CMK Madde 186 Kapsamında Kapalılık Kararının Usulü ve Duruşmanın Açıklığı İlkesinin İhlali
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Madde 186 Kapsamında Kapalılık Kararının Usulü ve Duruşmanın Açıklığı İlkesinin İhlali

Ceza muhakemesinde aleniyet ilkesi, adil yargılanma hakkının kurucu unsuru olup duruşmanın kapalılığı kararı ancak kanunda sınırlı sayıda sayılan istisnai hallerde gerekçeli olarak verilebilir. Kararın tutanağa geçirilmemesi veya hükmün kamuya açık tefhim edilmemesi mutlak bozma nedenidir.

Ceza Muhakemesinde Aleniyet İlkesinin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Ceza muhakemesi hukukunda duruşmanın açıklığı (aleniyet), yargılamanın toplumun denetimine açık tutulmasını sağlayan ve adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6/1, Anayasa m. 36) ayrılmaz bir parçası olan temel bir usul ilkesidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 182 uyarınca kural, duruşmanın herkese açık olmasıdır. Bu ilke, yargılamada keyfiliğin önlenmesi, mahkemelere olan güvenin tesisi ve adaletin "görülür" kılınması amacına hizmet eder. Aleniyet, sadece duruşma salonuna fiziksel erişimi değil, aynı zamanda yargılama işlemlerinin şeffaflığını da içerir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre aleniyet, bir dış denetim mekanizmasıdır. Duruşmanın yapıldığı yere, salonun fiziksel kapasitesi elverdiği ölçüde, her isteyenin herhangi bir kabul koşuluna tabi tutulmaksızın girebilmesi gerekir. Bu durum "doğrudan aleniyet" olarak adlandırılır. Aleniyetin ihlali, CMK m. 289/1-f uyarınca hukuka kesin aykırılık (mutlak bozma) hali olarak düzenlenmiş olup hakimlerin bu konuda takdir yetkisi oldukça dar yorumlanmalıdır.

"Aleniyet; duruşmada zorunlu olarak bulunması gerekenler dışındaki kişilerin de bulunması anlamına gelmekte olup duruşmanın kamuya açık olmasını ifade etmektedir. (Doğrudan aleniyet) Aleniyet ilkesi yargılama işlemleri açısından getirilmiş olup insanların gizli olarak yargılanmasının engellenmesi, işlemlerin kanuna uygun yapılmasının denetlenmesi, adil yargılama ve mahkemelere güvenin sağlanmasına katkıda bulunması nedeniyle demokratik rejimlerin olmazsa olmazlarındandır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/625 - Karar No: 2018/275

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2017/625 E. , 2018/275 K.

CMK 182/2 Kapsamında İhtiyari Kapalılık Şartları

Mahkeme, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kapalılığın "kesin olarak gerekli" olmasıdır. Maddede geçen "genel ahlak" ve "kamu güvenliği" kavramları, somut olayın özelliklerine göre her vakada ayrıca değerlendirilmeli ve soyut bir tehlike varsayımı ile kapalılık kararı verilmemelidir. Özellikle mağdurun mahremiyetinin korunması gereken cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, genel ahlak kriteri üzerinden kapalılık yoluna gidildiği sıklıkla görülmektedir.

İhtiyari kapalılık kararı verilirken, mahkemenin bu kararı duruşmanın başlangıcında veya ilgili aşamanın hemen öncesinde vermesi gerekir. CMK m. 184 uyarınca, açıklığın kaldırılması istemine ilişkin duruşma da mahkemece uygun görülürse kapalı yapılabilir. Bu aşamada dahi usul ekonomisinden ziyade, temel hakkın korunması önceliklidir. Kapalılık kararı, davanın esasına yönelik bir işlem olmayıp usule ilişkin bir ara karardır; ancak bu ara kararın gerekçesi, hangi somut tehlikenin (güvenlik veya ahlak) bertaraf edilmek istendiğini açıkça ortaya koymalıdır.

