Alacağın Devri Sözleşmelerinde Geçerlilik Şartları ve Üçüncü Kişilerin Hukuki Statüsü: TBK 183 Ekseninde İçtihat Analizi
Alacağın Devri ve Borcun ÜstlenilmesiYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Alacağın Devri Sözleşmelerinde Geçerlilik Şartları ve Üçüncü Kişilerin Hukuki Statüsü: TBK 183 Ekseninde İçtihat Analizi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 uyarınca alacağın devri, borçlunun rızası aranmaksızın yazılı şekil şartına bağlı olarak gerçekleştirilen bir tasarruf işlemidir. Devirle birlikte alacağa bağlı fer’i haklar kendiliğinden intikal ederken, borçlu TBK m. 188 çerçevesinde devri öğrendiği andaki tüm def’ileri yeni alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir.

Alacağın Devri İşleminin Hukuki Mahiyeti ve Tasarruf Yetkisi

Alacağın devri (temliki), alacaklı ile alacağı devralan üçüncü kişi arasında, borçlunun rızasına ihtiyaç duyulmaksızın gerçekleştirilen ve alacak hakkının mülkiyetini değiştiren bir tasarruf işlemidir. Bu işlem, borç ilişkisinin taraflarından birinin değişmesi sonucunu doğururken, borcun özünü ve niteliğini değiştirmez. Devrin geçerli bir şekilde hüküm doğurabilmesi için devredenin (temlik eden) alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması ve alacağın devrine engel yasal veya sözleşmesel bir sınırlamanın bulunmaması elzemdir.

Hukuki niteliği itibarıyla alacağın devri, sadece bir borçlandırıcı işlem değil, aynı zamanda doğrudan bir tasarruf işlemidir. Bu durum, devir sözleşmesinin imzalanmasıyla birlikte alacağın devredenin malvarlığından çıkarak devralanın malvarlığına girdiği anlamına gelir. Ancak müstakbel (henüz doğmamış) alacakların devrinde, tasarruf yetkisi alacağın doğduğu anda gerçekleşmiş kabul edilir. Pratik uygulamada, devredenin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı (örneğin iflas veya ihtiyati tedbir durumları) hallerde, devir işleminin geçerliliği sakatlanabilir.

"Alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Ayrıca alacağın temlikini düzenleyen 183. maddede alacağın kaynağına yönelik bir sınırlama da getirilmemiştir."

Kaynak: T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - ID: 017fb902-2580-716d-94b2-e44618d0187f - Belgeyi Gör: T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TBK 184 Uyarınca Yazılı Şekil Şartı ve İspat Rejimi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 184, alacağın devri sözleşmesinin geçerliliğini "yazılı şekil" şartına bağlamıştır. Buradaki yazılılık, bir ispat şartı değil, sözleşmenin sıhhat (geçerlilik) şartıdır. Yazılı şekilde yapılmayan bir devir sözleşmesi, taraflar arasında dahi hüküm ifade etmez ve mahkemece re’sen dikkate alınır. Ancak kanun koyucu, adi yazılı şekli yeterli görmüş; resmi şekil (noter huzurunda düzenleme) şartı aramamıştır.

Hukuki temlikname belgesi ve resmi imza detayları.

Yazılı şekil şartının kapsamı, devredilen alacağın miktarını, kaynağını ve tarafların iradesini tereddüde yer bırakmayacak şekilde içermelidir. Uygulamada, devir sözleşmesinin (temlikname) sadece devreden tarafından imzalanması dahi öğretide ve bazı yargısal kararlarda yeterli görülse de, uyuşmazlıkların önlenmesi adına her iki tarafın imzasını taşıyan bir metnin oluşturulması tavsiye edilir. Resmi şekilde yapılması zorunlu olan sözleşmelerden (örneğin taşınmaz mülkiyetinin devri borcu doğuran sözleşmeler) kaynaklanan "şahsi hakların" devrinde de adi yazılı şekil yeterlidir; zira devredilen mülkiyet değil, mülkiyetin devrini isteme hakkıdır.

"Borçlar Kanununun 184. maddesi hükmüne göre temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasında yazılı olarak yapılabilir. Bir başka ifade ile yasa koyucu 184. maddede açıkça yazılı şekil şartı getirmiş, resmi şekil şartı aramamıştır. Ne var ki, alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına da engel değildir."

Kaynak: T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - ID: 017fb902-2580-716d-94b2-e44618d0187f - Belgeyi Gör: T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Uygulama Notu: Şekil Eksikliğinin Giderilmesi

Eğer bir temlikname adi yazılı şekilde yapılmamışsa, bu eksiklik sonradan "tarih onayı" veya "noter tasdiki" ile geriye dönük olarak giderilemez. Ancak borçlu, geçersiz temliknameye rağmen devralana ödeme yapmışsa, bu durum TBK m. 186 çerçevesinde (hüsnüniyetle ödeme) değerlendirilebilir.

Belirlenebilirlik İlkesi: Müstakbel Alacakların Temliki

Alacağın devri sözleşmesinde devredilen alacağın miktarının ve konusunun tam olarak belirlenmiş olması veya "belirlenebilir" olması zorunludur. Belirlenebilirlik ilkesi, devredilen alacağın hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığının ve hangi tarihte doğacağının sözleşme metninden anlaşılabilmesini ifade eder. Henüz doğmamış ancak doğması muhtemel olan (müstakbel) alacaklar da bu ilke çerçevesinde devredilebilir.

Yargı pratiğinde, devredilen alacağın sınırlarının çizilmediği, genel ifadelerle (örneğin "tüm alacaklarımı devrettim") yapılan temliklerin geçersizliği tartışılmaktadır. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin vurguladığı üzere, temlik sözleşmesi sözleşmenin esaslı unsurlarını taşımalı ve devredilen alacağı yeterli açıklıkta göstermelidir. Aksi takdirde, tasarruf işleminin konusu belirsiz kalacağı için devir geçersiz sayılacaktır.

"Temlik sözleşmesine ilişkin yazılı metnin sözleşmenin esaslı unsurlarını taşıması gerektiğini, bu alacağın temlikindeki belirlenebilirlik veya belirlilik ilkesinin bir gereği olduğunu, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını içeriyor olması, temlik edilen alacağı yeterli açıklıkta göstermesi gerektiğini... ortada yalnızca bir Yönetim Kurulu Kararı mevcut olup işbu karar da yasada gereken şartları taşımadığından..."

Kaynak: T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi - ID: 0194f73d-a580-7a2a-9557-16a3098d7cad - Belgeyi Gör: T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

Yüklenicinin Şahsi Hakkının Temliki ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri

Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan alacağın devri uyuşmazlıkları, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde (APKİS) yüklenicinin kendisine bırakılan bağımsız bölümleri üçüncü kişilere devretmesiyle ortaya çıkar. Yüklenici, arsa sahibine karşı edimini yerine getirdiğinde (inşaatı tamamladığında) hak kazanacağı tapu tescil hakkını, henüz tapu kendi adına çıkmadan üçüncü kişilere devredebilir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yüklenici ile üçüncü kişi arasında yapılan ve "daire satışı" olarak adlandırılan bu sözleşmeler, aslında "alacağın devri" (şahsi hakkın temliki) mahiyetindedir. Bu nedenle, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin aksine, bu devrin geçerliliği için noter huzurunda resmi şekilde yapılması şart değildir; adi yazılı şekil yeterlidir. Ancak devralan üçüncü kişinin arsa sahibinden tescil talep edebilmesi, yüklenicinin arsa sahibine karşı olan borçlarını (inşaatı eksiksiz tamamlama, iskan alma vb.) tamamen yerine getirmiş olmasına bağlıdır.

"Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicisi olan taraf, sözleşmede yasaklanmamış ise, teslim borcunu yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kazanacağı kişisel hakkını... arsa sahibinin rızası da gerekmeden üçüncü kişilere yazılı olmak koşuluyla devir ve temlik edebilir. Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi de alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2008/192 - Karar No: 2008/1692 - Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2008/192 E., 2008/1692 K.

Borçlunun Rızasının Aranmaması Kuralı ve İstisnaları

TBK m. 183/1 uyarınca, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu kural, alacak hakkının devredilebilirliği ilkesinin bir sonucudur. Borçlu için alacaklının kim olduğu kural olarak önemsizdir; zira borçlunun edimi ve borcun kapsamı değişmemektedir.

Sözleşmesel temlik yasağını ve hukuki engelleri simgeleyen dosyalar.

Ancak bu kuralın üç temel istisnası mevcuttur: 1. Kanuni Yasaklar: Bazı alacakların devri kanunla yasaklanmıştır (örneğin nafaka alacakları, manevi tazminat alacaklarının kural olarak devredilememesi). 2. İşin Niteliği: Alacaklı şahsına sıkı sıkıya bağlı edimlerin (örneğin bir sanatçının konser verme borcu karşısındaki alacağı) devri işin doğasına aykırı olabilir. 3. Sözleşmesel Devir Yasağı (Pactum de non Cedendo): Taraflar asıl sözleşmede alacağın devredilemeyeceğini kararlaştırabilirler.

Editörün Notu: Sözleşmesel Engellerin Etkisi

Eğer asıl sözleşmede "temlik yasağı" öngörülmüşse, bu yasağa aykırı yapılan devir işlemi borçluya karşı ileri sürülemez. Ancak devralan kişi, borçlunun devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına (ikrarına) güvenerek alacağı devralmışsa ve iyiniyetliyse, devir yasağı ona karşı ileri sürülemez (TBK m. 183/2).

Unsur Alacağın Devri (Temlik) Borcun Üstlenilmesi (Nakil)
Rıza Gerekliliği Borçlunun rızası aranmaz (Kural) Alacaklının rızası şarttır (TBK 196)
Şekil Şartı Yazılı şekil (TBK 184) Serbest (Ancak rıza yazılı olmalıdır)
Hukuki Niteliği Tasarruf işlemi Borçlandırıcı / Tasarruf işlemi
Fer’i Haklar Kendiliğinden geçer (TBK 189) Rehin ve kefalet kural olarak sona erer

Temlik Yasağı Düzenlemeleri ve İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması

Sözleşme serbestisi gereği taraflar, alacağın devrini tamamen yasaklayabilir veya bir tarafın (genellikle borçlunun) muvafakatine bağlayabilirler. Bu tür düzenlemeler özellikle inşaat, kamu ihalesi ve uzun vadeli ticari alım-satım sözleşmelerinde yaygındır. Temlik yasağı içeren bir sözleşmede, borçlunun onayı alınmadan yapılan devir, "hukuki imkansızlık" nedeniyle geçersizdir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2022 tarihli kararında vurgulandığı üzere; eğer sözleşmede açık bir temlik yasağı maddesi varsa ve borçlu muvafakat vermemişse, davacı (devralan) aktif husumet ehliyetine sahip olamaz. Bu durumda dava, "dava şartı yokluğu" nedeniyle usulden reddedilir. İyiniyet savunması ise yalnızca TBK m. 183/2'deki "yazılı borç tanıması" (borç senedi) mevcutsa ve devralan bu senette yasak görmemişse dinlenir.

"Sözleşmenin 'Temlik yasağı' başlıklı 18.8. maddesinde 'İşbu alt sözleşme tahtında, ...’nın ayrıca ve açıkça vereceği muvafakati olmadan yapılan tüm alacağın devri/temliki sözleşmeleri geçersizdir.' düzenlemesinin bulunduğu... sözleşmede temlik yasağı bulunması ya da borçlunun rızasına bağlanmışsa, borçlunun rızasının bulunmaması hâlinde alacağın temliki borçluya karşı ileri sürülemez."

Kaynak: T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi - Karar No: 2022/1417 - Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Alacağa Bağlı Fer’i Hakların İntikali: Kira Kaybı ve Cezai Şart Talepleri

TBK m. 189 uyarınca, alacağın devri ile birlikte alacağa bağlı rüçhan hakları ve fer’i haklar da (işlemiş faizler dahil) devralana geçer. Fer’i haklar arasında; kefalet, rehin, cezai şart ve temerrüt faizi yer alır. Ancak bu kuralın istisnası, fer’i hakların devredenin şahsına özgülenmiş olmasıdır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir gayrimenkul satış sözleşmesinden doğan hakların (protokol veya devir sözleşmesi ile) devredilmesi durumunda, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan "kira kaybı tazminatı" da fer’i bir hak olarak devralana geçer. Devirden önceki döneme ait kira kayıplarının devralan tarafından istenebilmesi için temliknamenin "tüm hak ve alacakları kapsar" şeklinde geniş yorumlanması yeterlidir; ayrıca her bir kira alacağının tek tek belirtilmesine gerek yoktur.

"Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir... temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla beraber devralana geçmektedir. Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır."

Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/10761 - Karar No: 2011/16936 - Belgeyi Gör: (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/10761 E. , 2011/16936 K.

Borçlunun Savunma İmkânları: TBK 188 Kapsamında Def’i ve İtirazlar

Alacağın devri borçlunun rızasını gerektirmediğinden, kanun koyucu borçlunun hukuki durumunun devir nedeniyle ağırlaşmasını önlemek amacıyla TBK m. 188 hükmünü sevk etmiştir. Buna göre borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu tüm def’i ve itirazları devralana karşı da ileri sürebilir.

Örneğin borçlu, devredene (eski alacaklı) karşı "ödemezlik def’i" (TBK 97), "zamanaşımı def’i", "borcun ödendiği", "hata, hile, korkutma" gibi itirazları yeni alacaklıya karşı da kullanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) bir kararında belirttiği üzere, eğer asıl alacağın dayanağı olan senette "borcun öncelikle kooperatife ödeneceği" yönünde bir kayıt varsa, bu kayıt temellük eden bankayı da bağlar. Borçlu, kooperatife yaptığı ödemeleri bankaya karşı ispat ederek borçtan kurtulabilir.

"Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman; temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir... borcun öncelikle kooperatife ödeneceği yönündeki düzenleme karşında, sözleşme serbestîsi kuralları içerisinde bu hükmün davacı bankayı da bağlayacağı tabiidir... borcun ifa edildiği savunmasını bu belgelere dayalı olarak temlik edene karşı ileri sürme hakkı bulunan borçlunun... aynı savunmayı temlik alana karşı da ileri sürme hakkı vardır."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2013/1777 - Karar No: 2015/1194 - Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2013/1777 E. , 2015/1194 K.

Hüsnüniyetle Yapılan Ödemenin Borcu Sona Erdirme Etkisi (TBK 186)

Alacağın devri gerçekleştikten sonra, borçluya bu durumun bildirilmesi (ihbar) yasal bir zorunluluk olmasa da, borçlunun kime ödeme yapacağını bilmesi açısından kritiktir. TBK m. 186 uyarınca; devrin kendisine bildirmediği borçlu, eski alacaklıya (devredene) hüsnüniyetle ödeme yaparsa borcundan kurtulur.

Ancak ihbar yapıldıktan sonra eski alacaklıya yapılan ödemeler borçluyu kurtarmaz. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararında somutlaştığı üzere; temliknamenin noter kanalıyla veya yazılı olarak borçluya tebliğ edilmesinden sonra, borçlunun "ben parayı eski alacaklıya ödedim" savunması geçersizdir. Bu durumda borçlu, yeni alacaklıya (devralana) ikinci bir ödeme yapmak zorunda kalabilir ve eski alacaklıya yaptığı ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemekle yetinir.

"Alacağın temliki borçlunun muvafakatini gerektirmediğinden, borçlunun bu temlikten haberi bulunmayabilir. Temlikten habersiz olan borçlu, hüsnüniyetle borcunu temlik edene... ifa ederse, borcundan kurtulur... Ancak alacağın temliki sözleşmesinin 25/02/2019 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen 30/12/2021 tarihinde dava dışı temlik edene ödeme yapan davalının... iyi niyetle temlik edene ödemede bulunduğu kabul edilemeyeceğinden..."

Kaynak: T.C. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi - Karar No: 2023/643 - Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İmar Mevzuatına Aykırı Yapılarda Temlikin İfa Kabiliyeti Sorunu

Gayrimenkul projelerinde yükleniciden devralınan şahsi hakların tescile dönüşebilmesi için inşaatın yasal olması şarttır. İmar mevzuatına aykırı, ruhsatsız veya kaçak inşaatlarda yaratılan ekonomik değerler hukuk düzeni tarafından korunmaz. Bu nedenle, kaçak bir yapıda bağımsız bölümün temlikine dayalı tapu iptali ve tescil davası açılamaz.

İmar mevzuatı ve inşaat projeleri üzerine hukuki değerlendirme.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021 tarihli kararlarında belirttiği üzere; mahkeme öncelikle yapının "yasal hale getirilip getirilemeyeceğini" araştırmalıdır. Eğer yapı imar mevzuatına uygun değilse ve uygun hale getirilmesi mümkün değilse (yıkım kararı varsa vb.), temlik sözleşmesine dayanılarak tescil hükmü kurulamaz. Bu durumda devralan ancak devredene (yükleniciye) karşı ödediği bedelin iadesini veya tazminat talep edebilir.

"İmar mevzuatına aykırı ve sonuçta yıkımı zorunlu bir bina meydana getirilmiş ve bu binadaki bir bağımsız bölümün satışı vaat edilmişse... yasa uyarınca bu satışa değer vermek olanaksızdır... kaçak yapıda bağımsız bölüme özgülenecek arsa payından da söz edilemeyeceğinden bu gibi sözleşmelerin ifa olanağı yoktur."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/1201 - Karar No: 2021/1506 - Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2021/1201 E. , 2021/1506 K.

Ticari Satımlardan Kaynaklanan Alacakların Temliki ve İcra Takibi Usulü

Ticari hayatta fatura alacaklarının veya cari hesap bakiye alacaklarının temliki yaygındır. Bu tür devirlerde, devralan kişi alacağı tahsil etmek için icra takibi (İİK m. 42 vd.) başlatabilir. Takipte alacağın kaynağı olarak "temlikname" gösterilmelidir. Borçlu, icra takibine itiraz ederse, devralan "itirazın iptali" davası açmakla yükümlüdür.

Bu davada devralan, öncelikle geçerli bir temlik sözleşmesinin varlığını (yazılı şekil), ardından temlik edilen alacağın gerçekten var olduğunu (fatura, teslim fişi vb.) ispat etmelidir. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararında görüldüğü üzere, döviz üzerinden yapılan temliklerde, her bir taksitin ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı hesaplanarak takibe konulması usul ekonomisi ve sözleşme hükümlerine uygunluk açısından elzemdir.

"Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan... takip dosyasında vaki davalı itirazının kısmen iptali ile takibin... devamına... taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında, davalı tarafından yapılması kararlaştırılan ödemelerin yapılmaması nedeni ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemi konu almaktadır... taraflar arasında imzalanan sözleşme niteliği itibariyle alacağın temliki sözleşmesidir."

Kaynak: T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2015/1014 - Karar No: 2018/1167 - Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Temliknamelerin Tebliği ve İspat Yükünün Dağılımı

Alacağın devri davalarında ispat yükü, devralan (davacı) üzerindedir. Davacı iki ana vakıayı ispatlamalıdır: 1. Temlikin Geçerliliği: Yazılı bir temliknamenin mevcudiyeti ve imzaların sıhhati. 2. Alacağın Varlığı: Temlik edenin (eski alacaklı), borçludan gerçekten böyle bir alacağının olduğu.

Eğer borçlu, temlik edene borcu olmadığını veya borcun sona erdiğini savunuyorsa, bu durumda ispat yükü borçluya geçer. Ancak Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vurguladığı üzere, borçlu davaya cevap vermeyerek iddiaları inkar etmiş sayılsa dahi, temlik içeriğindeki alacağın varlığını öncelikle davacı (devralan) ispatlamalıdır. Devralan, eski alacaklının halefi olduğu için, eski alacaklının sahip olduğu ispat imkanlarına (ticari defterler, bilirkişi incelemesi vb.) dayanabilir.

"Dava konusu temlik sözleşmesinin şekil şartları bakımından geçerli olduğu davalının da gelinen aşamada buna itiraz etmediği anlaşılmıştır. Davalı usulüne uygun yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermeyerek HMK 128. madde iddiaları inkar etmiş sayıldığından temlik içeriğindeki alacağın varlığını davacı ispat etmekle yükümlüdür."

Kaynak: T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - ID: 017fb902-2580-716d-94b2-e44618d0187f - Belgeyi Gör: T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Sıkça Sorulan Sorular

1. Alacağın temliki sözleşmesi mutlaka noterde mi yapılmalıdır? Hayır. TBK m. 184 uyarınca adi yazılı şekil yeterlidir. Tarafların kendi aralarında düzenlediği ve imzaladığı bir kağıt ("temlikname") hukuken geçerlidir. Ancak ispat kolaylığı açısından noterden yapılması veya imzaların onaylatılması adliye pratiğinde avantaj sağlar.

2. Borçlu temlike itiraz ederek ödeme yapmaktan kaçınabilir mi? Kural olarak hayır. Alacağın devri borçlunun rızasına bağlı değildir. Ancak borçlu, temliknamenin geçersiz olduğunu (örneğin imzanın sahte olduğunu) veya asıl borç ilişkisinin sona erdiğini ileri sürerek ödemeden kaçınabilir. Geçerli bir temlik varsa, borçlu ancak yeni alacaklıya ödeme yaparak borçtan kurtulur.

3. Gelecekte doğacak bir alacak (örneğin 2 yıl sonraki kira bedeli) bugün temlik edilebilir mi? Evet. "Müstakbel alacakların temliki" mümkündür. Ancak bu alacağın belirlenebilir olması (hangi taşınmazın, hangi döneme ait kirası olduğunun yazılması) şarttır. Alacak doğduğu anda, tasarruf işlemi kendiliğinden hüküm ifade eder.

4. Temlik edilen alacak için başlatılan icra takibinde borçlu yetki itirazında bulunabilir mi? Evet. Alacağın devri, asıl sözleşmedeki yetki şartını da devralana geçirir. Eğer asıl sözleşmede İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmışsa, devralan da İstanbul'da takip başlatmalıdır. Borçlu, genel yetki kuralları (yerleşim yeri) veya sözleşmedeki özel yetki kuralı çerçevesinde itirazda bulunabilir.

Kaynakça

  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 183 - 194.
  • 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 114, 128.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2013/1777, Karar No: 2015/1194.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/1201, Karar No: 2021/1506.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2008/192, Karar No: 2008/1692.
  • T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Dosya ID: 017fb902-2580-716d-94b2-e44618d0187f.
  • T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, Karar No: 2022/1417.
  • T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, Dosya ID: 0194f73d-a580-7a2a-9557-16a3098d7cad.

Yasal Uyarı: Bu makale, alacağın temliki konusundaki genel hukuk ilkelerini ve yargı kararlarını profesyonel hukukçular için analiz etmek amacıyla hazırlanmış bir teknik bültendir. Somut hukuki uyuşmazlıklarda her vakanın kendine özgü şartları (süreler, sözleşme maddeleri, ispat durumu) farklılık gösterebileceğinden, bu metin doğrudan hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukattan hukuki destek alınması elzemdir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: