
Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu: TCK 114 ve Uygulama Pratiği
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bireysel iradenin ve siyasi parti faaliyetlerinin cebir, tehdit veya hukuka aykırı yollarla sekteye uğratılmasını yaptırıma bağlar. TCK 114 kapsamında düzenlenen bu suç tipinde, ispat yükü ve 298 sayılı Kanun ile olan normlar yarışması uyuşmazlıkların hukuki çekirdeğini oluşturmaktadır.
Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Korunan Hukuki Değer
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, demokratik toplum düzeninin temel taşı olan siyasi katılım ve örgütlenme özgürlüğünü koruma altına almaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 114. maddesinde düzenlenen bu suç tipiyle korunan hukuki değer, maddenin birinci fıkrası bakımından bireyin siyasi irade serbestisidir; ikinci fıkra bakımından ise siyasi partilerin anayasal güvence altındaki faaliyet özgürlüğüdür.
Maddenin sistematik yapısı incelendiğinde, mülga 765 sayılı TCK m. 174’teki belirsizliğin giderildiği görülmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, bu suçla sadece bir siyasi partiye üye olma veya olmama değil, aynı zamanda seçimle gelinen kamu görevlerine aday olma ve bu görevleri sürdürme hakkı da mutlak bir korumaya kavuşturulmuştur.
"Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/426, Karar No: 2023/16499
Bireysel Siyasi Hakların Dokunulmazlığı ve İrade Serbestisi
TCK 114/1 uyarınca, bir kimsenin siyasi parti üyeliği, parti faaliyetlerine katılımı veya seçimle gelinen bir görevden ayrılmasına yönelik müdahaleler cezalandırılır. Burada suçun mağduru, 18 yaşını doldurmuş, Türk vatandaşı olan ve siyasi hakları kullanmaktan yasaklı olmayan gerçek kişilerdir. Editörün Notu: Kamu görevlilerinin siyasi parti üyeliği yasak olduğundan, bu kişilerin TCK 114/1-a kapsamında mağdur olmaları hukuken mümkün değildir.
Siyasi Parti Tüzel Kişiliğinin Faaliyet Özgürlüğü
Maddenin ikinci fıkrası, siyasi partilerin kurumsal faaliyetlerini korur. Burada önemli olan husus, partinin seçimlere girme yeterliliğine sahip olup olmaması değil, İçişleri Bakanlığı’na bildirim yaparak tüzel kişilik kazanmış olmasıdır. Bir siyasi partinin pazar yerinde broşür dağıtması, miting düzenlemesi veya üyelik standı açması bu kapsamdaki "faaliyet" kavramına dahildir.
TCK 114/1 Kapsamında Bireysel Siyasi Hakların Korunması ve Maddi Unsurlar
TCK 114/1’de düzenlenen suçun maddi unsuru, mağduru belirli bir siyasi yöne veya karara zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Bu fıkra kapsamında suçun oluşması için failin kullandığı cebir veya tehdidin mağdurun iradesini sakatlamaya elverişli olması yeterlidir; mağdurun gerçekten adaylıktan çekilmesi veya partiden istifa etmesi şart değildir. Bu yönüyle suç, bir "tehlike suçu" niteliği taşımaktadır.
Yargıtay uygulamalarında, seçimle gelinen kamu görevlerine aday olmamaya zorlama fiili sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, bir belediye başkan adayının veya muhtar adayının silahla tehdit edilerek adaylıktan çekilmesinin istenmesi, eylem gerçekleşmese dahi TCK 114/1-b kapsamında tamamlanmış bir suç olarak kabul edilmektedir.
"Suçun birinci fıkradaki halinin maddi unsuru, cebir veya tehdit ile bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya yahut katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanmak, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamak için veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlanmaktır. Failin bu amaçla cebir ve tehdide başvurması yeterli olup, ayrıca bunun sonucunda, yukarıda sayılan hakların kullanılmasının engellenmiş olması gerekmez."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/585, Karar No: 2016/9881
Seçim Yoluyla Gelinen Görevden Ayrılmaya Zorlama
Bu fıkranın (b) bendi, yalnızca adaylık sürecini değil, seçildikten sonraki süreci de korur. Belediye meclis üyeleri, muhtarlar veya milletvekillerinin, görevlerinden istifa etmeleri için tehdit edilmeleri tipiklik kapsamında değerlendirilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, zorlamanın "cebir veya tehdit" ile yapılmasıdır. Siyasi ikna veya etik baskılar bu suçun kapsamı dışındadır.
İştirak Halinde İşlenen Fiillerde Sorumluluk Rejimi
Birden fazla kişinin iştirak halinde bu suçu işlemesi durumunda, TCK 119/1-c bendi uyarınca cezada artırıma gidilir. Uygulamada, sanıklardan bir kısmı hakkında beraat kararı verilmesi halinde, iştirak unsuru ortadan kalkacağından kalan sanık hakkında artırım maddesinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. Bu durum, yargılamanın her sanık yönünden titizlikle yürütülmesini zorunlu kılar.
TCK 114/2 Uyarınca Siyasi Parti Faaliyetlerinin Engellenmesi ve Tipiklik
TCK 114. maddesinin ikinci fıkrası, birinci fıkradan farklı olarak sadece cebir ve tehdidi değil, "hukuka aykırı başka bir davranışı" da suçun icra hareketi olarak kabul eder. Ayrıca, bu fıkrada suçun tamamlanması için siyasi parti faaliyetinin gerçekten engellenmiş olması şarttır. Bu fark, suçun hukuki niteliğini bir "zarar suçu"na yaklaştırmaktadır.
Siyasi partilerin mevzuata uygun her türlü faaliyeti (toplantı, gösteri yürüyüşü, üyelik kaydı, afiş asma) bu fıkra ile korunur. Ancak Yargıtay, "faaliyet" kavramını dar yorumlamaktadır. Örneğin, miting sona erdikten sonra gerçekleştirilen saldırılar veya parti bayraklarının indirilmesi gibi eylemler her zaman 114/2 kapsamında görülmemektedir.
"Suçun maddenin ikinci fıkrasındaki halinin maddi unsuru cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4691, Karar No: 2023/16751
Hukuka Aykırı Başka Davranış Kavramının Sınırları
Kanun koyucu, ikinci fıkrada suçun işleniş biçimini genişletmiştir. Ancak bu genişlik, her türlü olumsuz davranışı kapsamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir pazar yerinde broşür dağıtan parti üyelerine "burada broşür dağıtmak yasak" demeyi tek başına hukuka aykırı davranış olarak nitelendirmemiş, eylemin beraatle sonuçlanması gerektiğine hükmetmiştir.
Faaliyetin Engellenmiş Olması Şartı
TCK 114/2 uyarınca ceza verilebilmesi için, yürütülen siyasi faaliyetin kesintiye uğraması veya imkansız hale gelmesi gerekir. Eğer sanığın müdahalesine rağmen faaliyet devam edebilmişse, eylem teşebbüs aşamasında kalmış sayılabilir. Bu noktada, faaliyetin niteliği ve engellemenin süresi mahkemece somut olay bazında analiz edilmelidir.
Seçim Yoluyla Gelinen Kamu Görevinden Ayrılmaya Zorlama Fiili
TCK 114/1-b maddesi, demokratik temsiliyetin sürekliliğini teminat altına alır. Seçilmiş bir görevlinin (Örn: Belediye Başkanı, Köy Muhtarı) görevini bırakması için baskı altına alınması, sadece o şahsın hürriyetini değil, aynı zamanda seçmen iradesini de hedef alır. Bu suç tipinde failin amacı, mağdurun o kamusal yetkiyi kullanmasını durdurmaktır.
Yargıtay, adaylıktan çekilmeye zorlama eylemlerinde tehdidin ciddiyetini ve mağdurun bu tehdit karşısındaki durumunu incelemektedir. Zincirleme şekilde (birden fazla adaya yönelik) işlenen bu fiillerde TCK 43. maddesi uyarınca ceza artırımı gündeme gelmektedir.
"Sanığın 29 Mart 2009 tarihinde yapılan yerel yönetim seçimlerinde aday olan mağdur ...'ı arayarak adaylıktan çekilmesi yönünde tehdit ettikten 6 dakika sonra aynı amaçla diğer aday mağdur ...'a iletilmek üzere mağdurun akrabalarını arayarak tehdit etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmeyerek verilen mahkumiyet kararının Yerel Mahkemece isabetli olarak saptandığı değerlendirilmiştir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/792, Karar No: 2016/9880
Muhtar Adaylarına Yönelik Tehditler ve Yerel Dinamikler
Taşra pratiğinde, adaylıktan çekilmeye zorlama fiilleri genellikle "aile büyüklerinin baskısı" veya "köyden dışlanma tehdidi" şeklinde tezahür etmektedir. Ancak TCK 114 anlamında bir suçtan söz edebilmek için bu baskının "hukuka aykırı bir tehdit" boyutuna ulaşması gerekir. Manevi baskı ile cezai yaptırıma tabi tehdit arasındaki ince çizgi, failin kullandığı sözlerin objektif korkutucu gücüyle belirlenir.
Kamu Görevinden Ayrılmaya Zorlamada İspat Sorunları
Bu tür davalarda tanık beyanları hayati önem taşır. Ancak tarafların siyasi rekabet içinde olması, tanıkların tarafsızlığını sorgulanır hale getirebilir. Adliye pratiğinde, tehdidin telefon üzerinden yapılması durumunda HTS kayıtları ve mesaj içerikleri en güçlü delil olarak kabul edilir. Editörün Notu: Tehdit içeren telefon görüşmelerinin ardından mağdurun hemen emniyete başvurması, şikayetin samimiyetini destekleyen bir karine olarak değerlendirilmektedir.
Cebir, Tehdit ve Hukuka Aykırı Diğer Davranışların Suçun Oluşumuna Etkisi
Suçun oluşması için başvurulan araç fiiller olan cebir ve tehdit, TCK 114’ün kurucu unsurlarıdır. Cebir, mağdurun fiziksel olarak bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlanmasıdır (Örn: Standın tekmelenerek yıkılması). Tehdit ise mağdurun veya yakınının canına, malına veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesidir.
TCK 114/2’de yer alan "hukuka aykırı başka bir davranış" ibaresi, kanun koyucunun suçun kapsamını genişletme iradesini yansıtır. Ancak bu ibare, "her türlü kaba davranış" anlamına gelmez. Davranışın, siyasi faaliyeti imkansız kılacak nitelikte bir hukuk ihlali (Örn: İzinsiz bir şekilde pankartın üzerine boya sürülmesi) içermesi gerekir.
| Unsur | TCK 114/1 (Bireysel) | TCK 114/2 (Kurumsal/Parti) |
|---|---|---|
| Araç Fiil | Sadece Cebir veya Tehdit | Cebir, Tehdit veya Hukuka Aykırı Davranış |
| Failin Amacı | Zorlama (Özel Saik) | Engelleme (Genel Kast) |
| Suçun Tipi | Tehlike Suçu (Zorlama yeterli) | Zarar Suçu (Engelleme şart) |
| Mağdur | Gerçek Kişi (Üye, Aday vb.) | Siyasi Parti Tüzel Kişiliği / Yöneticiler |
Tehdidin Objektif Korkutucu Gücü
Tehdit unsurunun varlığı için failin "seni bitireceğiz, size tahammülümüz yok" gibi ifadeler kullanması ve ardından fiziksel müdahalede bulunması, Yargıtay tarafından suçun oluşumu için yeterli görülmüştür. Tehdit eyleminin mutlaka bir silahla yapılması gerekmez; sözlü tehdit de TCK 114 kapsamında değerlendirilir.
Cebir Kullanımında Bileşik Suç İlişkisi
Cebir ve tehdit bu suçun unsuru olduğu için, kural olarak fail ayrıca kasten yaralama veya tehdit suçundan cezalandırılmaz. Ancak TCK 119/2 uyarınca, cebir kullanımı sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri (Örn: Kemik kırılması) gerçekleşirse, fail hem siyasi hakların engellenmesi suçundan hem de kasten yaralama suçundan gerçek içtima hükümlerine göre sorumlu tutulur.
Suçun Manevi Unsuru: Özel Saik ve Genel Kast Ayrımı
TCK 114. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları arasında manevi unsur bakımından belirgin bir fark bulunmaktadır. Birinci fıkrada "zorlamak amacıyla" ibaresi kullanıldığından, bu suç tipi ancak özel saik ile işlenebilir. Failin amacı, mağdurun siyasi tercihini değiştirmesini veya bir haktan feragat etmesini sağlamak olmalıdır.
Buna karşın, ikinci fıkrada failin belirli bir amaçla (saikle) hareket etmesi şart değildir. Siyasi partinin faaliyetini bilerek ve isteyerek engellemeye yönelik genel kastın varlığı yeterlidir. Failin o partiye duyduğu nefret veya kişisel husumet, suçun oluşumunu engellemez; aksine kastı yoğunlaştıran bir unsur olarak değerlendirilebilir.
"Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/474, Karar No: 2021/18678
Hata ve Kaçınılmazlık Değerlendirmesi
Failin, engellediği faaliyetin hukuka uygun bir siyasi parti faaliyeti olduğunu bilmemesi (Örn: İzinsiz bir gösteri sanması), TCK m. 30 (Hata) hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Ancak bir partinin mitingi veya resmi standı söz konusu olduğunda, hayatın olağan akışı gereği bu durumun bilinmediği iddiası savunma makamı için güçtür.
Tahrik Altında İşlenen Fiiller
Siyasi tartışmaların yoğun olduğu ortamlarda, mağdurun tahrik edici söylemleri karşısında failin tepki göstermesi durumunda TCK 29 (Haksız Tahrik) hükümlerinin uygulanması mümkündür. Ancak haksız tahrik indirimi, suçun oluşumunu engellemez; yalnızca tayin edilecek cezadan indirim yapılmasını sağlar.
TCK 119/1 Kapsamında Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Uygulama Pratiği
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, TCK 119. maddesinde sayılan nitelikli hallerden biriyle işlendiğinde ceza bir kat artırılır. Bu artırım, suçun işleniş şeklinin toplumda yarattığı korku ve kamu düzenine verdiği zararın ağırlığı ile gerekçelendirilir. Özellikle kamu görevlilerinin bu suça bulaşması, devletin tarafsızlığı ilkesine ağır bir darbe vurduğu için şiddetle cezalandırılır.
Uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli haller şunlardır: 1. Silahla işlenmesi: Failin ateşli silah veya TCK 6 anlamında silah sayılan bir aletle tehditte bulunması. 2. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi: Fail sayısının en az iki olması ve ortak hakimiyet kurmaları. 3. Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle: Bir memurun veya amirin makam gücünü kullanarak bir kişiyi partiden istifaya zorlaması.
Nüfuz Kötüye Kullanımında Görev-Suç İlliyeti
TCK 119/1-e bendi uyarınca artırım yapılabilmesi için, failin sadece kamu görevlisi olması yetmez; suçun işlenmesinde bu görevin sağladığı nüfuzun araç olarak kullanılması gerekir. Örneğin, bir okul müdürünün öğretmeni belirli bir partiye üye olmaya zorlaması bu kapsamdadır. Ancak görevle ilgisi olmayan bir tartışmada memurun yumruk atması, bu bent kapsamında değerlendirilmeyebilir.
Silah Kavramının Genişliği
Yargıtay, bu suç tipinde silah kavramını oldukça geniş yorumlamaktadır. Siyasi parti standına sopa ile müdahale edilmesi veya taş fırlatılması durumunda, bu objeler "yaralamaya elverişli" oldukları gerekçesiyle TCK 6/1-f uyarınca silah sayılmakta ve TCK 119/1-a gereği artırım uygulanmaktadır.
298 Sayılı Kanun ile TCK 114 Arasındaki Normlar Yarışması ve Fikri İçtima
Siyasi hakların engellenmesi fiili, genel bir hüküm olan TCK 114’ün yanı sıra özel bir kanun olan 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da da düzenlenmiştir. 298 sayılı Kanun’un 152. maddesi "Haksız oy temini" başlığı altında cebir ve tehdidi cezalandırırken, 149. maddesi propaganda toplantılarının engellenmesini yaptırıma bağlar.
Yargıtay, eylemin hangi kanun kapsamında kalacağını belirlerken "zaman" unsuruna odaklanmaktadır. Eğer eylem seçim döneminde (seçim takvimi süresince) ve seçim sürecine özgü bir faaliyete yönelikse, 298 sayılı Kanun hükümleri öncelikle uygulanır. Ancak seçim dönemi dışındaki genel siyasi faaliyetler TCK 114 kapsamında kalır.
"Seçim hakkının cebir veya tehdit yoluyla engellenmesi fiilleri bu suç kapsamına girmeyip, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 152. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 149. maddesinde de, herhangi bir vasıta ile seçim propagandası toplantısına engel olan veya imkan vermeyecek hareket ve tertiplerle onu ihlal eden kişilerin bu fiilleri yaptırıma bağlanmaktadır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre siyasi partinin faaliyetine seçim döneminde engel olunması durumunda fikri içtima hükümlerine göre hangi maddede öngörülen ceza ağır ise o madde hükümleri uygulanacaktır."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/585, Karar No: 2016/9881
Özel Kanun Genel Kanun İlişkisi
Hukuk genel ilkeleri uyarınca "lex specialis derogat legi generali" kuralı gereği, seçim dönemine ilişkin özel düzenlemeler TCK 114'ün önüne geçer. Ancak her iki kanunda da aynı eylemin karşılığı varsa, TCK 44 (Fikri İçtima) uyarınca daha ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır. Genellikle TCK 114/2’deki ceza miktarı, 298 sayılı Kanun’un bazı maddelerinden daha ağır olabilmektedir.
Sandık Güvenliğine Yönelik Eylemler
Seçim günü sandık alanında sandık kuruluna karşı işlenen suçlar, 298 sayılı Kanun’un 150. maddesi ve devamında özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay’daki bir görüş, siyasi partilerin kendi iç seçimlerinde (delegelik, kongre) sandığa yapılan müdahalelerin de bu özel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak hakim eğilim, parti içi demokratik süreçlerin engellenmesini TCK 114 kapsamında tutmaktadır.
Siyasi Parti Bayrak ve Flamalarının İndirilmesi Eyleminin Hukuki Niteliği
Adliye pratiğinde en çok tartışılan konulardan biri, bir siyasi partiye ait bayrak, flama veya posterlerin yırtılması ya da indirilmesi eylemidir. Bu eylem genellikle "Siyasi Hakların Engellenmesi" (TCK 114) olarak nitelendirilerek dava açılsa da, Yargıtay bu konuda oldukça katı bir ayrım yapmaktadır.
Bayrak indirme eylemi, eğer o sırada devam eden bir miting, yürüyüş veya propaganda faaliyetini fiziksel olarak durdurmuyorsa, TCK 114 anlamında "faaliyetin engellenmesi" suçunu oluşturmaz. Bu tür durumlarda eylem, mülkiyet hakkına saldırı niteliğinde olup "Mala Zarar Verme" (TCK 151) suçunu oluşturabilir.
"Somut olayda sanıkların ... Partisi isimli partiye ait bayrak ve flamaları sopa yardımı ile ve elleri ile çekmek suretiyle yere düşürdükleri, böylece üzerine atılı suçu işledikleri Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. Ancak, siyasi hakların kullanıldığı bir siyasi parti faaliyeti mevcut olmadığından sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/426, Karar No: 2023/16499
Siyasi Materyalin Değeri ve Şikayet Durumu
Eylemin mala zarar verme olarak nitelendirilmesi durumunda, suçun şikayete tabi olduğu unutulmamalıdır. Siyasi parti tüzel kişiliği veya ilgili yöneticilerin şikayetçi olmaması durumunda kamu davası düşebilir. Ancak materyal bir kamu malı niteliğindeyse (Örn: Belediyeye ait alandaki sabit seçim panoları), TCK 152/1-a kapsamında nitelikli mala zarar verme suçundan re'sen soruşturma yürütülebilir.
Afişlerin Yırtılmasında 298 Sayılı Kanun m. 157
Seçim takvimi içerisinde, ilan edilen yerlere asılan siyasi parti ilan ve afişlerinin yırtılması veya bozulması, 298 sayılı Kanun'un 157. maddesinde özel olarak yaptırıma bağlanmıştır. Bu durumda fail hakkında TCK 114 değil, 298 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.
Miting ve Propaganda Faaliyetlerinin Sona Ermesinden Sonraki Eylemlerin Değerlendirilmesi
TCK 114/2 anlamında bir suçun oluşması için "faaliyetin devam ediyor olması" şartı aranmaktadır. Yargıtay'ın güncel kararları, miting dağıldıktan veya stant kapandıktan sonra mitinge katılanlara veya araçlara yapılan saldırıların bu suç tipine girmeyeceği yönündedir.
Böyle bir durumda fail, eyleminin niteliğine göre kasten yaralama (TCK 86), tehdit (TCK 106) veya hakaret (TCK 125) suçlarından yargılanır. Suçun TCK 114 kapsamından çıkarılması, ceza miktarını ve yargılama usulünü doğrudan etkilemektedir.
"Olay günü ... Partisi'nin mitinginin olduğu, sanığın miting alanı ve çevresinde taş ve sopalarla bu alana girerek mitingin yapılmasını engellemeye çalıştığı yine mitinge gitmek isteyen kişi ve araçlara elindeki taşları fırlattığı kabul edilmiştir. Ancak, miting bittikten sonra sanığın eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından siyasi hakların kullanıldığı bir siyasi parti faaliyeti mevcut olmadığından beraat kararı verilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4691, Karar No: 2023/16751
Eylemin "Hazırlık" veya "Devamlılık" Aşaması
Miting alanına gitmekte olan bir konvoyun durdurulması, henüz miting başlamamış olsa bile faaliyetin engellenmesi kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü burada siyasi hakkın kullanılmasına yönelik bir "yönelme" söz konusudur. Ancak faaliyetin kesin olarak bittiği (hoparlörlerin kapandığı, topluluğun dağıldığı) andan itibaren TCK 114'ün koruma kalkanı sona ermektedir.
Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme
Failin mitingi engellemek amacıyla alana girmesi ancak güvenlik güçleri tarafından durdurulması durumunda eylem teşebbüs aşamasında kalır. Bu durumda TCK 35 uyarınca indirimli ceza verilir. Ancak fail kendi iradesiyle eyleminden vazgeçerse, o ana kadar işlediği suçlar (Örn: Tehdit) varsa onlardan sorumlu tutulur, TCK 114'ten ceza almaz.
İspat Vasıtaları ve Yargılama Usulünde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Siyasi hakların engellenmesi suçları, genellikle kalabalık ve gerilimli ortamlarda işlendiğinden, delil tespiti en zor süreçlerden biridir. Mahkemeler, sübjektif tanık beyanlarından ziyade somut ve teknik delillere dayanma eğilimindedir.
Uygulamada kabul gören temel delil türleri şunlardır: * MOBESE ve Güvenlik Kamerası Kayıtları: Olay anındaki fiziksel müdahaleleri ve faillerin kimliğini netleştiren en güçlü delildir. * Bilirkişi Raporları: Görüntülerin çözümlenmesi ve faillerin eylemdeki rollerinin (asli/fer'i fail) belirlenmesi için istenir. * HTS ve Mesaj Kayıtları: Özellikle adaylıktan çekilmeye zorlama vakalarında, tehdit mesajları suçun sübutu için yeterli görülmektedir.
Sosyal İnceleme Raporları (SİR)
Failin suça sürüklenen çocuk (SSÇ) olması durumunda, Çocuk Koruma Kanunu uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılması zorunludur. Yargıtay, bu rapor aldırılmadan verilen mahkumiyet kararlarını usulden bozmaktadır.
Uzlaşma ve Ön Ödeme Durumu
TCK 114 kapsamındaki suçlar, korunan hukuki değerin niteliği (anayasal düzen ve siyasi haklar) gereği uzlaşma kapsamında değildir. Bu nedenle tarafların barışmış olması kamu davasının yürütülmesine engel teşkil etmez; ancak cezanın alt sınırdan tayini veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkı olarak kullanılabilir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs, İştirak ve Zincirleme Suç
TCK 114 kapsamında düzenlenen fiillerde teşebbüs ve iştirak, cezai sorumluluğun belirlenmesinde kritik rol oynar. Özellikle birden fazla kişinin katıldığı "sokak eylemleri" veya "toplu baskı" durumlarında, her failin eyleminin suçun hangi unsuruyla örtüştüğü titizlikle analiz edilmelidir.
Zincirleme suç hükümleri (TCK 43), failin aynı suç işleme kararı altında, değişik zamanlarda aynı kişiye veya aynı siyasi partiye karşı birden fazla engelleme eyleminde bulunması halinde uygulanır. Eğer fail tek bir hareketle birden fazla adayı tehdit etmişse, bu durumda da zincirleme suç hükümleri gereği ceza artırılır.
"Suça sürüklenen çocuğun yerel seçim çalışmaları nedeniyle üzerinde resim ve giydirmelerin bulunduğu seçim aracını durdurduğu, aracın önüne geçerek sol yumruğunu havaya kaldırmak suretiyle slogan attığı, seçim aracının geçişine engel olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkin delil takdiri yapılarak verilen mahkumiyet kararı isabetlidir. Ancak suçu birlikte işlediği iddia edilen diğer sanıkların beraat etmesi karşısında TCK 119/1-c maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/474, Karar No: 2021/18678
İştirak Halinde İşlenen Suçlarda Beraat Etkisi
Editörün Notu: TCK 119/1-c (birden fazla kişiyle birlikte işleme) artırımının uygulanabilmesi için, eylemin en az iki kişi tarafından "fikir ve eylem birliği" içerisinde gerçekleştirilmesi şarttır. Eğer iştirakçilerden biri hakkında beraat kararı kesinleşirse, eylem "birlikte işleme" vasfını yitirir ve ceza artırımı yapılamaz.
Hak Yoksunlukları ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararları
Siyasi hakların engellenmesi suçundan mahkum olan kişiler hakkında TCK 53 uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilir. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2015/85 sayılı kararı ile TCK 53/1-b bendindeki "ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresi iptal edilmiştir. Bu durum, infaz aşamasında mahkumların siyasi haklarını (Örn: Seçme hakkı) kullanmaya devam edebilmeleri bakımından büyük önem arz eder.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Siyasi parti tabelasının sökülmesi TCK 114 kapsamında mıdır? Eğer tabela sökme eylemi o sırada yürütülen bir parti toplantısını veya faaliyeti engellemiyorsa, TCK 114 kapsamında değerlendirilmez. Bu eylem mala zarar verme suçunu (TCK 151/1) oluşturur. Ancak tabelanın sökülmesiyle binaya giriş-çıkış engellenmiş ve parti faaliyeti durmuşsa TCK 114/2 gündeme gelebilir.
2. Belediye meclis üyesini istifaya zorlamak için yapılan tehdit hangi cezayı gerektirir? Bu eylem TCK 114/1-b kapsamında kalmaktadır. Kanun koyucu bu suç için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörmüştür. Tehdit eğer silahla yapılmışsa ceza bir kat artırılarak iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
3. Seçim döneminde pazar yerinde broşür dağıtan partililere müdahale etmek suç mudur? Eğer müdahale cebir, tehdit veya broşürleri zorla almak (hukuka aykırı davranış) şeklinde gerçekleşirse suç oluşur. Ancak sadece "burada dağıtmak yasak" diyerek sözlü bir itirazda bulunmak, Yargıtay tarafından "hukuka aykırı davranış" olarak kabul edilmemekte ve beraat kararı verilmektedir.
4. Miting konvoyuna taş atmak hangi suç kapsamında değerlendirilir? Mitinge gitmekte olan kişilerin engellenmesi kastı varsa ve atılan taşlar konvoyun ilerlemesini durdurmuşsa TCK 114/2 uyarınca ceza verilir. Ayrıca kullanılan taşlar silah sayıldığı için ceza TCK 119/1-a uyarınca artırılır. Eğer eylem miting bittikten sonra dönüş yolunda yapılmışsa kasten yaralama ve mala zarar verme suçları oluşur.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 114, 115, 116, 119, 151, 152).
- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/426, Karar No: 2023/16499.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/585, Karar No: 2016/9881.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4691, Karar No: 2023/16751.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/792, Karar No: 2016/9880.
- Anayasa Mahkemesi, 08/10/2015 Tarih, 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı İptal Kararı.
Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihat ve mevzuat verileri ışığında hazırlanan akademik nitelikte bir analizdir. İçerik, hukuki danışmanlık mahiyetinde olmayıp genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olaylar, ilgili dönemin güncel içtihatları ve delil durumuna göre uzman bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.