ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/73, K. 2023/166
# Norm Kararı
```html
“İptali istenen 4721 sayılı TMK m. 510 "Aşağıdaki
durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını
mirasçılıktan çıkarabilir: 1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın
yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, 2. Mirasçı, mirasbırakana
veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan
yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse." düzenlemesini
içermektedir. Bu madde mirastan çıkarma hakkını miras bırakana sadece
"saklı paylı" mirasçılar için tanımıştır. Saklı pay sahibi olmayan
ancak 4721 sayılı TMK hükümlerine göre mirasçı sıfatı taşıyan mirasçılar için
miras bırakana böyle bir hak tanınmamıştır. Dolayısıyla saklı paylı olmayan bir
mirasçının TMK m. 510'da yazılı olan durumların gerçekleşmesi durumunda
mirasçılıktan çıkartılması hukuken mümkün değildir.
Miras bırakma hakkına sahip bir kişinin saklı paylı olan en
yakın mirasçılarını TMK m. 510'da yazılı durumların varlığı halinde mirastan
çıkarma hakkına sahipken saklı paylı olmayan diğer mirasçılar hakkında bu
haklara sahip olmaması aşağıdaki gerekçelerle Anayasaya aykırıdır.
Anayasanın 35. maddesine göre; "Herkes, mülkiyet ve miras
haklarına sahiptir." Mülkiyet ve miras hakkı kişinin mülkiyetinde olan mal
varlığı değerleri üzerinde serbestçe tasarruf edebilme hakkını kapsar. Kişinin
serbestçe tasarruf edebilme hakkı içerisine miras bırakmak kadar miras
bırakmama hakkı da girer. Miras bırakmama hakkının sınırlarının mirasçıların
mülkiyet ve miras edinme hakları ile çizildiği ve yasalar çerçevesinde belli
bir hukuki dengeye oturtulduğu açıktır. 4721 sayılı TMK miras bırakmama hakkına
iki tane sınır getirmiştir. Bunlardan birincisi TMK m. 505 ve devamında
düzenlenen saklı paylara ilişkin hükümlerdir ki saklı paylı mirasçılar için
geçerlidir. Saklı paylı mirasçıların saklı paylarına dokunulmaması koşulu ile
miras bırakan mirasını bu mirasçılarına bırakmama hakkına sahiptir. İkincisi
ise iptali talep edilen TMK m. 510'da ki düzenlemedir ki bu madde de yazılı
olan iki durumdan birinin gerçekleşmesi durumunda miras bırakan saklı paylı
mirasçılarını mirastan çıkarma hakkına sahiptir.
Yazılı olmayan bir üçüncü durum daha vardır ki o da miras
bırakanın saklı paylı mirasçısı yoksa bütün mirasını istediği kişiye bırakarak
saklı paylı olmayan mirasçılarını mirasından yoksun bırakabilir. Bu durumun
yarattığı hukuki sakınca, miras bırakanın hem bütün mirasını başkasına
bırakarak saklı paylı olmayan mirasçısını mirasından yoksun bırakmak istemesi
hem de aynı mirasçıyı TMK m. 510'da yazılı olan durumların gerçekleşmesi
nedeniyle mirasından çıkarmak istemesi durumunda TMK m. 510'da yazılı olan
"saklı paylı" ibresinin buna engel olmasıdır. Yasadaki bu ibare ile
saklı paylı olmayan mirasçılar saklı paylı mirasçılara göre daha üstün hak
sahibi bir duruma gelmektedir.
Miras hukukumuzda miras bırakmanın çeşitli yolları
bulunmaktadır. Bunlar TMK m. 516'ya göre mirasçı atanması, TMK m. 517'ye göre
belirli mal bırakma, TMK m. 526'ya göre vakıf kurma ve TMK m. 527'ye göre miras
sözleşmesidir. Bunlardan birkaç tanesi aynı işlemle de gerçekleştirilebilir
farklı işlemle de yapılabilir. Yani aynı vasiyetname içinde hem mirasçı
atanması hem de belirli mal bırakma tasarrufu olabileceği gibi iki farklı vasiyetname
ile de bu işlemler yapılabilir. Birbirini takip eden tarih aralıkları ile
birden çok vasiyetnamelerin yapıldığı, bu vasiyetnamelerden hangisine üstünlük
tanınacağının dava konusu olduğu uyuşmazlıklara da sıkça rastlanmaktadır.
Bu olasılıkların dışında miras bırakanın kendisine miras bırakma
olasılığı bulunan başkalarından önce ölmesi, halen devam etmekte olan
kamulaştırma gibi kamu kurumlarından bir kısım alacaklarının doğmasına neden
olacak terekeye ölümünden sonra mal varlığı değerlerinin dahil olması sonucunu
doğuran olaylar gerçekleşebilir.
Bu ve benzeri durumlarda miras bırakanın sadece vasiyetname ile
saklı paylı olmayan mirasçılarını öldüğü tarihte sahip olduğu terekesinin
tamamını başkalarına bırakarak yoksun bırakma hakkı bulunmaktadır. Terekeye
ölümünden sonra dahil olacak başka mal varlığı değerleri üzerinde ancak TMK m.
510'da sayılan iki durumdan birinin gerçekleşmesi durumunda mirasçılıktan
çıkarma hakkını kullanarak tasarrufta bulunabilir. Ancak bu hak sadece saklı
paylı mirasçılara karşı tanınmış bir hak olması nedeniyle miras bırakanın saklı
paylı olmayan mirasçılara karşı bu hakkını kullanması da engellenmektedir. Bu
yönüyle TMK m. 510'da yazılı olan "saklı paylı" ibaresi Anayasanın 35.
maddesindeki mülkiyet ve miras bırakma hakkını açıkça ihlal eder niteliktedir.
Mahkememizde görülmekte olan davada İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin verdiği kaldırma kararı ile dava konusu
uyuşmazlıkta davacının saklı paylı mirasçı olmaması nedeniyle 4721 sayılı TMK
m. 510 hükmünün uygulanamayacağı, vasiyetnamede açıkça davacı hakkında mirastan
çıkarma iradesi ortaya konulduğu halde mirasçılık belgesi istemli dava açmakta
hukuki yararı olduğu tespiti kesinleşmiştir. TMK m. 510'da yazılı olan
"saklı paylı" ibaresinin iptali durumunda bu madde artık saklı paylı
olmayan mirasçılar için de geçerli hale geleceğinden mahkememizde görülmekte
olan davada da uygulanacaktır.
Bu gerekçelerle 4721 sayılı TMK m. 510'da yer alan "saklı
paylı" ibaresinin Anayasanın "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesi
kapsamında hem mülkiyet hem de miras hakkına aykırı olduğunun tespiti ile
iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ:
4721 sayılı TMK m. 510'da yer alan "saklı paylı"
ibaresinin Anayasanın "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesi
kapsamında hem mülkiyet hem de miras hakkına aykırı olduğunun tespitine ve
iptaline karar verilmesini,
Kararın bir örneğinin mahkememize de UYAP üzerinden tebliğini
saygılarımla dilerim.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/73
Karar Sayısı : 2023/166
Karar Tarihi : 28/9/2023
R.G.Tarih-Sayı :
2/11/2023-32357
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesinde yer alan “…saklı
paylı…” ibaresinin Anayasa’nın 35. maddesine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Atanmış
mirasçıya karşı açılan mirasçılık belgesinin iptali davasında itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu ibarenin de yer
aldığı 510. maddesi şöyledir:
“B. Mirasçılıktan çıkarma
I. Sebepleri
Madde 510- Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı
bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın
yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi
üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine
getirmemişse.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin
KUZ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,
Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 4/5/2023
tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör İsmail Emrah
PERDECİOĞLU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın
Gerekçesi
3. Başvuru
kararında özetle; 4721 sayılı Kanun’un 510. maddesinin miras bırakana yalnızca
saklı payı olanları mirasçılıktan çıkarabilme imkânı verdiği, saklı payı
olmayan mirasçıların anılan maddede yer alan durumların gerçekleşmesi hâlinde
mirasçılıktan çıkarılmalarının mümkün olmadığı bu durumda miras bırakanın mülkiyeti
üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkının işlevini yitirdiği, iptali istenen
ibarelerin saklı payı olmayan mirasçıları saklı paylı mirasçılara göre daha
üstün bir hak sahibi konumuna getirdiği zira kişilerin hayatta iken mevcut mal varlıkları
için saklı payı olmayan mirasçısını mirasçılıktan çıkarma imkânı varken
terekeye sonradan katılan varlıklar için böyle bir imkânın söz konusu
olamayacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
B. Uygulanacak Kural Sorunu
4. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak
bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının
ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptali için Anayasa
Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da
o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan
davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki
kurallardır.
5. İptali istenen ibarenin yer aldığı 4721 sayılı
Kanun’un 510. maddesinde miras bırakanın saklı paylı mirasçıları mirasçılıktan
çıkarma yetkisi düzenlenmektedir. Anılan madde miras
bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlenmiş
olması yahut miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile
hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde yerine getirilmemiş olması
durumunda miras bırakana ölüme bağlı tasarruf ile saklı paylı mirasçıyı
mirastan çıkarma yetkisi tanımaktadır.
6. İtiraz başvurusuna konu yargılama sürecinde atanmış
mirasçılık belgesinin iptali istenmektedir. Murisin yeğeni tarafından açılan bu
davada ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk
derece mahkemesinin gerekçesinde mirasçılık belgesinin iptali davasının
açılmasında davayı açmakta hukuki yararı bulunan kişilerin yetkili olduğu oysa
murisin noter huzurunda düzenlenen vasiyetnamesi incelendiğinde 4721 sayılı
Kanun’un 510. maddesi kapsamında davacının aile hukukundan kaynaklanan
yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğu sebebiyle mirastan çıkarılmış
olduğunun görüldüğü bu durumda mirasçı sıfatı bulunmayan davacının aktif taraf
ehliyetinin de bulunmadığı açıklanmıştır.
7. İstinaf incelemesi sonucu bu karar kaldırılmış ve
yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyası iade edilmiştir. İstinaf
kararının gerekçesinde 4721 sayılı Kanun’un 510. maddesine göre murisin ancak
saklı payı olan mirasçısını mirastan çıkarabileceği, bu doğrultuda davacının
murisin yeğeni olup saklı paylı mirasçı olmadığı ayrıca mirasçılık belgesinin
iptali davasının yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar ve mahkemelerce yetki
verilmiş olması koşuluyla mirasçı sıfatları bulunmayan kişiler tarafından açabileceği,
dolayısıyla davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün
gerektiği açıklanmıştır.
8. İade kararı üzerine ilk derece mahkemesince 4721
sayılı Kanun’un 510. maddesinde yer alan “…saklı paylı …” ibaresinin
iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuştur.
9. İtiraz yoluna konu dava, atanmış mirasçılık belgesinin
iptali davasıdır. İstinaf merciinin kararıyla 4721 sayılı Kanun’un 510. maddesi
dayanak alınarak ve davacıya mahkemelerce yetki verilmiş olması koşulunun
sağlandığı tespiti yapılarak davacının taraf ehliyetinin bulunduğu sonucuna
ulaşılmıştır. Bu aşamada ilk derece mahkemesinin önündeki uyuşmazlıkta,
davacının iddia ettiği kapsamda atanmış mirasçılık belgesinin hukuka uygun olup
olmadığının tespiti yapılacaktır. Murisin davacıyı mirasçılıktan çıkarma
yetkisi ise değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır. Bu çerçevede iptali istenen
kuralın davanın çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bir kural
olduğu söylenemez.
10. Dolayısıyla 47251 sayılı Kanun’un 510. maddesinin itiraz
başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı
bulunmamaktadır. Bu nedenle söz maddede yer alan ibareye ilişkin başvurunun
Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 510.
maddesinde yer alan “…saklı paylı…” ibaresinin itiraz başvurusunda
bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından
başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 28/9/2023 tarihinde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Üye
Yıldız
SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
```