Sulh Hukuk Mahkemesi Görev Alanı ve Görevli Mahkeme Tayininde Uygulama Pratiği
Dava Şartları, Görev ve YetkiYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Sulh Hukuk Mahkemesi Görev Alanı ve Görevli Mahkeme Tayininde Uygulama Pratiği

Sulh hukuk mahkemeleri, 6100 sayılı HMK m. 4 uyarınca kira ilişkileri, ortaklığın giderilmesi ve çekişmesiz yargı işlerinde mutlak görevli olup, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.

Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 4 ile çerçevelenmiş olup, dava konusunun değerine bakılmaksızın belirli uyuşmazlık türlerinde mutlak yetki sahibi kılınmıştır. Kira ilişkisinden doğan tüm alacak ve tahliye davaları, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), zilyetliğin korunması ve kanunla açıkça yetkilendirildiği çekişmesiz yargı işleri bu mahkemenin görev sahasındadır. Görev kurallarının kamu düzeninden olması sebebiyle, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi zorunluluğu, adliye pratiğinde görevsizlik kararlarının ve buna bağlı hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görev Alanına İlişkin Genel Çerçeve

Sulh hukuk mahkemeleri, Türk yargı teşkilatı içerisinde "genel mahkeme" vasfını korumakla birlikte, belirli dava türlerinde uzmanlaşmış bir görev alanına sahiptir. 6100 sayılı HMK m. 4 uyarınca bu mahkemeler; kira sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi davaları, zilyetlik koruma talepleri ve mevzuatın açıkça görevlendirdiği çekişmesiz yargı işlerinde görevlidir.

Adliye sarayı hukuk mahkemeleri yerleşkesi dış çekimi.

Görevli mahkemenin tayini, davanın açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine göre belirlenir. 6100 sayılı HMK m. 1 gereğince mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve bu kurallar kamu düzenine ilişkindir. Adliye pratiğinde sıklıkla karşılaşılan hata, dava konusunun parasal değerine göre görev belirleme alışkanlığıdır; oysa sulh hukuk mahkemesinin görevinde "değer veya tutar" bir kriter olmaktan çıkarılmıştır.

"Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler."

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Madde 4

Belgeyi Gör: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Görev Dağılımında Temel Ayrım Noktaları

Sulh hukuk mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki görev sınırı çizilirken, davanın malvarlığı haklarına mı yoksa şahıs varlığına mı ilişkin olduğu değil, HMK m. 4'teki özel sayma kurallarının mevcut olup olmadığına bakılır. Eğer bir dava HMK m. 4 kapsamında değilse ve özel bir mahkeme (Ticaret, Tüketici, İş vb.) görevlendirilmemişse, HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesi genel görevli hale gelir.

Uygulama Notu: Görevin Re’sen Gözetilmesi

Dava dilekçesinin verilmesiyle birlikte hakim, HMK m. 114/1-c ve m. 115 uyarınca görevli olup olmadığını dosya üzerinden incelemek zorundadır. Taraflar görev itirazında bulunmasa dahi, mahkeme görevsiz olduğunu tespit ederse "dava şartı noksanlığı" nedeniyle davanın usulden reddine karar vermelidir. Bu noktada "görevsizlik nedeniyle usulden ret" kararı, dosyanın kapatılması değil, yetkili/görevli mahkemeye gönderilmesi sürecinin ilk adımıdır.

Kira İlişkisinden Doğan Tüm Uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesi Görevinde Toplanması

HMK m. 4/1-a bendi, kira ilişkisinden doğan ve İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız tahliye prosedürü dışında kalan tüm uyuşmazlıkları sulh hukuk mahkemesinin görevine vermiştir. Bu hüküm, uyuşmazlığın taraflarının tacir olup olmamasına veya kira konusunun bir ticari işletme olup olmamasına bakılmaksızın uygulanır. Pratik uygulamada, kira tespit, tahliye, kira alacağı, hor kullanma tazminatı ve kiralanana yapılan masrafların iadesi gibi davalar bu başlık altında toplanır.

Kira sözleşmesi ve hukuk kanun kitabını gösteren tematik görsel.

Hatta uyuşmazlık "kira ilişkisinden doğan sebepsiz zenginleşme" veya "teminat mektubunun iadesi" gibi teknik konuları kapsasa dahi, temel ilişkinin kira olması sulh hukuk mahkemesini görevli kılar. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, kira sözleşmesine dayalı her türlü tazminat talebinin, sözleşme sona ermiş olsa dahi sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği görüşündedir.

"Dava; dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu davalıya ait taşınmazı sağanak yağış nedeni ile su basması sonucu oluşan hasardan davalının yapı maliki ve kiralayan olarak sorumlu olduğu iddiası ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin, davalıdan 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir... Somut uyuşmazlıkta dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevlidir."

Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/1798 - Karar No: 2023/48

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ

Tedarikçi ve Stand Kiralama Sözleşmelerinde Görev Karmaşası

Adliye pratiğinde sıklıkla "tedarikçi sözleşmesi" veya "stand kullanım sözleşmesi" adı altında yapılan protokollerin hukuki niteliği tartışılmaktadır. Eğer protokolün özü, belirli bir alanın kullanımının bir bedel karşılığında devredilmesi ise (kira unsurları mevcutsa), mahkemeler isimden bağımsız olarak kira ilişkisini esas almaktadır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, bu tür uyuşmazlıklarda taraflar tacir olsa dahi kira ilişkisinin ağır bastığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermektedir.

Uygulama Notu: Kira İlişkisinin İspatı ve Görev

Görevli mahkemenin belirlenmesi için kira ilişkisinin yazılı bir sözleşmeyle ispatlanması şart değildir; dava dilekçesindeki vakıalar ve dayanılan hukuki ilişkinin kira olduğu iddiası görev tayini için yeterlidir. Ancak karşı taraf kira ilişkisini inkar ediyorsa ve uyuşmazlık "haksız işgal" (ecrimisil) temelindeyse, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olabilecektir. Bu ayrım, dava stratejisinin belirlenmesinde hayati önem taşır.

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Paylaştırma Usulü ve Usul Ekonomisi

Taşınır ve taşınmaz mallarda ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları, HMK m. 4/1-b uyarınca sulh hukuk mahkemesinin münhasır yetkisindedir. Bu davalar, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine tabi malların paydaşlar arasında aynen taksim veya satış yoluyla paylaştırılmasını amaçlar. Mahkeme, öncelikle aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırmakla yükümlüdür.

Aynen taksim mümkün değilse, malın cebri icra yoluyla (satış memurluğu marifetiyle) satılarak bedelinin paydaşlara dağıtılmasına karar verilir. Bu süreçte mahkeme, tüm paydaşların davaya dahil edilmesini ve taraf teşkilinin tam olarak sağlanmasını re'sen gözetir. Veraset ilamlarının dosyaya kazandırılması ve gerekirse kayyım atanması işlemleri sulh hukuk hakiminin denetiminde yürütülür.

Satış Memurluğu ve İhale Süreci

Ortaklığın giderilmesi kararı kesinleştiğinde, dosya talep üzerine Satış Memurluğuna gönderilir. Satış memuru, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre kıymet takdiri yapar ve ihale sürecini yönetir. Bu aşamada sulh hukuk hakimi, satış memurluğunun işlemlerine karşı yapılacak şikayetleri inceleme yetkisine de sahiptir. Adliye pratiğinde satışın "paydaşlar arasında" yapılmasına karar verilmesi için tüm paydaşların oybirliği ile rızası aranır.

Uygulama Notu: Muhdesat İddiaları ve Bekletici Mesele

Ortaklığın giderilmesi davasında bir paydaş, taşınmaz üzerindeki yapının veya ağaçların (muhdesat) kendisine ait olduğunu iddia ederse ve diğer paydaşlar bu iddiayı kabul etmezse, sulh hukuk mahkemesi paydaşa "muhdesatın aidiyetinin tespiti" davası açması için süre verir. Bu dava asliye hukuk mahkemesinde görülür ve sulh hukuk mahkemesi bu davanın sonucunu bekletici mesele yapmak zorundadır.

Çekişmesiz Yargı İşlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin Genel Görevli Mahkeme Niteliği

Medeni usul hukukunda uyuşmazlığın bulunmadığı, ancak bir hakkın tespiti veya hukuki durumun belirlenmesi için mahkeme kararına ihtiyaç duyulan işler "çekişmesiz yargı" olarak tanımlanır. HMK m. 382 ve m. 383 uyarınca, aksine bir kanuni düzenleme bulunmadığı sürece çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Bu kapsamda; mirasçılık belgesi verilmesi, vasi atanması, kayyım tayini, mirasın reddi, tereke tespiti, defter tutma ve ad-soyad değişikliği gibi işler sulh hukuk mahkemesinde görülür. Çekişmesiz yargıda "davacı/davalı" yerine "ilgili" kavramı kullanılır ve kural olarak basit yargılama usulü uygulanır.

"Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir... İsim değiştirilmesine ilişkin talep... 6100 sayılı HMK'nın 382. maddesinde kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri başlığı altında ad ve soyadın değiştirilmesi hususuna ilişkin taleplerin çekişmesiz yargı işi olduğu belirtilmiş olup... Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/1786 - Karar No: 2013/2402

Belgeyi Gör: 17. Hukuk Dairesi 2013/1786 E. , 2013/2402 K.

Mirasçılık Belgesi İşlemleri ve Noterlerin Yetkisi

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), hem sulh hukuk mahkemelerinden hem de noterlerden talep edilebilir. Ancak soybağına ilişkin uyuşmazlıkların bulunduğu veya nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı durumlarda noterler belge verememekte, ilgilileri sulh hukuk mahkemesine yönlendirmektedir. Noter tarafından verilen mirasçılık belgesine karşı itirazlar da Noterlik Kanunu m. 71/C uyarınca sulh hukuk mahkemesine yapılmaktadır.

Uygulama Notu: Vasi Atanması ve Kısıtlı Adayının Dinlenilmesi

Vasi atanması taleplerinde sulh hukuk mahkemesi, kısıtlı adayını bizzat dinlemek ve hakkında tam teşekküllü devlet hastanesinden sağlık kurulu raporu almak zorundadır. Adliye pratiğinde raporun gecikmesi durumunda, kısıtlı adayının malvarlığının korunması adına "ihtiyati tedbir" mahiyetinde geçici önlemler alınması hakimden talep edilmelidir.

Mirasçılık Belgesinin Verilmesi ve İptali Davalarında Görev Ayrımı ve İçtihat Farklılıkları

Yargıtay içtihatları, mirasçılık belgesinin "verilmesi" ile "iptali" arasında görev açısından net bir ayrım yapmıştır. Mirasçılık belgesinin verilmesi HMK m. 382 uyarınca çekişmesiz yargı işi olup sulh hukuk mahkemesinin görevindedir. Ancak bu belgenin iptali ve yeni bir belge verilmesi talebi, kural olarak hasımlı (çekişmeli) bir dava niteliğindedir.

Bu noktada HMK m. 2'nin genel görev kuralı devreye girmektedir. Çekişmeli yargı niteliğindeki mirasçılık belgesinin iptali davalarında, aksine bir düzenleme (mülga HUMK m. 8'deki gibi bir hüküm) HMK'da yer almadığından, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Bu durum, adliye pratiğinde sıklıkla görevsizlik kararlarına yol açan ve hukukçular arasında tartışılan bir konudur.

"HUMK’un 8/II-5. maddesi uyarınca mirasçılık belgesinin verilmesi, değiştirilmesi veya iptal davaları ile ilgili görev sulh hukuk mahkemesine verildiği halde, HMK'nın 382/2-c maddesinin 6. bendine göre sulh hukuk mahkemeleri sadece veraset belgesinin verilmesiyle ilgili istekler konusunda görevlidir. Anılan maddenin bu haliyle yorumlanmasında veraset belgesinin değiştirilmesi veya daha önce verilen veraset belgesinin iptali davalarının Sulh hukuk mahkemesinde bakılamayacağı sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, veraset belgesinin iptali davaları hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargıdan çıkıp çekişmeli yargı haline geldiği de bir gerçektir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/6246 - Karar No: 2019/764

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2016/6246 E. , 2019/764 K.

Muhalif Görüş ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Etkisi

Yukarıdaki Yargıtay kararında görüleceği üzere, bazı yüksek yargı üyeleri bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçene kadar eski usul kurallarının uygulanması gerektiğini savunmuşsa da, güncel uygulama "iptal" davalarının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi yönünde kristalize olmuştur. Bu nedenle, hatalı açılan davalarda zaman kaybı yaşanmaması için dava dilekçesinin asliye hukuk mahkemesine yöneltilmesi stratejik bir zorunluluktur.

Uygulama Notu: Mirasçılık Belgesinin İptalinde İspat Yükü

İptal davasında davacı, mevcut veraset ilamının maddi gerçeğe aykırı olduğunu (örneğin mirasçılardan birinin dışlandığını veya yanlış pay verildiğini) ispatlamakla yükümlüdür. Bu davalarda nüfus kayıtları en temel delil olup, kayıtların düzeltilmesi davası ile birlikte açılması veya bekletici mesele yapılması gerekebilir.

Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan Doğan Uyuşmazlıklar ve Hakimin Müdahalesi

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) Ek Madde 1 uyarınca, bu kanunun uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlığın çözüm yeri sulh hukuk mahkemesidir. Bu görev kuralı "mutlak" nitelikte olup, uyuşmazlığın konusuna veya değerine bakılmaksızın uygulanır. Kat malikleri kurulu kararlarının iptali, ortak gider (aidat) alacakları ve ana taşınmaza verilen zararların tazmini bu kapsamdadır.

KMK m. 33 uyarınca kat malikleri, yöneticinin veya kurulun kanuna aykırı işlemlerine karşı "hakimin müdahalesini" talep edebilirler. Sulh hukuk hakimi, bu taleplerde tarafları dinleyerek ve gerektiğinde yerinde inceleme (keşif) yaparak uyuşmazlığı karara bağlar. Hakimin verdiği karar, kat malikleri ve yönetici için bağlayıcıdır ve icrası için kesinleşmesi gerekmez.

Ana Taşınmazın Bulunduğu Yer Mahkemesinin Yetkisi

KMK kapsamındaki davalarda yetkili mahkeme, ana taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup emredici niteliktedir. Taraflar yetki sözleşmesiyle başka bir yer mahkemesini yetkilendiremezler. Davalı başka bir şehirde ikamet etse dahi, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkilidir.

"Somut olayda davacı ve davalı tarafın kat maliki oldukları ve kat mülkiyetine tabi taşınmazda yapılan tadilat nedeniyle iş bu davanın açıldığı... 634 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'e göre, bu Kanun'un uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh hukuk mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alındığı... 634 sayılı Kanun'un 33. maddesi bu Kanun'dan doğan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin, ana taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu hükmünü getirmiştir. Bu maddede yazılı davalar taşınmazın aynına ilişkin olmasa da, açıklanan özel hüküm kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan emredici niteliktedir."

Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/13102 - Karar No: 2025/4397

Belgeyi Gör: 5. Hukuk Dairesi 2024/13102 E. , 2025/4397 K.

Uygulama Notu: Aidat Takiplerine İtirazın İptali

Apartman veya site yönetimleri tarafından başlatılan aidat icra takiplerine yapılan itirazların iptali davaları da sulh hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Bu davalarda mahkeme, işletme projesinin kesinleşip kesinleşmediğini, kat malikleri kurulu kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığını ve yöneticiye yetki verilip verilmediğini re'sen inceler.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Yargılama Usulü ve Delillerin Toplanması

Sulh hukuk mahkemelerinde kural olarak "basit yargılama usulü" uygulanır (HMK m. 316-322). Basit yargılama usulünde taraflar, tüm delillerini ve dilekçelerini dava ve cevap dilekçesiyle birlikte sunmak zorundadırlar. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi aşamaları bulunmaz; bu durum yargılamanın hızlanmasını sağlar ancak avukatlar için sıkı bir hazırlık sürecini zorunlu kılar.

Sulh hukuk mahkemesi yargılama usulü ve hukuki belgeler temalı görsel.

Delillerin toplanması aşamasında mahkeme, tarafların dayandığı tanık, bilirkişi, keşif ve senet gibi delilleri değerlendirir. Kira davalarında tanıkla ispat sınırı, yıllık kira bedeline göre belirlenir. Ortaklığın giderilmesi davalarında ise tapu kayıtları ve veraset ilamları davanın temelini oluşturur.

Dava Türü Görev Dayanağı Yargılama Usulü Kritik Delil/İşlem
Kira Tahliye/Alacak HMK m. 4/1-a Basit Kira Sözleşmesi / İhtarname
Ortaklığın Giderilmesi HMK m. 4/1-b Basit Tapu Kaydı / Veraset İlamı
Kat Mülkiyeti İşleri KMK Ek m. 1 Basit Yönetim Planı / Karar Defteri
Vesayet / Vasi Atama HMK m. 382 Basit Sağlık Kurulu Raporu
Ad-Soyad Değişikliği HMK m. 382 Basit Nüfus Kaydı / Haklı Sebep

Basit Yargılama Usulünde Sürelerin Kesinliği

Basit yargılama usulünde dilekçelerin sunulması için verilen iki haftalık süreler kesin niteliktedir. Ek süre talepleri ancak haklı mazeretlerin varlığı halinde ve mahkemenin takdiriyle kabul edilebilir. Delillerin dava dilekçesinde hasredilmemesi, ilerleyen aşamalarda "delil bildirme hakkının kaybı" riskini doğurur.

Uygulama Notu: Keşif ve Bilirkişi İncelemesi

Özellikle taşınmazlara ilişkin kira bedeli tespiti, tahliye veya ortaklığın giderilmesi davalarında keşif yapılması zorunludur. Keşif mahallinde taşınmazın mevcut durumu, emsal bedeller ve teknik özellikler bilirkişi heyeti tarafından raporlanır. Avukatların keşif sırasında hazır bulunması ve bilirkişilere yerinde açıklama yapması, raporun isabetli olması açısından stratejiktir.

Görev Kurallarının Kamu Düzeni Niteliği ve Usuli Yansımaları

Mahkemelerin görevi, tarafların iradesine bırakılmamış bir kamu düzeni meselesidir. HMK m. 1 uyarınca görev, yargılamanın her aşamasında (ilk derecede, istinafta veya temyizde) ileri sürülebilir. Hatta taraflar bu konuda bir itirazda bulunmasa dahi, üst mahkeme görevsizliği fark ederse kararı sırf bu nedenle bozmak zorundadır.

Görev uyuşmazlıkları, davanın esasına girilmesini engelleyen birer "dava şartı"dır. Eğer mahkeme görevsiz olduğuna kanaat getirirse, davanın "esastan reddine" değil, "usulden reddine" karar verir. Bu kararda görevli mahkeme açıkça gösterilmeli ve karar kesinleştiğinde yapılacak işlemler açıklanmalıdır.

"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir... Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."

Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkesi 45. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/1798 - Karar No: 2023/48

Belgeyi Gör: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Yargı Yolu ve Görev Ayrımı

Görev kuralları, aynı yargı kolu içerisindeki (örneğin adli yargı) mahkemeler arasındaki iş bölümünü belirler. Yargı yolu ise, uyuşmazlığın adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görüleceğini ifade eder. Sulh hukuk mahkemesi bir adli yargı mahkemesidir. Eğer bir uyuşmazlık idari bir işlemden kaynaklanıyorsa (örneğin belediyenin ecrimisil ihbarnamesi), görevsizlik değil "yargı yolu uyuşmazlığı" söz konusu olur ve dava idare mahkemesinde açılmalıdır.

Uygulama Notu: Görev İtirazının Zamanlaması

Görev itirazı için bir "cevap süresi" sınırı bulunmamakla birlikte, davanın başında yapılması usul ekonomisi açısından tercih edilir. Görevsiz mahkemede yapılan yargılama boşa gideceğinden, davanın en başında mahkemenin görevli olup olmadığının netleştirilmesi her iki tarafın da lehinedir.

Görevsizlik Kararı Sonrası Dosyanın Gönderilmesi ve Hak Düşürücü Süreler

Görevsizlik kararı verildiğinde davanın son bulduğunu düşünmek hatalıdır. HMK m. 20 uyarınca, görevsizlik kararı kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Eğer iki haftalık süre içerisinde başvuru yapılmazsa, mahkeme davanın "açılmamış sayılmasına" karar verir. Bu durumda yapılan tüm masraflar davacı üzerinde kalır ve zamanaşımı süreleri kesilmemiş sayılır. Süresinde başvuru yapıldığında ise, dava dosyası görevli mahkemeye gönderilir ve yargılama kaldığı yerden devam eder.

"HMK 20/1 maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın bu davaya bakmaya görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde HMK 20/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına..."

Kaynak: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2018/1081 - Karar No: 2019/161

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Görevsizlik Kararında Yargılama Giderleri

Görevsizlik kararı veren mahkeme, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmetmez. Bu kalemler, davanın devam edeceği görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınır. Ancak dava, gönderme talebinde bulunulmadığı için açılmamış sayılırsa, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilir.

Uygulama Notu: Kesinleşme Sürecinin Takibi

Görevsizlik kararı tarafların yüzüne karşı verilmiş olsa dahi, iki haftalık gönderme süresi kararın "kesinleşmesinden" sonra başlar. İstinaf yoluna başvurulmuşsa, bölge adliye mahkemesinin kararı onaylaması veya kesin olarak vermesiyle bu süre tetiklenir. Kalem işlemleri ve kesinleşme şerhinin takibi avukatın sorumluluğundadır.

Sulh ve Arabuluculuk Süreçlerinin Sulh Hukuk Mahkemesi Yargılamasındaki Yeri

Güncel hukuk sistemimizde kira uyuşmazlıkları, kat mülkiyeti ve ortaklığın giderilmesi davaları "dava şartı arabuluculuk" kapsamına alınmıştır. Bu uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması ve "anlaşamama" tutanağının dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Aksi halde dava, usulden reddedilir.

Dava devam ederken tarafların kendi aralarında sulh olmaları da mümkündür. HMK m. 313-315 uyarınca sulh, davanın her aşamasında yapılabilir ve kesin hüküm sonuçlarını doğurur. Eğer taraflar sulh olursa ve bu durum mahkemeye bildirilirse, mahkeme sulh doğrultusunda karar verir.

"Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir... Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir... Davacı vekili... taraflar ile sulh olduklarını beyan ettiğine göre bu husus mahkemece değerlendirilip..."

Kaynak: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/25114 - Karar No: 2022/10063

Belgeyi Gör: 4. Hukuk Dairesi 2021/25114 E. , 2022/10063 K.

Arabuluculuk Tutanaklarının İlam Niteliği

Arabuluculuk sürecinde varılan anlaşma, icra edilebilirlik şerhi alınması durumunda "ilam" niteliği kazanır. Bu durumda tarafların aynı konuda yeniden dava açması mümkün değildir (kesin hüküm engeli). Adliye pratiğinde, özellikle tahliye taahhüdü veya kira bedeli artışı gibi konularda arabuluculuk masasında varılan mutabakatlar, uzun süren yargılamaların önüne geçmek için en etkili yoldur.

Uygulama Notu: Arabuluculuk Ücreti ve Görev

Görevsizlik kararı verilmesi durumunda, arabuluculuk ücretinin kimin üzerinde kalacağı hususu da görevli mahkemece karara bağlanır. Görevsiz mahkemede dava açan taraf, uyuşmazlığın esasına göre haksız çıkarsa, arabuluculuk ücretinden de sorumlu tutulabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Taşınır eşyaların (örneğin bir iş makinesinin) kiralanması durumunda görevli mahkeme sulh hukuk mu yoksa asliye ticaret mahkemesi midir? HMK m. 4/1-a bendi, taşınır veya taşınmaz ayrımı yapmaksızın "kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları" sulh hukuk mahkemesinin görevine vermiştir. Bu nedenle, taraflar tacir olsa bile iş makinesi kira sözleşmesinden doğan alacak davalarında sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

2. Mirasçılık belgesinin iptali davası neden asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır? HMK m. 382/2-c-6 uyarınca sulh hukuk mahkemeleri sadece veraset belgesinin "verilmesi" konusunda çekişmesiz yargı görevi üstlenmiştir. İptal davası ise hasımlı (çekişmeli) bir dava olup, HMK m. 2 genel görev kuralı uyarınca asliye hukuk mahkemesinin yetkisindedir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları bu yöndedir.

3. Kat mülkiyetine tabi bir binadaki aidat alacağı için icra takibine itiraz edildiğinde görevli mahkeme hangisidir? 634 sayılı KMK Ek Madde 1 uyarınca Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan tüm uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Aidat alacağı da bu kapsamda olduğundan, itirazın iptali davası sulh hukuk mahkemesinde açılmalıdır.

4. Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra 2 haftalık süreyi kaçırırsam ne olur? Süreyi kaçırmanız durumunda mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Bu durumda zamanaşımı süreleri hiç kesilmemiş sayılacağından, eğer uyuşmazlık için öngörülen hak düşürücü veya zamanaşımı süreleri dolmuşsa davanızı yeniden açma şansınızı kaybedebilirsiniz.

Kaynakça

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK).
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK).
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/5977 - Karar No: 2023/10354.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/6246 - Karar No: 2019/764.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/1798 - Karar No: 2023/48.
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/25114 - Karar No: 2022/10063.
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/1786 - Karar No: 2013/2402.

Yasal Uyarı: Bu makale, genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilecek hukuki mütalaa veya profesyonel danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her hukuki vakanın kendine özgü dinamikleri ve usuli detayları bulunduğundan, hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin hukuk profesyonelleri eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Medeni Usul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Sulh Hukuk Mahkemesi Görev Alanı ve Görevli Mahkeme Tayininde Uygulama Pratiği | EmsalDava