
CMK Madde 21: Yetkisiz Mahkemenin Acele İşlem Yapma Yetkisi ve Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 21 uyarınca, yetkisiz mahkemenin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde icra edebileceği acele işlemler, ispat hukuku ve koruma tedbirlerinin geçerliliği açısından kritik bir eşiktir. Bu makalede, yetki uyuşmazlıklarının delil ikamesine etkisi ve hukuka aykırı aramaların CMK 21 çerçevesindeki yaptırımları Yargıtay içtihatları ile analiz edilmektedir.
CMK Madde 21 Kapsamında Yetkisiz Mahkemenin Müdahale Sınırları ve Acele İşlem Doktrini
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 21. maddesi, yetkisiz bir mahkemenin, yetkisizlik kararı vermeden önce veya yetkisizlik uyuşmazlığı devam ederken hangi işlemleri yapabileceğini düzenleyen istisnai bir hükümdür. Temel kural, mahkemenin yalnızca kendi yargı çevresi ve görev alanı dahilindeki işlere bakması olsa da, "gecikmesinde sakınca bulunan haller" bu kuralın tek yasal istisnasını oluşturur. Yetkisiz mahkeme, davanın esasına girmeden, sadece delillerin kaybolmasını önlemek veya hak kayıplarının önüne geçmek amacıyla sınırlı işlemler tesis edebilir.
Yetkisizlik, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Ancak CMK m. 21, adaletin tecellisinde meydana gelebilecek geri dönülemez zararları engellemek amacıyla mahkemeye bir "geçici yetki" tanır. Bu yetki, davanın esasını çözecek kararları (beraat, mahkumiyet vb.) kapsamaz; yalnızca usuli ve korumaya yönelik işlemleri içerir. Uygulamada bu madde, özellikle suçüstü hallerinde veya sanığın kaçma şüphesinin bulunduğu anlarda yetkisiz yer mahkemesinin müdahale alanını belirler.
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Halin Belirlenmesi ve Sınırlandırılması
Gecikmesinde sakınca bulunan hal, işlemin derhal yapılmaması durumunda delillerin karartılması, sanığın kaçması veya koruma tedbirlerinin amacına ulaşamaması riskini ifade eder. Mahkemenin bu yetkiyi kullanabilmesi için soyut bir aciliyet iddiası yeterli değildir; somut olayın özelliklerine göre işlemin neden ertelenemeyeceği gerekçelendirilmelidir.
Yetkisiz Mahkemece Yapılan İşlemlerin Sonraki Mahkemeye Etkisi
Yetkisiz mahkeme tarafından CMK m. 21 kapsamında yapılan acele işlemler, yetkili mahkeme belirlendiğinde geçerliliğini korur. Ancak bu işlemlerin "acele" nitelikte olup olmadığı yetkili mahkemece her zaman denetlenebilir. Eğer işlem acele bir nitelik taşımıyorsa, elde edilen delillerin hukuki sıfatı tartışmaya açılabilir.
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramının Kriterleri ve Yargısal Denetimi
Yargıtay uygulamalarında "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kavramı, dar yorumlanması gereken bir istisnadır. Mahkemenin, CMK m. 21'e dayanarak işlem yapabilmesi için, işlemin niteliği gereği "hemen" yapılmasının zorunlu olması şarttır. Örneğin, bir tanığın ağır hasta olması ve ifadesinin hemen alınmaması durumunda delilin tamamen ortadan kalkacak olması, bu kapsamda değerlendirilebilir.
"Cumhuriyet Savcısından arama kararı talep edilmesini gerektirir nitelikte gecikmesinde sakınca bulunan hallerin neler olduğu açıkça gösterilmeden, Cumhuriyet Savcısı tarafından da gecikmesinde sakınca bulunan ve aciliyeti haklı kılan halin ne olduğu belirtilmeden gündüz vakti saat 14:00 ila 16:00 saatlerini kapsayacak şekilde CMK.nun 119. maddesine ve hukuka aykırı şekilde arama kararı verilmesi... hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır."
Kaynak: 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/18389 - Karar No: 2017/9112
Aciliyetin Somutlaştırılması Zorunluluğu
Yukarıdaki içtihattan da anlaşılacağı üzere, mahkemelerin veya savcılık makamının sadece kanun metnini tekrar ederek "gecikmesinde sakınca vardır" demesi, usuli işlemlerin geçerliliği için yeterli değildir. Özellikle arama, el koyma gibi temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden işlemlerde, aciliyetin nedenleri dosya kapsamındaki verilerle (suçüstü hali, ihbarın niteliği, eşyanın taşınabilirliği vb.) desteklenmelidir.
Yargıtay'ın "Acele İşlem" Testi
Yargıtay, yetkisiz mahkemece yapılan işlemi denetlerken şu soruları sormaktadır: 1. İşlem yapılmasaydı delil kaybolur muydu? 2. Yetkili mahkemeden karar beklemek için yeterli zaman var mıydı? 3. İşlem, sanığın savunma haklarını telafisi imkansız şekilde kısıtladı mı?
Bu testten geçemeyen işlemler, CMK m. 21 kapsamı dışında kalarak hukuka aykırı delil kategorisine girebilir.
Yetkisiz Mahkemece Yapılan Acele İşlemler ve Delil Geçerliliği Tablosu
Uygulamada mahkemeler arasındaki yetki uyuşmazlıkları aylar sürebilmektedir. Bu süre zarfında yapılan işlemlerin hukuki akıbeti aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| İşlem Türü | CMK 21 Kapsamında Geçerlilik Durumu | Şart / İstisna |
|---|---|---|
| Delil Tespiti (Keşif/Tanık Dinleme) | Geçerli | Delilin kaybolma riski somut olmalı. |
| Koruma Tedbirleri (Tutuklama/Adli Kontrol) | Geçerli | Yetkisizlik kararı ile birlikte yetkili mahkemeye sevk şartı. |
| Arama ve El Koyma Kararları | Geçerli | Gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığına dair yazılı gerekçe. |
| Esas Hakkında Sorgu ve Savunma | Geçersiz | Sorgu, davanın esasına ilişkin olup acele işlem sayılamaz. |
| Bilirkişi İncelemesi | Kısmen Geçerli | İnceleme konusu eşyanın bozulabilir nitelikte olması gerekir. |
İspat Yasakları ve Hukuka Aykırı Aramaların CMK 21 ile İlişkisi
Yetkisiz mahkeme veya hakim tarafından verilen arama kararları, eğer CMK m. 21'deki "acele işlem" kriterlerini karşılamıyorsa, bu yolla elde edilen bulgular "yasak delil" niteliğindedir. Ceza muhakemesinde dürüst yargılanma hakkı, delillerin yalnızca yetkili mercilerce ve usulüne uygun şekilde toplanmasını gerektirir.
"Suçüstü halinin varlığı da dikkate alındığında, delillerin karartılması tehlikesi ve/veya aramanın amaçları açısından bir zarar doğması riski bulunduğundan, ikamet araması için Cumhuriyet savcısından 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kapsamında alınan yazılı arama emrinin ve buna dayanarak yapılan aramanın hukuka uygun olduğu anlaşılmakla..."
Kaynak: 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/2079 - Karar No: 2024/22641
Suçüstü Hali ve Yetki İstisnası
- Ceza Dairesi'nin kararında vurgulandığı üzere, suçüstü hali, gecikmesinde sakınca bulunan halin en belirgin tezahürüdür. Bu durumda yetki kurallarının katı uygulanması, suçla mücadele ve kamu güvenliğini tehlikeye atacağından, yetkisiz yerdeki kolluk amiri veya savcının müdahalesi, sonrasında ise mahkemenin onayı hukuka uygun kabul edilmektedir. Ancak "suçüstü" dışındaki durumlarda, mahkemenin yetkisizliğini bildiği halde işlemi tesisi, CMK m. 21'in kötüye kullanımı olarak değerlendirilebilir.
Editörün Notu:
Yetkisizlik kararı verilmiş bir dosyada, mahkemenin dosya kendisine gelene kadar beklemeyip, sanığın tutukluluk halini re'sen incelemesi bir zorunluluktur. Bu durum CMK 21'in bir türevi olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması amacına hizmet eder.
Yetki Uyuşmazlıklarının Çözümünde Ortak Yüksek Görevli Mahkemenin Rolü
Mahkemeler arasında çıkan olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlıkları, yargılamanın durmasına veya uzamasına neden olur. CMK m. 17 uyarınca, bu uyuşmazlığı çözecek merci, uyuşmazlığa düşen mahkemelerin ortak yüksek görevli mahkemesidir. Bölge Adliye Mahkemelerinin (BAM) faaliyete geçmesiyle birlikte, bu yetki dağılımında önemli değişiklikler yaşanmıştır.
"Aynı yargı çevresi içinde bulunan mahkeme ve hakimler arasında doğan yetki uyuşmazlıklarında uyuşmazlığı çözümlemek görevi bağlı oldukları Yüksek Dereceli mahkemeye ait iken farklı yargı çevresindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkta karar verme yetkisi karar tarihi itibariyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri olduğu gözetilerek..."
Kaynak: 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/10664 - Karar No: 2016/9846
BAM ve Yargıtay Arasındaki Yetki Paylaşımı
20 Temmuz 2016 öncesinde, farklı ağır ceza merkezleri arasındaki yetki uyuşmazlıkları doğrudan Yargıtay tarafından çözülmekteydi. Güncel uygulamada ise, uyuşmazlığa düşen mahkemelerin aynı BAM çevresinde olması durumunda uyuşmazlık ilgili BAM dairesince; farklı BAM çevrelerinde olması durumunda ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından karara bağlanmaktadır. CMK m. 21, bu uyuşmazlık süresince dosyanın "sahipsiz" kalmaması için hayati öneme sahiptir.
Uygulama Notu:
Yetki uyuşmazlığı sırasında mahkemelerden birinin dosyayı bekletmesi asıldır; ancak sanığın tutuklu olması durumunda, tutukluluğun incelenmesi görevi CMK m. 21 uyarınca uyuşmazlığı çözen mercii tarafından belirlenen veya dosyayı son elinde bulunduran mahkemeye aittir.
Soruşturma İznine Tabi Suçlarda Yetkisizlik ve Basit Yargılama Usulü Engeli
Kamu görevlilerinin veya asker kişilerin yargılanmasında, usuli bir şart olan "soruşturma izni", mahkemenin yetki ve görevini doğrudan etkiler. 4483 sayılı Kanun veya 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu kapsamında kalan suçlarda, izin alınmadan yapılan işlemler yetkisizlik veya durma kararına konu olur.
"Asker kişiler hakkında, askerlik ve hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri iddia olunan suçlar... ceza soruşturması yapılabilmesinin ağır ceza mahkemesinin görevine giren haller ile gecikmesinde sakınca bulunan haller dışında... iznine tabi kılındığı... CMK'nın 251/7 maddesi gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşılmaktadır."
Kaynak: 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/24120 - Karar No: 2022/19029
Basit Yargılama Usulü ve Usul Ekonomisi
CMK m. 251 uyarınca getirilen basit yargılama usulü, soruşturulması veya kovuşturulması izne tabi olan suçlarda uygulanamaz. Bu durum, yetkisiz mahkemenin CMK m. 21 kapsamında dahi olsa basit yargılama usulüne ilişkin işlemler (örneğin ceza indirimi içeren tensip zaptı düzenlemesi) yapamayacağı anlamına gelir. İzin şartı, acele işlem yetkisinin dahi önüne geçen bir "muhakeme engeli" olarak kabul edilmelidir.
Yetki ve Görev Karmaşası
Mahkeme, suçun niteliğinin değişmesiyle (örneğin kişisel suçtan görev suçuna dönüşme) yetkisizlik kararı verebilir. Bu geçiş evresinde, izin mercii ile yazışmalar yapılırken CMK m. 21 uyarınca yalnızca delillerin korunmasına yönelik tedbirler alınmalıdır. Davanın esasına ilişkin herhangi bir ara karar kurulması, hükmün kesinleşmesi halinde dahi "kanun yararına bozma" nedeni teşkil edebilir.
Kanun Yararına Bozma Sürecinde Yetkisizlik ve Yeniden Yargılama Yasağı
Kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan "kanun yararına bozma" (CMK m. 309), mahkemenin yetki veya suç niteliği konusundaki hatalarını gidermek için kullanılır. Ancak burada Yargıtay'ın yetkisinin sınırı, "yargılamanın tekrarlanması yasağı" ile çizilmiştir.
"Bozma nedeni, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, bu hafif cezaya Özel Dairece karar verilmesi yerine dosyanın mahkemesine gönderilmesi yerinde değildir... yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/14-1538 - Karar No: 2013/255
Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2012/14-1538 E. , 2013/255 K.
Suç Vasıf Değişikliğinin Yetkiye Etkisi
Eğer bir mahkeme, suç vasfında hata yaparak yetki alanına girmeyen bir davaya bakmış ve bu karar kesinleşmişse, Yargıtay suçun vasfını düzelterek doğrudan ceza tayin edebilir. Bu durum, yerel mahkemenin yetkisiz olduğu bir alanda kurduğu hükmün, usul ekonomisi ve "hükümlü lehine kesinlik" ilkesi gereği üst mahkemece ikame edilmesidir. Ancak bu, mahkemenin yargılama aşamasındaki yetkisizliğini geriye dönük olarak "hukuki" kılmaz; sadece kesinleşmiş kararın infaz kabiliyetini lehe düzeltir.
Editörün Notu:
CMK m. 309/4-d uyarınca Yargıtay'ın doğrudan hüküm kurması, yerel mahkemenin "yetkisizliği" nedeniyle oluşan usuli sakatlığı ortadan kaldırmaz, ancak sanığın daha fazla mağdur olmasını engeller. Akademik olarak bu durum "faydalı bir usul sapması" olarak nitelendirilebilir.
Sahil Güvenlik Personeli ve Diğer Kamu Görevlileri İçin Özel Muhakeme Usulleri
Kamu personelinin yargılanmasında yetki kuralları, personelin bağlı olduğu idari yapıya ve suçun niteliğine göre katı bir şekilde ayrılmıştır. Özellikle Sahil Güvenlik Komutanlığı gibi hem adli hem askeri hem de mülki görevleri bulunan teşkilatlarda, yetkisiz mahkemenin acele işlem yapması sıkça rastlanan bir durumdur.
"Sahil Güvenlik personelinin adli görevlerinden doğan suçlarda; 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır. Sahil Güvenlik personeline askeri görev verildiği takdirde bu görevlerden doğan suçların muhakemesi, Sahil Güvenlik personelinin emrine verildiği askeri birlik personelini muhakeme etmekle görevli ve yetkili olan mahkemede görülür."
Kaynak: Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu m. 21
Yetki Karmaşasında CMK 21'in Uygulama Alanı
Sahil Güvenlik personelinin bir eylemi "adli görev" mi yoksa "askeri görev" mi kapsamında kaldığı başlangıçta belirsiz olabilir. Bu belirsizlik giderilene kadar, personelin yakalanması, üzerindeki eşyaya el konulması gibi işlemler genel yetkili mahkemelerce CMK m. 21 çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak görev suçunun tespiti halinde dosya derhal yetkili (askeri/ağır ceza) mahkemeye gönderilmelidir.
Personel İlişik Kesme ve Adli Süreç Etkileşimi
7533 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, belirli suçlardan mahkumiyet veya HAGB kararı verilmesi durumunda personelin ilişiği İçişleri Bakanı onayı ile kesilmektedir. Bu idari yaptırımın ağır sonuçları dikkate alındığında, yargılamayı yürüten mahkemenin yetkili olması ve acele işlemlerin hukuka uygunluğu, personelin mesleki geleceği üzerinde doğrudan etkilidir.
Suç Niteliğinde Yanılgı ve Mahkemenin Yetki Devri Zorunluluğu
Yargılama devam ederken suçun hukuki niteliğinin değişmesi, davanın başka bir mahkemenin (örneğin asliye cezadan ağır cezaya) görev alanına girmesine neden olabilir. Bu durumda mahkeme "görevsizlik" kararı vermelidir. Ancak CMK m. 21'e kıyasen, mahkeme görevsizlik kararı vermeden önce sanığın ek savunmasını almalı mı yoksa dosyayı doğrudan mı göndermeli sorusu doktrinde tartışmalıdır.
Ek Savunma ve Yetki Uyuşmazlığı
Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) 2012/14-1538 sayılı kararında karşı oy kullanan üyeler, suç niteliği değiştiğinde sanığa ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğunu, bu hak tanınmadan yapılan işlemlerin yetki aşımı teşkil edeceğini belirtmişlerdir.
Pratik Uygulama Analizi
Uygulamada, eğer mahkeme suçun kendi yetki sınırlarını aştığına kanaat getirirse, herhangi bir esasa ilişkin işlem (sorgu, tanık dinleme vb.) yapmadan "görevsizlik" kararı vermelidir. Ancak sanık tutukluysa, görevsiz mahkeme sanığın tahliye talebini CMK m. 21 ruhuna uygun olarak inceleyebilir; zira özgürlük kısıtlamasının devamı her an "gecikmesinde sakınca bulunan" bir hak ihlali riskidir.
Uygulama Pratiği: Yetkisizlik Kararı Verilirken Dosyanın Tekemmülü ve Arşiv İşlemleri
Yetkisizlik kararı, yargılamayı bitiren bir karar değildir; bir "gönderme" kararıdır. Bu süreçte adliye kalemlerinin ve mahkeme heyetlerinin izlemesi gereken spesifik bir usul akışı mevcuttur.
- Kararın Gerekçelendirilmesi: Yetkisizlik kararı, neden o mahkemenin yetkisiz olduğunu ve hangi mahkemenin yetkili olduğunu açıkça göstermelidir.
- Acele İşlemlerin Envanteri: Dosya gönderilmeden önce, CMK m. 21 uyarınca yapılmış tüm acele işlemler (arama tutanakları, geçici el koyma kararları) dosyada tarih sırasına göre tasnif edilmelidir.
- Tutukluluk Durumu: Eğer sanık tutukluysa, yetkisizlik kararı ile birlikte sanığın tutukluluk halinin devamına veya tahliyesine dair bir karar verilmeli ve sanığın fiziki/uyap dosyası yetkili mahkemeye "ivedi" kaydıyla gönderilmelidir.
- Tebligat ve İtiraz Süreci: Yetkisizlik kararı taraflara tebliğ edilir. Tarafların bu karara karşı 7 gün içinde itiraz etme hakkı vardır. Karar kesinleşmeden dosya fiziki olarak gönderilmez.
Kalem İşlemleri ve UYAP Entegrasyonu
Yetkisizlik kararı verildiğinde dosya UYAP üzerinden "Yetkisizlik/Görevsizlik Nedeniyle Kapatma" statüsüne alınır. Bu aşamada, dosyadaki delillerin (adli emanet eşyaları vb.) nakil işlemleri de ilgili savcılık emanet memurluğu üzerinden koordine edilmelidir. CMK m. 21 uyarınca el konulan eşyaların emanet numaraları mutlaka kararda belirtilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Yetkisiz mahkemece alınan ifade, yetkili mahkemede delil olarak kullanılabilir mi? Eğer ifade alma işlemi "gecikmesinde sakınca bulunan haller" (örneğin sanığın veya tanığın ölecek olması, yurt dışına kaçacak olması) kapsamında ve CMK m. 21 uyarınca yapılmışsa geçerlidir. Ancak rutin bir sorgu işlemi yetkisiz mahkemece yapılmışsa, yetkili mahkemenin bu ifadeyi yenilemesi veya sanığa tekrar sorması gerekir; aksi halde savunma hakkının kısıtlanması riski doğar.
2. Yetkisizlik kararı veren mahkeme, sanığın tutukluluk halini incelemeye devam edebilir mi? Yetkisizlik kararı kesinleşip dosya mahkemeden çıkana kadar, sanığın tutukluluk incelemesi görevini yetkisizlik kararı veren mahkeme yürütür. Karar kesinleşip dosya gönderildikten sonra bu yetki, dosyayı devralan mahkemeye geçer. Dosyanın "yolda" olduğu (uyuşmazlık süreci) aşamada ise CMK m. 17 ve m. 21 uyarınca ortak yüksek görevli mahkeme mercii belirler.
3. "Acele işlem" bahanesiyle her türlü delil yetkisiz mahkemece toplanabilir mi? Hayır. Acele işlemin kriteri "delilin karartılması veya kaybolması riski"dir. Örneğin, bir dijital materyalin kopyalanması acele işlem sayılabilirken, o materyalin aylar sürecek bilirkişi incelemesine gönderilmesi acele işlem sayılmaz; bu yetki asıl yetkili mahkemeye aittir.
4. Yetkisizlik kararına itiraz, davanın zaman aşımını durdurur mu? Yetkisizlik kararına karşı yapılan itiraz veya yetki uyuşmazlığının çözümü için geçen süreler, kural olarak dava zamanaşımını durdurmaz. Ancak mahkemenin "yetkisizlik" gerekçesiyle yargılama yapamadığı dönemlerde, usuli işlemler yapılamayacağından, bu durumun sanık lehine sonuç doğurup doğurmayacağı her somut olayda ayrı değerlendirilmelidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 17, 21, 119, 161, 251, 309.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 52, 53, 58, 62, 103, 105.
- 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek Madde 15, 20.
- 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu m. 21.
- 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 1, 2.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2012/14-1538, Karar No: 2013/255.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/10664, Karar No: 2016/9846.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/18389, Karar No: 2017/9112.
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/2079, Karar No: 2024/22641.
Yasal Uyarı: Bu makale, CMK Madde 21 ve yetkisiz mahkemelerin işlem yetkileri hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. İçerik, somut olaylara doğrudan uygulanamayacağı gibi profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Yasal işlemleriniz için bir hukuk profesyoneline başvurmanız önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.