiyet için gıdanın yalnızca mevzuata aykırı olması yetmeyip, sağlığı tehlikeye düşürdüğünün uzman raporuyla ispatı gerekir.

TCK 186 Kapsamında Kamu Sağlığına Karşı Suçların Tipiklik Analizi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 186. maddesi, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş gıda maddeleri ile ilaçların ticaretini cezai yaptırıma bağlar. Bu suç, kamu sağlığının korunması amacıyla ihdas edilmiş olup, suçun oluşması için ürünün yalnızca standartlara aykırı olması yeterli görülmemektedir. Kanun koyucu, "kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde" ibaresini kullanarak, suçun tipiklik unsuru olarak somut bir tehlikenin varlığını aramıştır. Adliye pratiğinde bu unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği, gıda güvenliği ve farmakoloji alanındaki teknik analizlerle saptanmaktadır.

TCK 186 gıda ve ilaç ticareti suçu yasal mevzuat incelemesi

Suçun maddi unsuru; bozulmuş veya değiştirilmiş olan gıda maddelerini veya ilaçları satmak, tedarik etmek veya bulundurmaktır. Failin bu ürünleri elinde bulundurması dahi, satış veya tedarik amacı taşıyorsa suçun oluşumu için kafi kabul edilmektedir. Ancak, ürünün niteliğindeki bozulmanın veya değişikliğin, insan sağlığı üzerinde tıbbi bir risk oluşturup oluşturmadığı davanın esasını teşkil eder. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, gıdanın yalnızca son kullanma tarihinin geçmiş olması veya etiketsiz üretilmesi, TCK 186 anlamında doğrudan mahkûmiyet gerekçesi olamaz; bu aykırılıklar öncelikle idari yaptırım konusudur.

Suçun Konusu: Gıda ve İlaç Ayrımı

Maddede geçen "yenilecek veya içilecek şeyler" kavramı geniştir. Her türlü besin maddesi, takviye edici gıdalar, alkollü veya alkolsüz içecekler bu kapsamdadır. İlaçlar ise, beşeri tıbbi ürünleri ifade eder. Pratik uygulamada, bitkisel karışımlı macunların içerisine "sildenafil" gibi farmasötik ajanların eklenmesi, gıdanın "değiştirilmesi" kapsamında değerlendirilmekte ve TCK 186/1 maddesinin ihlali olarak kabul edilmektedir.

Hareket ve Netice İlişkisi

TCK 186 bir tehlike suçudur. Zararın gerçekleşmiş olması (zehirlenme, ölüm vb.) suçun tamamlanması için şart değildir; sağlığın tehlikeye düşürülmesi yeterlidir. Eğer bu eylem sonucunda bir kişi yaralanır veya ölürse, fikri içtima kuralları gereği TCK 186 ile birlikte TCK 86 (kasten yaralama) veya TCK 81/85 (insan öldürme) hükümleri gündeme gelebilecektir. Ancak Yargıtay, sağlığa zarar verme potansiyeli olmayan ancak etikete aykırı olan ürünler için bu suçun oluşmayacağı görüşündedir.

Maddi Unsur: Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda ve İlaç Kavramı

Bozulmuş gıda; üretim hatası, saklama koşulları veya zaman aşımı nedeniyle biyolojik, kimyasal veya fiziksel yapısı bozularak insan sağlığı için riskli hale gelmiş üründür. Değiştirilmiş gıda ise, içeriğine yabancı maddeler eklenerek veya doğal bileşenleri değiştirilerek yanıltıcı ve tehlikeli hale getirilen ürünleri ifade eder. Yargılamada bu ayrım, fiilin nitelendirilmesi açısından kritiktir. Örneğin, sütün ekşimesi "bozulma", sütün içerisine formaldehit katılması "değiştirme" olarak tanımlanır.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, suçun oluşması için gıdanın sağlığa zarar verecek nitelikte olup olmadığının bilimsel olarak netleştirilmesini zorunlu kılmaktadır:

"... Alo Gıda 174 hattına yapılan ihbar sonrasında sanığın işyerinde gıda üretim izni belgesi olmadan faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği ve buna ilişkin idari işlem uygulandığı, yapılan kontrolde bir adet etiket örneğinin alındığından bahisle tutanak tanzim edildiği olayda 'kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş' gıda maddelerinin neler olduğunun dosyadan anlaşılamaması karşısında; el konulmuş gıda maddeleri olup olmadığının ilgili kurumdan sorulması, var ise bu gıda maddelerinin 'kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş' nitelikte olup olmadığına ilişkin uzman bir kurumdan rapor alınarak dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması..."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/5736 - Karar No: 2020/3810

Belgeyi Gör

Editörün Notu: Yalnızca hijyen kurallarına aykırılık veya işletme belgesi eksikliği, TCK 186 suçunun unsurlarını oluşturmaz. Ceza yargılamasında, somut ürünün kimyasal analizi yapılmadan hüküm kurulması bozma nedenidir.

Tehlike Suçu Niteliği ve Somut Tehlikenin İspatı Zorunluluğu

Hukuk doktrininde TCK 186'nın soyut tehlike suçu mu yoksa somut tehlike suçu mu olduğu tartışmalı olsa da, Yargıtay’ın baskın eğilimi "somut tehlike" yönündedir. Yani gıda maddesinin sadece bozuk olması yetmez; bu bozukluğun insan sağlığını tehlikeye düşürecek yoğunlukta olması gerekir. Bu durum, suçun ispat yükünü iddia makamına (Cumhuriyet Savcılığına) yükler.

Uygulamada, ele geçirilen numunelerin analiz raporlarında yer alan "Türk Gıda Kodeksine aykırıdır" ibaresi tek başına yeterli değildir. Raporun açıkça "bu haliyle tüketilmesi sağlığa zararlıdır/tehlikelidir" tespitini içermesi aranır. Özellikle mikrobiyolojik kriterlerin (E.coli, B.cereus vb.) limitlerin üzerinde olması durumunda, bu artışın insan sağlığı üzerindeki spesifik etkisi Adli Tıp Kurumu veya ihtisas sahibi laboratuvarlarca raporlanmalıdır.

Unsur Detay Hukuki Sonuç
Suçun Tipi Somut Tehlike Suçu Sağlığa zarar verme ihtimali ispatlanmalıdır.
İspat Aracı Uzman Bilirkişi Raporu Analiz sonuçları "tehlike" yönünden yorumlanmalıdır.
Fail Herkes Satan, tedarik eden veya bulunduran.
Manevi Unsur Kast (Doğrudan/Olası) Bilerek ve isteyerek tehlikeli gıda ticareti.
Görevli Mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi TCK 186/1 kapsamındaki yargılamalar.

Gıda Laboratuvar Analizleri ve Uzman Bilirkişi Raporlarının Yargılamadaki Rolü

Bozulmuş gıda davalarının kaderini "Analiz Raporu" ve "Üst Bilirkişi Mütalaası" belirler. Çoğu dosyada, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki laboratuvarlardan alınan ilk raporlar, ürünün kodekse uygun olmadığını saptar. Ancak bu raporlar teknik nitelikte olup, hukuki "tehlike" kavramını her zaman açıklamaz. Mahkemelerin, dosyadaki teknik verileri Adli Tıp Kurumu’na (ATK) veya üniversitelerin ilgili kürsülerine göndererek "sağlığa zarar" değerlendirmesi alması usulen zorunludur.

Bozulmuş gıda davasında uzman bilirkişi laboratuvar analiz süreci

Aşağıdaki içtihat, analiz raporlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmadığını, hukuki bir tehlike değerlendirmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır:

"...Analiz raporlarında ortaya konulan sonuçlar değerlendirilip, davaya konu gıda maddelerinin TCK 186/1 maddesinde düzenlenen 'kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde zararlı olup olmadığı' hususunda rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması..."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/14450 - Karar No: 2017/4366

Belgeyi Gör

Uygulama Notu: Müdafilerin, laboratuvar sonuçlarında çıkan sapmaların (örneğin pestisit kalıntısının limitin çok az üstünde olması) insan biyolojisi üzerindeki etkisinin "ihmal edilebilir" olup olmadığını sorgulaması ve bu yönde ek rapor talep etmesi stratejik önemdedir.

TCK 186/2 Uyarınca Meslek ve Sanatın İcrası Kapsamında Nitelikli Haller

TCK 186/2 maddesi, suçun "resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında" işlenmesi halinde cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngörür. Ancak yargı pratiğinde, her ticari faaliyet bu artırım kapsamına dahil edilmemektedir. Örneğin, bir gıda şirketinin sahibi veya ortağı olmak, tek başına bu artırımın uygulanması için yeterli değildir. Maddede kastedilen, gıdanın hazırlanması veya sunumu aşamasında bizzat mesleki uzmanlığını kullanarak tehlikeyi yaratan kişidir (aşçı, gıda mühendisi, eczacı vb.).

Yargıtay, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için sanığın fiili icrasına bakmaktadır:

"...Çay paketleme tesisi kurulması şeklindeki sanığın eyleminin resmi izne dayanılarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden sanık hakkında TCK'nın 186/2. maddesinin uygulanması... sanığın görevinin bir meslek veya sanatın icrası kapsamında sayılamayacağı, bu nedenle sanık hakkında TCK'nın 186/2. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi..."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/14182 - Karar No: 2016/1993

Belgeyi Gör

Bu içtihat doğrultusunda, bir tesisin işletmecisi veya şirket yetkilisi olması, sanığı doğrudan nitelikli halin muhatabı yapmaz. Sanığın bizzat teknik bir süreci yönetip yönetmediği araştırılmalıdır.

Kamu Kurumlarının Davaya Katılma Sıfatı ve Yargıtay’ın Daraltıcı Yorumu

TCK 186 kapsamında açılan kamu davalarına İl Tarım ve Orman Müdürlükleri, İl Sağlık Müdürlükleri veya Gümrük Müdürlükleri sıklıkla "katılan" (müdahil) sıfatıyla dahil olmak istemektedir. Ancak Yargıtay’ın güncel ve yerleşik görüşü, bu suçun "kamu sağlığına" karşı işlendiği ve kurumların suçun doğrudan mağduru olmadığı yönündedir. Kurumlar suçun ihbarcısı olabilirler ancak CMK 237 anlamında "suçtan doğrudan zarar gören" sıfatına sahip değildirler.

Katılma hakkı konusundaki bu kısıtlama, özellikle mahkûmiyet halinde kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesini de engellemektedir:

"...Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti yapma suçunun 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitabının 'topluma karşı suçlar' başlıklı Üçüncü Kısmının 'kamunun sağlığına karşı suçlar' başlığını taşıyan üçüncü bölümünde düzenlenmiş olması; davaya katılmasına karar verilen İzmit ...'nün CMK'nın 237. maddesi uyarınca mağdur veya suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla bu suçlarla ilgili davalara katılmasının mümkün olmaması nedeniyle, şikayetçi vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/5736 - Karar No: 2020/3810

Belgeyi Gör

Editörün Notu: Yargılama aşamasında kamu kurumlarının katılma talebine itiraz edilmesi, ileride haksız vekalet ücreti ödenmesinin önüne geçer. Yargıtay bu konuda istikrarlı bir şekilde kurumların temyiz yetkisinin dahi olmadığını vurgulamaktadır (Bkz. Kaynak 13, 14, 17, 18).

Manevi Unsur: Olası Kast ve Taksir Ayrımının Cezai Sorumluluğa Etkisi

TCK 186, taksirle işlenebilen bir suç değildir. Kanun maddesinde taksirli hale ilişkin bir düzenleme bulunmadığı için, gıdanın bozulmasında failin yalnızca "dikkatsizlik ve özensizliği" varsa cezai sorumluluk doğmaz; ancak idari yaptırım (para cezası) uygulanabilir. Suçun oluşması için failin, ürünün bozulmuş veya değiştirilmiş olduğunu "bilmesi" ve buna rağmen satışa sunması gerekir.

Pratikte "olası kast" kavramı sıklıkla tartışılır. Eğer fail, saklama koşullarının yetersiz olduğunu veya ürünün son kullanma tarihinin yaklaştığını biliyor ve sağlığı tehlikeye düşürme ihtimalini "kabulleniyorsa", olası kastla sorumluluk doğabilir. Ancak, büyük bir market zincirinin deposunda çalışan ve binlerce ürün arasında bir paket bozuk gıdayı fark etmeyen personelin fiili, kast unsurunun yokluğu nedeniyle suç teşkil etmeyecektir.

Gıda Mevzuatı (5996 Sayılı Kanun) ile TCK 186 Arasındaki Normlar Hiyerarşisi

5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, gıda güvenliğine ilişkin idari düzenlemeleri içerir. Bir fiil hem 5996 sayılı Kanun'daki idari yaptırımları hem de TCK 186'daki hapis cezasını tetikleyebilir. Ancak adli makamlar, her idari usulsüzlüğü TCK 186 kapsamında değerlendirme hatasına düşmemelidir. Örneğin, personelin hijyen eğitimi belgesinin olmaması 5996 sayılı Kanun m. 41 uyarınca idari para cezası gerektirirken, aynı fiilden dolayı TCK 186 uyarınca hapis cezası verilmesi kanuna aykırıdır.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, bu ayrımı şu şekilde netleştirmiştir:

"...Sanığın iddianamede nitelendirilmesi yapılan iş yerinde çalışan personelin portör muayenesi yapılmaması ve belgelerinin bulunmamasına ilişkin eyleminin 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 29. maddesinin 2. fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 41/1-a maddesi uyarınca idari para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, sanığın olayda uygulama yeri bulunmayan TCK'nın 186/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1296 - Karar No: 2017/4740

Belgeyi Gör

Sildenafil ve Benzeri Etken Maddelerin "Değiştirilmiş Gıda" Kapsamında Değerlendirilmesi

Son yıllarda bitkisel macun, enerji içeceği veya kahve gibi ürünlerin içerisine, cinsel gücü artırıcı "sildenafil" veya "tadalafil" gibi ilaç etken maddelerinin katılması yaygın bir suç tipi haline gelmiştir. Bu durum, ürünün "doğal gıda" vasfını bozup onu "değiştirilmiş ve sağlığı tehlikeye düşüren" bir madde haline getirir. Sildenafil, dozajı kontrol edilmediğinde kalp krizi ve benzeri ağır sağlık sorunlarına yol açabildiği için, bu maddeyi içeren gıdaların ticareti TCK 186/1 kapsamında doğrudan cezalandırılmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2023 tarihli bir kararında bu husus şöyle işlenmiştir:

"...sanığın firmasınca üretilen 'kırıntı epimedyumlu polenli bitkisel karışım macunu' ndan alınan numunenin 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'na uygun olmadığı ve içeriğinde afrodizyak etki yapan sildenafil etken maddesi bulunduğunun saptandığı... 10.08.2022 tarihli Adli Tıp Kurumundan alınan raporda 'söz konusu bitkisel karışımlı macunda Sildenafil ilaç etkin maddesinin bulunduğunun' belirtildiği, bu maddenin mevzuata aykırı olarak insan sağlığına zarar verici etkisi de gözetilerek, sanığın eylemi sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka uygundur."

Kaynak: 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/5792 - Karar No: 2023/10937

Belgeyi Gör

Zincirleme Suç (TCK 43) ve Fikri İçtima Kurallarının Uygulanması

Failin farklı tarihlerde veya farklı şahıslara karşı bozulmuş gıda satması durumunda TCK 43/1 (Zincirleme Suç) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, suçun "kamuya karşı" işlenmesi nedeniyle tartışmalıdır. Yargıtay, aynı karar mekanizması içerisinde, kısa zaman aralıklarıyla gerçekleştirilen satış faaliyetlerini tek bir suçun devamı niteliğinde görerek zincirleme suç hükümlerini tatbik etmektedir. Ancak eylemler arasında uzun zaman dilimleri varsa veya farklı operasyonlarla tespit edilmişlerse, her eylem için ayrı ceza tayini gündeme gelebilir.

Ayrıca, bozulmuş gıda ticareti sırasında gümrük kaçakçılığı (4733 veya 5607 Sayılı Kanun) da yapılmışsa, TCK 44 (Fikri İçtima) uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekebilir. Ancak TCK 186'nın koruduğu hukuki yarar "kamu sağlığı" iken, kaçakçılık suçlarınınki "mali haklar ve devletin ekonomik kontrolü"dür. Bu nedenle çoğu durumda gerçek içtima uygulanarak her iki suçtan da ceza verilmektedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Erteleme Şartlarının Değerlendirilmesi

TCK 186/1 uyarınca verilecek ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1500 güne kadar adli para cezasıdır. Bu aralık, cezanın 2 yılın altında kalması durumunda HAGB (CMK 231) veya erteleme (TCK 51) hükümlerinin uygulanmasına imkan tanır. Ancak mahkemelerin HAGB kararı verirken "kamu zararının giderilmemesi" gerekçesine dayanması, TCK 186 gibi somut bir maddi zararın (para ile ölçülebilir) doğmadığı suçlarda hukuka aykırıdır.

"...atılı suçun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı ve sanığın suç tarihinden önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetlerinin bulunmadığı gözetilmeden... 'kamu zararı karşılanmadığından CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına' şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/14364 - Karar No: 2016/3831

Belgeyi Gör

Dikkat Edilmesi Gerekenler: Eğer sanık hakkında daha önce verilmiş bir HAGB kararı varsa ve bu karar 28.06.2014 öncesinde kesinleşmişse, yeni suçun işlenmesi durumunda "denetim süresi içinde kasıtlı suç işleme" yasağı sanık lehine yorumlanabilir (Bkz. Kaynak 12).

Adliye Pratiğinde Dosya Yönetimi ve Savunma Stratejileri

Bozulmuş gıda davalarında savunma stratejisi, gıdanın "sağlığı tehlikeye düşürmediği" ve sanığın "kastının bulunmadığı" eksenlerine kurulmalıdır. Soruşturma aşamasında numune alma usullerine riayet edilip edilmediği (mühürlü torba, soğuk zincir vb.) ilk kontrol noktasıdır. Eğer numune, uygun olmayan koşullarda bekletildikten sonra laboratuvara gönderilmişse, analiz sonuçlarının sanık aleyhine kullanılmasına itiraz edilmelidir.

Bozulmuş gıda ticareti suçu savunma ve dosya yönetim aşamaları

Adliye Pratiği Notları: 1. Numune İtirazı: Kolluğun ele geçirdiği ürünleri uygun olmayan depolarda bekletmesi sonucu gıdanın bozulması ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalıdır (Bkz. Kaynak 22). 2. Görev İtirazı: Eğer dava Sulh Ceza Hakimliği veya İdari makamlara gönderilmişse, üst dereceli mahkeme olan Asliye Ceza Mahkemesinin görevli olduğu hatırlatılmalıdır (Bkz. Kaynak 8). 3. Vekalet Ücreti: Katılan sıfatı olmayan idare lehine vekalet ücretine hükmedilmişse, bu husus tek başına temyiz/istinaf nedenidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Gıdanın sadece son kullanma tarihinin geçmiş olması TCK 186 suçunu oluşturur mu? Hayır. Son kullanma tarihinin geçmesi tek başına cezai sorumluluk doğurmaz. Ürünün bu haliyle tüketilmesinin "insan sağlığını ve hayatını tehlikeye sokacak nitelikte" olduğu uzman raporuyla saptanmalıdır. Aksi halde yalnızca 5996 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası uygulanabilir.

2. İlaç etken maddesi (sildenafil vb.) içeren bitkisel macun satan kişi "bilmiyordum" diyerek kurtulabilir mi? Bu durum "hukuki hata" veya "kaçınılmaz hata" kapsamında değerlendirilmez. Ticari faaliyet yürüten kişilerin sattıkları ürünün içeriğini denetleme yükümlülüğü vardır. Ancak, ürünün Tarım Bakanlığı onaylı ve kapalı ambalajlı olması durumunda sanığın kastının olmadığına dair güçlü bir savunma yapılabilir.

3. Tarım İl Müdürlüğü mahkûmiyet kararını temyiz edebilir mi? Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre Tarım İl Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü veya Gümrük Müdürlükleri bu suçtan doğrudan zarar görmedikleri için kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme yetkisine sahip değildirler.

4. Bozulmuş gıda suçunda adli para cezası hapse çevrilir mi? TCK 186/1 maddesi hapis cezası ile birlikte adli para cezasını da öngörür. Hükmedilen adli para cezası taksitlendirilebilir. Ancak taksitlerden biri zamanında ödenmezse, geri kalan kısmın tamamı tahsil edilir ve ödenmeyen miktar hapse çevrilebilir (TCK 52/4).

Kaynakça

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 186.
  • 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu.
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 231, 237.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2019/5736, K. 2020/3810.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/14450, K. 2017/4366.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/5792, K. 2023/10937.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/14364, K. 2016/3831.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/5327, K. 2023/4162.

Yasal Uyarı: Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki danışmanlık teşkil etmez. Her somut olayın kendine özgü koşulları ve delil durumu farklılık gösterebileceğinden, hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir. Metindeki vakalar ve örnekler KVKK kapsamında anonimleştirilmiştir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
TCK 186 Kapsamında Bozulmuş Gıda ve İlaç Ticareti Suçunda İspat Standartları ve Yargılama Pratiği | EmsalDava