Ceza Muhakemesinde Eski Hale Getirme Kurumu ve Sanığın Yokluğunda Yargılama Pratiği
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Eski Hale Getirme Kurumu ve Sanığın Yokluğunda Yargılama Pratiği

Ceza muhakemesinde eski hâle getirme, kusur olmaksızın kaçırılan kanun yolu sürelerinin iadesini sağlayan istisnai bir hak arama yoludur. CMK 198 ve 40. maddeler ekseninde sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ile hak düşürücü sürelerin çatıştığı noktalarda, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları savunma hakkının korunması yönünde genişletici bir yorum benimsemektedir.

Eski Hale Getirme Kurumunun Hukuki Mahiyeti ve CMK 198 ile İlişkisi

Ceza muhakemesi hukukunda eski hâle getirme, bir usul işleminin haklı bir neden olmaksızın süresi içinde yapılamaması durumunda, işlemin yapılmamış sayılmasının doğurduğu olumsuz sonuçları ortadan kaldıran bir müessesedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 40-42 arasında düzenlenen bu kurum, temel olarak adil yargılanma hakkının bir görünümü olan mahkemeye erişim hakkını güvence altına alır. Sanığın duruşmada hazır bulunmaksızın yargılanması ve bu süreçte hak düşürücü sürelerin geçmesi durumunda, CMK m. 198 ve devamı maddelerindeki usul güvenceleri ile eski hâle getirme mekanizması birlikte işletilmektedir.

Yargılama pratiğinde, özellikle sanığın sorgusunun yapılmadığı veya gıyabında verilen hükümlerin usulüne uygun tebliğ edilmediği hallerde eski hâle getirme talepleri gündeme gelmektedir. Kanun koyucu, sanığın elinde olmayan nedenlerle bir süreyi geçirmesi halinde, bu sürenin geçmesinden önceki hukuki statüsüne dönmesini amaçlamıştır. Bu durum, sadece sanık için değil, aynı zamanda katılan ve mağdur gibi yargılamanın diğer sujeleri için de geçerli bir haktır.

"Anayasa’nın 40/2, 1412 sayılı CMUK’nun halen yürürlükte olan 310. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 231 ve 234. maddeleri uyarınca ilgililere kanun yolu, mercii, süresi ve şeklinin tefhimi yanında, bu hususların kararda da yer alması gerektiği halde hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmediği görülmekle; CMK’nun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme hakkını kullanabilmesi açısından... tebligat evrakı ve verdiği takdirde temyiz dilekçesi ile bu durumda düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte incelenmek üzere Dairemize iade edilmesi gerekmiştir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/8797 - Karar No: 2010/5000 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2009/8797 E. , 2010/5000 K.

Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve Yokluğunda Hüküm Kurulması

Sanığın duruşmada hazır bulunması, savunma hakkının en temel unsurlarından biridir. Ancak CMK sisteminde belirli şartların varlığı halinde sanık hazır bulunmaksızın da duruşma yapılması ve hüküm kurulması mümkündür. Bu gibi durumlarda, sanığın yokluğunda gerçekleştirilen işlemlerin ve verilen kararların sanığa bildirilmesi, onun kanun yollarına başvuru hakkını kullanabilmesi için zorunludur. CMK m. 198 çerçevesinde yapılan işlemlerin sanığın gıyabında yapılması, savunma hakkının özüne dokunmamalıdır.

Eğer sanık, usulüne uygun bir davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemişse ve bu durum bir mazerete dayanmıyorsa, yargılamanın sürdürülmesi usul ekonomisi açısından gerekli görülebilir. Ancak, sanığın duruşmaya katılamamasının "kabule değer bir mazerete" dayanması durumunda, CMK m. 40 ve devamındaki eski hâle getirme hükümleri uygulama alanı bulur. Özellikle istinaf aşamasında sanığın duruşmaya gelmemesi nedeniyle verilen ret kararları, Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali kapsamında değerlendirilebilmektedir.

İstinaf Aşamasında Sanığın Duruşmaya Katılmama Riski

İstinaf mahkemelerinde duruşma açılması halinde, tutuksuz sanığın meşruhatlı davetiyeye rağmen gelmemesi durumunda istinaf talebinin reddedileceğine dair düzenlemeler, sanığın iradesi dışındaki nedenlerle duruşmaya katılamadığı hallerde eski hâle getirme ile dengelenmektedir.

Savunma Hakkı ve Adil Yargılanma İlkeleri

Adil yargılanma hakkı, sanığın sadece fiziksel olarak mahkeme salonunda bulunmasını değil, aynı zamanda yargılama sürecini takip edebilmesini ve kendisine yöneltilen iddialara karşı etkili bir savunma yapabilmesini gerektirir. Eski hâle getirme, bu hakkın zedelendiği durumlarda bir onarım mekanizması işlevi görür.

Eski Hale Getirme İsteminin Şartları ve Süreç Yönetimi

Eski hâle getirme talebinde bulunabilmek için iki temel şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir: Birincisi, bir usul işleminin yapılması için kanunda öngörülen sürenin geçirilmiş olması; ikincisi ise bu sürenin geçirilmesinde talepte bulunan kişinin herhangi bir kusurunun bulunmamasıdır. CMK m. 41 uyarınca, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde eski hâle getirme dilekçesi verilmelidir.

Eski hale getirme dilekçesi ve kum saati üzerinde usul süresi temalı görsel

Uygulamada "kusursuzluk" hali, genellikle usulsüz tebligat, ağır hastalık, doğal afet veya mahkemenin kanun yolu bildirimindeki hatası gibi durumlarda kabul edilmektedir. Özellikle mahkemelerin gerekçeli kararlarında kanun yolu süresini, merciini veya başvuru şeklini yanlış göstermesi, Yargıtay tarafından "eski hâle getirme nedeni" olarak istikrarlı bir şekilde kabul edilmektedir.

"Eski hale getirme talebi, atfedilebilecek bir kusur olmadan sürenin geçirilmiş olması halinde söz konusu olup, sanığın hükümlülüğüne karar verilen ilamın da sanık müdafiinin temyizi sonucu onanarak kesinleşmiş olması karşısında eski hale getirilecek ve geçirilmiş bir süre bulunmadığından, eski hale getirme talebinin ve temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/7405 - Karar No: 2019/354 Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2018/7405 E. , 2019/354 K.

Kriter Eski Hale Getirme (CMK 40) Yargılamanın Yenilenmesi (CMK 311)
Kapsam Kaçırılan usul süreleri Kesinleşmiş hükümlerdeki maddi hata/yeni delil
Başvuru Süresi Engelin kalkmasından itibaren 7 gün Her zaman (Süre sınırı yoktur)
Karar Mercii Süre içinde işlem yapılacak olan mahkeme Hükmü veren mahkeme
Temel Şart Kişinin kusuru olmaması Kanunda sayılan sınırlı nedenler
İnfazın Durumu İnfazı kendiliğinden durdurmaz İnfazın geri bırakılmasına karar verilebilir

Kanun Yolu Bildirimindeki Eksikliklerin Hak Arama Özgürlüğüne Etkisi

Anayasa’nın 40/2. maddesi, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu amir hükme bağlamıştır. Bu kuralın ihlali, sadece bir usul hatası değil, doğrudan anayasal bir hakkın ihlalidir. Ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümlerde, temyiz veya istinaf süresinin başlangıcı, sürenin uzunluğu veya başvurulacak makamın eksik ya da yanlış gösterilmesi durumunda, ilgilinin bu hataya dayanarak süreyi geçirmesi "kusur" olarak addedilemez.

Mahkeme kararında kanun yolu bildirimini temsil eden evrak

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, hüküm fıkrasında başvuru şeklinin (örneğin; dilekçe ile veya zabıt katibine beyanla) gösterilmemesi, ilgililere eski hâle getirme hakkını kullanma imkanı tanır. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, ilgilisine meşruhatlı tebligat çıkararak doğru kanun yolu bildiriminde bulunmaktır.

"Hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmediği görülmekle; CMK’nun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme hakkını kullanabilmesi açısından, katılan vekili Av....’ye, CMK’nun 291. maddesi uyarınca 'hükmün tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması suretiyle temyiz isteminde bulunulabileceğini' gösteren meşruhatlı bildirimde bulunulması gerekir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/5329 - Karar No: 2010/4841 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2009/5329 E. , 2010/4841 K.

Eski Hale Getirme Dilekçesinin Verileceği Mahkeme ve Karar Usulü

CMK m. 42/1 uyarınca, eski hâle getirme dilekçesi, süresi içinde usul işlemi yapılsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse o mahkemeye verilir. Örneğin, temyiz süresinin kaçırılması durumunda dilekçe, temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay dairesine hitaben yazılsa dahi hükmü veren mahkemeye sunulur; ancak nihai karar inceleme merciince verilir. Eğer hükmü veren mahkeme kararı henüz kesinleşmemişse ve dosya yerel mahkemedeyse, karar verme yetkisi yerel mahkemeye aittir.

Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesin olmakla birlikte, reddine ilişkin kararlara karşı itiraz kanun yolu açıktır (CMK m. 42/2). Bu ayrım, hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması adına getirilmiş bir güvencedir. Kabul kararı verildiğinde, kaçırılan işlem (temyiz dilekçesi verme vb.) yapılmış sayılır ve yargılama kaldığı yerden devam eder.

Uygulama Notu: Görevli Mahkemenin Tespiti

Eski hâle getirme talebi ile birlikte mutlaka "gecikilen usul işleminin" de yapılması zorunludur. Yani sadece "süreyi kaçırdım, eski hale getirin" demek yetmez; aynı dilekçede veya ekinde örneğin temyiz nedenleri de belirtilmelidir. Aksi halde talep usulden reddedilebilir.

İnfazın Durdurulması Talebiyle Birlikte Değerlendirme

Eski hâle getirme talebi kural olarak infazı durdurmaz. Ancak mahkeme, gecikmenin haklı bir nedene dayandığına dair güçlü bir kanaat edinirse, CMK m. 42/3 uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. Bu, telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek adına avukatlarca mutlaka talep edilmesi gereken bir husustur.

Anayasa Mahkemesinin "Kabule Değer Mazeret" Yaklaşımı

Anayasa Mahkemesi (AYM), sanığın duruşmaya katılmaması nedeniyle hak kaybına uğradığı vakalarda, mahkemelerin "mazeret" kavramını çok dar yorumlamasını adil yargılanma hakkına aykırı bulmaktadır. Özellikle sanığın iradesi dışındaki nedenlerle duruşmayı kaçırması ve ardından bu durumun düzeltilmesi için yaptığı başvuruların şekilci bir yaklaşımla reddedilmesi, AYM tarafından "aşırı şekilcilik" olarak nitelendirilmektedir.

AYM'ye göre, sanığın duruşmaya gelmemesi durumunda CMK 198 ve 274. maddelerindeki eski hâle getirme müessesesi "etkili bir yol" olarak işletilmelidir. Eğer sanık, örneğin cezaevindeyse ve duruşmaya getirilmemişse ya da hastane raporu ile belgelenmiş bir rahatsızlığı varsa, bu durumun eski hâle getirme kapsamında değerlendirilmesi hukuki bir zorunluluktur.

"İtiraz konusu kuralın uygulama alanı bulabilmesi için istinaf duruşmasına gelmeyen tutuksuz sanığın kabule değer bir mazeretinin bulunmaması gerekir. Diğer bir ifade ile sanığın duruşmaya gelmemesi iradesi dışında bir nedene dayanmamalıdır. Bu gibi hâllerde sanık, CMK’nın 198. ve 274. maddelerinde düzenlenen 'eski hâle getirme' müessesesinden faydalanarak istinaf talebini tekrar geçerli hâle getirebilir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2017/49 - Karar No: 2017/113 Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2017/49, K. 2017/113

Yoklukta Kurulan Hükümlerde Tebligat Usulsüzlüğü ve Hak Arama

Sanığın duruşmada hazır bulunmadığı hallerde verilen hükümlerin tebliği, eski hâle getirme kurumunun en sık işletildiği alanlardan biridir. Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı yapılan (örneğin m. 21/2 uyarınca doğrudan MERNİS adresine yapılan ama usulü hatalı olan) tebligatlar, kanun yolu sürelerini başlatmaz. Bu durumda sanık, hükmü "öğrendiği" tarihten itibaren eski hâle getirme ve temyiz talebinde bulunabilir.

Yargıtay uygulamasında, sanığın adres kayıt sistemindeki adresine yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, öncelikle bilinen en son adrese tebligat çıkarılması, bu tebligatın bila dönmesi halinde MERNİS adresine şerhli tebligat çıkarılması aranmaktadır. Bu sıralamaya uyulmadan yapılan tebligatlar "usulsüz" kabul edilmekte ve sanığa eski hâle getirme hakkı tanınmaktadır.

Editörün Notu: Tebligat Takibinin Önemi

Uygulamada, sanığın vekaletnameli müdafii varken kararın sadece sanığa veya sadece müdafiye tebliğ edilmesi karmaşaya yol açabilmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca tebligatın vekile yapılması zorunludur. Vekil varken asile yapılan tebligat süreyi başlatmaz; bu durum eski hâle getirme taleplerinde güçlü bir gerekçedir.

Gıyabi Kararlarda Kanun Yolu Bildirim Şartı ve Yargıtay’ın Tevdi Kararları

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, önüne gelen birçok dosyada mahkemelerin kanun yolu bildirimini Anayasa'ya uygun yapmadığını tespit ederek dosyaları "incelenmeksizin" mahalli mahkemesine iade etmektedir. Bu "tevdi" kararları, sanığın veya katılanın hak kaybına uğramaması için yargılama sürecini bir adım geri sararak usuli eksikliğin giderilmesini sağlar.

Bu kararların temelinde, ilgilinin kararı temyiz edip etmeyeceği konusundaki iradesinin sakatlanmaması yatar. Eğer kişi, hangi süre içerisinde nereye başvuracağını tam olarak bilmiyorsa, temyiz hakkından vazgeçmiş sayılamaz. Bu nedenle mahkemelerin "7 gün içinde temyiz edilebilir" şeklindeki kısa açıklamaları, "dilekçe ile veya zabıt katibine beyanla" ibaresini içermediği sürece eksik kabul edilmektedir.

"Anayasa’nın 40/2... uyarınca ilgililere kanun yolu, mercii, süresi ve şeklinin tefhimi yanında, bu hususların kararda da yer alması gerektiği halde hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmediği görülmekle; CMK’nun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme hakkını kullanabilmesi açısından... hükmün tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması suretiyle temyiz isteminde bulunabileceğini gösteren meşruhatlı bildirimde bulunularak..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2008/9420 - Karar No: 2010/2684 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2008/9420 E. , 2010/2684 K.

Eski Hale Getirme Talebi ile Yargılamanın Yenilenmesi Arasındaki Sınır

Pratikte bazen eski hâle getirme talepleri, kesinleşmiş hükümlere karşı "yargılamanın yenilenmesi" talebiyle karıştırılmaktadır. Eski hâle getirme, henüz kesinleşmemiş veya usulsüz kesinleşmiş bir hükmün kanun yolu aşamasına taşınmasını sağlarken; yargılamanın yenilenmesi (CMK 311), usulüne uygun kesinleşmiş bir hükmün maddi vakıadaki bir hata veya yeni delil nedeniyle tekrar ele alınmasıdır.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi bir kararında, mükerrer açılan bir davanın fark edilmemesi durumunda yapılan başvuruyu hem eski hâle getirme hem de yargılamanın yenilenmesi olarak değerlendirmiştir. Bu, dilekçenin içeriğine ve amacına göre mahkemenin hukuki nitelendirme yapma yükümlülüğünü ortaya koymaktadır.

"Hükümlünün eski hale getirme talebinin değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar verilmiş ise de; Eski hale getirme talebi yönünden CMK'nun 40/1-2. maddesindeki koşulların oluşmadığı... eski hale getirme isteminin, aynı zamanda CMK'nun 311. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi talebi niteliği de taşıdığı anlaşılmakla..."

Kaynak: Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/1314 - Karar No: 2018/5614 Belgeyi Gör: 13. Ceza Dairesi 2018/1314 E. , 2018/5614 K.

Temyiz ve İstinaf Sürelerindeki Değişikliklerin Eski Hale Getirmeye Etkisi

Ceza muhakemesinde kanun yolu süreleri zaman içinde değişiklik göstermiştir. Özellikle 7035 sayılı Kanun ile CMK m. 291'de yapılan değişiklik sonrası temyiz süresi 15 güne çıkarılmıştır. Ancak bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar için 1412 sayılı CMUK'un 1 haftalık süresi halen uygulanmaktadır. Bu karmaşa, avukatlar ve taraflar için ciddi bir "yanılma" riski oluşturmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hangi sürenin uygulanacağı konusundaki tereddütlerin sanık aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğini, mahkemenin yanlış süre bildirmesi durumunda sanığın bu süreye güvenerek hareket etmesinin eski hâle getirme nedeni sayılacağını vurgulamaktadır.

"...7035 sayılı Kanun ile CMK'nın 291. maddesinde değişiklik yapılarak 05.08.2017 tarihinden sonra verilen kararlar yönünden temyiz süresi 15 güne çıkarılmış ise de... 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesindeki temyiz süresinin bir hafta olduğuna dair hüküm gözetildiğinde 11. günde katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazının reddine karar verilmesi yasal zorunluluktur."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/198 - Karar No: 2021/2 Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2020/198 E. , 2021/2 K.

Kusursuzluk Karinesinin İspatı ve Delillendirme Stratejileri

Eski hâle getirme talebinin başarısı, sürenin "kusursuz" şekilde geçirildiğinin ispatına bağlıdır. Mahkemeler, soyut iddiaları (örneğin; "hastaydım") kabul etmemekte, mutlak surette resmi belgelerle desteklenmiş somut kanıtlar aramaktadır. Ağır bir hastalığın varlığı tam teşekküllü bir hastane raporu ile, doğal afet veya ulaşım imkansızlığı ise ilgili resmi kurumların yazıları ile belgelenmelidir.

Eski hale getirme talebinde kusursuzluğu kanıtlayan delil türleri

Özellikle avukatın hastalığı veya kaza geçirmesi durumunda, müvekkilin hak kaybına uğramaması için "mücbir sebep" kriterleri titizlikle incelenir. Avukatın tek başına çalışıyor olması ve iş göremez raporu alması, genellikle eski hâle getirme için yeterli görülürken; büyük bir hukuk bürosunda diğer avukatların işlemi yapabileceği ihtimali talebin reddine yol açabilmektedir.

Delil Listesi Örneği:

  1. Hastaneden alınan istirahat raporu: Hastalığın işlem yapmaya engel olduğunu açıkça belirtmelidir.
  2. PTT/Kargo takip dökümleri: Tebligatın usulsüzlüğünü ispatlamak için kullanılır.
  3. MERNİS kayıtları: Tebligat tarihinde kişinin adreste bulunmadığını (yurt dışı girişi-çıkışı vb.) göstermek için kritiktir.
  4. Mahkeme Kararı: Kanun yolu bildirimindeki hatayı gösteren hükmün aslı veya onaylı örneği.

Usul Ekonomisi ve Hak Arama Özgürlüğü Dengesinde Yargısal Eğilim

Ceza muhakemesinde asıl olan maddi gerçeğe ulaşmaktır. Ancak bu hedefe ulaşırken usul kurallarının katı bir şekilde uygulanması, bazen adaletin önüne geçebilmektedir. Yargı organları, "eski hâle getirme" kurumuna yaklaşırken bir yandan davaların sürüncemede kalmasını engellemeye (usul ekonomisi), diğer yandan ise suçsuz bir kişinin haksız yere cezalandırılmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.

Güncel yargı eğilimi, sanığın veya mağdurun savunma ve iddia haklarını kullanabilmesi için usul kurallarının esnetilebileceği yönündedir. Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararları, yerel mahkemeleri ve Yargıtay dairelerini bu konuda daha hassas ve "insan hakları odaklı" bir yoruma sevk etmektedir. Bu kapsamda, eski hâle getirme taleplerinde "şüphe sanık lehine yorumlanır" ilkesinin bir benzerinin, usul sürelerinin kaçırılmasında "iyi niyet" lehine yorumlandığı görülmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Eski hale getirme talebi dilekçe ile mi yapılmalıdır? Evet, CMK m. 41 uyarınca eski hâle getirme istemi, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usul işlemini yapacak olan mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede gecikmenin nedeni ve bu konuda kişinin kusuru olmadığı somut verilerle açıklanmalıdır.

2. Mahkeme kanun yolu süresini yanlış gösterirse ne olur? Anayasa'nın 40/2. maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, mahkemenin kanun yolu süresini, merciini veya başvuru şeklini hatalı göstermesi durumunda ilgilinin bu hataya dayanarak süreyi geçirmesi kusur sayılmaz. Bu durumda kişi, hatayı öğrendikten sonra eski hâle getirme hakkını kullanarak kanun yoluna başvurabilir.

3. Eski hale getirme talebinin reddine karşı itiraz edilebilir mi? Evet, CMK m. 42/2 uyarınca eski hâle getirme isteminin reddine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Ancak eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesin niteliktedir ve bunlara karşı itiraz edilemez.

4. Sanığın gıyabında verilen ceza kesinleşmişse eski hale getirme mümkün müdür? Eğer kesinleşme süreci usulsüz bir tebligata dayanıyorsa veya sanığın kusuru olmaksızın savunma hakkı kısıtlanmışsa, kesinleşmiş görünse dahi eski hâle getirme talebinde bulunulabilir. Talebin kabulü halinde kesinleşme şerhi kaldırılır ve dosya kanun yolu incelemesine gönderilir. Bu süreçte infazın durdurulması da talep edilmelidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 34, 40, 41, 42, 198, 231, 234, 274, 280, 291.
  • 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m. 310.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36, 40.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2017/49 - Karar No: 2017/113.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/8797 - Karar No: 2010/5000.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2008/9420 - Karar No: 2010/2684.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/20645 - Karar No: 2020/15465.
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/1314 - Karar No: 2018/5614.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/7405 - Karar No: 2019/354.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/198 - Karar No: 2021/2.

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesinde eski hâle getirme kurumuna ilişkin akademik bir inceleme ve genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Somut olayların kendine has özellikleri, delil durumu ve mahkemelerin güncel içtihatları farklılık gösterebilir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; hak kayıplarının önlenmesi adına bir hukuk profesyoneline başvurulması önerilir. Metinde yer alan vaka örnekleri KVKK kapsamında anonimleştirilmiştir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: