Ceza Muhakemesinde İstinaf Kanun Yolu Başvuru Süreleri ve Usulü: 7499 Sayılı Kanun Sonrası İçtihat Odaklı Analiz
Kanun YollarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde İstinaf Kanun Yolu Başvuru Süreleri ve Usulü: 7499 Sayılı Kanun Sonrası İçtihat Odaklı Analiz

Ceza muhakemesi hukukunda istinaf kanun yolu, 7499 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklikler neticesinde tefhim esasından tebliğ esasına geçiş yapmış; başvuru süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak belirlenmiştir. Müdafi ile takip edilen dosyalarda sanığa ayrı tebliğ zorunluluğu ve HAGB kararlarının zamanaşımına etkisi, güncel Yargıtay içtihatları ışığında hak arama hürriyetinin temel eksenini oluşturmaktadır.

7499 Sayılı Kanun Sonrası Ceza İstinaf Başvuru Düzeninde Yeni Dönem

Ceza muhakemesi hukukunda 1 Haziran 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun, istinaf kanun yoluna başvuru sürelerini ve bu sürelerin başlangıç ilkesini kökten değiştirmiştir. Eski düzenlemede hükmün tefhiminden (yüze karşı açıklanmasından) itibaren başlayan yedi günlük süre, yerini hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren başlayan iki haftalık süreye bırakmıştır. Bu değişiklik, adil yargılanma hakkı kapsamında kişilerin kararın gerekçesini tam olarak bilerek kanun yoluna başvurma stratejilerini belirlemelerine olanak tanımaktadır.

Modern ceza muhakemesinde sürelere ilişkin bu dönüşüm, yalnızca bir takvim değişikliği değil, aynı zamanda hak arama hürriyetinin güçlendirilmesi hamlesidir. Özellikle müdafi ile temsil edilen sanıkların durumunda, tebligatın kime yapılacağı ve sürenin ne zaman başlayacağı hususundaki tartışmalar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili daire kararlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur.

"İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. ... Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilirler."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

İstinaf Başvuru Süresinin Hesaplanması ve Tebliğ Esasına İlişkin Kritik Detaylar

İstinaf kanun yoluna başvuru süresi olan iki hafta, kararın ilgilisine (sanık, müdafi, katılan veya vekili) usulüne uygun şekilde "gerekçesiyle birlikte" tebliğ edildiği günün ertesi günü işlemeye başlar. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 72/1 uyarınca sürelerin gün, ay ve yıl hesabıyla belirlendiği ceza hukukunda, iki haftalık süre, tebliğin yapıldığı güne tekabül eden haftanın son gününde mesai bitimiyle (elektronik tebligatta ise o günün sonunda) sona erer.

Sürelerin Başlangıcında "Gerekçeli Karar" Şartı

Kanun koyucu, 7499 sayılı Kanun ile "süre tutum dilekçesi" (tutuk tutma dilekçesi) uygulamasını pratikte büyük ölçüde işlevsiz hale getirmiştir. Zira süre artık hükmün kısa özetinin (tefhim) açıklandığı anda değil, gerekçeli kararın tebliğ edildiği anda başlamaktadır. Bu durum, savunma makamının karardaki hukuki hataları ve delil değerlendirme eksikliklerini görerek daha nitelikli bir istinaf dilekçesi hazırlamasına imkan tanır.

Tebligat Hatalarının Süreye Etkisi

Usulüne uygun olmayan tebligatlar süreyi başlatmaz. Örneğin, sadece hüküm fıkrasının tebliğ edilmesi veya gerekçenin tebligat zarfına eklenmemesi durumunda, iki haftalık hak düşürücü süre işlemeye başlamayacaktır. Ayrıca, sanığın cezaevinde bulunması durumunda, CMK m. 263 uyarınca cezaevi müdürlüğüne verilen dilekçeler süreyi durdurmaktadır.

Usul İşlemi Eski Düzenleme (1 Haziran 2024 Öncesi) Yeni Düzenleme (7499 Sayılı Kanun)
Başvuru Süresi 7 Gün 2 Hafta
Süre Başlangıcı Tefhim (Yüze Karşı Açıklama) Gerekçeli Kararın Tebliği
Süre Tutum Zorunlu/Sıkça Kullanılan Gerekçeli Tebliğle Önemini Yitirdi
Savcı Başvurusu O yer savcılığına gelişten itibaren 7 gün O yer savcılığına gelişten itibaren 2 hafta

Müdafi ve Sanığa Ayrı Tebliğ Zorunluluğu: Yargıtay’ın Hak Ekseni Yaklaşımı

Ceza muhakemesinde sanığın bir müdafi (avukat) ile temsil ediliyor olması, bazı durumlarda kararın hem müdafiye hem de sanığa ayrı ayrı tebliğ edilmesini gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, hürriyeti bağlayıcı ceza tehdidi altındaki sanığın, müdafisinin olası ihmali veya hatası nedeniyle kanun yolu hakkını kaybetmemesi için karardan şahsen haberdar edilmesi esastır.

"Ceza muhakemesinde müdafi savunduğu kişiyi temsil etmemekte, kamusal bir yargılama makamı olarak kişinin savunmasına destek sağlamaktadır. Buna göre şüpheli/sanık ile müdafi ilişkisinin temsil kavramıyla açıklanması olanaklı değildir. ... Sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir. Burada yapılan tebliğin, kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânının bulunup bulunmadığının incelenerek ... eski hâle getirme talebinde bulunma imkânı amacı taşıdığından kanun yollarına başvuru süresinin müdafiye yapılan tebligat ile başladığının kabul edilmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/23309 - Karar No: 2024/699

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2023/23309 E. , 2024/699 K.

Editörün Notu: Yargıtay, müdafiye yapılan tebligat ile sürenin başladığını kabul etmekle birlikte, sanığa tebligat yapılmamasını "öğrenme" tarihine kadar süreyi açık tutan bir eksiklik olarak değerlendirme eğilimindedir. Ancak sürenin müdafiye yapılan tebliğle başladığı kuralı, sanığın haklarını kısıtlamayacak şekilde yorumlanmalıdır.

Tefhim ile Tebliğ Arasındaki Usul Çatışması ve Geçiş Hükümleri

7499 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar ile bu tarihten sonra verilen kararlar arasında uygulanacak hukuk bakımından bir uyuşmazlık doğabilmektedir. Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca, 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, bu kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler (7 günlük süre ve tefhim esası) uygulanmaya devam eder.

Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki İçtihat Farklılıkları

Bazı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) daireleri arasında, sürenin tefhimle mi yoksa tebliğle mi başlayacağı hususunda uyuşmazlıklar çıkmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu uyuşmazlıkların giderilmesi noktasında kararların açıklanma şekline ve ilgili kanun maddelerine sadık kalınması gerektiğini vurgulamıştır.

"... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2023 tarih ve 2023/1 sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarih ve 2022/171 sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın, 'istinaf kanun yolu başvuru süresinin hükmün açıklanmasından (tefhimden) itibaren başlayacağına dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararı yönünde giderilmesi' talep edilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/1410 - Karar No: 2023/5677

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2023/1410 E. , 2023/5677 K.

Uygulamada, 1 Haziran 2024 öncesi tefhim edilen kararlar için 7 günlük hak düşürücü sürenin tefhimle başladığını unutmamak, geçiş dönemi dosyalarında telafisi imkansız zararların doğmasını engelleyecektir.

İstinaf Dilekçesinde Gerekçe Gösterme Zorunluluğu ve Denetim Sınırları

CMK m. 273/4 uyarınca sanık, müdafi veya katılanın istinaf dilekçesinde başvuru nedenlerini (gerekçelerini) göstermemesi, istinaf incelemesi yapılmasına engel teşkil etmez. Bu durum, temyiz aşamasındaki "gerekçe gösterme zorunluluğu" (CMK m. 294) ile tezat oluşturur ve istinafın "ikinci derece yargılama" niteliğini pekiştirir.

Cumhuriyet Savcısının Gerekçe Zorunluluğu

Sanık lehine veya aleyhine istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısı için durum farklıdır. CMK m. 273/5 gereğince savcı, istinaf nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır. Savcının gerekçe içermeyen başvurusu, istinaf denetiminin kapsamını belirlemede yetersiz kalabilir ve usulden ret riskini doğurabilir.

İnceleme Kapsamının Belirlenmesi

Bölge Adliye Mahkemesi, dilekçede herhangi bir sebep gösterilmese dahi dosyayı hem maddi vakıa hem de hukuka uygunluk yönünden tam bir denetime tabi tutar. Ancak, dilekçede spesifik hukuka aykırılıkların (örneğin haksız tahrik indirimi uygulanmaması veya delil zincirindeki kopukluk) belirtilmesi, BAM dairesinin dikkatini bu noktalara yoğunlaştırmasını sağlar.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarına Karşı Temyiz Sınırı ve Kesinlik Krizi

Her istinaf kararı temyiz yoluna (Yargıtay incelemesine) tabi değildir. CMK m. 286/2 uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen ve üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ile bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin BAM kararları kesindir. Bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.

Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının kesinlik sınırını temsil eden görsel.

"Savaştepe Asliye Ceza Mahkemesinin ... kararına konu eylemler için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemece verilen esastan ret ... kararı ... karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-d. maddesinde yer verilen; '... ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ...' hükmü gereği temyiz isteminin reddine..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/8795 - Karar No: 2024/4934

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2023/8795 E. , 2024/4934 K.

Bu kesinlik sınırı, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması amacını taşımakla birlikte, düşük ceza miktarlı ancak hukuki hatalar barındıran kararların Yargıtay denetiminden kaçmasına neden olabilmektedir. Bu noktada "Kanun Yararına Bozma" (CMK m. 309) olağanüstü kanun yolu, hukuki denetim için son imkan olarak değerlendirilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararlarında Kanun Yolu ve Zamanaşımı

HAGB kararları, teknik anlamda bir "hüküm" değil, denetim süresini başlatan bir "karar" mahiyetindedir. Bu nedenle HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna değil, "itiraz" yoluna (CMK m. 231/12) başvurulabilir. İtiraz merciinin kararı kesin olup, bu aşamadan sonra ancak olağanüstü kanun yollarına gidilebilir.

HAGB kararlarında zamanaşımının durmasını simgeleyen kum saati görseli.

Denetim Süresinde Zamanaşımının Durması

HAGB kararının kesinleşmesiyle birlikte dava zamanaşımı süresi durur. Eğer sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlerse, zamanaşımı süresi bu yeni suçun işlendiği tarihten itibaren tekrar işlemeye başlar.

"... suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı mala zarar verme suçunun ... asli zamanaşımı süresinin 4 yıl ... olduğu, suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 10/09/2018 tarihinde kesinleştiği, bu tarihte duran zamanaşımı süresinin suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 01/03/2021 tarihinde işlediği suç nedeniyle yeniden işlemeye başladığı ... sorgusunun yapıldığı 11/11/2015 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 29/05/2023 tarihine kadar geçen süreden zamanaşımının durduğu 2 yıl 5 ay 19 günlük süre düşüldüğünde olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/28673 - Karar No: 2024/9095

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2023/28673 E. , 2024/9095 K.

Uygulama Notu: HAGB dosyasında ihbar üzerine hükmün açıklandığı durumlarda, mahkemenin öncelikle "duran süreyi" ve "işleyen süreyi" titizlikle hesaplaması gerekir. Birçok dosya, denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleşmesi beklenirken zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetle sonuçlanabilmektedir.

Dava Zamanaşımı Sürelerinin Hesaplanmasında Usul Hataları ve Hak Kayıpları

Ceza yargılamasında zamanaşımı, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. İstinaf dairesi, önüne gelen dosyada suç tarihinden itibaren geçen süreyi, zamanaşımını kesen ve durduran işlemleri kontrol etmekle yükümlüdür.

Zamanaşımını Kesen İşlemler

TCK m. 67 uyarınca sorgu, iddianamenin kabulü, mahkumiyet hükmü gibi işlemler zamanaşımını keser ve süreyi baştan başlatır. Ancak olağanüstü zamanaşımı süresi (asli sürenin yarısı kadar eklenmiş hali), hiçbir şekilde aşılamaz.

"Sanığın yargılama konusu eylemi için ... 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ... zamanaşımı süresini kesen son işlemin 09.06.2015 tarihinde kurulan mahkûmiyet hükmü olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/5343 - Karar No: 2024/5273

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2023/5343 E. , 2024/5273 K.

Suça Sürüklenen Çocuklar (SSÇ) İçin Özel Süreler

12-15 ve 15-18 yaş grubundaki SSÇ'ler için zamanaşımı süreleri, yetişkinlere göre daha kısadır (TCK m. 66/2). BAM incelemelerinde en sık yapılan hatalardan biri, yetişkin zamanaşımı sürelerinin SSÇ'lere uygulanması veya durma sürelerinin hatalı hesaplanmasıdır.

İnfaz Hakimliği Kararlarında Kanun Yolu ve Tebligat Usulü

İnfaz hakimlikleri tarafından verilen kararlar (denetimli serbestliğin kaldırılması, müddetname itirazları vb.) genellikle şikayet veya itiraz usulüne tabidir. Bu kararların kesinleşmeden infaz edilmesi, kişinin hürriyetini doğrudan etkilediği için tebligat usulü burada hayati önem taşır.

"... İnfaz Hâkimliğinin 27.07.2023 tarihli kararının hükümlünün yokluğunda verildiği ... usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair bir tebligatın dosya içerisinde bulunmadığı ... dolayısıyla hükümlü hakkında itiraza tabi olarak verilen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın kesinleşmediği nazara alındığında, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanılamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/5603 - Karar No: 2024/5911

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2024/5603 E. , 2024/5911 K.

İnfaz hukukunda "tebliğ edilmeyen kararın infazına başlanamaz" kuralı, özellikle açık ceza infaz kurumuna iade kararlarında savunma hakkının kısıtlanmaması için titizlikle uygulanmalıdır.

Kanun Yararına Bozma ve İstinaf Denetiminden Geçmeyen Kararlar

İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, CMK m. 309 uyarınca Kanun Yararına Bozma (KYB) yoluyla giderilebilir. Bu yol, davanın tarafları için bir hak olmakla birlikte, başvuruyu Adalet Bakanlığı üzerinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapar.

KYB Yolunun Sınırları

Eğer bir karar istinaf denetiminden geçmişse, kural olarak KYB yoluna gidilemez. Ancak, istinaf dairesinin "incelenmeksizin reddine" dair kararları veya usule ilişkin hataları KYB konusu olabilir. KYB sonucunda verilen bozma kararı, mahkumiyet hükmü aleyhine ise sanığın cezasını artırmaz; ancak beraat kararı aleyhine ise yeniden yargılama yolunu açabilir.

Tekerrür ve İnfaz Rejimi Değişikliklerinin İstinaf İncelemesine Etkisi

İstinaf mahkemesi, yalnızca suçun sübutunu değil, hükmolunan cezanın infaz rejimini de denetler. 5237 sayılı TCK m. 58 uyarınca uygulanan tekerrür hükümleri, sanığın koşullu salıverilme süresini ve denetim süresini doğrudan etkiler.

"Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır. ... Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/12372 - Karar No: 2021/14640

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2021/12372 E. , 2021/14640 K.

İstinaf dilekçelerinde infaz rejimindeki lehe değişikliklerin (örneğin 7242 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler) uyarlanmaması, bozma nedenidir. Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı incelerken suç tarihindeki kanun ile karar tarihindeki kanunu karşılaştırarak "lehe olan kanunu" tespit etmekle yükümlüdür.

Uygulama Pratiği: İstinaf Kanun Yolunda Süreç Yönetimi

Bir ceza dosyasında istinaf aşaması, yerel mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlayan ve BAM kararının kesinleşmesine kadar devam eden teknik bir süreçtir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken operasyonel adımlar şunlardır:

  1. Gerekçeli Karar Takibi: Hükmün tefhiminden sonra gerekçeli kararın yazılıp yazılmadığı UYAP üzerinden takip edilmeli, tebliğ işlemi gecikirse "tebliğe çıkarılması" talep edilmelidir.
  2. Süre Hesabı: İki haftalık sürenin son günü tatile denk geliyorsa, sürenin tatili takip eden ilk mesai gününe uzadığı unutulmamalıdır.
  3. Tutuklu Sanık Bildirimi: Sanık tutuklu ise istinaf dilekçesi mutlaka cezaevi idaresi aracılığıyla gönderilmeli ve alındı belgesi (veya tutanak) muhafaza edilmelidir.
  4. Kapsam Belirleme: Dilekçede "hükmün tamamen" mi yoksa "belli kısımlarının" (örneğin sadece müsadere veya sadece vekalet ücreti) mı istinaf edildiği açıkça belirtilmelidir.

Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, istinaf başvurusunda sebep gösterilmemiş olmasını bir eksiklik olarak görmemekte, ancak usul ekonomisi ve savunmanın etkinliği açısından somut hukuka aykırılık iddialarının dile getirilmesini teşvik etmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf dilekçesi verilebilir mi? Evet, verilebilir. Ancak bu durumda süreniz henüz başlamamış sayılır. Gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra, dilekçenizi gerekçelere göre revize eden bir "ek istinaf dilekçesi" sunmanız, BAM incelemesinin derinliği açısından önemlidir. 7499 sayılı Kanun sonrası tefhimle süre başlamadığından, erken verilen dilekçe başvuru hakkını tüketmez.

2. Müdafiye tebligat yapıldı ancak bana (sanığa) yapılmadı. Süre ne zaman başlar? Yargıtay içtihatlarına göre süre, müdafiye yapılan tebligat ile başlar. Ancak sanığa hiç tebligat yapılmamış olması, sanığın "öğrenme" üzerine yapacağı başvurunun süresinde kabul edilmesine neden olabilir. Hak kaybı yaşamamak adına müdafiye yapılan tebligat tarihini esas almak en güvenli yoldur.

3. İstinaf başvurusundan feragat etmek mümkün müdür? Evet, hüküm kesinleşinceye kadar istinaf başvurusundan feragat edilebilir. Sanığın feragati için müdafisinin onayı gerekmezken, müdafinin feragati için sanığın özel yetki vermesi veya feragatini kabul etmesi gerekir. Feragat, istinaf dairesinin dosyayı incelemesini sona erdirir.

4. İstinaf dairesi kararı aleyhime bozarsa cezam artar mı? Eğer istinaf başvurusu sadece sanık veya müdafi tarafından (sanık lehine) yapılmışsa, "aleyhe değiştirme yasağı" (reformatio in peius) uyarınca sanığın cezası artırılamaz. Ancak Cumhuriyet savcısı sanık aleyhine veya katılan tarafı cezayı az bularak istinaf etmişse, cezanın artırılması ihtimal dahilindedir.


Yasal Uyarı: Bu makale, 4 Mart 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve güncel yargı kararları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları, süreleri ve usul kuralları farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyonelinden destek alınması tavsiye edilir.


Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/8795 - Karar No: 2024/4934.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/23309 - Karar No: 2024/699.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/1410 - Karar No: 2023/5677.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/28673 - Karar No: 2024/9095.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/5603 - Karar No: 2024/5911.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/5343 - Karar No: 2024/5273.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/23751 - Karar No: 2022/5542.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2021/421 - Karar No: 2022/21.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: