
CMK Madde 146 Kapsamında Zorla Getirme Kararının Hukuki Rejimi ve İnfaz Usulü
Ceza muhakemesinde zorla getirme kararı, kişinin hürriyetini kısıtlayan bir koruma tedbiri olarak CMK 146 uyarınca tebligata rağmen gelmeme veya yakalama şartlarının varlığı halinde uygulanır. İhzar müzekkeresinin infazında 24 saatlik süre sınırı ve usulüne uygun tebligat zorunluluğu, adil yargılanma hakkının temel güvencelerini oluşturur.
Ceza Muhakemesinde Zorla Getirme Kararının Normatif Temeli ve Hukuki Niteliği
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 146. maddesinde düzenlenen zorla getirme (ihzar), şüpheli, sanık, mağdur, şikâyetçi, tanık veya bilirkişinin yetkili merci önüne çıkarılmasını sağlayan, kişinin hareket serbestisini geçici olarak kısıtlayan bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, kural olarak bir çağrıya rağmen icabet edilmemesi durumunda gündeme gelir; ancak istisnai hallerde doğrudan zorla getirme kararı verilmesi de mümkündür. 5271 sayılı Kanun’un 146/1. maddesi, bu tedbirin uygulanabilmesi için ya usulüne uygun bir davete rağmen gelmeme halini ya da hakkında tutuklama/yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenlerin bulunmasını şart koşar.
Hukuki niteliği itibarıyla zorla getirme, bir "yakalama" türü olmamakla birlikte, infaz aşamasında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma öğelerini barındırır. Bu nedenle, Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil eder. Kanun koyucu, bu müdahalenin ölçülü olması adına zorla getirme kararının içeriğini ve süresini sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Özellikle şüpheli veya sanığın açık kimliği, yüklenen suç ve zorla getirme nedenlerinin kararda açıkça gösterilmesi zorunluluğu (CMK m. 146/2), keyfiliğin önlenmesi amacını taşır.
"Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir."
Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 146/1-2
Zorla Getirme Kararının Düzenlenme Şartları ve Usulü Hiyerarşi
Zorla getirme kararı verilebilmesi için öncelikle CMK 145. madde uyarınca bir davetiyenin tebliğ edilmiş olması asıldır. Davetiyede, gelmemenin hukuki sonuçlarının (zorla getirilme) açıkça belirtilmesi gerekir. Ancak uygulamada "doğrudan zorla getirme" kararlarının, özellikle katalog suçlar veya kaçma şüphesinin yoğun olduğu dosyalarda, CMK 146/1'deki "tutuklama nedenlerinin varlığı" kriterine dayandığı görülmektedir.
Şüpheli ve Sanık Bakımından Zorunlu Unsurlar
Kararın geçerliliği, şüphelinin/sanığın kimlik bilgilerinin ve eşkalinin tam olarak tespit edilmiş olmasına bağlıdır. Kimliği belirsiz kişiler hakkında "meçhul fail" sıfatıyla zorla getirme kararı verilmesi usule aykırıdır. Kararın bir örneğinin mutlaka ilgiliye verilmesi (CMK m. 146/3) savunma hakkının bir gereğidir.
Tanık, Mağdur ve Bilirkişiler İçin Uygulama Farklılıkları
CMK 146/7 fıkrası uyarınca, sadece sanıklar değil, yargılamanın diğer süjeleri de zorla getirilebilir. Ancak tanıklar bakımından zorla getirme, genellikle usulüne uygun tebligattan sonraki ikinci aşama olarak uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için elzem olmayan mağdur veya şikayetçiler hakkında, adreslerine bir kez tebligat yapılması ve gelinmemesi durumunda davanın süratle sonuçlandırılması ilkesini gözetmektedir.
| İşlem Türü | Yasal Dayanak | Süre Sınırı | Karar Mercileri |
|---|---|---|---|
| Şüpheli/Sanık İhzarı | CMK m. 146/1 | Maksimum 24 Saat | Hakim, Mahkeme veya C. Savcısı |
| Tanık/Mağdur İhzarı | CMK m. 146/7 | İfade sonuna kadar | Hakim veya Mahkeme |
| Yol Süresi Hariç Tutma | CMK m. 146/4 | En çok 12 Saat | Kolluk İnfaz Birimi |
| İnfaz İmkansızlığı | CMK m. 146/6 | Derhal Tutanak | Kolluk ve Muhtar |
Tebligatın Geçerliliği ve Zorla Getirme Kararına Etkisi
Anayasa Mahkemesi içtihatları, zorla getirme kararının hukuka uygunluğunu, öncesindeki tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygunluğuna endekslemektedir. Şüpheli veya sanığa yapılan tebligatın geçersiz olması, akabinde verilen zorla getirme kararını da hukuk aleminde sakat bırakır.
Özellikle CMK 145 uyarınca çıkarılan davetiyede, şahsın hangi sıfatla (şüpheli, tanık vb.) çağrıldığı ve çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi anayasal bir zorunluluktur. Tebligatın usulsüzlüğü durumunda kişinin zorla getirilmesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali niteliğindedir. Uygulamada, tebligat parçası dosyaya girmeden veya "tebliğ edilemedi" şerhi ile dönen evrak üzerine doğrudan zorla getirme kararı verilmesi, en sık karşılaşılan bozma nedenlerinden biridir.
"Zorla getirme kararının verilebilmesinde davetiyenin 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bir şekilde şüpheli veya sanığa tebliğ edilmesi ve davetiyede çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi zorunlu birer unsur olarak öngörülmüştür."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2018/137, K. 2022/86
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2018/137, K. 2022/86
İhzar Müzekkeresinin İnfazında Zaman Sınırı ve Gözetim Koşulları
Zorla getirme kararının infazı, kişiyi yakalamayı ve yetkili merciye sevk etmeyi kapsar. Kanun, bu sürecin süresini "derhal" olarak belirlemişse de, imkan bulunmadığı hallerde yol süresi hariç 24 saatlik bir üst sınır getirmiştir (CMK m. 146/4). Bu 24 saatlik süre, kişinin fiilen yakalandığı andan itibaren başlar ve hakim veya savcı önüne çıkarılmasıyla sona erer.
Editörün Notu: Adliye pratiğinde, mesai saatleri dışında yakalanan şahısların geceyi nezarethanede geçirmesi durumu, CMK 146/5'teki "haklı görülecek bir zamanda başlar" hükmüyle sınırlıdır. Ancak bu durumun, 24 saatlik mutlak süreyi aşması veya keyfi bir bekletmeye dönüşmesi hukuka aykırıdır. Sevk işlemlerinin gecikmesinde zorunlu haller (doğal afet, ulaşım imkansızlığı vb.) somut kanıtlarla belgelenmelidir.
Cumhuriyet Savcısı Tarafından Verilen Zorla Getirme Kararlarına İtiraz Sorunsalı
CMK sistematiğinde, hakim ve mahkeme tarafından verilen zorla getirme kararlarına karşı CMK 267 ve devamı maddeleri uyarınca itiraz yolu açıktır. Ancak, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen zorla getirme kararlarına karşı doğrudan bir itiraz kanun yolu düzenlenmemiştir. Bu durum, doktrinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında kişi hürriyetine yönelik bir denetim boşluğu olarak nitelendirilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, savcılık kararlarına karşı itiraz yolunun öngörülmemesini tartışmış, ancak tedbirin süresinin kısalığı (24 saat) ve ifade almanın bitimiyle sona ermesi nedeniyle bu müdahaleyi belirli dengeler çerçevesinde değerlendirmiştir. Yine de, hukuk devletinde hürriyeti kısıtlayan her türlü kararın yargısal denetime tabi olması asıldır. Profesyonel uygulamada, bu tür kararlara karşı Sulh Ceza Hakimliğine başvurularak tedbirin kaldırılması veya hukuka aykırılığının tespiti talep edilebilir.
"Cumhuriyet savcısı tarafından verilen zorla getirme kararına karşı herhangi bir itiraz yolu düzenlenmemiştir. Doktrinde zorla getirme kararının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına bir müdahale oluşturması nedeniyle yeniden ifade alma işlemi kapsamında verilecek zorla getirme kararlarına karşı..."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2018/137, K. 2022/86
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2018/137, K. 2022/86
İnfazın İmkansızlığı Halinde Tutulan Tutanakların İspat Gücü
Zorla getirme kararı her zaman başarıyla sonuçlanmayabilir. Kişinin adreste bulunamaması, kaçması veya kararın infaz edilememesi durumunda CMK 146/6 uyarınca özel bir ispat usulü öngörülmüştür. Bu fıkraya göre, infazın neden gerçekleştirilemediği, kolluk görevlisi ile birlikte köy veya mahalle muhtarı tarafından imzalanacak bir tutanakla tespit edilmelidir.
Uygulamada, muhtar imzası taşımayan, sadece kolluğun "adreste yoktu" şeklindeki matbu tutanakları, yakalama emri çıkarılması (CMK m. 98) için yeterli bir dayanak teşkil etmez. Hakim veya mahkeme, yakalama emri düzenlemeden önce zorla getirme kararının usulüne uygun infaz edilip edilmediğini, muhtar imzalı bu tutanaklar üzerinden denetlemekle yükümlüdür. Bu tutanakların eksikliği, savunma tarafı için dosyanın usulden bozulması veya yakalama emrinin haksızlığı noktasında güçlü bir argümandır.
Yakalama Emri ve Zorla Getirme Kararı Arasındaki Keskin Ayrım
Zorla getirme kararı (ihzar) ile yakalama emri (müzekkere) sıklıkla karıştırılsa da, hem veriliş şartları hem de sonuçları itibarıyla farklıdırlar. Zorla getirme, kural olarak "hazır bulundurma" amacına matuf olup, kişinin sorgusu veya ifadesi biter bitmez sona erer. Yakalama emri ise, daha ağır suç şüphelerinin bulunduğu veya kişinin kaçak olduğu durumlarda, tutuklama amacıyla çıkarılır.
AYM'nin 2021/101 sayılı kararında vurgulandığı üzere, zorla getirme kararına rağmen getirilemeyen sanık hakkında ancak "istisnai durumlar" varsa yakalama emri çıkarılabilir. Yakalanan kişinin mahkemeye sevk edilmek yerine taahhütle serbest bırakılmasını öngören düzenlemelerin (CMK 94/3) iptal edilmesi, mağdur hakları ile sanık hakları arasındaki dengenin bozulmaması amacına dayanır. Zorla getirme, bu dengenin kurulmasında daha yumuşak ama etkili bir geçiş formudur.
"İstisnai durumlar hariç olmak üzere davetiye tebliğine rağmen gelmeyen akabinde zorla getirme emrine rağmen getirilemeyen sanık hakkında yakalama emri çıkarılmaktadır. Buna rağmen sanık yakalandıktan sonra mahkemeye getirilmeyip yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt etmesi üzerine serbest bırakılması haklar arasında dengeyi bozacak..."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/101, K. 2021/64
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/101, K. 2021/64
Mağdur ve Şikayetçilerin Zorla Getirilmesinde Maddi Gerçeklik Kriteri
Yargıtay 12. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu, mağdur ve şikayetçilerin zorla getirilmesinde "zorunluluk" kriterini esas almaktadır. CMK 146/7 uyarınca bu kişilerin de ihzar edilmesi mümkünse de, her olayda bu yola başvurulması adil yargılanma ve makul sürede yargılanma ilkelerine (Anayasa m. 141) aykırı olabilir.
Eğer mağdurun dinlenmesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için kaçınılmaz değilse (örneğin; suç ikrar edilmişse veya somut deliller yeterliyse), usulüne uygun bir tebligata rağmen gelmeyen mağdur için zorla getirme kararı verilmeden yargılamaya devam edilmesi yargı eğilimi olarak belirmektedir. Ancak cinsel istismar gibi suçlarda, mağdurun bizzat dinlenmesi ve zorla getirilmesi usuli bir gereklilik haline gelebilir.
"Çağrıya rağmen gelmeyen mağdur veya şikayetçi hakkında CMK'nun 146/7. maddesi uyarınca zorla getirme kararı verilebilecektir. Ancak maddi gerçeğin belirlenmesi açısından ilgililerin dinlenilmesinin zorunluluk arz etmediği durumlarda mağdur ve şikayetçi ile vekillerinin belirttikleri adreslere bir kez tebligat çıkarılması yeterli olacaktır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2013/215 E., 2014/547 K.
Hukuka Aykırı Zorla Getirme ve Tazminat Sorumluluğu
Zorla getirme kararı, CMK 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" kapsamında değerlendirilebilir. Şartları oluşmadan (tebligat yapılmadan) verilen veya süresi (24 saat) haksız yere aşılan zorla getirme işlemleri nedeniyle bireyler, Hazine aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu tür davalarda kararın infaz edilip edilmediğini, nezarette geçen süreyi ve bu işlemin sonucunda beraat verilip verilmediğini titizlikle incelemektedir. İnfaz edilmeyen bir ihzar müzekkeresi tek başına tazminat hakkı doğurmazken; adreste bulunmadığı halde muhtar imzası olmaksızın tutulan tutanakla "kaçak" muamelesi gören ve haksız yere zorla getirilen kişiler için tazminat kapısı açıktır.
"Davacının gözaltı ve tutukluluk süresinin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği... mahsup işlemi yapıldığının tespiti halinde haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2017/738 E., 2017/8049 K.
Vergi Hukuku ve Özel Mevzuatlarda Zorla Getirme Yasakları
Zorla getirme yetkisi, ceza muhakemesi süjeleriyle sınırlı değildir ancak bazı özel kanunlarda açık yasaklar mevcuttur. Örneğin; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 148, vergi incelemesi yapanların bilgi isteme yetkisi olsa dahi, ilgililerin vergi dairesine zorla getirilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Bu ayrım, adli makamların (Savcı/Hakim) yetkisi ile idari makamların yetkisi arasındaki sınırı çizer. Vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin bir ceza soruşturması yürütülüyorsa CMK 146 uygulanabilir; ancak saf bir vergi incelemesi aşamasında zorla getirme kararı verilmesi, VUK 148'e açık aykırılık teşkil eder.
"Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların istiyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. ... Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez."
Kaynak: 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Madde 148
Adliye Pratiğinde Kalem İşlemleri ve İnfazın Takibi
Zorla getirme kararı verildiğinde, mahkeme kalemi tarafından "İhzar Müzekkeresi" düzenlenerek ilgili kolluk birimine (Emniyet veya Jandarma) UYAP üzerinden gönderilir. Uygulamada, bu müzekkerelerin akıbetinin sorulması ve infaz edilmeme nedenlerinin denetlenmesi, yargılamanın makul sürede bitirilmesi açısından kritiktir.
Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik uyarınca, bu işlemlerin kayıt altına alınması ve safahatın izlenmesi zorunludur. Kalem personeli, zorla getirme kararının yerine getirilip getirilmediğini, UYAP üzerindeki kolluk cevapları üzerinden takip etmeli; yanıt gelmemesi durumunda tekid (uyarı) yazısı yazmalıdır.
HAGB ve Mahkumiyet Kararlarında Savunma Alınmadan Zorla Getirme Hatası
Ceza yargılamasının en kritik usul hatalarından biri, sanığın savunması alınmadan veya usulüne uygun tebligat/zorla getirme süreci işletilmeden hükmün açıklanması veya mahkumiyet kurulmasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda devam edileceğine dair meşruhatlı davetiye çıkarılmadan ve gerektiğinde zorla getirme kararı infaz edilmeden kurulan hükümleri bozmaktadır.
Özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 147 ve CMK m. 147 arasındaki farklar göz önünde bulundurulduğunda, ceza yargılamasında sanığın "hazır bulunma hakkı" daha mutlak korunur. Savunma hakkı kısıtlanarak, zorla getirme gibi araçlar tüketilmeden verilen kararlar, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkını temelden sarsar.
"Sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin... CMK.nın 147, 176, 177, 191. maddelerine muhalefet edilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2019/9624 E., 2019/10271 K.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Zorla getirme kararı kaç gün geçerlidir? Kanunda zorla getirme kararının bir geçerlilik süresi (örneğin 1 yıl) açıkça belirtilmemiştir. Ancak karar, amacına ulaşıldığında (ifade alındığında) veya mahkemece geri alındığında hükümsüz kalır. Uygulamada, duruşma gününe kadar infaz edilmesi istenir; duruşma geçtikten sonra mahkeme genellikle müzekkereyi yeniler veya yakalama emrine dönüştürür.
2. Zorla getirme kararı olan kişi nezarette tutulabilir mi? Evet, ancak bu süre CMK 146/4 uyarınca yol süresi hariç 24 saati geçemez. Şahıs yakalandığında derhal merciine götürülmelidir. Gece yakalanan şahsın mesai saatine kadar nezarette tutulması "haklı neden" sayılabilir, ancak bu süre hiçbir şekilde yasal sınırı aşamaz.
3. Avukat vasıtasıyla zorla getirme kararına itiraz edilebilir mi? Hakim veya mahkemece verilen zorla getirme kararlarına karşı CMK 267 uyarınca itiraz edilebilir. Ancak Cumhuriyet Savcısının verdiği kararlara karşı kanunda açık bir itiraz yolu öngörülmemiştir. Yine de usulsüz tebligat veya yanlış kişi tespiti gibi durumlarda ilgili savcılığa veya Sulh Ceza Hakimliğine "tedbirin kaldırılması" talepli dilekçe sunulması mümkündür.
4. Tanık zorla getirme kararına direnirse ne olur? Tanık zorla getirme kararına fiziki direnç gösterirse, kolluk görevlileri görevi yaptırmamak için direnme suçu (TCK 265) kapsamında işlem yapabilir. Ayrıca zorla getirme nedeniyle oluşan giderler (yol, konaklama vb.) tanığa yükletilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu.
- Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2018/137, K. 2022/86.
- Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/101, K. 2021/64.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2013/215 E., 2014/547 K.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2017/738 E., 2017/8049 K.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2019/9624 E., 2019/10271 K.
- Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olaya uygulanması halinde hukuki sonuçlar farklılık gösterebilir. Profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.