CMK Madde 202 Kapsamında Tercüman Bulundurulması Gereken Haller ve Savunma Hakkının Sınırları
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Madde 202 Kapsamında Tercüman Bulundurulması Gereken Haller ve Savunma Hakkının Sınırları

Ceza muhakemesinde tercüman yardımı, sanığın meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmemesi durumunda mutlak bir hakken, 6411 sayılı Kanun ile getirilen 'kendini daha iyi ifade etme' imkanı ücretin sanıkça karşılanması şartına bağlıdır. Hak düşürücü süreler ve ispat yükü ekseninde savunma hakkının kısıtlanması, hükmün mutlak bozma nedeni teşkil edip etmediği hususunda Yargıtay içtihatları belirleyicidir.

Ceza Muhakemesinde Tercüman Yardımı Almanın Hukuki Niteliği

Ceza muhakemesi hukukunda tercüman bulundurulması, adil yargılanma hakkının alt unsuru olan savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir tezahürüdür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 202, sanığın veya mağdurun yargılama dilini anlamaması veya konuşamaması durumunda, devletin bu engeli ortadan kaldırma yükümlülüğünü düzenler. Bu hak, şekli bir usul kuralı olmanın ötesinde, sanığın kendisine yöneltilen isnadın nedenini ve niteliğini tam olarak kavrayabilmesi için vazgeçilmez bir güvencedir.

Duruşma salonu önünde savunma hakkı ve tercüme yardımı kavramını simgeleyen görsel.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6/3-e uyarınca, "mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanma" hakkı asgari bir standarttır. Türk ceza muhakemesinde bu kural, sanığın meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmemesi halinde zorunlu bir devlet yükümlülüğü olarak kurgulanmıştır. Uygulamada, sanığın Türkçe bilip bilmediği hususunda mahkemenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu takdirin objektif verilere dayanması ve savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde kullanılması esastır.

"Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade edilmiştir. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir. İddiaya karşı etkin bir savunma hakkı tanınmadığı sürece silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğe ulaşılması da mümkün değildir."

Kaynak: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - Esas No: 2023/151 - Karar No: 2023/168

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/151, K. 2023/168

CMK Madde 202/1 Kapsamında Meramını Anlatabilecek Ölçüde Türkçe Bilmeme

CMK m. 202/1 uyarınca sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların tercüme edilmesi zorunludur. Buradaki "meramını anlatabilecek ölçüde" kriteri, kişinin günlük hayatta basit cümlelerle iletişim kurabilmesinden ziyade, hukuki bir yargılamanın teknik terimlerini, kendisine yöneltilen isnatları ve sunulan delillerin içeriğini kavrayıp kavramadığına yöneliktir.

Yargıtay uygulamasında, sanığın soruşturma aşamasında Türkçe ifade vermiş olması veya Türkiye’de belirli bir süre ikamet etmesi, kovuşturma aşamasında tercüman talebinin reddi için tek başına yeterli bir gerekçe kabul edilmemektedir. Eğer sanık, teknik savunma yaparken dil engeli nedeniyle dezavantajlı duruma düşüyorsa, mahkemenin tercüman ataması bir tercih değil, anayasal bir zorunluluktur. Bu aşamada tercüman giderleri, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilir ancak beraat halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır; mahkûmiyet halinde ise sanığa yükletilir.

Esaslı Noktaların Tercüme Edilmesi Kavramı

Kanun metninde geçen "iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar" ibaresi, yargılamanın tamamının kelime kelime çevrilmesi zorunluluğunu değil, davanın seyrini değiştirebilecek beyanların, tanık anlatımlarının ve mahkeme kararlarının sanığın anlayabileceği dile aktarılmasını ifade eder. Ancak uygulamada, savunmanın bütünlüğü açısından duruşma tutanağının ve delillerin sanığa tercüman vasıtasıyla eksiksiz aktarılması, adli hataların önüne geçilmesi bakımından kritik önem taşır.

Mahkemenin Türkçe Bilgisini Tespit Usulü

Mahkeme başkanı veya hakim, sanığın Türkçe bilip bilmediğini saptamak için duruşma başlangıcında sanığa kimlik bilgilerine ilişkin sorular yöneltir. Sanığın bu sorulara verdiği cevapların akıcılığı, kelime dağarcığı ve anlama kabiliyeti gözlemlenir. Ancak sanık "anlamıyorum" veya "kendimi ifade edemiyorum" şeklinde bir beyanda bulunursa, mahkemenin bu beyanın aksini ispat etmeden talebi reddetmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup bozma nedenidir.

Sanığın Kendini Daha İyi İfade Edebileceği Başka Bir Dilde Savunma Yapma Hakkı

24.01.2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanun ile CMK m. 202'ye eklenen 4. fıkra, Türk hukukunda önemli bir paradigma değişikliği yaratmıştır. Bu düzenleme ile sanığa, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilse dahi, "kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği" başka bir dilde sözlü savunma yapma imkanı tanınmıştır. Bu hak, yalnızca iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine yapılacak sözlü savunmalarla sınırlıdır.

Bu düzenlemenin en kritik yönü, tercüman giderlerinin Devlet Hazinesince karşılanmayacağı kuralıdır. Sanık, bu haktan yararlanmak istiyorsa tercümanını adli komisyonlarca hazırlanan listeden seçmeli ve masraflarını bizzat üstlenmelidir. Bu husus, m. 202/1'deki zorunlu tercümanlık kurumundan keskin bir şekilde ayrılır. 6411 sayılı Kanun’un getirdiği bu imkan, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz.

"AİHS m. 6/3-e bendinde düzenlenen 'bir suç isnadı altındaki kimsenin tercüman aracılığı ile savunma yapma hakkı' ve AİHM'in bu hakka ilişkin kararları ile oluşturduğu hukuksal standardın üstünde bir nitelik taşıyan, hükümden önce 24.01.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6411 sayılı Kanun ile CMK 202. maddesine eklenen dördüncü fıkradaki yasal düzenleme nedeniyle, sanığın ana dilde savunma yapmak istemesi halinde tercüman giderinin peşin olarak istenemeyeceği, bu giderin mahkum olan sanıktan daha sonra talep edilebileceği gözetilmeden savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirir."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/3401 - Karar No: 2016/4160

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2016/3401 E. , 2016/4160 K.

Tercüman Giderlerinin Karşılanması ve Usul Ekonomisi Arasındaki Denge

CMK m. 202 kapsamında tercüman giderlerinin kimin tarafından karşılanacağı, sanığın Türkçe bilme derecesine ve talebinin yasal dayanağına göre değişkenlik gösterir. Hukuk pratiğinde bu ayrım, genellikle "zorunlu tercümanlık" ve "ihtiyari (tercihe bağlı) tercümanlık" olarak ikiye ayrılır. Aşağıdaki tablo, bu iki durum arasındaki temel farkları usul ekonomisi ve savunma hakkı dengesi üzerinden özetlemektedir:

CMK madde 202 hükümlerini ve hukuki analiz sürecini temsil eden editoryal görsel.

Parametre CMK m. 202/1 (Zorunlu) CMK m. 202/4 (İhtiyari/Ek Hak)
Ön Şart Meramını anlatacak kadar Türkçe bilmeme Türkçe bildiği halde daha iyi ifade beyanı
Giderlerin Sorumlusu Devlet Hazinesi (Sonuçta haksız çıkana yükletilir) Bizzat Sanık (Peşin ödeme/teminat gerekebilir)
Uygulama Alanı Tüm duruşma ve esaslı noktalar İddianame anlatımı ve esaslı mütalaa sonrası
Kötüye Kullanım Denetimi Söz konusu değildir (Temel haktır) Mahkemece denetlenebilir
Tercüman Seçimi Mahkemece resen atanır Sanık listeden kendisi seçer

Ücretin Peşin Ödenmesi Meselesi

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, sanığın m. 202/4 kapsamında başka dilde savunma yapmak istemesi halinde, tercüman giderlerinin peşin olarak istenmesi savunma hakkını engelleyici bir unsur olarak görülmektedir. Mahkumiyet halinde bu giderlerin yargılama giderlerine dahil edilerek sanıktan tahsil edilmesi mümkünken, yargılama başında "para yatırmazsan savunmanı almam" şeklinde bir yaklaşım, kanun koyucunun amacına aykırı kabul edilmektedir.

Soruşturma Evresinde Tercüman Atanması ve Kolluk Uygulamaları

CMK m. 202/3, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin soruşturma evresindeki şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanacağını emreder. Soruşturma evresinde tercüman, hakim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır. Kolluk aşamasında (polis/jandarma ifadesinde) tercüman bulundurulmaması, alınan ifadenin yasak delil statüsüne girmesine neden olabilir.

Eğer şüpheli kollukta tercüman yardımı almadan ifade vermişse ve bu ifade sanığın aleyhine delil olarak kullanılıyorsa, müdafinin "dil yetersizliği" itirazında bulunması zorunludur. Uygulama notu olarak; kollukta düzenlenen "hakların hatırlatılması" formunda tercümanın adı, soyadı ve imzasının bulunmaması, sorgunun sıhhatini zedeleyen temel bir usul hatasıdır. Savcılık makamı, şüphelinin ana dilini veya bildiği yabancı dili tespit ederek, adli sicil kaydı veya nüfus kayıtlarındaki verilerle uyumunu denetlemelidir.

İddianamenin Okunması Yerine Anlatılması ve Tercüme İlişkisi

CMK m. 191/3-b ve m. 202/4-a maddelerinde yapılan değişikliklerle, iddianamenin "okunması" yerine "anlatılması" usulü getirilmiştir. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi önüne taşınmış ve özellikle Türkçe bilmeyen sanıklar bakımından "isnadın bildirilmesi" hakkının ihlal edilip edilmediği tartışılmıştır. İddianamenin anlatılması, mahkemenin metni öznel bir şekilde yorumlayarak aktarması riskini doğurduğu için, tercüme faaliyetinde metne sadık kalınması esastır.

"Anlatmak, kişinin algısına ve ifade ediş şekline göre içeriği değişen bir durumdur. Aynı metnin değişik kişiler tarafından farklı anlaşılması ve farklı anlatılması kaçınılmaz bir olgudur. Anlatmak suretiyle isnadın bildirilmesi halinde, isnadın nesnel şekilde bildirilmesi söz konusu olamaz. Öznel olarak bildirilmiş isnat ise, kişiye 'isnadın sebebinden ve niteliğinden eksiksiz haberdar olma' hakkı tanımaz. İsnadın sebebinden ve niteliğinden eksiksiz haberdar olamayan sanığın kendisini etkin şekilde savunması beklenemez."

Kaynak: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - Esas No: 2023/151 - Karar No: 2023/168

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/151, K. 2023/168

Türkçe Bildiği Halde Başka Dilde Savunma Talebinin Reddi Şartları

Yargıtay, sanığın Türkçe bildiği dosyadan açıkça anlaşıldığı durumlarda (örneğin; Türkçe dilekçeler yazması, uzun yıllar kamu kurumlarında çalışması, daha önceki aşamalarda akıcı Türkçe ifade vermesi), başka dilde savunma talebinin "yargılamayı sürüncemede bırakma" amacı taşıyıp taşımadığını titizlikle inceler. Eğer sanık, sadece siyasi veya ideolojik nedenlerle tercüman talep ediyorsa ve bu durum dosya kapsamındaki somut verilerle çelişiyorsa, mahkemenin talebi reddetmesi hukuka uygun kabul edilebilmektedir.

Dilekçelerin Türkçe Yazılmış Olması Kriteri

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2021 tarihli bir kararında, sanıkların kendilerini açık ve net ifade eder mahiyetteki Türkçe dilekçelerle başvuru yaptıkları, ancak duruşmada Kürtçe savunma yapmak istedikleri olayda, bu talebin reddini hukuka uygun bulmuştur. Daireye göre, sanığın "kendini daha iyi ifade edeceği" beyanı, somut bir ihtiyaca dayanmalı ve dosyadaki yazışmalarla tezat oluşturmamalıdır.

"Yapılan soruşturma sırasında savunmaları istenilen hükümlü ve tutuklunun, kendilerini açık ve net, iyi bir şekilde ifade eder mahiyetteki Türkçe dilekçelerle Kürtçe savunma yapmak istediklerini belirttikleri, yine benzer şekildeki Türkçe dilekçelerle şikayet yoluna başvurmalarına rağmen bu kez yargılama sırasında Kürtçe savunma yapmak istedikleri anlaşılmakla, haklarında 5271 sayılı Kanun'un 202/4. maddesinin tatbikinin mümkün olmadığı gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/4631 - Karar No: 2021/8674

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2020/4631 E. , 2021/8674 K.

Engelli Sanık ve Mağdurlar İçin Tercüme Yükümlülüğü

CMK m. 202/2, engelli olan sanık veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların "anlayabilecekleri biçimde anlatılmasını" zorunlu kılar. Bu düzenleme sadece yabancı dil engelini değil, işitme, konuşma veya görme engeli gibi fiziksel engelleri de kapsar. Özellikle işitme ve konuşma engelli bireyler için işaret dili tercümanı görevlendirilmesi, m. 202/1 kapsamındaki zorunlu tercümanlık rejimine tabidir.

Bu durumda tercüman giderleri her halükarda Devlet Hazinesince karşılanır. Mahkemenin, engelli bireyin engel durumunu sağlık raporuyla tespit etmesi ve yargılama boyunca bu engeli bertaraf edecek teknik donanımı (örneğin Braille alfabesi, işaret dili uzmanı vb.) sağlaması gerekir. Bu yükümlülüğün ihlali, adil yargılanma hakkının en ağır ihlallerinden biri olarak kabul edilir.

Tercüman Listeleri ve Görevlendirme Usulü

CMK m. 202/5 uyarınca tercümanlar, her yıl il adli yargı adalet komisyonları tarafından düzenlenen listeler arasından seçilir. Ancak mahkemeler, sadece kendi illerindeki listelerle sınırlı değildir; ihtiyaç halinde diğer illerdeki listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listeler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından değil, doğrudan adalet komisyonları tarafından yönetilir.

Tercüman atama kararı duruşma tutanağına geçirilmelidir. Atanan tercümana, yapacağı tercümenin doğru olacağına dair yemin ettirilir. Eğer tercüman listede yer almıyorsa, neden listeden seçilmediği (örneğin o dilde listede kimsenin bulunmaması) gerekçelendirilmelidir. Listede olmayan bir tercümanın yeminsiz olarak dinlenmesi veya tercüme yapması, usul hukuku bakımından geçersizlik nedenidir.

Savunma Hakkının Kısıtlanması ve Mutlak Bozma Nedenleri

Tercüman bulundurulması gereken bir halde, mahkemenin bu usulü işletmeden hüküm kurması, CMK m. 289 kapsamında "hukuka kesin aykırılık" hallerinden biri olan savunma hakkının kısıtlanması kapsamına girer. Yargıtay, sanığın dil yetersizliği nedeniyle kendisini savunamadığı durumlarda, delil durumu ne olursa olsun hükmü usulden bozmaktadır.

Editörün Notu: Özellikle yabancı uyruklu sanıkların yargılandığı uyuşturucu ticareti veya göçmen kaçakçılığı gibi dosyalarda, sanığın Türkçe bilmediği açık olmasına rağmen "müdafi hazır, tercümana gerek yok" şeklindeki bir uygulama yerleşik içtihatlarla taban tabana zıttır. Müdafinin varlığı, sanığın bizzat savunma yapma ve isnadı anlama hakkını ortadan kaldırmaz.

Uygulama Notu: Tercüman Bulundurulmasında Dikkat Edilecek 5 Husus

Adliye pratiğinde tercümanla yürütülen yargılamalarda hukuki güvenliği sağlamak adına şu adımların takibi önerilir:

Mahkeme salonunda tercüman görevlendirilmesi ve usul kurallarını simgeleyen profesyonel görsel.

  1. Kimlik Tespiti Aşamasında Dil Sorgusu: Sanığa sadece adı sorulmamalı; eğitim durumu, Türkiye'deki kalış süresi ve hukuki terimleri anlayıp anlamadığı tutanağa geçirilmelidir.
  2. Yeminli Tercüman Şartı: Tercümanın listede olup olmadığı kontrol edilmeli, listede yoksa CMK m. 64 uyarınca yemin zaptı düzenlenmelidir.
  3. Tercümenin Kapsamı: İddianame ve esas hakkındaki mütalaa okunurken tercümanın sanığın yanına oturması veya kulaklıkla anlık çeviri yapması sağlanmalıdır.
  4. Ücret Tahakkuku: Sanık m. 202/1 kapsamında mı yoksa m. 202/4 kapsamında mı tercüman istediği netleştirilmeli, ücret kararı buna göre verilmelidir.
  5. Tutanak Kaydı: Tercümanın hangi dilden hangi dile çeviri yaptığı ve sanığın "anladım" beyanı mutlaka her oturum sonunda tutanakla sabitlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sanık soruşturmada Türkçe konuşmuşsa kovuşturmada tercüman isteyebilir mi?

Evet, isteyebilir. Sanığın soruşturma aşamasındaki beyanları o andaki psikolojik durumu veya kolluğun telkiniyle oluşmuş olabilir. Kovuşturma aşamasında sanık, teknik savunmasını kendi dilinde daha iyi yapacağını veya önceki aşamada yanlış anlaşıldığını ileri sürerek tercüman talep edebilir. Mahkeme bu talebi reddederken sanığın dil bilgisini duruşmada bizzat test etmeli ve gerekçelendirmelidir.

Tercüman giderlerini sanık ödeyemezse ne olur?

Eğer sanık meramını anlatacak kadar Türkçe bilmiyorsa (m. 202/1), ödeme gücü olup olmadığına bakılmaksızın tercüman atanır ve giderler Devlet Hazinesinden karşılanır. Ancak sanık Türkçe bildiği halde "daha iyi ifade için" (m. 202/4) başka dilde savunma yapmak istiyorsa ve ücreti ödemiyorsa, mahkeme bu talebi reddederek yargılamaya Türkçe devam edebilir.

Tercümanın hatalı çeviri yaptığı fark edilirse hüküm bozulur mu?

Evet, tercümenin maddi gerçeği saptıracak düzeyde hatalı yapılması veya "esaslı noktaların" yanlış aktarılması, savunma hakkının özüne dokunur. Bu durumun dosyaya yansıyan ses ve görüntü kayıtlarıyla (SEGBİS) veya yan delillerle ispatlanması halinde, Yargıtay hükmün bozulmasına karar vermektedir.

Yabancı dilde yazılmış belgelerin tercümesi nasıl yapılır?

Dosyaya giren yabancı dildeki belgeler, CMK m. 202 kapsamında duruşmada tercüman tarafından sözlü olarak çevrilebileceği gibi, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı tercümeleri de istenebilir. Sanığın bu belgelere karşı savunma yapabilmesi için yazılı tercümelerin kendisine tebliğ edilmesi gerekir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2023/151 - Karar No: 2023/168 (Karar Tarihi: 11/10/2023)
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/3401 - Karar No: 2016/4160 (Karar Tarihi: 21/06/2016)
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/4631 - Karar No: 2021/8674 (Karar Tarihi: 21/05/2021)
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4676 - Karar No: 2015/30024 (Karar Tarihi: 14/10/2015)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/830 - Karar No: 2014/502 (Karar Tarihi: 18/11/2014)

Yasal Uyarı: Bu içerik, 2026 yılı güncel mevzuat ve içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir makaledir. İçerik, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilir bir hukuki mütalaa veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: