
CMK Madde 22 Kapsamında Hâkimin Davaya Bakamayacağı Haller ve Yargısal Tarafsızlığın Mutlak Sınırları
5271 sayılı CMK m. 22 uyarınca hâkimin yasaklılığı, yargılamanın objektifliğini mutlak karine olarak koruyan emredici bir usul kuralıdır. Tanıklık, bilirkişilik veya kişisel ilişki gibi hallerde hâkimin çekinme zorunluluğu, adil yargılanma hakkının ve mahkemelerin bağımsızlığının kurumsal güvencesini oluşturur.
CMK Madde 22 Uyarınca Hâkimin Yasaklılık Hallerinin Hukuki Niteliği
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 22. maddesi, yargılamanın temel taşı olan "tarafsızlık" ilkesini mutlak bir karineye bağlayarak, hâkimin belirli durumlarda davaya bakmasını kanun gereği yasaklamıştır. Bu madde, hâkimin bireysel iradesinden bağımsız olarak, objektif tarafsızlığın zedelendiği kabul edilen somut vakaları listeleyerek "yasaklılık" müessesesini kurar. Yasaklılık halleri, hâkimin reddi (m. 24) kurumundan farklı olarak, tarafların talebine bakılmaksızın hâkimin kendiliğinden çekinmesini gerektiren emredici hükümlerdir.
Yargı pratiğinde bu kuralın ihlali, CMK m. 289/1-b uyarınca "hukuka kesin aykırılık" hali sayılmakta ve temyiz aşamasında kararın re'sen bozulması sonucunu doğurmaktadır. Maddede sayılan hallerin sınırlayıcı (numerus clausus) nitelikte olduğu doktrin ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmekle birlikte, bu hallerin her biri adil yargılanma hakkının alt unsuru olan "bağımsız ve tarafsız mahkeme" ilkesine hizmet eder. Yasaklılık hallerinin varlığı durumunda hâkimin yargılama yetkisi kanunen ortadan kalkar; bu durumda verilen kararların hukuki geçerliliği tartışmalı hale gelerek kesin bozma nedeni teşkil eder.
Tanıklık ve Bilirkişilik Sıfatının Hâkimlik Göreviyle Bağdaşmazlığı
CMK m. 22/1-h bendi uyarınca, hâkimin aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmiş olması, yargılama görevini yapmasına mutlak bir engeldir. Yasa koyucu, bir kişinin aynı uyuşmazlıkta hem delil kaynağı hem de delili takdir eden makam olmasını, yargısal tarafsızlığın doğasına aykırı bulmuştur. Bu yasak, sadece duruşmada dinlenmeyi değil, soruşturma aşamasında verilen beyanları da kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır.
Adliye pratiğinde en çok karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, soruşturma evresinde bilgisine başvurulan bir yargı mensubunun, kovuşturma aşamasında aynı dosyada heyet başkanı veya üye hâkim olarak görev almasıdır. Yargıtay, bu durumu "objektif tarafsızlığın sağlanması" noktasında uyulması zorunlu bir usul kuralı olarak nitelendirmektedir.
"Hiç bir mahkeme, görev alanına giren bir davaya bakmamazlık edemez ise de; hakimlerin objektifliğinin sağlanması noktasında söz konusu kurala hakimin davadan çekinmesi veya tarafların, hakimi ret etmesi gibi istisnalar geliştirmek suretiyle hakimlerin en üst düzeyde tarafsız kalmaları amaçlanmıştır. Yasa koyucu hakimin davaya bakamayacağı halleri belirleyen CMK'nun 22. maddenin 1-h bendinde; hakimin aynı davada tanık sıfatıyla dinlenmiş olmasını diğer hallerde olduğu gibi hakimin uyuşmazlığın çözümünde tarafsız kalamayacağını varsayarak yargılama görevini yapamayacağını öngörmüştür. Yasanın bu düzenlemesi uyulması zorunlu bir usul kuralıdır."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/8428 - Karar No: 2019/7539 Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2019/8428 E. , 2019/7539 K.
Soruşturma Aşamasındaki Tanıklığın Kovuşturmaya Etkisi
Hâkimin soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla yeminli beyanda bulunması, davanın esasına dair bir kanaat oluşturduğu veya olayla ilgili doğrudan bilgi sahibi olduğu anlamına gelir. Bu durumdaki bir hâkimin, kovuşturma evresinde delilleri takdir etmesi, "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerini zedeler. Ancak Yargıtay, hâkimin sadece tutukluluk incelemesi gibi tali işlemlere katılmasını, nihai hükme iştirak etmemesi kaydıyla her zaman bozma nedeni saymamaktadır.
Bilirkişilik ve Hâkimlik Rollerinin Çatışması
Hâkimin teknik bir konuda bilirkişi olarak rapor sunmuş olması da m. 22/1-h kapsamında yasaklılık sebebidir. Burada kritik olan, hâkimin dosyada daha önce "subjektif bir görüş" veya "teknik bir tespit" sunup sunmadığıdır. Eğer hâkim, yargılamanın bir aşamasında bilirkişi sıfatıyla dosyaya dahil olmuşsa, artık o dosyada hüküm kuramaz. Bu durum, mahkemelerin tarafsızlığına dair hem subjektif hem de objektif güveni sarsan bir olgudur.
Soruşturma ve Kovuşturma Makamlarının Ayrılığı İlkesi (CMK m. 23)
CMK m. 23, "yargısal önyargı" riskini minimize etmek amacıyla, soruşturma evresinde görev yapmış hâkimlerin kovuşturma evresinde görev almasını kısıtlar. Yasaklılık hallerinin devamı niteliğindeki bu düzenleme, bir hâkimin bir karar verirken daha önce vermiş olduğu kararın etkisinde kalabileceği (psikolojik bağlılık) varsayımına dayanır.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları, bu kısıtlamanın kapsamını "esaslı görevler" üzerinden tanımlar. Her soruşturma işlemi yasaklılık doğurmaz; ancak CMK m. 163 uyarınca Cumhuriyet savcısı yerine soruşturma işlemlerini yürüten sulh ceza hâkimi, aynı işin kovuşturma aşamasında kesinlikle görev yapamaz.
| Kurum | Kapsam | Hukuki Sonuç |
|---|---|---|
| CMK m. 22 (Yasaklılık) | Şahsi ilişkiler, tanıklık, bilirkişilik | Mutlak butlan, re'sen çekinme |
| CMK m. 23 (Görev Yasağı) | Aynı işte soruşturma/kovuşturma çakışması | Görevden yasaklılık, kesin bozma |
| CMK m. 24 (Ret) | Tarafsızlığı şüpheye düşüren diğer haller | Talep üzerine inceleme, itiraza tabi |
"Maddenin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen görev yasağına göre ise aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış olan bir hâkim kovuşturma evresinde görev yapamaz. Ancak bu hükmün uygulama alanı, itiraz konusu kural ile daraltılmış olup kural gereğince sadece Kanun’un 163. maddesine göre soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yerine yapan sulh ceza hâkimi, aynı işin kovuşturma aşamasında hâkim olarak görev yapamayacaktır."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2021/49 - Karar No: 2021/96 Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/49, K. 2021/96
Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Arasındaki Teşekkül Usulsüzlüğü
İstinaf sisteminin yürürlüğe girmesiyle birlikte, ilk derece mahkemesinde karar veren veya karara katılan hâkimin, aynı dosyanın istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) heyetinde yer alması ciddi bir usul sorunu haline gelmiştir. CMK m. 23/1 uyarınca, bir hükme katılan hâkimin, bu hükmün üst mahkemede incelenmesine katılması açıkça yasaklanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi olarak tutukluluğun devamı kararı veren bir yargıcın, daha sonra aynı dosyanın istinaf aşamasında üye hâkim olarak görev alması, mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmediği (CMK m. 289/1-a) anlamına gelir.
"Bir karar veya hükme katılan hakimin, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamayacağına ilişkin aynı yasanın 23/1 maddesi sarahatine ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... kararlarına nazaran; soruşturma aşamasında Ankara 4. Sulh Ceza Hakimi sıfatıyla... şüphelinin (sanığın) tutukluluk halinin devamına ilişkin kararları veren... Hakim ...'ün bu kez mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül ettirilmemesi sonucunu doğuracak biçimde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinde yapılan istinaf incelemesine üye hakim sıfatıyla katılmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 23/1 maddesine muhalefet edilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/336 - Karar No: 2020/3675 Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2020/336 E. , 2020/3675 K.
Kanun Yolu İncelemesinde Hâkimlik Yasağının İhlali
Hâkimin kendi verdiği kararı bir üst mercide denetlemesi, yargısal denetimin mantığına ve "iki dereceli yargılanma hakkına" aykırıdır. Bu ihlal, esasa girilmeden bozma yapılmasını gerektiren en ağır usul hatalarından biridir. Yargıtay, bu tür durumlarda kararın içeriğinin hukuka uygun olup olmadığını tartışmaksızın teşekkül hatası nedeniyle bozma kararı vermektedir.
Alt ve Üst Mahkeme Arasındaki Geçişkenlik Riskleri
Adliye kadrolarındaki rotasyonlar nedeniyle, bir dosyada sorgu hâkimi olarak görev yapan bir kişinin aylar sonra aynı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine veya BAM dairesine atanması, dosyaların takibini zorlaştırabilir. Avukatların, UYAP üzerinden geçmiş safahat kayıtlarını ve hâkim sicil numaralarını çapraz kontrol ederek bu tür yasaklılık durumlarını tespit etmesi, yargılamanın selameti açısından kritiktir.
Suç Duyurusunda Bulunan Hâkimin Yasaklılığı Tartışması
Yargılama sırasında bir suçun işlendiğine dair kanaat edinerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan hâkimin, açılan davaya bakıp bakamayacağı hususu yargı pratiğinde sıkça tartışılmaktadır. CMK m. 22'deki yasaklılık halleri sınırlı sayıda sayılmıştır ve "suç duyurusunda bulunma" bu listede yer almaz.
Ancak bu durum, hâkimin her koşulda davaya bakabileceği anlamına gelmez. Eğer suç duyurusu, hâkimin sanığa veya olaya karşı "önyargılı" olduğunu gösteren ifadeler içeriyorsa, bu durum CMK m. 24 kapsamında "tarafsızlığı şüpheye düşüren hal" olarak değerlendirilebilir. Bu ayrım, yasaklılık (m. 22) ile ret (m. 24) arasındaki ince çizgiyi belirler.
"Hâkimin suç duyurusunda bulunması ve açılan kamu davasına bakması hâli 22. maddedeki sayılı ve sınırlı hâllerden hiçbirine uymamaktadır. Hâkimin reddini düzenleyen 24. maddenin 1. fıkrasının ikinci cümlesindeki 'tarafsızlığında şüpheye düşülecek haller' kapsamında değerlendirilebilir. Bu hâlde de hâkimin davaya mutlak bakamayacağı hâl olmadığında ancak ya reddi gerekecek ya da hâkim kendi çekilecektir."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/250 - Karar No: 2023/529 Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2022/250 E. , 2023/529 K.
Adil Yargılanma Hakkı ve Uluslararası Standartlar
Hâkimin tarafsızlığı, sadece iç hukuk metinleriyle değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesi ile de güvence altına alınmıştır. "Tarafsız mahkeme" ilkesi, yargılamanın hem subjektif hem de objektif yönlerini kapsar. Objektif tarafsızlık, mahkemenin dış dünyaya ve taraflara verdiği "güven verici izlenimdir."
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, tarafsız mahkeme ilkesini uluslararası andlaşmaların iç hukuktaki üstünlüğü bağlamında (Anayasa m. 90) değerlendirmekte ve bu kuralın ihlalini temel bir hak ihlali olarak görmektedir.
"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi düzenlemelerine baktığımızda 'Adil yargılanma hakkı' ve bunun içeriği olarak da 'tarafsız mahkeme' ilkesinin açıkça düzenlendiği anlaşılmaktadır... Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası olduğu anlaşılmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/16131 - Karar No: 2014/7183 Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2013/16131 E. , 2014/7183 K.
Hâkimin Yasaklılığı ve Eksik Soruşturma İlişkisi
Hâkimin yasaklılığı durumunda, o hâkimin topladığı delillerin veya yaptığı işlemlerin hukuki akıbeti ne olacaktır? Eğer bir hâkim yasaklı olduğu halde yargılamaya devam etmişse, kararın bozulmasıyla birlikte işlemlerin yenilenmesi gündeme gelebilir. Özellikle "eksik inceleme" ve "maddi gerçeğe ulaşma" ilkeleri, tarafsız bir hâkimin dosyayı yeniden ele almasını zorunlu kılar.
Yargıtay, delillerle doğrudan temas kuran mahkemenin, vicdani kanaatini oluştururken tarafsızlığından şüphe edilmemesi gerektiğini vurgular. Yasaklı bir hâkimin katıldığı duruşmalarda delil ikamesi yapılmışsa, bu durumun davanın sonucunu etkileyip etkilemediği üzerinde durulmaksızın usuli bir bozma kararı verilir.
"Yargıtayın, esas mahkemesinin duruşmada ortaya konan delillere dayanarak vardığı vicdani kanaatine göre belirlemiş olduğu fiilin hukuk normları karşısındaki durumu konusunda yaptığı tavsifi ve ondan çıkardığı sonuçları denetleyebilecektir... Sanığın örgütün iletişim metotlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemine dahil olup olmadığının tespiti... için gelecek cevaba göre tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması..."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3430 - Karar No: 2020/3666 Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2020/3430 E. , 2020/3666 K.
Yasaklılık Hallerinde Avukatın İzlemesi Gereken Usuli Adımlar
Müdafi veya vekil, duruşma sırasında veya dosya incelemesinde bir yasaklılık hali tespit ettiğinde derhal müdahale etmelidir. CMK m. 22 kapsamındaki haller, hâkimin reddi sürelerine (sanığın sorgusu başlayıncaya kadar) tabi değildir; davanın her aşamasında ileri sürülebilir.
- Sicil Kontrolü: Heyet üyelerinin ve başkanın, dosyanın soruşturma aşamasında (sulh ceza aşaması) görev alıp almadığı UYAP üzerinden teyit edilmelidir.
- Yazılı Beyan: Yasaklılık hali tespit edildiğinde, CMK m. 22 ve m. 289/1-b atıf yapılarak hâkimin çekinmesi talep edilmelidir.
- Tutanak Altına Alma: Eğer hâkim yasaklılığa rağmen duruşmayı sürdürüyorsa, bu durum duruşma zaptına açıkça geçirilmelidir.
- İstinaf/Temyiz Sebebi: Hüküm kurulmuşsa, "teşekkül usulsüzlüğü" ve "yasaklı hâkimin katılımı" temel bozma nedeni olarak dilekçede öncelikli olarak belirtilmelidir.
CMK 22 İhlalinin İnfaza ve Kesinleşmeye Etkisi
Hâkimin yasaklılığı kuralının ihlali, sadece bir usul hatası değil, hükmün temelini sarsan bir hukuka aykırılıktır. CMK m. 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz yetkisini kullanabileceği gibi, olağanüstü kanun yolları (kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi) kapsamında da değerlendirilebilir.
Editörün Notu: Yasaklılık hali, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle taraflar muvafakat etse dahi, yasaklı bir hâkimin yargılamaya devam etmesi hukuki sonuç doğurmaz. Eğer bir hâkim kendiliğinden çekinmezse, bu durum "disiplin hukuku" açısından da inceleme konusu yapılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hâkimin daha önce aynı sanık hakkında başka bir dosyada mahkumiyet vermesi yasaklılık sebebi midir?
Hayır, CMK m. 22'de sayılan sınırlı haller arasında "başka dosyada mahkumiyet vermiş olmak" bulunmamaktadır. Ancak bu durum, hâkimin tarafsızlığına dair ciddi şüphe uyandırıyorsa CMK m. 24 uyarınca "hâkimin reddi" istenebilir. Yasaklılık (m. 22) kanun gereği mutlak engeli ifade ederken, ret (m. 24) somut olayın özelliklerine göre takdir edilen bir durumdur.
Soruşturma aşamasında tutuklama kararı veren sulh ceza hâkimi, ağır ceza mahkemesindeki kovuşturmaya katılabilir mi?
CMK m. 23/2 uyarınca, aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış olan hâkim kovuşturmada görev yapamaz. Ancak bu kural, kural olarak CMK m. 163 kapsamındaki istisnai soruşturma işlemlerini yürüten hâkimler için katıdır. Pratik uygulamada, rutin sorgu ve tutuklama işlemi yapan hâkimin kovuşturmaya katılması Yargıtay tarafından "ihlal" olarak değerlendirilmekle birlikte, AYM'nin 2021/49 sayılı kararı bu kapsamı m. 163 ile sınırlama eğilimindedir.
Hâkimin mağdurla akraba olması durumunda ne yapılmalıdır?
CMK m. 22/1-c maddesi uyarınca, hâkim mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu ise veya mağdurla aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi varsa hâkimlik görevini yapamaz. Bu durumda hâkimin kendiliğinden çekinmesi zorunludur. Çekinmediği takdirde taraflar "yasaklılık" nedeniyle hâkimin davadan el çekmesini her zaman talep edebilirler.
Yasaklılık halinin sonradan öğrenilmesi durumunda kesinleşmiş hüküm bozulabilir mi?
Evet, hâkimin yasaklılığı CMK m. 289/1-b kapsamında "hukuka kesin aykırılık" hali olup, hüküm kesinleşmiş olsa dahi olağanüstü kanun yollarıyla (kanun yararına bozma) incelenebilir ve hükmün iptali sağlanabilir. Zira bu durum mahkemenin kanuni teşekkülüne ilişkin bir sakatlıktır.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/8428 - Karar No: 2019/7539.
- Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2021/49 - Karar No: 2021/96.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/336 - Karar No: 2020/3675.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/250 - Karar No: 2023/529.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/16131 - Karar No: 2014/7183.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3430 - Karar No: 2020/3666.
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amaçlı olup, somut hukuki uyuşmazlıklara doğrudan çözüm sunmaz. Her vakanın kendine özgü koşulları bulunması nedeniyle, hak kaybına uğramamak için profesyonel bir hukukçudan danışmanlık alınması tavsiye edilir. Bu içerikte yer alan bilgiler 05.03.2026 tarihindeki güncel mevzuat ve içtihatlar ışığında hazırlanmıştır.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.