Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri, İtiraz Usulleri ve İnfaz Rejiminin İçtihat Eksenli Analizi
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri, İtiraz Usulleri ve İnfaz Rejiminin İçtihat Eksenli Analizi

Ceza muhakemesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, koruma tedbirlerinin ölçülülük denetimi ve itiraz sürelerinin tefhim/tebliğ esaslı hesaplanması, yargı pratiğinde hak düşürücü sonuçlar doğuran kritik usul basamaklarını oluşturmaktadır.

Koruma Tedbirlerinin Hukuki Niteliği ve Kişi Güvenliği Hakkı ile İlliyeti

Ceza muhakemesi hukukunda koruma tedbirleri, yargılamanın selametini sağlamak, delillerin karartılmasını önlemek ve hükmün infaz edilebilirliğini güvence altına almak amacıyla başvurulan, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan geçici vasıtalardır. Bu tedbirlerin uygulanması, Anayasa’nın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesi ile koruma altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına doğrudan müdahale teşkil eder. Bu nedenle, koruma tedbirleri ancak kanunda açıkça öngörülen hallerde, ölçülülük ilkesine sadık kalınarak ve gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda uygulanabilir.

Koruma tedbirlerinin "yakın tehlike" odaklı yapısı, onları idari önleme tedbirlerinden ayırır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, koruma tedbirlerinin ceza yargılamasındaki yerini ve kişi güvenliği ile ilişkisini tanımlarken, tutuklamaya itiraz hakkını ve teminatla salıverilme talebini bu hakkın ayrılmaz birer parçası olarak kabul etmektedir.

"Ceza yargılaması hukukunda yargılama makamlarının görevlerini yapmada, hüküm vermede kullandıkları vasıtalardan birisi de koruma tedbirleridir. Koruma tedbirleri yakın tehlikeden korunmaya, önleme tedbirleri ise daha uzak bir tehlikenin önlenmesine yöneliktir. Kişi güvenliği ile ilgili hakların bir tanesi de tutuklamaya itiraz hakkıdır. Bu hak AİHS.’nin 5/4 maddesinde; Anayasa’nın 19/6-7, 36. maddelerinde; İHEB’nin 8. maddesinde; CMK.’nun 101/2,5 ve 104/2 maddelerinde düzenlenmiştir. Sanık veya şüphelinin tutukluluğa itirazından sonuç alamadığı durumda güvenceyle (teminatla) salıverilmesini isteme hakkı da vardır."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2010/4-558, Karar No: 2010/604

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2010/4-558 E. , 2010/604 K.

Uygulama Notu: Koruma Tedbirlerinde "Önleme" ve "Koruma" Ayrımı

Adliye pratiğinde, kolluk tarafından gerçekleştirilen önleme aramaları ile CMK kapsamında icra edilen adli aramalar sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun vurguladığı üzere, koruma tedbirleri somut bir suç şüphesine dayalı "yakın tehlikeyi" bertaraf etmeyi amaçlar. Eğer tedbir bu amacın dışına çıkarak genel bir güvenlik denetimine dönüşürse, elde edilen delillerin yasak delil statüsüne girmesi ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması ihtimal dahilindedir.

Teknik Araçlarla İzleme ve Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinde Süre Rejimi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 140 uyarınca uygulanan teknik araçlarla izleme tedbiri, mahremiyet hakkına en ağır müdahalelerden biri olması hasebiyle çok sıkı süre sınırlamalarına tabidir. Teknik takip kararları kural olarak üç haftalık süre için verilir; ancak örgütlü suçlar söz konusu olduğunda bu sürelerin uzatılması özel bir usul gerektirir.

CMK koruma tedbirleri sürelerini simgeleyen profesyonel hukuk çalışma alanı.

Özellikle 6763 ve 7078 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler, teknik araçlarla izleme ile gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin birlikte uygulanması durumunda sürelerin bir kat artırılarak uygulanmasını öngörmüştür. Bu durum, karmaşık örgüt yapılarının deşifre edilmesi amacına hizmet etse de, şüpheli haklarının denetimi bakımından müdafilerin süre takibini titizlikle yapmasını zorunlu kılar.

Tedbir Türü Temel Süre Uzatma Süresi (Normal) Örgütlü Suç Uzatması Gizli Soruşturmacı İle Birlikte
Teknik Araçlarla İzleme 3 Hafta +1 Hafta Her defasında 1 hafta, toplam +4 hafta Süreler bir kat artırılır
Taşınmazlara El Koyma Belirsiz Hakim Kararı - -
Gözaltı (Bireysel) 24 Saat - - -
Gözaltı (Toplu) 24 Saat +3 Gün - -

Editörün Notu: Teknik araçlarla izleme tedbiri konut içerisinde uygulanamaz (CMK m. 140/5). Konut dokunulmazlığı mutlak bir sınır teşkil eder. Bu yasağın ihlali halinde elde edilen veriler, CMK m. 217/2 uyarınca hukuka aykırı delil niteliği taşır ve hükme esas alınamaz.

İtiraz Kanun Yolunda Tefhim ve Tebliğ İlişkisinin Hak Düşürücü Etkisi

Ceza muhakemesinde genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gündür (CMK m. 268/1). Ancak bu "öğrenme" kavramı, kararın verildiği duruşmada hazır bulunanlar için "tefhim" (sözlü bildirim), hazır bulunmayanlar için ise "tebliğ" (yazılı bildirim) ile başlar. Özellikle Cumhuriyet savcılarının katıldığı duruşmalarda verilen kararlara karşı itiraz süresinin hesaplanmasında Yargıtay istikrarlı bir şekilde "tefhim" esasını uygulamaktadır.

Duruşma zaptı ve itiraz sürelerini simgeleyen adli evrak görseli.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin güncel bir kararı, duruşmada hazır bulunan savcının, kararın kendisine tebliğ edilmesini bekleyerek yedi günlük süreyi geçirmesinin itiraz hakkını düşüreceğini açıkça ortaya koymuştur.

"Batman 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2021 tarihli kararının, duruşmada Cumhuriyet Savcısının yüzüne karşı tefhim edildiği, diğer bir Cumhuriyet Savcısı tarafından 24/05/2021 tarihinde yapılan itirazın... yasal itiraz süresi, tefhimle birlikte başlamakta olup sonradan yapılan karar tebliğinin, temyiz süresini yeniden başlatmayacağı... Cumhuriyet Savcısı tarafından 24/05/2021 tarihinde 7 günlük itiraz süresi geçtikten sonra itiraz edildiği anlaşıldığından, merciince dosyanın esasına girilmeksizin itirazın süre yönünden reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar vermesinde isabet görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/21032, Karar No: 2024/5710

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2023/21032 E. , 2024/5710 K.

Uygulama Notu: Süre Tutum (Tutma) Dilekçesi Zorunluluğu

Uygulamada, gerekçeli kararın yazılmasının uzun sürdüğü durumlarda, hak kaybını önlemek adına tefhim tarihinden itibaren yedi gün içinde "süre tutum dilekçesi" verilmesi elzemdir. Savcılık makamının bu usulü atlayarak doğrudan tebliğ tarihine odaklanması, Yargıtay tarafından "hukuki yanılgı" olarak kabul edilmemekte ve itirazın süre yönünden reddi gerekmektedir. Aynı kural müdafiler için de geçerlidir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararlarına İtirazın Kapsamı

HAGB kararları, sanık hakkında kurulan hükmün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden karma nitelikli kararlardır. CMK m. 231/12 uyarınca bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır. Ancak itiraz merciinin (genellikle Ağır Ceza Mahkemesi) bu incelemeyi hangi derinlikte yapacağı hususunda içtihatlarda bir evrilme yaşanmıştır.

Eski içtihatlar (Örn: 4. CD 2008/19326 E.), itiraz merciinin sadece CMK m. 231/6'daki şekli koşulları (sanığın kabulü, adli sicil kaydı, zararın giderilmesi) inceleyebileceğini, işin esasına (suçun oluşup oluşmadığına) giremeyeceğini savunmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı perspektifli iptal kararları sonrası, itiraz merciinin esasa yönelik (delil değerlendirmesi, suç vasfı) denetim yapması gerektiği yönündeki görüş ağırlık kazanmıştır.

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulacak yasa yolunun itiraz olduğunda kuşku yoktur... Ancak itiraz merciinin yetkisi, 5271 sayılı CYY'nin 231/6. maddesinde üç bent halinde sıralanan uygulama koşullarının varlığını denetlemekle sınırlıdır. Eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, suç oluşturup oluşturmadığı veya nitelendirmenin isabetli olup olmadığı ve benzeri gibi geniş kapsamlı bir hukuka uygunluk denetiminin itiraz yasa yoluyla yapılması olanaklı değildir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2008/19326, Karar No: 2009/2363 (Tarihsel Önem)

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2008/19326 E., 2009/2363 K.

Yargıtay Yaklaşımı Değişimi: Modern uygulamada, itiraz merciinin sadece şekli şartlarla sınırlı kalması sanığın savunma hakkını kısıtladığı kabul edilmektedir. İtiraz mercii, suçun sübutuna ve hukuki nitelendirmesine dair ciddi bir hata saptarsa, kararı kaldırmalı ve mahkemesine iade etmelidir.

Radyo ve Televizyon Yayınlarında Cevap ve Düzeltme Hakkı Usulü

6112 sayılı Kanun m. 18 uyarınca kullanılan cevap ve düzeltme (tekzip) hakkı, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi sağlar. Bu süreçte Sulh Ceza Hakimliklerinin verdiği ret kararlarına karşı yapılacak itirazların hangi mercide inceleneceği, usul ekonomisi ve görev yönünden sıkça tartışma konusu olmaktadır.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bu konudaki özel usul hükümlerinin genel CMK hükümlerinden öncelikli olduğunu ve itirazın Asliye Ceza Mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

"Radyo ve televizyon yayınları nedeniyle tekzip ve cevap talebiyle başvuran ve başvurusu sulh ceza hakimliği tarafından reddedilen ilgilisi tarafından yapılan itirazın 6112 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan özel usul hükümlerine göre asliye ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın yetkili ve görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/4178, Karar No: 2024/79

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2022/4178 E. , 2024/79 K.

İtiraz Merciinin Görevi ve Karar Niteliği

Asliye Ceza Mahkemesi, itirazı üç iş günü içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Sulh Ceza Hakimliğinin itirazı yerinde görmeyerek dosyayı kendi sistemindeki bir üst numaralı Sulh Ceza Hakimliğine göndermesi durumunda ortaya çıkan "görev uyuşmazlığıdır". Yargıtay, bu durumu kanun yararına bozma sebebi saymaktadır.

Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçunda Denetimli Serbestlik ve "Belirlilik" İlkesi

6545 sayılı Kanun ile TCK m. 191 ve CMK m. 191 üzerinde yapılan değişiklikler, bu suç tipinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) ve denetimli serbestlik rejimini "sui generis" bir yapıya kavuşturmuştur. Burada en kritik mesele, sanığın denetim süresi içinde işlediği ikinci bir suçun infazı nasıl etkileyeceğidir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi, "belirlilik" ve "hukuki güvenlik" ilkeleri uyarınca, sanığa hangi eyleminin hangi sonucu doğuracağının açıkça bildirilmiş olmasını şart koşmaktadır. Eğer sanığa verilen kararda, denetim süresi içinde "herhangi bir kasıtlı suç" işlemesi halinde hükmün açıklanacağı bildirilmişse ancak kanun sadece "aynı neviden suç" (uyuşturucu suçu) işlenmesini ihlal sayıyorsa, sanık lehine olan durum gözetilmelidir.

"Birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını bilmelidir... Sanığın denetim süresi içerisinde aynı neviden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir... mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yok sayılamayacağı anlaşılmakla..."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/1129, Karar No: 2022/3768

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2022/1129 E. , 2022/3768 K.

İnfaz Hakimliği Kararlarına Karşı Şikayet ve İtiraz Usulü

İnfaz Hakimliği Kanunu m. 6 uyarınca, infaz hakimi kararlarına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz mercii olarak görev yapan Ağır Ceza Mahkemesi, sadece kararı kaldırmakla yetinmemeli, aynı zamanda "itiraz konusu hakkında da bir karar" vermelidir.

İnfaz hukuku süreçlerini ve itiraz mekanizmasını temsil eden hukuki objeler.

Uygulamada, disiplin cezaları (hücreye koyma vb.) konusunda infaz hakimliklerince verilen onay veya ret kararlarına itiraz edildiğinde, merciin sadece "kararın kaldırılmasına" karar verip dosyayı infaz hakimliğine iade etmesi, usul ekonomisine aykırıdır. CMK m. 271/2 gereğince mercii, esasa ilişkin kararı bizzat kendisi tesis etmelidir.

"İtiraz yerinde görülürse mercii, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir... Somut olayda hükümlünün Disiplin Kurulu Başkanlığının kararına yönelik yaptığı şikayetin reddine karar veren İnfaz Hakimliği kararına karşı hükümlünün yaptığı itirazın yerinde görülerek kabulüne karar verilmesi karşısında sadece İnfaz Hakimliğinin kararının kaldırılmasına karar verilmekle yetinmeyip ayrıca itiraz konusunda da bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/955, Karar No: 2019/4962

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2017/955 E. , 2019/4962 K.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İtiraz

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284), ceza muhakemesi mantığından farklı olarak "şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaksızın" (m. 8/3) tedbir kararı verilmesine imkan tanır. Ancak bu tedbirlerin hukuki denetimi, yine yedi günlük itiraz süresine ve özel bir inceleme usulüne tabidir.

6284 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca; - Mülki Amir Kararlarına İtiraz: Aile Mahkemesine (iki hafta içinde). - Hakim Kararlarına İtiraz: O yerdeki numara olarak kendisini izleyen Aile Mahkemesine (iki hafta içinde).

Dikkat Edilmesi Gereken: Zorlama hapsi kararları, niteliği itibarıyla bir "hapis cezası" değil, tedbire uyulmasını sağlayan bir "tazyik hapsidir". Bu kararlara karşı yapılacak itirazlarda duruşma yapılması zorunlu değildir ancak hakimin takdirine bağlıdır.

Tanık Koruma Tedbirleri ve Gizli Soruşturmacının Hukuki Statüsü

Tanık Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelik çerçevesinde, ağır suçlarda tanıklık yapan kişilerin can güvenliğini sağlamak amacıyla kimlik değişikliğinden fiziki korumaya kadar bir dizi tedbir öngörülmüştür. Bu tedbirlerin kararı kural olarak hakim tarafından verilir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da geçici tedbirler alabilir.

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK m. 139) ise sadece örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve katalogda yer alan suçlar için mümkündür. Gizli soruşturmacının elde ettiği bilgiler, sadece ilgili suçun kanıtlanmasında kullanılabilir. Soruşturmacı, görevini ifa ederken suç işleyemez; ancak örgütün güvenini kazanmak adına kaçınılmaz olan düşük profilli eylemler (Örn: Örgüt toplantısına katılma) "hukuka uygunluk nedeni" kapsamında değerlendirilebilir.

Seri Muhakeme Usulünde İtiraz ve Mağdur Hakları

CMK m. 250 ile hukuk sistemimize giren seri muhakeme usulü, Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin kabulü ile mahkemenin onayı esasına dayanır. Bu usulle kurulan hükümlere karşı itiraz yolu açıktır; ancak itirazın kapsamı sınırlıdır.

İtiraz mercii, mahkemenin kararını şu üç açıdan denetler: 1. Suçun seri muhakeme kapsamında olup olmadığı. 2. Usulün şüpheliye doğru teklif edilip edilmediği ve müdafi huzurunda kabulün gerçekleşip gerçekleşmediği. 3. Yaptırımın (cezanın) kanuni sınırlar içinde belirlenip belirlenmediği.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, suçtan zarar görenin (mağdurun) bu süreçteki haklarını hatırlatarak, kararın mağdura tebliğ edilmemesinin ve itiraz hakkının kullandırılmamasının kanun yararına bozma sebebi olduğunu teyit etmiştir.

"5271 sayılı Kanun'un 260. maddesi uyarınca suçtan zarar gören ve yargılamaya katılma hakkı bulunan kuruma... seri muhakeme usulüne göre yürütülen yargılama sonunda verilen gerekçeli kararın adı geçen kuruma tebliğ edilmediği anlaşılmakla... itiraz hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5479, Karar No: 2023/5999

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2023/5479 E. , 2023/5999 K.

Savunma Hakkının Kısıtlanması: Ek Savunma Verilmeden Karar Tesisi

CMK m. 226 uyarınca sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce ek savunma hakkı verilmedikçe iddianamedeki suçtan başkasıyla mahkum edilemez. Bu kural, sadece suçun "hafifleşmesi" durumunda değil, cezanın artırılmasını gerektiren hallerde (Örn: TCK m. 43 zincirleme suç hükümleri) mutlak bir zorunluluktur.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, iddianamede yer almayan bir ağırlaştırıcı nedenin (Örn: TCK m. 103/1-3. cümle) hükümde uygulanması sırasında ek savunma verilmemesini bozma nedeni saymıştır.

"Sanık hakkında ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulandığı anlaşıldığından... onama ilâmının çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmle sınırlı olarak KALDIRILMASINA... İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının... BOZULMASINA..."

Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/8671, Karar No: 2023/6200

Belgeyi Gör: 9. Ceza Dairesi 2023/8671 E. , 2023/6200 K.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat İsteminde Hak Düşürücü Süreler

CMK m. 141-144 arasında düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat hakkı, devletin "kusursuz sorumluluğu" esasına dayanır. Haksız yere gözaltına alınan, tutuklanan veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK) ya da beraat kararı verilen kişiler bu yola başvurabilir.

Tazminat davası açma süreleri: - Kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay. - Kararın kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda bir yıl.

Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, adli tatilde de işlemeye devam eder. Tazminat davası, zarar görenin oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde açılır. Eğer haksız işlemi yapan hakim veya mahkeme aynı yerdeyse, dosya en yakın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Cumhuriyet savcısının duruşmada hazır olmasına rağmen kararın tebliğini beklemesi itiraz süresini durdurur mu? Hayır. Yargıtay içtihatlarına göre, savcı duruşmada hazırsa yedi günlük itiraz süresi "tefhim" ile başlar. Kararın sonradan tebliğ edilmesi süreyi yeniden başlatmaz. Süre geçtikten sonra yapılan itirazlar süre yönünden reddedilmelidir.

2. HAGB kararına itiraz edildiğinde Ağır Ceza Mahkemesi delilleri yeniden değerlendirebilir mi? Güncel hukuki eğilim ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, itiraz merciinin sadece şekli şartlarla (sicil kaydı, sanığın kabulü vb.) sınırlı kalmaması, suçun sübutuna ve hukuki niteliğine dair (esasa yönelik) inceleme de yapması gerekmektedir.

3. Uyuşturucu madde kullanma suçundan denetimdeyken başka bir suç işlenmesi denetimi ihlal eder mi? Kural olarak hayır. TCK m. 191 kapsamında verilen denetimli serbestlik kararlarının ihlali için sanığın denetim süresi içinde "aynı neviden" (yani uyuşturucu ile ilgili) bir suç işlemesi gerekir. Hırsızlık, yaralama gibi farklı nitelikteki suçlar denetimin ihlali sayılmamalıdır (Belirlilik ilkesi gereği).

4. İnfaz hakiminin disiplin cezasına ilişkin kararını kaldıran itiraz mercii dosyayı geri mi göndermelidir? Hayır. CMK m. 271/2 uyarınca itirazı yerinde gören mercii, sadece kaldırma kararı vermekle yetinmeyip, aynı zamanda itiraz konusu hakkında (esasa ilişkin) nihai kararı bizzat kendisi vermelidir.

Kaynakça

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.
  • 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun.
  • 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/4-558 E., 2010/604 K.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2017/955 E., 2019/4962 K.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2023/21032 E., 2024/5710 K.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2022/4178 E., 2024/79 K.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2023/5479 E., 2023/5999 K.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/8671 E., 2023/6200 K.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2022/1129 E., 2022/3768 K.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/13532 E., 2024/26032 K.
  • Anayasa Mahkemesi, E. 2018/137, K. 2022/86.

Yasal Uyarı: Bu makale, sunulan mevzuat ve içtihatlar ışığında genel akademik bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut bir hukuki uyuşmazlığa doğrudan çözüm teşkil etmez. Her vaka kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak için bir avukat ile çalışılması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri, İtiraz Usulleri ve İnfaz Rejiminin İçtihat Eksenli Analizi | EmsalDava