
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m. 160 Kapsamında Zimmet Suçu: Nitelikli Hal Karinesi ve İğfal Kabiliyeti Analizi
Bankacılık zimmeti suçu, 5411 sayılı Kanun m. 160 uyarınca banka mensuplarının zilyetliği altındaki varlıkları mal edinmesiyle oluşur. Suçun basit ve nitelikli ayrımı, hileli davranışların aldatıcılık kabiliyeti ve denetim mekanizmalarını manipüle etme gücü üzerinden belirlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen bankacılık zimmeti suçu, banka mensuplarının görevleri nedeniyle kendilerine tevdi edilen veya korumakla yükümlü oldukları bankaya ait para ya da diğer varlıkları kendilerinin veya başkalarının yararına mal edinmelerini yaptırıma bağlar. Suçun oluşumu için failin mutlaka "banka mensubu" sıfatını taşıması ve fiilin "görev dolayısıyla" gerçekleştirilmesi zorunludur. Yargıtay içtihatlarında, işlemin banka içi rutin denetimle ilk bakışta saptanabilir olması eylemi basit zimmet kılmasına yol açarken; aldatıcı mahiyetteki sahte tediye fişleri, mudi imzalarının taklidi veya sistem manipülasyonları nitelikli zimmet olarak değerlendirilir.
5411 Sayılı Kanun m. 160 Uyarınca Suçun Maddi Unsuru ve Fail Profili
Bankacılık zimmeti suçunun faili, 5411 sayılı Kanun’da açıkça belirtildiği üzere banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer banka mensuplarıdır. Bu suç, özgü suç (delicta propria) niteliğinde olup, banka dışından bir kişinin bu suçu tek başına işlemesi mümkün değildir; ancak iştirak hükümleri kapsamında sorumluluk doğabilir. Suçun maddi unsuru ise, zilyetliği devredilmiş veya koruma sorumluluğu altında olan varlıkların "zimmete geçirilmesi" fiilidir.
Banka Mensubu Kavramı ve Görev İlişkisinin Sınırları
Banka mensubu kavramı, sadece kadrolu çalışanları değil, bankanın karar alma süreçlerinde veya operasyonel faaliyetlerinde görev alan tüm personeli kapsar. Zimmetin oluşması için paranın veya varlığın faile "görevi nedeniyle" tevdi edilmiş olması veya failin bu varlıklar üzerinde "denetim ve sorumluluk" yetkisinin bulunması şarttır. Görevle bağlantısı olmayan, sadece banka binasında bulunmaktan kaynaklanan bir mal edinme fiili, zimmet suçunu değil, TCK m. 141 veya m. 142 kapsamındaki hırsızlık suçunu ya da TCK m. 155 kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.
Zimmete Geçirme Fiilinin Hukuki Tezahürü
Zimmete geçirme, malikin sahip olduğu tasarruf yetkilerinin (kullanma, yararlanma, tüketme) fail tarafından kendi yararına veya bir başkası adına kullanılmasıdır. Bankacılık pratiğinde bu; paranın kasadan doğrudan alınması, usulsüz EFT/havale işlemleri veya sahte kredi açılışları şeklinde ortaya çıkabilir. Önemli olan, failin bu mal varlığı değerleri üzerindeki zilyetlik olgusunu mülkiyete dönüştürme iradesini (animus rem sibi habendi) dış dünyaya yansıtmasıdır.
"Bankacılık zimmeti suçu, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 'Adli Suç ve Cezalar' başlıklı 22. maddesinin 3. fıkrasında; 'Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse... cezalandırılacakları' şeklinde düzenlenmiştir. Bu suçun konusu, bankaya ait para veya para yerine geçen evrak, senet veya diğer mallardır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/241 - Karar No: 2023/74
Basit ve Nitelikli Zimmet Ayrımında Yargıtay’ın Altı Temel İlkesi
Bankacılık ceza hukukunda en kritik uyuşmazlık noktası, eylemin 5411 sayılı Kanun m. 160/1 (Basit Zimmet) mi yoksa m. 160/2 (Nitelikli Zimmet) kapsamında mı kalacağıdır. Yargıtay, bu ayrımı yaparken fiilin "açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışların" varlığını ve bu hilenin "aldatıcılık kabiliyetini" (iğfal kabiliyeti) esas almaktadır.
Tediye Fişleri ve İğfal Kabiliyeti Kriterleri
Yargıtay 7. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu, yerleşik içtihatlarında basit ve nitelikli zimmet ayrımı için teknik bir liste geliştirmiştir. Bu listeye göre: 1. Tediye fişinde mudi imzası taklit edilmiş ve bu imza "aldatıcı" ise (ilk bakışta anlaşılamıyorsa) nitelikli zimmet oluşur. 2. İmza aldatıcı değil, kabaca bir incelemeyle sahte olduğu anlaşılabiliyorsa basit zimmet söz konusudur. 3. Boş tediye fişine mudi kandırılarak imza alınmış ve sonra bu fiş mal edinmek için kullanılmışsa nitelikli zimmet oluşur. 4. Tediye fişinde hiç imza yoksa veya fiş tamamen boş ise eylem basit zimmettir. 5. Hiç tediye fişi düzenlenmeden veya düzenlenmiş fiş imha edilerek mal edinme gerçekleşmişse basit zimmettir. 6. Failin gişe yetkisini (limitini) aşan bir işlemle mal edinmesi halinde basit zimmet suçu oluşur.
Denetim Mekanizmalarının Etkisi ve Rutin Kontrol
Bir eylemin nitelikli zimmet sayılabilmesi için, kullanılan hilenin bankanın olağan denetim mekanizmalarını felç etmesi veya bu mekanizmalardan kaçırılması gerekir. Eğer zimmet, banka içi kayıtların olağan bir karşılaştırılması veya rutin bir müfettiş incelemesi ile "ilk bakışta" saptanabiliyorsa, Yargıtay eylemi nitelikli zimmet olarak kabul etmemektedir. Buradaki "hile", zimmet olgusunun sonradan anlaşılmasını engellemeye yönelik, yoğun ve teknik bir çabayı ifade etmelidir.
"Tediye fişinde mudiye ait sahte imza benzetilmiş ve aldatıcı ise 5411 sayılı Kanuna göre nitelikli zimmet, sahtecilik mudinin bankada mevcut tatbiki imzaları ile karşılaştırıldığında anlaşılamıyorsa banka aldatılmış olacağından 4389 sayılı Kanuna göre de nitelikli zimmet... Tediye fişinde mudi imzası yok ve boş ise hem 4389 sayılı Kanunda hem de 5411 sayılı Kanunda basit zimmet suçu oluşacaktır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/272 - Karar No: 2014/549
5411 Sayılı Kanun m. 160/3 Kapsamında Kredi İşlemleri İstisnası
Hukuk sistemimize 2017 yılında (687 sayılı KHK ile) giren ve 2018 yılında aynen kabul edilen ek fıkra, bankacılık usul ve prensiplerine uygun olarak gerçekleştirilen kredi işlemlerini zimmet suçunun kapsamı dışına çıkarmıştır. Bu düzenleme, bankacıların "ticari risk" içeren kararlar nedeniyle haksız yere zimmet suçlamasıyla karşılaşmalarını önlemeyi amaçlayan bir "güvenli liman" (safe harbor) hükmüdür.
Yeniden Yapılandırma ve Temdit İşlemlerinde Zimmet Riski
İlgili madde uyarınca; bankacılık mevzuatı, usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, kredilerin temdidi (vade uzatımı), ek kredi verilmesi, taksitlendirme veya yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz. Ancak burada kritik eşik "bankacılık usul ve prensiplerine uygunluk"tur. Eğer bir kredi, teminat alınmadan, geri dönmeyeceği aşikar olan bir gruba veya hayali şirketlere, mevzuatın emredici sınırları aşılarak kullandırılmışsa, m. 160/3 korumasından yararlanılması ihtimal dahilinde değildir.
Kredi İşlemlerinde Kast ve İhmal Ayrımı
Bankacılık zimmeti suçu ancak doğrudan kast ile işlenebilir. Bir kredi işleminin sonucunda bankanın zarara uğraması, tek başına zimmet suçuna vücut vermez. Banka mensubunun, krediyi kullandırırken banka kaynağını "kendine veya başkasına mal edinme" iradesiyle hareket etmesi gerekir. Sadece kredi değerlendirme sürecindeki hatalar (kredi analizinin yetersizliği vb.) disiplin sorumluluğu veya tazminat yükümlülüğü doğurabilirse de, cezai anlamda zimmet suçunun sübutu için yeterli değildir.
"Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz."
Kaynak: 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu - Madde 160/Ek Fıkra
Etkin Pişmanlık Rejimi ve İade/Tazmin Oranları
Zimmet suçunda ceza miktarını doğrudan etkileyen en önemli usuli araç etkin pişmanlıktır. 5411 sayılı Kanun m. 160/5-son (mevcut düzende fıkra numarası değişebilmektedir) uyarınca, zimmete geçirilen paranın veya malın iadesi ya da zararın tazmin edilmesi halinde ciddi ceza indirimleri öngörülmüştür.
Yargılama Aşamalarına Göre İndirim Oranları
Kanun koyucu, iade ve tazminin ne zaman gerçekleştiğine bağlı olarak kademeli bir indirim sistemi kurmuştur. Bu tablo, savunma stratejisi oluştururken temel alınmalıdır:
| İşlemin Gerçekleştiği Aşama | Ceza İndirim Oranı | Dayanak Madde |
|---|---|---|
| Soruşturma başlamadan önce iade/tazmin | Ceza 2/3 oranında indirilir | 5411 SK m. 160 |
| Kovuşturma başlamadan önce iade/tazmin | Ceza 1/2 oranında indirilir | 5411 SK m. 160 |
| Hüküm verilmeden önce iade/tazmin | Ceza 1/3 oranında indirilir | 5411 SK m. 160 |
Zararın Tamamen Tazmini ve Gönüllülük Şartı
İndirimden yararlanabilmek için zararın "tamamen" karşılanması esastır. Kısmi ödemelerde, katılan bankanın rızası yoksa indirim uygulanmayabilir. Ayrıca ödemenin baskı altında değil, failin serbest iradesiyle yapılması gerekir. Uygulamada, banka müfettişlerinin raporu henüz savcılığa intikal etmeden yapılan ödemeler "soruşturma öncesi" kabul edilerek en yüksek indirim oranından faydalandırılmaktadır.
"Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir. Kovuşturma başlamadan önce... verilecek cezanın yarısı indirilir. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir."
Kaynak: 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu - Madde 160
Zimmet Suçunda Adli Para Cezasının Belirlenmesi ve Alt Sınır Kuralı
Bankacılık zimmeti suçunda hapis cezasının yanı sıra adli para cezası da zorunludur. Ancak bu para cezasının hesaplanmasında genel hükümlerden farklı olarak "banka zararı" eksenli bir yaklaşım benimsenmiştir. Özellikle nitelikli zimmet durumunda adli para cezasının alt sınırı, bankanın uğradığı zararın katlarına bağlanmıştır.
Zararın Üç Katı Kuralı ve Gün Sayısı Sınırı
5411 sayılı Kanun m. 160/2 uyarınca, nitelikli zimmet suçunda faile beş bin güne kadar (bazı hallerde yirmi bin güne kadar) adli para cezası verilir. Ancak burada asıl emredici hüküm; adli para cezasının miktarının, bankanın uğradığı zararın "üç katından az olamayacağı"dır. Bu durum, failin ekonomik olarak da cezalandırılmasını hedefler. Zarar miktarı hesaplanırken, paranın zimmete geçtiği tarihteki değeri değil, fiilen bankadan çıkan ve karşılanmayan değer esas alınır.
Döviz Cinsinden Zimmette Kur Hesaplaması
Eğer zimmet konusu varlık döviz (USD, EUR vb.) ise, banka zararının tespiti için kurun hangi tarihe göre belirleneceği tartışmalıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin yerleşik görüşü; her bir mal edinme tarihindeki TCMB efektif satış kurunun esas alınması gerektiği yönündedir. Son eylem tarihindeki kurun tüm işlemlere uygulanması, fail aleyhine sonuç doğurabileceği için bozma nedeni sayılmaktadır.
"Nitelikli zimmet suçundan cezalandırılması halinde, adli para cezasının tayini yönünden 5411 sayılı Yasa'nın 160/2.maddesinde yer alan 'hükmolunacak adli para cezası miktarının bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacağına' ilişkin düzenleme uyarınca... zararın bulunmaması halinde ise sadece gün adli para cezası tayin edilerek anılan maddedeki üç kat uygulamasının yapılamayacağı..."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/13770 - Karar No: 2014/5546
Usul Hukuku: İhtisas Mahkemeleri ve Yazılı Başvuru Şartı
Bankacılık zimmeti suçları, teknik karmaşıklıkları ve ekonomik etkileri nedeniyle genel ağır ceza mahkemelerinde değil, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirlenen "ihtisas mahkemelerinde" görülür. Bu davalar için İstanbul'da 8. Ağır Ceza Mahkemesi, diğer illerde ise genellikle 2. Ağır Ceza Mahkemeleri görevlendirilmiştir.
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Tespiti
Suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesi yetkili olmakla birlikte, ihtisas mahkemesi kuralı önceliklidir. Örneğin, İzmir'de işlenen bir bankacılık zimmeti suçu İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülür. Mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi usul ekonomisi açısından süreci uzattığından, dava açılacak yerin doğru tespiti kritiktir. 5411 sayılı Kanun m. 164, bu ihtisaslaşmayı yasal güvence altına almıştır.
BDDK ve TMSF'nin Müdahillik Sıfatı
Bankacılık zimmeti suçlarında soruşturma açılabilmesi, kural olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına "yazılı başvuruda bulunulmasına" bağlıdır. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçtan doğrudan zarar gören bankanın şikayetinin de soruşturma ve kovuşturma için yeterli olduğunu, kurumların yazılı başvurusunun beklenmesinin mutlak bir şart olmadığını kabul etmektedir (KVKK ve banka sırrı saklı kalmak kaydıyla).
"Bankacılık zimmeti, mala karşı işlenen bir suç olup bu malın sahibi ve dolayısıyla bu suçun pasif süjesi bankadır. O hâlde zimmet suçuna ilişkin olarak BDDK veya TMSF yazılı başvuruda bulunmasa bile, suçtan zarar gören bankanın zimmet suçundan şikâyette bulunması soruşturma veya kovuşturmanın başlatılması için yeterlidir."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/477 - Karar No: 2021/429
İspat Hukuku ve Bilirkişi Raporlarının Denetimi
Zimmet davalarında maddi gerçeğe ulaşmanın yegane yolu, banka kayıtlarının, sistem loglarının ve tediye fişlerinin uzmanlar tarafından incelenmesidir. Mahkemeler genellikle üniversitelerin bankacılık kürsülerinden bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ve emekli bir banka müfettişinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden rapor almaktadır.
Grafolojik İnceleme ve İmza Aidiyeti
Nitelikli zimmet iddiası içeren dosyalarda, tediye fişlerindeki imzaların mudiye mi yoksa faile mi ait olduğunun tespiti için Adli Tıp Kurumu veya kriminal laboratuvarlardan grafolojik inceleme talep edilmelidir. Eğer imza mudiye ait değilse, bu imzanın "ilk bakışta anlaşılabilecek" kadar kaba bir sahtecilik mi yoksa "aldatıcılık kabiliyetine" haiz profesyonel bir taklit mi olduğu mutlaka rapora bağlanmalıdır.
Sistem Kayıtları ve Log Analizi
Dijital bankacılık çağında zimmet, sadece fiziksel kağıtlarla değil, sistem şifrelerinin usulsüz kullanımıyla da işlenmektedir. Failin, kendi yetkisi dahilindeki şifrelerle başka personelin ekranına girip işlem yapması veya sistem tarihlerini geriye çekerek faiz manipülasyonu yapması hileli davranış kapsamında değerlendirilir. Bu noktada bilişim uzmanlarının sunacağı log analizleri, suçun vasfını "basit"ten "nitelikli"ye taşıyabilir.
"Sanığın, bankada hesapları bulunan şahısların istemleri olmaksızın... sistem üzerinden banka kartları ve şifre talep ettirdikten sonra... internet bankacılığını kullanmak suretiyle... havale yapmak... şeklindeki eylemin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmiş olması da dikkate alınarak zincirleme olarak nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu..."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/8140 - Karar No: 2010/16852
4389 Sayılı Mülga Kanun ile 5411 Sayılı Kanun Arasındaki Zaman Bakımından Uygulama
Bankacılık mevzuatındaki değişiklikler, fail lehine olan hükmün tespiti (TCK m. 7/2) zorunluluğunu doğurmaktadır. 4389 sayılı eski Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı mevcut Bankacılık Kanunu arasındaki temel farklardan biri, nitelikli zimmetin tanımıdır.
Aldatıcılık Unsuru ve Lehe Kanun Analizi
4389 sayılı Kanun'da nitelikli zimmet için "bankayı aldatacak" hileli faaliyet şartı aranırken, 5411 sayılı Kanun'da "zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlar" ifadesi tercih edilmiştir. Bu terminolojik fark, bazı durumlarda 4389 sayılı Kanun'un fail lehine sonuç doğurmasına neden olabilir. Örneğin, yapılan hilenin bankayı aldatma kabiliyeti düşükse ancak suçun gizlenmesine hizmet ediyorsa, eski kanun döneminde eylem basit zimmet sayılabilecekken yeni kanun döneminde nitelikli zimmet sayılabilir.
Kamu Bankaları ve Memur Sıfatı Tartışması
25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanun öncesinde, kamu bankası (Ziraat, Halk, Emlak) çalışanları TCK kapsamında "memur" sayılmakta ve TCK m. 202 (mülga) uyarınca yargılanmaktaydı. Ancak bu tarihten sonra kamu bankası çalışanları da özel hukuk statüsüne tabi kılınmış ve zimmet eylemleri için Bankacılık Kanunu hükümleri uygulanmaya başlanmıştır. Bu ayrım, suç tarihine göre zamanaşımı ve ceza alt-üst sınırlarını doğrudan etkilemektedir.
"25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı yasanın 1. maddesinin 5. bendinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanamayacağı belirtilmiş olup... sanığın zimmet eyleminin 4603 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle, suç tarihi itibariyle memur gibi cezalandırılabilme olanağı kalmadığından..."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/17476 - Karar No: 2013/12986
Uygulama Notu: Savunma Stratejileri ve Kritik Denetim Noktaları
Bankacılık zimmeti davasında savunma, sadece "para almadım" demekten öte, teknik ve usuli detaylar üzerine inşa edilmelidir. Uygulamada en başarılı sonuçlar, suçun vasfının basit zimmete çekilmesi veya m. 160/3 istisnasından yararlanılması üzerine kurulan savunmalardan alınmaktadır.
- Denetim Raporuna Karşı Bilirkişi Talebi: Banka müfettişlerinin hazırladığı raporlar her zaman ceza hukuku anlamında "kast" ve "hile" ayrımını tam yapmayabilir. Mutlaka bağımsız, akademik bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilmelidir.
- Kasa Açıkları ve Operasyonel Hatalar: Her kasa açığı zimmet değildir. Personelin yoğun işlem hacmi altında yaptığı maddi hatalar, unutulan mahsup fişleri veya sistemsel senkronizasyon hataları "mal edinme iradesi" yokluğu üzerinden savunulmalıdır.
- Mudi ile İlişki ve Talimat Sorgusu: Bazı durumlarda mudi, bankacıya şifahen talimat vermekte ancak sonradan bu işlemi inkar etmektedir. Mudinin geçmiş işlem alışkanlıkları ve bankacı ile olan iletişim kayıtları (WhatsApp, e-posta vb.) rıza olgusunu ispatlamak için kullanılabilir.
- Zararın Giderilmesi ve Zamanlaması: Etkin pişmanlıktan yararlanmak için imkan varsa soruşturma aşaması tamamlanmadan ödeme yapılmalıdır. Ödeme yapılırken "suçu kabul" anlamına gelmeyecek şekilde ihtirazi kayıt konulması, hukuki risk yönetiminin bir parçasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Banka müdürünün onayladığı usulsüz kredi zimmet suçunu oluşturur mu?
Eğer kredi, bankacılık usul ve prensiplerine tamamen aykırı, geri dönmeyeceği bilinerek ve banka kaynağını faile veya yakınına aktarma amacıyla kullandırılmışsa zimmet suçu oluşabilir. Ancak sadece ticari riskin yanlış değerlendirilmesi veya teminatın değer kaybetmesi zimmet değil, hukuki sorumluluk doğurur.
Zimmet edilen para faiziyle birlikte mi ödenmelidir?
Ceza indirimi sağlayan etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için zimmete konu olan "ana paranın" ve varsa bankanın uğradığı doğrudan zararın karşılanması yeterlidir. Ancak bankanın tazminat davası açma hakkı saklıdır ve faiz bu hukuk davasının konusudur.
Mudi bankadan parasını aldıysa kamu davası düşer mi?
Hayır, bankacılık zimmeti suçunda korunan hukuki değer sadece mudinin mülkiyeti değil, aynı zamanda bankacılık sistemine olan güven ve bankanın mali yapısıdır. Mudinin zararının karşılanması sadece etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi sağlar, ancak davanın düşmesine yol açmaz.
Zimmet suçu için zamanaşımı süresi ne kadardır?
5411 sayılı Kanun m. 160 kapsamındaki zimmet suçu ağır cezalık bir suçtur. Türk Ceza Kanunu m. 66 uyarınca, bu suçun nitelikli hali (12 yıl ve üzeri hapis gerektirdiği için) 20 yıllık dava zamanaşımına tabidir.
Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu metin, hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez; içerik üzerinden yapılan işlemlerden doğabilecek sorumluluk kabul edilmez.
Kaynakça
- 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m. 160, 161, 162, 164.
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 43, 52, 53, 62, 63, 66.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2014/272, Karar No: 2014/549.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2020/241, Karar No: 2023/74.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2020/477, Karar No: 2021/429.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/13770, Karar No: 2014/5546.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/17476, Karar No: 2013/12986.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/8140, Karar No: 2010/16852.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.