
Müstehcenlik Suçu (TCK 226) ve Çocuk Müstehcenliğinde Fikri İçtima Esasları
TCK 226 kapsamında düzenlenen müstehcenlik suçu, bilişim sistemleri ve fiziksel materyaller üzerinden işlenen fiillerde üretim, bulundurma ve yayma kriterlerine göre kademeli bir yaptırım rejimi öngörmektedir. Özellikle "doğal olmayan yoldan cinsel davranış" tanımındaki içtihat farklılıkları ve çocuk müstehcenliğinde ispat yükü, yargılamanın hukuki çekirdeğini oluşturmaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu, toplumsal ar ve haya duygularını koruma amacından ziyade, özellikle çocukların ve genel ahlakın korunması ekseninde şekillendirilmiş bir suç tipidir. Uygulamada, ele geçirilen materyallerin içeriği, sanığın bu materyalleri elde etme yöntemi ve yayma iradesi, suçun hangi fıkra kapsamında değerlendirileceğini belirleyen temel unsurlardır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, özellikle "doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar" (TCK m. 226/4) ile "çocukların kullanıldığı ürünler" (TCK m. 226/3) arasındaki sınırın, bilirkişi raporları ile netleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
TCK 226 Kapsamında Müstehcenlik Suçunun Tipiklik Analizi
Müstehcenlik suçu, seçimlik hareketli bir suç olup, ürünün satışa arzından depolanmasına kadar geniş bir yelpazede icra edilebilir. Kanun koyucu, 5237 sayılı TCK m. 226/1 uyarınca, müstehcen ürünlerin çocukların görüp duyabileceği şekilde sergilenmesini veya yetişkinlere yönelik olsa dahi belirli sınırlamaların ihlal edilmesini cezalandırmaktadır. Tipikliğin oluşması için ürünün mutlaka maddi bir varlığının (CD, dergi, video dosyası vb.) bulunması gerekmektedir. Ancak dijital çağda "ürün" kavramı, bilişim sistemleri üzerindeki veri bloklarını da kapsamına almaktadır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir ürünün müstehcen sayılabilmesi için toplumda egemen olan değer ölçüleri ve edep duygularının incinmesi esas alınmaktadır. Ancak bu değerlendirme yapılırken subjektif ahlak anlayışlarından kaçınılmalı, demokratik toplum düzeninin gerektirdiği asgari davranış kuralları referans alınmalıdır. Özellikle sanatsal ve edebi değeri olan eserler, TCK m. 226/7 uyarınca suçun kapsamı dışında tutulmuş olsa da, bu istisna çocuk müstehcenliğini kapsamamaktadır.
Çocuk Müstehcenliği Suçu ve Mutlak Yasak Kapsamı
Çocuk müstehcenliği, TCK m. 226/3 uyarınca müstehcenlik suçunun en ağır formlarından biridir. Bu fıkrada çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanıldığı ürünlerin üretimi, satışı ve bulundurulması yasaklanmıştır. Kanun koyucu, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kanun ile yaptığı değişiklikle, sadece gerçek çocukların değil, "temsili" veya "çocuk gibi görünen" kişilerin yer aldığı görüntüleri de suç kapsamına alarak koruma alanını genişletmiştir.
"TCK'nın 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunun üçüncü fıkrasında müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. Bunlardan birincisi; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır. İkinci suç ise, bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/14214 - Karar No: 2020/21479 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/14214 E. , 2020/21479 K.
Uygulama pratiğinde, sanığın bilgisayarında veya harici diskinde bulunan çocuk pornosu içerikli materyallerin "kişisel kullanım" amaçlı bulundurulduğu savunması, suçun oluşmasını engellememektedir. Zira kanun metni açıkça "bulunduran" kişiyi de cezai yaptırıma tabi tutmuştur. Buradaki temel amaç, bu ürünlere olan talebi azaltarak çocukların sömürülmesini dolaylı yoldan önlemektir.
Doğal Olmayan Yoldan Cinsel Davranış Kavramının Sınırları
TCK m. 226/4 kapsamında düzenlenen "doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar" ibaresi, yargı pratiğinde en çok tartışılan ve içtihat değişikliğine konu olan alanlardan biridir. Geçmişte anal veya oral yoldan yapılan tüm birleşmeler bu kapsamda değerlendirilirken, güncel Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ile bu kavramın sınırları daraltılmıştır. Yeni yaklaşıma göre, bireylerin kendi aralarındaki rızai cinsel yaşamlarının bir parçası olan davranışlar "doğal olmayan" kavramı altında cezalandırılmamalıdır.
Parafilik Eylemler ve İnsan Fıtratı
Yargıtay, "doğal olmayan yoldan" ifadesini insan onurunu zedeleyen, parafilik veya türün devamlılığını tehlikeye sokan (ensest gibi) eylemlerle sınırlı tutma eğilimindedir. Hayvanlarla yapılan cinsel ilişkiler, ölmüş insan bedeni üzerindeki eylemler veya şiddet içeren görüntüler bu fıkranın tipik uygulama alanlarıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Tanım Kriterleri
Ceza Genel Kurulu'nun 2020 tarihli kararı, müstehcenlik suçunda "doğal olmayan" kavramına dair somut bir çerçeve çizmiştir. Buna göre, her toplumda farklılık gösterebilen cinsel normlar üzerinden aşırı baskıcı bir yorum yapılmamalıdır. Ancak insan fıtratını aşağılayıcı boyutlara ulaşan eylemler genel adabın korunması amacıyla yaptırım altına alınmalıdır.
"TCK’nın 226. maddesinin dördüncü fıkrasındaki 'Doğal olmayan yoldan yapılan' kavramının; insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemleri kapsaması gereklidir. Anal ya da oral yoldan yapılan, eşcinsel veya grup halinde bulunulan cinsel birleşmelere ait görüntülerin veya cisimle yapılan mastürbasyon görüntüleri tek başına bu kavram içerisinde değerlendirilemeyecektir."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2018/461 - Karar No: 2020/323 Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2018/461 E. , 2020/323 K.
Müstehcenlik Suçunda Cezaların Belirlenmesi ve Tablo Analizi
Suçun işleniş biçimi ve ürünün niteliği, hapis cezasının alt ve üst sınırlarını doğrudan etkilemektedir. Özellikle basın ve yayın yoluyla işlenen fiillerde cezanın artırımı söz konusudur.
| Suç Tipi (TCK 226) | Temel Hapis Cezası | Adli Para Cezası | Nitelikli Hal |
|---|---|---|---|
| Genel Müstehcenlik (1. Fıkra) | 6 Ay - 2 Yıl | Var | Satışa arz, reklam vb. |
| Basın ve Yayın Yoluyla (2. Fıkra) | 6 Ay - 3 Yıl | 5000 Güne kadar | Yayınlama veya aracılık |
| Çocukların Kullanılması (3. Fıkra) | 5 Yıl - 10 Yıl | 5000 Güne kadar | Üretim aşaması |
| Çocuk Müstehcenliği Bulundurma | 2 Yıl - 5 Yıl | 5000 Güne kadar | Depolama, bulundurma |
| Doğal Olmayan / Şiddet (4. Fıkra) | 1 Yıl - 4 Yıl | 5000 Güne kadar | Üretim, nakil, bulundurma |
| Çocuklara İzletme/Yayma (5. Fıkra) | 6 Yıl - 10 Yıl | 5000 Güne kadar | Basın-yayın veya çocuklara erişim |
Fikri İçtima ve TCK 226/5 Uygulaması
Bir fiilin birden fazla suç tanımına uyması durumunda, TCK m. 44 uyarınca fikri içtima kuralları devreye girmektedir. Müstehcenlik suçunda, sanığın hem çocukların kullanıldığı ürünleri bulundurması hem de bu ürünleri internet ortamında paylaşması veya çocuklara izletmesi durumunda, TCK m. 226/3 ve 226/5 arasında bir içtima sorunu doğmaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'ne göre, sanığın eylemi hem bulundurmayı (226/3) hem de yayınlamayı/erişimi sağlamayı (226/5) oluşturuyorsa, sanık hakkında en ağır cezayı öngören fıkra uyarınca hüküm kurulmalıdır. Özellikle doğal olmayan yoldan görüntülerle çocuk pornografisinin bir arada bulunduğu materyallerde, mahkemenin her bir görüntüyü tek tek analiz etmesi ve fikri içtima kuralını titizlikle uygulaması gerekmektedir.
"Sanıktan ele geçen cinsel içerikli görüntülerde hem doğal olmayan yoldan yapılan cinsel ilişki görüntülerinin bulunduğu tespit edilmesi, hem de bu görüntülerin sanık tarafından basın ve yayın yolu ile yayınlandığı... tespiti halinde, her ne kadar eylemler TCK'nın 226/4. maddesi ve 226/5. maddesindeki iki ayrı suçu oluştursa da, TCK'nın 44. maddesinde tanımlanan fikri içtima kuralı gereğince, sanık hakkında en ağır cezayı öngören TCK'nın 226/5. maddesinin uygulaması gereklidir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/12616 - Karar No: 2020/21476 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/12616 E. , 2020/21476 K.
Bilişim İnceleme Raporlarının Hukuki Niteliği ve Eksik Kovuşturma
Müstehcenlik yargılamalarında hükme esas alınacak en kritik delil, bilişim uzmanları tarafından hazırlanan teknik inceleme raporudur. Bu raporun, görüntülerin TCK m. 226'nın hangi fıkrasına girdiğini (çocuk, şiddet, hayvan, doğal olmayan yol vb.) tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklaması zorunludur. Sadece "müstehcen içerik mevcuttur" şeklindeki genel ifadeler, mahkumiyet için yeterli değildir.
Görüntülerin Detaylı Analizi ve Yaş Tespiti
Özellikle çocuk müstehcenliği iddialarında, görüntüdeki kişilerin biyolojik yaşı ile dış görünüşleri arasındaki uyum incelenmelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, ilk bakışta çocuk olduğu anlaşılamayan veya sadece cinsel organların göründüğü kayıtlarda, uzman bilirkişi raporu alınmadan beraat veya mahkumiyet kararı verilmesini "eksik inceleme" olarak nitelendirmektedir. NCMEC (National Center For Missing and Exploited Children) gibi uluslararası kurumlardan gelen bildirimler tek başına kesin delil teşkil etmez; bu bildirimlerin yerel materyallerle (harddisk, telefon vb.) birebir eşleştiğinin adli bilişim yöntemleriyle teyit edilmesi şarttır.
Uygulama Notu: Bilirkişi Raporuna İtiraz Stratejisi
Müdafilerin, genel geçer ifadeler içeren bilirkişi raporlarına karşı, görüntülerin "doğal olmayan yol" kriterine girip girmediği (Yargıtay'ın güncel daraltıcı yorumu ışığında) ve görüntülerdeki kişilerin çocuk olup olmadığı konusunda antropometrik inceleme talep etmeleri, adliye pratiğinde dosyanın seyrini değiştirebilmektedir.
Zincirleme Suç ve Mağdur Sayısınca Ceza Tayini Esasları
Müstehcenlik suçu, kural olarak topluma karşı işlenen suçlar arasında yer aldığından "kamu" mağdur kabul edilir. Ancak çocuklara müstehcen içerik izletilmesi (TCK m. 226/5) durumunda, suçun mağduru somutlaşmaktadır. Bu noktada, eylemin tek bir kararla birden fazla çocuğa aynı anda mı, yoksa farklı zamanlarda farklı çocuklara mı yönelik olduğu ceza tayininde kritik rol oynar.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik görüşüne göre; sanığın aynı ortamda bulunan birden fazla çocuğa aynı görüntüyü izletmesi halinde tek bir ceza verilip TCK m. 43/2 (zincirleme suç) uyarınca artırım yapılmalıdır. Ancak, farklı zamanlarda ve mekanlarda farklı çocuklara yönelik eylemler söz konusu ise, her bir mağdur çocuk için ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilmelidir. Bu ayrım, infaz süresi bakımından sanık aleyhine veya lehine ciddi sonuçlar doğurmaktadır.
"Sanığın farklı tarihlerde ve birden fazla yaşı küçük mağdura, cinsel içerikli görüntüler içeren videolar gösterdiğinin kabul olunduğu olayda, sanığın eylemleri nedeniyle yaşı küçük mağdur sayısınca cezaya hükmedilmesi, aynı suç tarihinde, aynı ortamda bulunmakta olan mağdur çocuklara birlikte görüntülerin izletilmesi halinde ise tek bir cezaya hükmedilip, TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/12616 - Karar No: 2020/21476 Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/12616 E. , 2020/21476 K.
Görevli Mahkemenin Belirlenmesi ve Görevsizlik Kararları
Müstehcenlik suçunda davanın hangi mahkemede görüleceği, isnat edilen suçun TCK m. 226’nın hangi fıkrasına temas ettiğine bağlıdır. TCK m. 226/1-2 kapsamındaki fiiller genellikle Asliye Ceza Mahkemeleri (mülga Sulh Ceza) görev alanındayken, TCK m. 226/3, 4 ve 5. fıkralar kapsamındaki fiiller, öngörülen ceza miktarları ve suçun niteliği gereği Asliye Ceza Mahkemelerinde (veya duruma göre Ağır Ceza) görülmektedir.
Pratikte sıkça karşılaşılan bir hata, başlangıçta 226/1 uyarınca açılan bir davanın, yargılama aşamasında görüntülerin "doğal olmayan yoldan cinsel davranış" veya "çocuk müstehcenliği" içerdiğinin anlaşılmasına rağmen mahkemenin görevsizlik kararı vermeyerek esastan hüküm kurmasıdır. Yargıtay, bu durumu kesin bozma nedeni saymaktadır. Üst dereceli mahkemenin bakması gereken bir suçta, alt dereceli mahkemenin delil değerlendirmesi yapma yetkisi bulunmamaktadır.
"Sanıkta ele geçirilen CD'ler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile kadın ve erkeklerin tekli ve grup halinde cinsel ilişki hallerinin bulunulduğunun saptanması karşısında, doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin görüntüleri içeren CD'leri satışa arz eden sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 226/4. maddesinde tanımlanan suçu oluşturabileceği ve bu konudaki delilleri tartışıp değerlendirmenin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait bulunduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi yerine..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/5183 - Karar No: 2009/13645 Belgeyi Gör: 5. Ceza Dairesi 2009/5183 E., 2009/13645 K.
Basit Yargılama Usulü ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararları
7188 sayılı Kanun ile getirilen "Basit Yargılama Usulü", üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda (TCK 226/1 gibi) uygulanabilmektedir. Ancak müstehcenlik suçunun nitelikli hallerinde (226/3-4-5) ceza sınırları bu usulün dışındadır. Anayasa Mahkemesi'nin basit yargılama usulüne ilişkin verdiği iptal kararları, derdest dosyalar ve kesinleşmemiş hükümler bakımından lehe uygulama zorunluluğu doğurmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023 tarihli bir kararında vurguladığı üzere, basit yargılama usulü uygulandığında sonuç cezada 1/4 oranında indirim yapılması yasal bir zorunluluktur. Eğer dosya bu usule tabi iken mahkemece genel hükümlere göre yargılama yapılmış ve bu indirim uygulanmamışsa, hükmün sırf bu nedenle bozulması gerekmektedir.
"Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında... sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, 'Basit Yargılama Usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/2072 - Karar No: 2023/4923 Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2023/2072 E. , 2023/4923 K.
Özel Hayatın Gizliliği ile Müstehcenlik Suçu Arasındaki İnce Çizgi
Özellikle sanığın kendi rızasıyla kaydettiği veya kendisine gönderilen cinsel içerikli görüntülerin muhafaza edilmesi durumunda suçun vasfı tartışmalı hale gelmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin bir dairesinde azınlık görüşü olarak sunulan, ancak uygulama açısından önem arz eden görüşe göre; bir kişinin rızasıyla gerçekleşen ilişkinin kayda alınması ve yayılmadan muhafaza edilmesi "müstehcenlik" suçunu değil, duruma göre "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçunu (TCK 134) oluşturabilir.
Ancak bu görüntülerde bir çocuk kullanılmışsa, rıza geçerli bir hukuka uygunluk nedeni kabul edilmez. Çocuk müstehcenliğinde görüntülerin sanık tarafından "üretilmiş" (çekilmiş) olması, TCK m. 226/3-1 uyarınca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektiren çok daha ağır bir suçun oluşmasına sebebiyet vermektedir.
"Sanığın mağdurenin rızası ile girdiği cinsel ilişki görüntülerini cep telefonuna kaydetmesi, bunları herhangi bir yerde paylaşmaksızın uhdesinde muhafaza etmesi şeklindeki eyleminin... TCK'nın 134. maddesinde belirtilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı, söz konusu görüntülerin kanunun aradığı anlamda bir ürün ve üretim olmadığı gibi sistematik bir şekilde depolama ve bulundurmadan da söz edilemeyeceği..."
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/2386 - Karar No: 2019/11706 Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2019/2386 E. , 2019/11706 K.
Adli Para Cezası Hesaplamaları ve Mahsup Hataları
Müstehcenlik suçunun birçok fıkrasında hapis cezası ile birlikte adli para cezası da "ve" bağlacıyla zorunlu tutulmuştur. Hakimlerin sıkça yaptığı bir usul hatası, adli para cezasını tayin ederken gün sayısını belirlemeden doğrudan TL üzerinden hesaplama yapmaları veya TCK m. 62 indirimini gün sayısı üzerinden değil, nihai para cezası üzerinden yapmalarıdır.
Yargıtay, bu tür hesaplama hatalarını bozma nedeni yapmakla birlikte, genellikle "düzeltilerek onama" yoluyla adli para cezasını yasal sınırlara çekmektedir. TCK m. 52/2 uyarınca, günlüğü en az 20 TL olan para cezasının tayininde sanığın ekonomik durumu göz önünde bulundurulmalıdır.
"TCK.nın 226/4. maddesi gereği adli para cezası tayin edilirken, adli para cezasının önce gün olarak belirlendikten sonra TCK.nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı adli para cezasıyla çarpılmak suretiyle belirlenmesi yerine, doğrudan gün karşılığı para cezası olarak tayin edilmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır."
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/8206 - Karar No: 2012/11510 Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2011/8206 E. , 2012/11510 K.
İstinaf ve Temyiz Aşamasında Duruşma Açma Zorunluluğu
Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf), ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını kaldırarak beraat kararı vermek istediğinde, bu işlemi dosya üzerinden yapamaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Deliktaş/Türkiye" kararına ve CMK m. 280/1-g hükmüne atıf yapan Yargıtay, beraat kararı verilecekse mutlaka duruşma açılması ve delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, adil yargılanma hakkının ve doğrudanlık ilkesinin bir gereğidir.
"Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/2149 - Karar No: 2024/408 Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2023/2149 E. , 2024/408 K.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sosyal medya platformları üzerinden otomatik indirilen görüntülerden dolayı müstehcenlik suçu oluşur mu? Bilişim suçlarında "kast" unsuru esastır. Sanığın bilgisi ve iradesi dışında, uygulamaların önbelleğine (cache) otomatik olarak kaydedilen veya sanığa rızası dışında gönderilen ancak sanığın açıp izlemediği/depolama iradesi göstermediği görüntüler suçun manevi unsurunu oluşturmaz. Ancak teknik inceleme raporunda bu görüntülerin "sistematik olarak depolandığı" veya "manuel olarak kaydedildiği" tespit edilirse mahkumiyet ihtimali yüksektir.
2. Müstehcenlik suçunda "temsili çocuk görüntüsü" ne anlama gelmektedir? Anime, çizgi film (hentai vb.) veya dijital olarak oluşturulmuş (CGI) görüntülerde, karakterlerin çocuk görünümünde olması durumunda bu kavram devreye girer. Görüntüdeki kişinin gerçekte yetişkin olması ancak "çocuk gibi giydirilmiş/makyaj yapılmış" olması da bu kapsamdadır. Yargıtay, korunan hukuki değerin "çocukluk onuru" olduğunu belirterek bu tür ürünleri de TCK 226/3 kapsamında mütalaa etmektedir.
3. "Doğal olmayan yol" kapsamına giren görüntüleri sadece bulundurmak suç mudur? Evet, TCK m. 226/4 uyarınca; şiddet içeren, hayvanlarla yapılan veya doğal olmayan yoldan cinsel davranışları içeren ürünleri sadece "bulunduran" kişi dahi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Burada satış amacı aranmaz; dijital ortamda pasif bulundurma dahi suçun oluşumu için yeterlidir.
4. Bilimsel veya sanatsal eserlerin müstehcenlik suçundaki sınırı nedir? TCK m. 226/7 uyarınca, çocuk müstehcenliği (3. fıkra) hariç olmak üzere; bilimsel eserler ile çocuklara ulaşması engellenmek kaydıyla sanatsal ve edebi eserler bu madde kapsamı dışındadır. Ancak bir eserin "sanatsal" olup olmadığına mahkemece re'sen karar verilemez; bu konuda sanat tarihçileri veya edebiyatçılardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunludur.
Kaynakça
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2018/461, Karar No: 2020/323.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/12616, Karar No: 2020/21476.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/2072, Karar No: 2023/4923.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/2149, Karar No: 2024/408.
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2386, Karar No: 2019/11706.
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 226.
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 251.
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, akademik ve profesyonel hukukçulara yönelik hazırlanmıştır. Somut hukuki uyuşmazlıklarda her vakanın kendi özel şartları, delil durumu ve güncel içtihat değişiklikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu içerikten yola çıkılarak yapılan işlemlerden dolayı sorumluluk kabul edilmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.