Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şartları ve Kabul Edilebilirlik Kriterleri
Anayasa Mahkemesine Bireysel BaşvuruYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şartları ve Kabul Edilebilirlik Kriterleri

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru şartları, 30 günlük hak düşürücü süre, ikincillik ilkesi ve kabul edilebilirlik kriterlerini güncel yargı pratiğiyle inceleyi

Bireysel Başvuruda İkincillik İlkesi ve Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu

Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddiasıyla başvurulabilen, ancak kendisinden önce öngörülmüş tüm idari ve yargısal mercilerin tüketilmiş olmasını gerektiren ikincil (subsidiarity) nitelikte bir anayasal hak arama yoludur. Bu ilke uyarınca, derece mahkemelerinin ve idari makamların ihlali önleme veya giderme önceliği bulunmaktadır. AYM, yalnızca bu mekanizmaların yetersiz kaldığı veya ihlali gidermediği durumlarda devreye girer.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45/2 uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması zorunludur. Uygulamada bu, istinaf ve temyiz gibi olağan kanun yollarının nihayete ermesi ve kararın kesinleşmesi anlamına gelir.

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir... Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ‘ikincil nitelikte bir kanun yolu’ olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm - 0142bab0-8580-7939-a388-30be7cba6894

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

İkincillik ilkesinin pratik sonucu, başvurucunun şikayetlerini öncelikle derece mahkemeleri önünde usulüne uygun şekilde dile getirmiş olmasıdır. Şayet bir hak ihlali iddiası ilk derece veya üst derece mahkemeleri önünde hiç tartışılmamışsa, AYM bu iddiayı "başvuru yollarının tüketilmemesi" gerekçesiyle kabul edilemez bulacaktır.

Başvuru Süresi ve 30 Günlük Hak Düşürücü Sürenin Hesaplanması

Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın başvurucuya tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi halinde mazeret kabulü ancak istisnai ve belgelenmiş durumlarda mümkündür.

AYM bireysel başvuru 30 günlük hak düşürücü süre temsil görseli.

6216 sayılı Kanun m. 47/5 ve AYM İçtüzüğü m. 64/1, bu sürenin başlangıcını "başvuru yollarının tüketildiği tarih" olarak belirlemiştir. Eğer bir başvuru yolu öngörülmemişse, süre ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Uygulama pratiğinde, Yargıtay veya Danıştay’ın onama/ret kararının tebliği ile bu süre işlemeye başlar.

Mazeret Durumu ve Ek Süre Kullanımı

Başvurucu, mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle 30 günlük süreyi kaçırırsa, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde başvuruda bulunabilir. Ancak bu başvuruda mazereti belgeleyen delillerin sunulması zorunludur. AYM Komisyonları, mazeretin geçerliliğini öncelikle inceler ve mazeret kabul edilmezse başvuruyu süre aşımı nedeniyle reddeder.

Elektronik Başvuru ve Kayıt Usulü

AYM İçtüzüğü m. 63/4 uyarınca Genel Kurul kararı ile güvenli elektronik imza kullanılarak başvuru yapılmasına imkan tanınmıştır. Başvurular doğrudan AYM'ye yapılabileceği gibi, mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla da iletilebilir. Mahkemeye ulaşan her başvuruya bir numara verilir ve fiziki dosyanın yanı sıra UYAP ortamında tarama işlemleri gerçekleştirilir.

Bireysel Başvuru Hakkına Sahip Olanlar ve Ehliyet Kriteri

Bireysel başvuru ancak güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. 6216 sayılı Kanun m. 46, başvuru ehliyetini üç temel şarta bağlamıştır: "güncellik", "kişisellik" ve "doğrudan etkilenme". Bu şartlar sağlanmadığı takdirde, başvurucunun "mağdur" sıfatı taşımadığı kabul edilerek başvuru reddedilir.

Bireysel başvuru ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişilerin temsili.

Başvurucu Türü Başvuru Yetkisi ve Kısıtlamalar
Gerçek Kişiler Türk vatandaşları ve (vatandaşlara tanınan haklar hariç) yabancılar.
Özel Hukuk Tüzel Kişileri Sadece tüzel kişiliğe ait hakların ihlali gerekçesiyle.
Kamu Tüzel Kişileri Bireysel başvuru yapamazlar.
Yabancılar Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili başvuru yapamazlar.

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir. Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yapamaz.”

Kaynak: 6216 sayılı Kanun m. 46 - 012f18a8-b400-733a-84c1-a5e3ade784f1

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN

Editörün Notu: Özel hukuk tüzel kişileri (şirketler, dernekler, vakıflar) bakımından hak ihlali iddiası, mülkiyet hakkı veya adil yargılanma hakkı gibi tüzel kişiliği ilgilendiren alanlarla sınırlıdır. Bir şirketin, ortağının özel hayatının gizliliği ihlali iddiasıyla başvuru yapması ehliyet yönünden mümkün görülmemektedir.

Bireysel Başvuru Kapsamına Giren Haklar ve Normatif Sınırlar

AYM önüne getirilecek hak ihlali iddiasının, hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda güvence altına alınmış olması hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokolleri kapsamında yer alması gerekir. Bu iki metnin ortak kesişim kümesinde yer almayan bir hak iddiası (örneğin; sadece Anayasa'da olup AİHS'de olmayan veya tersi durumlar) konu bakımından (ratione materiae) yetkisizlik nedeniyle reddedilir.

6216 sayılı Kanun m. 45/1 uyarınca, "Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla" başvurabilir. Bu kapsamda mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, yaşama hakkı, işkence yasağı gibi temel haklar inceleme konusudur.

Yasama İşlemleri ve Düzenleyici İşlemlerin Durumu

Doğrudan yasama işlemleri (kanunlar) veya düzenleyici idari işlemler (yönetmelik, tebliğ) aleyhine bireysel başvuru yapılamaz. Ancak bu işlemlerin uygulanması sonucu tesis edilen bireysel işlemler (idari kararlar, mahkeme hükümleri) başvuru konusu olabilir. Anayasa'nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun kapsamı dışındadır.

Anayasa Mahkemesi Kararlarının Konu Edilememesi

AYM’nin daha önce vermiş olduğu kararlar veya AYM süreçleri hakkında tekrar bireysel başvuru yapılamaz. Bu kural, kesin hükmün otoritesini ve anayasal yargının istikrarını koruma amacına hizmet eder. 6216 sayılı Kanun m. 45/3 açıkça bu yasağı düzenlemiştir.

Kanun Yolunda Gözetilmesi Gereken Hususlar: "Dördüncü Derece" Yasağı

Anayasa Mahkemesi, bir temyiz veya istinaf mahkemesi değildir. AYM incelemesi, derece mahkemelerinin vakıa ve delil değerlendirmelerini denetleme yetkisi içermez. Mahkemelerin hukuku uygularken hata yapıp yapmadıkları değil, bu hataların anayasal bir hakkı ihlal edip etmediği incelenir. Buna doktrinde ve yargı kararlarında "dördüncü derece (fourth instance) incelemesi yasağı" denir.

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun m. 49/6, bu sınırı net bir şekilde çizer: "Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz." AYM, mahkemelerin delilleri takdirindeki isabetsizliğe değil, adil yargılanma hakkı kapsamındaki "gerekçeli karar hakkı" veya "silahların eşitliği" gibi usuli güvencelerin ihlaline odaklanır.

“Anayasanın 148 nci maddesinin dördüncü fıkrasında bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağı belirtilmiş... Bu kapsamda temyiz ve istinaf aşamalarında, ilk derece mahkemelerinin olayları ve delilleri değerlendirmeleri doğru yapıp yapmadıkları... değerlendirilirken Anayasa Mahkemesi, genel mahkemelerin olayı ve delilleri değerlendirirken, yasa kurallarını uygularken temel hakları ihlal edip etmediklerini... inceler.”

Kaynak: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/4855 - Karar No: 2023/1071

Belgeyi Gör: 11. Hukuk Dairesi 2022/4855 E. , 2023/1071 K.

Uygulamada başvurucuların sıklıkla yaptığı hata, temyiz dilekçesini aynen AYM formuna aktarmaktır. Oysa AYM formunda delillerin yanlış değerlendirildiği değil, bu yanlışlığın hangi anayasal hakkı neden ve nasıl zedelediği akademik bir dille açıklanmalıdır.

Şekli Eksikliklerin Giderilmesi ve On Beş Günlük Kesin Süre

Bireysel başvuru formu ve ekleri, AYM Bireysel Başvuru Bürosu tarafından şekli yönden ön incelemeye tabi tutulur. Başvuru formunda imza eksikliği, harç yatırılmaması veya vekaletname sunulmaması gibi eksiklikler tespit edilirse, başvurucuya veya varsa avukatına bu eksiklikleri tamamlaması için 15 günü geçmemek üzere kesin bir süre verilir.

AYM İçtüzüğü m. 66 uyarınca, verilen kesin süre içinde geçerli bir mazeret olmaksızın eksikliklerin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verilir. Bu ret kararı, başvurunun esasına girilmeden usulden reddi anlamına gelir ve hak kaybına yol açar.

Başvuru Formunun Doldurulması ve Eklerin Sunulması

Başvuru formunun her bölümünün eksiksiz doldurulması ve ihlal iddiasına dayanak teşkil eden tüm mahkeme kararlarının, dilekçelerin ve diğer belgelerin kronolojik bir sırayla eklenmesi gerekir. İddia edilen ihlalin mahiyetine göre, ihlalden etkilenen hakkın özü ile derece mahkemesi kararının gerekçesi arasındaki çelişki somutlaştırılmalıdır.

Harç ve Adli Yardım

Bireysel başvurular harca tabidir. Harcın yatırılmaması bir şekli eksikliktir. Ancak başvurucunun harcı ödeme gücünün bulunmadığı durumlarda adli yardım talebinde bulunulması mümkündür. Adli yardım talebi kabul edilirse, başvuru harçsız olarak işleme alınır. Talebin reddi halinde ise harcın yatırılması için ek süre verilir.

Anayasa Mahkemesi İhlal Kararlarının Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı

Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca AYM kararları kesindir; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bireysel başvuru sonucunda verilen bir ihlal kararı, yalnızca bir tespit kararı olmayıp, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik hukuki sonuçlar doğuran bir karardır.

AYM ihlal kararlarının bağlayıcılığını simgeleyen hukuk objeleri.

AYM, ihlali tespit ettikten sonra iki yoldan birini tercih edebilir: Ya ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için "yeniden yargılama" yapılmasına hükmeder ya da yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde "tazminata" hükmeder. AYM'nin yerindelik denetimi yapma veya idari işlem tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.

“Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir ve Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesinin diğer kararları gibi bireysel başvuruları inceleyen Bölüm kararları da yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlamaktadır... Bireysel başvuru yolu, temyiz veya istinaf benzeri bir başvuru olmadığı gibi, temyiz veya istinaf sonrası olağanüstü bir temyiz fırsatı da değildir.”

Kaynak: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/6327 - Karar No: 2019/9726

Belgeyi Gör: 10. Hukuk Dairesi 2019/6327 E. , 2019/9726 K.

Uygulama Notu: AYM'nin ihlal kararı üzerine dosya ilgili mahkemeye gönderildiğinde, mahkemenin takdir yetkisi kalmamaktadır. İlgili mahkeme, AYM'nin tespit ettiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde "yeniden yargılama" yapmakla yükümlüdür. Bu süreçte mahkemenin direnme kararı vermesi veya AYM kararını yorumlayarak uygulamaması anayasal bir suç teşkil eder.

Yeniden Yargılama Usulü ve Yargıtay'ın Yaklaşımı

AYM tarafından bir mahkeme kararından kaynaklı ihlal tespit edilip dosya ilgili mahkemeye gönderildiğinde, bu mahkemece yapılan işlem teknik anlamda bir "yeniden yargılama"dır. Bu aşamada yapılan yargılama, önceki yargılamadan bağımsız yeni bir dava niteliğindedir. Önceki kesinleşmiş karar, AYM kararı ile kısmen veya tamamen ortadan kaldırılmış kabul edilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, yeniden yargılama sonucunda verilen kararlar ilk derece mahkemesinin nihai kararı niteliğindedir. Bu kararlara karşı, önceki süreçte Yargıtay'dan geçmiş olsa dahi doğrudan temyiz yoluna değil, istinaf kanun yoluna başvurulması gerekmektedir. Çünkü AYM kararı ile önceki onama/bozma kararlarının hukuki geçerliliği somut olay yönünden sona ermiştir.

HMK 375/1-i ile İlişkisi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-i bendi uyarınca AİHM kararları yargılamanın iadesi sebebi sayılmışken, AYM kararları bu maddede ismen geçmemektedir. Ancak Yargıtay, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin özel bir düzenleme olduğunu ve AYM ihlal kararlarının başlı başına ve doğrudan bir yeniden yargılama sebebi oluşturduğunu kabul etmektedir.

Yeniden Yargılamada Mahkemenin Görevi

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AYM'nin ihlal kararında açıkladığı hususları dikkate alarak, mümkünse dosya üzerinden, değilse duruşma açarak ihlalin sonuçlarını giderir. Bu aşamada mahkeme, AYM'nin tespit ettiği ihlal çerçevesi dışına çıkarak esasa ilişkin yeni bir uyuşmazlık yaratamaz; görevi sadece ihlali tasfiye etmektir.

Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri ve İnceleme Komisyonu Süreci

2016 sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında tesis edilen işlemlere karşı bireysel başvuru yapılmadan önce OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na başvurulması bir dava şartı haline getirilmiştir. AYM, doğrudan KHK hükümleriyle tesis edilen işlemlere karşı yapılan başvuruları, idari bir başvuru yolu (Komisyon) ihdas edilmesi nedeniyle "başvuru yollarının tüketilmemesi" gerekçesiyle reddetmiştir.

Bu durum ikincillik ilkesinin tipik bir örneğidir. Başvurucu, önce Komisyon'a başvurmalı, Komisyon kararının tebliğinden sonra idari yargı yollarını tüketmeli ve ancak bu yolların sonunda nihai karar kesinleştiğinde AYM'ye bireysel başvuruda bulunmalıdır.

“23/1/2017 tarihli... 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında KHK... doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl KHK'ları ile kamu görevinden çıkarma gibi işlemlere karşı Komisyon yolunun tüketilmesi gerektiğini vurgulamıştır.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - 0164a51b-7f00-7411-827f-09fbe856c6f3

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Tazminat Komisyonuna Müracaat ve Geçiş Hükümleri

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması veya kararların geç infaz edilmesi gibi şikayetler için AYM'ye gitmeden önce Tazminat Komisyonu'na başvuru zorunluluğu getirilmiştir. 7499 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler uyarınca, AYM'de inceleme süreci devam eden bazı başvurular da dosya bazlı olarak bu Komisyona devredilebilmektedir.

Geçici 2. ve 3. maddeler uyarınca, AYM tarafından "başvuru yollarının tüketilmemesi" gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilen makul süre şikayetleri, tebliğden itibaren üç ay içinde Tazminat Komisyonu'na taşınabilir. Bu komisyonun inceleme süresi kural olarak 9 ay olup, bazı durumlarda 16 aya kadar uzayabilmektedir.

Tazminat Komisyonuna Başvuru Usulü

Müracaat, kimlik bilgileri ve AYM başvuru numarasını içeren imzalı bir dilekçe ile yapılır. Dilekçeye AYM başvuru formu ve kabul edilemezlik kararının eklenmesi zorunludur. Eksikliklerin giderilmesi için başvurucuya 30 günlük süre tanınır.

Makul Sürede Yargılanma Hakkı ve AYM’nin Rolü

AYM, makul süre şikayetlerini incelemek yerine bu konudaki yapısal sorunun çözümü için yasama organını ve Tazminat Komisyonu'nu işaret etmektedir. Bu durum, AYM'nin iş yükünün hafifletilmesi ve doğrudan tazminat odaklı bir idari çözümün öncelenmesi stratejisinin bir parçasıdır.

Başvuru Formunda Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Usul Adımları

Bireysel başvuru dilekçesi hazırlarken profesyonel hukukçuların takip etmesi gereken kontrol listesi şu şekildedir:

  1. Hakkın Tespiti: İhlal edildiği iddia edilen hakkın hem Anayasa'da hem de AİHS'de yer alıp almadığı kontrol edilmelidir.
  2. Süre Kontrolü: Kararın kesinleşme şerhli halinin tebliği veya UYAP üzerinden öğrenme tarihi baz alınarak 30 günlük süre hesaplanmalıdır.
  3. Başvuru Yollarının Tüketilmesi: Karar düzeltme (mümkün olan yerlerde), istinaf ve temyiz yollarının eksiksiz kullanıldığı teyit edilmelidir.
  4. İkincillik Vurgusu: Derece mahkemeleri önünde söz konusu hak ihlali iddiasının (örneğin; tanık dinletme talebinin reddi) açıkça dile getirildiği belgelenmelidir.
  5. Kişisel ve Güncel Etki: Başvurucunun doğrudan mağdur olduğu, ihlalin soyut bir iddia değil somut bir hak kaybı olduğu anlatılmalıdır.
  6. Eklerin Eksiksizliği: Formun sonundaki ekler listesi ile fiziki olarak sunulan belgeler birebir örtüşmelidir.

Adliye Pratiğinde Bireysel Başvuru Takibi ve Kalem İşlemleri

Bireysel başvuru mahkemeler (Asliye Hukuk, Ağır Ceza vb.) aracılığıyla yapılıyorsa, ilgili mahkeme kalemi başvuruyu AYM muhabere defterine kaydeder. Başvurucunun harcı yatırdığına dair makbuzu dosyaya eklemesi zorunludur. Kalem, dosyayı dizi pusulasına bağlayarak AYM'ye gönderir.

Uygulamada, mahkemelerin başvuruyu AYM'ye göndermekte gecikmesi başvurucunun hak düşürücü süresini etkilemez; çünkü başvuru tarihi, ilgili mahkemeye verildiği tarihtir. Ancak başvurucunun, dosyanın AYM'ye ulaşıp ulaşmadığını AYM'nin resmi sitesindeki "Başvuru Sorgulama" ekranından veya UYAP vatandaş/avukat portalından takip etmesi risk analizi açısından gereklidir.

Risk Analizi: Şekli bir eksikliğin tamamlanması için gönderilen tebligatın avukatın e-tebligat adresine ulaşmasıyla 15 günlük kesin süre başlar. Bu sürenin kaçırılması, AYM'nin katı tutumu nedeniyle başvurunun kesin olarak reddine yol açar. "UYAP'a bakmadım" veya "E-postayı görmedim" gibi savunmalar AYM nezdinde kabul görmemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. AYM'ye bireysel başvuru için avukat tutmak zorunlu mudur? Hayır, gerçek kişiler bizzat başvuru yapabilirler. Ancak başvurunun teknik karmaşıklığı, şekli eksikliklerin 15 gün içinde giderilmesi zorunluluğu ve dördüncü derece yasağı gibi hukuki engeller nedeniyle profesyonel bir hukuki yardım alınması hak kaybını önleme açısından önerilir.

2. Karar düzeltme yolu açık olan dosyalarda bu yol tüketilmeden AYM'ye gidilebilir mi? Eğer ilgili mevzuat (örneğin; bazı idari yargı uyuşmazlıkları) karar düzeltme yolunu olağan bir kanun yolu olarak öngörmüşse, bu yol tüketilmeden yapılan başvurular "başvuru yollarının tüketilmemesi" nedeniyle reddedilir. Ancak hukukumuzda pek çok alanda karar düzeltme yolu kaldırıldığından, mevcut yasal durum titizlikle incelenmelidir.

3. AYM ihlal kararı verirse doğrudan tazminat alabilir miyim? Şartlara bağlıdır. AYM, ihlalin yeniden yargılama yoluyla giderilebileceğine kanaat getirirse öncelikle dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Tazminata ancak yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmeyen veya ihlalin yargılama ile giderilmesinin mümkün olmadığı durumlarda hükmedilir.

4. AYM'nin verdiği kabul edilemezlik kararına karşı bir itiraz yolu var mıdır? Hayır, AYM'nin kabul edilemezlik kararları kesindir. Bu kararlara karşı herhangi bir itiraz veya kanun yolu bulunmamaktadır. Ancak ihlal iddiası devam ediyorsa, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 4 ay içinde başvurulması mümkündür.

Kaynakça

  • 1982 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 148, 149, 150, 153.
  • 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 3, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 66.
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m. 63, 64, 65, 66.
  • Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, 0142bab0-8580-7939-a388-30be7cba6894.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, 0164a51b-7f00-7411-827f-09fbe856c6f3.
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, 018da9d9-3180-77ad-8fd7-6a0ad99fe4ae.
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/6327, Karar No: 2019/9726.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/4855, Karar No: 2023/1071.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/5018, Karar No: 2024/1021.
  • 6384 Sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun Geçici m. 2, 3.

Yasal Uyarı: Bu makale, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süreçlerine dair genel hukuki prensipleri ve güncel yargı içtihatlarını analiz etmek amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. İçerik, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu metindeki bilgiler somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanamaz; uygulama hatasından doğabilecek hak kayıplarından yazarlar ve yayıncı sorumlu tutulamaz.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Bireysel Başvuru Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: