Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bireysel Başvuru Usulü ve Adliye Pratiğinde Kabul Edilebilirlik Kriterleri
Anayasa Mahkemesine Bireysel BaşvuruYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bireysel Başvuru Usulü ve Adliye Pratiğinde Kabul Edilebilirlik Kriterleri

AİHM bireysel başvuru usulü, 4 aylık hak düşürücü süre, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve kabul edilebilirlik kriterlerini güncel içtihatlar ışığında inceleyin

İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi ve Anayasa Mahkemesi Kararının Niteliği

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuruda bulunabilmek için, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya karar aleyhine mevzuatta öngörülmüş tüm idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmiş olması zorunludur. Türkiye hukuk sistemi bakımından, 2012 yılından itibaren Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yolu, AİHM tarafından "tüketilmesi gerekli etkili bir iç hukuk yolu" olarak kabul edilmiştir.

İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı, Sözleşmeci Devletlerin kendi hukuk düzenleri içinde insan hakları ihlallerini önleme ve giderme konusundaki birincil sorumluluğunun bir yansımasıdır. Başvurucu, ihlal iddiasını önce ulusal makamlar önünde usulüne uygun olarak dile getirmeli ve bu makamlara söz konusu ihlali düzeltme fırsatı vermelidir. AYM'ye yapılan başvuru sonucunda verilen "kabul edilemezlik" veya "ihlal bulunmadığı" yönündeki kararlar, AİHM nezdindeki başvuru süreci için nihai karar niteliği taşır.

"Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru düzenlemesi ile kişilerin temel hak ve hürriyetlerini subjektif olarak incelemekte olup, AİHM tarafından, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, 'tüketilmesi gerekli bir iç hukuk yolu' olduğu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine karar verilmesinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilmekte ve burada verilen karar sonucu belirlemektedir."

Kaynak: Danıştay 2. Daire Başkanlığı - Esas No: 2021/16618 - Karar No: 2021/1890

Belgeyi Gör: Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/16618 E. , 2021/1890 K.

Dört Aylık Başvuru Süresi ve Sürenin Hesaplanması

AİHM'e başvuru, iç hukuktaki nihai kararın (Türkiye uygulamasında genellikle AYM kararı) başvurucuya veya vekiline tebliğinden itibaren dört ay içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından resen dikkate alınır. 1 Şubat 2022 tarihinde yürürlüğe giren 15 Nolu Protokol ile altı ay olan eski süre, dört aya indirilmiştir.

AİHM hak düşürücü süresini simgeleyen takvim ve saat

Sürenin başlangıcı, iç hukuktaki etkili yolun sona erdiği tarihtir. Eğer iç hukukta etkili bir yol bulunmuyorsa, süre ihlale neden olan olay veya işlem tarihinden itibaren işlemeye başlar. Adliye pratiğinde sıklıkla yapılan hata, kesinleşmiş kararın ardından olağanüstü kanun yollarına (örneğin yargılamanın yenilenmesi) başvurulması ve bu sürecin beklenmesidir. Ancak AİHM, kural olarak "etkili olmayan" yollara başvurulmasını süre kesici bir unsur olarak kabul etmez.

Süre Kesiminde Başvuru Formunun Gönderilme Usulü

Başvuru süresinin kesilmesi için tam teşekküllü ve tüm belgeleri içeren başvuru formunun AİHM Yazı İşleri Müdürlüğü’ne (Registry) ulaştırılması gerekir. Faks veya elektronik posta yoluyla yapılan ön bildirimler, kural olarak başvuru süresini kesmez. Posta ile gönderilen başvurularda, postaya verilme tarihi (damga tarihi) esas alınır.

Mazeret Durumunda Süre Aşımı

Başvuru formunun süresinde sunulamaması durumunda, mazeretin ispatlanması zorunludur. AYM İçtüzüğü m. 59/3-ğ uyarınca, başvuru süresinde yapılamamışsa mazereti ispatlayan belgelerin eklenmesi şarttır. AİHM pratiğinde ise mücbir sebep veya ağır hastalık gibi istisnai haller çok dar yorumlanmaktadır.

Başvuru Formunun Şekli Şartları ve İçerik Gereklilikleri

AİHM nezdinde yargılama, kural olarak dosya üzerinden ve yazılı usulle yürütülür. Bu nedenle başvuru formunun, Mahkeme tarafından yayımlanan güncel form formatına tam uygun olması ve hiçbir boşluk bırakılmadan doldurulması gerekir. 6216 sayılı Kanun m. 47 ve ilgili İçtüzük hükümleri, başvuru formunda bulunması gereken asgari unsurları net bir şekilde belirlemiştir.

Formda; başvurucunun kimlik bilgileri, ihlale neden olan olayların tarih sırasına göre özeti, ihlal edildiği ileri sürülen haklar ve bu iddiaların hukuki gerekçeleri ile başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin bilgiler yer almalıdır. Eksik doldurulan veya ilgili belgelerin eklenmediği formlar, Mahkeme tarafından "idari yönden" reddedilme riskiyle karşı karşıyadır.

"Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini eklemesi gerekir. Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri, tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar hâlinde dizi pusulasına bağlar."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü - Madde 60

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ İÇTÜZÜĞÜ

Mağdur Sıfatı ve Kişisel Hakların Doğrudan Etkilenmesi

Bireysel başvuru hakkı, ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından kullanılabilir. 6216 sayılı Kanun m. 46 uyarınca, kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamazken; özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait hakların ihlali gerekçesiyle başvuruda bulunabilirler.

Mağdur sıfatının varlığı için üç temel kriter aranır: 1. İhlalin güncel olması. 2. İhlalin kişisel olması. 3. Başvurucunun ihlalden doğrudan etkilenmiş olması.

AİHM ve AYM, "actio popularis" (halk davası) niteliğindeki başvuruları, yani toplumun genelini ilgilendiren ancak başvurucuyu doğrudan etkilemeyen iddiaları kabul edilemez bulmaktadır.

Kanuni Temsil ve Avukat Aracılığıyla Takip Usulü

Bireysel başvurular bizzat, kanuni temsilci veya avukat aracılığıyla yapılabilir. Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda, başvurucunun avukata yetki verdiğine dair usulüne uygun "yetki belgesi" veya vekaletnamenin sunulması zorunludur. Mirgadirov / Azerbaycan ve Türkiye davasında vurgulandığı üzere, temsile yetkili olunduğuna dair belgenin sunulmaması, başvurunun incelenmeksizin reddine yol açabilir.

AİHM başvurusu için gerekli yetki belgesi ve hukuk dökümanları

Başvuru Türü Gerekli Belge Hukuki Dayanak
Bizzat Başvuru Kimlik Belgesi / Pasaport Örneği AYM İçtüzüğü m. 59/3-c
Avukatla Başvuru Islak İmzalı Yetki Belgesi / Vekaletname AYM İçtüzüğü m. 61/1
Kanuni Temsilci Vasi Kararı / Temsil Belgesi 6216 Sayılı Kanun m. 47
Tüzel Kişi Temsili İmza Sirküleri / Yetki Belgesi AYM İçtüzüğü m. 59/3-ç

"Bireysel başvuru, bizzat başvuran, kanuni temsilcisi ya da avukatı tarafından yapılabilir. Avukat veya kanuni temsilci aracılığıyla yapılan başvurularda temsile dair yetki belgesinin sunulması zorunludur."

Kaynak: AİHM - MIRGADIROV / AZERBAYCAN VE TÜRKİYE DAVASI - Dosya No: 62775/14

Belgeyi Gör: AİHM - MIRGADIROV / AZERBAYCAN VE TÜRKİYE DAVASI, Dosya No : 62775/14, Tarih : 2020-09-17

İhlal İddialarının Temellendirilmesi ve Kanıt Yükü

AİHM yargılamasında en kritik aşama, ihlal iddialarının sadece soyut bir anlatımla değil, somut delillerle ve Sözleşme maddeleriyle ilişkilendirilerek temellendirilmesidir. Başvurucu, hangi anayasal veya Sözleşme hakkının, hangi kamu gücü işlemiyle, ne şekilde ihlal edildiğini açıkça ortaya koymalıdır.

AYM Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında belirttiği üzere, mahkemenin başvurucunun yerine geçerek delil toplama veya ihlal gerekçesi oluşturma görevi bulunmamaktadır. Eğer başvurucu, olayları kronolojik olarak özetlemez ve ihlalin hukuki temellerini açıklamazsa, başvurusu "açıkça dayanaktan yoksunluk" (manifestly ill-founded) nedeniyle kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanacaktır.

"Anayasa Mahkemesinin başvurucunun yerine geçerek ihlal iddialarını gerekçelendirme, olay ve olguları ortaya koyma ve delil toplama görev ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülükler başvurucuya aittir... Başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları hâlinde şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulunabilir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - OKTAY AKTAŞ BAŞVURUSU - Başvuru No: 2019/18000

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Kitlesel ve Standart Başvuruların Reddi Riski

Adliye pratiğinde, özellikle geniş kitleleri etkileyen hukuki süreçlerde (örneğin OHAL dönemi işlemleri veya pandemi kısıtlamaları), internet üzerinden paylaşılan standart başvuru formlarının kullanıldığı görülmektedir. Ancak AİHM, Guillaume Zambrano / Fransa kararında bu tür kitlesel ve kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanan başvuruların "başvuru hakkının kötüye kullanılması" olarak değerlendirilebileceğini ve mahkemenin işleyişini felç etme riski taşıdığını belirtmiştir.

Başvurunun kişiselleştirilmemesi, somut vakıanın özelliklerine göre hukuki argüman üretilmemesi ve sadece genel geçer ifadelerle Sözleşme maddelerine atıf yapılması, davanın esastan incelenmesine engel teşkil eden bir usul hatasıdır.

Başvuru Formuna Eklenecek Belgeler ve Dizi Pusulası

Başvuru formuna eklenecek belgelerin aslı ya da onaylı örneklerinin sunulması şarttır. 6216 sayılı Kanun m. 47/3 ve AYM İçtüzüğü m. 59 uyarınca eklenmesi zorunlu belgeler şunlardır: - Harcın ödendiğine dair belge (Adli yardım talebi yoksa). - Nihai karar veya işlemi öğrenme tarihini gösteren belge (Tebliğ mazbatası vb.). - Hak ihlali iddialarını temellendirecek her türlü delil ve mahkeme kararları. - Olağan ve olağanüstü kanun yolu başvuru dilekçelerinin örnekleri.

Başvuru dosyasına eklenen belgeler ve dizi pusulası düzeni

Tüm bu belgeler, İçtüzük m. 60/3 uyarınca tarih sırasına göre numaralandırılmalı ve bir "dizi pusulası"na bağlanmalıdır. Eksik belge sunulması durumunda, başvurucuya bu eksikliği gidermesi için on beş günü geçmemek üzere bir süre verilir. Bu süre içinde eksikliğin giderilmemesi başvurunun idari yönden reddi sonucunu doğurur.

Tedbir Talebi ve Geçici Önlemler (Rule 39)

Başvurucunun yaşamına ya da maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi ve telafisi imkansız bir tehlike bulunması halinde, AİHM İçtüzüğü'nün 39. maddesi (Rule 39) kapsamında tedbir talebinde bulunulabilir. AYM uygulamasında ise bu durum İçtüzük m. 73 kapsamında "tedbir talebi" olarak yer bulur.

Tedbir talepleri genellikle sınır dışı edilme vakaları, ağır hastalık durumunda cezaevinde kalma veya zorla geri gönderme durumlarında gündeme gelir. Bu taleplerin kabulü için tehlikenin "yakın", "ciddi" ve "gerçek" olduğunun tıp raporları veya somut tehdit belgeleriyle ispatlanması gerekir.

Tazminat Taleplerinin Spesifikasyonu ve Zararın İspatı

Bireysel başvuruda ihlal tespitiyle birlikte maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Ancak AİHM ve AYM, tazminat miktarını belirlerken başvurucunun talebiyle bağlı kalmamakla birlikte, uğranılan zararın miktarını ve nedenlerini açıklayan belgelerin sunulmasını şart koşar.

Maddi tazminat taleplerinde, ihlal ile zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulmalı ve bu bağ somut verilerle (faturalar, bilirkişi raporları, gelir kayıpları vb.) desteklenmelidir. Manevi tazminat ise genellikle ihlal tespitinin tek başına yeterli bir giderim sağlamadığı durumlarda, başvurucunun çektiği acı ve ızdırap karşılığında hakkaniyete uygun bir miktar olarak takdir edilir.

Adli Yardım Kurumu ve Yargılama Giderleri

Bireysel başvurular kural olarak harca tabidir. Ancak başvurucunun yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını belgelemesi halinde adli yardım talebinde bulunması mümkündür. AYM İçtüzüğü m. 59/3-h uyarınca, mali duruma ilişkin belgelerin başvuru formuna eklenmesi zorunludur.

AİHM nezdinde ise adli yardım, başvurunun Hükümet’e bildirilmesinden (iletişim aşaması) sonra gündeme gelir. İlk başvuru aşamasında AİHM’e herhangi bir harç ödenmez; ancak avukat vekalet ücreti ve çeviri giderleri gibi masraflar için belirli aşamalarda yardım talebinde bulunulabilir.

Komisyonlar ve Bölümler Arasındaki Usul Akışı

AYM nezdinde başvurular önce Bireysel Başvuru Bürosu tarafından şekli yönden incelenir. Ardından Komisyonlar, başvurunun kabul edilebilirliğine karar verir. Komisyonlar, "açıkça dayanaktan yoksun" buldukları başvuruları oy birliği ile reddedebilirler. Eğer bir başvuru kabul edilebilir bulunursa veya Komisyon üyeleri arasında oy birliği sağlanamazsa, dosya esas incelemesi için Bölümlere gönderilir.

AİHM sisteminde ise başvurular tek hakim, komisyon (3 hakim) veya daire (7 hakim) tarafından incelenir. Tek hakim, kabul edilebilirlik kriterlerini açıkça taşımayan başvuruları kesin olarak reddeder. Bu aşamada verilen ret kararları gerekçesizdir ve itiraz yolu kapalıdır.

"Bireysel Başvuru Bürosu gelen başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü - Madde 66

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

Sıkça Sorulan Sorular

1. AYM başvurusu reddedildikten sonra AİHM'e başvurmak için yeni delil sunulabilir mi? Kural olarak AİHM, iç hukuk yollarında tartışılmamış ve ulusal mahkemelerin önüne getirilmemiş yeni delilleri incelemez. Ancak ihlalin devam ettiğini gösteren veya AYM kararından sonra ortaya çıkan, kararın mahiyetini değiştirebilecek istisnai ve hayati belgeler sunulabilir. Yine de başvurunun esasını, iç hukukta dile getirilen şikayetler oluşturmalıdır.

2. Başvuru formunda kelime sınırı aşılırsa ne olur? AİHM başvuru formu, olaylar ve ihlal iddiaları kısımlarında sınırlı alan sunar. Bu alanlar yetersiz kalırsa ek sayfa kullanılabilir; ancak ek sayfaların toplamda 20 sayfayı geçmemesi önerilir. AYM uygulamasında on sayfayı geçen başvurularda "olayların özeti"nin ayrıca eklenmesi zorunludur (İçtüzük m. 60/2). Aksi halde başvuru usulden reddedilebilir.

3. Avukat vekaletnamesinin noter onaylı olması zorunlu mudur? AİHM başvurularında noter onaylı vekaletname zorunlu değildir; Mahkeme tarafından sağlanan ve hem başvurucu hem avukat tarafından imzalanan "yetki formu" (authority form) yeterlidir. Ancak Türkiye'deki AYM başvurularında avukatın baro onaylı vekaletname sunması veya vekaletname örneğini onaylaması gerekir.

4. Dört aylık süre kaçırılırsa eski hale getirme mümkün müdür? AİHM süreleri konusunda son derece katıdır. Sadece başvurucunun iradesi dışında gelişen, mutlak surette ispatlanabilen ve başvurunun yapılmasını fiziksel olarak imkansız kılan (örneğin ağır koma hali, doğal afet vb.) durumlarda süre aşımı kabul edilebilir. Ancak adliye trafiği, iş yoğunluğu veya postadaki gecikmeler mazeret olarak kabul edilmez.


Editörün Notu: Bireysel başvuru süreci, sadece bir dilekçe yazma işlemi değil; titiz bir dosya hazırlığı, süre takibi ve hukuki argümantasyon sürecidir. Özellikle AYM'nin 6216 sayılı Kanun m. 48/2 kapsamındaki "açıkça dayanaktan yoksunluk" kriteri, başvuruların büyük çoğunluğunun esasa girilmeden reddedilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, derece mahkemesi aşamasından itibaren ihlal iddialarının dosyaya girmesi kritik önem taşır.

Yasal Uyarı: Bu metin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru usulleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut bir hukuki uyuşmazlığa yönelik danışmanlık teşkil etmez. Hak kayıplarının önlenmesi için her olayın özelinde güncel mevzuat ve içtihat analizi yapılması zaruridir.

Kaynakça

  • 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun.
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokoller.
  • AİHM - MIRGADIROV / AZERBAYCAN VE TÜRKİYE DAVASI, Dosya No: 62775/14, 17/09/2020.
  • AİHM - Guillaume ZAMBRANO / FRANSA, Dosya No: 41994/21, 15/11/2021.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Oktay Aktaş Başvurusu, B. No: 2019/18000, 19/01/2023.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Ünal Yiğit Başvurusu, B. No: 2013/1075, 30/06/2014.
  • Danıştay 2. Daire Başkanlığı, Esas No: 2021/16618, Karar No: 2021/1890.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Bireysel Başvuru Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bireysel Başvuru Usulü ve Adliye Pratiğinde Kabul Edilebilirlik Kriterleri | EmsalDava