Ceza Muhakemesinde Bilirkişilik Teşkilatı ve Raporlardaki Çelişkilerin Giderilmesi Usulü
Delil ve İspatYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Bilirkişilik Teşkilatı ve Raporlardaki Çelişkilerin Giderilmesi Usulü

Ceza muhakemesinde bilirkişi incelemesi, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi dışında kalan, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren maddi vakıaların tespiti için başvurulan zorunlu veya takdiri bir delil değerlendirme aracıdır. Maddi gerçeğin araştırılması ilkesi gereği, raporlar arası çelişkilerin giderilmemesi veya hukuki konularda bilirkişiye başvurulması mutlak bozma sebebidir.

Ceza muhakemesi hukukunda bilirkişi, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, görüşüne başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 63/1 uyarınca, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, re'sen veya tarafların istemi üzerine bilirkişi atanmasına karar verebilir. Ancak bu yetki mutlak olmayıp, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi mümkün konularda bilirkişi dinlenmesi yasaktır. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan usuli hatalar, uzmanlık alanı dışındaki kişilerin görevlendirilmesi ve dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasıdır.

Ceza Muhakemesinde Bilirkişi Görevlendirmesinin Hukuki Çerçevesi

Ceza muhakemesinde bilirkişi görevlendirmesi, kural olarak yargılama makamının takdirindedir; ancak kanun koyucu bazı hallerde bu takdir yetkisini ortadan kaldırarak bilirkişi incelemesini zorunlu kılmıştır. CMK m. 63 uyarınca çözümü uzmanlık gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulması bir imkan iken, maddi gerçeğe ulaşma gayesi taşıyan ceza davasında, teknik veriye dayanmayan bir hükmün denetimden geçmesi mümkün değildir.

Hukuk ve teknik uzmanlığın kesiştiği noktada bilirkişilik kurumu.

Bilirkişi İncelemesinin Zorunlu Olduğu Haller

Kanun koyucu, yargılamanın sıhhati açısından bazı teknik hususların bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini emretmiştir. Bu durumlarda mahkemenin "kendi bilgisiyle" hareket etmesi usul ekonomisine veya maddi gerçeğe aykırılık teşkil eder.

"Kanun koyucunun uzmanlığa, özel veya teknik bir bilgiye ihtiyaç bulunduğunu baştan kabul ettiği, örneğin; CMK'nın 73. maddesi uyarınca sahte para ve değerler üzerinde inceleme yapılması, 74. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın akıl sağlığının incelenmesi, 75 ve 76. maddeleri uyarınca beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması, 78. maddesi uyarınca moleküler ve genetik incelemeler yapılması, 86 ve 87. maddeler uyarınca ölünün adli muayenesi ve otopsi, 89. maddesi uyarınca zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlemlerde bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/487 - Karar No: 2020/353

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2016/487 E. , 2020/353 K.

Bilirkişi Atanmasında Usul ve Liste Dışı Görevlendirme

Bilirkişiler öncelikle bölge kurullarınca hazırlanan listelerden seçilir. CMK m. 64/2 uyarınca, listede uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması halinde diğer bölge listelerinden, orada da yoksa liste dışından görevlendirme yapılabilir. Liste dışından görevlendirilen bilirkişinin "Bilirkişilik Kanunu"ndaki temel şartları taşıması ve mahkeme huzurunda yemin etmesi zorunludur. Kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar (CMK m. 64/3).

Bilirkişi Raporunun Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Bilirkişi raporu, hâkimi bağlayıcı bir delil olmayıp, takdiri bir delil niteliğindedir. Ancak bu "bağlayıcı olmama" durumu, hâkimin teknik bir raporu keyfi olarak görmezden gelebileceği anlamına gelmez. Hâkim, raporun bilimsel temellerini, mantıksal tutarlılığını ve dosya kapsamıyla uyumunu denetlemekle yükümlüdür.

Raporun İçeriği ve Teknik Standartlar

Bilirkişiye tevdi edilen görevlendirme kararında, cevaplanması gereken soruların ve inceleme sınırlarının net bir şekilde belirlenmesi gerekir. Bilirkişi, raporunda inceleme sürecini, kullandığı yöntemleri ve ulaştığı sonuçların bilimsel dayanaklarını açıkça göstermelidir. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca, raporun denetime elverişli olması temel geçerlilik şartıdır.

Hukuki Sorunların Bilirkişiye Tevdi Edilmesi Yasağı

Yargı pratiğinde sıklıkla yapılan hatalardan biri, "suçun sabit olup olmadığı", "kusur oranının tespiti" veya "eylemin hangi suç tipine girdiği" gibi tamamen hâkimin hukuki bilgisiyle çözmesi gereken hususların bilirkişiye sorulmasıdır. Yargıtay, bu durumu kesin bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir.

"Suçun sabit olup olmadığı, sanık tarafından işlenip işlenmediği, unsurları veya suç kastı yönünden bilirkişiye başvurulması olanaksız olup, hakimin çözmesi gereken konu veya konuların bilirkişiye tevdi edilerek verilen raporun karara esas alınması da CMK'nun 63 ve devamı maddelerine aykırıdır. İncelenen dosyada... dosyanın; talimatla içinde hukukçu ve kadastro bilirkişisi bulunan bilirkişi kuruluna tevdi ile rapor aldırılmasına karar verilmesi... yasaya aykırıdır."

Kaynak: 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/33941 - Karar No: 2015/19232

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2014/33941 E. , 2015/19232 K.

Bilirkişi Raporundaki Çelişkiler ve Giderilme Yöntemleri

Dosyada birden fazla bilirkişi raporunun bulunması ve bu raporların sonuçlarının birbiriyle çelişmesi durumunda, mahkemenin raporlardan birine üstünlük tanıyarak hüküm kurması hukuka aykırıdır. Bu durum, "kararın gerekçeli olması" ve "maddi gerçeğin araştırılması" ilkelerinin ihlali mahiyetindedir.

Çelişkili bilirkişi raporlarının teknik denetimi ve analizi.

Çelişki Halinde Yeni Bilirkişi İncelemesi

Eğer kök rapor ile ek rapor veya farklı heyetlerden alınan raporlar arasında esasa etkili bir zıtlık varsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermek için önceki bilirkişiler dışında, uzmanlığı tescilli yeni bir heyetten rapor almalıdır. Çelişki giderilmeden kurulan hükümler, Yargıtay tarafından "eksik inceleme" gerekçesiyle bozulmaktadır.

"Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez. ...mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği..."

Kaynak: 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/17699 - Karar No: 2017/2557

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2015/17699 E. , 2017/2557 K.

Ek Rapor ve İzah Talebi

Raporun noksan, müphem veya belirsiz olması durumunda mahkeme, mevcut bilirkişiden ek rapor isteyebilir veya bilirkişiyi duruşmaya davet ederek sözlü açıklama (izahat) yapmasını isteyebilir. Ancak çelişki raporun özündeyse ve mevcut bilirkişinin tarafsızlığı veya uzmanlığı sorgulanıyorsa, doğrudan yeni bir görevlendirme yoluna gidilmelidir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Usulü ve Süreler

Bilirkişi raporuna itiraz, raporun taraflara tebliğinden itibaren başlar. Ceza muhakemesinde itiraz için maktu bir süre belirlenmemiş olsa da, yargılamanın makul sürede tamamlanması ilkesi gereği, raporun tebliğinden itibaren kural olarak bir haftalık süre içerisinde itirazların sunulması beklenir. Hukuk muhakemesinde ise bu süre HMK m. 281 uyarınca iki haftadır.

İtirazın Kapsamı ve Gerekçelendirilmesi

İtiraz dilekçesinde sadece "raporu kabul etmiyoruz" beyanı yeterli değildir. İtirazın; raporun teknik hatalarını, dayandığı verilerin eksikliğini, kullanılan metodolojinin yanlışlığını veya bilirkişinin uzmanlık yetersizliğini somut delillerle ortaya koyması gerekir. Özellikle mesleki dayanışma veya "kurum görüşü" gibi sübjektif yaklaşımların raporda yer alması, itirazın temelini oluşturmalıdır.

Uzman Görüşü (Özel Bilirkişi) ile İspat

Taraflar, bilirkişi raporuna karşı tezlerini güçlendirmek amacıyla CMK m. 67/6 uyarınca uzman görüşü (mütalaa) alabilirler. Mahkeme, dosyaya sunulan bu özel mütalaayı, resmi bilirkişi raporuyla birlikte değerlendirmek zorundadır. Eğer uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında ciddi bir fark varsa, bu durum raporlar arası çelişki olarak kabul edilmeli ve yeni bir bilirkişi incelemesine gidilmelidir.

Bilirkişinin Hak ve Yükümlülükleri ile Sorumluluk Rejimi

Bilirkişilik, kamusal bir görevdir ve bu görevin ifası sırasında uyulması gereken katı kurallar mevcuttur. Bilirkişi, görevini bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, bu yetkiyi kısmen dahi olsa başkasına devredemez (Bilirkişilik Kanunu m. 3/3).

Tarafsızlık ve Sır Saklama Yükümlülüğü

Bilirkişi, görevini dürüstlük, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde yürütmelidir. Görevi sebebiyle öğrendiği sırları saklamakla yükümlüdür; bu yükümlülük görev sona erdikten sonra da devam eder. Bilirkişinin tarafsızlığından şüphe edilen hallerde, hâkimin reddi sebeplerine dayanarak bilirkişinin reddi talep edilebilir.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ve Ceza Sorumluluğu

Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal sonucu gerçeğe aykırı mütalaada bulunması, Türk Ceza Kanunu m. 276 uyarınca cezai yaptırıma tabidir. Ayrıca, bilirkişinin hatalı raporu nedeniyle tarafların uğradığı zararlardan dolayı Devletin tazminat sorumluluğu doğabilir; Devlet, ödediği tazminatı sorumlu bilirkişiye rücu eder.

Karşılaştırmalı Mevzuat ve Uygulama Tablosu

Aşağıdaki tablo, bilirkişilik kurumunun farklı yargılama usullerindeki temel farklarını özetlemektedir:

Ceza ve hukuk muhakemesinde bilirkişilik usul farkları.

Kriter Ceza Muhakemesi (CMK) Hukuk Muhakemesi (HMK)
Görevlendirme Yetkisi Hâkim veya Cumhuriyet Savcısı Mahkeme (Hâkim)
Uzman Görüşü İmkanı CMK m. 67/6 (Mevcut) HMK m. 293 (Mevcut)
Yemin Usulü Liste dışı ise her seferinde Sicile kayıtta genel yemin
İtiraz Süresi Kanunda açık süre yok (Genel usul) Tebliğden itibaren 2 hafta
Hukuki Görüş Yasak mı? Evet (Kesin Yasak) Evet (Kesin Yasak)
Bilirkişi Sayısı Kural tek, istisna kurul Kural tek, gerekçeli ise kurul

Uygulama Notu: Adliye Pratiğinde Bilirkişi Süreç Yönetimi

Bilirkişi raporunun sunulması için mahkeme tarafından verilen süreye riayet edilmesi esastır. Uygulamada, özellikle karmaşık dosyalarda bilirkişiler süre uzatım talebinde bulunabilmektedir. 6754 sayılı Kanun ve ilgili Tebliğler (Ulaştırma Bakanlığı Tebliği m. 12/3 gibi) uyarınca, ek süre kural olarak ilk verilen süreyi geçemez.

Editörün Notu: Profesyonel hukukçular için dosya takibinde en kritik aşama, bilirkişi raporunun "hukuki değerlendirme" içerip içermediğinin denetlenmesidir. Eğer bilirkişi, hâkimin yerine geçerek kusur atfı yapmış veya suç nitelemesinde bulunmuşsa, bu kısımların hükme esas alınamayacağı yönünde emsal Yargıtay kararlarıyla itiraz edilmelidir.

Bilirkişi Ücreti ve Giderlerin Tahsili

Bilirkişi ücreti, incelemenin kapsamı, harcanan emek ve zaman dikkate alınarak mahkemece takdir edilir. Ceza davalarında bu giderler kural olarak yargılama gideri kapsamında değerlendirilir. Ancak sanığın beraati halinde bu giderler Devlet hazinesine bırakılırken, mahkûmiyet halinde sanığa yükletilir. Gereksiz yere veya usulsüz yaptırılan bilirkişi incelemesinin masrafları, davanın sonucundan bağımsız olarak sanığa yükletilemez (Yargıtay 8. CD, 2014/33941 E.).

Sıkça Sorulan Sorular

1. Mahkeme, bilirkişi raporunun aksine bir karar verebilir mi?

Evet, mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Ancak raporun aksine karar verilecekse, bu kararın teknik ve bilimsel gerekçeleri hükümde açıkça gösterilmelidir. Raporun neden yetersiz görüldüğü veya hangi somut delilin raporun aksini ispatladığı gerekçelendirilmeden raporun göz ardı edilmesi bozma sebebidir.

2. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulursa ne olur?

Bu durum, "eksik inceleme" ve "yetersiz gerekçe" nedeniyle üst mahkeme (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay) tarafından bozma kararı verilmesine yol açar. Yargıtay içtihatları uyarınca, çelişki mevcutken raporlardan birine üstünlük tanınamaz; mutlaka yeni bir heyetten rapor alınmalıdır.

3. Bir avukat veya hukukçu bilirkişi olarak atanabilir mi?

Kural olarak hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa (örneğin mühendislik, tıp vb.) sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemezler (HMK m. 266). Hâkimin bildiği varsayılan hukuk kuralı konusunda hukukçu bilirkişi dinlenmesi, usul ekonomisine ve "hâkimin hukuku kendiliğinden uygulaması" ilkesine aykırıdır.

4. Bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verilmesi hak ihlali midir?

Kesinlikle evet. Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilerek itiraz haklarının kullandırılmaması, Anayasa m. 36 kapsamındaki "adil yargılanma hakkı" ve "silahların eşitliği" ilkesinin ağır ihlalidir. Bu durum, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup mutlak bozma nedenidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
  • 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu.
  • Ceza Genel Kurulu, E. 2016/487, K. 2020/353.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2014/33941, K. 2015/19232.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17699, K. 2017/2557.
  • Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/805, K. 2022/1804.
  • Bilirkişilik Yönetmeliği.

Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amaçlı olup profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Somut olaylara uygulanması durumunda telafisi imkansız zararlar doğabileceği unutulmamalıdır.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Ceza Muhakemesinde Bilirkişilik Teşkilatı ve Raporlardaki Çelişkilerin Giderilmesi Usulü | EmsalDava