Miras Hukukunda Zümre Sistemi, Tereke Paylaşımı ve İntikal Uyuşmazlıklarının Hukuki Analizi
Tereke Tespiti ve PaylaşımıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Miras Hukukunda Zümre Sistemi, Tereke Paylaşımı ve İntikal Uyuşmazlıklarının Hukuki Analizi

Mirasın açılmasıyla başlayan tereke ortaklığı, zümre hiyerarşisi ve mirasçılık belgesinin ispat gücü ekseninde şekillenir. Mirasçıların tespiti, irs ilişkisinin kesintisiz ispatı ve denkleştirme davalarında ispat yükü, tasfiye sürecinin çekirdeğini oluşturur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca mirasın intikali, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden gerçekleşen ve külli halefiyet prensibine dayanan bir hukuki süreçtir. Yasal mirasçılık, kan hısımlığına dayalı zümre sistemi (parental sistem) üzerine kurgulanmış olup, her zümre kendisinden sonra gelen zümrenin mirasçılığını engeller. Bu süreçte mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) düzenlenmesi, terekenin tespiti, mirastan feragat veya reddin paylara etkisi ve nihayetinde terekenin taksimi, adliye pratiğinde en sık uyuşmazlık konusu olan alanlardır.

Zümre Sisteminde Yasal Mirasçılık ve Kan Hısımlığı Hiyerarşisi

Türk miras hukuku, kan hısımlarını mirasbırakana olan yakınlıklarına göre üç ana zümreye ayırır. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyu (çocuklar, torunlar ve onların devamı), ikinci zümre ana ve baba ile onların altsoyu, üçüncü zümre ise büyük ana ve büyük baba ile onların altsoyudur. TMK m. 495-497 hükümleri uyarınca, önceki zümrede mirasçı bulunması, sonraki zümrenin mirasçılık sıfatını kazanmasını kesin olarak engeller.

Zümre içi paylaşımda "halefiyet" ve "zümre başlarının eşitliği" ilkeleri esastır. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Adliye pratiğinde, özellikle kök murisin çocuklarından birinin mirası reddetmesi veya feragati durumunda, bu payın kime intikal edeceği sorunu, nüfus kayıtlarının titizlikle incelenmesini gerektirir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, irs ilişkisinin (soybağı) kesintisiz olarak ispat edilmesi zorunludur.

"Murise ait mirasçılık belgesinde öncelikle murisin eş ve çocukları, bulunamadığı taktirde ana baba ve ana babanının alt soyu, onların da bulunmaması halinde büyük ana ve baba ve alt soylarının belirlenip mirasçılık sıfatının ve miras paylarının hesaplanması gerekmektedir. Murisin ana babası ve büyük ana babası ile irs ilişkisi tespit edilmeden mirasçılık belgesi verilmesi mümkün değildir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/2292 - Karar No: 2015/11304

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/2292 E. , 2015/11304 K.

Birinci ve İkinci Zümre Arasındaki Geçiş Dinamikleri

Mirasbırakanın altsoyu (füruu) varsa, ana ve baba zümresinin mirasçılığı söz konusu olmaz. Altsoy, miras paylarını kişi başına eşit olarak alır. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun payı, aynı oranda kendi çocuklarına geçer.

Üçüncü Zümre ve Yan Soy Hısımlığı uyuşmazlıkları

Mirasbırakanın altsoyu, ana-babası ve onların altsoyu yoksa, mirasçılar büyük ana ve büyük babalardır. TMK m. 497/2 uyarınca bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Üçüncü zümrede mirasçıların tespiti, özellikle "belirsiz mirasçı" durumlarında Hazinenin müdahalesini ve ilan usulünü zorunlu kılar.

Sağ Kalan Eşin Miras Payı ve Zümrelerle Rekabeti

Sağ kalan eş, kan hısımı olmadığı halde yasal mirasçılık sıfatına sahip olan istisnai bir süjedir. Eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişkenlik gösterir. TMK m. 499 uyarınca belirlenen bu oranlar, terekenin paylaşımında öncelikli olarak hesaplanmalıdır.

Miras hukukunda eşin paylarını simgeleyen teknik çalışma masası görünümü.

Birlikte Mirasçı Olunan Zümre Sağ Kalan Eşin Miras Payı Diğer Mirasçıların Toplam Payı
Birinci Zümre (Altsoy) 1/4 3/4
İkinci Zümre (Ana-Baba) 1/2 1/2
Üçüncü Zümre (Büyük Ana-Baba) 3/4 1/4
Hiçbir Zümre Bulunmaması Tamamı (4/4) 0

Sağ kalan eşin üçüncü zümre ile mirasçı olması durumunda, zümre içindeki "halefiyet" kuralı sınırlandırılmıştır. TMK m. 497 uyarınca, eş varsa büyük ana ve büyük babalardan birinin ölümü halinde payı kendi çocuğuna geçer; ancak bu noktadan sonra yan soyun mirasçılığı sona erer ve pay diğer tarafa veya eşe kalır.

Evlatlık ve Evlilik Dışı Hısımların Mirasçılık Statüsü

Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene tıpkı kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Ancak TMK m. 500 uyarınca bu ilişki tek taraflıdır; evlat edinen ve onun hısımları, evlatlığa mirasçı olamazlar. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam eder.

Evlilik dışı doğmuş olan hısımlar açısından mirasçılık, soybağının tanıma, hakim hükmü veya ana ile evlenme yoluyla kurulmuş olması şartına bağlıdır. TMK m. 498 uyarınca, bu şartlar sağlandığında evlilik dışı hısımlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar. Eski kanun dönemindeki (743 sayılı eMK) pay farklılıkları, mirasbırakanın ölüm tarihine göre dikkate alınmalıdır.

"Mirasbırakan ... 1965 yılında ölmüştür. Ölüm tarihinde yürürlükte olan Kanun 743 sayılı eMK'dur... nesebi sahih olmayan bir çocuk yahut füruu, babasının nesebi sahih füruularıyla içtima ederse; nesebi sahih bir çocuğa veya fer'ilerine isabet eden hissenin yarısını alırlar... Ancak mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan e MK'nun 443/2. maddesi gözetilerek yapılacak hesaplama gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/14654 - Karar No: 2014/19080

Belgeyi Gör: 8. Hukuk Dairesi 2013/14654 E. , 2014/19080 K.

Mirasçılık Belgesinin (Veraset İlamı) Hukuki Niteliği ve İspat Gücü

Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan ve mirasçıların kimlikleri ile miras paylarını gösteren bir karinedir. TMK m. 598 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemeleri veya noterler tarafından düzenlenir. Bu belge mülkiyet hakkını kuran bir hüküm olmayıp, tereke üzerindeki hak sahipliğini dış dünyaya karşı belgeleyen bir tespit niteliğindedir.

Resmi mirasçılık belgesi ve hukuk dosyasını içeren profesyonel kompozisyon.

Uygulamada, özellikle yabancılık unsuru içeren mirasçılık belgelerinde irs ilişkisinin ispatı noktasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Nüfus kayıtlarının yetersizliği durumunda, TMK m. 30 uyarınca her türlü delille (tanık, yerel bilirkişi, ikincil belgeler) ispat mümkündür.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Sorunu

Mirasçılık belgesi verilmesi istemi çekişmesiz yargı işidir ve Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Ancak mirasçılık belgesinin iptali davaları, çekişmeli yargı usulüne tabi olup Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Nüfus Kayıtlarının Geçerliliği ve Re'sen Araştırma İlkesi

Hâkim, çekişmesiz yargı kapsamında mirasçıların tespiti için re'sen araştırma yapmak zorundadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/928 Esas sayılı kararında vurgulandığı üzere, kadastro tespiti bilirkişilerinin ve muhtarın beyanları, tapu kayıtları ve nüfus müdürlüğü verileriyle harmanlanarak maddi gerçeklik aranmalıdır.

Mirasın Reddi ve Mirastan Feragatin Miras Paylarına Etkisi

Mirasın reddi ve mirastan feragat, mirasçılık sıfatını sona erdiren ancak sonuçları bakımından farklılık gösteren iki hukuki kurumdur. Mirasın gerçek reddi (TMK m. 605/1), mirasçının üç aylık hak düşürücü süre içinde sulh mahkemesine yapacağı tek taraflı irade beyanıdır. Mirastan feragat ise mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan bir sözleşmedir.

Yargıtay'ın son dönem içtihatları, mirasçılık belgesinde sadece mirasçıların gösterilmesini yeterli bulmamakta; red veya feragat durumunda payın kime intikal ettiğinin de açıkça gösterilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, özellikle tapu müdürlükleri ve bankalarda yaşanan infaz güçlüklerini gidermeyi amaçlar.

"Mirası reddeden ..., muris ...'den önce ölmüş gibi değerlendirileceğinden, miras payı eşi ve çocuklarına geçmiş olacaktır. Bu durumda mahkemece, ret durumu yokmuş gibi yasal mirasçılar ve miras payları gösterildikten ve mirası reddeden mirasçı işaret edildikten sonra, mirası reddeden mirasçı gözönüne alınarak miras payının kime intikal edeceğinin belirtilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/12598 - Karar No: 2016/4771

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/12598 E. , 2016/4771 K.

Mirasın Reddi Durumunda Altsoyun Hakları

TMK m. 611/1 uyarınca, yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı miras açıldığı tarihte kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Eğer reddedenin altsoyu varsa, pay doğrudan onlara intikal eder.

Mirastan Feragatin İvazlı ve İvazsız Ayrımı

TMK m. 528 uyarınca, bir karşılık sağlanarak (ivazlı) yapılan mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. İvazsız feragatte ise kural olarak feragat edenin altsoyu mirasçı olmaya devam eder.

Mirastan Çıkarma ve Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı Analizi

Mirasbırakan, TMK m. 510 uyarınca saklı paylı mirasçısını, ağır bir suç işlemesi veya aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi durumunda mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak bu hak, kanunun lafzında sadece "saklı paylı" mirasçılar için tanınmıştır.

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin itirazı üzerine Anayasa Mahkemesi (AYM) önüne taşınan uyuşmazlıkta, saklı paylı olmayan mirasçıların (örneğin kardeşlerin) mirastan çıkarılamamasının mülkiyet ve miras hakkına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. AYM, 2023/166 Karar sayılı ilamıyla başvuruyu usulden reddetmiş olsa da, yerel mahkemenin "saklı paylı olmayan mirasçıların saklı paylılara göre daha üstün konuma getirilmesi" yönündeki analizi doktrinde geniş yankı uyandırmıştır.

"4721 sayılı TMK m. 510 'saklı paylı' ibaresi nedeniyle miras bırakanın saklı paylı olmayan mirasçılara karşı bu hakkını kullanması engellenmektedir. Bu yönüyle TMK m. 510'da yazılı olan 'saklı paylı' ibaresi Anayasanın 35. maddesindeki mülkiyet ve miras bırakma hakkını açıkça ihlal eder niteliktedir." (Yerel Mahkeme Gerekçesinden)

Kaynak: Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2023/73 - Karar No: 2023/166

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/73, K. 2023/166

Terekenin Tespiti ve Miras Ortaklığının Yönetimi

Mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılar arasında "elbirliği mülkiyeti" esasına dayalı bir miras ortaklığı meydana gelir. Tereke, sadece aktif malvarlığını değil, borçları da kapsar. TMK m. 640 uyarınca mirasçılar, terekeye ait bütün haklar üzerinde ancak birlikte tasarruf edebilirler.

Adliye pratiğinde, mirasçıların ortak hareket edememesi durumunda "tereke temsilcisi" atanması yoluna gidilir. Tereke temsilcisi, miras ortaklığının haklarını korumak, dava açmak ve idari işlemleri yürütmekle görevlidir. Ayrıca, tereke mallarının korunması için TMK m. 589 uyarınca defter tutma ve mühürleme gibi önlemler sulh hâkimi tarafından re'sen veya talep üzerine alınabilir.

Miras Ortaklığında Bireysel Tasarruf Yasağı

Mirasçılardan biri, diğerlerinin rızası olmadan terekeye dahil bir malı satamaz veya devredemez. İstisnası, TMK m. 702/4 uyarınca "olağan koruma eylemleri" ve acele işlerdir.

Tereke Temsilcisinin Sorumluluğu ve Denetimi

Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük m. 63 uyarınca, tereke temsilcisi üç ayda bir mirasçılara ve sulh hâkimine hesap vermekle yükümlüdür. Şikâyet halinde temsilcinin işlemleri mahkemece denetlenir.

Miras Paylaşımında Denkleştirme ve İade Yükümlülüğü

Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras payına mahsuben terekeye geri verilmesidir. TMK m. 669 uyarınca, mirasbırakanın özellikle altsoyuna yaptığı; çeyiz, kuruluş sermayesi veya borçtan kurtarma gibi büyük miktarlı kazandırmalar, aksi belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir.

Denkleştirme davasında temel amaç, yasal mirasçılar arasındaki adaleti sağlamaktır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılar (eş, ana-baba) açısından denkleştirme, ancak mirasbırakanın bu yönde açık bir iradesinin varlığı halinde mümkündür.

"Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir... Ortak hesabın taraflarından her biri bankadan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hak sahibine karşı borçlu durumuna girer."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/15631 - Karar No: 2019/6055

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2016/15631 E. , 2019/6055 K.

Müşterek Hesaplarda Denkleştirme Sorunu

Mirasbırakan ile mirasçılardan birinin ortak banka hesabındaki paralar, aksi ispatlanmadıkça yarı yarıya mülkiyet karinesine tabidir. Ölümden önce veya sonra payından fazla çekilen tutarlar, denkleştirme veya terekeye iade davasına konu edilebilir.

İspat Yükü ve Zamanaşımı

Denkleştirme davaları, mirasın paylaşılmasına kadar her zaman açılabilir. Ancak mirasın paylaşılmasından sonra, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz iş görme hükümlerine göre genel zamanaşımı süreleri (10 yıl) devreye girebilir.

Elbirliği Mülkiyetinden Paylı Mülkiyete Geçiş ve İzale-i Şuyu

Mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti, her zaman bir paylaşma davası (izale-i şuyu) ile sona erdirilebilir. TMK m. 642 uyarınca her mirasçı, terekenin aynen, mümkün değilse satış yoluyla paylaşılmasını isteyebilir. Hâkim, paylaşma talebiyle karşılaştığında öncelikle taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını (imar durumu, yüzölçümü, tarım arazisi vasfı vb.) incelemek zorundadır.

Taşınmaz paylaşımı ve kadastro planlarını yansıtan teknik dökümanlar.

"Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, pay-paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2018/161 - Karar No: 2021/1063

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2018/161 E. , 2021/1063 K.

Aynen Taksim ve Kura Usulü

Eğer taşınmazın parçalara bölünmesi değer kaybına yol açmıyorsa, hâkim payların oluşturulmasına ve mirascıların uyuşamaması halinde kura çektirilmesine karar verir.

Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi

Aynen taksim mümkün değilse, taşınmazın icra yoluyla açık artırmada satılmasına karar verilir. Tüm paydaşların rızası varsa, satış sadece mirasçılar arasında da yapılabilir (TMK m. 699).

Mirasçısı Bulunmayan Terekenin Devlete İntikali ve İlan Usulü

TMK m. 501 uyarınca, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer. Bu durumun tespiti için mahkemece TMK m. 594'te öngörülen ilan prosedürünün eksiksiz uygulanması şarttır. Bir ay ara ile iki defa ilan yapılması ve son ilandan itibaren bir yıl beklenmesi zorunludur.

Uygulamada Hazine, tapu kayıtlarındaki "metruk" veya "mirasçıları tespit edilemeyen" malikler için mirasçılık belgesi talebinde bulunur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2024/4571 Karar sayılı ilamı, ilan süresi içinde kimsenin başvurmaması ve mahkemenin de bir mirasçı tespit edememesi halinde mirasın Devlete geçeceğini teyit etmektedir.

"Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hâkimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilân yapıp hak sahiplerini son ilândan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağırır. İlân süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hâkimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/4915 - Karar No: 2024/4571

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2023/4915 E. , 2024/4571 K.

Mirasçılık Belgesinin İptali ve Ketm-i Verese Davaları

Ketm-i verese (mirasçı saklama), kasten veya ihmal sonucu bazı mirasçıların mirasçılık belgesinde gösterilmemesidir. Bu durumda, dışlanan mirasçı her zaman mirasçılık belgesinin iptali ve gerçek miras paylarının tespiti için dava açabilir.

Mirasçılık belgesinin iptali davasında, önceki belgenin dayandığı nüfus kayıtlarındaki hatalar veya sahtelikler ileri sürülebileceği gibi, yeni ortaya çıkan soybağı ilişkileri de ispat edilebilir. Yargıtay içtihatlarına göre, geçerli bir paylaşma yapılabilmesi için tüm mirasçıların katılımı şarttır; bir mirasçının dışlandığı paylaşma (taksim) geçersizdir.

İptal Davasında Görevli Mahkeme ve Taraflar

Mirasçılık belgesinin iptali davası Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Davalı olarak, mevcut yanlış belgede mirasçı olarak görünen tüm şahısların gösterilmesi zorunludur.

Ketm-i Verese Halinde Taksimin Geçersizliği

Mirasçıların tamamının katılımı olmadan yapılan rızai taksim sözleşmeleri veya elden paylaşımlar "yok hükmündedir". Bu durumda tereke unsurlarının ortaklığa geri döndürülmesi gerekir.

Miras Paylaşım Sözleşmeleri ve Rızai Taksimin Geçerlilik Şartları

Mirasçılar, tereke mallarını kendi aralarında yapacakları bir sözleşme ile serbestçe paylaşabilirler. TMK m. 676 uyarınca, paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Eğer sözleşme taşınmaz devrini içeriyorsa, mülkiyetin intikali için tapu siciline tescil şarttır.

Rızai taksimde "eksiksiz katılım" ilkesi geçerlidir. Bir mirasçının dahi katılmadığı veya rızasının sakatlandığı paylaşım sözleşmeleri geçersizdir. Paylaşma sırasında aile için yapılan olağanüstü fedakârlıklar (bakım, destek) karşılığında tazminat istenmesi de mümkündür (TMK m. 67).

Paylaşma Sözleşmesinin İptali Sebepleri

Hata, hile veya korkutma (ikrah) altında imzalanan paylaşma sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uyarınca iptal edilebilir. Ayrıca, saklı payların ihlali durumunda tenkis davası gündeme gelebilir.

Uygulama Notu: Mirasçının Alacaklılarının Durumu

TMK m. 648 uyarınca, bir mirasçının payını devralan veya haczettiren alacaklı, sulh hâkiminden o mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir. Bu hüküm, alacaklıların miras hakkı üzerinden tatmin edilmesini sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Mirasçı olduğumu iddia ederek bir taşınmaz üzerinde hak iddia ediyorum ancak nüfus kayıtlarında görünmüyorum. İspat yükü bende mi? Evet, TMK m. 6 uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Nüfus kaydı bulunmayan veya hatalı olan durumlarda TMK m. 30 uyarınca gerçek durumun her türlü delille (DNA testi, tanık, tapu evrakı) ispatı mümkündür. Mirasçılık belgesi verilmesi davalarında hâkim re'sen araştırma yapsa da, irs ilişkisini kuracak somut donelerin sunulması davanın seyri açısından kritiktir.

2. Mirası reddeden kardeşimin çocukları onun payını alabilir mi? Evet. TMK m. 611 uyarınca yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi kendi hak sahiplerine geçer. Reddeden kardeşiniz sağ değilmiş gibi kabul edilir ve onun altsoyu (çocukları) halefiyet yoluyla o payın sahibi olur.

3. Mirasbırakan ölmeden önce evini bir çocuğuna bağışladı. Diğer kardeşler buna karşı ne yapabilir? Bu durum TMK m. 669 kapsamında "mirasta denkleştirme" konusudur. Eğer mirasbırakan altsoyuna miras payına mahsuben bir kazandırma yapmışsa, aksi belirtilmedikçe bu malın (veya değerinin) terekeye geri verilmesi gerekir. Ayrıca saklı payların ihlali söz konusu ise ölümden itibaren 1 yıl içinde tenkis davası açılabilir.

4. Mirasçılık belgesinde "mirastan feragat eden mirasçı" gösterilmeli midir? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin güncel görüşüne göre, feragat eden mirasçı belgede gösterilmeli ancak mirasçılık sıfatını kaybettiği ve payının kime geçtiği açıkça belirtilmelidir. Sadece "mirasçıdır" denilip geçilmesi veya tamamen dışlanması, tapu ve banka işlemlerinde uyuşmazlıklara yol açtığından, intikal şeklinin hüküm fıkrasında gösterilmesi infaz kabiliyeti açısından zorunludur.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
  • Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük.
  • Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2023/73 - Karar No: 2023/166.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/2292 - Karar No: 2015/11304.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/12598 - Karar No: 2016/4771.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/18198 - Karar No: 2014/17271.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/4915 - Karar No: 2024/4571.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/4037 - Karar No: 2022/2094.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2009/19607 - Karar No: 2010/21888.

Yasal Uyarı: Bu makale, miras hukukuna ilişkin genel prensipler ve güncel yargı kararları çerçevesinde fikir önderliği amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay, kendi özel şartları, tarafları ve delil durumuyla değerlendirilmelidir. İçerik, hukuki danışmanlık niteliği taşımamakta olup, uyuşmazlıkların çözümünde bir hukuk profesyonelinden destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: