TCK 158/1-h Kapsamında Tacir ve Şirket Yöneticilerinin Ticari Faaliyet Dolandırıcılığı Suçu
Malvarlığına Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 158/1-h Kapsamında Tacir ve Şirket Yöneticilerinin Ticari Faaliyet Dolandırıcılığı Suçu

TCK 158/1-h uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunun sübutu için failin tacir, şirket yöneticisi veya temsilcisi sıfatıyla ticari faaliyet sınırları dahilinde hileli davranış sergilemesi gerekmektedir. Yargıtay içtihatları uyarınca, failin hukuki statüsü ile mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıran mevsuf yalanın varlığı, ispat yükü ve ceza teşdidi bakımından belirleyici unsurlardır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, failin belirli bir sıfata (tacir, şirket yöneticisi veya şirket adına hareket eden kişi) sahip olmasını ve suçun ticari faaliyetler sırasında işlenmesini şart koşan bir mahsus suç tipidir. Bu suçun oluşması için failin hileli davranışlarının mağdurun denetim imkanını ortadan kaldıracak yoğunlukta olması ve haksız bir menfaatin failin temsil yetkisi veya ticari unvanı kullanılarak temin edilmesi gerekir. Uygulamada failin bu sıfatlara sahip olmadığı durumlarda eylemin TCK 157 kapsamında basit dolandırıcılık olarak nitelendirilmesi zorunluluğu, yargılama usulünü ve uzlaşma imkanlarını doğrudan etkilemektedir.

TCK 158/1-h Suçunun Maddi Unsurları ve Failin Hukuki Statüsü

TCK 158/1-h bendindeki nitelikli halin uygulanabilmesi için failin suç tarihinde tacir, şirket yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili bir temsilci olması zorunludur. Kanun koyucu, ticari hayatın güvenilirliğini korumak amacıyla bu sıfatları haiz kişilerin, bu unvanlarını kullanarak gerçekleştirdikleri dolandırıcılık eylemlerini daha ağır bir yaptırıma tabi tutmuştur. Ancak yargı pratiğinde failin sadece şirkette çalışıyor olması bu maddenin uygulanması için yeterli görülmemektedir.

Tacir sıfatının ve şirket yöneticiliğinin tespiti için yapılan hukuki inceleme araçları.

"Fail hakkında bu hükme göre cezalandırılabilmesinin istenebilmesi için öncelikle, ticari faaliyeti olan bir şirketin bulunup bulunmadığı, şirketin kurulup tüzel kişilik kazanıp kazanmadığı, suçun işlendiği tarihte failin şirket yöneticisi veya temsilcisi olup olmadığı, işlenen fiilin ticari faaliyetle ilgisinin bulunup bulunmadığı tespit olunmalı, bu şartların varlığı halinde sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesine göre cezalandırılması istenmelidir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4298 - Karar No: 2024/11283

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2024/4298 E. , 2024/11283 K.

Şirket Yöneticisi ve Temsil Yetkisinin Tespiti

Şirket yöneticisi kavramı, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre belirlenir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, limited şirketlerde ise müdür sıfatını taşıyan kişiler bu kapsamdadır. Şirket adına hareket eden kişi ise resmi bir temsil yetkisine (imza sirküleri, vekaletname) sahip olmalıdır. Yargıtay, şirket yetkilisi olmayan ancak şirket adına hareket ettiğini iddia ederek dolandırıcılık yapan kişilerin eylemini TCK 157 kapsamında değerlendirmektedir.

Tacir Sıfatının Ceza Hukuku Açısından Karşılığı

6102 sayılı TTK m. 12 uyarınca, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. Dolandırıcılık suçunda failin "tacir" sıfatıyla cezalandırılabilmesi için suçun işlendiği tarihte bu sıfatın aktif olması ve hilenin bu işletmenin faaliyetiyle doğrudan bağlantılı olması gerekir. Esnaf sınırlarını aşmayan faaliyetlerde failin tacir sayılamayacağı ve dolayısıyla nitelikli halin uygulanamayacağı unutulmamalıdır.

Ticari Faaliyet Sırasında İşlenme Kriteri ve Kapsam Analizi

Suçun oluşması için failin sadece tacir olması yeterli olmayıp, dolandırıcılık eyleminin ticari faaliyetler "sırasında" ve bu faaliyetle "ilgili" olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Failin şahsi borçları için gerçekleştirdiği hileli davranışlar, tacir sıfatını haiz olsa bile TCK 158/1-h kapsamına girmez. Ticari faaliyet, işletmenin amacına yönelik, süreklilik arz eden ve ticari defterlere konu olabilecek işlemler dizisidir.

"Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre... sanıkların tacir veya şirket yetkilisi olup olmadıklarının araştırılarak eyleminin tacir veya şirket yöneticisi olan kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olduğu dolandırıcılık kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde, sanıkların eyleminin TCK’nın 157/1 maddesinde yer alan uzlaşmaya tabi basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı da gözönünde bulundurularak..."

Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/36314 - Karar No: 2021/5341

Belgeyi Gör: (Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2017/36314 E. , 2021/5341 K.

Ticari İşletme ve Kooperatif Faaliyeti Ayrımı

TCK 158/1-h bendi, sadece şirketleri değil, kooperatif yöneticilerini de kapsam altına almıştır. Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında (örneğin konut yapı kooperatifinde üyelik satışı veya malzeme alımı sırasında) işledikleri dolandırıcılık suçları bu bent uyarınca cezalandırılır. Burada kritik nokta, eylemin kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen amaç ve faaliyetler çerçevesinde işlenmiş olmasıdır.

Şahsi Menfaat ve Şirket Menfaati Çatışması

Failin hileli davranışları sonucunda elde edilen menfaatin doğrudan şirketin kasasına girmesi şart değildir. Failin, şirketin itibarını veya ticari gücünü kullanarak kendi şahsi hesabına yarar sağlaması da maddenin uygulama alanına girer. Önemli olan, mağdurun "ticari güven" esasına dayanarak aldatılmış olmasıdır.

Hileli Davranışın Niteliği ve İnceleme Olanağının Ortadan Kaldırılması

Dolandırıcılık suçunun temel unsuru olan hile, mağduru hataya düşürecek nitelikte ve yoğunlukta olmalıdır. Basit bir yalan dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Hilenin "mevsuf" (nitelikli) olması, failin sergilediği davranışların mağdurun denetleme imkanını zorlaştıracak veya imkansız kılacak bir ustalıkta olması gerekir.

"Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/16998 - Karar No: 2014/9509

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2012/16998 E. , 2014/9509 K.

Mağdurun Durumu ve Olaysal Değerlendirme

Yargıtay, hilenin kandırıcılık kabiliyetini her olayın özel şartlarına göre değerlendirmektedir. Mağdurun eğitim durumu, mesleki tecrübesi ve taraflar arasındaki önceki ticari ilişkiler, hilenin kandırıcı olup olmadığını belirlemede kriter olarak alınır. Profesyonel bir tacirin, basit bir belge kontrolü ile anlayabileceği bir duruma kanması her zaman dolandırıcılık suçunu oluşturmayabilir; ancak failin sahte belgeler veya kurmaca senaryolarla bu kontrolü engellemesi durumunda suçun oluştuğu kabul edilir.

Denetim İmkânının Sınırları

Ticari ilişkilerde güven asıldır; ancak bu güven mağdurun temel basiret yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Eğer fail, mağdurun denetim yapmasını engelleyecek aktif davranışlarda bulunmuşsa (örneğin sahte banka dekontları üretmek veya hayali referanslar göstermek), hilenin varlığı kabul edilir.

Suçun Özel Biçimleri: Çek, Bono ve Sahte Belgelerin Kullanımı

Ticari dolandırıcılık vakalarında sıklıkla karşılaşılan yöntem, sahte çek veya bonoların ödeme aracı olarak kullanılmasıdır. Bu durumda fail sadece dolandırıcılıktan değil, aynı zamanda resmi belgede sahtecilik suçundan da (TCK 204) cezalandırılır. Çek ve bononun ticari faaliyette sağladığı yüksek güven duygusu, bu araçların suçta kullanılmasını nitelikli hale getiren unsurlardan biridir.

Ticari dolandırıcılıkta kullanılan sahte çek ve mühürlerin kriminal inceleme detayı.

Suç Tipi Uygulama Maddesi Belge Niteliği İçtihat Eğilimi
Nitelikli Dolandırıcılık TCK 158/1-h Ticari Ödeme Aracı Şirket sıfatı şarttır.
Resmi Belgede Sahtecilik TCK 204/1 Çek, Bono, Senet Ayrı cezaya hükmolunur.
Bilişim Sistemli Doland. TCK 158/1-f Sahte Dekont/Mail f bendi öncelikle uygulanır.
Basit Dolandırıcılık TCK 157 Şahsi Söz/Yalan Uzlaşmaya tabidir.

"Sanığın katılanla yaptığı ticari iş karşılığında renkli fotokopi yöntemiyle üretilen 16.250 TL bedelli sahte çeki ciro ederek verdiği, bu çek karşılığı almış olduğu mallar nedeniyle menfaat sağladığı... anlaşıldığından resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/5844 - Karar No: 2016/2899

Belgeyi Gör: 23. Ceza Dairesi 2015/5844 E. , 2016/2899 K.

Renkli Fotokopi ve İmzalanmamış Kıymetli Evraklar

Kıymetli evrak niteliği taşımayan ancak dış görünüş itibarıyla güven veren belgelerin (örneğin aslı olmayan renkli fotokopi çekler) kullanılması durumunda da dolandırıcılık suçu oluşabilir. Ancak belgenin aldatma kabiliyetinin (iğfal kabiliyeti) olup olmadığı bilirkişi incelemesiyle netleştirilmelidir. Eğer sahtecilik ilk bakışta herkes tarafından anlaşılabilecek kadar kaba ise, sahtecilik suçu oluşmasa dahi dolandırıcılık suçunun hile unsuru gerçekleşmiş olabilir.

Çeklerin "Araç" Olarak Kullanılması (TCK 158/1-f ile Farkı)

Failin sahte bir çeki bankanın ödeme sistemlerini kullanarak veya bankanın prestijine dayanarak kullanması durumunda TCK 158/1-f (Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması) bendi de gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamalarında, tacir sıfatı ve banka aracılığı bir arada bulunuyorsa, genellikle daha ağır yaptırım öngören veya somut olaya daha uygun olan f bendi üzerinden uygulama yapıldığı görülmektedir.

Yargıtay’ın "Sıfat" Tartışması ve Şirket Çalışanlarının Durumu

Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, şirketin resmi yöneticisi olmayan ancak fiilen işleri yürüten veya profesyonel danışmanlık yapan kişilerin TCK 158/1-h kapsamına girip girmeyeceğidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin yakın tarihli bir kararında, bu konuda ciddi bir görüş ayrılığı yaşanmıştır.

"Şirket yöneticisi olmayıp, şirkette çalışan kişilerin, şirket adını kullanarak dolandırıcılık suçunu işlemeleri halinde bu bentteki nitelikli halden söz edilemeyeceği için... dolandırıcılık suçunun basit halini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 157. maddesi uyarınca failin cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4298 - Karar No: 2024/11283 (Karşı Oy Gerekçesi)

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2024/4298 E. , 2024/11283 K.

Fiili Yönetici (De Facto) Kavramı

Her ne kadar karşı oy gerekçelerinde resmi sıfat aranmışsa da, bazı daire kararlarında şirketin işlerini fiilen yürüten, dış dünyaya karşı şirketi temsil eden ve mağdurda bu yönde tam bir kanaat uyandıran kişilerin de bu madde kapsamında değerlendirilebileceğine dair eğilimler mevcuttur. Ancak ceza hukukunun dar yorum ilkesi gereği, resmi bir temsil yetkisi veya tacir sicil kaydı bulunmayan failler için 158/1-h uygulamasından kaçınılması savunma stratejisi açısından kritiktir.

Vekaletname ile İşletenlerin Durumu

Eşi veya bir başkası adına kayıtlı işletmeyi vekaletname ile işleten kişilerin eylemleri TCK 158/1-h kapsamında kabul edilmektedir. Zira bu kişiler "şirket adına hareket eden kişi" tanımına tam olarak uymaktadır.

İspat Yükü ve Ticari Defterlerin Delil Niteliği

Ticari dolandırıcılık davalarında suçun sübutu için taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu, teslim edilen malların faturası ve ödeme belgelerinin analizi şarttır. Ceza muhakemesinde ispat yükü iddia makamında olsa da, sanığın tacir sıfatıyla tutmak zorunda olduğu defterlerin içeriği, hilenin varlığı veya yokluğu konusunda güçlü emareler sunar.

Dolandırıcılık davalarında delil olarak kullanılan ticari defterlerin arşiv görüntüsü.

İmzaların Aidiyeti ve Kriminal İnceleme

Özellikle bono ve çeklerin kullanıldığı vakalarda, imzanın sanığa veya şirket yetkilisine ait olup olmadığı mutlak surette bilirkişi incelemesine tabi tutulmalıdır. Tanıklık beyanları, imza aidiyeti konusunda tek başına mahkumiyete esas alınamaz.

"Suça konu bonolar üzerindeki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığı gibi sanığın katılanla ticari ilişkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında tanık ...'ın beyanlarından başka sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/10657 - Karar No: 2016/10071

Belgeyi Gör: 23. Ceza Dairesi 2015/10657 E. , 2016/10071 K.

Yazılı Delil Başlangıcı ve Ticari Örf

Ticari ilişkilerde sözlü anlaşmaların yaygın olması hilenin ispatını zorlaştırabilir. Bu noktada, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları ve banka havale açıklamaları "delil başlangıcı" olarak kabul edilerek sürece dahil edilmelidir.

Adli Para Cezasının Hesaplanması ve Haksız Menfaat Kriteri

TCK 158. maddesinin son fıkrasında yer alan özel düzenleme uyarınca, bazı nitelikli hallerde (e, f, j, k, l bentleri) adli para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, (h) bendinin bu "iki kat" kuralına tabi tutulmamış olmasıdır. TCK 158/1-h uyarınca verilen adli para cezalarında genel kurallar (5 ila 5000 gün) uygulanır.

Gün Para Cezası Sistemi ve Alt Sınırdan Uzaklaşma

Mahkemeler hapis cezasını alt sınırdan tayin etmelerine rağmen, yeterli gerekçe göstermeksizin adli para cezasını alt sınırdan uzaklaşarak belirleyemezler. Bu durum, Yargıtay tarafından mutlak bozma sebebi sayılmaktadır.

"Kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi... bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/10657 - Karar No: 2016/10071

Belgeyi Gör: 23. Ceza Dairesi 2015/10657 E. , 2016/10071 K.

Menfaat Miktarının Belirlenemediği Durumlar

Eğer suçtan elde edilen menfaat miktarı net olarak tespit edilemiyorsa, mahkeme TCK 61. maddedeki kriterlere göre takdiren bir gün sayısı belirler. Menfaat net ise, bu miktar günlüğe çevrilerek birim miktar ile çarpılır.

Etkin Pişmanlık ve Zararın Giderilmesi Süreçleri

TCK 168 uyarınca, dolandırıcılık suçunda mağdurun zararının giderilmesi durumunda cezada indirim yapılması mümkündür. Zararın soruşturma aşamasında (iddianame kabul edilmeden önce) giderilmesi durumunda cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma aşamasında (hüküm verilmeden önce) giderilmesi durumunda ise yarısına kadarı indirilir.

Zararın Kapsamı ve Ödeme Biçimi

Giderilmesi gereken zarar, sadece asıl alacak değil, hileli davranışla doğrudan bağlantılı olan zarardır. Zararın tamamen ve bizzat fail veya failin rızasıyla üçüncü kişilerce giderilmesi gerekir. Kısmi ödeme durumunda indirim yapılabilmesi için mağdurun rızası şarttır.

"Borcun tamamının soruşturma aşamasında ödenmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 168/1 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken, TCK'nın 168/2 maddesi gereğince indirim yapılarak fazla ceza tayini..."

Kaynak: Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/10657 - Karar No: 2016/10071

Belgeyi Gör: 23. Ceza Dairesi 2015/10657 E. , 2016/10071 K.

Etkin Pişmanlığın Zamanı ve Usulü

Soruşturma aşamasındaki ödemelerde Cumhuriyet Savcılığına sunulacak makbuz veya mağdurun "zararım tamamen giderilmiştir" beyanı, TCK 168/1’in uygulanması için yeterlidir. Mahkeme aşamasında ise ödeme yapıldığında, sanığın pişmanlık duyup duymadığına bakılmaksızın nesnel olarak zararın giderilmiş olması indirimin uygulanması için kafidir.

Usul Hukuku: Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Yetki

TCK 158 uyarınca işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarında görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Eğer suç vasfı değişerek TCK 157 kapsamındaki basit dolandırıcılığa dönüşürse, mahkeme görevsizlik kararı vermez; yargılamayı sürdürerek dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir.

Zamanaşımı Süreleri

Nitelikli dolandırıcılık suçunda dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır. Bu süre, zamanaşımını kesen sebeplerle (ifade alımı, dava açılması vb.) en fazla 22 yıl 6 aya kadar uzayabilir. Basit dolandırıcılıkta ise bu süreler daha kısadır (8 yıl / 12 yıl).

Yetkili Mahkeme ve Suç Yeri

Suçun işlendiği yer, menfaatin temin edildiği (paranın failin zilyetliğine geçtiği) yerdir. Banka aracılığıyla yapılan dolandırıcılıklarda, menfaatin çekildiği şube veya hesabın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Savunma Stratejileri ve Beraat Gerekçeleri

Profesyonel bir savunma kurgusunda, TCK 158/1-h kapsamındaki bir iddiaya karşı ilk adım failin sıfatını ve ticari faaliyet unsurunu tartışmaya açmaktır. Eğer failin resmi bir temsil yetkisi yoksa, eylemin nitelikli halden çıkartılması sağlanarak uzlaşma yolu açılabilir.

Editörün Notu: Ticari dolandırıcılık dosyalarında "Hukuki İhtilaf" savunması en sık kullanılan ve sonuç veren stratejilerden biridir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın hileli bir davranıştan değil, borcun ifa edilememesinden (temerrüt) kaynaklandığının ispatı, eylemi suç olmaktan çıkarıp özel hukuk uyuşmazlığı haline getirir.

Hukuki İhtilaf Savunması

Borcun ödenmemesi tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Dolandırıcılık için, borcun doğumu anında failin ödememe iradesine sahip olması ve mağduru bu yönde kandırmış olması gerekir. Sonradan ortaya çıkan ekonomik imkansızlıklar nedeniyle borcun ödenememesi "cezai" değil "hukuki" bir sorumluluk doğurur.

İnceleme Olanağının Varlığı

Eğer mağdur, kendisine sunulan belgelerin sahteliğini çok basit bir araştırma ile öğrenebilecek durumda ise (örneğin internet üzerinden teyit edilebilen bir belge), hilenin kandırıcılık kabiliyetinin bulunmadığı ileri sürülmelidir. Yargıtay’ın "basit yalan suç oluşturmaz" ilkesi bu noktada savunmanın merkezine konulmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Şirket müdürü olan fail, şirket adına değil de kendi şahsi borcu için sahte çek verirse hangi madde uygulanır? Bu durumda TCK 158/1-h maddesi uygulanmaz. Zira suçun oluşması için eylemin "ticari faaliyet sırasında" işlenmesi gerekir. Şahsi borç, şirketin ticari faaliyeti kapsamında değerlendirilmez. Eylem, sahte çekin niteliğine göre TCK 158/1-f veya TCK 157 kapsamında kalabilir.

2. Suç vasfı TCK 158/1-h'den TCK 157'ye dönerse uzlaşma mümkün müdür? Evet. Mahkeme, suçun basit dolandırıcılık olduğuna kanaat getirirse, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verir. Taraflar uzlaşırsa dava düşer, uzlaşamazlarsa mahkeme basit dolandırıcılık üzerinden hüküm kurar.

3. Şirket çalışanı olan birinin müşteriden "şirket adına" diyerek para toplayıp kendi hesabına geçirmesi nitelikli dolandırıcılık mıdır? Eğer çalışanın şirketi temsil yetkisi yoksa (resmi imza yetkilisi değilse), eylem TCK 158/1-h kapsamına girmez. Ancak çalışanın bu parayı toplarken banka sistemlerini veya güven telkin eden resmi belgeleri kullanması durumunda diğer nitelikli haller (örneğin TCK 158/1-f) tartışılabilir. Aksi halde basit dolandırıcılık söz konusu olur.

4. Ticari faaliyet dolandırıcılığında mağdurun zararının 5 yıl sonra giderilmesi ceza indirimini sağlar mı? Evet, zararın hüküm kesinleşinceye kadar giderilmesi ceza indirimini sağlar. Ancak indirimin oranı ödemenin yapıldığı aşamaya göre değişir. Kovuşturma aşamasında (karar verilmeden önce) yapılan ödemelerde indirim oranı en fazla yarı oranındadır.


Yasal Uyarı: Bu makale, sunulan Yargıtay içtihatları ve güncel mevzuat verileri ışığında profesyonel hukukçular için bilgi paylaşımı amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine has özellikleri, failin kastı ve delil durumu farklılık gösterebilir. Bu metin, hukuki danışmanlık yerine geçmez ve herhangi bir dava dosyasında doğrudan dayanak gösterilmesi önerilmez. Hak kaybına uğramamak için somut dosya özelinde profesyonel değerlendirme yapılmalıdır.

Kaynakça

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK).
  • 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK).
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/4298, Karar No: 2024/11283.
  • Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/36314, Karar No: 2021/5341.
  • Yargıtay 23. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/10657, Karar No: 2016/10071.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/16998, Karar No: 2014/9509.
  • Yargıtay 23. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/5844, Karar No: 2016/2899.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/18721, Karar No: 2014/11459.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: