
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinde Yargılama Usulü ve Marka Suçları Analizi
Fikri ve sınai mülkiyet suçlarında ihtisas mahkemelerinin görev sınırı, hak sahipliğinin ispatı ve 5846 sayılı FSEK ile 6769 sayılı SMK arasındaki usul farklılıkları yargılama sürecinin esasını belirlemektedir. Özellikle şikayet süresi içinde delil sunma zorunluluğu ve müsadere taleplerinde görevli mahkemenin tayini, ceza yargılamasında hak kaybının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleri, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan (SMK) kaynaklanan uyuşmazlıklarda münhasır yetkiye sahip ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemelerin görevi, suçun niteliğine veya öngörülen ceza miktarına bakılmaksızın ilgili mevzuatın atfı ile belirlenir. Yargıtay içtihatları, ihtisas mahkemelerinin kurulu bulunduğu yerlerde bu mahkemelerin, bulunmadığı yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yetkilendirilen asliye ceza mahkemelerinin görevli olduğunu vurgulamaktadır.
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinin Görev Alanı ve İhtisas Sınırları
Fikri ve sınai haklar ceza mahkemelerinin görevi, 6769 sayılı SMK’nın 156. maddesi ve 5846 sayılı FSEK’in 76. maddesi uyarınca belirlenmektedir. Bu mahkemeler, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde ihtisas mahkemeleridir. Yargı çevreleri, HSK kararlarıyla belirlenmekte olup; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde müstakil mahkemeler eliyle, diğer yerlerde ise belirlenmiş asliye ceza mahkemeleri kanalıyla yargılama yürütülür. Görev kuralları kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi zorunludur.
6769 sayılı SMK m. 156/1 uyarınca, bu Kanun'da öngörülen suçlara ilişkin davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Kanun koyucu, teknik uzmanlık gerektiren bu alanın genel mahkemelerin iş yükünden ayrıştırılmasını amaçlamıştır. Uygulamada, marka hakkına tecavüz (SMK m. 30), patent, tasarım ve coğrafi işaretlere ilişkin cezai hükümler bu mahkemelerin yetki alanına girmektedir.
"Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinin kurulu bulunduğu yerlerde belirlenen yargı çevrelerini kapsayacak şekilde fikri ve sınai haklar ceza mahkemelerinin faaliyetlerini devam ettirdiği, (Örneğin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin yargı çevresinin kurulduğu yerin mülki hudutlarını kapsayacak şekilde belirlenmesi nedeniyle, Ankara ilçelerindeki (Ankara Batı Adliyesi dahil) bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, Ankara’nın ilçelerindeki asliye ceza mahkemelerinin değil, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin bakacağı ve bu şekilde faaliyetini devam ettireceği)..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/9813 - Karar No: 2021/1395
İhtisas Mahkemesi Bulunmayan Yerlerde Yetkilendirme Usulü
İhtisas mahkemelerinin bulunmadığı yargı çevrelerinde hangi mahkemenin görevli olacağı HSK'nın 24.03.2005 tarihli 188 sayılı ve 31.05.2018 tarihli 839 sayılı kararlarıyla netleştirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; bir asliye ceza mahkemesi olan yerlerde o mahkeme, iki asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı mahkeme, ikiden fazla asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemesi "ihtisas mahkemesi" sıfatıyla görev yapmaktadır.
Görevsizlik Kararının Hukuki Sonuçları
İhtisas mahkemesi olmayan bir mahkemenin fikri mülkiyet suçlarına bakması mutlak bozma sebebidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ve 7. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, yetkilendirilmiş mahkeme dışındaki mahkemelerce kurulan hükümler esasa girilmeksizin görev yönünden bozulmaktadır. Bu durum, adil yargılanma hakkı ve kanuni hakim ilkesinin bir gereğidir.
6769 Sayılı SMK Uyarınca Marka Hakkına Tecavüz Suçlarında Yargılama Usulü
Marka hakkına tecavüz suçu, SMK m. 30/1 uyarınca; başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, hizmet sunan, satışa arz eden veya satan kişilerin cezalandırılmasını öngörür. Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Şikayet hakkı, münhasıran marka hakkı sahibine aittir.
Yargılama sürecinde en kritik aşama, tecavüz teşkil eden ürünlerin tespiti ve bilirkişi incelemesidir. Markalar arasındaki benzerlik (iltibas) veya ayniyet (iktibas) değerlendirilirken; ortalama tüketici nezdindeki karıştırılma ihtimali esas alınır. Ceza mahkemesi, hukuk mahkemesinin kararlarıyla bağlı olmamakla birlikte, marka tescilinin geçerliliği hususu bekletici mesele yapılabilmektedir.
| Suç Tipi | Dayanak Mevzuat | Şikayet Şartı | Görevli Mahkeme |
|---|---|---|---|
| Marka Hakkına Tecavüz | 6769 SMK m. 30 | Şikayete Bağlı | FSHCM |
| Bandrol Yükümlülüğüne Aykırılık | 5846 FSEK m. 81 | Re'sen (Genel Olarak) | FSHCM |
| Manevi/Mali Haklara Tecavüz | 5846 FSEK m. 71 | Şikayete Bağlı | FSHCM |
| Teknolojik Önlemleri Etkisiz Kılma | 5846 FSEK m. 72 | Şikayete Bağlı | FSHCM |
"6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1. maddesi uyarınca, “Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir... Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır.” hükmü ve Hakimler Savcılar Kurulunun 31/05/2018 gün ve 839 sayılı kararıyla... görevsizlik kararı verilip dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/5944 - Karar No: 2021/6824
5846 Sayılı FSEK Kapsamında Şikayet Şartı ve Hak Sahipliğinin İspatı
FSEK m. 71 ve 72 kapsamındaki suçlarda soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Ancak 75. madde uyarınca, şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin "haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri" Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet süresi içinde sunmaları zorunludur. Bu belge ve delillerin sunulmaması, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesini gerektiren teknik bir usul kuralıdır.
Adliye pratiğinde sıklıkla karşılaşılan hata, sadece meslek birliği üyelik belgesi ile yetinilmesidir. Oysa her bir eser bazında hak sahipliğinin (sözleşmeler, tescil kayıtları veya mali hak devir belgeleri ile) tevsik edilmesi şarttır. Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Bu sürenin geçirilmesi hak düşürücü sonuç doğurur.
Hak Sahipliği Belgelerinin Sunulma Zamanı
FSEK m. 75/1 uyarınca, delillerin şikayet süresi içinde savcılığa verilmesi gerekir. Yargıtay uygulaması, bu sürenin şikayet hakkının kullanımıyla eş zamanlı veya en geç 6 aylık şikayet süresi içinde dolması gerektiğini kabul etmektedir. Bu zorunluluk, haksız şikayetlerin önlenmesi ve fikri mülkiyetin ticarileştirilmesinde hukuki güvenliğin sağlanması amacına hizmet eder.
Meslek Birliklerinin Şikayet Yetkisi
Eser sahipleri meslek birlikleri, tüzüklerindeki yetkiye ve üyelerinin verdiği yetki belgelerine dayanarak şikayette bulunabilirler. Ancak meslek birliğinin şikayetçi olması, bireysel eser sahiplerinin haklarını ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Dosyada her eser için ayrı ayrı mali hak devir zincirinin kurulması, mahkûmiyet hükmü için zorunlu bir ispat standardıdır.
Müsadere Taleplerinde Görevli Mahkeme ve Usul Hatalarının Analizi
Soruşturma aşamasında elkoyma koruma tedbiri uygulanan ve kamu davası açılmaması (örneğin uzlaşma nedeniyle) durumunda, suç eşyasının akıbetine dair müsadere talepleri de ihtisas mahkemelerince karara bağlanmalıdır. CMK m. 256 uyarınca müsadere kararı verilmesi gereken hallerde davayı görmeye yetkili mahkeme, asıl davaya bakmakla görevli olan mahkemedir.
Uygulamada, uzlaşma ile sonuçlanan dosyalarda Cumhuriyet savcılarının rastgele bir asliye ceza mahkemesinden veya sulh ceza hakimliğinden müsadere talep ettiği görülmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bu durumu görevsizlik kapsamında değerlendirmekte ve talebin 3 numaralı asliye ceza mahkemesine (veya müstakil FSHCM’ye) yapılması gerektiğini belirtmektedir.
"...Dosya kapsamına göre, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arz etmek veya satmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip... müsadere edilmesi talebinin... görevli mahkeme tarafından karar verilmesi gerektiği, ikiden fazla asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde 3 numaralı asliye ceza mahkemesinin görevli olması karşısında... Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı gerekçe ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/14872 - Karar No: 2023/10399
FSEK m. 81/13 İptali Sonrası Fikri Mülkiyet Suçlarında TCK m. 44 Uygulaması
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 12.06.2020 tarihli kararı ile FSEK m. 81/13'te yer alan "artırım" hükmünün iptal edilmesi, suçların içtimaı noktasında köklü bir değişikliğe yol açmıştır. İptal öncesinde, bandrol yükümlülüğüne aykırılık ile mali haklara tecavüz suçu birlikte işlendiğinde cezadan artırım yapılıyordu. Mevcut durumda ise TCK m. 44 (Fikri İçtima) gereğince, failin tek bir fiille birden fazla suç oluşturması halinde en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması ilkesi uygulanmaktadır.
Bu durum, özellikle korsan kitap veya DVD satışlarında failin hem bandrolsüz ürün satmaktan (m. 81) hem de hak sahibinin mali haklarını ihlal etmekten (m. 71) yargılandığı durumlarda önem kazanmaktadır. Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu re'sen takip edilirken, mali haklara tecavüz suçu şikayete bağlıdır. Eğer şikayet yoksa veya ispatlanamamışsa, sadece bandrol suçundan hüküm kurulur.
"AYM'nin 12.06.2020 tarih ve 2019/74 E., 2020/29 K. sayılı kararı ile, 5846 sayılı FSEK’in 81’inci maddesinin on üçüncü fıkrasında düzenlenen artırım hükmünün iptal edilmesi... TCK'nin 44’üncü maddesinde ise “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmiş olması karşısında... en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurulup, kazanılmış hakları da gözetilerek sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu..."
Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/1304 - Karar No: 2021/20510
Belgeyi Gör: (Kapatılan)19. Ceza Dairesi 2021/1304 E. , 2021/20510 K.
Marka Suçlarında Zincirleme Suç ve İddianame ile Oluşan Hukuki Kesinti
Marka hakkına tecavüz veya bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçları, genellikle bir ticari faaliyet kapsamında süreklilik arz eder. Bu noktada TCK m. 43 kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı sorunu ortaya çıkar. Yargıtay, suç işleme kararında birlik bulunması kaydıyla, iddianame tarihine kadar işlenen tüm eylemlerin tek bir suç oluşturacağını, iddianame tanziminden sonraki eylemlerin ise yeni bir suç teşkil edeceğini (hukuki kesinti) kabul etmektedir.
Eğer sanık hakkında farklı mahkemelerde benzer suçlardan açılmış davalar varsa, "suçun mağdurunun toplum olduğu" gerçeği gözetilerek bu dosyaların birleştirilmesi ve TCK m. 43 uyarınca tek bir ceza verilip artırım yapılması yoluna gidilmelidir. Ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması, non bis in idem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama yapılmaz) ilkesine aykırılık teşkil edebilmektedir.
Hukuki Kesinti Olarak İddianame Tarihi
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin yerleşik görüşüne göre, müteselsil suçlarda hukuki kesintiyi oluşturan an, iddianamenin düzenlendiği tarihtir. İddianameden sonra devam eden eylemler, yeni bir suç işleme iradesinin ürünü olarak kabul edilir. Ancak iddianame öncesi yakalanan ürünlerin farklı zamanlarda ele geçirilmesi, her yakalama için ayrı ceza verileceği anlamına gelmez; bunlar zincirleme suç kapsamında değerlendirilir.
Bandrol Yükümlülüğüne Aykırılık Suçlarında Mağdur Sıfatı ve Meslek Birlikleri
Ceza hukukunda mağdur kavramı, suçun tipik fiili ile doğrudan hakları ihlal edilen kişiyi ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun mağduru doğrudan eser sahipleri değil, toplumu oluşturan bireylerdir (kamu güveni/kamu sağlığı). Bu nedenle, tüzel kişiler (meslek birlikleri veya yayın evleri) suçtan zarar gören sıfatını haiz olsalar da "suçun mağduru" sayılamazlar.
Bu ayrım, özellikle TCK m. 43/1'deki "aynı mağdura karşı" ibaresinin yorumlanmasında kritik rol oynar. Suçun mağduru toplum olduğu için, farklı eser sahiplerinin kitaplarının aynı anda ele geçirilmesi durumunda mağdur değişmediğinden, TCK m. 43/2 yollamasıyla zincirleme suç hükümleri uygulanabilmektedir.
"Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireyler olduğu, 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre... tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de durumun değişmeyeceği... TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/30494 - Karar No: 2021/6573
Fikri Mülkiyet Davalarında Zamanaşımı ve Durma Sebeplerinin Hesaplanması
FSEK ve SMK kapsamındaki suçların birçoğu beş yıla kadar hapis cezası öngördüğünden, TCK m. 66 uyarınca olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Olağanüstü zamanaşımı ise 12 yıldır. Ancak "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" (HAGB) kararı verildiğinde, denetim süresi boyunca zamanaşımı durur. Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde, duran süre zamanaşımı hesabına dahil edilmez.
Yargıtay incelemelerinde sıklıkla rastlanan bozma nedenlerinden biri, zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına rağmen mahkûmiyet hükmü kurulmasıdır. Özellikle uzun süren bilirkişi incelemeleri ve talimat yazışmaları bu sürenin aşılmasına neden olabilmektedir. İhtisas mahkemelerinin bu takibi re'sen yapması elzemdir.
Karşılıksız Yararlanma ile FSEK m. 71/1 Arasındaki Suç Vasfı Ayrımı
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin emsal nitelikteki kararlarına göre, bir yayını (örneğin Digiturk/beIN Sports yayınlarını) dekodere müdahale ederek izinsiz olarak toplu izlettirmek eylemi FSEK m. 71/1'deki mali haklara tecavüz suçunu değil, TCK m. 163/2'de düzenlenen "karşılıksız yararlanma" suçunu oluşturmaktadır. Suç vasfındaki bu hata, hem görevli mahkemenin hem de uygulanacak cezanın değişmesine yol açar.
TCK m. 163/2 kapsamındaki eylemler genel mahkemelerin (Asliye Ceza) görev alanına girerken, FSEK m. 71 kapsamındaki eylemler ihtisas mahkemelerinin görevindedir. Bu nedenle mahkemenin, eylemin teknik mahiyetini doğru analiz ederek görevsizlik kararı vermesi gerekebilir.
"Sanığın bireysel aboneliği olmadığı halde herhangi bir şekilde dekodere müdahale ederek... yayınlarını, işlettiği kıraathanede bulunan kişilere izinsiz olarak izletmekten ibaret olan eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 163/2. maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5846 sayılı Kanun’un 71/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/15855 - Karar No: 2019/5318
Teknolojik Önlemleri Etkisiz Kılma Suçunda Tipiklik ve Cezai Sorumluluk
FSEK m. 72 uyarınca, eserlerin korunması için kullanılan şifreleme veya erişim kontrolü gibi teknolojik önlemleri etkisiz kılmaya yönelik araçları imal eden, ithal eden veya dağıtanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçta "ticari amaç" unsuru tipikliğin bir parçasıdır. Kişisel kullanım amacıyla bir koruma yöntemini aşmak suç oluşturmazken, bu aşma işlemini sağlayan cihazların satışı veya reklamı suç teşkil eder.
Dijital hak yönetimi (DRM) sistemlerinin kırılması veya korsan yayın sağlayan IPTV serverlarının pazarlanması bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. FSEK 72. madde suçları da şikayete bağlı olup, hak sahiplerinin müdahalesi ile yargılama yürütülür.
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Yargılamasında Uygulama Notları ve Risk Analizi
Yargılama pratiğinde, sanık müdafilerinin en çok dikkat etmesi gereken husus, arama ve elkoyma kararlarının hukuka uygunluğudur. FSEK ve SMK kapsamında yapılan aramaların, şikayet üzerine ve CMK m. 116-119 hükümlerine uygun olarak yapılması şarttır. Usulüne uygun olmayan bir arama sonucunda elde edilen ürünler "hukuka aykırı delil" niteliğinde olup hükme esas alınamaz.
Editörün Notu: Marka suçlarında "etkin pişmanlık" benzeri bir düzenleme olan SMK m. 30/7 hükmü dikkatle incelenmelidir. Tecavüz ederek ürettiği veya satışa arz ettiği malları nereden temin ettiğini bildiren ve bu sayede asıl üreticinin yakalanmasını sağlayan kişi hakkında cezaya hükmolunmayabilir.
Delil Planı ve İspat Araçları
- Marka Tescil Belgesi: Tecavüzün gerçekleştiği tarihte tescilin koruma süresinin devam edip etmediği.
- Bilirkişi Raporu: Ürünlerin orijinali ile karşılaştırmalı analizi, görsel ve işitsel benzerlik derecesi.
- Arama Tutanağı: Ürünlerin nerede, ne şekilde ve kimin zilyetliğinde ele geçtiği.
- Hak Sahipliği Belgeleri: FSEK kapsamında mali hak devir sözleşmelerinin şikayet süresi içinde sunulması.
Hukuki Riskler ve Yaptırımlar
- Hapis Cezası: SMK m. 30 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.
- Adli Para Cezası: Hapis cezasına seçenek olarak veya birlikte uygulanabilir.
- Müsadere: Suça konu eşyaların ve bunları üretmeye yarayan araçların mülkiyetinin kamuya geçmesi.
- İdari Yaptırımlar: İşyeri kapatma veya ticari faaliyetten men gibi idari önlemler (belediye mevzuatı kapsamında tetiklenebilir).
Sıkça Sorulan Sorular
1. Marka suçlarında uzlaşma mümkün müdür? Marka hakkına tecavüz suçu (SMK m. 30) şikayete bağlı bir suç olduğundan, kural olarak CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Ancak bandrol yükümlülüğüne aykırılık (FSEK m. 81) suçları şikayete bağlı olmadığından veya kamu güvenini ilgilendirdiğinden genellikle uzlaşmaya tabi değildir. TCK m. 44 gereği her iki suçun birlikte oluşması durumunda, uzlaşmaya tabi olmayan suç (bandrol suçu) diğerini de uzlaşma kapsamından çıkarabilir.
2. Şikayetten vazgeçme davanın her aşamasında yapılabilir mi? Evet, şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman mümkündür. Ancak sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir. Vazgeçme durumunda kamu davası düşer ve müsadere talepleri ayrıca değerlendirilir.
3. Bilirkişi raporu marka tecavüzü olmadığını söylerse mahkeme ne karar verir? Hakim, bilirkişi raporuyla bağlı olmamakla birlikte, raporun teknik gerekçelerini denetler. Eğer rapor bilimsel verilere dayanıyor ve iltibasın oluşmadığını teknik olarak ispatlıyorsa, mahkeme beraat kararı vermelidir. Ancak mahkeme, raporu yetersiz bulursa yeni bir heyetten ek rapor veya yeni rapor alabilir.
4. Başka bir ildeki asliye ceza mahkemesi dosyamıza bakabilir mi? Hayır. Eğer o ilde fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmuşsa veya o yer başka bir mahkemenin yargı çevresine (Örn: Ankara Batı Adliyesi'nin Ankara FSHCM'ye bağlanması gibi) bağlanmışsa, genel mahkemenin bakması görevsizlik nedenidir. Karar verilmişse bile Yargıtay tarafından görev yönünden bozulur.
Kaynakça
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu.
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/9813, Karar No: 2021/1395.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/5944, Karar No: 2021/6824.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/14872, Karar No: 2023/10399.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/15855, Karar No: 2019/5318.
- Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 31.05.2018 gün ve 839 sayılı kararı.
- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), 24.03.2005 gün ve 188 sayılı kararı.
Yasal Uyarı: Bu makale, fikri ve sınai haklar ceza yargılamasına dair genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut hukuki olaylara uygulanması profesyonel hukuki yardım almayı gerektirir. İçerik, yasal danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez; oluşabilecek hak kayıplarından yazar veya yayıncı sorumlu tutulamaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.