ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/151, K. 2023/168
# Norm Kararı
```html
“1) Sanık ... hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının
29.07.2015 tarih ve 2015/14018 numaralı iddianamesi ile TCK’nın 142/2-h, 35, 53
maddelerinin uygulanması talebiyle dava açılmıştır.
2) Sanığın bilinen son adresine iddianame ve duruşma günü tebliğ
edilmiş, sanık duruşmaya katılmadığı için 04.12.2015 tarihinde savunmasının
alınması için yakalama kararı verilerek yakalama emri düzenlenmiştir.
3) Anayasa Mahkemesine başvuru tarihi itibariyle henüz sanık
yakalanamamış ve savunması alınamamıştır.
4) 13.09.2023 tarihli duruşmada, Mahkememiz CMK’nın 191/3-b
bendinin tümünün ve bağlantılı olarak CMK 202/4-a bendindeki “anlatılması”
ibaresinin Anayasa’nın 2 ve 36 maddelerine aykırı olduğu kanaatine vararak,
6216 sayılı Kanun’un 40 maddesi gereğince Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla
başvurma kararı vermiştir.
5) Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes savunma ve adil
yargılanma hakkına sahiptir. Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin
gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olması
nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade edilmiştir (..., § 40).
6) Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına
alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (..., § 32). İddiaya karşı
etkin bir savunma hakkı tanınmadığı sürece silahların eşitliği ve çelişmeli
yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğe ulaşılması da
mümkün değildir (..., § 41).
7) Resmi mercilerin, suç isnadı altında olan kişiye yöneltilen
suçlamaların bildirilmesinde aşırı özen göstermesi gerekir. İddianame, ceza
davalarının kovuşturma aşamasında belirleyici bir rol oynar. Sanık,
iddianamenin tebliğiyle resmi olarak kendisine yöneltilen suçlamaların hukuki
ve olgusal temelinden yazılı olarak haberdar olur (Kamasinski-Avusturya, 19
Aralık 1989 tarihli karar; Söylemez/Türkiye).
8) Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil
gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altında bulunan
kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece
yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir.
Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir.
Dolayısıyla isnadın bildirilmediği bir yargılamanın adil olduğundan söz
edilemez. Bu itibarla adil yargılanma hakkı isnadın bildirilmesine ilişkin
güvenceyi de kapsamaktadır.
9) İsnat, sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir.
Bunun için bildirimde, sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu
işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın sebebinden
ve niteliğinden haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve ne zaman
işlediği (yüklenen suçu oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur.
Bunların soyut olarak değil sanığın savunma hazırlayabilmesine yeterli düzeyde
ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekir. Böylelikle sanık, davaya konu fiili
nerede ve ne zaman işlemekle suçlandığını bileceğinden savunmasını buna göre
yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden vasıflandırılması ise isnadın niteliğidir.
Suçlamanın niteliği hakkındaki bilgi de savunma yapmaya yeterli düzeyde olmalı
ve bildirimde sanığın işlemekle suçlandığı fiilin hangi normu ihlal ettiği
belirtilmelidir (..., § 43).
10) Ceza kovuşturmasında kişiye resmen suç isnadının yapıldığı
belge iddianamedir. İddianamenin, sanığın savunmasını hazırlayabilmesine imkân
vermek için isnat edilen suç fiillerinin yerini ve zamanını göstermesi, bu
fiillerin hukuki nitelendirmesini yaparak ceza kanununda bunların karşılığı
olan suçu, cezayı ve varsa güvenlik tedbirlerini göstermesi gerekir. Ceza yargılamasında
esaslı bir yeri olan iddianamenin tebliğ edilmesiyle, sanığın, yazılı bir
biçimde suçlamaların maddi ve hukuki temelinden resmi olarak haberdar olduğu
kabul edilmektedir (... (2) § 87).
11) Yargıtay, çeşitli kararlarında (4. CD, 01.03.2021, 575/6914;
4. CD, 25/05/2015, 14130/29746; Aynı yönde 12. CD, 08.05.2019, 8182/5890; 4.
CD, 15/04/2013, 13328/11412; 4. CD, 11.06.2012, 21275/1397; 5. CD, 17.06.2019,
10457/6248; 8. CD, 22.11.2022, 3586/17296; . CD, 23.11.2022, 11384/10437; 9.
CD, 01.11.2022 159/9761), savcılığın, resmi ve yazılı suç isnadı olan
iddianameyi hazırlarken, iddianamenin “sanığa savunma hazırlayabilmesine imkânı
vermesi açısından isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri, fiillerin hukuki
nitelendirmesini, yerini, zamanını açıkça göstermesi, hukuki nitelendirmesi
yapılan fiilin, kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermesi”ni
istemekte “İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında sanığın
bilgilendirilmemesi”ni “Sözleşmenin 6/3-a maddesinin ihlali” kabul etmektedir.
Bu içtihatlar, isnadın objektif olarak bildirilmesinin hukuken önemini
göstermektedir. Zira Yargıtay isnadı açık ve anlaşılır şekilde bildirmeyen
iddianameyi hukuken iddianame kabul etmemekte, hukuken iddianame olmayan
belgeyle yargılama yapılamayacağına karar vermektedir.
12) 5271 sayılı CMK’nın 191/3-b bendi “İddianame veya iddianame
yerine geçen belge okunur” şeklinde kabul edilmişken, 6763 sayılı Kanun’un 29.
maddesiyle “İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını
oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır”
şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanun’un 30. maddesiyle CMK’nın 202/4-a
bendindeki “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde değiştirilmiştir.
13) Değişikliğe göre mahkemeler, isnadı resmi olarak bildiren
bir metindeki olayları, delilleri, suçun işlendiği yeri ve zamanı, olay-delil
ilişkisini, aleyhe ve lehe olan hususları, uygulanması istenilen cezayı,
güvenlik tedbirlerini (CMK md 170), metinden “okumak” yerine, metni anladıkları
şekliyle öznel olarak “anlatmakla” yükümlüdür.
14) “Anlatmak”, kişinin algısına ve ifade ediş şekline göre
içeriği değişen bir durumdur. Aynı metnin değişik kişiler tarafından farklı
anlaşılması ve farklı anlatılması kaçınılmaz bir olgudur. Anlatmak suretiyle
isnadın bildirilmesi halinde, isnadın nesnel şekilde bildirilmesi söz konusu
olamaz. Öznel olarak bildirilmiş isnat ise, kişiye “isnadın sebebinden ve
niteliğinden eksiksiz haberdar olma” ve hakkı tanımaz. İsnadın sebebinden ve
niteliğinden eksiksiz haberdar olamayan sanığın kendisini etkin şekilde
savunması beklenemez. Özellikle birden fazla sanığın yargılandığı, birden fazla
sanığa, değişik yer ve zamanlarda işledikleri iddia olunan suçlamalarla ilgili
isnatların yöneltildiği iddianamelerde, iddianamenin okunması, isnadın nesle
olarak bildirilmesi için gerekli ve zorunludur.
15) CMK 202/4-a bendinin, mahkememizde devam eden davada
uygulanma olanağı olup olmadığı henüz belli değildir. Sanık Suriye uyruklu
olup, soruşturma aşamasında savunmasını Türkçe yapmıştır. Kovuşturma aşamasında
ise yakalama kararı çıkartılmış, yakalama kararı henüz yerine getirilmemiştir.
Sanık, Türkçe bilse bile, “kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği”
ana dilinde savunma yapmak isteyebilir (CMK 202/4-son). Bu durumda Mahkememiz
tarafından, iptali istenilen CMK 202/4-a bendinin de uygulanması gündeme
gelebilir.
16) Şayet Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 2 ve 36 maddelerine
göre CMK 191/3-b bendini iptal ederse, benzer bir düzenleme CMK 202/4-a bendindeki
kalacak ve Türkçe bilen ve bilmeyen sanıklar arasında isnadın bildirilmesi
açısından eşit olmayan bir durum oluşacaktır. Bu nedenle CMK 191/3-b bendi ile
CMK 202/4-a bendindeki düzenleme arasında zorunlu hukuki bağlantı olduğu
değerlendirilmelidir.
17) Kural olarak iddianame, suç isnadı altında bulunan kişiye
tebliğ edilir (CMK md 176). Ancak kimi durumda, iddianame tebliğ edilemez ve
yakalama kararı üzerine sanık, ilk kez iddianameyi, yakalama üzerine yapılan
sorguda öğrenir. Özellikle böyle bir durumda iddianamenin okunması yerine
anlatılması suretiyle savunma alınması, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen
hukuk devleti ilkesine ve 36. maddede düzenlenen adil yargılanma hakkına
düzenleyen maddelerine uygun olmaz.
18) İtiraz başvurusuna konu davada, sanığın yakalanarak
mahkememize getirilmesi halinde, iddianame daha önce tebliğ edilemediğinden
sanığa okunması değil anlatılması yoluyla isnadın bildirilmesi söz konusu
olacaktır.
SONUÇ:
Açıklanan gerekçelerle; 5271 sayılı CMK’nın 6763 sayılı Kanun'un
29. maddesiyle değişik 191/3-b bendinin tamamının ve bağlantılı olarak 6763
sayılı Kanun’un 30. maddesiyle değişik CMK 202/4-a bendindeki
"anlatılması" ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekir.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/151
Karar Sayısı : 2023/168
Karar Tarihi : 11/10/2023
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ
Edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;
A. 191. maddesinin
(3) numaralı fıkrasının 24/11/2016 tarihli
ve 6763 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle değiştirilen (b) bendinin,
B. 202. maddesine
24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkranın
(a) bendinde yer alan “…anlatılması,” ibaresinin,
Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri
sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Hırsızlık
suçundan açılan ceza davasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer
aldığı;
1. 191. maddesi şöyledir:
“Duruşmanın başlaması
Madde 191- (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup
bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak
duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya
hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik
durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) (Değişik:
24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan
suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki
nitelendirmesi anlatılır,
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada
bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları
bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu
bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.”
2. 202. maddesi şöyledir:
“Tercüman bulundurulacak hâller
Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını
anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman
aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme
edilir.
(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia
ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma
evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu
evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.
(4) (Ek:
24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık;
a) İddianamenin anlatılması,
b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,
üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade
edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme
hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği
tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet
Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına
yönelik olarak kötüye kullanılamaz.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî
yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler
arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il
bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş
listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul
ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan
ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer MENCİK
tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın “Anayasaya
aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin
dördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek
verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe
aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda
bulunulamaz.” denilmiştir. 30/3/2011 tarihli
ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un “Başvuruya engel durumlar”
başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin
işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından
itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla
itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüne yer
verilmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 191. maddesinin (3) numaralı
fıkrasının 6763 sayılı Kanun’un 29.
maddesiyle değiştirilen itiraz konusu (b) bendine ve 5271 sayılı Kanun’un 202. maddesine
6411 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkranın (a) bendinde
yer alan itiraz konusu “…anlatılması,” ibaresine yönelik iptal
talepleri daha önce Anayasa Mahkemesinin 11/7/2018 tarihli ve E.2017/32, K.2018/81
sayılı kararıyla esastan reddedilmiş ve bu karar 14/11/2018 tarihli ve 30595
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa
Mahkemesince işin esasına girilerek reddedilen itiraz konusu kurallar hakkında
yeni bir başvurunun yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de
yayımlandığı 14/11/2018 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre
henüz dolmamıştır.
4. Açıklanan nedenle itiraz
başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı
Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
III. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun;
A. 191. maddesinin
(3) numaralı fıkrasının 24/11/2006 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 29.
maddesiyle değiştirilen (b) bendine,
B. 202. maddesine
24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen (4) numaralı
fıkranın (a) bendinde yer alan “...anlatılması,” ibaresine,
yönelik itiraz başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesinin
dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı
fıkrası gereğince REDDİNE 11/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
```