Teknik Araçlarla İzlemede Hukuka Aykırılık Rejimi ve CMK 140 Uygulama Esasları
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Teknik Araçlarla İzlemede Hukuka Aykırılık Rejimi ve CMK 140 Uygulama Esasları

5271 sayılı CMK m. 140 uyarınca teknik araçlarla izleme, kataloğa bağlı ve ikincil nitelikte bir koruma tedbiridir. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilememesi şartlarının kümülatif varlığı, tedbirin yasallık denetiminde temel ispat eşiğini oluşturur.

CMK 140 Kapsamında Teknik Araçlarla İzleme Tedbirinin Hukuki Niteliği

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. maddesi, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerinin teknik araçlarla izlenmesini, ses veya görüntü kaydı alınmasını düzenleyen istisnai bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, bireyin özel hayatının gizliliği ve konut dokunulmazlığı gibi anayasal haklarına doğrudan müdahale teşkil ettiğinden, kanunda sıkı şekil şartlarına ve sınırlı bir suç listesine (katalog suçlar) bağlanmıştır. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hata, bu tedbirin "iletişimin denetlenmesi" (CMK m. 135) veya "gizli soruşturmacı görevlendirilmesi" (CMK m. 139) ile karıştırılması ya da bu tedbirlerin birine verilen kararın diğeri için de geçerli sayılmasıdır.

Yargıtay yerleşik içtihatlarında, teknik araçlarla izleme tedbirinin "ikincil (sübsidiyer)" niteliğini vurgular. Diğer bir ifadeyle, soruşturma makamlarının elinde maddi gerçeğe ulaşmak için başka hiçbir imkan kalmamış olmalıdır. Ayrıca, 06.03.2014 tarihli 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, sadece "kuvvetli şüphe" yeterli görülmemiş; bu şüphenin "somut delillere" dayanması zorunluluğu getirilmiştir. Bu kriter, kolluğun soyut duyumlar veya istihbari bilgilerle teknik takip başlatmasının önüne geçen kanuni bir bariyerdir.

"CMK’nın “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140. maddesine göre; (1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir: Maddeye göre; Şüpheliler hakkında teknik araçlarla izleme kararı verilebilmesi için: a- Suç kanunda sayılan suçlardan olmalıdır, b- Suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, c- Başka yolla delil elde edilme imkânının bulunmaması, d- Ağır ceza mahkemesi tarafından oy birliğiyle kararı, Gereklidir."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/16325 - Karar No: 2016/5529

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/16325 E. , 2016/5529 K.

Tedbirin Uygulanması İçin Gerekli Kümülatif Şartlar

Teknik araçlarla izleme kararının hukuken geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen dört temel şartın aynı anda (kümülatif olarak) gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan birinin eksikliği, elde edilen tüm görüntü ve ses kayıtlarını "hukuka aykırı delil" statüsüne sokar ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınmasını engeller.

Katalog Suç Sınırlaması ve Suçun Somutlaştırılması

CMK m. 140/1 fıkrasında sayılan suçlar sınırlı sayıdadır (numerus clausus). Örneğin; uyuşturucu madde imal ve ticareti, kasten öldürme, rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma gibi suçlar bu kapsamdadır. Ancak, "zimmet" veya "resmi belgede sahtecilik" gibi suçlar bu katalogda yer almadığından, bu suçlar için teknik takip kararı verilmesi kanunen mümkün değildir. Uygulamada, suçun niteliğinin yanlış belirlenmesi veya katalog dışı bir suçun katalog içindeki bir suçla (örneğin dolandırıcılığın rüşvet gibi gösterilmesi) ilişkilendirilerek tedbir alınması ağır bir hukuka aykırılıktır.

Somut Delillere Dayanan Kuvvetli Şüphe Eşiği

6526 sayılı Kanun ile getirilen "somut delil" kriteri, koruma tedbirinin keyfiliğini önlemeyi amaçlar. Soruşturma dosyasında, teknik takibe başlanmadan önce şüphelinin suçu işlediğine dair belirli bir yoğunlukta delil (tanık beyanı, önceki yakalamalar, fiziksel takip tutanakları vb.) bulunmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sadece "şahısların suç kayıtlarının saptanması" gibi genel gerekçelerle teknik takip kararı verilmesini hukuka aykırı bulmaktadır.

"Anılan tedbire yönelik ilk kararlarda ve uzatma kararlarında, suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin mevcudiyetinin aranması gerekirken henüz işlenip işlenmediği yönünde bir kanaati dahi içermeyecek şekilde teknik araçlarla izleme yapılmasının sebebi olarak “şahısların suç kayıtlarının saptanması” şeklinde genel ve muallak bir sebebe dayanılarak uygulama yapıldığının gözetilmesi..."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/5406 - Karar No: 2016/3084

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2015/5406 E. , 2016/3084 K.

Karar Verme Mercii ve Oybirliği Usulü

Teknik araçlarla izleme tedbiri, kural olarak hakim kararı ile uygulanır. 2014 yılındaki değişiklik sonrası, bu yetki ağır ceza mahkemelerine devredilmiştir. CMK m. 140/2 uyarınca kararın "oybirliği" ile verilmesi şarttır. Soruşturma aşamasında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir ancak bu kararın 24 saat içinde hakim onayına sunulması ve hakimin de 24 saat içinde kararını vermesi zorunludur.

Ağır ceza mahkemesi teknik takip karar dosyası ve mühür detaylı görsel.

Uygulama Notu: Savunma makamı, teknik takip kararlarının asıllarını veya onaylı örneklerini dosya içerisinde mutlaka denetlemelidir. Uygulamada, "X Sulh Ceza Hakimliği'nin kararı uyarınca yapılan takip" ibaresiyle tutanaklar düzenlenmekte, ancak kararın kendisi dosyaya eklenmemektedir. Kararın fiziksel varlığı ve oybirliği şartının sağlanıp sağlanmadığı, hukuki denetimin ilk adımıdır.

Tedbir Türü Karar Mercii Karar Usulü Süre (Normal/Uzatma)
Teknik İzleme (m.140) Ağır Ceza Mahkemesi Oybirliği 3 hafta / +1 hafta
Gizli Soruşturmacı (m.139) Ağır Ceza Mahkemesi Oybirliği Süre sınırı yok (Sınırlı görev)
İletişimin Denetlenmesi (m.135) Ağır Ceza Mahkemesi Oybirliği 2 ay / +1 ay (Örgüt: +1 ay)

Gizli Soruşturmacı ve Teknik İzleme Tedbirlerinin Karıştırılması

Yargı pratiğinde en kronik hatalardan biri, CMK m. 139 uyarınca alınan "Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi" kararının, aynı zamanda m. 140 kapsamındaki teknik takibi de içerdiğinin varsayılmasıdır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, bu iki tedbirin hukuki dayanaklarının ve şartlarının farklı olduğunu, birine dayanılarak diğerinin uygulanamayacağını kesin bir dille belirtmektedir.

Gizli soruşturmacı, örgüt içine sızan bir kamu görevlisidir. Bu görevlinin üzerinde taşıdığı cihazlarla görüntü veya ses kaydı alması, teknik araçlarla izleme kapsamına girer. Dolayısıyla, bir gizli soruşturmacının yaptığı görüşmeleri kaydetmesi için mahkemeden ayrıca CMK m. 140 uyarınca bir teknik araçlarla izleme kararı alınması şarttır. Eğer dosya kapsamında yalnızca m. 139 kararı varsa ve buna dayanarak gizli kamera/ses kaydı yapılmışsa, bu kayıtlar hukuka aykırı delil niteliğindedir.

"CMK’nın 139. maddesine göre alınan Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK’nın 140. maddesine göre ayrıca bir karar alınmadan Teknik Araçlarla izleme yapılamaz. Buna rağmen teknik araçlarla izleme, görüntü ve ses kayıtları yapılmıştır. Mahkemece olayların adli kolluk görevlilerinin faaliyetleri ile teknik izlemeye dayandırılmıştır... Hukuka uygun olmayan teknik izlemelerle elde edilen delillere dayanılarak sübuta gidilmesinin mümkün olmadığının gözetilmemesi [bozmayı gerektirir]."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/16325 - Karar No: 2016/5529

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/16325 E. , 2016/5529 K.

Mekânsal Sınırlar: Kamuya Açık Yer ve Konut Ayrımı

CMK m. 140 tedbirinin uygulanabileceği mekânlar kanunda açıkça "kamuya açık yerler" ve "işyeri" olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemenin zıdd-ı mefhumundan, teknik araçlarla izlemenin kişinin "konutunda" yapılamayacağı sonucu çıkmaktadır. Anayasa'nın 21. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığı, bu tedbirin sınırını çizer.

Konutta Yapılan İzlemelerin Hukuki Sonucu

Kişinin ikametgâhına gizli kamera yerleştirilmesi veya dışarıdan yüksek teknolojik araçlarla konutun içinin görüntülenmesi CMK m. 140 kapsamında değerlendirilemez. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, örgüt üyelerinin konutlarda yaptıkları toplantıların teknik araçlarla izlenmesi, m. 140/5'teki açık yasak karşısında hukuka aykırıdır.

İşyerinin Kapsamı ve İstisnalar

İşyeri, m. 140 kapsamında izlenebilir alanlar arasındadır. Ancak işyerinin "kamuya açık olmayan" kısımları (örneğin bir ofis içindeki özel dinlenme odası) ile ilgili tartışmalar doktrinde devam etmektedir. Yargıtay uygulaması, işyerinin genel çalışma alanlarını izlemeye uygun bulurken, kişinin özel yaşam alanına dönüşen bölümlerde izlemeyi kısıtlama eğilimindedir.

Teknik Araçlarla İzlemede Tesadüfen Elde Edilen Deliller Sorunu

Hukuk pratiğinde en kritik uyuşmazlıklardan biri, teknik araçlarla izleme sırasında (X) suçu araştırılırken (Y) suçuna dair delil elde edilmesidir. CMK m. 138/2, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi (m. 135) için tesadüfen elde edilen delillerin kullanımını düzenlemişken, teknik araçlarla izleme (m. 140) için benzer bir hüküm getirmemiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre; CMK m. 140 için kanunda "tesadüfen elde edilen deliller"e ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, bu tedbir sırasında elde edilen ve soruşturma konusu olmayan suçlara ilişkin bulgular yargılamada delil olarak kullanılamaz. Bu durum, "hukukta kıyas yasağı" ve "şüpheli lehine yorum" ilkelerinin bir gereğidir.

"CMK'nın 138. maddesi... aynı Yasanın 140. maddesi ise Kanunun Birinci Kitap Dördüncü Kısım Koruma Tedbirleri Altıncı Bölüm Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme başlığı altında düzenlendiğinden, “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı CMK'nın 138. maddesi, “teknik araçlarla izleme”yi kapsamadığı gibi Kanunda teknik araçlarla izlemeye ilişkin olarak 138. maddedeki düzenlemeye benzer bir hükme yer verilmediğinden, teknik araçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen delillerin soruşturma veya kovuşturma sırasında CMK'nın 217. maddesi kapsamında delil olarak kullanılmasının olanaklı olmadığı..."

Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/10080 - Karar No: 2018/91

Belgeyi Gör: 5. Ceza Dairesi 2014/10080 E. , 2018/91 K.

Hukuka Aykırı Kayıtların Hükme Esas Alınamazlığı ve Dışlama Kuralı

Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 uyarınca, kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Bu kural mutlak bir nitelik taşır. Teknik araçlarla izleme tedbirinde usul hatası yapılmışsa (örneğin karar süresinin geçmesi, oybirliğinin olmaması veya katalog dışı suçta uygulanması), bu kayıtlar dosyadan fiziken çıkarılmasa bile "değerlendirme dışı" bırakılmalıdır.

Editörün Notu: Yargıtay, hukuka aykırı kayıtların varlığını tek başına bozma sebebi yapmayabilir; ancak mahkemenin gerekçeli kararında bu kayıtları sübuta esas alıp almadığına bakar. Eğer mahkeme, "sanığın ikrarı" veya "tanık beyanı" olsa dahi, temel dayanak olarak illegal teknik takibi göstermişse hüküm bozulacaktır. Kaldı ki, illegal kayıtlara dayanılarak alınan ikrarlar da "zehirli ağacın meyvesi" ilkesi uyarınca geçersizdir.

"Sanıklardan ...'nın 17/12/2012 tarihli beyanlarında geçen “bana göstermiş olduğunuz görüntülerde elimi Savaş'ın cebine sokmamdaki amaç rüşvet vermek değil sadece çay kahve parası vermekti” şeklindeki savunmasından da anlaşılacağı üzere ikrar mahiyetindeki beyanlarının yasal delil niteliğinde olmayan teknik takip görüntülerine dayandığından hükme esas alınamayacağı, kaldı ki ikrarın tek başına mahkumiyete yeterli olmayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/10080 - Karar No: 2018/91

Belgeyi Gör: 5. Ceza Dairesi 2014/10080 E. , 2018/91 K.

Teknik Araçların Standartları ve Kalibrasyon Denetimi

CMK m. 140'ta kullanılan "teknik araç" kavramı, sadece basit bir video kamera veya ses kayıt cihazını değil, mesafe ölçerlerden GNSS sistemlerine kadar geniş bir donanım yelpazesini kapsayabilir. Bu cihazların ürettiği verilerin (örneğin bir rüşvet suçunda paranın teslim edildiği mesafenin tespiti veya şüphelinin tam konumu) delil niteliği kazanabilmesi için teknik geçerliliğe sahip olması gerekir.

Teknik takipte kullanılan cihazların kalibrasyon ve hassasiyet denetimi görseli.

Ölçü ve ölçü aletlerinin muayene ve kalibrasyonu hakkındaki mevzuat (Ölçü ve Ölçü Aletleri Muayene Yönetmeliği, Tıbbi Cihazların Test, Kontrol ve Kalibrasyonu Hakkında Yönetmelik vb.), bu tür donanımların periyodik bakım ve doğruluk testlerinden geçmesini zorunlu kılar. Özellikle fiziksel takip tutanaklarında yer alan teknik veriler (koordinat, mesafe vb.) savunma tarafından cihazın kalibrasyon belgeleri istenerek denetlenmelidir. Hatalı ölçüm yapan bir cihazın verisi, maddi gerçeği yansıtmadığı için "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir.

"Kuruluş, test, kontrol ve kalibrasyon işlemlerinde kullandığı ölçüm özellikli test cihazları ile referans cihazlarının kalibrasyon işlemlerini... imalatçısı tarafından aksi belirtilmediği sürece yılda en az bir kez yaptırır. Test, kontrol ve kalibrasyonda kullanılan donanım, yazılım ve aksesuarların arızalanması halinde, arızası giderilmeden test, kontrol ve kalibrasyon işleminde kullanılamaz."

Kaynak: Tıbbi Cihazların Test, Kontrol Ve Kalibrasyonu Hakkında Yönetmelik m. 9

Belgeyi Gör: TIBBİ CİHAZLARIN TEST, KONTROL VE KALİBRASYONU HAKKINDA YÖNETMELİK

Gizli Soruşturmacı ve Kolluk Görevlisinin Tanık Olarak Dinlenmesi

Teknik takip sonucu düzenlenen tutanakların içeriği şüpheli tarafından kabul edilmediğinde, bu tutanakları düzenleyen görevlilerin mahkemede "tanık" sıfatıyla dinlenmesi bir savunma hakkı gereğidir. Özellikle gizli soruşturmacı veya alıcı rolüne giren kolluk görevlilerinin kimliklerinin saklı tutulması gerekiyorsa, bu işlem CMK m. 58/2 ve Tanık Koruma Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

Yargıtay, gizli soruşturmacıların veya "güven alımı" yapan kolluk görevlilerinin mahkeme huzuruna getirilmemesini veya sanık müdafiine bu kişilere soru sorma imkânı tanınmamasını İHAS m. 6/3-d (tanık sorgulama hakkı) kapsamında "dürüst yargılanma hakkı" ihlali olarak kabul etmektedir.

"Sanık olay tutanağını ve atılı suçu kabul etmediği takdirde, suçun sübutu için “güven alımı” adı verilen uyuşturucu madde temin etme eylemini gerçekleştiren kamu görevlileri kolluk görevlisi ise tanık olarak dinlenmeleri gereklidir. Dava sırasında sanıklar tanık konumundaki gizli soruşturmacıya soru sordurma hakkını da kullanamamıştır. Karar bu yönü ile de hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/140 - Karar No: 2016/2733

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2016/140 E. , 2016/2733 K.

Özel Bir Durum: Kışkırtıcı Ajan ve Suç İşlemeye Sürükleme Yasağı

Hukuk devleti ilkesi, kolluğun veya gizli soruşturmacının pasif bir gözlemci olmasını, delil toplamasını ancak kişiyi suç işlemeye "azmettirmemesini" gerektirir. Eğer gizli soruşturmacı, failde daha önce mevcut olmayan bir suç işleme iradesi oluşturmuşsa (örneğin uyuşturucu satma niyeti olmayan birini defalarca ısrar ederek buna zorlamışsa), burada bir "kışkırtıcı ajan" faaliyetinden söz edilir.

Kışkırtıcı ajan vasıtasıyla elde edilen deliller hukuka aykırıdır. Ayrıca, tek bir eylemle failin yakalanması mümkünken, delil toplama bahanesiyle defalarca (ikinci, üçüncü kez) "güven alımı" yapılması ve bu yolla sanık hakkında TCK m. 43 (zincirleme suç) hükümlerinin uygulanmasına sebebiyet verilmesi, Yargıtay tarafından hukuk etiğine ve adil yargılanmaya aykırı bulunmaktadır.

"...gizli soruşturmacıların somut olaydaki çalışmaları sanıkları suç işlemeye sürükleyen kışkırtıcı ajan tarzında oluşu nedeniyle hukuka aykırıdır. Soruşturma safhasındaki hukuka aykırılıklar nedeniyle sanığın adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Olayda örgüt özelliği olmadığı halde “güven alımı” adı verilen sanıklardan uyuşturucu madde temin etme eyleminin birden çok tekrarlanarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasına yol açılması da Hukuk Devleti ilkeleri, hukuk etiği ve adil yargılama kurallarıyla bağdaşır değildir."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/312 - Karar No: 2015/2691

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/312 E. , 2015/2691 K.

Gerekçeli Kararda Hukuka Aykırı Delillerin Gösterilmesi Zorunluluğu

CMK m. 230/1-b bendi uyarınca, mahkeme gerekçeli kararında hangi delilleri hükme esas aldığını, hangilerini reddettiğini ve "dosya içerisinde bulunan hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin neler olduğunu" açıkça belirtmek zorundadır. Bu düzenleme, hakimin hukuka aykırı delilleri "görmezden gelmesini" değil, onları tespit edip hukuki sistemin dışına itmesini amaçlar.

Uygulamada çoğu mahkeme, teknik takibin usulüne uygun olup olmadığını tartışmadan doğrudan içeriğine odaklanmaktadır. Ancak Yargıtay, teknik takip kararının yokluğu veya usulsüzlüğü durumunda bu eksikliğin gerekçeli kararda gösterilmemesini CMK m. 289/1-g uyarınca "hukuka kesin aykırılık" hali ve bozma nedeni saymaktadır.

"Mahkemece hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller kararda gösterilmediği gibi aksine, karar alınmadan yapılan teknik araçlarla izlemeye dayanan, hukuka aykırı deliller gerekçe yapılarak kurulan ve bu şekilde gerekçesi eksik olan hüküm kanuna aykırıdır. (CMK m. 289/1-g uyarınca bozma sebebi)."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/15357 - Karar No: 2016/1455

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/15357 E. , 2016/1455 K.

Teknik Takip Süreçlerinde Savunma Stratejisi ve Denetim Listesi

Bir ceza dosyasında teknik araçlarla izleme bulguları mevcutsa, profesyonel bir hukukçunun şu adımları takip etmesi yargılamanın seyrini değiştirebilir:

Ceza yargılamasında teknik takip delillerinin denetimi ve savunma stratejisi görseli.

  1. Karar Denetimi: Dosyada m. 140 uyarınca alınmış, ağır ceza mahkemesi heyetince imzalanmış ve oybirliğiyle verilmiş bir karar var mı?
  2. Süre Denetimi: Teknik takip, kararda belirtilen tarihler arasında mı yapılmış? (3 haftalık ana süre ve 1 haftalık uzatma süresi aşılmış mı?)
  3. Mekân Denetimi: Kayıtlar kamuya açık alanda veya işyerinde mi yapılmış, yoksa gizlice konuta mı girilmiş?
  4. Tesadüfi Delil Denetimi: Elde edilen bulgu, karara dayanak olan suçla mı ilgili yoksa başka bir suçun (katalog dışı olabilir) kanıtı olarak mı sunuluyor?
  5. Cihaz Teknik Yeterliliği: Kayıt yapan cihazın kalibrasyonu ve teknik standartlara uygunluğu (GNSS epok süreleri, hata payları vb.) dosya kapsamındaki verilerle uyumlu mu?
  6. Tanık ve Soru Sorma: Tutanak mümzileri veya gizli soruşturmacı mahkemede dinlenmiş mi? Savunmaya soru sorma imkânı verilmiş mi?

Bu denetimler yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri, istinaf ve temyiz aşamalarında usulden bozulma riskiyle karşı karşıyadır. Teknik araçlarla izleme, devletin zor kullanma yetkisinin en ileri aşamalarından biri olup, ancak "hukuk devleti" sınırları içerisinde kaldığı sürece meşrudur.

Sıkça Sorulan Sorular

1. CMK 140 uyarınca alınan ses kayıtları, CMK 135 kapsamındaki telefon dinleme kayıtları gibi tesadüfen elde edilen delil olarak başka davada kullanılabilir mi? Hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, CMK m. 138'deki "tesadüfen elde edilen deliller" düzenlemesi m. 140 için geçerli değildir. Kanunda teknik izleme için bu yönde bir atıf veya düzenleme bulunmadığından, başka suçun ispatında kullanılamazlar.

2. İşyerine gizli kamera yerleştirmek için hakim kararı şart mıdır? Evet. Şüphelinin işyeri dahi olsa, oraya teknik araç yerleştirerek görüntü veya ses kaydı almak CMK m. 140/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin oybirliğiyle vereceği karara bağlıdır. Karar olmadan yapılan yerleştirmeler "özel hayatın gizliliğini ihlal" ve "hukuka aykırı delil" oluşturur.

3. Bir rüşvet dosyasında, rüşvet veren kişinin kendi imkanlarıyla (mahkeme kararı olmadan) çektiği gizli video kaydı delil olur mu? Bu konu "ani gelişen durum" istisnası kapsamında tartışmalıdır. Ancak Yargıtay 5. Ceza Dairesi (2018/9109 E.), kişinin yetkili makamlara başvurma imkanı varken bunu yapmayıp bizzat kayıt almasını hukuka aykırı bulmaktadır. Eğer kayıt ani gelişen ve bir daha elde edilemeyecek bir durum değilse, delil olarak kullanılamaz.

4. Teknik takip kararı uyuşturucu ticareti için alınmışsa ama sanık o sırada rüşvet verirken görüntülenmişse bu görüntü rüşvet davasında kullanılır mı? Kullanılamaz. Rüşvet katalog suç olsa dahi, CMK m. 140 uygulamasında "tesadüfen elde edilen delil" müessesesi kanunda düzenlenmediği için, izleme kararının verilmediği bir suç yönünden bu kayıtlar delil vasfı taşımaz.


Yasal Uyarı: Bu makale, CMK m. 140 ve ilgili yargı kararları üzerine genel bir hukuki analiz sunmaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve usul ekonomisi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu metin profesyonel bir hukuki mütalaa veya avukatlık tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyoneline danışılması tavsiye edilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/16325 - Karar No: 2016/5529.
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/10080 - Karar No: 2018/91.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/140 - Karar No: 2016/2733.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/5406 - Karar No: 2016/3084.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/11062 - Karar No: 2022/6600.
  • Tıbbi Cihazların Test, Kontrol Ve Kalibrasyonu Hakkında Yönetmelik.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: