Alışveriş Merkezlerinde Nitelikli Hırsızlık Suçunun TCK 142/2-h Kapsamında Hukuki Analizi
Malvarlığına Karşı SuçlarYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Alışveriş Merkezlerinde Nitelikli Hırsızlık Suçunun TCK 142/2-h Kapsamında Hukuki Analizi

AVM ve mağaza içi hırsızlık eylemleri, bina içinde muhafaza altına alınmış eşya kriteriyle TCK 142/2-h maddesi uyarınca nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Yargılama sürecinde ispat yükü, kesintisiz takip olgusunun teşebbüs hükümlerine etkisi ve CMK 196/2 uyarınca istinabe yasağı uyuşmazlığın esasını belirler.

Alışveriş Merkezlerinde İşlenen Hırsızlık Suçunun TCK 142/2-h Kapsamında Nitelendirilmesi

Alışveriş merkezleri (AVM) ve bu yapılar içerisinde yer alan mağazalar, Türk Ceza Kanunu uygulamasında "bina" vasfına sahip alanlar olarak kabul edilmektedir. Bu mekanlarda gerçekleştirilen hırsızlık eylemleri, eşyanın bina içinde muhafaza altına alınmış olması kriteri nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesi kapsamında nitelikli hırsızlık olarak tavsif edilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, mağaza içerisinden yapılan hırsızlıklarda suçun temel şekli olan TCK 141/1 veya "açıkta bırakılmış eşya" kapsamındaki TCK 142/1-e maddelerinin uygulanmasını dışlamaktadır.

Suçun bu nitelikli hali, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını öngörmektedir. Ceza miktarının alt sınırının beş yıl olması, yargılama usulünde sanığın savunma hakları ve istinabe yasağı gibi kritik prosedürel sonuçlar doğurmaktadır. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hata, AVM içerisindeki eylemin TCK 142/1-e maddesiyle ilişkilendirilerek eksik ceza tayin edilmesidir. Ancak yüksek mahkeme, bina vasfındaki kapalı alanlarda işlenen her türlü hırsızlığı -eşyanın kilitli olup olmamasına bakılmaksızın- 142/2-h fıkrası uyarınca değerlendirmektedir.

"Dosya kapsamına göre, sanığın suç tarihinde gündüz vakti, ... AVM adlı bina vasfındaki alışveriş merkezinde bulunan mağazada kıyafet deneyen şikayetçinin parasını çalmaya teşebbüs etmesi şeklindeki eyleminin, 5237 TCK'nın 142/2-h. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgı sonucu aynı Kanun’un 142/1-e. maddesi ile hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/7231 - Karar No: 2022/21229

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/7231 E. , 2022/21229 K.

Bina ve Eklenti Kavramlarının Mağaza Hırsızlığı Üzerindeki Etkisi

Hukuki uyuşmazlığın çekirdeği, hırsızlık eyleminin gerçekleştiği yerin TCK anlamında "bina" veya "eklenti" sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanır. AVM içindeki müstakil mağazalar bina içinde yer alan kapalı alanlar olduğundan, buralardan yapılan hırsızlıklar doğrudan 142/2-h bendine girer. Ancak uyuşmazlıklar genellikle AVM'nin otoparkı, bahçesi veya bina dışındaki giriş kısımlarında yoğunlaşmaktadır.

Otopark ve Açık Alanlardaki Eylemlerin Vasıflandırılması

AVM'ye ait olmakla birlikte etrafı çevrili olmayan veya bina eklentisi mahiyetinde bulunmayan açık otoparklardan yapılan hırsızlıklar, doktrin ve içtihatta ayrışmaya neden olabilmektedir. Eğer suça konu eşya (örneğin bir motosiklet), AVM’nin eklentisi sayılmayan açık bir alana kilitlenmeden bırakılmışsa, eylem TCK 142/1-e (adet veya tahsis gereği açıkta bırakılan eşya) kapsamında değerlendirilir. Ancak eşya kilitli ise veya kapalı otopark gibi bina eklentisi içindeyse, ceza tertibi yine 142/2-h üzerinden yapılır.

Muhafaza Altına Alma Kriteri ve Kilitleme Koşulu

TCK 142/2-h fıkrası iki farklı durumu koruma altına alır: Birincisi, herkesin girebileceği bir yerde bulunsa dahi "kilitlenmiş" olan eşya; ikincisi ise kilitli olup olmadığına bakılmaksızın "bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış" olan eşyadır. Mağaza reyonlarında sergilenen kıyafetler, bina içinde bulundukları anda hukuken muhafaza altına alınmış sayılırlar. Bu nedenle, mağazadan ürün çalınması durumunda ayrıca bir kilit açma eyleminin (TCK 142/2-d) aranmasına gerek duyulmaz; zira bina unsuru nitelikli halin oluşması için kafidir.

Suçun Tamamlanması ve Teşebbüs Ayrımında Kesintisiz Takip Olgusu

Adliye pratiğinde en çok tartışılan hususlardan biri, hırsızın mağaza kapısından çıktığı ancak AVM dış kapısından henüz çıkmadığı anlarda yakalanması durumunda suçun tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Yargıtay’ın hakim görüşüne göre, failin eşya üzerindeki fiili hakimiyetini (zilyetliğini) mağaza dışına taşıyarak tesis etmesi suçun tamamlandığına karine teşkil eder. Ancak "kesintisiz takip" bu kuralın istisnasını oluşturur.

Mağaza çıkışında güvenlik müdahalesi ve hırsızlığa teşebbüs aşaması temsili.

Mağaza Güvenlik Sistemleri ve Takip Süreci

Mağaza çıkışındaki alarm sisteminin ötmesi üzerine güvenlik görevlileri tarafından hemen başlatılan ve kesintiye uğramadan failin yakalanmasıyla sonuçlanan süreçte, suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir. Burada kritik eşik, failin gözden kaybolup kaybolmadığıdır. Eğer fail mağazadan çıkmış, AVM kalabalığına karışmış ve bir süre sonra kamera incelemesiyle tespit edilip yakalanmışsa, zilyetlik failin egemenlik alanına geçtiği için suç tamamlanmıştır.

Teşebbüs Halinde Etkin Pişmanlık Uygulanamazlığı

TCK 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, suçun tamamlanmasından sonra ancak hüküm verilmeden önce gerçekleşen rızai iade veya tazmini kapsar. Suçun teşebbüs aşamasında kalması durumunda, eşyanın mağazaya iadesi failin iradesiyle değil, dışsal bir zorlama (yakalanma) ile gerçekleştiği için etkin pişmanlık indirimi uygulanmaz. Bu durum, nitelikli hırsızlık davalarında savunma stratejisi kurgulanırken dikkat edilmesi gereken en temel teknik detaylardan biridir.

"5237 sayılı TCK'nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin ancak tamamlanmış suçlarda uygulanabileceği gözetilmeden eylemi teşebbüs aşamasında kalan sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini bozma nedenidir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/7231 - Karar No: 2022/21229

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/7231 E. , 2022/21229 K.

Hırsızlığın Yağmaya Dönüşmesi ve Sınır Hattı Analizi

AVM hırsızlıklarında, failin yakalanmamak veya malı bırakmamak amacıyla mağaza çalışanlarına veya özel güvenlik görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanması durumunda suçun vasfı değişerek "yağma" (gasp) suçuna dönüşebilir. TCK 148 ve devamı maddelerinde düzenlenen yağma, hırsızlığa kıyasla çok daha ağır yaptırımlar öngörmektedir.

Hırsızlık ve yağma suçları arasındaki hukuki ayrımın teknik analizi.

Uygulamada, failin yakalanacağını anladığı anda güvenlik görevlisini iterek kaçmaya çalışması veya "bırakmazsanız kötü olur" şeklinde beyanda bulunması, eylemi TCK 149/1-d (yol kesmek suretiyle veya bina içinde yağma) kapsamına sokabilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bu tür vakalarda cebir ve tehdidin malın alınması veya korunması amacıyla kullanılıp kullanılmadığını titizlikle incelemektedir. Eğer cebir, hırsızlık eylemi tamamlanmadan veya mal üzerindeki zilyetlik tam tesis edilmeden önce gerçekleşmişse, suç artık müstakil bir hırsızlık değil, yağma olarak adlandırılır.

Suçun Niteliği Kanun Maddesi Alt Sınır Üst Sınır
Basit Hırsızlık TCK 141/1 1 Yıl 3 Yıl
Açıkta Bırakılan Eşya TCK 142/1-e 3 Yıl 7 Yıl
Bina İçinde Hırsızlık TCK 142/2-h 5 Yıl 10 Yıl
Nitelikli Yağma (Bina İçi) TCK 149/1-d 10 Yıl 15 Yıl

CMK 196/2 Uyarınca İstinabe Yasağı ve Savunma Hakkı

Hukuk müşavirleri ve avukatlar için en hayati usul kuralı, TCK 142/2-h maddesinden açılan davalarda sanığın istinabe (talimat) yoluyla sorgusunun yapılıp yapılamayacağıdır. 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesi açık bir hüküm içermektedir: Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, sanık istinabe suretiyle sorguya çekilemez.

Ceza yargılamasında istinabe yasağı ve SEGBİS üzerinden savunma süreci.

Duruşmada Hazır Bulunma Zorunluluğu

TCK 142/2-h maddesinin alt sınırı 5 yıl olduğu için, sanığın yargılandığı mahkeme huzurunda bizzat savunma yapması yasal bir zorunluluktur. Sanık başka bir şehirde olsa dahi, yakalama veya davetiye ile asıl mahkemeye getirtilmeli veya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden asıl mahkemece sorgulanmalıdır. Talimatla (başka bir mahkeme aracılığıyla) yapılan sorgular, Yargıtay tarafından "savunma hakkının kısıtlanması" gerekçesiyle kesin bozma nedeni sayılmaktadır.

Usul Ekonomisi ve Bozma Riskleri

İlk derece mahkemeleri, yargılama sürecini hızlandırmak amacıyla sanığın bulunduğu yerdeki mahkemeye talimat yazabilmektedir. Ancak suçun TCK 142/2-h olduğu durumlarda bu işlem hukuka aykırıdır. Makale editörü olarak belirtmek gerekir ki, bu tür usul hataları davanın esasına girilmeden dahi Yargıtay aşamasında hükmün ortadan kalkmasına sebebiyet vermektedir.

"Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanığın talimat ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/7231 - Karar No: 2022/21229

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/7231 E. , 2022/21229 K.

Mala Zarar Verme Suçu ile Fikri İçtima İlişkisi

AVM ve mağaza hırsızlıklarında sıklıkla karşılaşılan bir diğer durum, failin eşyayı almak için kilidi kırması, alarm etiketini kesmesi veya teşhir standına zarar vermesidir. Bu noktada "tek fiil ile birden fazla suçun oluşması" (fikri içtima) prensibi devreye girer. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun güncel eğilimi, hırsızlık suçunun konusu olan mal ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması durumunda, failin ayrıca mala zarar vermeden cezalandırılmaması yönündedir.

Korunan Hukuki Yararın Tekliği

Örneğin, bir motosikletin direksiyon kilidinin kırılması suretiyle çalınması olayında, motosiklet hem hırsızlık suçunun hem de mala zarar verme eyleminin konusudur. Korunan hukuki yarar malvarlığı olup, mülkiyet hakkına yapılan saldırı hırsızlık suçu içerisinde erir. Bu durumda sanığa ayrıca TCK 151 uyarınca ceza verilmesi hukuka aykırıdır. Ancak çalınan malın dışındaki bir eşyaya (mağaza kapısına, camına vb.) zarar verilmişse, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması icap eder.

Uygulama Notu: İçtihat Aykırılıkları

Bazı yerel mahkemelerin hala hem hırsızlık hem de mala zarar verme suçlarından mahkumiyet kurduğu gözlemlenmektedir. Savunma makamının, "suçun konusunun aynı olması" argümanını Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2022/10033 sayılı kararını referans göstererek sunması, hukuki risklerin minimize edilmesi açısından elzemdir.

Etkin Pişmanlık ve İade Süreçlerinde Usul

TCK 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümleri, mağdurun zararının giderilmesi halinde sanığa önemli ceza indirimleri sağlar. Ancak bu indirimden yararlanabilmek için iadenin "rızai" olması gerekir. AVM hırsızlıklarında mallar genellikle yakalanma anında kolluk tarafından ele geçirilip mağdura teslim edilmektedir.

Rızai İade ve Kolluk Teslimi Farkı

Eşyanın, failin yakalanması neticesinde kolluk tarafından zorla geri alınması "rızai iade" sayılmaz. Bu durumda TCK 168 uygulanmaz. Ancak fail, yakalandığında henüz kolluk tarafından bilinmeyen diğer hırsızlık eylemlerini de itiraf eder ve diğer eşyaların yerini göstererek iadeyi sağlarsa, itiraf edilen o suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Kısmi İade ve Mağdurun Rızası

Çalınan malların bir kısmının iade edilmesi durumunda, TCK 168/4 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun (mağaza yetkilisinin) bu kısmi iadeye rıza göstermesi şarttır. Eğer mağdur "zararım tam karşılanmadı, indirim yapılmasını istemiyorum" derse, kısmi iade nedeniyle ceza indirimi yapılamaz.

"Sanığın AVM'den çaldığı sucuklarla yakalandığı sırada diğer üç ayrı yerden yaptığı hırsızlık suçlarını da kabul edip eşyaların tamamını müştekilere iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu gözetilmelidir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/29462 - Karar No: 2016/9162

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2014/29462 E. , 2016/9162 K.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Erteleme Limitleri

AVM hırsızlığı gibi nitelikli hallerde ceza alt sınırının yüksek olması, sanığın adli sicili ve suçun işleniş biçimine göre HAGB (CMK 231) veya Erteleme (TCK 51) kurumlarının uygulanabilirliğini doğrudan etkiler. 2026 yılı itibariyle yürürlükte olan yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi iptal kararları, bu süreçte mahkemelere geniş ancak sınırlı bir takdir yetkisi vermektedir.

HAGB kararı verilebilmesi için hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekir. TCK 142/2-h uyarınca temel ceza 5 yıldan başladığı için, teşebbüs (TCK 35), etkin pişmanlık (TCK 168) ve takdiri indirim (TCK 62) maddelerinin kombinasyonu uygulanmadığı sürece cezanın 2 yılın altına düşmesi zordur. Eğer bu indirimler neticesinde ceza 2 yılın altına inerse, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve mahkemenin "yeniden suç işlemeyeceği" yönünde kanaat getirmesi halinde HAGB uygulanabilir.

Adliye Pratiğinde Delil Planı ve İspat Kriterleri

Nitelikli hırsızlık davalarında ispatın odağında kamera kayıtları (CCTV), olay yeri inceleme raporları ve tanık beyanları yer alır. Ancak bu delillerin hukuki geçerliliği, elde ediliş yöntemlerine ve teknik kalitelerine bağlıdır.

  1. Görüntü Analizi: Kamera kayıtlarında failin eşyayı alıp kendi çantasına veya üzerine koyduğu an net olarak görülmelidir. Sadece "şüpheli hareketler" mahkumiyet için yeterli değildir.
  2. Maddi Hasar Tespiti: Alarm etiketlerinin sökülüp sökülmediği, mağaza kapısında zorlama olup olmadığı olay yeri inceleme ekiplerince tutanağa bağlanmalıdır.
  3. Kesintisiz Takip Tutanağı: Yakalamayı yapan güvenlik görevlilerinin, faili hangi noktadan itibaren takibe başladıklarını ve takibin kesintiye uğrayıp uğramadığını tutanakta belirtmeleri, suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının tespiti için hayati önemdedir.

Uygulama Notu: Avukatlar İçin Stratejik Kontrol Listesi

Mağaza hırsızlığı dosyalarında savunma veya katılma vekili olarak dikkat edilmesi gereken kritik noktalar aşağıda listelenmiştir:

  • Vasıf Denetimi: Eylemin TCK 142/2-h yerine 142/1-e olarak nitelendirilip nitelendirilmediği kontrol edilmelidir. Bu, hem ceza miktarını hem de istinabe yasağını etkiler.
  • İstinabe İtirazı: Eğer sanık talimatla sorgulanmışsa, bu usul hatası mutlaka temyiz/istinaf nedeni yapılmalıdır.
  • Değer Azlığı (TCK 145): Çalınan malın değeri fahiş derecede düşükse (Örn: Bir adet sakız, küçük bir gıda maddesi), cezada indirim yapılmasını veya ceza verilmesinden vazgeçilmesini talep eden TCK 145. madde savunması unutulmamalıdır.
  • Yağma Riski: Failin yakalanma anındaki fiziksel müdahalesinin "cebir" boyutuna ulaşıp ulaşmadığı, kamera kayıtlarıyla kare kare analiz edilerek hırsızlığın yağmaya dönüşmediği ispatlanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Mağaza içinde alarm öttüğünde yakalanan kişi ceza alır mı?

Evet, hırsızlık eylemi eşyanın zilyetliğine yönelik icra hareketlerinin başlamasıyla suç oluşturur. Eğer fail eşyayı gizlemiş ve mağaza çıkışına yönelmişse, alarmın ötmesi üzerine yakalanması durumunda "nitelikli hırsızlığa teşebbüs" suçundan ceza alır. Takibin kesintisiz olması nedeniyle cezada TCK 35 uyarınca indirim yapılır.

AVM otoparkındaki arabanın camını kırarak hırsızlık yapmanın cezası nedir?

Bu eylem TCK 142/2-h (bina veya eklenti içinde muhafaza altına alınmış eşya) kapsamında değerlendirilir. Ayrıca camın kırılması nedeniyle "mala zarar verme" suçu oluşsa da, Yargıtay'ın güncel içtihatları uyarınca, çalınan eşya ile zarar verilen eşyanın aynı bütünün parçası olması (aracın kendisi ve içindekiler) durumunda sadece hırsızlıktan ceza verilmesi eğilimi güçlenmiştir. Ancak cam kırma eylemi hırsızlığı kolaylaştıran bir "araç" suç olarak ayrıca cezalandırılabilmektedir; somut olayın özelliklerine göre fikri içtima değerlendirmesi yapılmalıdır.

İlk kez mağazadan bir şey çalan birine hapis cezası verilir mi?

TCK 142/2-h maddesinin alt sınırı 5 yıldır. Sanığın sabıkasız olması durumunda TCK 62 uyarınca iyi hal indirimi yapılır. Eylem teşebbüs aşamasında kalmışsa ceza daha da düşer. Eğer netice ceza 2 yılın altına inerse, HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) verilerek sanığın cezaevine girmemesi ihtimal dahilindedir. Ancak doğrudan "hapis cezası verilmez" demek hukuken hatalıdır; hüküm kurulur ancak infazı geri bırakılabilir.

Marketten gıda maddesi çalmakla mağazadan kıyafet çalmak aynı mıdır?

Hukuki nitelendirme açısından her ikisi de bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hırsızlığıdır (TCK 142/2-h). Ancak marketten "açlık nedeniyle" veya "ihtiyaç duyulan küçük bir gıda" çalınması durumunda TCK 147 (Zorunluluk hali) veya TCK 145 (Malın değerinin azlığı) maddelerinin uygulanma şansı, kıyafet hırsızlığına oranla daha yüksektir.


Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olayın kendine özgü dinamikleri (delil durumu, sanığın kişisel özellikleri, suçun işleniş biçimi) farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu içerik hukuki danışmanlık yerine geçmez; uyuşmazlıklarda uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 142, 145, 168).
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 196/2, 231).
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/7231, Karar No: 2022/21229.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/29462, Karar No: 2016/9162.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/5121, Karar No: 2021/4547.
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/11558, Karar No: 2024/6491.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/14306, Karar No: 2023/394.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: