Soruşturma Evresinde Tahliye Rejimi: CMK Madde 103 Kapsamında Cumhuriyet Savcısının Re'sen Serbest Bırakma Yetkisi ve Adli Kontrol Uygulamaları
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Soruşturma Evresinde Tahliye Rejimi: CMK Madde 103 Kapsamında Cumhuriyet Savcısının Re'sen Serbest Bırakma Yetkisi ve Adli Kontrol Uygulamaları

5271 sayılı CMK'nın 103. maddesi, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısına, tutuklama tedbirini sulh ceza hâkiminin onayı olmaksızın re'sen sonlandırma yetkisi tanıyan mutlak bir takdir alanı oluşturur. Bu yetkinin kullanılması sonucunda verilen serbest bırakma kararları, yargısal denetim mekanizmalarına ve itiraza tabi olmayıp, şüphelinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile lekelenmeme hakkı ekseninde doğrudan hukuki sonuç doğurur.

Cumhuriyet Savcısının Soruşturma Evresindeki Serbest Bırakma Yetkisinin Hukuki Niteliği

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 103/2 uyarınca, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, tutuklamanın veya adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanaatine vardığı takdirde şüpheliyi re'sen serbest bırakma yetkisine haizdir. Bu yetki, ceza muhakemesi hukukunda "vasıtasızlık" ve "soruşturmanın efendisi" olma ilkelerinin bir yansımasıdır. Savcının bu kararı için herhangi bir hâkim onayı gerekmediği gibi, bu karar aleyhine başvurulabilecek bir itiraz mekanizması da kanunda öngörülmemiştir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları, Cumhuriyet savcısının bu yetkisini "mutlak bir takdir hakkı" olarak nitelendirmektedir. Soruşturmanın seyrine göre delillerin toplanmış olması, suç vasfının değişme ihtimali veya tutuklulukta geçen sürenin ölçüsüz hale gelmesi, savcının bu yetkiyi kullanması için yeterli birer gerekçedir. CMK m. 103/2 hükmü, sadece bir serbest bırakma prosedürü değil, aynı zamanda yargısal bir tasarrufun idari/savcılık makamı eliyle sona erdirilmesi yetkisidir.

"Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır... Cumhuriyet savcısının re’sen serbest bırakma kararı itiraza tabii değildir... Bu kapsamda Cumhuriyet savcısına soruşturma aşamasında tutuklama tedbirinin sonlandırılmasında mutlak bir takdir hakkı tanındığı açıktır."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2021/40 - Karar No: 2021/29

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/40, K. 2021/29

CMK Madde 103 ve 104 Arasındaki Usul Farklılıkları

Adliye pratiğinde en sık karıştırılan hususlardan biri, şüphelinin serbest bırakılması için izlenecek usulün seçimidir. CMK m. 103, savcının re'sen veya talep üzerine serbest bırakma yetkisini düzenlerken; CMK m. 104, şüpheli veya müdafiinin doğrudan hâkimden talep edebileceği tahliye prosedürünü (tahliye istemi) düzenler.

CMK 103 ve 104 maddeleri arasındaki prosedür farklarını temsil eden dosya klasörleri.

Kriter CMK Madde 103 (Savcılık Yetkisi) CMK Madde 104 (Hâkim/Mahkeme Kararı)
Karar Veren Merci Cumhuriyet Savcısı Sulh Ceza Hâkimi veya Mahkeme
Yöntem Re'sen veya Müdafi Talebiyle Şüpheli/Sanık/Müdafi Talebiyle
Hâkim Onayı Gerekmez (103/2 kapsamında) Zorunludur
İtiraz Yolu Kapalıdır (Mutlak Takdir) Açıktır (CMK m. 105 uyarınca)
Uygulama Evresi Sadece Soruşturma Soruşturma ve Kovuşturma

Editörün Notu: CMK m. 103/1 kapsamında savcının tutuklama kararının adli kontrole çevrilmesini hâkimden istemesi ile CMK m. 103/2 kapsamında doğrudan serbest bırakması farklı hukuki sonuçlar doğurur. Pratik uygulamada, savcının 103/2 uyarınca re'sen serbest bırakma yetkisini kullanması, bürokratik süreci hızlandıran ve kesin nitelik taşıyan bir yoldur.

Soruşturma Evresinde Tutuklama Kararının Geri Alınması İsteminin Yönetimi

Cumhuriyet savcısı, şüphelinin tutuklu kalmasının artık bir fayda sağlamayacağı veya delillerin karartılma tehlikesinin kalmadığı durumlarda, dosyayı sulh ceza hâkimine sevk etmeden serbest bırakabilir. Ancak savcı, şüphelinin serbest bırakılmasını "adli kontrol şartına" bağlamak istiyorsa, bu durumda CMK m. 103/1 uyarınca sulh ceza hâkiminden karar talep etmek zorundadır.

Bu aşamada savcılık makamı, şüphelinin kaçma şüphesini, ikametgah durumunu ve mevcut delil durumunu bir bütün olarak değerlendirir. Savcının CMK m. 103/1 kapsamındaki talebi, tutuklamanın bir alt tedbiri olan adli kontrole dönüştürülmesini hedefleyen bir "geri alma" istemidir. Sulh ceza hâkimi bu talebi kabul ederse, tutuklama kararı hükümsüz kalır ve yerini adli kontrol yükümlülüklerine bırakır.

"Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler... Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 103

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK) ve Otomatik Tahliye Mekanizması

CMK m. 172 uyarınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşmadığının tespiti niteliğindedir. Bu kararın doğal ve zorunlu bir sonucu olarak, şüpheli hakkındaki tüm kısıtlamalar kendiliğinden sona erer. Kanun koyucu, CMK m. 103/2'de bu durumu "Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır" ifadesiyle emredici bir hükme bağlamıştır.

Pratikte, KYOK kararı verildiği anda kalem işlemleriyle birlikte ceza infaz kurumuna derhal müzekkere yazılarak tahliye sağlanmalıdır. Bu süreçte herhangi bir hâkimlik kararına veya infaz hâkimliği onayına ihtiyaç yoktur. KYOK kararı kesinleşmese dahi, serbest bırakma işlemi icra edilmelidir; zira tutuklama tedbirinin dayanağı olan "soruşturma" dosyası, asıl hükümle (kararla) sona ermiştir.

KYOK Kararına İtirazın Tahliye Üzerindeki Etkisi

KYOK kararına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmesi (CMK m. 173), verilmiş olan serbest bırakma kararını askıya almaz. Şüpheli bir kez serbest bırakıldıktan sonra, itiraz mercii KYOK kararını kaldırsa bile, şüphelinin yeniden tutuklanması için CMK m. 100 ve devamı maddelerindeki şartların yeniden oluşması ve yeni bir tutuklama kararı verilmesi gerekir.

İtirazın Kabulü ve Yeni Delil Şartı

CMK m. 172/2 uyarınca, KYOK kararı verildikten sonra kamu davası açılabilmesi için "yeni delil" ve "sulh ceza hâkimliği kararı" şarttır. Bu koruma, şüphelinin lekelenmeme hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini tahkim eder. Dolayısıyla, savcının CMK m. 103/2 kapsamında kullandığı yetki, KYOK ile birleştiğinde şüpheli için güçlü bir hukuki koruma kalkanı oluşturur.

Adli Kontrol Tedbirinin Kaldırılması ve Değiştirilmesi Usulü

Soruşturma evresinde adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiridir. CMK m. 110 ve 111 hükümleri, bu tedbirin kaldırılması veya yükümlülüklerin hafifletilmesi sürecini düzenler. Şüpheli veya müdafii, adli kontrolün kaldırılmasını her zaman talep edebilir.

Hâkim, bu talebi incelerken Cumhuriyet savcısının görüşünü almak zorundadır. Beş günlük yasal süre içinde karar verilmesi gereken bu süreçte, savcının olumsuz görüş bildirmesi hâkimi bağlamaz; ancak yargısal pratiklerde savcı görüşü, soruşturmanın gizliliği ve delil durumu açısından belirleyici olabilmektedir.

"Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu Maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir... soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alınmıştır."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/781 - Karar No: 2016/1133

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2016/781 E. , 2016/1133 K.

Gözaltı Süreci ve Cumhuriyet Savcısının Salıverme Emri

Gözaltı, tutuklama öncesi uygulanan geçici bir özgürlük kısıtlamasıdır. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 17 uyarınca, gözaltına alınan kişinin işlemlerinin bitmesi halinde, gözaltı süresinin dolması beklenmeksizin Cumhuriyet savcısının emriyle derhal salıverilmesi esastır.

Savcılık tarafından verilen salıverme emrini simgeleyen mühürlü resmi evrak.

Adliye pratiğinde, kolluk tarafından gözaltına alınan şüpheliler hakkında savcı; 1. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılma, 2. Adli kontrol talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk, 3. Tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk, yönünde talimat verebilir. Savcının gözaltındaki kişiyi serbest bırakma kararı da, CMK m. 91/5 kapsamında yapılabilecek itirazın aksine, kesin ve mutlak bir yetkidir. Bu karara karşı mağdurun veya şikayetçinin itiraz hakkı bulunmamaktadır.

İnfaz Aşamasında Adli Kontrol ve CMK 103/2 Kıyası

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, soruşturma evresindeki "kendiliğinden sona erme" kuralının kovuşturma ve infaz aşamalarına kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır. Kanun yararına bozma taleplerinde sıklıkla dile getirilen bu hususta, hükmün kesinleşmesiyle birlikte adli kontrol tedbirinin hukuki yararının kalmadığı kabul edilmektedir.

Özellikle "yurt dışına çıkış yasağı" gibi adli kontrol tedbirlerinin, sanığın cezası kesinleştikten sonra infaz aşamasında devam edip etmeyeceği uyuşmazlık konusudur. Yargıtay, kovuşturma sonunda verilen beraat veya mahkumiyet kararının kesinleşmesiyle, adli kontrolün dayanağının ortadan kalktığını ve tedbirin kendiliğinden sona ermesi gerektiğini vurgulamaktadır.

"5271 sayılı Kanun'un 103/2. maddesi gereğince soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alındığından... kovuşturmanın beraat, mahkumiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi halinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olması karşısında..."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1263 - Karar No: 2016/1241

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2016/1263 E. , 2016/1241 K.

Uyuşturucu Suçlarında Soruşturmanın Durması ve Serbest Bırakma (TCK 191)

TCK m. 191 kapsamında yürütülen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" soruşturmalarında özel bir usul öngörülmüştür. CMK m. 171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" (KDAE) kararı verilmesi zorunludur. Bu süreçte şüpheli hakkında uygulanan denetimli serbestlik tedbirleri ve olası tutukluluk durumları, bu erteleme kararıyla doğrudan ilişkilidir.

Eğer şüpheli hakkında daha önce verilmiş bir KDAE kararı varsa ve bu karar henüz sonuçlanmadan yeni bir ihlal iddiasıyla dava açılmışsa, mahkemenin "durma" kararı vermesi ve dosyayı savcılığa iade etmesi gerekebilir. Bu durum, şüphelinin tutukluluk halinin sona erdirilmesi ve usulüne uygun bir soruşturma süreci için kritik öneme sahiptir.

"08/12/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karara esas teşkil eden 17/10/2014 tarihli eylemine ilişkin beraat kararı verildiğinden kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın da hukuki geçerliliğini yitirdiği... bu nedenle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden mahkemece 'durma' kararı verilerek 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince işlem yapılması için dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/882 - Karar No: 2022/11085

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2022/882 E. , 2022/11085 K.

Savcının Takdir Yetkisinin Sınırı: Danıştay ve AYM Yaklaşımı

Cumhuriyet savcısının CMK m. 103/2 kapsamındaki mutlak takdir yetkisi, hukuk devleti ilkeleri ve dürüst işlem kuralı ile sınırlıdır. Savcının, mahkeme veya itiraz mercii kararlarını etkisiz kılacak şekilde bu yetkiyi kötüye kullanması idari ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Danıştay içtihatları, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın üst mercii tarafından iki kez kaldırılmasına rağmen kamu davası açmayan savcının eylemini "yargısal takdir" olarak değil, usul ve yasaya aykırı bir işlem olarak nitelendirmektedir. Bu durum, savcının serbest bırakma yetkisinin, hukuki denetimden tamamen bağımsız ve "keyfi" bir alan olmadığını göstermektedir.

"Cumhuriyet savcılarının yaptıkları soruşturmalarda elde edilen kanıtları kanunlara uygun biçimde değerlendirip olayı hukuki bir sonuca bağlama konusunda bağımsız bir takdir yetkisine sahip oldukları tartışmasızdır. Ancak CMK'nın 173/4. maddesindeki düzenleme karşısında... yapılan işlem ve verilen usulsüz kararların 'yargısal takdir yetkisi' kisvesine büründürülmesi... hukuk devleti ilkesiyle ve iyiniyetle bağdaştırılamayacağı herkesin malumudur."

Kaynak: Danıştay 5. Daire Başkanlığı - Esas No: 2018/3651 - Karar No: 2021/4318

Belgeyi Gör: Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3651 E. , 2021/4318 K.

Lekelenmeme Hakkı ve Derhal Beraat Kavramının Serbest Bırakmaya Etkisi

Ceza muhakemesinde "lekelenmeme hakkı", suçsuzluk karinesinin bir alt unsuru olarak, kişinin haksız yere yargısal işlemlere maruz kalmamasını hedefler. Soruşturma aşamasında savcının, delilleri takdir ederek CMK m. 103/2 uyarınca şüpheliyi serbest bırakması, bu hakkın korunmasına hizmet eder.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, CMK m. 223/9'daki "derhal beraat" kavramını geniş yorumlayarak, ilave delil toplanmasına gerek kalmayan durumlarda sanığın ölümü halinde dahi davanın düşürülmesi yerine beraat verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu mantık, soruşturma evresinde savcının "suçun oluşmadığı" yönündeki kanaatini serbest bırakma kararıyla somutlaştırmasına dayanak teşkil eder.

Uygulama Notu: Müdafi Taktikleri

Müdafi, tutukluluk incelemelerinde sadece sulh ceza hâkimine değil, eş zamanlı olarak Cumhuriyet savcısına da CMK m. 103/2 kapsamında bir dilekçe ile başvurmalıdır. Özellikle dosya kapsamına giren yeni bir tanık beyanı, kamera kaydı veya uzman görüşü, savcıyı re'sen serbest bırakma yetkisini kullanmaya sevk edebilir. Savcının bu yetkiyi kullanması, hâkimlikteki yoğunluk ve itiraz süreçlerindeki belirsizlikten çok daha hızlı bir sonuç üretir.

Soruşturmanın Etkinliği ve Kanun Yararına Bozma Denetimi

KYOK kararlarına karşı yapılan itirazların reddi halinde, bu kararlar kesinleşir. Ancak doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, "etkin bir soruşturma yapılmadan" verilen KYOK ve buna dair itirazın reddi kararlarının, CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma (KYB) konusu olup olamayacağı tartışmalıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'ndeki karşı oy gerekçeleri, savcının soruşturmayı yüzeysel yürütmesi halinde, sulh ceza hâkiminin denetiminin de KYB yoluyla denetlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu durum, savcının serbest bırakma ve davayı açmama yetkilerinin, nihai kertede Yargıtay denetimine girmesi ihtimalini canlı tutmaktadır.

"Etkin bir soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itirazın reddine ilişkin karara karşı kanun yararına bozma talebinin içeriğine girilerek bir karar verilmesi gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/1186 - Karar No: 2021/4366

Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2020/1186 E. , 2021/4366 K.

Tutukluluk Süreleri ve Çocuk Şüphelilerin Durumu

CMK m. 102 uyarınca belirlenen azami tutukluluk süreleri, soruşturma evresindeki savcı ve hâkim tasarrufları için birer "üst sınır" niteliğindedir. 7188 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca, çocuklar bakımından bu süreler indirimli uygulanır.

Hukuki tutukluluk sürelerini ve hak düşürücü süreleri temsil eden takvim ve terazi.

  • 15 yaşını doldurmamış çocuklar: Yarı oranında,
  • 18 yaşını doldurmamış çocuklar: Dörtte üç oranında uygulanır.

Cumhuriyet savcısı, bu sürelerin dolmasına yaklaşan dosyalarda CMK m. 103/2 yetkisini kullanarak şüpheliyi serbest bırakmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, kanun tarafından öngörülen azami sürelerin aşılması "haksız tutuklama" ve tazminat sorumluluğu doğuracaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Cumhuriyet savcısı tutuklu şüpheliyi serbest bırakmak için hâkimden izin almak zorunda mıdır? Hayır. CMK m. 103/2 uyarınca, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanaatine varırsa şüpheliyi re'sen (doğrudan) serbest bırakabilir. Bu işlem için hâkim onayı gerekmez.

2. Savcının serbest bırakma kararına karşı mağdur taraf itiraz edebilir mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi'nin 2021/40 E. sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, Cumhuriyet savcısının CMK m. 103/2 kapsamındaki re'sen serbest bırakma kararı mutlak bir takdir yetkisidir ve bu karara karşı herhangi bir mercie itiraz yolu öngörülmemiştir.

3. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) verildiğinde şüpheli ne zaman tahliye edilir? CMK m. 103/2'nin açık hükmü gereği, KYOK kararı verildiği anda şüpheli kendiliğinden serbest kalır. Uygulamada, kararın yazılmasını müteakip ceza infaz kurumuna derhal müzekkere yazılarak tahliye gerçekleştirilir.

4. Sulh ceza hâkiminin adli kontrol kararı, davanın kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer mi? Evet. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin görüşüne göre, beraat veya mahkumiyet kararının kesinleşmesiyle birlikte adli kontrol tedbiri (örneğin yurt dışına çıkış yasağı) hukuki dayanağını kaybeder ve kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91, 102, 103, 104, 110, 111, 172, 173.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 191.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı, E. 2021/40, K. 2021/29.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı, E. 2021/79, K. 2021/104.
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2020/172, K. 2021/5372.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2016/781, K. 2016/1133.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/882, K. 2022/11085.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2020/1186, K. 2021/4366.
  • Danıştay 5. Daire Başkanlığı, E. 2018/3651, K. 2021/4318.
  • Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 15, 17.

Yasal Uyarı: Bu makale, CMK m. 103 ve ilgili mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. Makalede yer alan analizler, somut olayların kendine özgü şartlarına doğrudan uygulanamaz ve profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her bir hukuki uyuşmazlık için ilgili dosyanın güncel mevzuat ve içtihat ışığında bir hukuk uzmanı tarafından incelenmesi zorunludur.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: