TCK 261 Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçu ve Mala Zarar Verme ile İçtima Analizi
Kamu İdaresine Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 261 Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçu ve Mala Zarar Verme ile İçtima Analizi

Türk Ceza Kanunu m. 261, kamu görevlisinin kanuni prosedürleri devre dışı bırakarak mülkiyet hakkına müdahalesini tali bir norm olarak yaptırıma bağlar; suçun oluşumu için taşınır veya taşınmaz üzerinde zorla tasarrufta bulunulması ve bu eylemin daha ağır bir suç (örneğin TCK m. 152) teşkil etmemesi gerekir.

TCK 261 Kapsamında Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçunun Hukuki Mahiyeti

Türk Ceza Kanunu’nun 261. maddesinde düzenlenen "kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf" suçu, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar bölümünde yer alsa da doğrudan bireylerin mülkiyet hakkını koruma altına alan bir normdur. Bu suç, kamu görevlisinin, kanunla belirlenen usullere (kamulaştırma, el koyma, muhafaza altına alma vb.) aykırı olduğunu bilerek, bir kimsenin taşınır veya taşınmaz malı üzerinde zorla tasarrufta bulunmasıyla vücut bulur. Maddenin en karakteristik özelliği, "fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde" uygulanabilecek olan tali (subsidiar) bir hüküm niteliğinde olmasıdır.

Uygulamada bu suç, genellikle yerel yönetimlerin veya kamu kurumlarının, usulüne uygun bir kamulaştırma kararı almaksızın veya kamulaştırma bedelini ödemeksizin vatandaşın taşınmazına müdahale etmesi (fiili el atma) şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu, failin kamu görevlisi olmasını ve bu sıfatın verdiği yetkiyi kötüye kullanmasını temel almış, ancak eylemin hırsızlık, yağma veya mala zarar verme gibi daha ağır sonuçlar doğurması halinde bu suçların uygulanmasını öngörmüştür.

"İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu m. 261/1

Belgeyi Gör

Editörün Notu: TCK 261'in uygulanabilmesi için ortada mutlaka "zorla" yapılmış bir tasarruf bulunmalıdır. Hak sahibinin rızası veya kanuna uygun bir idari işlem (örneğin usulüne uygun ivedi kamulaştırma kararı) varsa, bu suçun tipikliği oluşmaz.

Suçun Maddi Unsurları ve Kamu Görevlisi Sıfatının Belirleyiciliği

TCK 261 suçunun faili ancak bir kamu görevlisi olabilir; bu yönüyle suç, bir "özgü suç" (delicta propria) niteliğindedir. Kamu görevlisi tanımı için TCK m. 6/1-c hükmü esas alınır. Belediye başkanları, muhtarlar, fen işleri müdürleri veya kolluk görevlileri bu suçun potansiyel failleri arasındadır. Suçun oluşması için kamu görevlisinin, sahip olduğu kamusal yetkiyi kullanarak veya bu yetkiyle bağlantılı olarak taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde tasarruf icra etmesi gerekir.

Zorla tasarruf terimi, malikin iradesi dışında gerçekleştirilen her türlü fiziki veya hukuki engellemeyi kapsar. Bir belediyenin, imar planında yol gözüken ancak henüz kamulaştırılmamış bir alana iş makineleriyle girerek asfalt dökmesi, tipik bir usulsüz tasarruf örneğidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, failin "kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek" hareket etmesidir. Dolayısıyla failin, idari prosedürlerin eksikliğinden haberdar olması manevi unsurun (kastın) belirlenmesinde kritik rol oynar.

Taşınır ve Taşınmaz Mal Ayrımı

Kanun koyucu, tasarrufa konu malın niteliği konusunda bir ayrım yapmamıştır. Taşınmazlar bakımından genellikle "kamulaştırmasız el atma" olgusu suçun alt yapısını oluştururken; taşınır mallar bakımından, örneğin bir zabıta memurunun seyyar satıcının mallarına el koyarken gerekli tutanağı tutmaması veya yasal süreci işletmemesi bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

Tasarrufun "Zorla" Gerçekleştirilmesi

"Zorla" ifadesi, sadece cebir kullanılmasını değil, malikin rızasının bulunmamasını ve kamu gücünün tek taraflı dayatmasını ifade eder. Eğer malik, kamu yararı adına malının kullanılmasına rıza göstermişse, prosedürler eksik olsa dahi bu suçtan bahsedilemez. Ancak bu rızanın sakatlanmamış, özgür bir irade beyanı olması şarttır.

TCK 261 ve Mala Zarar Verme Suçu Arasındaki Özel İçtima İlişkisi

TCK m. 261, metin içerisinde açıkça bir "özel içtima" kuralı barındırır. Maddede yer alan "fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde" ibaresi, bu suçun ancak başka bir ağır suç oluşmadığında uygulanabileceğini gösterir. Adliye pratiğinde en çok TCK m. 151 (Mala zarar verme) ve m. 152 (Mala zarar vermenin nitelikli halleri) ile çelişki yaşanmaktadır.

TCK 261 ve TCK 152 suçlarının ceza miktarları ve içtima ilişkisini simgeleyen görsel.

Örneğin, bir belediye görevlisinin yol açmak amacıyla bir şahsın bahçesindeki ağaçları kesmesi durumunda, hem TCK 261 (usulsüz tasarruf) hem de TCK 152/1-c (dikili ağaca zarar verme) gündeme gelir. Bu durumda Yargıtay, ceza miktarlarını kıyaslayarak daha ağır olan suçtan hüküm kurulması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.

"Muhtar olan sanığın kamulaştırma işlemi yapmaksızın katılanların bahçelerinden yol geçirerek ağaçlarına zarar verme biçimindeki eyleminde; TCK'nın 261. maddesindeki özel içtima kuralı uyarınca fiilin daha ağır bir suç teşkil etmesi durumunda yalnızca ağır suçun oluşacağı gözetilmeden eylemin iki ayrı suç oluşturduğundan bahisle TCK'nın 261 ve 152/1-c, 43/1. maddeleriyle hüküm kurulması... yasaya aykırı görülmüştür."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/21819 - Karar No: 2013/1280

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2011/21819 E. , 2013/1280 K.

Suç Tipi Kanun Maddesi Ceza Miktarı Niteliği
Usulsüz Tasarruf TCK 261 6 Ay - 2 Yıl Hapis Tali (Tamamlayıcı) Norm
Mala Zarar Verme (Genel) TCK 151/1 4 Ay - 3 Yıl Hapis Temel Norm
Mala Zarar Verme (Nitelikli) TCK 152/1-c 1 Yıl - 6 Yıl Hapis Ağırlaştırılmış Norm
Görevi Kötüye Kullanma TCK 257/1 6 Ay - 2 Yıl Hapis Genel/Tali Norm

Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile TCK 261 Arasındaki Sınır

TCK m. 257’de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, ceza hukukunda "genel, tali ve tamamlayıcı" bir hükümdür. Bir eylem, kanunda müstakil bir suç olarak tanımlanmışsa (örneğin rüşvet, zimmet, denetim görevinin ihmali veya usulsüz tasarruf), artık TCK 257 uygulanmaz. TCK 261, görevi kötüye kullanma suçunun mülkiyet hakkına müdahale özelindeki yansımasıdır.

Yargıtay 5. ve 9. Ceza Dairelerinin kararlarında, yerel mahkemelerin "görevi kötüye kullanma" olarak nitelediği pek çok eylemin aslında TCK 261 kapsamında kaldığı veya bu madde üzerinden bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek bozma kararları verilmektedir. Özellikle kamulaştırma kararı olmaksızın ağaç kesme veya duvar yıkma eylemlerinde, öncelikle TCK 261 veya daha ağır olan mala zarar verme suçunun tartışılması zorunludur.

"Görevi kötüye kullanma suçunun düzenlendiği TCK'nın 257. maddesi genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında... oluşacağı nazara alındığında, sanığın eyleminin TCK'nın 261. maddesinde düzenlenen kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunu oluşturabileceği... tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/422 - Karar No: 2021/1072

Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2020/422 E. , 2021/1072 K.

Belediye Başkanları ve Muhtarların Uygulama Pratiğindeki Sorumluluğu

Belediye ve muhtarlık uygulamalarında kamulaştırmasız el atma vakalarını temsil eden görsel.

Adliye pratiğinde TCK 261 suçunun en sık karşılaşılan özneleri belediye başkanları ve köy muhtarlarıdır. Kamu yararı iddiasıyla yol açma, su kanalı yapma veya park alanı oluşturma gibi faaliyetlerde, bürokratik işlemlerin (kamulaştırma, tebligat, bedel depo etme) yavaş işlemesi nedeniyle mülkiyet hakkına doğrudan müdahale edilmektedir.

Bu noktada failin savunması genellikle "kamu yararı" ve "zararın giderilmiş olması" eksenine oturur. Ancak Yargıtay, kamu yararının bulunmasının usulsüz tasarruf suçunu ortadan kaldırmayacağını, yalnızca prosedürlerin uygulanmamasının suçun oluşumu için yeterli olduğunu kabul etmektedir. Zararın sonradan giderilmesi (örneğin ağaç bedelinin ödenmesi veya duvarın yeniden yapılması) ancak etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebepleri bağlamında (eğer kanun izin veriyorsa) değerlendirilebilir, ancak suçun oluşumunu engellemez.

Kamulaştırma Prosedürünün İhlali

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca, bir taşınmaza el konulabilmesi için noter aracılığıyla tebligat yapılması, kıymet takdir komisyonunun belirlenmesi ve bedelin bloke edilmesi gerekir. Bu adımlar atılmadan yapılan her türlü fiziki müdahale, fail kamu görevlisi ise TCK 261'e kapı aralar.

"Bilme" Kriteri ve Kaçınılmaz Hata

TCK 261'in metninde geçen "koşullara aykırı olduğunu bilerek" ifadesi, failin idari usul hakkında bilgi sahibi olmasını gerektirir. Ancak kıdemli bir belediye başkanı veya fen işleri müdürünün, kamulaştırma yapılmadan birinin mülküne girilemeyeceğini "bilmediğini" iddia etmesi, hayatın olağan akışına ve TCK m. 4 (Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz) ilkesine aykırılık teşkil eder.

Manevi Unsur: Usulsüzlük Bilinci ve Kastın Belirlenmesi

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Bu suçun taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir. Failin, tasarruf ettiği malın bir başkasına ait olduğunu ve bu tasarruf için yasal şartların (mahkeme kararı, kamulaştırma ilamı vb.) oluşmadığını bilmesi gerekir. Eğer fail, mülkiyetin kamuya geçtiğine dair yanıltıcı bir belgeye dayanıyorsa veya sınır ihtilafı nedeniyle kendi yetki alanında olduğunu dürüstçe zannediyorsa, TCK m. 30 (Hata) hükümleri gündeme gelebilir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne göre, sanığın eylemi gerçekleştirirken kişisel bir menfaat gözetip gözetmediği TCK 261 için şart değildir. Kamu yararı amacıyla hareket edilmiş olsa dahi, yasal yöntemin dışına çıkılması suçun oluşumu için yeterlidir.

"Sanığın belediye başkanı olması ve iddianamedeki anlatımdan sanığın görevde yetkiyi kötüye kullandığının iddia edilmiş olması karşısında... sanığın gerçekleştirdiği eylemin, mala zarar verme suçunu mu yoksa kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunu mu oluşturacağı temyiz incelemesinin konusunu oluşturacaktır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu - Esas No: 2014/379 - Karar No: 2014/415

Belgeyi Gör: Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu 2014/379 E. , 2014/415 K.

Teşebbüs ve İştirak Hükümlerinin Uygulanabilirliği

TCK 261 suçu, neticeli bir suç olmayıp bir "hareket suçu" ve aynı zamanda "tehlike suçu" karakteri taşır. Zorla tasarrufa yönelik icra hareketlerine başlanmasıyla suç tamamlanır. Ancak tasarrufun henüz tam olarak gerçekleşmediği, ancak icraya başlandığı durumlarda TCK 35 (Teşebbüs) hükümleri teorik olarak uygulanabilir. Örneğin, iş makinelerinin bir bahçeye girmek üzereyken kolluk tarafından durdurulması durumunda teşebbüs tartışılabilir.

İştirak bakımından ise, suçun faili kamu görevlisi olduğu için, kamu görevlisi olmayan ve bu eyleme yardım eden kişiler ancak "yardım eden" veya "azmettiren" sıfatıyla sorumlu olabilirler. Kamu görevlisinin bizzat tasarrufu gerçekleştirmesi asıldır. Eğer tasarruf emrini veren üst makam ile uygulayan alt makam arasında bir hiyerarşi varsa, "kanunsuz emir" hükümleri (Anayasa m. 137 ve TCK m. 24) çerçevesinde bir sorumluluk analizi yapılmalıdır. Konusu suç teşkil eden emir (örneğin "git şu adamın bahçesini yık") hiçbir şekilde yerine getirilemez; getirilirse uygulayan da sorumlu olur.

Uygulama Notu: Müdafi ve Vekiller İçin Stratejik Yol Haritası

Bir müdafi veya mağdur vekili olarak TCK 261 dosyalarında dikkat edilmesi gereken temel husus, eylemin "nitelendirilmesi" aşamasıdır. Çoğu zaman savcılıklar "görevi kötüye kullanma" (TCK 257) maddesinden iddianame düzenlemektedir. Ancak ceza miktarı ve suçun mülkiyet odaklı yapısı nedeniyle TCK 261 veya TCK 152/1-c üzerinden yapılacak bir savunma veya iddia, davanın seyrini değiştirebilir.

Ceza davası sürecinde avukatlar için stratejik hazırlık ve delil toplama aşaması.

  1. Delil Tespiti: Müdahale edilen yerin tapu kayıtları, güncel imar durumu ve belediye encümen kararları celp edilmelidir.
  2. Keşif ve Bilirkişi: Zararın boyutunu ve müdahalenin niteliğini belirlemek için harita mühendisi ve ziraat bilirkişisi (kesilen ağaçlar için) eşliğinde keşif yapılmalıdır.
  3. Hukuki Niteleme İtirazı: Eğer eylemde ağaç kesme, duvar yıkma gibi unsurlar varsa, TCK 261 yerine daha ağır olan mala zarar verme suçundan hüküm kurulması gerektiği "özel içtima" kuralı gereği vurgulanmalıdır.
  4. Uzlaşma Sorgusu: Mala zarar verme suçu (TCK 151) uzlaşma kapsamındayken, kamu görevlisinin işlediği TCK 261 suçu uzlaşmaya tabi değildir. Bu, yargılama usulü açısından kritik bir farktır.

Yargılama Usulü ve Görevli Mahkeme

TCK 261 suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hasebiyle, soruşturma aşamasında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca "soruşturma izni" alınması gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Yargıtay'ın baskın görüşü, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği bu suçlarda soruşturma izni prosedürünün işletilmesi gerektiği yönündedir.

Suçun zamanaşımı süresi, TCK m. 66/1-e uyarınca 8 yıldır. Suçun mağduru mülkiyet hakkı ihlal edilen gerçek veya tüzel kişidir. Şikayet süresi bulunmamaktadır; zira bu suç şikayete tabi değildir, re'sen soruşturulur. Ancak uygulamada mağdurun şikayeti olmadan kamu idaresinin bu tür usulsüzlükleri tespit edip dava açması nadir görülen bir durumdur.

TCK 261'in Türk Borçlar Kanunu ile İlişkisi ve Tazminat Boyutu

Ceza davası devam ederken veya mahkumiyet kararı sonrasında, mağdurun uğradığı maddi zararların tazmini için hukuk mahkemelerinde dava açma hakkı saklıdır. TCK 261 kapsamındaki bir mahkumiyet kararı, hukuk hakimini "hukuka aykırılık" ve "kusur" noktasında bağlar (TBK m. 74).

Usulsüz tasarruf nedeniyle taşınmazın değeri düşmüşse, ürün kaybı yaşanmışsa veya taşınmaz tamamen kullanılamaz hale gelmişse, "kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" davası ikame edilmelidir. Ceza mahkemesinin failin "kanunlara aykırı hareket ettiğini bildiği" yönündeki tespiti, tazminat davasında idarenin "hizmet kusuru" veya kamu görevlisinin "kişisel kusuru" ayrımında belirleyici olacaktır.

"Alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiği veya malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, taksitle satışa ilişkin hükümlerden sadece 259 uncu maddenin ikinci fıkrası, 260 ıncı maddenin birinci fıkrası ve 261 inci maddesi hükümleri uygulanır."

Kaynak: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 263

Belgeyi Gör: TÜRK BORÇLAR KANUNU

Editörün Notu: TBK'daki 261. madde atfı, taksitle satış sözleşmelerindeki temerrüt ile ilgilidir ve TCK 261 ile karıştırılmamalıdır. Hukuki analizlerde madde numarası benzerlikleri kavram karmaşasına yol açmamalıdır.

Risk Analizi ve Olası Yaptırımlar

Kamu görevlileri için TCK 261 sadece hapis cezası riski taşımaz; aynı zamanda TCK m. 53 uyarınca belli haklardan yoksun bırakılma (memuriyetten çıkarma, seçme ve seçilme hakkı kısıtlılığı vb.) riskini de beraberinde getirir.

  • Hapis Cezası: 6 aydan 2 yıla kadar hapis. Adli para cezasına çevrilme (TCK 50) veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (CMK 231) sınırları dahilindedir.
  • Hak Yoksunluğu: Mahkumiyetin doğal sonucu olarak kamu görevinden yasaklanma.
  • Rücu Riski: İdarenin ödediği tazminatların, kastı tespit edilen kamu görevlisine rücu edilmesi.
  • Disiplin Soruşturması: Ceza davasından bağımsız olarak, görevi kötüye kullanma veya usulsüz işlem nedeniyle disiplin cezaları.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Belediyenin kamulaştırma bedelini bankaya yatırmış olması TCK 261 suçunun oluşmasını engeller mi? Hayır, engellemez. TCK 261 maddesinde açıkça "karşılık ödenmek suretiyle de olsa" ifadesi yer almaktadır. Önemli olan bedelin ödenmesi değil, tasarrufun "ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı" olması ve "zorla" yapılmasıdır. Prosedürler tamamlanmadan bedel yatırılsa bile suç oluşabilir.

2. Muhtarın köy yolu yapmak için bahçemdeki ağaçları kesmesi durumunda hangi suç oluşur? Burada bir içtima sorunu vardır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ağaç kesme eylemi TCK 152/1-c maddesindeki nitelikli mala zarar verme suçunu oluşturur. Bu suçun cezası (1-6 yıl), TCK 261'den (6 ay-2 yıl) daha ağır olduğu için, TCK 261'deki "daha ağır cezayı gerektiren suç oluşmadığı takdirde" kuralı gereği sanığa sadece mala zarar vermeden ceza verilir.

3. TCK 261 suçu şikayete bağlı mıdır ve uzlaşma kapsamında mıdır? TCK 261 suçu kamu idaresine karşı işlenen suçlar arasında yer aldığı için şikayete bağlı değildir; savcılık tarafından re'sen soruşturulur. Kamu görevlisinin görevini kötüye kullanması niteliğinde bir suç olduğu için uzlaşma (CMK 253) kapsamında da değildir.

4. Taşınmazıma usulsüz el koyan kamu görevlisi hakkında doğrudan dava açabilir miyim? Kamu görevlileri hakkında bu suçtan dolayı soruşturma yürütülebilmesi için 4483 sayılı Kanun uyarınca ilgili idari makamdan (Valilik, Kaymakamlık vb.) soruşturma izni alınması gerekir. Savcılık bu izni almadan doğrudan iddianame düzenleyemez. İzin verilmemesi durumunda Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz hakkı mevcuttur.

Kaynakça

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/21819 - Karar No: 2013/1280.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/422 - Karar No: 2021/1072.
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11551 - Karar No: 2018/4240.
  • Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu - Esas No: 2014/379 - Karar No: 2014/415.

Yasal Uyarı: Bu metin, 2026 yılı güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda hazırlanmış hukuki bir incelemedir. İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, kastın yoğunluğu, usul hataları) nedeniyle farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu metin profesyonel bir avukatlık hizmeti veya hukuki danışmanlık yerine geçmez. Uyuşmazlıkların çözümü için bir hukuk profesyoneline başvurulması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: