İş Hukukunda Zamanaşımı Süreleri ve Tazminat Alacaklarında Defi Stratejileri: İçtihat Merkezli Teknik Analiz
Alacak Tahsili ve İcra Bağlantılı UyuşmazlıklarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

İş Hukukunda Zamanaşımı Süreleri ve Tazminat Alacaklarında Defi Stratejileri: İçtihat Merkezli Teknik Analiz

İş hukukunda zamanaşımı, alacağın türüne göre 5 veya 10 yıllık sürelere tabi olan ve borcu sona erdirmeyip eksik borç haline getiren maddi hukuk etkili bir usul savunmasıdır. Kıdem tazminatında fesihle başlayan muacceliyet, ıslah aşamasında iki haftalık kesin süreyle sınırlanan zamanaşımı defi ile adliye pratiğinde kritik bir savunma hattı oluşturur.

İş hukukunda zamanaşımı, alacak hakkının kanunla belirlenmiş süreler zarfında kullanılmaması nedeniyle dava edilebilir niteliğini kaybetmesi ve borcun bir "eksik borç" (obligatio naturalis) mahiyetine bürünmesidir. Bu müessese, borcu tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca borçluya, alacaklının ifa talebini reddetme yetkisi veren bir defi hakkı tanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde şekillenen bu süreçte, zamanaşımı süresinin dolması mahkemece re'sen gözetilemez; borçlu tarafın usulüne uygun bir defi ileri sürmesi zorunludur.

İş Hukukunda Zamanaşımı Definin Maddi ve Usul Hukuku Bakımından Niteliği

Zamanaşımı, bir hakkın doğumunu veya varlığını değil, yalnızca istenebilirliğini (dava edilebilirliğini) ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında zamanaşımını, bir borcu doğuran veya değiştiren bir maddi hukuk kuralı olarak değil, doğmuş bir hakkın talep edilmesini engelleyen bir savunma olgusu olarak tanımlar. Bu nedenle, zamanaşımı savunması gerçekleştiğinde mahkemenin işin esasına girerek inceleme yapma yetkisi hukuken sona ermektedir.

Zamanaşımı kavramını simgeleyen kum saati ve hukuk kitabı.

"Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu 'eksik bir borç' haline dönüştürür ve 'alacağın dava edilebilme özelliği'ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/52393 - Karar No: 2013/26080

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2011/52393 E. , 2013/26080 K.

Hak Düşürücü Süre ile Karşılaştırmalı Analiz

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki temel fark, mahkemenin müdahale yetkisinde ortaya çıkar. Hak düşürücü süreler kamu düzenine ilişkindir ve hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Zamanaşımı ise yalnızca taraflarca ileri sürüldüğünde sonuç doğurur. İş hukukunda işe iade davası açma süresi gibi süreler hak düşürücü nitelikteyken, kıdem tazminatı veya ücret alacakları zamanaşımı rejimine tabidir.

Zamanaşımı Definin İleri Sürülme Rejimi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca basit yargılama usulüne tabi olan iş davalarında zamanaşımı defi, kural olarak cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinin sunulmasından sonra veya cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı defleri, karşı tarafın açık muvafakati (HMK m. 141/2) bulunmadığı sürece mahkemece dikkate alınamaz. Ancak cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı definin ileri sürülmesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla mümkün kılınmıştır.

Kıdem ve İhbar Tazminatında Zamanaşımı Süreleri ve Muacceliyet Anı

Kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği dönemlerde, 6098 sayılı TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktaydı. Ancak 12.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile bu süreler 5 yıla indirilmiştir. Bu noktada zamanaşımının başlangıcı, alacağın muaccel olduğu yani iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir.

İş sözleşmesinin feshi ile başlayan zamanaşımı süresini temsil eden takvim ve saat.

"Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanunu’nda, gerekse Borçlar Kanunu’nda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir... Zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet akdinin feshedildiği tarihtir."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/50041 - Karar No: 2013/26079

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2011/50041 E. , 2013/26079 K.

Tazminat Niteliğindeki Diğer Alacaklar

Kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra, kötüniyet tazminatı, sendikal tazminat, işe başlatmama tazminatı ve eşit işlem borcuna aykırılık tazminatı gibi kalemler de kural olarak genel zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu alacaklarda da zamanaşımı, fesihle birlikte veya hakkın doğumuna neden olan olayla birlikte işlemeye başlar.

Muacceliyet Şartı ve Bildirim Etkisi

TBK m. 149 uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eğer alacağın muacceliyeti bir bildirime bağlıysa, süre bu bildirimin yapılabileceği günden itibaren başlar. İş hukukunda fesih bildirimi, alacakların çoğunu aynı anda muaccel hale getiren kurucu bir irade beyanıdır.

Ücret Alacaklarında Beş Yıllık Özel Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Ayrımı

4857 sayılı İş Kanunu m. 32/8 uyarınca, işçi ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, her bir ücret döneminin (aylık, haftalık vb.) muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı işlemeye başlar. Adliye pratiğinde bu durum, davanın açıldığı tarihten geriye doğru beş yılın hesaplanması ve bu tarihten önceki alacakların zamanaşımına uğradığının tespiti şeklinde uygulanır.

Dönemsel Edimlerde Zamanaşımı Hesabı

TBK m. 150 uyarınca, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde başlar. İşçinin fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri dönemsel nitelik taşıdığından, her bir çalışma döneminin karşılığı olan ücretin ödeme tarihinde zamanaşımı saati işlemeye başlar.

Fazla Çalışma ve Tatil Ücretlerinde İspat ve Zamanaşımı

Fazla çalışma ücreti gibi alacaklarda zamanaşımı defi ileri sürüldüğünde, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılırken dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sınırın dışındaki süreler hesaplamaya dahil edilmez. Ancak bu durumun istisnası, borcun ikrar edilmesi veya zamanaşımını kesen diğer sebeplerin varlığıdır.

Yıllık İzin Ücretinde Zamanaşımının Başlangıcı ve Fesih Kriteri

Yıllık izin ücreti, diğer ücret alacaklarından farklı olarak iş sözleşmesi devam ederken muaccel olmaz. İşçinin yıllık izin hakkı, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte "ücret alacağına" dönüşür. Bu nedenle yıllık izin ücretinde zamanaşımı süresi, çalışılan süre boyunca değil, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.

"İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K). Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (BK. m. 128). Borçlar Kanununun 101 inci maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/28601 - Karar No: 2012/39085

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2010/28601 E. , 2012/39085 K.

Yıllık İzin Ücretinde 5 ve 10 Yıl Ayrımı

Eski 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde yıllık izin ücreti dönemsel bir ücret olarak kabul edilmediği için 10 yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmaktaydı. Ancak 7036 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, 25.10.2017 tarihinden sonra sona eren iş sözleşmelerinde yıllık izin ücreti zamanaşımı süresi de 5 yıl olarak uygulanmaktadır.

Birikmiş İzinlerin Durumu

İş sözleşmesi sona erdiğinde, işçinin içeride kalan tüm kullanmadığı izinleri toplu olarak muaccel hale gelir. Bu durum, on yıl önceki bir çalışma yılına ait iznin dahi, fesih tarihinden itibaren 5 yıl içinde talep edilebileceği anlamına gelir. Zamanaşımı burada "hakkın kullanımı" için değil, "ücretin talebi" için işler.

Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Zamanaşımını Durduran Sebeplerin İş İlişkisine Etkisi

Zamanaşımının durması, belirli hukuki engeller nedeniyle sürenin işlememesi, engel ortadan kalktığında ise sürenin kaldığı yerden devam etmesidir. 6098 sayılı TBK m. 153'te düzenlenen bu sebeplerden iş hukukunu en yakından ilgilendireni "hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin alacakları"na dair hükümdür.

"Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur: ... Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için. ... Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür."

Kaynak: TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 153

Belgeyi Gör: TÜRK BORÇLAR KANUNU

Ev Hizmetlileri İçin Özel Durum

TBK m. 153/4 hükmü, ev hizmetlileri ile işverenleri arasındaki sıkı güven ilişkisini korumayı amaçlar. Bu maddeye göre, ev işlerinde çalışan, iş sahibiyle aynı evde yaşayan ve aileden biri gibi olan kişilerin alacakları, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımına uğramaz. Ancak bu hükmün kapsamı dar yorumlanmalı; ofis temizlikçileri veya sürücüler gibi sadece dışarıdan hizmet veren kişilere uygulanmamalıdır.

Diğer Durma Halleri

Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkanının bulunmaması veya borçlu ile alacaklı sıfatının aynı kişide birleşmesi gibi genel sebepler de iş hukukunda uygulama alanı bulabilir. Özellikle yurtdışı şantiyelerinde çalışan işçilerin, savaş veya mücbir sebep nedeniyle dava açma imkanının fiilen ortadan kalktığı durumlarda bu hüküm hayati önem taşır.

Zamanaşımını Kesen İşlemler ve Alacağın İkrarı Müessesesi

Zamanaşımının kesilmesi, o ana kadar işlemiş olan sürenin sıfırlanması ve kesilme nedeninin gerçekleştiği andan itibaren yeni bir sürenin başlamasıdır. TBK m. 154 uyarınca borcun ikrar edilmesi, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen temel nedenlerdir.

Borcun İkrarı (Tanıma)

Borçlunun, alacaklıya karşı borcunu kabul ettiğini gösteren her türlü beyanı ikrar sayılır. İş hukukunda işverenin, işçinin şikayeti üzerine çalışma müfettişlerine veya arabuluculuk tutanağında borcu kabul etmesi zamanaşımını keser. Ancak zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan ikrar, kesme etkisi yaratmaz; yalnızca zamanaşımı definden örtülü feragat olarak değerlendirilebilir.

Dava ve İcra Takibinin Etkisi

Dava açılması, yalnızca dava konusu edilen miktar için zamanaşımını keser. Kısmi dava açılmışsa, saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar yönünden zamanaşımı işlemeye devam eder. Bu durum, iş davalarında sıklıkla karşılaşılan ıslah aşamasında zamanaşımı definin neden bu kadar kritik olduğunu açıklar.

Alacak Türü Zamanaşımı Süresi (7036 s.K. Sonrası) Başlangıç Tarihi
Kıdem Tazminatı 5 Yıl Fesih Tarihi
İhbar Tazminatı 5 Yıl Fesih Tarihi
Ücret (Maaş) 5 Yıl Muacceliyet (Ay Sonu)
Yıllık İzin Ücreti 5 Yıl Fesih Tarihi
Kötüniyet Tazminatı 5 Yıl Fesih Tarihi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Zamanaşımı Definin İleri Sürülme Zamanı

Usul hukuku kuralları, zamanaşımı definin geçerliliği için katı süreler öngörür. Basit yargılama usulünde cevap dilekçesi verme süresi iki haftadır. Bu süre içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı savunması, savunmanın genişletilmesi yasağına takılır.

"01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. ... 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/53943 - Karar No: 2013/26082

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2011/53943 E. , 2013/26082 K.

Cevap Dilekçesinin Islahı ile Defi İleri Sürme

Eğer davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmayı unutmuşsa, bu eksikliği gidermenin tek yolu cevap dilekçesini ıslah etmektir. Cevap dilekçesinin ıslahı için ayrıca bir harç ödenmesine gerek yoktur ancak bu işlem yargılamanın sonuna kadar yalnızca bir kez yapılabilir.

Davacının Muvafakati

HMK m. 141/2 uyarınca, süresi geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf "açıkça muvafakat" ederse bu defi geçerli sayılır. Suskun kalmak, 1086 sayılı mülga HUMK döneminin aksine, artık muvafakat anlamına gelmemektedir.

Kısmi Davada Fazlaya İlişkin Hakların Saklı Tutulması ve Zamanaşımı Kesilmesi

İş davaları genellikle belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılır. Kısmi davada, dava dilekçesinde gösterilen sembolik miktar (örneğin 100 TL) için zamanaşımı dava tarihinde kesilirken, bakiye alacak kısmı için zamanaşımı saati durmaksızın çalışmaya devam eder.

"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/53963 - Karar No: 2013/26083

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2011/53963 E. , 2013/26083 K.

Belirsiz Alacak Davası ile Farkı

Belirsiz alacak davasında (HMK m. 107), davanın açılmasıyla birlikte alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Bu, işçi vekili için büyük bir usulü güvence sağlar. Ancak kısmi davada, yargılama sürerken 5 yıllık sürenin dolması riski her zaman mevcuttur. Eğer ıslah anına kadar zamanaşımı dolmuşsa, davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı defi davanın reddine yol açabilir.

Hak Arama Hürriyeti ve Usul Ekonomisi

Kısmi davada alacağın sadece dava edilen kısmı için zamanaşımının kesilmesi, hakkın özünü zedelememekle birlikte, davanın uzaması durumunda işçinin hak kaybına uğramasına neden olabilir. Bu nedenle profesyonel uygulamada, mümkünse belirsiz alacak davası tercih edilmeli, mümkün değilse dava süreci titizlikle takip edilerek ıslahın zamanaşımı dolmadan yapılması sağlanmalıdır.

Islah Dilekçesine Karşı Zamanaşımı Defi ve İki Haftalık Hak Düşürücü Süre

Davacının bilirkişi raporu sonrası taleplerini artırdığı "ıslah" aşaması, zamanaşımı definin yeniden hayat bulduğu kritik bir kavşaktır. Davalı taraf, dava dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş olsa dahi, ıslahla artırılan kısım için "ayrıca ve yeniden" zamanaşımı definde bulunmalıdır.

Mahkeme sürecinde ıslah dilekçesi ve süre takibini temsil eden görsel.

"Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. ... Islah dilekçesi davalıya 03.02.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından 11.02.2016 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı savunmasında bulunulmuştur. Süresinde yapılan ıslah zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/16733 - Karar No: 2019/14099

Belgeyi Gör: 22. Hukuk Dairesi 2016/16733 E. , 2019/14099 K.

Islah Süresinin Kaçırılması

Islah dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı defleri geçersizdir. Yargıtay, bu sürenin kesin olduğunu ve hakimin kanunda belirtilen süreleri artırmasının mümkün olmadığını vurgular. Dolayısıyla, duruşmada sözlü olarak süre istenmesi ve hakimin süre vermesi, kanuni 2 haftalık süreyi uzatmaz.

Ek Rapor ve Islah Etkileşimi

Bazı durumlarda mahkeme ek rapor alabilir. Eğer ilk ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürülmemişse, sonradan alınan ek rapor üzerine yapılan "ikinci bir artırım" veya "düzeltme" aşamasında ilk ıslahın zamanaşımına dair eksiklik giderilemez. Usulü müktesep haklar bu noktada devreye girer.

Rücu Davalarında Zamanaşımı: İşverenin İşçiye Fazla Ödemesi ve TBK Genel Hükümleri

İş hukukunda sadece işçinin alacakları değil, bazen işverenin işçiye sehven yaptığı fazla ödemelerin geri alınması da söz konusu olur. Yargıtay, bu tür uyuşmazlıkların temelinde bir sözleşme ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle, sebepsiz zenginleşme hükümlerini değil, sözleşmeye dayalı genel zamanaşımı hükümlerini uygular.

"İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olmakla zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmalıdır. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 27.02.2012 gün 2009/43216 E, 2012/6010 K. ). Kanundaki zamanaşımı süreleri, Borçlar Kanununun 127 nci maddesi (6098 Sayılı TBK 148) gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/24921 - Karar No: 2014/29088

Belgeyi Gör: Kaynak

Sözleşme Serbestisi ve Zamanaşımı

TBK m. 148'de yer alan "zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez" hükmü mutlak emredicidir. İş sözleşmesine konulacak "alacaklar 1 yıl içinde talep edilmezse düşer" şeklindeki hükümler hukuken geçersizdir. Bu durum, zayıf konumda olan işçinin hak arama özgürlüğünü korumaya yönelik bir kamu düzeni müdahalesidir.

Hataen Ödeme ve İade Yükümlülüğü

İşverenin hataen yaptığı ödemelerde 5 yıllık süre, ödemenin yapıldığı tarihten değil, hatanın anlaşıldığı veya dürüstlük kuralı gereği anlaşılması gerektiği tarihten itibaren başlamaz; sözleşmesel ilişki nedeniyle doğrudan muacceliyet anı esas alınır. Ancak işçinin bu ödemeyi "hakkı olduğuna inanarak" harcamış olması durumunda sebepsiz zenginleşmedeki "iyiniyet" savunmaları gündeme gelebilir.

Yabancılık Unsuru Taşıyan İş Sözleşmelerinde Zamanaşımı ve Kamu Düzeni Müdahalesi

Türk işçilerin yurtdışında (örneğin Rusya, Libya, Katar) çalışmaları durumunda, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk uyarınca yabancı devletin zamanaşımı süreleri gündeme gelebilir. 5718 sayılı MÖHUK m. 8 uyarınca zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabidir.

"Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5.maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/13278 - Karar No: 2025/419

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2024/13278 E. , 2025/419 K.

Rusya Hukuku Örneği ve 3 Aylık Süre Tartışması

Rusya Federasyonu İş Kanunu m. 392 uyarınca işçilik alacakları için öngörülen 3 aylık dava açma süresi, Türk yargısı tarafından uzun süre "fevkalade kısa" bulunarak kamu düzenine aykırı sayılmıştır. Ancak güncel içtihatlar, işe iade gibi davalarda Türk hukukunda da kısa süreler bulunduğundan hareketle, bu sürenin her zaman kamu düzenini ihlal etmediği yönünde evrilmektedir.

Mahkemeye Erişim Hakkı

Yabancı hukuktaki zamanaşımı süreleri, Anayasa m. 36'da güvence altına alınan "hak arama özgürlüğü" ve "mahkemeye erişim hakkı"nı imkansız kılacak düzeyde kısaysa, Türk hakimi kamu düzeni müdahalesi ile (MÖHUK m. 5) Türk hukukundaki zamanaşımı sürelerini uygulayabilir. Bu, "pozitif kamu düzeni" müdahalesinin en somut örneklerinden biridir.

Kamu Kurumlarında Kişilerden Alacaklar ve 6183 Sayılı Kanun Kapsamında Zamanaşımı

Mahalli idareler veya kamu kurumlarında çalışan işçilerin veya personelin kuruma verdikleri zararlar ya da haksız ödemeler "kişilerden alacaklar" hesabında takip edilir. Burada 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri devreye girer.

"6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilmesi gereken alacaklar, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. ... Ödeme emri tebliği, mal bildirimi ... kamu alacağının teminata bağlanması ... zamanaşımını keser. Kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar."

Kaynak: MAHALLİ İDARELER BÜTÇE VE MUHASEBE YÖNETMELİĞİ - Madde 111

Belgeyi Gör: MAHALLİ İDARELER BÜTÇE VE MUHASEBE YÖNETMELİĞİ

Vergi Usul Kanunu ve Terkin

VUK m. 113 ve 114 uyarınca vergi alacaklarında da 5 yıllık tarh zamanaşımı söz konusudur. İş hukukunu ilgilendiren yönü ise, işçiye yapılan ödemelerden kesilen vergilerin ve SGK primlerinin idari süreçlerdeki zamanaşımı süreleridir. Amme alacaklarında zamanaşımı, borçlunun talebi olmaksızın idarece re'sen gözetilir (terkin işlemi).

Aciz Vesikası ve 20 Yıllık Süre

İflas veya icra takibi sonucunda amme alacağının tahsil edilememesi nedeniyle "aciz vesikası" düzenlenmişse, zamanaşımı süresi İİK m. 143 uyarınca 20 yıla çıkar. Bu, kamu alacaklarının korunması adına öngörülmüş çok istisnai ve uzun bir süredir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Zamanaşımı süresi dolduktan sonra işveren borcu kabul ederse ne olur? Zamanaşımı süresi dolduktan sonra borçlunun yaptığı borç ikrarı, işlemekte olan zamanaşımını kesmez. Ancak bu durum, borçlunun "zamanaşımı definden feragat" ettiği şeklinde yorumlanır. Yargıtay'a göre, süresi dolmuş borcu ikrar eden borçlunun sonradan dava aşamasında zamanaşımı defi ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder ve korunmaz.

2. İş davasında ıslaha karşı zamanaşımı defi için ek süre istenebilir mi? HMK'da belirtilen 2 haftalık süre kanunidir ve kesin niteliktedir. Hakim, tarafların talebi üzerine bu süreyi artıramaz veya eksiltemez. Duruşmada "beyanda bulunmak üzere süre verilmesi", bu 2 haftalık sürenin geçtiği gerçeğini değiştirmez. Süre dolduktan sonra sunulan dilekçedeki zamanaşımı savunması, davacının açık muvafakati yoksa dikkate alınamaz.

3. Arabuluculuğa başvurmak zamanaşımını keser mi yoksa durdurur mu? 7036 sayılı Kanun m. 3/17 uyarınca, arabuluculuk sürecinin başlamasından (başvuru tarihi) son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre boyunca zamanaşımı durur. Bu süre "kesilmez", yani süreç bittiğinde zamanaşımı kaldığı yerden devam eder.

4. İş sözleşmesinin devam etmesi genel olarak zamanaşımını durdurur mu? Hayır, Türk hukukunda hizmet ilişkisinin devam etmesi zamanaşımını durduran genel bir sebep değildir. Sadece TBK m. 153/4 uyarınca "ev hizmetlileri" için bu yönde bir istisna öngörülmüştür. Diğer tüm işçiler için ücret alacakları, çalışma devam ederken de 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Editörün Notu: İş hukukunda zamanaşımı savunması, adliye pratiğinde dosyanın kaderini tayin eden en önemli usulü enstrümandır. Özellikle ıslah dilekçesinin tebliğ tarihinin takibi ve iki haftalık kesin sürenin kaçırılmaması, profesyonel sorumluluk açısından en yüksek önceliğe sahiptir. Islah aşamasında sadece "zamanaşımı itirazımız vardır" demek yerine, hangi tarih öncesindeki alacakların zamanaşımına uğradığının bilirkişi tarafından hesaplanmasını talep eden somut bir argümantasyon geliştirilmelidir.


Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlı olup, 2026 yılı güncel mevzuat ve içtihat eğilimlerini profesyonel hukukçular için analiz etmektedir. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğu ve hukuk dinamik bir yapıya sahip olduğu için, bu metin doğrudan hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez.

Kaynakça

  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)
  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
  • 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2011/52393, Karar No: 2013/26080
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2011/50041, Karar No: 2013/26079
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2010/28601, Karar No: 2012/39085
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2011/53943, Karar No: 2013/26082
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/16733, Karar No: 2019/14099
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/13278, Karar No: 2025/419
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/24921, Karar No: 2014/29088
  • Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
İş Hukukunda Zamanaşımı Süreleri ve Tazminat Alacaklarında Defi Stratejileri: İçtihat Merkezli Teknik Analiz | EmsalDava