Mirasçılıktan Çıkarma Tasarruflarının Hukuki Rejimi: Cezai ve Koruyucu Iskatın İptali ve İspat Dinamikleri
Mirasçılık ve TenkisYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Mirasçılıktan Çıkarma Tasarruflarının Hukuki Rejimi: Cezai ve Koruyucu Iskatın İptali ve İspat Dinamikleri

Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını aile bağlarının kopması nedeniyle tereke dışı bırakabildiği, ispat yükünün çıkarmadan yararlanan tarafta olduğu istisnai bir ölüme bağlı tasarruftur. Tasarrufun geçerliliği, somutlaştırılmış çıkarma sebebinin vasiyetnamede belirtilmesine ve bu sebebin yargılama aşamasında sübut bulmasına bağlıdır.

Mirasçılıktan Çıkarma Tasarruflarının Temel Hukuki Karakteri ve Sınırları

Mirasçılıktan çıkarma (iskat), mirasbırakanın tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufla, normal şartlarda dokunulamaz olan saklı paylı mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 510-513 hükümleri arasında düzenlenen bu müessese, miras hukukunun genel ilkelerinden olan "saklı payın korunması" kuralına getirilmiş en ağır istisnadır. Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünü saklı paylı mirasçılar aleyhine ancak kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan sebeplerin varlığı halinde ve belirli usul kurallarına riayet ederek kullanabilir.

Mirasçılıktan çıkarma, niteliği itibarıyla maddi anlamda bağlayıcı olmayan bir ölüme bağlı tasarruftur. Uygulamada genellikle vasiyetname yoluyla gerçekleştirilir; ancak miras sözleşmesi içerisinde yer alması da mümkündür. Miras sözleşmesinde yer alsa dahi, çıkarma tasarrufu tek taraflı irade ile her zaman geri alınabilir. Bu noktada ıskat, mirastan yoksunluktan (TMK m. 578) keskin bir şekilde ayrılır; zira mirastan yoksunluk kanun gereği kendiliğinden gerçekleşirken, mirasçılıktan çıkarma ancak mirasbırakanın bu yöndeki açık iradesi ve geçerli bir sebebe dayanması ile hüküm ifade eder.

"Mirasçılıktan çıkarma, mirastan yoksunluktan farklı olarak (MK 578 vd), kendiliğinden değil, mirasbırakanın bir ölüme bağlı tasarrufu ile gerçekleşir (MK 510). Bu ölüme bağlı tasarruf, mirasçılıktan çıkarma bağlayıcı olmayan bir maddi anlamda ölüme bağlı tasarruf olduğu için, vasiyetnamedir. Iskat sebebi olabilmesi için, Aile Hukukundan doğan görevin ihlali kusurlu olmalıdır. Ancak, Aile Hukukundan doğan her görevin sırf kusurlu ihlali de mirastan çıkarma sebebi oluşturmaz. Mirasçılıktan çıkarma için görevin önemli ölçüde (ağır) ihlal edilmiş olması gerekir."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/15148 - Karar No: 2013/16683

Belgeyi Gör: Kaynak

Cezai Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri ve "Ağır Suç" Kriteri

TMK m. 510/1 uyarınca, mirasçının mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi cezai ıskat sebebidir. Buradaki "ağır" kavramı, Türk Ceza Kanunu (TCK) anlamındaki cürüm/kabahat ayrımından veya hapis cezasının miktarından bağımsız, aile hukuku ve miras etiği açısından değerlendirilir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin suçun vasfına dair nitelemesiyle bağlı kalmaksızın, fiilin mirasbırakan ile mirasçı arasındaki aile bağını objektif ve süjektif olarak koparıp koparmadığını inceler.

Vasiyetname ve hukuk kitapları üzerinde miras hukukunu simgeleyen kompozisyon.

Suçun tamamlanmış olması şart değildir; teşebbüs aşamasında kalan veya şikayete bağlı olup şikayet edilmeyen fiiller de aile bağını koparmışsa ıskat sebebi teşkil edebilir. Ancak fiilin kasten işlenmiş olması ve hukuka aykırı olması zorunludur. Meşru müdafaa sınırları içinde kalan veya ayırt etme gücünden yoksun bir mirasçı tarafından işlenen fiiller, kusur unsuru eksikliği nedeniyle geçerli bir çıkarma sebebi oluşturmaz. Ayrıca mirasbırakanın ağır müterafik kusuru bulunması halinde de ıskatın geçersizliği gündeme gelebilir.

Yakınlara Karşı İşlenen Suçların Kapsamı

Kanun metninde geçen "yakınlar" ifadesi sadece kan hısımlarını kapsamaz. Mirasbırakanın duygusal bağ kurduğu, sevgi ve saygı duyduğu, hayatında önemli yer tutan dostları, nişanlısı veya uzun süredir birlikte yaşadığı kişiler de bu kapsamda değerlendirilir. Yargıtay uygulamasında, mirasbırakanın bakıcısına veya manevi evladına karşı işlenen ağır fiillerin de mirasbırakanın şahsiyet haklarına saldırı mahiyetinde olduğu kabul edilmektedir.

Suçun Aile Bağını Koparma Niteliği

Bir suçun ıskat sebebi sayılabilmesi için sadece işlenmiş olması yetmez; bu suçun mirasbırakan nezdinde affedilemez bir yara açmış olması ve ailevi ilişkinin devamını imkansız kılması gerekir. Eğer mirasbırakan suçun işlenmesinden sonra mirasçısını affetmişse (zımnen veya açıkça), artık o suça dayanarak mirasçılıktan çıkarma yapamaz.

Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin Önemli Ölçüde İhlali

TMK m. 510/2 uyarınca mirasçının, mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi ikinci bir cezai ıskat sebebidir. Bu yükümlülükler; TMK m. 185 (evlilik birliğinden doğan yükümlülükler), m. 322 (ana, baba ve çocukların karşılıklı yükümlülükleri) ve m. 364 (nafaka yükümlülüğü) gibi düzenlemelerden kaynaklanır. Ancak her türlü ilgisizlik ıskat sebebi sayılmaz; ihlalin "önemli ölçüde" ve "kusurlu" olması aranır.

Uygulamada mirasbırakanın ağır hastalığına rağmen aranıp sorulmaması, muhtaç durumdayken yardım edilmemesi, sürekli hakaret edilmesi veya haysiyetsiz yaşam sürülmesi bu kapsamda tartışılmaktadır. Yargıtay, özellikle yaşlı ve bakıma muhtaç mirasbırakanın çocukları tarafından terk edilmesini veya mirasbırakanın malvarlığını ele geçirmek amacıyla haksız yere kısıtlanması (vesayet altına alınması) taleplerini bu bend kapsamında değerlendirmektedir.

"Mirasbırakan, vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebebini açıklamıştır. Ancak gösterilen sebep mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılar tarafından kanıtlanamamıştı. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali kademelidir. Öncelikle mirasbırakanın apaçık yanılıp yanılmadığı araştırılır. Eğer bu hal yoksa, davalı mirasçılıktan çıkarma sebebini ispat edememişse, davacının alacağının belirlenmesi için davaya tenkis davası gibi devam edilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2007/8036 - Karar No: 2008/6856

Belgeyi Gör: 2. Hukuk Dairesi 2007/8036 E., 2008/6856 K.

Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufunun Şekli ve İçerik Şartları

Mirasçılıktan çıkarma, ancak bir ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname veya miras sözleşmesi) yapılabilir. Sağlararası bir işlemle veya mahkeme kararıyla (mirasbırakan hayattayken) mirasçılıktan çıkarma mümkün değildir. Tasarrufun geçerliliği için TMK m. 512 uyarınca mirasbırakanın çıkarma sebebini açıkça belirtmesi zorunludur. Gerekçesiz yapılan veya "onu mirasçı olmaktan çıkardım" şeklindeki genel ifadeler içeren tasarruflar ıskat olarak değil, olsa olsa tasarruf nisabı sınırları içinde bir vasiyet olarak hüküm doğurur.

Resmi vasiyetname tasarrufu ve hukukçu aksesuarları.

Unsur Cezai Iskat (TMK 510) Koruyucu Iskat (TMK 513)
Temel Amaç Mirasçıyı cezalandırmak Altsoyun geleceğini korumak
Kapsam Saklı payın tamamı Saklı payın yarısı
Ön Şart Ağır suç veya aile hukuku ihlali Borç ödemeden aciz belgesi
Lehtar Diğer mirasçılar/vasiyet alacaklıları Çıkarılanın doğmuş/doğacak çocukları
İspat Yükü Çıkarmadan yararlananda Aciz vesikasının varlığı ile sabit

İspat Yükünün Ters Çevrilmesi ve TMK m. 512 Uygulaması

Miras hukukunda genel ispat kuralı (TMK m. 6), bir haktan kendi lehine sonuç çıkaran tarafın o hakkın dayandığı olguları ispat etmesidir. Ancak mirasçılıktan çıkarmada kanun koyucu, mirasçının saklı payını korumak amacıyla ispat yükünü yer değiştirmiştir. Iskat edilen mirasçı, çıkarmanın geçersizliğini iddia ederek dava açtığında, çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek davacıya değil, bu çıkarmadan yararlanan diğer mirasçılara veya vasiyet alacaklılarına düşer.

Hukuki ispat yükü ve adalet terazisini simgeleyen mahkeme detayı.

Eğer vasiyetnamede gösterilen sebep yargılama sırasında kanıtlanamazsa veya vasiyetnamede hiçbir sebep gösterilmemişse, mirasçılıktan çıkarma tasarrufu tamamen geçersiz olmaz; sadece mirasçının "saklı payı" üzerindeki etkisi kalkar. Diğer bir ifadeyle, mirasçı saklı payını alır ancak mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı (tasarruf nisabı) üzerindeki iradesine dokunulmaz.

"Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/639 - Karar No: 2024/733

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2023/639 E. , 2024/733 K.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Hukuki Sonuçları ve Altsoyun Hakları

Geçerli bir mirasçılıktan çıkarmanın en temel sonucu, ıskat edilen kişinin mirasbırakanın terekesinden pay alamamasıdır. Bu kişi, yasal mirasçı sıfatını kağıt üzerinde korusa da ekonomik olarak mirasın dışına itilir. En kritik sonuçlardan biri de, mirasçılıktan çıkarılan kişinin tenkis davası açma hakkını kaybetmesidir (TMK m. 511/1).

Mirasçılıktan çıkarmanın şahsiliği ilkesi gereği, çıkarma işlemi sadece o mirasçıyı etkiler; altsoyunu etkilemez. Mirasbırakan vasiyetnamesinde aksini belirtmedikçe, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, varsa altsoyuna kalır. Çıkarılanın altsoyu, tıpkı kök içi halefiyet kuralında olduğu gibi, mirasbırakandan kendi saklı paylarını talep edebilirler.

Çıkarılanın Payının Dağılımı

Mirasçılıktan çıkarılanın altsoyu yoksa, payı mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarına geçer. Mirasbırakan, çıkarma tasarrufunda bu payın kime gideceğini ayrıca belirleyebilir (yedek mirasçı atama). Eğer mirasbırakan çıkarma tasarrufuyla sadece bir mirasçıyı saf dışı bırakmış ancak payı hakkında bir düzenleme yapmamışsa, yasal mirasçıların payları oranında bir artış meydana gelir.

Tenkis Davası Açma Hakkı

Iskat edilen mirasçı, çıkarmanın haksız olduğunu iddia ediyorsa iptal veya tenkis davası açabilir. Ancak ispat yükü davalıda olduğundan, davalı sebep ispatlayamazsa mahkeme vasiyetnamenin o kısmının iptali yerine, davacının saklı payının verilmesine (tenkise) hükmeder. Bu durumda vasiyetname "saklı pay dışında" geçerliliğini korur.

Iskatın İptali Davasında Görev, Yetki ve Taraf Teşkili

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, niteliği gereği bir şahsın malvarlığı haklarını ilgilendiren çekişmeli bir yargı işidir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Davacı, mirasçılıktan çıkarılan kişidir. Davalılar ise, bu çıkarma işleminden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanan tüm mirasçılar ve vasiyet alacaklılarıdır.

Taraf teşkilinin tam olarak sağlanması, hükmün kesinleşmesi için zorunludur. Özellikle mirasçılıktan çıkarılanın altsoyu varsa, davanın sonucundan etkilenecekleri için onların da davada taraf olarak yer alması veya davadan haberdar edilmesi gerekmektedir. Yargıtay, taraf teşkili sağlanmadan verilen kararları usulden bozmaktadır.

"Çıkarmaya itiraz davasını, çıkarılan mirasçı açar. Çıkarmaya itiraz davası, miras bırakanın kanuni mirasçılarına ve çıkarılanın varsa altsoyuna karşı açılır. Somut olayda, taraf teşkili sağlanmamıştır. Öncelikle mirasbırakanın mirasçıları davaya davalı yanda dahil edilmesi, göstermeleri halinde delillerinin toplanması daha sonra işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/16304 - Karar No: 2020/7482

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2016/16304 E. , 2020/7482 K.

Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Koruyucu Iskat (TMK m. 513)

Cezai ıskattan farklı olarak, koruyucu ıskat mirasçıyı cezalandırma amacı gütmez; aksine mirasçının borçları nedeniyle miras payının alacaklılara gitmesini engellemeyi ve mirasçının çocuklarını korumayı hedefler. Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunun saklı payının "yarısı" üzerinde tasarrufta bulunarak bu payı o mirasçının doğmuş ve doğacak çocuklarına özgüleyebilir.

Bu tür bir çıkarmanın geçerliliği için mirasın açıldığı tarihte mirasçı hakkında geçerli bir aciz vesikasının bulunması şarttır. Eğer miras açıldığında aciz belgesi artık hüküm ifade etmiyorsa veya borçların toplamı miras payının yarısını geçmiyorsa, mirasçı ıskatın iptalini isteyebilir. Koruyucu ıskatın en önemli farkı, çıkarılanın saklı payının tamamının değil, sadece yarısının çocuklarına aktarılabilmesidir; diğer yarısı ise mirasçıya kalmaya devam eder.

İskatın İptali ve Tenkis Taleplerinin Yarışması

Uygulamada mirasçılıktan çıkarılan kişi, dilekçesinde genellikle "vasiyetnamenin iptalini, olmazsa tenkisini" terditli olarak talep eder. Mahkeme, öncelikle vasiyetnamenin ehliyetsizlik, şekil noksanlığı veya irade sakatlığı (hata, hile, korkutma) gibi sebeplerle tamamen iptal edilip edilmeyeceğini inceler. Eğer bu sebepler yoksa, ıskat sebebinin gerçekliği incelenir.

Iskat sebebi ispatlanamazsa, hakim vasiyetnameyi tamamen iptal etmez. TMK m. 512/3 uyarınca tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. Bu durumda davanın niteliği kendiliğinden "tenkis davası"na dönüşür. Mahkeme, tereke hesabını yaparak davacının saklı payını belirler ve bu payın davacıya verilmesine hükmeder. Ancak mirasbırakanın yanılması söz konusuysa (örneğin mirasçının suç işlemediği halde işlediğini sanması gibi açık bir hata), çıkarma tamamen geçersiz olabilir.

"Mirasçılıktan çıkarma sebebinin varlığı, davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece; mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun; davacı mirasçıların saklı payları dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/22339 - Karar No: 2012/31593

Belgeyi Gör: 2. Hukuk Dairesi 2011/22339 E. , 2012/31593 K.

Anayasa Mahkemesi Kararı ve Saklı Paylı Olmayan Mirasçılar

TMK m. 510, lafzı itibarıyla sadece "saklı paylı mirasçılar" için bir çıkarma mekanizması öngörmüştür. Saklı payı olmayan yasal mirasçılar (örneğin kardeşler, amcalar, teyzeler) hakkında bir çıkarma prosedürü işletilmesine gerek yoktur; zira mirasbırakan zaten tasarruf özgürlüğü kapsamında bu kişilere hiç miras bırakmama hakkına sahiptir. Ancak doktrinde ve bazı yerel mahkeme kararlarında, saklı paylı olmayan mirasçıların da ıskat sebeplerine dayanarak mirasçılıktan çıkarılabileceği, bunun mirasbırakanın mülkiyet hakkının bir gereği olduğu savunulmuştur.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2023/166 K. sayılı kararında, TMK m. 510'daki "saklı paylı" ibaresinin iptali talebini usulden reddetmiş olsa da, uyuşmazlığın mülkiyet hakkı eksenindeki tartışması devam etmektedir. Uygulamada, saklı payı olmayan bir mirasçının vasiyetnameyle miras dışı bırakılması basit bir "mirasçı atama" veya "miras dışı bırakma" tasarrufudur ve TMK m. 510'daki ağır ispat kurallarına tabi değildir.

"İptali istenen 4721 sayılı TMK m. 510 mirastan çıkarma hakkını miras bırakana sadece 'saklı paylı' mirasçılar için tanımıştır. Saklı pay sahibi olmayan ancak 4721 sayılı TMK hükümlerine göre mirasçı sıfatı taşıyan mirasçılar için miras bırakana böyle bir hak tanınmamıştır. İtiraz yoluna konu dava, atanmış mirasçılık belgesinin iptali davasıdır. İptali istenen kuralın davanın çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bir kural olduğu söylenemez. Başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2023/73 - Karar No: 2023/166

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/73, K. 2023/166

Mirasbırakanın Yanılması ve İrade Sakatlığı Halleri

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu, mirasbırakanın bir yanılmasına dayanıyorsa geçersizdir. TMK m. 512/son fıkrasına göre, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma tamamen hükümsüz kalır. Örneğin, mirasbırakanın mirasçısının kendisine karşı suç işlediğini zannetmesi ancak aslında failin başka bir kişi olması durumunda "açık bir yanılma" mevcuttur.

İrade sakatlıkları (hata, hile, ikrah) durumunda ise vasiyetnamenin iptali davası açılır. Bu davada mirasbırakanın serbest iradesinin sakatlandığı ispat edilirse, sadece çıkarma tasarrufu değil, vasiyetnamenin tamamı iptal edilebilir. Özellikle yaşlılık ve hastalık döneminde bir mirasçının diğerini kötüleyerek mirasbırakanı etkilemesi (iğfal), uygulamada en çok rastlanan iptal sebeplerinden biridir.

Pratik Uygulama Notu: Iskat Davalarında Delil Listesi ve Strateji

Iskatın iptali davalarında başarının anahtarı, mirasbırakan ile mirasçı arasındaki "aile bağının" durumunu ortaya koymaktır. Sadece tanık beyanlarına dayanmak risklidir. * Ceza Dosyaları: Mirasbırakanın şikayet dileçeleri, adli tıp raporları ve kesinleşmiş mahkumiyet kararları en güçlü delillerdir. * Vesayet Dosyaları: Mirasçının mirasbırakanı kısıtlamak için açtığı davalar, amacın mirasbırakanı korumak mı yoksa malvarlığını ele geçirmek mi olduğu ekseninde analiz edilmelidir. * Sosyal Kayıtlar: WhatsApp konuşmaları, fotoğraf kayıtları, hastane ziyaret defterleri ve banka transferleri (yardım yükümlülüğünün ifası için) ispat yükü davalıda olmasına rağmen davacı mirasçı tarafından sunulması gereken karşı delillerdir.

Editörün Notu:

Mirasçılıktan çıkarma davası, teknik bir tenkis hesabı ile aile faciası niteliğindeki olayların hukuki analizinin iç içe geçtiği karmaşık bir süreçtir. Davayı açan mirasçı, "ben kötü evlat değilim"i ispatlamak zorunda değildir; davalı "sen şu şu sebeplerle kötü evlatsın"ı ispatlamak zorundadır. Bu ayrım, davanın kaderini belirleyen en önemli usul kuralıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Mirasbırakan "Bana bakmadığı için onu mirasçı yapmıyorum" yazarsa bu geçerli bir çıkarma mıdır? Hayır, tek başına bu ifade yeterli değildir. Bakmama eyleminin ne zaman, hangi koşullarda gerçekleştiği, mirasbırakanın muhtaç olup olmadığı ve mirasçının imkanı olup olmadığı somutlaştırılmalıdır. Yargıtay, genel ve soyut ifadeleri geçerli bir ıskat sebebi saymamakta, bu tasarrufu sadece saklı pay dışındaki kısmı kapsayan bir mirasçı atama/vasiyet olarak değerlendirmektedir.

2. Mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirasbırakanın yaptığı diğer bağışlamaların tenkisini isteyebilir mi? Eğer mirasçılıktan çıkarma tasarrufu mahkemece haksız bulunursa ve mirasçı saklı payını almaya hak kazanırsa, evet, tenkis davası açabilir. Ancak ıskat geçerliyse, TMK m. 511/1 uyarınca tenkis davası açma hakkı tamamen ortadan kalkar.

3. Babam beni mirasçılıktan çıkardıktan sonra beni affettiğini bir mektupla yazdı, bu geçerli mi? Evet, mirasbırakanın affı (açık veya zımni), daha önce yapılmış olan mirasçılıktan çıkarma tasarrufunu kendiliğinden hükümsüz kılar. Ancak bu affın ispatlanması gerekir. Iskat edilen kişi, mirasbırakanın kendisini affettiğini yazılı bir belgeyle veya tanıklarla ispat ederse miras payına kavuşur.

4. Mirasçılıktan çıkarma davası ne kadar sürer ve zamanaşımı nedir? Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, vasiyetnamenin açılmasından itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Davanın süresi, delillerin toplanması ve tereke hesabına bağlı olarak 2-4 yıl arasında değişebilmektedir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 510, 511, 512, 513, 578.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/15148, Karar No: 2013/16683.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas No: 2023/73, Karar No: 2023/166.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/16304, Karar No: 2020/7482.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/639, Karar No: 2024/733.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/8036, Karar No: 2008/6856.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/11678, Karar No: 2015/19101.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/3523, Karar No: 2017/4550.

Yasal Uyarı: Bu makale, miras hukukuna ilişkin akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup genel niteliktedir. Somut uyuşmazlıklarda her vaka kendi özel şartları, delil durumu ve güncel içtihatlar ışığında değerlendirilmelidir. Bu metin profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu içerikten yola çıkılarak tesis edilen işlemlerden doğabilecek hak kayıplarından yazar veya platform sorumlu tutulamaz.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: