6325 Sayılı Kanun ve Adliye Pratiğinde Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamaları
Dava Şartı ArabuluculukYazar: EmsalDava Editör Ekibi

6325 Sayılı Kanun ve Adliye Pratiğinde Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamaları

6325 sayılı Kanun kapsamında dava şartı arabuluculuk süreci, ticari ve iş uyuşmazlıklarında başvuru usulü, hak düşürücü süreler ve güncel Yargıtay içtihatları.

Dava Şartı Arabuluculuk Kurumu ve Hak Arama Hürriyetine Etkisi

Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ilkesel olarak ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu üzerinde yapılan 7155 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, belirli uyuşmazlık türleri için mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya müracaat edilmesi bir dava şartı olarak sisteme dahil edilmiştir. Bu kurum, yargı üzerindeki iş yükünün hafifletilmesi ve tarafların kendi iradeleriyle hızlı sonuç elde etmelerini amaçlamaktadır. Ancak pratik uygulamada, bu şartın yerine getirilmemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 115 uyarınca davanın usulden reddi sonucunu doğurmaktadır.

Dava şartı arabuluculuk, hak arama hürriyetini kısıtlayan bir engel değil, aksine yargılamanın makul sürede sonuçlanmasını sağlayan bir filtreleme mekanizması olarak kabul edilmektedir. Adliye pratiğinde, özellikle ticari davalarda ve iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk aşamasının atlanması, davanın tamamlanabilir dava şartı kapsamında değerlendirilmemesine ve doğrudan usulden reddine neden olmaktadır. Bu durum, davacı taraf için hem zaman kaybı hem de yeniden dava açma maliyeti (harç ve gider avansı) anlamına gelmektedir.

"6325 sayılı Kanun ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir."

Kaynak: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi - Esas No: 0192abf1 - Karar No: 7155 Değişikliği Analizi

Belgeyi Gör: T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Arasındaki Sistematik Farklar

Arabuluculuk süreci, tarafların başvurma iradesine göre ihtiyari (isteğe bağlı) ve zorunlu (dava şartı) olmak üzere iki ana eksende ilerler. İhtiyari arabuluculukta taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri her türlü özel hukuk uyuşmazlığında, dava açılmadan önce veya davanın her aşamasında arabulucuya gidebilirler. Zorunlu arabuluculukta ise, kanun koyucu belirli uyuşmazlık kalemlerini seçerek, bu uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için arabulucuya başvurulmuş olmasını ön koşul olarak belirlemiştir.

İhtiyari Arabuluculuğun Uygulama Alanı

Taraflar, 6325 sayılı Kanun m. 13/1 uyarınca dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. İhtiyari süreçte arabulucunun seçimi tamamen tarafların mutabakatına bağlıdır. Eğer taraflar bir isim üzerinde anlaşamazlarsa süreç başlamadan sonlanabilir. İhtiyari arabuluculukta süreç devam ederken uyuşmazlığın feragat, kabul veya sulh gibi nedenlerle sona ermesi durumunda dahi arabulucu ücretin tamamına hak kazanır.

Zorunlu Arabuluculuğun Usulü Sınırları

Zorunlu arabuluculukta arabulucu, adliye büroları tarafından puanlama sistemine göre görevlendirilir. Tarafların ortak bir arabulucu üzerinde anlaşması (seçilen arabulucu sicile kayıtlı olmak kaydıyla) mümkündür ancak bu anlaşma sağlanamazsa görevlendirme resen yapılır. Dava şartı kapsamında yapılan başvurularda arabulucunun "aydınlatma yükümlülüğü" daha kritik bir öneme sahiptir; zira taraflar sürece kendi iradeleriyle değil, kanuni bir zorunlulukla dahil olmuşlardır.

Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuğun Kapsamı ve Parasal Sınırlar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu düzenleme, davanın mutlak veya nispi ticari dava olmasına bakılmaksızın, talebin "bir miktar para" (eda davası niteliğinde) olması şartına bağlıdır. Eğer dava hem tespit hem de tazminat talepli ise (örneğin fikri mülkiyet hukukunda tecavüzün tespiti ve tazminat), tazminat talebi yönünden arabuluculuk şartı aranırken, tespit talebi yönünden aranmayabilir.

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk ve parasal taleplerin sembolik görünümü.

Uyuşmazlık Türü Arabuluculuk Statüsü Dayanak Mevzuat
Ticari Alacak ve Tazminat Zorunlu (Dava Şartı) 6102 sayılı TTK m. 5/A
İşçi - İşveren Alacakları Zorunlu (Dava Şartı) 7036 sayılı İMK m. 3
Kira Uyuşmazlıkları Zorunlu (Dava Şartı) 6325 sayılı K. m. 18/B
İş Kazası Maddi-Manevi Tazminat İhtiyari 7036 sayılı İMK m. 3/3
İtirazın İptali (Ticari/İş) Zorunlu (Dava Şartı) Yargıtay İçtihatları / TTK 5/A

Ticari davalarda arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi durumunda mahkemece davacıya son tutanağı sunması için süre verilmez; dava, dava şartı yokluğu nedeniyle doğrudan reddedilir. Bu durum, adliye pratiğinde "tamamlanabilir dava şartı" ile "başlangıçtaki dava şartı" arasındaki ayrımın en sert uygulandığı alanlardan biridir.

"Davanın, 08/09/2023 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı ve dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir."

Kaynak: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/614 - Karar No: 2024/21

Belgeyi Gör: T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2023/614 K. 2024/21

İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve 7531 Sayılı Kanun Değişikliği

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu şartın istisnasıdır.

İlk Toplantıya Katılmamanın Yaptırımları

İş hukuku pratiğinde en önemli değişikliklerden biri 7531 sayılı Kanun ile m. 3/12 fıkrasında yapılan düzenlemedir. Önceki düzenlemede toplantıya katılmayan taraf yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulurken, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda bu yaptırım yumuşatılmıştır. Güncel düzenlemeye göre, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine hükmedilecek vekalet ücretinin yarısına hükmedilir.

Arabuluculuk Ücretinin Belirlenmesi

İşe iade talepli arabuluculuk görüşmelerinde, tarafların anlaşması durumunda arabulucuya ödenecek ücret; işçiye işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer hakların toplamı üzerinden hesaplanır. Eğer iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamazsa, arabulucu ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Arabuluculuk Başvurusunun Sürelere ve İcra Takibine Etkisi

Arabuluculuk bürosuna başvurulması, hak sahipleri için ciddi koruyucu etkiler doğurur. 6325 sayılı Kanun m. 18/15 uyarınca, başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu durum, özellikle işe iade davalarındaki bir aylık hak düşürücü süre veya ticari alacaklardaki zamanaşımı defileri açısından hayati önem taşır.

İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz İlişkisi

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmişse, normal şartlarda belirli bir sürede dava açılması zorunluluğu vardır. Ancak arabuluculuk süreci başladığında, bu "dava açma süresi" de son tutanak düzenlenene kadar işlemez. Böylece taraflar, ihtiyati haciz haklarını kaybetmeden arabuluculuk masasında müzakere yürütebilirler.

Menfi Tespit Davalarında Özel Durum

7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun m. 18/16'ya eklenen hüküm uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra başvuran aleyhine icra takibi başlatılırsa, başvuran taraf son tutanak tarihinden itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açabilir. Bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 72/2 hükmü uygulanır, yani takibin durdurulması için ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Arabulucunun Aydınlatma Yükümlülüğü ve Tarafsızlığı

Arabulucu, süreci sadece yöneten değil, aynı zamanda tarafları hukuki süreç hakkında bilgilendiren bir aktördür. 6325 sayılı Kanun m. 11 uyarınca, arabulucu faaliyetin başında tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında "gerektiği gibi" aydınlatmakla yükümlüdür. Bu aydınlatma, tarafların imzalayacakları anlaşma belgesinin hukuki sonuçlarını kavramaları açısından zorunludur.

"Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür. Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/10855 - Karar No: 2024/15300

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2024/10855 E. , 2024/15300 K.

Uygulama notu olarak belirtilmelidir ki; arabulucunun tarafsızlığını zedeleyecek davranışları veya bir tarafın lehine yönlendirme yapması, sürecin sakatlanmasına ve nihayetinde düzenlenen anlaşma belgesinin "irade fesadı" veya "kanuna aykırılık" nedeniyle iptaline yol açabilir. Arabulucu, belirli kişiler için aracılık yapma veya tavsiye etme karşılığında ücret talep edemez; bu yasağa aykırı işlemler hükümsüzdür.

Son Tutanağın Hukuki Niteliği ve Dava Açma Yasağı

Arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen belge, sadece bir "kağıt" değil, mahiyetine göre "ilam niteliğinde belge" vasfı kazanabilen hukuki bir enstrümandır. 6325 sayılı Kanun m. 18/5 uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca yeniden dava açılamaz. Bu, kesin hükme benzer bir etki yaratarak uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirir.

İcra Edilebilirlik Şerhi ve İlam Niteliği

Taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanan anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ancak taraflardan birinin avukatı yoksa, sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Bu şerh, anlaşma belgesinin ilamlı icra yoluyla takibe konulabilmesini sağlar.

Anlaşmanın Kapsamının Belirlenmesi

Yargıtay içtihatlarına göre, son tutanakta veya anlaşma belgesinde nelerin anlaşıldığı, hangi alacak kalemlerinin sürece dahil edildiği açık ve net olmalıdır. Genel ve soyut ifadelerle (örneğin "tüm haklarımdan feragat ettim") yapılan anlaşmalar, ileride hangi hakların saklı kaldığı konusunda uyuşmazlık çıkarabilir. Bu nedenle kalem kalem (kıdem tazminatı, fazla mesai, cari hesap alacağı vb.) döküm yapılması adliye pratiği açısından kritiktir.

Usulüne Uygun Olmayan Arabuluculuk Süreçleri ve İptal Davaları

Her ne kadar arabuluculuk anlaşması dava açma yasağı getirse de, bu durum mutlak değildir. Eğer süreç sırasında taraflardan birinin iradesi fesada uğratılmışsa (hata, hile, korkutma) veya arabuluculuk görüşmesi kanunda belirtilen emredici usul kurallarına aykırı yapılmışsa, anlaşma belgesinin iptali istenebilir. İptal davası açıldığında, mahkeme sürecin tamamını "titizlikle" incelemek zorundadır.

"Arabuluculuk faaliyetinin kanuna uygunluğu, sürecin tamamında mevcut olmalıdır. İşçinin arabuluculuk faaliyetinin hiç gerçekleşmediği veya usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediği yönündeki iddiası, bu ilke ve esaslar ile birlikte somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle araştırılmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/2065 - Karar No: 2024/3897

Belgeyi Gör: 9. Hukuk Dairesi 2024/2065 E. , 2024/3897 K.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer sorun ise "ibra" niteliğindeki belgelerdir. İş hukukunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420 kapsamında getirilen bir aylık bekleme süresi ve banka kanalıyla ödeme şartları, arabuluculuk anlaşma belgeleri için uygulanmaz. Yargıtay, arabulucu huzurunda yapılan anlaşmanın bir "ibra" değil, kendine özgü bir "anlaşma belgesi" olduğunu ve bu nedenle TBK 420'deki kısıtlamalara tabi olmadığını kabul etmektedir.

2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi ve Ödeme Yükümlülüğü

1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni tarife, arabulucuların emek ve mesaisinin karşılığını uyuşmazlığın türüne ve miktarına göre belirlemektedir. Ücret, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir. Ancak dava şartı arabuluculukta, tarafların anlaşamaması durumunda belirli bir süreye kadar olan ücret devlet tarafından karşılanır.

Arabuluculuk ücret tarifesi ve resmi evrakların profesyonel sunumu.

Tarife Esasları ve Parasal Limitler

  • Seri Uyuşmazlıklar: Taraflardan birinin aynı olduğu ve bir ay içinde başvurulan en az on uyuşmazlık durumunda, ticari olanlarda uyuşmazlık başına 5.000,00 TL, diğerlerinde 4.000,00 TL ücret ödenir.
  • Alt Sınır: Anlaşma sağlanması halinde, anlaşma bedeline bakılmaksızın arabuluculuk ücreti 6.000,00 TL’den az olamaz.
  • Ortaklığın Giderilmesi ve Ticari Davalar: Bu tür uyuşmazlıklarda anlaşma sağlandığında ücret, nispi tarifeye göre hesaplanır ancak 9.000,00 TL’den az olamaz.

Ücretin Hak Edilmesi Koşulları

Arabulucu, taraflar uyuşmazlık üzerinde anlaşsa da, görüşmelerden çekilse de veya taraflardan biri ölse/iflâs etse dahi ücretin tamamına hak kazanır. Ancak dava şartı arabuluculukta; sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sürecin sona ermesi halinde arabulucuya ücret ödenmez. Bu, arabulucunun ön inceleme yükümlülüğünün bir sonucudur.

Arabuluculuk Görüşmelerine Katılmamanın Yargılama Giderlerine Etkisi

Adliye pratiğinde tarafların "sırf usul yerini bulsun" diyerek toplantıya katılmaması sık görülen bir durumdur. Mevzuat, bu durumu caydırıcı yaptırımlara bağlamıştır. Özellikle ticari ve iş uyuşmazlıklarında, ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davanın sonunda haklı çıksa dahi yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilmektedir.

Arabuluculuk toplantısına katılmamanın usuli sonuçlarını temsil eden görsel.

Katılım Durumu Yargılama Gideri Sorumluluğu Vekalet Ücreti Etkisi
Mazeretsiz Katılmayan Giderlerin yarısından sorumludur Vekalet ücretinin yarısına hükmedilir
Her İki Taraf Katılmayan Giderler taraflar üzerinde bırakılır Lehine vekalet ücretine hükmedilmez
Mazeretli Katılmayan Genel yargılama kuralları uygulanır Etki etmez

Editörün Notu: 7531 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, mazeretsiz katılmama yaptırımını "tamamından sorumluluk"tan "yarısından sorumluluk"a çekmiştir. Bu durum, mazeretsiz katılmamanın mali yükünü hafifletmiş görünse de, vekalet ücretindeki %50 kesinti hala profesyonel vekiller için ciddi bir risk unsuru oluşturmaktadır.

Menfi Tespit Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı ve Uygulama Yanlışlıkları

01.09.2023 tarihinden itibaren, menfi tespit davaları bakımından da dava şartı arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Bu değişiklikten önce açılan davalarda arabuluculuk şartı aranmazken, bu tarihten sonra açılan ve konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin borçlu olunmadığının tespiti olan ticari davalarda arabuluculuk şartı mevcuttur.

"5 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı Kanun ile menfi tespit davaları bakımından dava şartı arabuluculuk getirilmiş ve bu hüküm 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dosya içerisinde arabuluculuk dosyasının bulunmaması ve davacının da arabuluculuğa başvurmadığına dair beyanda bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir."

Kaynak: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2024/326 - Karar No: 2024/423

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Uygulamada, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında arabuluculuğun "takibi durdurup durdurmayacağı" sorusu sıkça sorulmaktadır. Arabuluculuk süreci tek başına icra takibini durdurmaz; ancak 6325 sayılı Kanun m. 18/16 uyarınca mahkemeden talep edilecek ihtiyati tedbir ile takibin durdurulması mümkündür.

Görevsizlik Kararları ve Arabuluculuk Eksikliğinin Tamamlanamaması

Hukuki uyuşmazlığın yanlış mahkemede (örneğin Asliye Hukuk Mahkemesi yerine Asliye Ticaret Mahkemesi) açılması durumunda verilen görevsizlik kararları, arabuluculuk dava şartı bakımından kritik bir risk taşır. Eğer dava, arabuluculuk şartına tabi bir dava ise ve davacı arabulucuya gitmeden görevsiz mahkemede dava açmışsa, bu eksiklik görevli mahkemeye geçildikten sonra tamamlanamaz.

Görevsiz Mahkemede Dava Açılmasının Sonuçları

Dava açıldığı tarihte arabuluculuk şartı yerine getirilmemişse, mahkeme bu eksikliği HMK m. 115/2 uyarınca sonradan giderilecek bir eksiklik olarak görmemektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, davanın ticari niteliği veya iş davası olma vasfı, yanlış mahkemede dava açılmasıyla değişmez. Dolayısıyla, görevsizlik kararı sonrası dosyanın gittiği mahkeme, arabuluculuk başvurusu yoksa davayı usulden reddetmek zorundadır.

Tamamlanabilir Olmayan Dava Şartı İlkesi

Dava şartı arabuluculuk, davanın açıldığı an itibarıyla mevcut olması gereken bir "kurucu" şarttır. Görevsizlik kararı üzerine de bu eksikliğin giderilmesi mümkün değildir; çünkü dava şartı yokluğu davanın açıldığı andaki duruma göre değerlendirilir. Bu nedenle profesyonel hukukçuların, dava açmadan önce görevli mahkemeyi doğru tayin etmeleri ve o mahkemenin arabuluculuk şartı arayıp aramadığını titizlikle analiz etmeleri gerekir.

"Görevsizlik kararı ile görevli mahkemeye gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı gerekli olan haller dava şartlarıdır."

Kaynak: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi - İçtihat Analizi (İlgili Karar Atfı)

Belgeyi Gör: T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Sıkça Sorulan Sorular

1. Arabuluculuk son tutanağı sunulmadan açılan dava doğrudan reddedilir mi? Hayır, 6325 sayılı Kanun m. 18/A-2 uyarınca, eğer arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak tutanak dilekçeye eklenmemişse, mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu sürede tutanak sunulmazsa dava reddedilir. Ancak arabulucuya hiç başvurulmamışsa, süre verilmeksizin doğrudan ret kararı verilir.

2. Arabuluculuk anlaşma belgesi ile borçlunun tüm haklarından feragat etmesi geçerli midir? Anlaşma belgesinde "anlaşılan hususlar" açıkça belirtilmelidir. "Her türlü haktan feragat ettim" gibi genel bir ifade, sadece o toplantıda müzakere edilen uyuşmazlıklar için geçerlidir. Müzakere edilmeyen kalemler için dava hakkı saklı kalabilir; ancak Yargıtay, arabuluculuk belgesinin bir ibra değil "sözleşme" olduğunu, bu nedenle tarafların serbest iradesinin esas alınacağını vurgulamaktadır.

3. Ticari davalarda tespit ve tazminat talepleri birlikte açılırsa arabuluculuk zorunlu mudur? Evet, eğer dava yığılması (HMK m. 110) söz konusuysa ve taleplerden biri para alacağına (tazminat) ilişkinse, uyuşmazlığın bölünmemesi ve arabuluculuk kurumunun ruhuna uygun olarak tüm davanın arabuluculuk şartına tabi olduğu kabul edilir. Özellikle fikri mülkiyet davalarında tazminat talebi varsa arabuluculuk şarttır.

4. Arabuluculuk görüşmelerine katılmamak vekalet ücretini nasıl etkiler? 7531 sayılı Kanun değişikliği ile ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, dava sonunda lehine hükmedilecek karşı yan vekalet ücretinin sadece yarısını alabilir. Ayrıca, haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.

Kaynakça

  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A.
  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3.
  • 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi (1/1/2025 Yürürlük).
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 0192abf1-bf00-72c0-922c-466b26dc6395.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/7038, Karar No: 2024/11004.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/10855, Karar No: 2024/15300.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/750, Karar No: 2023/634.
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2023/614, Karar No: 2024/21.

Yasal Uyarı: Bu makale, 2026-03-02 tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve güncel içtihatlar ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir "Hukuk Bülteni" niteliğindedir. İçerikteki bilgiler somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir ve profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hukuki işlemlerinizde hak kaybına uğramamak için bir avukattan hukuki yardım almanız tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Arabuluculuk Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
6325 Sayılı Kanun ve Adliye Pratiğinde Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamaları | EmsalDava