ictihat
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2023/614 K. 2024/21
# T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/614 Esas - 2024/21
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/614 Esas
KARAR NO : 2024/21
HAKİM :....
KATİP : ....
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Menfi Tespit / İstirdat
DAVA TARİHİ : 08/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
KARAR Y.TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Borçtan Kurtulma Davası davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ... ve dava dışı ... davalı ...'ten 125.000,00 TL bedel karşılığında dükkan devraldıklarını, borç karşılığında 21/03/2020 düzenleme ve 21/09/2020 ödeme tarihli 125.000,00 TL tutarlı bono keşide edilerek davalıya verildiğini, bono miktarının 65.000,00 TL'lik kısmının davalıya ödendiğini, kalan borcun 60.000,00 TL olduğunu, davalı tarafından bono miktarının tamamı üzerinden icra takibi yapıldığını, başlatılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek başlatılan icra takibinin iptali ile davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçelerinde, davacının davaya konu bonoya ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, ispat yükümlülüğünün davacıda olduğunu, açılan davanın yasal süresinde açılmadığını, dava şartı olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE :
Dava, davalının bono bedelinin tamamı yönünden davacı aleyhine haksız icra takibi yaptığı iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusunun, bir miktar paranın tahsiline yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davanın, 08/09/2023 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı, ve dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Anlatılan nedenlerle,
HÜKÜM :
1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
3-Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/01/2024
Katip ....
¸¸
Hakim ....
¸¸