
CMK Madde 185 Uyarınca Zorunlu Kapalılık: Çocuk Sanık Yargılamasında Usul Hataları ve İptal Rejimi
5271 sayılı CMK m. 185 kapsamında düzenlenen zorunlu kapalılık, on sekiz yaşını doldurmamış sanıklar için aleniyet ilkesinin mutlak istisnasını teşkil eder; bu kuralın ihlali, yargılamanın her aşamasında sanığın korunması amacını zedeleyen ve bozma nedeni sayılan temel bir usul hatasıdır.
CMK Madde 185 Kapsamında Zorunlu Kapalılık İlkesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 185, on sekiz yaşını doldurmamış sanıkların yargılandığı duruşmaların mutlaka kapalı yapılmasını ve hükmün de kapalı oturumda tefhim edilmesini emreder. Bu düzenleme, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan "duruşmanın açıklığı" (aleniyet) kuralının, suça sürüklenen çocuğun korunması amacıyla getirilmiş mutlak bir istisnasıdır. Genel ahlak veya kamu güvenliği nedeniyle mahkemeye takdir yetkisi tanıyan CMK m. 182’den farklı olarak, sanığın yaşına dayalı kapalılıkta mahkemenin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
Uygulamada, sanığın duruşma tarihindeki yaşı esas alınır. Eğer sanık, duruşmanın yapıldığı veya hükmün açıklandığı sırada on sekiz yaşını doldurmamışsa, oturumların halka ve basına kapatılması yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, yalnızca duruşmanın sözlü aşamasını değil, hükmün tefhimini de kapsar. Yargıtay içtihatları, bu kuralın ihlalini "savunma hakkının kısıtlanması" ve "usul ekonomisine aykırılık" çerçevesinde değerlendirmekte, ancak sanığın temyiz aşamasında reşit olması durumunda bozma kararının hukuki yararını tartışmaktadır.
Anayasal Dayanak ve Aleniyet İlkesinin Sınırlandırılması
Anayasa’nın 141. maddesi, mahkemelerde duruşmaların herkese açık olduğunu kural olarak benimserken, küçüklerin yargılanması konusunda kanunla özel hükümler konulabileceğini açıkça belirtmiştir. CMK m. 185, bu anayasal yetkinin somutlaşmış halidir. Aleniyet ilkesi, yargılamanın kamu denetimine açık tutularak adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasını sağlarken; zorunlu kapalılık, çocuğun damgalanmasını önlemek ve topluma kazandırılma sürecini olumsuz etkilememek amacını taşır.
"2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 'Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması' kenar başlıklı 141. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; 'Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.' 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; 'Duruşmaların açıklığı' kenar başlıklı 182. maddesinde; (1) Duruşma herkese açıktır. (2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/9309 - Karar No: 2015/4983
Aleniyetin Demokratik Toplumdaki Yeri ve İstisnaları
Aleniyet, yargının meşruiyetini sağlayan temel direklerden biridir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6/1, gençlerin çıkarlarının korunması amacıyla duruşmaların basına ve kamuya kapatılabileceğini kabul eder. Bu noktada, çocuk sanık bakımından kapalılık bir hak değil, devletin yerine getirmesi gereken bir yükümlülüktür.
Mahkemenin Gerekçeli Karar Yükümlülüğü
Her ne kadar kapalılık zorunlu olsa da, mahkemenin CMK m. 186 uyarınca kapalılık kararını ve nedenlerini tutanağa geçirmesi gerekir. Zorunlu kapalılık hallerinde "sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması" yasal gerekçenin kendisidir. Uygulamada, duruşma tutanağının başına "kapalı duruşmaya başlandı" ibaresinin eklenmesi usul açısından zorunludur.
Uluslararası Sözleşmelerin İç Hukuka Etkisi ve Yaş Sınırı
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (UN CRC) ve Çocuk Adalet Sistemi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları), 18 yaşına kadar her bireyin çocuk olduğunu ve özel hayatının gizliliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgular. Türk hukukunda 1412 sayılı eski mülga kanun döneminde 15 olan zorunlu kapalılık sınırı, 5271 sayılı CMK ile 18’e çıkarılarak uluslararası standartlara uyum sağlanmıştır.
"Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Devletler Sözleşmesinin 1. maddesinde çocuk tarifinin 18 yaşını bitirmemiş kişiler olarak yapıldığı ve bunlar hakkındaki yargılamanın gizli olacağına dair genel hüküm ile ve Çocuk Adalet sistemi kurullarını düzenleyen Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Sözleşmesi) ve buna paralel düzenleme getiren 03.07.2005 tarih ve 5395 sayılı ÇKK’da yer alan gizlilik temel ilkesi ve CMK’nın 185. maddesinde de 18 yaşını doldurmamış sanıkların duruşmalarının kapalı olarak yapılacağı hususu yönünde hükümler getiren düzenlemeler bulunduğu gibi milletlerarası sözleşme arasında bir çelişki ve çatışma söz konusu olduğunda milletlerarası sözleşmenin iç hukuka göre üstün tutulacağı..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2011/6-331 - Karar No: 2012/69
Anayasa Madde 90 ve Uygulama Önceliği
Anayasa m. 90 uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların farklı hükümler içermesi durumunda antlaşma hükümleri esas alınır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15-18 yaş grubundaki çocukların duruşmalarının kapalı yapılmasını, bu üstün hukuk normlarına dayandırmıştır.
5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Paralellik
5395 sayılı ÇKK m. 4, çocuğun haklarının korunması ve özel hayatının gizliliğinin sağlanmasını temel ilkeler arasında sayar. CMK m. 185 ile ÇKK m. 22 arasındaki bu uyum, çocuk adalet sisteminin bütüncül yapısını korur. Mahkemeler, suça sürüklenen çocuğun yargılamadan en az zararla çıkmasını temin etmekle mükelleftir.
Müşterek Yargılamada Kapalılık Rejimi: Yetişkin ve Çocuk Sanıklar
Pratikte en çok karşılaşılan sorunlardan biri, bir yetişkin ile bir çocuğun aynı suçtan ve aynı dosyada yargılanmasıdır. CMK m. 185, sanığın yaşına odaklandığı için, sanıklardan birinin çocuk olması durumunda duruşmanın tamamının kapalı yapılması gerekip gerekmediği sorusu gündeme gelmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı, müşterek yargılamada "çocuğun korunması" amacının baskın gelmesi gerektiği yönündedir.
"19.04.2015 tarihinde yetişkin sanık ... ile birlikte mağdur ...'e karşı nitelikli yağma suçunu işlediği iddia edilen çocuk sanık ... hakkındaki soruşturmanın, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gereğince ayrı yürütüldüğü, kovuşturma evresinde ise her iki sanık hakkında nitelikli yağma suçundan açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verildiği olayda; davaların birlikte görülmesinde umulan fayda ile çocuk sanık ...'ın korunması ve yargılamadan etkilenmemesi amacının ortadan kalkmadığı, dolayısıyla her iki sanık bakımından oturumların kapalı yapılması ve hükümlerin de kapalı oturumda tefhim edilmesi gerekirken tüm oturumların açık yapılıp hükümlerin de açık oturumda tefhim edilmesi CMK'nun 185. maddesine açıkça aykırı ise de..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/625 - Karar No: 2018/275
Birlikte Yargılamada Gizlilik İlkesinin Genişlemesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi de yetişkinlerle birlikte yargılanan suça sürüklenen çocukların bulunduğu dosyalarda, duruşmanın ve hükmün tefhiminin gizli yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, yetişkin sanığın "aleniyet hakkı" ile çocuk sanığın "korunma hakkı" çatıştığında, hukuk düzeninin çocuk lehine tercih kullandığını göstermektedir.
Birleştirilen Davalarda Usul Ekonomisi ve Koruma Dengesi
Davaların birleştirilmesi, delillerin birlikte değerlendirilmesi açısından faydalı olsa da, usuli güvencelerin feda edilmesine neden olamaz. Eğer bir yetişkin sanık, davasının açık görülmesini talep ederse, mahkeme bu talebi reddederek çocuk sanığın mevcudiyeti nedeniyle kapalılık kararı vermek zorundadır.
Duruşma Safahatında Kapalılığın Uygulama Alanı
Zorunlu kapalılık, sanığın savunmasının alınmasından tanık dinlenmesine, bilirkişi raporlarının okunmasından delillerin tartışılmasına kadar tüm kovuşturma evresini kapsar. Kapalılık kuralı yalnızca fiziki olarak izleyicilerin salondan çıkarılması değil, aynı zamanda ses ve görüntü nakli yapan cihazların (SEGBİS hariç, kaydın gizliliği kaydıyla) engellenmesini de içerir.
Tanığın Dinlenmesi ve Çapraz Sorgu
Kapalı oturumda tanıkların dinlenmesi sırasında, mahkeme CMK m. 187 uyarınca bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Ancak bu kişilerin gizliliği ihlal etmemeleri konusunda uyarılmaları ve bu uyarının tutanağa geçirilmesi esastır. Çocuk sanığın yargılandığı davalarda, tanıkların da çocuk olması durumunda kapalılık daha da hassas bir hal alır.
Delillerin Ortaya Konulması ve Tartışılması
Delillerin kapalı oturumda tartışılması, çocuk sanığın sosyal inceleme raporu gibi hassas verilerinin kamuya yansımasını engeller. Mahkeme, kapalılık kararını ihlal ederek herhangi bir delili açık oturumda tartışırsa, bu durum usul hatası olarak değerlendirilir. Ancak bu hatanın hükme etkisi, her somut olayda ayrı ayrı incelenmelidir.
Hükmün Tefhimi ve Kapalı Oturum Zorunluluğu
CMK m. 185/1’in en net düzenlemelerinden biri, hükmün de kapalı duruşmada açıklanacağıdır. CMK m. 182 kapsamında genel ahlak nedeniyle verilen kapalılık kararlarında dahi hüküm açık açıklanırken, çocuk sanıklar söz konusu olduğunda hükmün tefhimi de gizli kalmalıdır. Bu kuralın ihlali, Yargıtay tarafından "aleniyet ilkesinin ihlali" olarak değil, "zorunlu kapalılık kuralının ihlali" olarak bozma nedeni yapılmaktadır.
"Hükmün verildiği 01.03.2021 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuğun onsekiz yaşını doldurmuş olması karşısında hükmün kapalı duruşmada açıklanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 185. maddesine aykırı davranılarak aleniyet kuralının ihlal edilmesi... sanığa son sözü sorulmadan duruşmanın bitirilip hüküm verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 216/son maddesindeki 'Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.' emredici hükmüne aykırı hareket edilerek savunma hakkının kısıtlanması..."
Kaynak: 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/11662 - Karar No: 2025/3304
Hüküm Fıkrasında Belirsizlik ve Çelişki
Duruşma tutanağında "kapalı oturuma devam olundu" yazılıp, hüküm fıkrasının sonunda "açık duruşma sonunda verilen karar okunup anlatıldı" ibaresinin yer alması, Yargıtay tarafından çelişki ve belirsizlik olarak kabul edilir. Bu tür bir çelişki, hükmün gerçekten hangi şartlar altında verildiğinin denetlenmesini imkansız kılar.
Tefhimde Hazır Bulunabilecekler
Hükmün açıklandığı kapalı oturumda, sanık müdafii, kanuni temsilci ve sosyal çalışma görevlisi bulunabilir. Ancak izleyiciler ve basın mensupları kesinlikle alınamaz. Tefhim sırasında mahkeme başkanının kararı okuması, gerekçeyi ana hatlarıyla açıklaması ve kanun yolu bildirimini yapması da yine bu kapalı oturumun bir parçasıdır.
Sanığın On Sekiz Yaşını Doldurmasının Usuli Etkileri
Yargılama devam ederken sanığın on sekiz yaşını doldurması durumunda, CMK m. 185 uyarınca devam eden zorunlu kapalılık sona erer. Bu andan itibaren duruşmaların açık yapılması kuraldır. Eğer mahkeme kapalılığa devam etmek istiyorsa, bu kez CMK m. 182’deki genel ahlak veya kamu güvenliği şartlarının varlığını aramalı ve bu konuda yeni bir ara karar kurmalıdır.
| Durum Analizi | Uygulanacak Usul | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| Sanık 18 yaşından küçük | Mutlak Kapalı Duruşma | CMK m. 185 |
| Sanık 18 yaşını doldurdu | Açık Duruşma (Kural) | CMK m. 182/1 |
| Sanık 18 yaşını doldurdu (Hassas Suç) | Kararla Kapalı Duruşma | CMK m. 182/2 |
| Müşterek Yargılama (Çocuk + Yetişkin) | Mutlak Kapalı Duruşma | İçtihat (CGK 2017/625) |
Reşit Olan Sanık İçin Kapalı Tefhim Yanılgısı
Sanık reşit olduğu halde mahkemenin alışkanlıkla veya sehven hükmü kapalı oturumda açıklaması, bu kez "aleniyet ilkesinin ihlali" anlamına gelir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli kararı, sanık yetişkin ise hükmün mutlak surette açık açıklanması gerektiğini, aksinin bozma nedeni olduğunu teyit etmiştir.
Zamanaşımı ve Usul Hatası İlişkisi
Eski kanun dönemindeki 15 yaş sınırı ile yeni kanundaki 18 yaş sınırı arasındaki fark, özellikle derdest dosyalar ve infaz aşamasındaki uyuşmazlıklarda zamanaşımı hesaplamalarını da etkileyebilmektedir. Ancak duruşma usulü bakımından, duruşmanın yapıldığı tarihteki kanun ve sanığın o tarihteki fiziki yaşı belirleyicidir.
Kapalılık Kararının İhlali ve Mutlak Bozma Sebebi Analizi
Duruşmanın açık yapılması gereken yerde kapalı, kapalı yapılması gereken yerde açık yapılması, CMK m. 289/1-f bendinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hallerinden biri değildir. Ancak, sanığın savunma hakkının kısıtlanması ve yargılamanın dürüstlüğü ilkeleri üzerinden bozma konusu yapılabilir. Yargıtay, çocuk sanık yargılamasında açıklık ihlalini genellikle "bozma nedeni" olarak kabul etmekle birlikte, gelinen aşamada hatanın telafisi mümkün değilse (sanık artık reşitse) eleştiriyle yetinebilmektedir.
"Dosya kapsamına göre; 27.12.2012 tarihli duruşmada Dairemizin... 'CMK'nın 182/2. maddesi gereğince duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilerek, yapılan yargılama neticesinde, kararın açık duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, kapalı duruşmada açıklanması suretiyle CMK'nın 182/3. maddesine aykırı davranılması' şeklindeki bozma ilamına uyulmasına karar verildiği hâlde... hükmün yine kapalı duruşmada açıklanması suretiyle aleniyet kuralının ihlal edilmesi... hükmün BOZULMASINA..."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/9309 - Karar No: 2015/4983
Esasa Etki Etmeyen Usul Hataları
Bazı durumlarda, duruşmaların açık yapılmasına rağmen sanığın beraat etmesi veya lehe hükümlerin uygulanması durumunda, temyiz merci "sanık lehine olan bu sonucun bozulmasında hukuki yarar görmeyebilir". Ancak mahkumiyet kararlarında, usulüne uygun yapılmayan bir yargılamanın ürünü olan hükmün geçerliliği her zaman tartışmaya açıktır.
İyileştirilemez (Gayrimümkün) Aykırılıklar
Sanığın on sekiz yaşını doldurması, geçmişteki "açık yapılma" hatasını geri döndürülemez kılar. Zira bozma kararı verilse bile, yeniden yapılacak yargılamada sanık artık reşit olduğu için duruşmalar açık yapılacaktır. Bu paradoksal durum, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından "aykırılığın giderilmesi imkânının bulunmaması" olarak nitelendirilmektedir.
Mağdur Hakları ve Kapalı Duruşmada Hazır Bulunabilecekler
Kapalı duruşma, yalnızca sanığı korumakla kalmaz; bazı durumlarda çocuk mağdurun da korunmasına hizmet eder. CMK m. 187 uyarınca mahkeme, kapalı duruşmada mağdur vekilinin, sanık müdafiinin ve yasal temsilcilerin hazır bulunmasına müsaade eder. Ancak bu kişilerin dışındaki "bazı kişiler" için mahkemenin özel izin vermesi gerekir.
Katılma Talebi ve Tebligat Noksanlıkları
Yargılamanın kapalı yapılması, suçtan zarar görenin davaya katılma hakkını ortadan kaldırmaz. Mağdurun vekiline veya kendisine duruşma gününün bildirilmemesi ya da kapalı oturum bahanesiyle duruşmaya alınmaması, doğrudan "hak arama özgürlüğünün" kısıtlanmasıdır. Yargıtay, mağdurun duruşmadan haberdar edilmemesini ve hükmün tebliğ edilmemesini ağır bir usul eksiği olarak görür.
"CMK.nın 237 ve 260. maddeleri gereğince suçtan zarar gören ve soruşturma aşamasındaki alınan beyanında sanıklar hakkında şikâyetçi olan ve duruşmada dinlenilemeyen mağdure ...'in kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu nazara alınarak, yokluğunda verilen hükmün mağdureye tebliğinin gerektiği, ancak dosyada tebligat yapıldığına dair belge bulunmadığı anlaşıldığından..."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/5931 - Karar No: 2012/5684
Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2011/5931 E. , 2012/5684 K.
Sosyal Çalışma Görevlilerinin Rolü
Çocuk mahkemelerinde veya çocuk ağır ceza mahkemelerinde, kapalı duruşmaların vazgeçilmez aktörlerinden biri sosyal çalışma görevlileridir. Bu görevliler, çocuğun beyanının alınması sırasında yanında bulunarak onun ikincil mağduriyet yaşamasını önlerler. Kapalı oturumda hazırlanan sosyal inceleme raporlarının okunması ve tartışılması, gizlilik prensibinin en kritik aşamasıdır.
İspat Süreci ve Gizli Soruşturmacı Tanıklığı
Özellikle uyuşturucu ticareti gibi suçlarda, çocuk sanıkların dahil olduğu operasyonlarda gizli soruşturmacıların kullanılması sık rastlanan bir durumdur. Kapalı duruşmada bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi, hem devlet sırrı niteliğindeki operasyon tekniklerini korur hem de çocuk sanığın kimlik bilgilerinin deşifre olmasını engeller.
Adli Kolluk Görevlisinin Tanık Olarak Dinlenmesi
Eğer uyuşturucu alımını gerçekleştiren kişiler adli kolluk görevlisi ise, bu kişilerin mahkemede tanık olarak dinlenmesi ve sanıkla yüzleştirilmesi (mümkünse ses ve görüntü değiştirilerek) gerekir. 10. Ceza Dairesi, bu tanıkların dinlenmemesini ve olayın oluş şeklinin netleştirilmemesini bozma nedeni yapmıştır.
Maddi Gerçeğin Ortaya Çıkarılması Zorunluluğu
Duruşmanın kapalı yapılması, delillerin serbestliği ve vicdani kanı ilkelerini zayıflatmaz. Aksine, çocuk sanığın daha rahat beyanda bulunabileceği bir ortam yaratarak maddi gerçeğe ulaşılmasını kolaylaştırır. Mahkeme, kapalılık zırhına bürünerek delil toplama faaliyetinden sarfınazar edemez.
Kanun Yolu İncelemesinde Kapalılık Aykırılıklarının Değerlendirilmesi
Temyiz incelemesi sırasında, dosyadaki duruşma tutanakları üzerinden CMK m. 185’e uyulup uyulmadığı re'sen denetlenir. Eğer sanık karar tarihinde 18 yaşından küçükse ve tutanakta "açık duruşma yapıldı" yazıyorsa, bu durum kanuna mutlak aykırılık teşkil eder. Ancak bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay, bu hatayı her zaman hükmün bozulması için yeterli görmeyebilir.
Hukuki Yarar Denetimi
Yargıtay, usul hatasının sanığın lehine veya aleyhine sonuç doğurup doğurmadığına bakar. Sanığın korunması amacıyla getirilen bir kuralın ihlali, genellikle sanık aleyhine bir durum olarak kabul edilir. Ancak sanık müdafiinin bu duruma duruşma sırasında itiraz etmemiş olması veya sanığın sonradan reşit olması, bozma kararının verilmesini engelleyebilir.
Mutlak Bozma ve Düzelterek Onama Farkı
Kapalılık ihlali, kural olarak kararın esasına etkili bir hata olarak görülürse bozma nedenidir. Ancak duruşma tutanağındaki basit bir yazım hatası (örneğin "açık" yerine "kapalı" yazılması veya tersi) maddi hata olarak kabul edilip düzelterek onama yoluna gidilebilir. Kararda çelişki yaratan durumlar (kararın başında kapalı, sonunda açık denmesi) ise denetimi imkansız kıldığı için bozmayı gerektirir.
Uygulama Notu: Profesyonel Pratik ve Strateji
Bir dosyada çocuk sanık müdafii olarak görev yapan meslektaşların, duruşma salonuna girerken izleyicilerin çıkarılıp çıkarılmadığını kontrol etmesi ve tutanağın başına "CMK m. 185 uyarınca kapalı duruşmaya başlandı" ibaresinin yazıldığından emin olması elzemdir. Eğer mahkeme bu usule riayet etmiyorsa, derhal itiraz edilerek tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır.
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: - Sanığın doğum tarihi ile duruşma ve hüküm tarihlerini karşılaştırın. - Müşterek yargılamalarda, yetişkin sanık müvekkiliniz olsa dahi, dosyadaki çocuk sanık nedeniyle duruşmanın kapatılmasına itiraz etmeyin; zira bu durum ileride "savunma hakkının kısıtlanması" gerekçesiyle aleyhinize bir bozma nedeni yaratabilir. - Hükmün tefhim edildiği son oturumun tutanağını dikkatle inceleyin; "açık" veya "kapalı" ibareleri arasındaki çelişki, temyiz dilekçenizde güçlü bir usuli argüman olacaktır. - Eğer sanık 18 yaşını doldurmuşsa, mahkemenin hala "kapalı oturum" yapmaya devam etmesi aleniyet ilkesine aykırıdır; bu durumda duruşmanın açılmasını talep edin.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Çocuk sanık duruşma devam ederken 18 yaşını doldurursa ne olur? Sanığın 18 yaşını doldurduğu gün itibariyle zorunlu kapalılık sona erer. O andan itibaren yapılacak oturumlar kural olarak herkese açık yapılmalıdır. Ancak mahkeme, CMK 182/2 kapsamında genel ahlak veya kamu güvenliği gerekçesiyle kapalılık kararı verebilir.
2. Yetişkin ve çocuk sanık birlikte yargılanıyorsa yetişkin sanığın "açık yargılanma" hakkı ne olur? Yargıtay içtihatları uyarınca, çocuğun korunması ilkesi yetişkinin aleniyet hakkına üstün tutulur. Bu nedenle her iki sanık bakımından da yargılama kapalı yapılır ve hüküm kapalı açıklanır.
3. Kapalı yapılması gereken duruşmanın açık yapılması mutlak bir bozma sebebi midir? Hayır, CMK 289'da sayılan mutlak bozma sebepleri arasında doğrudan yer almaz. Ancak savunma hakkının kısıtlanması kapsamında değerlendirilir. Eğer sanık temyiz aşamasında reşit olmuşsa, Yargıtay bu hatayı genellikle "bozma nedeni" yapmaz, sadece "eleştiri" konusu yapar.
4. Hükmün kapalı oturumda tefhim edilmemesi (açık tefhim edilmesi) kararı geçersiz kılar mı? Karar esastan geçersiz olmaz ancak usule aykırılık teşkil eder. Eğer sanık çocuksa ve hüküm açık tefhim edilmişse, bu durum sanığın korunması amacına aykırıdır ve temyiz konusu edilebilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2017/625, Karar No: 2018/275
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2011/6-331, Karar No: 2012/69
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/9309, Karar No: 2015/4983
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/11662, Karar No: 2025/3304
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/4861, Karar No: 2013/9189
Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihatlar ve mevzuat verileri ışığında hazırlanan teknik bir hukuk makalesi olup, genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayların kendine özgü şartları ve güncel yargı eğilimleri farklılık gösterebileceğinden, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.