ictihat

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3651 E. , 2021/4318 K.

# Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3651 E. , 2021/4318 K. Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3651 E. , 2021/4318 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/3651 Karar No : 2021/4318 DAVACI : … DAVALI : ... Kurulu VEKİLİ : Av…. DAVANIN KONUSU : Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile anılan karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :Yargıtay ... Ceza Dairesinin E.... sayılı dosyasına sunduğu savunmasını aynen tekrar ettiği belirtilerek, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160/2.maddesi ile 173/4. maddesi arasında esasa ya da usule ilişkin kurala öncelik verme hususunda tereddüt yaşadığı, ancak esası usule tercih ettiği, müştekisi olmadığı bir eylemin sanki müştekisiymiş gibi hareket eden H.A.'nın şikayetiyle şüphelileri özel yargılama usulüne tabi A.F.Y. ve E.D. hakkında dava açılamayacağına hukuki gerekçelerle karar verdiği, dava konusu meslekten çıkarma cezasının Anayasa'ya, Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanununa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Soruşturma raporunda ve dava konusu işlemde belirtildiği üzere davacının eyleminin mesleki bilgisizlikten kaynaklı basit ve masum bir hukuki hata olmadığı, yürüttüğü soruşturmanın konusu ve şüphelilerinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olmaları nedeniyle haklarında kamu davası açılan emniyet mensupları olduğu, davacının usulsüz dinlemelere ilişkin olarak tedbiren görevden uzaklaştırıldığı nazara alındığında, Kanunun açık hükümlerine rağmen şüpheliler hakkında kamu davası açmamasındaki direnç sebebinin, FETÖ/PDY terör örgütü üyelerini cezadan kurtarma amacına matuf olduğu, hukuk zemininde kalmayan işlem ve kararlarıyla adalet ülküsü dışında hareket ederek, yargısal yetkilerini, gayrimeşru çıkar ve ihtiraslara hizmet için kullandığı, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşılarak, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 5. (son) fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapmış olduğu itirazın ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun değişik 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", 4. fıkrasında, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.", son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Sivas Cumhuriyet Savcısı iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ...sayılı kararıyla terör örgütü FETÖ/PDY ile mensubiyet, irtibat ve iltisakı olduğu tespit edilerek meslekten ihraç edilen davacının İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ...sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 5. (son) fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Kanunun 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılmasına dair Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin anılan kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine süresinde yapılan itirazın dava konusu karar ile reddedildiği anlaşılmıştır. Olayda; davacı hakkında yapılan soruşturmada: müşteki ....nın İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli tarafından şahsının hukuka aykırı şekilde dinlendiği ve izlendiğine yönelik 27/08/2010 tarihli şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucu 01/11/2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itirazın .... Ağır Ceza Mahkemesinin 12/06/2012 tarihli kararı ile kabul edildiği, dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına iadesi üzerine, dosyanın davacıya aktarıldığı, bu tarih itibarıyla yürürlükte olan CMK'nın 174/4. maddesindeki; '' Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.'' şeklindeki düzenlemeye karşın şüpheliler hakkında kamu davası açmayarak 18.07.2013 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verdiği, müşteki .... tarafından bu karara karşı tekrardan itiraz edildiği, ayrıca Hakimler ve Savcılar Kuruluna davacının Kanunun emredici hükmünü ihlal ettiği, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin kararını etkisiz hale getirdiği, hukuka aykırı şekilde şüphelileri Mahkeme önünde yargılanmaktan kurtarmak amacıyla hukuka aykırı karar verdiği ileri sürerek şikayette bulunulduğu, müştekinin itirazı Bakırköy 6.Ağır Ceza Mahkemesince 16/11/2013 tarihinde kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın tekrardan davacıya tevzi edildiği, davacı tarafından şüpheliler hakkında kamu davası açmak yerine Bakırköy 6.Ağır Ceza Mahkemesince 16/11/2013 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma yoluna gidilmesi yönünde ihbarda bulunduğu, bu nedenle davacı hakkında yapılan soruşturma sonucu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının eylemlerinin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu gözönüne alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden davacının sübuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69.maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Kanunun 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olması nedeniyle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Kurulun 2006 yılında kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirdikleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, kendilerinden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntü içerisinde olmaktan kaçınmaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, usülüne uygun olarak yapılan soruşturma ile soruşturma konularını oluşturan hal ve fiilerinin tespiti üzerine davacı hakkında yukarıda hükmü yazılı 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davacının parasal haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Müşteki H.A.'nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı ve Cumhuriyet Başsavcısı tarafından 27/08/2010 tarihinde havale edilen şikayet dilekçesinde; hakkında hukuka aykırı olarak dinleme ve izleme faaliyeti yapıldığını öğrendiğini, bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Adalet Bakanlığına yaptığı başvurulardan sonuç alamadığını, hukuksuz dinlemelerin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca yapıldığını, yaptığı araştırmada Devletin kurumlarında örgütlenmiş Fethullah Gülen cemaatine mensup bir örgütlenmenin olduğunu, bu grubun Emniyet Teşkilatı içerisinde öncelikle İstihbarat ve KOM birimlerinde örgütlenerek hedef olarak gördükleri kişileri hukuksuz olarak dinleme ve izlemeye aldıklarını, Emniyet içerisindeki cemaat mensuplarının Ömer kod adlı O.H.Ö. isimli şahsa bağlı olarak çalıştıklarını, aynı şekilde MİT, TSK, yargı ve diğer kamu kurumları içerisinde örgütlenmiş cemaat mensuplarının dışarıda bağlı oldukları imamlar vasıtasıyla yönetildiklerini belirttikten sonra bu örgüt adına kanunsuz dinleme yaptıklarını öne sürdüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğünde istihbarattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı A.F.Y. ve Şube Müdürü E.D. ile İstihbarat Daire Başkanlığı personeli hakkında şikayetçi olmuş ve suç duyurusunda bulunmuştur. Söz konusu şikayet yönünden Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın devamı esnasında adliyelerin birleştirilmesi nedeniyle dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasına kaydedilerek başka bir Cumhuriyet Savcısına tevzi edildiği, soruşturma sonucunda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, müşteki H.A. tarafından anılan karara itiraz edildiği, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilen itiraz dilekçesi hakkındaki Cumhuriyet Savcısı mütalaasında itirazın kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması gerektiği yönünde görüş bildirildiği, itirazı inceleyen …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve … Değişik İş sayılı kararında söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına iadesi üzerine yeniden soruşturmaya kaydedilen evrakın 2012/91028 soruşturma numarası aldığı, dosyanın Cumhuriyet Savcısı E.B.'ye tevzi edildiği, bu savcı tarafından Cumhuriyet Savcısı M.Y.'ye aktarıldığı, M.Y. tarafından da Cumhuriyet Savcısı olan davacıya aktarıldığı, soruşturma dosyasını uhdesine alan davacının bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan CMK'nın 174/4. maddesindeki "Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir." şeklindeki emredici düzenlemesi gereği kamu davası açmak zorunda olmasına rağmen, şüpheliler hakkında kamu davası açmayarak, müşteki hakkında Devrimci Karargah Soruşturması nedeniyle düzenlenen iddianamedeki tape kayıtlarından ve müştekinin 12/01/2010 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kuruluna yaptığı başvuru sonrası, Hakimler ve Savcılar Kurulu 3. Dairesinin "soruşturma izni verilmemesi" kararından alıntılar yaparak, şüphelileri yeniden dinlediği halde, müştekinin beyanına müracaat etme lüzumu dahi görmeden, "...Soruşturmaya konu istihbari çalışmalar sırasında H.A. hakkında yahut kullandığı telefonlar ile ilgili yapılmış bir faaliyetin olmadığı, bu kişiye ait telefon hatları yahut bu kişi tarafından kullanılan telefonlara ait İMEİ numaraları kullanılarak tedbir talebinde bulunulmadığı, tedbir kararı da verilmediği" şeklindeki bir tespite de yer vererek … tarih, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Davacı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; "Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı her ne kadar kesin ise de, tarafımızdan yapılan incelemede kovuşturma yapılmasına yer olmadıgına dair kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiği sonuç ve kanaatine varılmakla soruşturmanın genişletildiği, bu kapsamda Mahkemenin kararı da nazara alınarak şüphelilerin yeniden savunmalarının alınması yoluna gidildiği," belirtilmiş ise de, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan CMK'nın 173. maddesinin 4. fıkrasındaki "Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir." şeklindeki emredici düzenleme gereği kamu davası açmak zorunda olduğu, başka bir alternatifinin bulunmadığı, Cumhuriyet Savcısının soruşturmayı genişletme yetkisinin olmadığı, bu yetkinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca itiraz konusunda karar vermekle görevli mahkemeye, yani somut olayda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, mahkemenin buna gerek görmediği, gerek görseydi, karar vermeden önce bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, İstanbul sulh ceza hâkimlerinden birini görevlendirmesinin mümkün olduğu, mahkemece soruşturmayı genişletme lüzumu görülse bile soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından değil, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin görevlendirileceği İstanbul Sulh Ceza Hakimi tarafından yapılması gerektiği, bu halde, maddenin 5. fıkrasının da uygulanma imkanının bulunmadığı, zira bu fıkranın CMK'nın 171. maddesiyle bağlantılı olarak sadece, cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin bulunduğu hallerde uygulanma olanağına sahip olduğu, sonuç olarak davacının …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … Değişik İş sayılı karar içeriği ve yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca kamu davasını açmak zorunda olduğu halde şüpheliler hakkında kamu davası açmadığı sonucuna varılmıştır. Müşteki H.A. vekili tarafından bu karara karşı tekrar itiraz edildiği, ayrıca davacının kanunun emredici hükmünü ihlal ederek Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazının kabulüne dair kararını etkisiz hale getirdiğini, davacının hukuka aykırı olarak şüphelileri Mahkeme önünde yargılanmaktan kurtarmak amacıyla Kanuna aykırı karar verdiğini belirterek Hakimler ve Savcılar Kuruluna şikayette bulunulmuştur. Müştekinin itiraz dilekçesi üzerine dosyanın Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildiği, Cumhuriyet savcısının mütalaasında itirazın kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması gerektiği yönünde görüş bildirildiği, …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve … Değişik İş sayılı kararıyla itirazın kabulüne ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine müşteki H.A.'nın Adalet Bakanlığına yazdığı 30/12/2013 tarihli dilekçe ile davacıdan tekrar şikayetçi olduğu, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulüne dair kararı üzerine dosyanın tekrar davacıya tevzi edildiği, davacının ise CMK'nın 173/4. maddesi gereği şüpheliler hakkında kamu davası açmak yerine bu defa 14/01/2014 tarihinde …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … Değişik İş sayılı kararına karşı kararda usul ve yasaya aykırılık bulunduğunu öne sürerek Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunduğu görülmüştür. Müşteki H.A. vekilinin Adalet Bakanlığına yazdığı kanun yararına bozma talebine yönelik 17/03/2014 tarihli dilekçesinde davacının talebinin reddini ve davacı hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulunulmasını talep etmiş, dilekçe HSK Genel Sekreterliğine intikal ettirilmiştir. Davacının kanun yararına bozma başvurusunda bulunulması talebinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05/05/2014 tarihli yazısıyla reddedildiği ve dosyanın mahalline iadesi sonrasında tevzi edilen başka bir Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliler hakkında kamu davası açıldığı görülmüştür. Davacı hakkında, kanuni düzenlemelere aykırı hareket ederek şüpheliler hakkında kamu davası açmadığından bahisle görevin ifasında kayıtsızlık ve düzensizlik gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacının bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiş, anılan karara karşı yaptığı itirazında Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Diğer yandan, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile meslekle kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin ise aynı Kurulun ... tarih ve ...sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararlara karşı açılan davanın Dairemizin 07/12/2021 tarih ve E:2019/2316, K:2021/4319 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, davacının, ceza yargılaması sonucunda, Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) E:... sayılı dosyasında 30/06/2021 tarihli duruşma tutanağında davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. B) İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa’nın 139. maddesinde: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” ile Anayasa'nın 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise: “Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: Dava konusu işlemin tesisine esas olayda, müşteki H.A.'nın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli hakkında yaptığı şikayet üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden yürütülen soruşturmada 01/11/2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini takiben, müştekinin bu karara karşı yaptığı itirazının Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/06/2012 tarihli kararı ile kabulüne karar verilmesi sonrasında, dosyanın davacıya tevzi edilmesi üzerine davacının da dava açmak yerine, 2012/91028 sayısında soruşturmanın genişletilmesine karar vererek, 18/07/2013 tarihinde yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, itiraz üzerine bu kararın da Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli kararıyla kaldırılması üzerine usul hükümleri uyarınca şüpheliler hakkında iddianame düzenleyerek kamu davası açması gerekirken, dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderdiği görülmüştür. Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, şikayet üzerine yapılan soruşturmada şüpheliler hakkında iddianame düzenleyerek kamu davasını açmak zorunda olduğu halde kanuni düzenlemelere aykırı hareket ederek şüpheliler hakkında ısrarla kamu davası açmadığından bahisle açılan soruşturma sonucunda verilen Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "(...)CMK'nın 160. maddesi uyarınca bir suçun işlendiğine ilişkin ihbarı alan Cumhuriyet savcısı, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak ve maddi gerçeğin araştırılabilmesi ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak aynı yasanın 170/2. maddesi uyarınca yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmak, aksi halde ise CMK’nın 172. maddesi gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevlidir. Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak itirazla ilgili olarak CMK’nın 173/3. maddesinde; “Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder… ” ve aynı maddenin 4. fıkrasında; “Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir” hükümleri yer almaktadır. CMK'nın 173/4. maddesindeki emredici düzenleme gereği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz yoluyla inceleyen mercinin itirazı kabul etmesi ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırması durumunda, Cumhuriyet Savcısının kamu davası açmaya mecbur olduğu, başka bir alternatifinin bulunmadığı, Cumhuriyet Savcısının soruşturmayı genişletme yetkisinin olmadığı, bu yetkinin, maddenin 3. fıkrası uyarınca itiraz konusunda karar vermekle görevli mahkemeye, yani somut olayda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, mahkemenin buna gerek görmediği, gerek görseydi, karar vermeden önce bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, İstanbul sulh ceza hâkimlerinden birisini görevlendirmesinin mümkün olduğu, sonuç olarak soruşturmayı genişletme lüzumu görülse bile soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından değil, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin görevlendirileceği İstanbul Sulh Ceza Hakimi tarafından yapılması gerektiği, bu halde, maddenin 5. fıkrasının da uygulanma imkanının bulunmadığı, zira bu fıkranın CMK'nın 171. maddesiyle bağlantılı olarak sadece, cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin (örneğin TCK 22/6) bulunduğu hallerde uygulanma olanağına sahip olduğu, sonuç olarak Cumhuriyet Savcısının kamu davasını açmaktan başka yolunun bulunmadığı" hususlarına yer verilmiştir. Anılan kararda, Cumhuriyet savcılarının yaptıkları soruşturmalarda elde edilen kanıtları kanunlara uygun biçimde değerlendirip olayı hukuki bir sonuca bağlama konusunda bağımsız bir takdir yetkisine sahip oldukları tartışmasızdır. Ancak CMK'nın 173/4. maddesindeki düzenleme karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın merci tarafından iki defa kaldırılmasına rağmen ilgili Cumhuriyet savcısının şüpheliler hakkında kamu davası açmaması açıkça usul ve yasaya aykırı olup Yasanın sarih düzenlemesine rağmen yapılan işlem ve verilen usulsüz kararların "yargısal takdir yetkisi" kisvesine büründürülmesi ve bu suretle suçlular korunurken suç mağdurlarının adalet eliyle bir kez daha mağdur edilmesinin hukuk devleti ilkesiyle ve iyiniyetle bağdaştırılamayacağı herkesin malumudur. İlgilinin daha önce Adalet müfettişliği görevinde bulunması yani hâkim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki hatalarını denetleyen, hataların yapılmaması konusunda yol gösteren, tavsiyeler düzenleyen, mesleki bilgi ve performanslarını değerlendiren biri olması, eylem tarihinden yaklaşık 9 yıl kadar önce birinci sınıfa ayrılmış olması gibi hususlar göz önüne alındığında, eylemin mesleki bilgisizlikten kaynaklı basit ve masum bir hukuki hata olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, ilgilinin yürüttüğü soruşturmanın konusu ve şüphelilerinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olmaları nedeniyle haklarında kamu davası açılan emniyet mensupları olmaları, keza ilgilinin usulsüz dinlemelere ilişkin görevden uzaklaştırılmış olduğu dikkate alındığında, Kanunun açık hükümlerine rağmen şüpheliler hakkında kamu davası açmamasındaki direncinin sebebinin, FETÖ/PDY terör örgütü üyelerini cezadan kurtarma amacına matuf olduğunun tartışma götürmeyecek derecede açık ve net olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında yer verildiği üzere Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının, görev ve yetki sınırları Anayasa ve yasalarla düzenlenmiş olup; bu yetkilerin kullanılması sırasında yargı etik kurallarına uygun olarak gereken dikkat, özen ve duyarlılığın gösterilmesi esastır. Somut olayda; İlgilinin, dosyaya yansıyan eylem ve işlemleriyle görevini yerine getirirken bir devlet görevlisi olduğunu inkâr edercesine ve adeta gayrimeşru hedeflerine ulaşmak uğruna her şeyi mübah gören bir kişi veya örgüt militanının sergileyebileceği tutum ve davranışlar içerisine girdiği, suç işleyen örgüt mensuplarını korumak adına Kanunun açık hükümlerine ve Yüksek Mahkemenin müstekar içtihatlarına aykırı karar tesis ettiği, yargı bağımsızlığını kendi menfaati için bir ayrıcalık veya imtiyaz olarak gördüğü, hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınmak yerine bilâkis görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu, mevcut eylemleriyle, uluslarası belgelerde sözü edilen; görevlerini adil, tarafsız, objektif olarak ve hukuk kuralları çerçevesinde bağımsız olarak icra etmek, kamu yararını koruma, toplum adına ve kamu yararına davrandığını dikkate alma, adil yargılamanın gerçekleştirilmesine ve ceza adaleti sisteminin düzgün işlemesine katkıda bulunma, her zaman profesyonel olarak davranma, dürüstlük ve özenin yüksek standartlarını uygulama, mesleğinin onuru ve şerefini koruma, görevğini olayların değerlendirilmesi temelinde ve hukuka uygun, adil, herhangi uygunsuz etkiden bağımsız olarak icra etme, hukuki ve sosyal gelişmeler hakkında, eğitim ve bilgi düzeyini daima muhafaza etme, bireysel veya belli bir kesimin çıkarlarının etkisinde kalmama, tarafsız ve uygun kanıtların mesleki değerlendirmesi temelinde kararlar alma gibi hukukun evrensel ilkelerini ihlal ettiği, hukuk zemininde kalmayan işlem ve kararlarıyla adalet ülküsü dışında hareket ederek, yargısal yetkilerini, gayrimeşru çıkar ve ihtiraslara hizmet için kullandığı, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı şeklindeki tespitlere yer verildiği görülmüştür. Netice itibarıyla, yukarıda açıklanan gerekçeler ve dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden; CMK'nın 173/4 maddesindeki düzenleme karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz mercileri tarafından iki defa kaldırılmasına rağmen davacının şüpheliler hakkında kamu davası açmamasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının yürüttüğü soruşturmanın konusu ve şüphelilerinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olmaları nedeniyle kamudan ihraç edilen ve haklarında kamu davası açılan emniyet mensupları olmaları, Kanunda yer verilen açık düzenlemelere rağmen şüpheliler hakkında kamu davası açmamasındaki direncinin sebebinin, FETÖ/PDY terör örgütü üyelerini cezadan kurtarma amacına matuf olduğunun açık ve net olduğu, bu durumun planlı ve sistemli bir biçimde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütlü hareket edilerek örgütten alınan emrin uygulamaya koymak suretiyle yargısal yetkilerini, gayrimeşru çıkar ve görev dışı hizmet için kullandığı, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı anlaşıldığından, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki eylemleri nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin 10/01/2017 tarih ve 2017/25 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının anılan karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin 10/01/2017 tarih ve 2017/25 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Davacının adli yardım istemi kabul edilmiş olduğundan, davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.