İİK 72 Uyarınca Menfi Tespit ve İstirdat Davalarında İspat Rejimi ve Usul Hükümleri
Alacak Tahsili ve İcra Bağlantılı UyuşmazlıklarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

İİK 72 Uyarınca Menfi Tespit ve İstirdat Davalarında İspat Rejimi ve Usul Hükümleri

İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında ikame edilen menfi tespit davaları, borçlunun maddi hukuk bakımından borçlu olmadığının tespiti amacını güden ve ispat yükünün uyuşmazlığın mahiyetine göre yer değiştirdiği spesifik bir dava türüdür. İmzaya itiraz, bedelsizlik ve teslim olgusunun ispatı gibi unsurlar, yargılama pratiğinde grafolojik incelemeler ve ticari defterlerin delil vasfı üzerinden şekillenmektedir.

İcra ve İflas Kanunu 72 Kapsamında Menfi Tespit ve İstirdat Davalarının Hukuki Niteliği

Menfi tespit davası, gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan borçlunun, borçlu bulunmadığını ispat etmek amacıyla açtığı bir davadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 72 uyarınca, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak görülür. Borçlunun bu davayı açmaktaki temel amacı, hukuki bir yarar bulunması koşuluyla, alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun mevcut olmadığının mahkeme marifetiyle tespitidir.

Dava süreci devam ederken borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi durumunda, dava kendiliğinden istirdat (geri alma) davasına dönüşür. İİK m. 72/6 uyarınca bu dönüşüm için davacının ayrı bir talebine gerek yoktur; mahkeme davaya istirdat davası olarak devam etmekle yükümlüdür. İstirdat davasının başarıya ulaşması için iki şartın varlığı aranır: Paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması ve maddi hukuk bakımından borçlu olunmayan bir paranın ödenmiş olmasıdır.

"Menfi tespit davası, davalı tarafından varlığı iddia edilen hukukî durumun veya ilişkinin mevcut olmadığının, yani yok olduğunun belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Borçlu, borcu henüz ödemeden, takipten önce veya takipten sonra borçlu bulunmadığının tespiti için bu davayı açabilecektir. Takip kesinleşse dahi borçlu maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir."

Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/1516, Karar No: 2022/1400

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

İcra Takibinden Önce ve Sonra Açılan Davalarda İhtiyati Tedbir Rejimi

Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davanın icra takibinden önce mi yoksa sonra mı açıldığına göre farklı usul kurallarına tabidir. Bu ayrım, takibin durdurulup durdurulamayacağı noktasında hayati öneme sahiptir.

Hukuk kitapları ve icra dosyaları ile ihtiyati tedbir süreci temsili.

Takipten Önce Açılan Menfi Tespit Davasında Tedbir

İcra takibi başlatılmadan önce açılan menfi tespit davalarında mahkeme, alacağın en az %15'i oranında gösterilecek bir teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu durumda alacaklı, dava sonuçlanana kadar takip başlatamaz veya başlatılmış olan işlemler durur. Editörün Notu: Uygulamada mahkemeler genellikle %20 teminat oranını tercih etmektedir.

Takipten Sonra Açılan Menfi Tespit Davasında Tedbir

İcra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davalarında, kural olarak ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak üzere teminat göstermek kaydıyla, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu aşamada haciz işlemleri devam eder, mallar satılabilir ancak elde edilen bedel icra veznesinde bloke edilir ve davanın kesinleşmesine kadar alacaklıya ödenmez.

Aşama İhtiyati Tedbirin Niteliği Teminat Oranı (Asgari) Takibin Durumu
Takipten Önce Takibin durdurulması/engellenmesi %15 Takip yapılamaz / durur
Takipten Sonra Veznedeki paranın ödenmemesi %15 Haciz/Satış devam eder, ödeme durur
Ödeme Yapılmışsa Tedbir konusu kalmaz - Dava istirdata dönüşür

Kambiyo Senetlerinde İmza İtirazı ve Sahtecilik İddiasının İspat Metodolojisi

Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) dayalı takiplerde borçlu, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açabilir. İmza itirazı mutlak bir defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 209 uyarınca, bir belgedeki imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.

Grafolojik imza incelemesi ve teknik sahtecilik araştırması.

Bilirkişi İncelemesi ve Grafolojik Kriterler

İmza incelemesinde mahkeme, tarafların bildirdiği ve resen toplanan imza örneklerini (mukayese imzaları) celp eder. İncelemenin teknik cihazlarla, yüksek çözünürlüklü tarayıcılar ve bilgisayar analiz programları kullanılarak uzman grafologlarca yapılması zorunludur. İmzanın hızı, baskı derecesi, başlangıç ve bitiş hareketleri, tersim biçimi ve alışkanlıklar incelenir.

"İnceleme konusu çekteki keşideci imza ile mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada başlangıç hareketlerinde kısmi benzerlikler, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü; işleklik derecesi, alışkanlıklar ve baskı derecesi bakımından imzanın davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir."

Kaynak: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2022/734, Karar No: 2024/715

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İspat Yükünün Belirlenmesi

İmza itirazına dayalı menfi tespit davalarında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. Alacaklı, senedin sıhhatini ve imzanın gerçekliğini kanıtlamak zorundadır. Borçlu sadece imzanın kendisine ait olmadığını inkar etmekle yetinebilir. Ancak imza borçluya ait çıkarsa, senedin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlu bu iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır.

Menfi Tespit Davasında İspat Yükünün Yer Değiştirmesi ve Temel İlişki Analizi

Menfi tespit davalarında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşse de uyuşmazlığın içeriğine göre bu yük yer değiştirebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6100 sayılı HMK m. 190 uyarınca, her bir taraf hakkını dayandırdığı vakıaların varlığını ispatla yükümlüdür.

Alacaklının İspat Yükümlülüğü

Eğer davacı borçlu, borcun hiç doğmadığını ileri sürüyorsa (örneğin taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki kurulmadığını iddia ediyorsa), bu durumda hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır. Alacaklı, borcun kaynağı olan sözleşmeyi, teslimi veya hizmet ifasını somut delillerle ortaya koymalıdır.

Borçlunun İspat YÜkümlülüğü

Borçlu, hukuki ilişkinin varlığını kabul etmekle birlikte borcun ödeme, ibra, takas veya zamanaşımı gibi nedenlerle sona erdiğini ileri sürüyorsa ispat yükü borçluya geçer. Yine, kambiyo senedinin bedelsiz (hatır senedi) olduğu veya senedin bir anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası da borçlu tarafından senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delille kanıtlanmalıdır.

"Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer."

Kaynak: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2020/228, Karar No: 2022/217

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari Defterlerin Delil Vasfı ve Fatura Dayanaklı Takiplerde Teslim Olgusu

Ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davalarında, faturaya dayalı takibin haklılığı incelenirken HMK m. 222 uyarınca ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına bakılır. Sadece fatura düzenlenmiş olması, tek başına borcun varlığını ve malın teslim edildiğini kanıtlamaz.

Ticari defterlerin delil olarak incelenmesi ve fatura kayıtları.

Teslim Olgusunun İspatı ve İrsaliye

Alacaklı, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğini teslim fişi, irsaliye veya taşıma belgesi gibi belgelerle ispatlamalıdır. Borçlunun ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olması "teslim" için kuvvetli bir karine teşkil etse de fatura borçlunun defterlerinde kayıtlı değilse ve alacaklı teslimi kanıtlayamıyorsa menfi tespit davası kabul edilir.

Vergi Kayıtları ve BA/BS Formları

Yargılama pratiğinde tarafların vergi dairelerinden celp edilen BA (Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu) ve BS (Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu) kayıtları, ticari ilişkinin teyidi açısından kritik delillerdir. Davacı borçlunun vergi dairesine bildirdiği BA formunda uyuşmazlık konusu faturaya yer vermemiş olması, alacaklının iddiasını zayıflatan bir unsurdur.

"Takip konusu faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, vergi dairesinden gelen BA formlarında davalı şirketten alınmış herhangi bir fatura bildirimine rastlanmadığı anlaşılmakla; ispat yükü kendisinde olan alacaklının teslim olgusunu kanıtlayamadığı görülmüş ve davanın kabulüne karar verilmiştir."

Kaynak: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2022/831, Karar No: 2024/438

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi Tespit Davasının Kendiliğinden İstirdat Davasına Dönüşmesi (İİK m. 72/6)

Dava devam ederken, ihtiyati tedbir kararı alınamaması veya mevcut tedbirin kaldırılması sonucunda borcun tamamının veya bir kısmının alacaklıya ödenmesi hali İİK m. 72/6'da düzenlenmiştir. Bu durumda mahkeme, davaya "istirdat davası" olarak devam eder. Bu dönüşüm için borçlunun ıslah yapmasına veya yeni bir harç yatırmasına gerek yoktur.

Cebri İcra Tehdidi Altında Ödeme

İstirdat davasına dönüşümün temel şartı, ödemenin borçlunun serbest iradesiyle değil, kesinleşmiş bir icra takibi ve haciz tehdidi altında yapılmış olmasıdır. Eğer ödeme icra dairesi dışından, takipten tamamen bağımsız olarak yapılmışsa bu durum "borcun ikrarı" veya "rızai ödeme" olarak yorumlanıp istirdat davasının reddine yol açabilir.

İstirdat Davasında Faiz Başlangıcı

Davanın istirdata dönüşmesi halinde, borçlu lehine karar verilirse mahkeme ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal veya avans faiziyle birlikte iadesine hükmeder. Bu aşamada artık "borçlu olmadığının tespiti" yerine "ödenen bedelin iadesi" hüküm altına alınır.

İcra ve İflas Kanunu 89/3 Maddesi Uyarınca Üçüncü Şahısların Menfi Tespit Hakları

İcra takibi borçlusunun üçüncü kişilerdeki (örneğin bankadaki veya ticari iş ortağındaki) alacaklarına haciz konulması amacıyla gönderilen haciz ihbarnameleri (89/1, 2, 3), üçüncü kişiye de menfi tespit davası açma imkanı tanır. Üçüncü şahıs, 89/1 ve 89/2 ihbarnamelerine süresinde itiraz etmezse, borç zimmetinde sayılır. Ancak 89/3 ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını kanıtlama hakkına sahiptir.

"İİK 89/3 uyarınca 3. haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde menfi tespit davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen dikkate alınır. Sürenin kaçırılması halinde açılan dava usulden reddedilir."

Kaynak: Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2022/359, Karar No: 2023/452

Belgeyi Gör: T.C. GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Üçüncü şahsın bu davadaki ispat yükümlülüğü, sadece takip borçlusuna borcu olmadığını ispat etmekle sınırlıdır. Takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki asıl borç ilişkisini sorgulama yetkisi kural olarak üçüncü şahsa tanınmamıştır.

Kötüniyet Tazminatına Hükmedilmesinin Şartları ve Yargıtay’ın Daraltıcı Yorumu

İİK m. 72/5 uyarınca, menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlanırsa ve alacaklının takibi başlatırken "haksız ve kötüniyetli" olduğu anlaşılırsa, alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilir.

Haksızlık ve Kötüniyet Ayrımı

Tazminat için takibin sadece "haksız" çıkması yeterli değildir; alacaklının borcun olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde kötü niyetle hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Örneğin, imza itirazına dayalı davalarda, alacaklı senedi cirolu olarak devralmışsa (son hamil), imzanın sahteliğini bilmesi mümkün olmayacağından genellikle kötüniyet tazminatına hükmedilmez. Ancak senedin doğrudan lehdarı olan ve imzanın atılmasına şahitlik eden alacaklı aleyhine, imza sahte çıkarsa kötüniyet tazminatı uygulanır.

Tedbir Şartı Tartışması

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin bir kısım içtihatlarına göre, borçlu lehine %20 tazminata hükmedilebilmesi için takibin durdurulması yönünde bir ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması ve alacaklının alacağına geç kavuşmuş olması gerektiği savunulmaktadır. Ancak yerleşik içtihat, alacaklının kötüniyeti sabitse tedbir kararından bağımsız olarak tazminata hükmedilmesi yönündedir.

"Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz."

Kaynak: Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2018/374, Karar No: 2018/943

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2018/374 E. , 2018/943 K.

Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar Şartı ve Takibin Kesinleşmesinin Etkisi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-h uyarınca hukuki yarar, tüm davalarda olduğu gibi menfi tespit davasında da bir dava şartıdır. Borçlunun, alacaklının icra takibi yapmasını beklemeden borçlu olmadığının tespitini istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır.

İcra Takibinden Önce Hukuki Yarar

Alacaklının elinde bir senet olması veya borcun varlığını iddia ederek borçluyu sıkıştırması halinde, borçlunun "ileride yapılacak bir takibin psikolojik ve ticari baskısından kurtulmak" için dava açmasında hukuki yarar vardır.

İcra Takibinden Sonra Hukuki Yarar

İlamsız takiplerde ödeme emrine itiraz edilmesi takibi durdursa da ortadan kaldırmaz. Bu nedenle itiraz etmiş olan borçlunun, alacaklının "itirazın iptali" davası açmasını beklemeden menfi tespit davası açmasında hukuki yarar olduğu kabul edilir. Zira borçlu, üzerindeki haciz tehdidini veya takip baskısını tamamen sona erdirmek isteyebilir.

"Ödeme emrine süresinde itiraz etmiş borçlunun da menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Çünkü ilamsız takibe itiraz takibi yalnızca durdurmakta, ortadan kaldırmamaktadır. Aksinin kabulü borçluyu süresiz olarak itirazın iptali davası açılmasını beklemeye zorlamak olur."

Kaynak: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2020/417, Karar No: 2021/380

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Finansal Kiralama ve Kredi Sözleşmelerinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Görev ve Yetki

Menfi tespit davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın temelini teşkil eden hukuki ilişkinin mahiyetine göre belirlenir. Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olduğu hallerde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.

Finansal Kiralama (Leasing) Uyuşmazlıkları

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan kaynaklanan davalarda özel görev kuralları işleyebilir. İstanbul gibi büyükşehirlerde, HSK kararları uyarınca belirli ihtisas mahkemeleri (örneğin İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri) bu tür dosyalara bakmakla görevlendirilmiştir.

Tüketici İşlemleri

Eğer borçlu bir tüketici ise ve borç bir tüketici kredisinden veya tüketici işleminden kaynaklanıyorsa, 6502 sayılı Kanun uyarınca Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir.

İstirdat Davasında Hak Düşürücü Süre ve Geri Alma Şartları

Menfi tespit davası açılmamış ve borç icra takibi sonucunda tamamen ödenmişse, borçlu "istirdat davası" açma hakkına sahiptir. İİK m. 72/7 uyarınca bu davanın, paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir.

Ödemenin Tamamlanması

Bir yıllık süre, icra dosyasındaki borcun aslı, faizi ve masraflarıyla birlikte alacaklıya tamamen ödendiği tarihte başlar. Kısmi ödemeler halinde süre henüz başlamış sayılmaz; ancak her bir kısmi ödeme için menfi tespit davası açılabilir.

İspat Yükü Farklılığı

İstirdat davasında ispat yükü, menfi tespit davasının aksine her zaman davacı borçludadır. Borçlu, parayı hataen ödediğini ispat etmek zorunda değildir; sadece maddi hukuk bakımından o parayı verme borcu altında olmadığını kanıtlaması yeterlidir.

Adliye Pratiğinde Menfi Tespit Davası: Kalem İşlemleri ve Usul Ekonomisi

Davanın açılmasıyla birlikte mahkeme, ilgili icra dosyasını (fiziki veya UYAP üzerinden) celp eder. Tedbir talebi varsa, teminatın yatırıldığına dair makbuz dosyaya girer girmez ilgili icra dairesine "tedbir kararı" müzekkeresi yazılır. Editörün Notu: Tedbir kararının icra dosyasına işlenip işlenmediği borçlu vekili tarafından bizzat takip edilmelidir; zira sistemsel gecikmeler telafisi imkansız hacizlere yol açabilir.

Delillerin Toplanması ve Kesin Süre

Ticari davalarda taraflara defterlerini ibraz etmeleri için HMK m. 222 uyarınca kesin süre verilir. Defterlerini ibraz etmeyen tarafın iddialarını ispatlayamadığı varsayılır. İmza incelemesi yapılacaksa, borçlunun imza örneklerinin bulunduğu bankalar, noterler ve resmi kurumlara tek tek müzekkere yazılarak belgelerin asılları ispat gücü açısından temin edilir.

Kararın İcraya Etkisi

Davanın kabulü kararı kesinleştiğinde, icra takibi iptal edilir ve konulan tüm hacizler fek edilir. Eğer dava istirdat davası olarak sonuçlanmışsa, ilam alacaklı aleyhine ilamlı icra takibine konu edilerek ödenen bedel geri tahsil edilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Menfi tespit davası açmak icra takibini kendiliğinden durdurur mu? Hayır. Menfi tespit davası açılması icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Takibin durması için mahkemeden İİK m. 72 uyarınca ihtiyati tedbir kararı alınması ve bu kararın gerektirdiği teminatın mahkeme veznesine yatırılması zorunludur.

2. Borcun bir kısmını kabul edip kalanı için menfi tespit davası açabilir miyim? Evet. Borçlu, borcun sadece bir kısmına itiraz ediyorsa "kısmi menfi tespit davası" açabilir. Bu durumda davanın değeri ve mahkemenin inceleme konusu, sadece itiraz edilen kısım ile sınırlı kalır.

3. Sahte imza ile adıma senet düzenlenmiş, ne yapmalıyım? Öncelikle icra takibine karşı 5 günlük süre içinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde imzaya itiraz edilmelidir. Ancak bu süre kaçırılmışsa veya takip kesinleşmişse, genel mahkemelerde (Asliye Ticaret veya Asliye Hukuk) İİK m. 72 uyarınca menfi tespit davası açılmalıdır. Bu dava ile birlikte imzanın size ait olmadığına dair grafolojik inceleme talep edilmelidir.

4. İstirdat davasında 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açılabilir mi? İİK m. 72/7'de düzenlenen 1 yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu süre geçtikten sonra istirdat davası açılamaz. Ancak şartları varsa Türk Borçlar Kanunu’nun "sebepsiz zenginleşme" hükümlerine dayanarak genel mahkemelerde dava açılması denenebilir; fakat bu durumda ispat kuralları ve usul rejimi borçlu aleyhine daha ağırlaşmaktadır.

Kaynakça

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
  • Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2018/374, Karar No: 2018/943.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/1516, Karar No: 2022/1400.
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2022/734, Karar No: 2024/715.
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2022/831, Karar No: 2024/438.
  • Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri bulunduğundan, hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatlık hizmeti veya hukuki danışmanlık alınması önemle tavsiye edilir. Metindeki analizler editör görüşlerini yansıtmakta olup yargı mercilerini bağlayıcı nitelik taşımaz.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: