
CMK 105 Tahliye Usulü ve Tutukluluğa İtirazda Yargısal Denetim Mekanizmaları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 105 uyarınca tahliye istemlerinin karara bağlanması, üç ve yedi günlük hak düşürücü süreler ile duruşma dışı karar verme usulündeki görüş alma zorunluluğunun istisnaları ekseninde yürütülür. Makale, tutukluluğun kaldırılması ve adli kontrol geçiş süreçlerindeki içtihat farklılıklarını ve 2026 güncel infaz rejimini teknik derinlikle analiz eder.
CMK 105 Kapsamında Tahliye İstemlerinin Karara Bağlanma Rejimi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 105, şüpheli, sanık veya müdafiin tahliye istemleri ile Cumhuriyet savcısının salıverilme yönündeki taleplerinin hangi usul ve süreler içerisinde karara bağlanacağını düzenleyen temel usul normudur. Bu madde, CMK m. 103 (Cumhuriyet savcısının istemi üzerine salıverilme) ve CMK m. 104 (Şüpheli veya sanığın salıverilme istemi) uyarınca yapılan başvuruların usul ekonomisine uygun, süratli ve tarafların görüşlerinin alınması suretiyle karara bağlanmasını amaçlar. Uygulamada, bu kararların duruşma açılarak mı yoksa dosya üzerinden mi verileceği ve görüş alma zorunluluğunun sınırları sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır.
Kanun koyucu, özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlandığı tutuklama tedbirinde, serbest bırakılma istemlerinin merci tarafından ivedilikle sonuçlandırılmasını öngörmüştür. CMK m. 105/1 uyarınca genel kural, istem üzerine yapılacak incelemenin üç gün içinde sonuçlandırılmasıdır. Ancak bu sürenin niteliği ve görüş alma prosedürünün ihlalinin kararın sıhhatine etkisi, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında "silahların eşitliği" ilkesi kapsamında değerlendirilmektedir.
"5271 sayılı CMK’nın 105. maddesi ile Cumhuriyet savcısı ve şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri üzerine verilecek kararın usulü düzenlenmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 105. maddesi hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasındaki tutukluluk durumuna ilişkindir. 5271 sayılı CMK’nın 103. maddesi (yani Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi) yalnızca soruşturma aşamasıyla sınırlı iken, 5271 sayılı CMK’nın 104. maddesi hem şüpheli hem sanık zikredildiğinden soruşturma ve kovuşturma aşamalarını da kapsayacak niteliktedir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/79 - K. 2021/104
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/79, K. 2021/104
Editörün Notu: CMK m. 105 uyarınca verilen kararlar, tutukluluk halinin devamına, tahliyeye veya adli kontrol uygulanmasına ilişkin olabilir. İstem üzerine verilen bu kararların tamamı m. 105'in son cümlesi gereği itiraza tabidir.
CMK 103 ve 104 Kapsamında İstemlerin Ayrıştırılması ve İnceleme Usulü
Tahliye taleplerinin hukuki dayanağı, soruşturma evresinde savcılık makamının takdiri (m. 103) veya tarafların doğrudan talebi (m. 104) olabilir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, tutuklama kararının geri alınmasını sulh ceza hâkiminden isteyebileceği gibi; kovuşturma aşamasında mahkeme, sanığın talebi üzerine veya duruşma sırasında re'sen tahliye kararı verebilir. CMK m. 105, bu istemlerin hangilerinin maddedeki özel prosedüre tabi olduğunu "istem" ibaresi üzerinden netleştirmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatları, m. 105 usulünün sadece "istem" üzerine yapılan işlemleri kapsadığını, m. 103/2'deki re'sen salıverme hallerinin bu kapsamda olmadığını vurgulamaktadır. Zira re'sen gerçekleşen salıvermede bir yargısal karara ihtiyaç duyulmaksızın savcılık makamının doğrudan serbest bırakma yetkisi bulunmaktadır.
Soruşturma Evresinde Cumhuriyet Savcısının İstemleri
Soruşturma evresinde savcı, CMK m. 103/1 uyarınca şüphelinin adli kontrolle veya doğrudan serbest bırakılmasını isteyebilir. Bu istem m. 105 usulüne tabidir. Ancak savcı, m. 103/2 uyarınca şüpheliyi bizzat serbest bırakmışsa, bu durum m. 105 kapsamındaki "karar" ve "itiraz" mekanizmasının dışındadır. Bu ayrım, şüphelinin aleyhine bir durum oluşmasını engellemek amacıyla getirilmiştir.
Kovuşturma Evresinde Şüpheli veya Sanığın Salıverilme Talepleri
Kovuşturma aşamasında sanık veya müdafi her zaman tahliye talebinde bulunabilir. CMK m. 104/1 uyarınca yapılan bu talepler m. 105'teki usule göre incelenir. Mahkeme, bu istemi kabul ederse sanık salıverilir; reddederse red kararına karşı itiraz yolu açıktır.
"5271 sayılı CMK’nın 105. maddesinin 1. cümlesindeki “istem üzerine” ibaresi CMK 105. maddenin yalnızca CMK’nın 103. maddesinin 1. fıkrası kapsamında kaldığını ortaya koymaktadır. Nitekim CMK’nın 103. maddesinin 2. fıkrası re’sen gerçekleşen bir serbest bırakma halidir ve hakim veya mahkeme kararına gerek yoktur. (CMK’nın 103. maddesinin 2. fıkrası madde başlığındaki istem ibaresiyle de uyumlu değildir.) Bu fıkra kapsamında verilen kararlarda CMK’nın 105. maddesindeki usule tabi değildir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/40 - K. 2021/29
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/40, K. 2021/29
Merci Karar Süreçlerinde Üç ve Yedi Günlük Sürelerin İşleyişi
CMK m. 105/1 uyarınca merci, tahliye istemi hakkında üç gün içinde karar vermek zorundadır. Bu süre, yargı pratiğinde "karar verme süresi" olarak adlandırılsa da hak düşürücü bir süre olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Uygulamada, sürenin aşılması tek başına tahliye nedeni sayılmamakla birlikte, makul sürede yargılanma ve özgürlük hakkının ihlali bağlamında Anayasa Mahkemesi ve AİHM nezdinde bireysel başvuru konusu yapılabilmektedir.
Sürenin başlangıcı, dilekçenin mahkeme kaydına girdiği veya savcılık görüşünün merciine ulaştığı tarih olarak kabul edilir. Karar verme aşamasında dosya üzerindeki incelemenin derinliği, tutukluluk devam kararlarındaki gerekçe standardı ile doğrudan ilintilidir.
Örgüt Faaliyeti Kapsamındaki Suçlarda Uzatılmış Süre
6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından karar verme süresi yedi gün olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme, dosya kapsamının genişliği ve delil değerlendirme sürecinin karmaşıklığı gerekçe gösterilerek getirilmiştir. Ancak CMK m. 103/1'in birinci cümlesi uyarınca savcının tahliye istediği durumlarda suç tipi ne olursa olsun üç günlük süre kuralı geçerliliğini korur.
Sürelerin İhlali ve Usulü Güvenceler
Sürelerin ihlali durumunda müdafiin izleyebileceği yol, tutukluluğun periyodik incelemesini beklemek yerine, gecikmenin makul olmadığını ileri sürerek itiraz kanun yoluna başvurmak veya idari gözetim benzeri bir haksız tutukluluk iddiasıyla CMK m. 141 kapsamında tazminat davası açmaktır.
| İşlem Türü | Genel Süre | Örgütlü Suç Süresi | Dayanak Norm |
|---|---|---|---|
| Sanık/Müdafi Tahliye İstemi | 3 Gün | 7 Gün | CMK m. 105/1 |
| Savcı Tahliye İstemi (103/1) | 3 Gün | 3 Gün | CMK m. 105/1 |
| Periyodik İnceleme | 30 Gün | 30 Gün | CMK m. 108 |
| İtirazın İncelenmesi | 3 Gün | 3 Gün | CMK m. 268 |
Görüş Alma Yükümlülüğü ve Duruşma Dışı Kararların İstisnası
CMK m. 105/1 metninde yer alan "Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra" ibaresi, silahların eşitliği ilkesinin bir tezahürüdür. Ancak 6459 sayılı Kanun ile eklenen cümle, bu kurala önemli bir istisna getirmiştir. Duruşma dışında karar verilirken tarafların görüşünün alınması zorunluluğu kaldırılmıştır.
Bu düzenleme, pratik zorunluluklar ve dosya üzerinden yapılacak hızlı incelemeler için getirilmiş olsa da savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu tartışmalıdır. Yargı pratiğinde, duruşma dışında verilen "tutukluluk halinin devamı" kararlarında savunmanın beyanlarının alınmaması, özellikle delil durumunda önemli bir değişiklik olduğunda hak ihlaline yol açma riski taşır.
"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. ... Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 105
Uygulama Notu: Eğer tahliye talebi duruşma sırasında yapılmışsa, mahkeme savcıdan görüş almalı ve savunmanın beyanlarını tutanağa geçirmelidir. Ancak duruşma arası verilen dilekçelerde mahkeme, Cumhuriyet savcısına dosya çıkarmadan doğrudan karar verme yetkisine sahiptir.
Re'sen Tahliye Halleri ve CMK 105 Usulünün Dışlanması
Tutukluluğun kaldırılması her zaman bir isteme dayanmaz. Kanun, bazı hallerde mahkemenin veya savcılığın kendiliğinden (re'sen) hareket etmesini zorunlu kılar. Bu durumlarda CMK m. 105'teki üç veya yedi günlük süreler ile görüş alma prosedürü uygulanmaz. Özellikle soruşturma aşamasında savcının CMK m. 103/2 kapsamındaki yetkisi, ceza muhakemesi sistemindeki en hızlı tahliye mekanizmasıdır.
Re'sen tahliye kararları verildiğinde, m. 105 anlamında bir "red" kararı oluşmadığından, bu işleme karşı itiraz yolu da m. 105 bağlamında işlemez. Ancak tahliye kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla (örneğin katılan vekili tarafından) genel itiraz hükümleri çerçevesinde başvuru yapılabilmektedir.
"5271 sayılı CMK’nın 103. maddesinin 2. fıkrası re’sen gerçekleşen bir serbest bırakma halidir ve hakim veya mahkeme kararına gerek yoktur. ... Bu fıkra kapsamında verilen kararlarda CMK’nın 105. maddesindeki usule tabi değildir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/79 - K. 2021/104
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2021/79, K. 2021/104
İtiraz Mekanizması ve Kanun Yolu Denetimi
CMK m. 105 uyarınca verilen kararların tamamı itiraza tabidir. Tahliye talebinin reddine ilişkin kararlara karşı yapılacak itirazlarda, CMK m. 267 ve devamı maddeleri uygulanır. İtiraz süresi, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gündür. İtiraz mercileri, sulh ceza hâkimliği kararları için bir sonraki numaralı sulh ceza hâkimliği, asliye ceza mahkemesi kararları için ağır ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi kararları için ise o yerdeki numara olarak izleyen ağır ceza mahkemesidir.
İtiraz mercii, sadece şekli bir inceleme yapmamalı; tutuklama nedenlerinin (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) somut olgularla desteklenip desteklenmediğini de denetlemelidir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları, "matbu gerekçelerle" itirazın reddedilmesini özgürlük hakkının ihlali olarak nitelendirmektedir.
"Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir. ... 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince ... üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. ... Bu kararlara itiraz edilebilir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı (Atıf: CMK m. 104/2 ve 105)
Adli Kontrol Kararlarının Tahliye İstemleriyle Birlikte Değerlendirilmesi
CMK m. 105, merciine sadece "kabul" veya "red" seçeneği sunmaz; aynı zamanda "adli kontrol uygulanmasına" da karar verme yetkisi tanır. Bu durum, tutuklamanın orantılılık ilkesi (m. 100/1) gereği son çare olması prensibiyle uyumludur. Hâkim veya mahkeme, tutuklamanın devamını gereksiz ancak şüphelinin denetim altında tutulmasını gerekli görüyorsa, CMK m. 109 uyarınca adli kontrol tedbirlerinden birine veya birkaçına hükmedebilir.
Uygulamada, tahliye talebi reddedilirken adli kontrol seçeneklerinin neden yetersiz kalacağına dair gerekçe gösterilmesi zorunluluğu (m. 101/2) sıklıkla ihmal edilmektedir. Savunma makamı, tahliye dilekçelerinde mutlaka alternatif adli kontrol tedbirlerini somutlaştırarak sunmalıdır.
Tutukluluğun Periyodik İncelenmesi ve Salıverilme Dinamikleri
CMK m. 108, soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğinin sulh ceza hâkimi tarafından incelenmesini zorunlu kılar. Kovuşturma evresinde ise bu inceleme her duruşmada ve duruşma aralarında yine otuz günü geçmeyecek şekilde mahkemece yapılır. m. 105 usulü ile m. 108 usulü arasındaki fark şudur: m. 105 bir istem üzerine devreye girerken, m. 108 kanuni bir zorunluluktur.
AİHM, tutukluluğun periyodik incelemesinde "etkili bir yargısal denetim" yapılmasını şart koşar. Sadece dosya üzerinden yapılan ve savunmanın argümanlarını karşılamayan incelemeler, Sözleşme'nin 5. maddesinin ihlali sonucunu doğurabilir.
"CMK’nın 108. maddesi gereğince, soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, sulh ceza hâkimi tarafından inceleme yapılmalıdır. Aynı zamanda tutuklu da, serbest bırakılması için başvuruda bulunabilir. Kovuşturma evresinde, tutukluluk, yetkili mahkeme tarafından her duruşma sonucunda ve her halükarda 30 günü geçmeyecek bir süre içerisinde incelenir."
Kaynak: AİHM - Mehmet Hasan Altan / Türkiye - Dosya No: 13237/17
Belgeyi Gör: AİHM - MEHMET HASAN ALTAN/TÜRKİYE, Dosya No : 13237/17, Tarih : 2018-09-10
Hükümlülerin Denetimli Serbestlik Yoluyla Salıverilmesi
Tahliye kavramı sadece şüpheli ve sanıklar için değil, hükümlülerin infaz sürecinde de "koşullu salıverilme öncesi denetimli serbestlik" (5275 sayılı Kanun m. 105/A) olarak karşımıza çıkar. 2025 yılındaki yasal değişikliklerle (7550 sayılı Kanun), denetimli serbestlikten yararlanabilmek için ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken asgari sürelerde yeni kriterler getirilmiştir.
Buna göre, iyi halli hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin en az onda birini kurumda geçirmeleri ve bu sürenin beş günden az olmaması gerekmektedir. İnfaz hâkimi, kurum idaresinin hazırladığı değerlendirme raporunu dikkate alarak karar verir.
"Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. ... Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler ... bu usulden yararlanabilirler."
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun - Madde 105
Belgeyi Gör: CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN
Dikkat Edilmesi Gerekenler: Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilenler, bu özel tahliye/infaz usulünden yararlanamazlar (İnfaz K. m. 105/4).
Özel Durumu Bulunan Şüpheli ve Hükümlülerin Tahliye Rejimi
Hukuk düzeni; ağır hastalık, engellilik, kocama veya hamilelik/çocuk sahibi olma gibi durumlarda tahliye ve infazın ertelenmesi hususunda daha esnek kurallar öngörmüştür. CMK m. 105 kapsamında yapılacak bir tahliye isteminde, kişinin cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu raporu, tutuklamanın ölçülülüğünü doğrudan etkileyen bir unsurdur.
İnfaz aşamasında ise, koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan ve ağır hastalığı bulunan hükümlüler için denetimli serbestlik süresi uzatılabilmektedir. Bu raporların tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınıp Adli Tıp Kurumunca onaylanması prosedürel bir zorunluluktur.
Hukuka Aykırı Tutuklama ve Geç Tahliye Nedeniyle Tazminat
Tutuklama tedbirinin kanuni şartlara aykırı uygulanması veya tahliye kararına rağmen kişinin serbest bırakılmasında gecikme yaşanması, devletin tazminat sorumluluğunu doğurur. CMK m. 141, bu hakların aranacağı temel hükümdür. Özellikle makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama (m. 141/1-d) ve kanuna aykırı tutukluluk devam kararları sıkça tazminata konu olmaktadır.
Tazminat davası, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay ve her halde bir yıl içinde, zarara uğrayanın yerleşim yeri ağır ceza mahkemesinde açılmalıdır. Eğer tahliye istemi CMK m. 105'teki süreler içinde karara bağlanmamış ve bu durum hürriyetten yoksun kalma süresini haksız yere uzatmışsa, bu durum da tazminat gerekçesi olabilir.
"Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, ... kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, ... kişiler maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
Kaynak: AİHM - Şık / Türkiye (No. 2) - Atıf: CMK m. 141
Belgeyi Gör: AİHM - ŞIK/TÜRKİYE DAVASI (No. 2), Dosya No : 36493/17, Tarih : 2021-04-19
Savunma Stratejisi: Tahliye Taleplerinde Maddi ve Usulü Gerekçelendirme
Tahliye taleplerinin başarıya ulaşması, sadece "delil durumu" veya "süre" üzerinden yapılacak genel beyanlara değil, somut olguların CMK m. 100 ve m. 105 kriterleriyle eşleştirilmesine bağlıdır. Profesyonel bir savunma stratejisinde şu adımlar izlenmelidir:
- Somut Olgu Analizi: Kaçma şüphesini ortadan kaldıran bağlar (sabit ikametgah, ailevi durum, mesleki konum) belgeleriyle sunulmalıdır.
- Delil Değerlendirmesi: "Kuvvetli suç şüphesini" zayıflatan yeni deliller (tanık beyanları, HTS kayıtları, bilirkişi raporları) m. 105 dilekçesine eklenmelidir.
- Ölçülülük ve Adli Kontrol Dengesi: Tutuklamanın neden orantısız olduğu ve hangi adli kontrol tedbirinin (ev hapsi, yurt dışı çıkış yasağı vb.) yeterli olacağı teknik olarak tartışılmalıdır.
- Usulü Takip: Dilekçenin sunulmasından itibaren 3 (veya 7) günlük sürenin dolup dolmadığı kalem üzerinden takip edilmeli, gecikme durumunda merciine hatırlatma yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Tahliye talebi reddedilen sanık, bir sonraki periyodik incelemeyi (30 gün) beklemeden yeniden talepte bulunabilir mi? Evet, CMK m. 104/1 uyarınca sanık her zaman salıverilmesini isteyebilir. Kanun bu konuda bir sayı sınırlaması getirmemiştir. Ancak "yeni bir delil" veya "koşullarda esaslı bir değişiklik" olmaksızın peş peşe yapılan talepler, mahkemelerce genellikle matbu gerekçelerle reddedilmektedir. Savunmanın etkinliği açısından, talebin reddinden sonra ortaya çıkan yeni bir gelişmeyi (tanık dinlenmesi, rapor gelmesi vb.) dayanak yapmak yerinde olacaktır.
2. CMK m. 105 uyarınca duruşma dışı verilen kararlarda savunma hakkı nasıl korunur? Kanun, duruşma dışı kararlarda görüş alma zorunluluğunu istisna tutsa da, şüpheli veya sanığın müdafii her zaman yazılı beyanda bulunma hakkına sahiptir. Mahkeme görüş almasa dahi, dosyaya sunulan dilekçelerdeki argümanları değerlendirmek ve reddediyorsa bu argümanlara neden itibar etmediğini gerekçesinde belirtmek zorundadır. Aksi durum, Anayasa m. 141 anlamında gerekçeli karar hakkının ihlali sayılır.
3. Adli para cezasından çevrilen hapis cezalarında denetimli serbestlik (İnfaz m. 105) uygulanabilir mi? Hayır. 5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 105/4 açıkça "Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar" hükmünü içermektedir. Bu kişiler için koşullu salıverilme hükümleri de uygulanmaz; cezanın tamamı infaz kurumunda çekilir.
4. SEGBİS üzerinden yapılan tahliye talepleri duruşma içi mi yoksa duruşma dışı mı sayılır? Duruşma sırasında SEGBİS ile bağlanan sanığın talebi duruşma içi taleptir ve savcı görüşü alınarak karara bağlanır. Ancak sanığın tutuklu bulunduğu yerden dilekçe yazarak mahkemeye göndermesi ve mahkemenin bu dilekçeyi duruşma günü dışında incelemesi "duruşma dışı" işlemdir. Bu durumda m. 105/1'in ek cümlesi uyarınca savcı veya savunma görüşü alınması zorunlu değildir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.
- Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/79, K. 2021/104.
- Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2021/40, K. 2021/29.
- Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı - Başvuru No: 2018/36493.
- AİHM - Şık / Türkiye (No. 2) - Dosya No: 36493/17.
- AİHM - Mehmet Hasan Altan / Türkiye - Dosya No: 13237/17.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - E. 2019/297, K. 2019/698.
Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihat ve mevzuat verileri temel alınarak hazırlanmış teknik bir hukuki analiz olup, genel bilgilendirme niteliğindedir. Her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, suç vasfı, yargılama aşaması) farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu içerik, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyoneline danışılması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.