Genel Ahlak Gerekçesiyle Kapalılık

Genel ahlak kavramı, toplumun belirli bir zamandaki ortak değer yargılarını ifade eder. Ceza yargılaması pratiğinde, özellikle aile içi şiddet veya cinsel saldırı dosyalarında tanıkların veya mağdurun beyanlarının kamuya açık ortamda alınmasının "ikincil mağduriyete" yol açabileceği durumlarda bu gerekçeye dayanılır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları, bu sınırlamanın "demokratik bir toplumda gerekli" ve "ölçülü" olmasını şart koşmaktadır.

Kamu Güvenliği Gerekçesiyle Kapalılık

Kamu güvenliği, devletin anayasal düzeninin, toplumun huzur ve sükununun korunmasını hedefler. Terör suçları veya organize suç örgütü yargılamalarında, duruşmanın açık yapılması halinde tanıkların hayatına yönelik ciddi tehditlerin oluşması veya devlet sırrı niteliğindeki bilgilerin ifşa olma riski varsa kapalılık kararı verilebilir. Ancak bu durumda bile, savunma hakkının kısıtlanmamasına azami özen gösterilmelidir.

CMK 185 Uyarınca Zorunlu Kapalılık ve Yaş Sınırı

Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması (suça sürüklenen çocuk sıfatı) halinde duruşmanın kapalı yapılması kanuni bir zorunluluktur. Bu durumda mahkemenin bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. CMK m. 185/1 uyarınca, sanık on sekiz yaşını bitirmemiş ise duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Bu kural, çocuğun korunması, etiketlenmesinin önlenmesi ve topluma kazandırılması ilkelerinin bir yansımasıdır.

Pratik uygulamada en sık karşılaşılan hata, sanığın yargılama devam ederken on sekiz yaşını doldurması durumunda kapalılığın sürdürülmesidir. Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin kararları ışığında, sanık reşit olduğu andan itibaren duruşmaların açık yapılması kuralı tekrar devreye girer. Eğer mahkeme kapalılığı sürdürmek istiyorsa, bu kez genel ahlak veya kamu güvenliği gibi genel nedenlere (CMK m. 182) dayanarak yeni ve gerekçeli bir karar almak zorundadır.

"Suça sürüklenen çocuğun... celselerde 18 yaşını doldurmuş olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir “kapalılık kararı” da bulunmadığı, buna göre duruşmanın anılan Kanun’un 182. maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması ve hükmün de “açık yapılan duruşma sırasında” tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden... duruşmanın gizli yapılması... açıklık kuralının ihlâl edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."

Kaynak: 22. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/7437 - Karar No: 2015/8105

Belgeyi Gör: 22. Ceza Dairesi 2015/7437 E. , 2015/8105 K.

CMK 186: Kapalılık Kararının Usulü ve Tutanağa Geçirilmesi

Duruşmanın kapalı yapılmasına dair verilen kararın ve bu kararın dayandığı gerekçelerin duruşma tutanağına geçirilmesi zorunludur. CMK m. 186/1 hükmü, "Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir." diyerek şekli bir geçerlilik şartı koymuştur. Sadece "duruşmanın kapalı yapılmasına karar verildi" ibaresi yeterli olmayıp, hangi hukuki gerekçeye (genel ahlak mı, kamu güvenliği mi) ve bu gerekçenin somut hangi olaya dayandığına yer verilmelidir.

Duruşma tutanağına geçirilen kapalılık kararını temsil eden hukuki nesneler.

Tutanağa geçirme yükümlülüğü, kararın denetlenebilirliğini sağlar. İstinaf veya temyiz incelemesinde, üst mahkeme kapalılık kararının yerinde olup olmadığını ancak tutanağa geçirilen bu gerekçeler üzerinden denetleyebilir. Gerekçesiz veya tutanağa yansımayan bir kapalılık, duruşmanın hukuka aykırı şekilde gizli yürütüldüğü karinesini doğurur. Bu durum, adil yargılanma hakkının özünü zedeler.

Hükmün Açıklanmasında Aleniyet Mecburiyeti (CMK 182/3)

Muhakeme doktrininde ve Yargıtay uygulamasında en kritik ayrım noktalarından biri, duruşma kapalı yapılsa dahi hükmün açık duruşmada tefhim edilmesi zorunluluğudur. CMK m. 182/3 uyarınca; "Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır." Bu hüküm emredicidir. Yargılamanın gizli yapılmasını gerektiren şartlar bulunsa dahi, yargılamanın nihai sonucu olan hükmün kamuya ilan edilmesi toplumsal denetimin son kalesidir.

Bu kuralın tek istisnası, CMK m. 185 kapsamında çocuklar hakkında yapılan yargılamalardır. Çocukların yargılandığı davalarda hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Ancak yetişkinler için (cinsel istismar davaları dahil) duruşma kapalı olsa bile, hükmün açık bir oturumda, isteyen herkesin duyabileceği şekilde okunması gerekir. Hükmün kapalı oturumda açıklanması, Yargıtay tarafından mutlak bozma sebebi sayılmaktadır.

"Duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilerek, yapılan yargılama neticesinde, kararın açık duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, kapalı duruşmada açıklanması suretiyle CMK'nın 182/3. maddesine aykırı davranılması... aleniyet kuralının ihlal edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."

Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/9309 - Karar No: 2015/4983

Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2014/9309 E. , 2015/4983 K.

Kapalılık Türleri ve Usulü Farklılıklar Tablosu

Aşağıdaki tablo, ceza muhakemesinde kapalılık hallerinin hukuki rejimini ve aralarındaki farkları özetlemektedir:

Ceza muhakemesinde duruşma kapalılık türlerini simgeleyen hukuki kompozisyon.

Özellik İhtiyari Kapalılık (CMK 182/2) Zorunlu Kapalılık (CMK 185)
Hukuki Dayanak Genel Ahlak / Kamu Güvenliği Sanığın 18 Yaşından Küçük Olması
Mahkemenin Yetkisi Takdir Yetkisi Var (Gerekçeli Karar Şart) Kanuni Zorunluluk (Takdir Yetkisi Yok)
Hükmün Tefhimi Mutlaka Açık Duruşmada Kapalı Duruşmada
Süreç Kısmen veya Tamamen Olabilir Tüm Yargılama Boyunca
Denetim CMK 186 Uyarınca Tutanağa Kayıt Kimlik Tespiti ile Otomatik Uygulama

Aleniyet İlkesinin İhlali ve İstinaf/Temyiz Denetimi

Aleniyet ilkesine aykırılık, hem Anayasa hem de CMK tarafından korunmuş "mutlak bozma" nedenidir. CMK m. 289/1-f maddesi; "Duruşmanın açıklığı ilkesine aykırı olarak duruşma yapılması" halini, kararın içeriği ne olursa olsun hukuka kesin aykırılık teşkil eden haller arasında saymıştır. Bu, şu anlama gelir: Mahkeme sanığın suçunu tam olarak ispat etmiş ve adil bir ceza vermiş olsa dahi, eğer duruşma hukuka aykırı şekilde kapalı yapılmışsa veya hüküm kapalı tefhim edilmişse, üst mahkeme esasa girmeden kararı sadece bu usulü eksiklik nedeniyle bozmak zorundadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, "fiziksel açıklığın" gerçekleşip gerçekleşmediğini denetlerken, adliyenin maddi imkanlarını da göz önünde bulundurur. Duruşma salonuna kimsenin girmesine izin verilmemesi ile salonun küçük olması nedeniyle dışarıda kalanlar olması farklı değerlendirilir. Eğer mahkeme başkanı aktif bir yasaklama kararı almamışsa ancak fiziksel koşullar sınırlıysa, bu durum aleniyetin ihlali olarak görülmeyebilir. Ancak kapalılık kararı olmaksızın mübaşir marifetiyle kapının kilitlenmesi veya izleyici alınmaması açık bir bozma nedenidir.

AİHM ve Anayasa Mahkemesi Perspektifinde Duruşmanın Açıklığı

AİHM, Belashev-Rusya Kararı'nda (2008), aleniyetin yargı sistemine olan güvenin sürdürülmesinin bir vasıtası olduğunu vurgulamıştır. Mahkemeye göre, tehlikeli kişilerle ilgili olsa dahi yargılamaların kural olarak açık yapılması beklenir. Kapalılık ancak "kesinlikle gerekli olduğu ölçüde" demokratik bir toplumda kabul edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141/1 de aynı paralelde, mahkemelerde duruşmaların herkese açık olduğunu ilan etmiştir.

Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvurularda duruşmalı yargılama hakkını aleniyet ilkesi ile doğrudan ilişkilendirir. AYM'ye göre, bir yargılamanın kamu denetiminden uzak, "gizli adalet dağıtımı" şeklinde yapılması, hukuk devletinin saydamlık ilkesine aykırıdır. Ancak AYM, bazı teknik davaların veya kanun yolu incelemelerinin (istinaf/temyiz) dosya üzerinden yapılmasını, eğer ilk derece aşamasında aleniyet sağlandıysa, ihlal olarak değerlendirmemektedir (AYM, Mehmet Soysal ve diğerleri, 2014/2678).

"Açık duruşma yapma şartı istisnalara tabidir... örneğin bazen tanıkların güvenliğini veya mahremiyetini korumak veya adaletin gereği olarak bilgi ve fikirlerini serbestçe sunulmasını teşvik etmek amacıyla, Sözleşmenin 6. maddesi bakımından yargılamanın aleniyetini sınırlamak gerekli olabilir."

Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/9309 - Karar No: 2015/4983 (AİHM Belashev-Rusya Atfı ile)

Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2014/9309 E. , 2015/4983 K.

Uygulama Notu: Duruşma Pratiğinde Kapalılık Yönetimi

Duruşma salonunda kapalılık kararı uygulanırken, kalem ve mahkeme heyetinin izlemesi gereken usul adımları hata riskini minimize etmek adına kritiktir. Özellikle karmaşık dosyalarda şu hususlar gözetilmelidir:

Mahkeme salonu girişinde duruşma aleniyetini ve kapalılık yönetimini temsil eden görünüm.

  1. Talep ve Karar: Taraflardan birinin kapalılık talebi varsa, bu talep öncelikle tutanağa geçirilir. Mahkeme, bu talebi değerlendirmek üzere kısa bir kapalı oturum yapabilir (CMK m. 184).
  2. Gerekçelendirme: Kararda sadece kanun maddesi tekrar edilmemeli; örneğin "Mağdurun on sekiz yaşından küçük olması ve cinsel istismar suçunun niteliği gereği genel ahlakın korunması kesin zorunluluk arz ettiğinden..." şeklinde somut bir neden yazılmalıdır.
  3. İzleyicilerin Çıkarılması: Karar verildikten sonra izleyiciler salondan çıkarılır ancak davanın tarafları (sanık, müdafi, katılan, vekil) salonda kalmaya devam eder.
  4. Hüküm Safhası: Yargılama bittiğinde, hüküm fıkrasına geçmeden önce "Duruşmanın açık yapılmasına geçildi, salon kapıları açıldı" ibaresi tutanağa yazılmalı ve tefhim bu aşamadan sonra yapılmalıdır.

Karma Davalarda Aleniyet Sorunu: Çocuk ve Yetişkin Sanıkların Birlikte Yargılanması

Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi halinde, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) m. 17 uyarınca kural olarak soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür. Ancak davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görüldüğü hallerde (bağlantı nedeniyle), birleştirme kararı verilebilir. Bu durumda yargılama genel mahkemelerde yapılır.

Buradaki hukuki sorun, birleştirilen davada çocuk sanık nedeniyle duruşmanın kapalı yapılıp yapılmayacağıdır. Yargıtay uygulamasına göre, genel mahkemede (Ağır Ceza veya Asliye Ceza) yapılan birleştirilmiş yargılamada, çocuk sanığın menfaati gözetilerek kapalılık kararı verilebilir. Ancak bu durumda bile, yetişkin sanıklar yönünden hükmün açık tefhim edilmesi kuralı saklıdır. Bu durum, mahkemeler için usuli bir zorluk yaratsa da hakların dengelenmesi açısından elzemdir.

Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu ve Aleniyet İhlali

Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası açılması HMK m. 46'da düzenlenmiştir. Aleniyet ilkesinin ihlali, kendi başına bir tazminat nedeni olarak sayılmasa da, "farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar verilmesi" (m. 46/c) veya "hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması" (m. 46/e) başlıkları altında değerlendirilebilir.

Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında vurgulandığı üzere, her usul hatası tazminat gerektirmez. Kanun yollarının (istinaf/temyiz) açık olması ve hatanın bu aşamalarda düzeltilebilme imkanının bulunması, hakimin kişisel sorumluluğunu sınırlayan bir unsurdur. Aleniyet ihlali nedeniyle verilen bir bozma kararı sonrası mahkemenin direnmemesi ve usulüne uygun yargılama yapması halinde, devletin tazminat sorumluluğu doğmayacaktır.

"Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir... c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması... Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından... davanın reddine karar verilmesi yerindedir."

Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2022/39 - Karar No: 2022/442

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2022/39 E. , 2022/442 K.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Duruşma kapalı yapılmasına rağmen hükmün kapalı açıklanması bozma nedeni midir? Evet, CMK m. 182/3 uyarınca duruşma kapalı olsa bile hüküm mutlaka açık duruşmada açıklanmalıdır. Bunun tek istisnası 18 yaşından küçüklerin yargılandığı çocuk mahkemeleridir. Yetişkinlerin yargılandığı davalarda hükmün kapalı açıklanması mutlak bozma nedenidir.

2. Sanık yargılama sırasında 18 yaşını doldurursa kapalılık kararı devam eder mi? Hayır, sanık 18 yaşını doldurduğu anda CMK m. 185 uyarınca uygulanan zorunlu kapalılık kendiliğinden sona erer. Eğer mahkeme kapalılığı sürdürmek istiyorsa, CMK m. 182 kapsamında genel ahlak veya kamu güvenliği nedenleriyle yeni bir karar almalı ve bunu tutanağa geçirmelidir. Aksi takdirde yargılamanın geri kalanı açık yapılmalıdır.

3. Kapalılık kararı verilmeden izleyicilerin salondan çıkarılması kararı temyiz edilebilir mi? Bu karar bir ara karar niteliğinde olup tek başına temyiz edilemez, ancak esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir. Bu durum, duruşmanın açıklığı ilkesinin ihlali teşkil eder ve CMK m. 289/1-f uyarınca hükmün mutlak bozulmasına sebebiyet verir.

4. Duruşma tutanağında kapalılık gerekçesinin yazılmaması kararı sakatlar mı? Evet, CMK m. 186/1 uyarınca açıklığın kaldırılması kararının nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilmesi geçerlilik şartıdır. Gerekçesiz bir kapalılık kararı veya kararın tutanakta hiç yer almaması, aleniyet ilkesinin usulsüz sınırlanması anlamına gelir ve bozma nedenidir.

Kaynakça

  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/625, K. 2018/275.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2014/9309, K. 2015/4983.
  • Yargıtay 22. Ceza Dairesi, E. 2015/7437, K. 2015/8105.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/39, K. 2022/442.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/7-171, K. 2011/196.

Yasal Uyarı: Bu makale, CMK Madde 186 ve duruşmanın açıklığı ilkesi üzerine genel akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaylara yönelik hukuki danışmanlık teşkil etmez. Yargılama süreçlerindeki hak kayıplarının önlenmesi için profesyonel bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: