CMK 144 Kapsamında Tazminat Engelini Oluşturan Haller ve Adliye Pratiğinde Hak Arama Sınırları
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 144 Kapsamında Tazminat Engelini Oluşturan Haller ve Adliye Pratiğinde Hak Arama Sınırları

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinde CMK 144/1-e uyarınca gerçek dışı beyanla tutuklanmaya sebebiyet verme ve mahsup işlemlerinin ödenecek miktara etkisi, Yargıtay içtihatları çerçevesinde hak düşürücü süre ve ispat yükü ekseninde incelenmektedir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Taleplerinde Hak Kaybına Yol Açan Usuli ve Maddi Engeller

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 141 ile m. 144 hükümleri arasında düzenlenen, devletin haksız veya hukuka aykırı yargısal faaliyetlerinden kaynaklanan sorumluluğunun bir tezahürüdür. Ancak her beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. CMK m. 144, tazminat hakkının doğmasını engelleyen mutlak ve nisbi halleri sınırlandırmıştır. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan engel, kişinin kendi kusuruyla (gerçek dışı beyanla) koruma tedbirine muhatap olmasıdır. Ayrıca, kesinleşme şerhi eksikliği, hak düşürücü sürelerin kaçırılması ve tutukluluğun başka bir mahkumiyetten mahsup edilmesi gibi unsurlar, davanın esastan reddine veya tazminat miktarının sembolik seviyeye inmesine neden olmaktadır.

CMK 144 Kapsamında Tazminat İstemine Engel Olan Mutlak Haller

5271 sayılı Kanun’un 144. maddesi, tazminat hakkının sınırlarını belirlerken "kişisel kusur" ve "yasal değişiklikler" üzerine bir denge kurar. Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden, tazminat isteme hakkı bulunmayanlar tahdidi olarak sayılmıştır. Maddenin lafzı, hakimin takdir yetkisinden ziyade yasal bir zorunluluğu ifade eder.

CMK 144 tazminat engellerini simgeleyen hukuk dosyaları ve kanun metni.

CMK 144/1-e Uyarınca Gerçek Dışı Beyanla Tutuklamaya Sebebiyet Verme

Tazminat hukukunda "kendi kusuruna dayanarak hak elde edememe" ilkesinin bir yansıması olarak, adli makamlar önünde suç işlediğini veya suça katıldığını bildiren kişi, bu beyanı nedeniyle tutuklanmışsa, yargılama sonunda beraat etse dahi tazminat talep edemez. Burada kritik eşik, beyanın "gerçek dışı" olması ve "adli makamlar" huzurunda verilmiş olmasıdır.

Lehe Kanun Değişikliği ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Etkisi

CMK 144/1-b bendi uyarınca, tutuklama anında hukuka uygun olan bir işlem, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren bir kanun nedeniyle beraat veya KYOK ile sonuçlanmışsa, kişi tazminat isteyemez. Bu durum, suçun unsurlarının sonradan değişmesi veya cezasızlık hallerinin genişlemesi ile doğrudan ilintilidir.

Tazminat Engelleyici Durum Yasal Dayanak Pratik Sonuç
Gerçek dışı ikrar (Suç Üstlenme) CMK m. 144/1-e Davanın esastan reddi
Lehe Kanun Değişikliği ile Beraat CMK m. 144/1-b Tazminat hakkının doğmaması
Başka Mahkumiyetten Mahsup Yargıtay İçtihatları Sembolik tazminata hükmedilmesi
Hak Düşürücü Süre Aşımı CMK m. 142/1 Davanın usulden reddi

Gerçek Dışı Beyanla Tutuklanmaya Sebebiyet Verme Kriteri (CMK 144/1-e)

Adliye pratiğinde en çok uyuşmazlık konusu olan husus, şüphelinin soruşturma evresindeki beyanlarının tazminat hakkını ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, kişinin hür iradesiyle ve gerçek dışı şekilde suçu üstlenmesini tazminatın önünde mutlak bir set olarak görür.

Adli Makam Kavramı ve Kolluk İfadesinin Hukuki Değeri

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin güncel kararlarında, CMK 144/1-e bendindeki "adli makamlar" ifadesinin savcılık ve mahkemeyi kapsadığı, kollukta (emniyet/jandarma) verilen ifadelerin ise tek başına bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanmaktadır. Eğer kişi kollukta suçu kabul edip, adli makam (savcı/hakim) huzurunda bu beyanından dönmüşse, tazminat hakkı kural olarak baki kalır.

"...davacının Çarşamba İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yakalanarak gözaltına alınması üzerine kolluk aşamasındaki ifadesinde kenevir bitkilerini kendisinin ektiğini ve kurumaya bıraktığını beyan ederek atılı suçları işlediğini kabul ettiği ancak Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2019 tarihli savcılık ifadesinde, aynı tarihli Çarşamba Sulh Ceza Mahkemesinin sorgu zaptında ve Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesince alınan savunmasında eşinin kalp hastası olması nedeniyle eşini korumak amacıyla kollukta suçu işlediğini kabul ettiğini ancak olayla bir ilgisi olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, davacının olay tarihinde yakalanması üzerine kolluk beyanı dışında 5271 sayılı CMK.'nın 144/1-e maddesi gereğince adli makamlar olan savcılık ve mahkeme huzurunda tutarlı olarak suçu işlemediğini beyan etmesi karşısında davacının gerçek dışı beyanla tutuklanmasına neden olduğundan bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/2325 - Karar No: 2024/1828

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2022/2325 E. , 2024/1828 K.

Suç Üstlenme (TCK 270) ve Tazminat İlişkisi

Kişinin gerçek dışı beyanla tutuklanmasına neden olması durumu, çoğu zaman TCK m. 270’de düzenlenen suç üstlenme suçu ile paralellik gösterir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun ikrarı halinde şahsi kusurun varlığını kabul etmektedir. Ancak bu ikrarın tazminata engel olması için, tutuklama kararının "yalnızca" veya "ağırlıklı olarak" bu beyana dayandırılmış olması gerekir.

"5271 sayılı CMK'nun 142/1-e maddesinde açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlara tazminat verilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişinin tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmelidir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/531 - Karar No: 2015/157

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2013/531 E. , 2015/157 K.

Lehe Kanun Değişikliği Nedeniyle Beraat ve Tazminat Yasağı (CMK 144/1-b)

Hukuk sistemimizde suçların ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, kanun koyucu zaman zaman suç teşkil eden fiilleri suç olmaktan çıkarabilir veya yaptırımı hafifletebilir. CMK m. 144/1-b, bu gibi "kanun değişikliği" durumlarında devletin tazminat sorumluluğunu dışlamaktadır.

Uygulama Notu: Eğer davacı, suç tarihinde yürürlükte olan kanunlara göre tutuklanmış ve ancak yargılama sürerken yapılan bir yasal değişiklik (örneğin 6008 sayılı Kanun uyarlaması) sayesinde beraat etmişse, tazminat davası "hukuki dayanak yokluğu" nedeniyle reddedilecektir. Bu durumda beraat, delil yetersizliğinden veya suçun işlenmediğinin sabit olmasından değil, fiilin suç vasfını kaybetmesinden kaynaklanmaktadır.

"...hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ... ilamı ile 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı kanun gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verildiği ... hakkında 'silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme' suçu nedeniyle CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nın 144/1-b maddesindeki, kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden, tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceği yönündeki düzenleme dikkate alınarak davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş..."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/17567 - Karar No: 2015/3382

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2014/17567 E. , 2015/3382 K.

Tutukluluğun Başka Mahkumiyetten Mahsubu ve Hakkaniyet Denetimi

CMK m. 144/1-a bendinin mülga olmasıyla birlikte, tutukluluk süresinin başka bir mahkumiyetten mahsup edilmiş olması artık davanın reddini gerektiren mutlak bir engel değildir. Ancak bu durum, tazminatın miktarı üzerinde doğrudan etkilidir.

Mahsup İşleminin Tazminat Miktarına Etkisi

Eğer davacı, haksız yere tutuklu kaldığı süreyi, başka bir davadan aldığı kesinleşmiş cezadan indirtmişse (mahsup), artık bu sürenin "maddi zararını" Devletten talep edemez. Çünkü kişi, o süreyi hapis cezasını infaz ederek zaten "tüketmiş" sayılmaktadır. Yargıtay, bu durumda hak ve nesafet gereği maddi tazminat isteminin reddedilmesi, manevi tazminatın ise oldukça düşük (sembolik) tutulması gerektiği görüşündedir.

Sembolik Tazminat Uygulaması

Mahsup yapılan durumlarda yargı eğilimi, kişinin özgürlüğünden mahrum kaldığı sürenin bir başka cezadan düşülmüş olmasını "zararın giderilmesi" olarak değerlendirir. Ancak haksız koruma tedbirinin yarattığı manevi tahribat tam olarak giderilmediğinden, hakkaniyete uygun çok küçük tutarlı bir manevi tazminata hükmedilmesi ihtimal dahilindedir.

"CMK'nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/8499 - Karar No: 2024/7621

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2022/8499 E. , 2024/7621 K.

Tazminat Davalarında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelerin Hesaplanması

CMK m. 142/1 uyarınca tazminat davası, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde en büyük risk, beraat kararının kesinleşme şerhinin davacıya tebliğ edilip edilmediğinin takibidir. Eğer kesinleşme şerhli beraat kararı davacıya usulüne uygun tebliğ edilmişse 3 aylık süre; tebliğ edilmemişse kesinleşmeden itibaren 1 yıllık süre işlemeye başlar. UYAP üzerinden öğrenme, her zaman tebliğ yerine geçmez; ancak kişinin kesinleşmeyi öğrendiğine dair dosyada somut bir veri (örneğin beraat dosyasına sunulan dilekçe) varsa süre o tarihten başlatılabilir.

"Tazminat talebinin dayanağı olan beraat hükmünün kesinleştiğine dair düzenlenen kesinleşme şerhi ve kesinleşme şerhli beraat hükmü örneğinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini öğrenip öğrenmediği ... hususları ile davacının dayanak ceza dosyasındaki ... yazısı ekindeki dilekçesinin akibeti araştırılıp, dolayısıyla davanın süresinde açılıp açılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ... gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/738 - Karar No: 2017/8049

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2017/738 E. , 2017/8049 K.

Adliye Pratiğinde Tazminat Davası Açma Süreci ve Dilekçe Kurgusu

Tazminat davaları, kişinin oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde, eğer o yer Ağır Ceza Mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise en yakın yer Ağır Ceza Mahkemesinde açılır. Davalı her zaman Devlet Hazinesi (Maliye Bakanlığı) olup, husumetin yanlış yönlendirilmesi davanın reddi nedenidir.

Adliye pratiğinde tazminat davası açma sürecini temsil eden evraklar.

Dilekçede Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar

Dava dilekçesinde haksız yere maruz kalınan koruma tedbirinin türü (gözaltı, tutuklama, adli kontrol), süresi, bu süreçte uğranılan maddi kayıplar ve manevi çöküntü somutlaştırılmalıdır. Özellikle maddi tazminat kalemleri (avukatlık ücreti, kazanç kaybı, sağlık giderleri) belgelerle desteklenmelidir.

Bilirkişi İncelemesi ve Hesaplama Yöntemi

Mahkeme, maddi zarar hesabı için dosyayı bilirkişiye gönderir. Bilirkişi, davacının tutuklu kaldığı dönemdeki gelir durumunu araştırır. Eğer davacı bir iş yerinde çalışmıyorsa veya gelirini ispat edemiyorsa, hesaplama o tarihteki net asgari ücret üzerinden yapılır. Yargıtay, net asgari ücretin altında kalan maddi tazminat hesaplamalarını bozma nedeni yapmaktadır.

"Davacının ... tutukluğunun infazının yapıldığı ... davacının vergi kaydına göre tespit edilen gelir kaybının asgari ücretten az olduğu anlaşılmakla bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak ''16.225,59'' TL'nin gelir kaybı olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın altında kalacak şekilde ''14.741,00'' TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı aleyhine eksik maddi tazminata hükmolunması kanuna aykırıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/9618 - Karar No: 2021/4400

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2020/9618 E. , 2021/4400 K.

İspat Yükü ve Delillerin Toplanmasında Karşılaşılan Usulü Hatalar

Tazminat davasında ispat yükü davacıdadır. Davacı, hem haksız koruma tedbirini hem de bu tedbir nedeniyle uğradığı zararı ispat etmekle mükelleftir. Ancak, tutukluluk ve gözaltı kayıtları devletin arşivinde olduğundan, mahkeme bu belgeleri (müzekkereler, infaz fişleri, tahliye ilamları) ilgili kurumlardan celp etmek zorundadır.

Uygulama Notu: Mahkemeler bazen yalnızca beraat kararını yeterli görerek hüküm kurmaktadır. Oysa Yargıtay, tutuklama müzekkeresinin gerçekten infaz edilip edilmediğinin ceza infaz kurumundan sorulmasını, giriş-çıkış tarihlerinin netleştirilmesini zorunlu tutar. Aksi durum, "infaz edilmemiş tutukluluk" için tazminat ödenmesi riskini doğurur ki bu bir bozma sebebidir.

"Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında davacı hakkında düzenlenen gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm tutanak, müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/2038 - Karar No: 2020/7304

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2019/2038 E. , 2020/7304 K.

Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Yargıtay'ın Objektif Ölçütleri

Tazminat miktarının tayini, hakimin takdir yetkisinde olsa da bu takdir "keyfiyet" içermez. Yargıtay, maddi ve manevi tazminat için belirli parametreler geliştirmiştir.

Tazminat hesaplamalarında kullanılan bilirkişi ve asgari ücret verileri.

Maddi Tazminat Hesaplamasında Net Asgari Ücret Esası

Maddi tazminat, davacının haksız tutukluluk süresince elde edemediği kazançtır. Kişi, profesyonel bir meslek icra ediyorsa ve gelirini vergi kayıtları veya bordro ile ispatlıyorsa bu miktar esas alınır. İspat yoksa, net asgari ücret "alt sınır" olarak uygulanır.

Manevi Tazminatın Tayininde Hak ve Nesafet İlkeleri

Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir ancak kişinin maruz kaldığı keder ve elemi dindirecek düzeyde olmalıdır. Belirlenirken; davacının sosyal statüsü, ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği (terör, cinayet gibi ağır suçlarda miktar artar), tutukluluk süresi ve paranın alım gücü dikkate alınır.

"Davacılar lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması usul ve yasaya aykırıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/1955 - Karar No: 2020/6782

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2019/1955 E. , 2020/6782 K.

Hükmedilen Tazminatın Tahsili ve İcra Takibinde Kesinleşme Şartı

CMK m. 142/10 uyarınca, koruma tedbirleri nedeniyle hükmedilen tazminat kararları kesinleşmeden icra takibine konu edilemez. Bu kural, devlet hazinesinin gereksiz icra masraflarıyla karşılaşmasını önleme amacı taşır.

Dikkat Edilmesi Gereken Husus: Karar kesinleştikten sonra doğrudan icra takibi başlatmak yerine, öncelikle idari başvuru süreci tamamlanmalıdır. Kesinleşen karar, banka hesap numarası ile birlikte ilgili idareye bildirilmelidir. İdare, bu bildirimden itibaren 30 gün içinde ödeme yapmazsa, genel hükümler dairesinde icra takibi (ilamlı icra) başlatılabilir. 7499 sayılı Kanun değişikliği ile Bölge Adliye Mahkemelerinin bu konudaki kararları miktar gözetilmeksizin kesinleşmiş sayılabilmektedir.

Vekalet Ücreti ve Yargılama Giderlerine İlişkin Spesifik Kurallar

Tazminat davalarında vekalet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca nisbi olarak hesaplanır. Ancak bu nisbi ücretin bir üst sınırı vardır: Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretin üzerine çıkamaz.

Uygulama Notu: Eğer dava tamamen reddedilirse, davacı aleyhine Hazine lehine maktu vekalet ücretine hükmedilir. Ancak davanın kısmen kabulü halinde, reddedilen kısım üzerinden Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği konusu Yargıtay kararlarında "leh ve aleyhe vekalet ücreti" dengesiyle çözülmektedir. Genellikle davacı lehine nisbi, davalı Hazine lehine ise sadece davanın tamamen reddi halinde maktu ücrete hükmedilir.

"...koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedileceği, somut olayda da davalının davayı vekili aracılığıyla takip edip davanın reddi kararı verildiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/8135 - Karar No: 2023/2005

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2021/8135 E. , 2023/2005 K.

Ödenen Tazminatın Geri Alınması Usulü (CMK 143)

Tazminat ödenmiş olması, sürecin her zaman kapandığı anlamına gelmez. CMK m. 143, ödenen tazminatın iadesini gerektiren istisnai durumları düzenler. Eğer tazminata dayanak olan KYOK kararı sonradan kaldırılarak dava açılır ve mahkumiyet verilirse veya yargılamanın yenilemesi sonucu beraat kararı kaldırılırsa, ödenen tazminat geri alınır.

Geri alma işlemi, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi üzerine aynı mahkemeden alınacak bir kararla ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilir. Bu iade kararının kapsamı, kişinin mahkum olduğu süreye tekabül eden tazminat kısmıyla sınırlıdır. Kişinin iade kararına karşı itiraz hakkı mevcuttur.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı haksız tutuklama tazminatına engel midir? Evet, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre HAGB kararı verilmesi durumunda, ortada teknik anlamda bir beraat veya KYOK bulunmadığı, denetim süresi sonunda davanın düşmesi ihtimali olsa dahi fiilin sabit görüldüğü gerekçesiyle tazminat talebi reddedilmektedir.

2. Kişi suçunu kollukta kabul edip savcıda reddederse tazminat alabilir mi? Evet, CMK 144/1-e maddesi "adli makamlar" huzurunda gerçek dışı beyanı engel sayar. Kolluk (polis/jandarma) adli makam sayılmadığından, oradaki ikrar adli makamlar önünde düzeltildiği sürece tazminat hakkını tek başına ortadan kaldırmaz.

3. Tutukluluk süresi başka bir suçtan mahsup edilmişse dava açmak anlamsız mıdır? Hayır, 144/1-a bendinin iptaliyle mahsup artık engel değildir. Maddi tazminat alamasanız bile, haksız koruma tedbirinin yarattığı manevi zarar için "sembolik" de olsa bir manevi tazminat alma hakkınız bulunmaktadır.

4. Tazminat davası açmak için ceza davasının kesinleşmesini beklemek zorunda mıyım? Evet, CMK 142. madde uyarınca tazminat davası açma hakkı, beraat veya KYOK kararının kesinleşmesiyle doğar. Kesinleşmemiş bir karara dayanarak açılan dava "erken açılan dava" olması nedeniyle reddedilebilir veya bekletici mesele yapılabilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141, 142, 143, 144.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 270.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2013/531, Karar No: 2015/157.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/2325, Karar No: 2024/1828.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/17567, Karar No: 2015/3382.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/738, Karar No: 2017/8049.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/8135, Karar No: 2023/2005.

Yasal Uyarı: Bu metin, 05.03.2026 tarihi itibariyle güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda, profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü usuli ve maddi detayları bulunduğundan, metindeki bilgilerin doğrudan uygulanması hak kaybına yol açabilir. Bu içerik hukuki danışmanlık teşkil etmez.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: