Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu: TCK 160 ve Hırsızlık Ayrımı
Malvarlığına Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu: TCK 160 ve Hırsızlık Ayrımı

Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu, eşyanın zilyetlikten çıkış biçimi ve failin sübjektif kastı ekseninde hırsızlık suçundan ayrılır. Adliye pratiğinde mülkiyetin tespiti ve iade yükümlülüğünün ihlali, şikayete bağlı soruşturma usulü ve uzlaşma kapsamında değerlendirilir.

TCK 160 Kapsamında Kaybolmuş Eşya Üzerinde Tasarruf ve Hırsızlık Suçu Arasındaki Keskin Sınır

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu, mülkiyet hakkını korumakla birlikte, hırsızlık suçuna oranla daha az cezayı gerektiren, şikayete bağlı ve uzlaşmaya tabi bir suç tipidir. Bu suçun oluşması için eşyanın malikin rızası dışında ancak failin müdahalesi olmaksızın zilyetlikten çıkmış olması şarttır. Eğer eşya, malikin zilyetlik alanında (lokanta, mağaza, araç içi vb.) unutulmuşsa ve fail bu durumu bilerek malı edinmişse, eylem TCK 160 değil, TCK 141 veya 142 kapsamında hırsızlık suçunu oluşturur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatları, eşyanın bulunduğu yerin niteliği ile failin "sahibini bulma olanağı" arasındaki illiyet bağını suçun vasfını tayin eden ana kriter olarak kabul etmektedir.

"Katılanın lokantada yemek yerken masanın üzerine koyduğu cep telefonunu almayı unutarak dışarı çıktığının, katılanın karşı masasında oturan sanığın katılanın almayı unuttuğu cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığının, katılanın beş dakika içerisinde unuttuğu telefonu almak için geldiği gözetildiğinde sanığın katılanın masasında bulunan cep telefonunun katılana ait olduğunu bildiğinin veya çok kısa bir araştırma ile cep telefonunun sahibini bulabilecek durumda olduğunun anlaşılması karşısında sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11077 - Karar No: 2015/13776

Belgeyi Gör

Suçun Maddi Unsurları ve Eşyanın Hukuki Statüsü

TCK 160’ın uygulama alanı bulabilmesi için eşyanın "kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olması" veya "hata sonucu failin eline geçmiş olması" gerekmektedir. Kaybolmuş eşya, malikinin nerede olduğunu bilmediği ve üzerinde fiili hakimiyetini kaybettiği taşınır maldır. Ancak eşyanın bir mekanda unutulmuş olması, her zaman zilyetliğin sona erdiği anlamına gelmez.

Kaybedilmiş Eşya Kavramı ve Zilyetliğin Terki

Hukuki anlamda "kaybedilmiş" eşyadan söz edebilmek için malikin mal üzerindeki egemenlik iradesinin ve fiili gücünün tamamen kesilmiş olması gerekir. Kamuoyuna açık olmayan veya sınırlı erişimi olan mekanlarda (örneğin bir dükkanın tezgahı, bir evin bahçesi) bırakılan eşya kaybedilmiş değil, "unutulmuş" eşyadır. Unutulan eşya üzerinde, mekan sahibinin ikincil zilyetliği devam ettiğinden, bu eşyanın oradan alınması hırsızlık suçuna vücut verir.

Hata Sonucu Ele Geçen Eşya

Bu unsurda, eşyanın failin eline geçmesinde ne failin ne de malikin doğrudan bir yönlendirmesi bulunur; olay tamamen bir yanılma veya teknik hata neticesinde gerçekleşir. Örneğin, banka havalesinde IBAN numarasının yanlış girilmesi sonucu paranın failin hesabına geçmesi veya kargo paketinin yanlış adrese teslim edilmesi tipik örneklerdir. Failin, bu hatayı fark etmesine rağmen malı iade etmemesi veya yetkili mercilere bildirmemesi suçun tamamlanmasına sebebiyet verir.

Failin İade Yükümlülüğü ve Bildirim Zorunluluğu

TCK 160/1 uyarınca suç, eşya üzerinde "iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunulması" ile oluşur. Kanun koyucu burada faile aktif bir yapma yükümlülüğü yüklemiştir. Sadece malı bulmak suç değildir; suç, bulma anından itibaren makul sürede iade veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve eşyanın özgülenmesiyle oluşur.

Adliye koridorunda evrak taşıyan hukukçu figürü.

Uygulama Notu: Adliye pratiğinde failin "bulduğum malın sahibini aradım ama bulamadım" savunması, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Eğer malın üzerinde sahibine ulaşılabilecek bir veri (rehber, kimlik bilgisi, isim) varsa ve fail buna rağmen hiçbir girişimde bulunmamışsa, "malik gibi tasarrufta bulunma" iradesinin varlığı kabul edilir.

"Sanığın, katılanın cep telefonunun ona ait olduğunu bildiği veya çok kısa bir araştırma ile cep telefonunun sahibini bulabilecek durumda olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucunda aynı Kanun'un 160.maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu olarak nitelendirilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/3635 - Karar No: 2019/14373

Belgeyi Gör

Suçun Manevi Unsuru: Malik Gibi Tasarrufta Bulunma Kastı

TCK 160 suçunun oluşması için genel kast yeterli olmayıp, failin eşyayı kendi malvarlığına katma veya üçüncü bir kişiye verme (satma, bağışlama) yönündeki "malik gibi tasarrufta bulunma" iradesi gereklidir. Failin eşyayı sadece muhafaza etmek amacıyla elinde tutması veya sahibine ulaştırmak için bekletmesi durumunda suçun manevi unsuru oluşmaz.

Sübjektif İnanış ve Suç Vasfı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik görüşüne göre, en önemli kriter failin suç işlediği sırada mal edindiği şeyin "yitirilmiş mal" olduğu inancını taşımasıdır. Eğer fail, malın sahibini biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, hukuki nitelendirme hırsızlık yönünde değişmektedir.

Hata Sonucu Gelen Eşyada Tasarruf Kastı

Hata sonucu ele geçen eşyada (örneğin yanlış hesaba yatan para), failin parayı harcaması veya başka hesaba transfer etmesi malik gibi tasarrufun kanıtıdır. Ancak failin paraya hiç dokunmaması ve bankanın iade talebine itiraz etmemesi durumunda suç kastından söz edilemez.

Soruşturma Usulü: Şikayet ve Uzlaşma Şartı

Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu, TCK’nın mülkiyet suçları faslında istisnai olarak şikayete bağlı kılınmıştır. Mağdurun şikayeti olmadan kamu davası açılamaz; açılmış olan dava ise şikayetten vazgeçme ile düşer.

  1. Şikayet Süresi: Mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunmalıdır.
  2. Uzlaşma: 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi uyarınca bu suç uzlaşma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında uzlaştırma bürosuna gönderilmesi zorunludur. Uzlaşma teklif edilmeden kurulan hükümler Yargıtay tarafından usulden bozulmaktadır.

"TCK'nın 160/1. maddesinde düzenlenen ve suç tarihi itibari ile uzlaşmaya tabi olan sanığın üzerine atılı kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu ile ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma aşamalarında taraflara uzlaşma teklif edilmediği anlaşılmakla... taraflara uzlaşma teklif edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/8513 - Karar No: 2019/18976

Belgeyi Gör

Mahallerine Göre Eşyanın Hukuki Değerlendirmesi

Adliye pratiğinde, eşyanın bulunduğu "mekan" suçun ismini belirleyen en güçlü delildir. Kamu hizmetine tahsis edilmiş veya özel mülkiyete konu kapalı alanlarda unutulan eşyalar bakımından TCK 160’ın uygulanması neredeyse imkansızdır.

Restoran masasında unutulmuş cüzdan ve anahtarlık görseli.

Toplu Taşıma ve Dinlenme Tesisleri

Otobüs, tren veya uçak gibi toplu taşıma araçlarında unutulan eşyalar, araç işleteninin veya personelin koruması altındadır. Yine otoban üzerindeki dinlenme tesislerinde unutulan eşyalar bakımından tesis yönetiminin zilyetliği söz konusudur. Bu yerlerden eşya alınması hırsızlık olarak nitelendirilir.

"Müştekinin, dinlenme tesisinin tuvaletinde unuttuğu ceketin sanık tarafından dinlenme tesisisin yönetimine bırakılabilecekken suça konu ceketin cebinde bulunan müştekiye ait cep telefonunun HTS kaydından sanığın olay günü kullanmış olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesinde bulunan hırsızlık suçunu oluşturabileceği..."

Kaynak: Yargıtay 17. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/10714 - Karar No: 2018/11851

Belgeyi Gör

İnternet Kafeler ve Restoranlar

Müşterilerin masada unuttuğu telefon, bilgisayar gibi eşyalar üzerinde mekan sahibinin "gözetim yükümlülüğü" ve "varsayılan zilyetliği" devam eder. Bu tür mekanlarda eşyayı alıp götüren kişi, eşyanın sahibinin o mekana geri geleceğini veya işletmeciye bırakılması gerektiğini bilmek zorundadır.

İspat Vasıtaları ve Delil Analizi

TCK 160 davalarında ispat yükü, failin eşyayı nerede bulduğuna ve bulduktan sonraki davranışlarına odaklanır. Savunma makamının "yolda buldum" beyanı, teknik verilerle çürütülebilir.

  • HTS Kayıtları: Özellikle cep telefonları için cihazın ne zaman ve nerede sinyal verdiği, failin beyanıyla tutarlılık gösterip göstermediği incelenir.
  • Kamera Kayıtları: Eşyanın alınma anı, failin etrafı kontrol edip etmediği, sahibinin uzaklaşma mesafesi kamera ile tespit edilir.
  • Tanık Beyanları: Failin çevresindekilere malı nasıl bulduğunu anlatıp anlatmadığı, sahibini arayıp aramadığı tanıklarla netleştirilir.

Editörün Notu: Failin, bulduğu telefonu hemen kapatması veya SIM kartını çıkarıp atması, TCK 160 kapsamındaki "bildirim yükümlülüğü" ile çelişir ve doğrudan "hırsızlık kastına" delalet eder.

TCK 160 ve Hırsızlık Suçu Arasındaki Farklar Tablosu

Aşağıdaki tablo, yargılama aşamasında suç vasfının tayini için kullanılan temel parametreleri özetlemektedir:

Hukuki belgeler ve cep telefonu üzerinde odaklanmış profesyonel hukuk temalı görsel.

Parametre TCK 160 (Buluntu Eşya) TCK 141-142 (Hırsızlık)
Zilyetlik Durumu Tamamen kesilmiş / Başıboş mal Devam eden fiili veya hukuki zilyetlik
Soruşturma Usulü Şikayete bağlı Resen (Nitelikli hallerde)
Uzlaşma Uzlaşmaya tabi Kural olarak uzlaşma dışı (Basit hırsızlık hariç)
Suçun Konusu Kaybolmuş veya hataen gelmiş eşya Başkasına ait taşınır mal
Failin Savunması "Yolda buldum, sahibi belirsizdi" "Zilyetliği rızayla devraldım" (veya inkar)
Ceza Miktarı 1 yıla kadar hapis veya APZ 1 yıldan 10 yıla kadar hapis

Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi

TCK 160 kapsamındaki suçlarda, failin eşyayı aynen iade etmesi veya mağdurun zararını gidermesi durumunda TCK 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

  • Dava açılmadan önce iade veya tazmin halinde ceza 2/3 oranına kadar indirilir.
  • Dava açıldıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce iade veya tazmin halinde ceza 1/2 oranına kadar indirilir.

Ancak Yargıtay, failin yakalanacağını anladıktan sonra yaptığı iadeyi her zaman "gönüllü" bir pişmanlık olarak kabul etmeyebilir. İadenin hukuki sonuç doğurması için failin özgür iradesiyle ve pişmanlık duyarak malı teslim etmesi esastır.

"Sanığın annesi ile kardeşi tarafından bulunduğu yerden getirilerek kolluk görevlilerine teslim edilen koyunlar sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin uygulanmasının gerekmesi..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/11107 - Karar No: 2023/7424

Belgeyi Gör

Hak Yoksunlukları ve TCK 53 Uygulaması

Mahkumiyet hükmü kurulurken, sanık hakkında TCK 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda, özellikle velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri üzerindeki kısıtlamaların "koşullu salıverilmeye kadar" mı yoksa "infazın tamamlanmasına kadar" mı süreceği kararda açıkça belirtilmelidir.

Yargıtay, hak yoksunluklarının yanlış veya eksik gösterilmesini bozma nedeni yapmakla birlikte, bazen bu durumun "infaz aşamasında gözetilmesini" yeterli bularak düzeltilerek onama kararı da verebilmektedir. Ancak güncel eğilim, mahkemelerin bu konuda titiz bir ayrım yapması yönündedir.

"TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/29716 - Karar No: 2023/7427

Belgeyi Gör

İddianameyle Bağlılık ve Suç Vasfının Değişmesi

Ceza yargılamasında "fiilin nitelendirilmesi" hakime ait olsa da, CMK 225/1 uyarınca hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabilir. Eğer sanık hakkında hırsızlıktan dava açılmışsa ve mahkeme eylemi TCK 160 kapsamında görüyorsa, sanığa ek savunma hakkı vermeli ve suçun şikayete bağlı olması nedeniyle şikayetçinin iradesini tekrar sorgulamalıdır.

Tersi durumda, yani TCK 160'tan açılan bir davada eylemin hırsızlık olduğu kanaatine varılırsa, vasıf değişikliği nedeniyle sanığa mutlaka ek savunma verilmelidir. İddianamede anlatılmayan bir suçtan dolayı doğrudan mahkumiyet kurulması bozma nedenidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sokakta bulduğum bir parayı harcadım, sahibi şikayetçi olursa ne ceza alırım? Eğer para, üzerinde kime ait olduğu anlaşılabilecek bir zarfın veya cüzdanın içinde değilse ve açıkta bulunmuşsa eylem TCK 160 kapsamındadır. Şikayet halinde 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Ancak parayı iade ederseniz etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilirsiniz. Suç uzlaşmaya tabi olduğundan mağdurla anlaşmanız halinde dava düşer.

2. ATM’de benden önceki kişinin unuttuğu parayı aldım, bu kaybolmuş eşya mı sayılır? Hayır. Yargıtay uygulamasına göre ATM üniteleri, bankanın zilyetlik ve gözetim alanı içindedir. Orada unutulan para "kaybolmuş" değil "unutulmuş" eşyadır. Bu paranın alınması hırsızlık suçunu oluşturur.

3. Yanlışlıkla hesabıma yatan parayı çektim ama geri ödeyecek gücüm yok, hapis yatar mıyım? Bu eylem "hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf" suçudur. Maddi durumunuzun olmaması suçun oluşmasını engellemez. Ancak mahkeme, zararın giderilmesi için süre verebilir veya cezayı adli para cezasına çevirebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) şartları oluşmuşsa, zarar giderildiğinde hapis cezası uygulanmayabilir.

4. Şikayetten vazgeçilirse dava kesin düşer mi? Evet, TCK 160 kapsamındaki suç şikayete bağlıdır. Hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçme davanın düşmesine yol açar. Ancak sanığın bu vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir. Eğer sanık beraat etmek istiyorsa vazgeçmeyi reddedebilir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi Kararları
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi Kararları
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu İçtihatları

Yasal Uyarı: Bu makale, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçuna ilişkin yargısal kararlar ve mevzuat ışığında hazırlanmış teknik bir incelemedir. İçerik genel bilgilendirme mahiyetinde olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (zaman, mekan, kast, delil durumu) hukuki nitelendirmeyi değiştirebilir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; hukuki uyuşmazlıklarda uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu: TCK 160 ve Hırsızlık Ayrımı | EmsalDava