6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 30. Madde Kapsamında Marka Hakkına Tecavüz Suçları ve İltibas Analizi
Bilişim SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 30. Madde Kapsamında Marka Hakkına Tecavüz Suçları ve İltibas Analizi

Marka hakkına tecavüz suçunun oluşması için markanın Türkiye’de tescilli olması ve fiilin iktibas veya iltibas suretiyle gerçekleştirilmesi zorunludur. SMK 30. madde uyarınca cezai sorumluluk, şikayete bağlı olup etkin pişmanlık ve fikri içtima kuralları yargılama pratiğinde belirleyici rol oynar.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 30 uyarınca marka hakkına tecavüz suçu, tescilli bir markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin mal veya hizmetlerde izinsiz kullanımıyla vücut bulur. Cezai yaptırımın uygulanabilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması kurucu bir unsurdur; tescilsiz markalar bakımından yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında haksız rekabet hükümleri işletilebilir. İktibas (aynen kopya) veya iltibas (karıştırılma ihtimali) teşkil eden fiillerin kasten işlenmesi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektiren seçimlik hareketli bir suç tipini ortaya çıkarır.

Sınaî Mülkiyet Kanunu 30. Madde Kapsamında Suçun Maddi Unsurları ve Seçimlik Hareketler

Marka hakkına tecavüz suçu, kanun koyucu tarafından seçimlik hareketli bir suç olarak tasarlanmıştır. SMK m. 30/1 hükmü; mal üretmek, hizmet sunmak, satışa arz etmek, satmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak fiillerini suçun maddi unsurları olarak saymıştır. Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun tamamlanması için yeterlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, "satışa arz etme" fiili, ürünün henüz satılmamış olsa dahi alıcının bilgisine sunulması ile gerçekleşir ve satışın öncülü niteliğindedir.

Tekstil ürünleri üzerinde marka incelemesi yapan bilirkişi detayı.

Uygulamada en sık karşılaşılan yanılgı, tüm tecavüz fiillerinin hapis cezası gerektirdiği yönündedir. Oysa SMK m. 29'da belirtilen "tecavüz sayılan fiillerin" tamamı SMK m. 30 bağlamında suç teşkil etmez. Örneğin, lisans haklarının izinsiz genişletilmesi (SMK m. 29/1-ç) hukuk davasına konu olabilirken, doğrudan SMK m. 30’daki cezai müeyyidelerin kapsamına girmeyebilir. Suçun oluşması için markanın tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle aynı veya benzeri üzerinde, markasal algı yaratacak şekilde kullanılması şarttır.

"Üretmek, satışa arz etmek veya satmak şeklindeki seçimlik hareketler mülga 556 sayılı KHK ile 6769 sayılı Kanun’da ortak sayılmış olup 6769 sayılı Kanun’da ayrıca ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak fiilleri seçimlik hareket olarak sayılmıştır. ... Satışa arz etme, bir ürünün satış için sunulmasıdır. Satıştan farklı olmakla birlikte satışın öncülü niteliğinde bir fiildir. Fail yine satışa yönelik bir irade göstermektedir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/167 - Karar No: 2020/444

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2020/167 E. , 2020/444 K.

Üretim ve Hizmet Sunumu Arasındaki Farklar

Suçun oluşması için ürünün fiziksel olarak üretilmesi şart değildir; markanın hizmet sektöründe (örneğin bir tabela veya dijital platformda) izinsiz kullanımı da SMK m. 30/1 kapsamında "hizmet sunan" sıfatıyla cezai sorumluluğu doğurur.

Ticari Amaçla Bulundurma ve Nakletme Kriteri

Kişisel kullanım amacıyla markalı ürün bulundurmak suç teşkil etmez. "Ticari amaç", failin ürünü ekonomik bir kazanç elde etmek üzere zilyetliğinde tuttuğunu kanıtlayan somut emarelerle (ürün adedi, bulunduğu yerin ticari niteliği vb.) ispatlanmalıdır.

Marka Hakkına Tecavüz Suçunda Şikayet Şartı ve Hak Düşürücü Süre Yönetimi

SMK m. 30/6 uyarınca, bu maddede düzenlenen suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikayet hakkı münhasıran marka hakkı sahibine aittir. Lisans alanların şikayet hakkı, lisans sözleşmesindeki yetkilendirmeye ve SMK m. 158'deki bildirim usulüne tabidir. Şikayet süresi, hak sahibinin fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 aydır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresinden sonra yapılan şikayetler üzerine açılan kamu davalarında "düşme" kararı verilmesi usul ekonomisi ve kanun gereğidir.

Adliye pratiğinde, şikayetten vazgeçme hükmün kesinleşmesine kadar her aşamada mümkündür ve vazgeçme, iştirak halinde işlenen suçlarda tüm faillere sirayet eder. Ancak, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile marka suçunun fikri içtima halinde bulunduğu durumlarda, marka sahibinin şikayetten vazgeçmesi yalnızca SMK m. 30 yönünden sonuç doğurur; kamu davası niteliğindeki kaçakçılık suçlaması devam eder.

"Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz."

Kaynak: 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu - Madde 30/6-7

Belgeyi Gör: SINAİ MÜLKİYET KANUNU

Uygulama Notu: Şikayet dilekçesinde, markanın Türkiye’deki tescil numarası ve tescil sınıfları mutlaka belirtilmelidir. Markanın tescilli olmadığı bir mal grubunda kullanımı tecavüz suçunu oluşturmayacağından, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilme riski yüksektir.

İktibas ve İltibas Kavramlarının Ceza Hukuku Bakımından Ayırt Edici Nitelikleri

İktibas, markanın aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde kullanımıdır. İltibas ise, markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik nedeniyle ortalama tüketicinin iki marka arasında ilişki kurma (karıştırma) ihtimalidir. Ceza hukuku bağlamında SMK m. 30, her iki hali de cezalandırmaktadır. Ancak yargılama aşamasında "iltibas"ın varlığı, hukuk mahkemelerindeki tazminat davalarına kıyasla daha dar yorumlanmaktadır.

Marka iltibas analizini simgeleyen benzer ürün kutuları.

"Karıştırılma ihtimali" değerlendirilirken, markanın bütünsel algısı, asli unsurlar ve tali unsurlar arasındaki hiyerarşi incelenir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik görüşüne göre, zayıf ayırt ediciliğe sahip ibarelerin (örneğin "Rota", "Lojistik" gibi tanımlayıcı kelimeler) markanın asli unsuru olarak kabul edilmesi iltibas riskini her zaman doğurmaz.

Kavram Tanım Ceza Hukuku Etkisi
İktibas Markanın birebir kopyalanması veya ayırt edilemeyecek kadar benzerliği. Kastın ispatı daha kolaydır; taklit mal kapsamında değerlendirilir.
İltibas Benzerlik nedeniyle halkın markaları ilişkilendirme ihtimali. Bilirkişi raporu zorunludur; markasal kullanımın tespiti gerekir.
Markasal Kullanım İşaretin bir malın kaynağını göstermek amacıyla kullanılması. Suçun oluşması için işaretin markasal nitelikte olması şarttır.

Ortalama Tüketici ve Dikkat Düzeyi Analizi

İltibas analizinde hedef kitlenin profesyonel veya son tüketici olması önemlidir. Örneğin, endüstriyel makinelerdeki marka benzerliği ile hızlı tüketim mallarındaki benzerlik, tüketicinin dikkat düzeyi farklı olduğu için farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Etkin Pişmanlık Müessesesi: SMK 30/7 Maddesinin Uygulama Şartları

SMK m. 30/7, marka taklidi ürünleri satan veya satışa arz eden kişilere özel bir etkin pişmanlık imkanı tanımaktadır. Bu hükme göre fail; malı nereden temin ettiğini bildirmesi, üretenlerin ortaya çıkarılmasını sağlaması ve mallara el konulmasına yardımcı olması durumunda cezalandırılmaz. Bu müessese, "şahsi cezasızlık sebebi" olarak nitelendirilir.

Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için bilginin "doğru", "denetlenebilir" ve "sonuç doğurmaya elverişli" olması gerekir. Failin yalnızca bir isim veya adres vermesi yeterli olmayıp, kolluk veya savcılık makamlarının bu bilgiyle kaynağa (imalathaneye) ulaşabilmesi esastır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesi ile karıştırılmamalıdır; SMK m. 30/7 doğrudan beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlanır.

"Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz."

Kaynak: Sınaî Mülkiyet Kanunu m. 30/7

Belgeyi Gör: SINAİ MÜLKİYET KANUNU

Marka Suçları ile Kaçakçılık Mevzuatı (5607 Sayılı Kanun) Arasındaki Fikri İçtima İlişkisi

Gümrük kapılarında veya ülke içinde ele geçirilen taklit ürünlerin hem gümrük kaçağı (5607 sayılı Kanun) hem de marka tecavüzü (6769 sayılı Kanun) teşkil etmesi durumunda fikri içtima hükümleri gündeme gelir. TCK m. 44 uyarınca "işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır."

Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2022 yılındaki güncel kararlarında vurgulandığı üzere; 5607 sayılı Kanun kapsamındaki kaçakçılık suçu şikayete bağlı değildir ve mağduru "kamu"dur. Marka tecavüzü ise şikayete bağlıdır ve mağduru "marka hakkı sahibi"dir. Eğer marka sahibi şikayette bulunmazsa, marka suçu kovuşturma konusu yapılamaz ve yargılama yalnızca 5607 sayılı Kanun üzerinden yürütülür.

"...sanığın bu eylemi ile hem gümrük kaçakçılığı hem de marka hakkına tecavüz suçunun ayrı ayrı oluşacağı, marka hakkına tecavüz suçu yönünden dosyada hak sahibi tarafından bir şikayet olmadığı için bu suçun kovuşturma konusu yapılamayacağı, yargılamanın 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan yapılması gerektiği..."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4181 - Karar No: 2022/13396

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2022/4181 E. , 2022/13396 K.

Editörün Notu: Bu ayrım, savunma stratejisi bakımından kritiktir. Marka sahibiyle uzlaşılması, sanığın kaçakçılık suçundan beraat edeceği anlamına gelmez; yalnızca marka tecavüzü dosyasının düşmesini sağlar.

İnternet Aracılığıyla İşlenen Marka Tecavüzü Suçlarında Yer Bakımından Yetki Sorunu

İnternet siteleri, sosyal medya mecraları veya online pazar yerleri üzerinden gerçekleştirilen tecavüz fiillerinde yetkili mahkemenin tespiti karmaşıktır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bir internet sitesi üzerinden marka tecavüzü gerçekleştirilmesi halinde, suçun işlendiği yerin yalnızca bilişim sisteminin bulunduğu yer olmadığını, erişimin sağlandığı her yerin (dolayısıyla mağdurun ikametgahı veya iş yerinin de) suç yeri sayılabileceğini kabul etmektedir.

Özellikle yurt dışı merkezli web siteleri üzerinden Türkiye'deki tüketicilere yönelik yapılan satışlarda, sitenin Türkçe dil seçeneği sunması, fiyatların TL olması veya Türkiye'ye kargo gönderimi yapması "Türkiye'de işlenen suç" karinesini güçlendirir. Bu durumda Türk mahkemeleri yargı yetkisine sahiptir.

"Şüpheli tarafından işlediği iddia olunan eylemin internet üzerinden yapıldığı, anılan suça konu internet sitesinin internet ortamında oynatılan bahis oyununa ilişkin olduğu, bu hali ile şüphelinin eylemi Türkiye'de de işlemiş olabileceği... soruşturma kapsamına göre mevcut delillerin şüpheliye atılı suçtan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu..."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/1528 - Karar No: 2019/8887

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2019/1528 E. , 2019/8887 K.

Adli Arama, El Koyma ve Muhafaza Altına Alma İşlemlerinde Usul Hataları

Marka suçlarında delillerin (taklit ürünlerin) elde edilmesi genellikle CMK m. 116 ve devamı uyarınca yapılan adli aramalarla gerçekleşir. Arama kararı kural olarak hakim tarafından verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı'nın yazılı emri gerekir. Marka hakkına tecavüz suçunda "önleme araması" kararıyla elde edilen deliller, Yargıtay tarafından "hukuka aykırı delil" olarak kabul edilmekte ve hükme esas alınmamaktadır.

Adli el koyma işlemi sonrası numaralandırılmış suç delilleri.

Ayrıca, el koyma işlemi sırasında ürünlerin adedinin, niteliğinin ve üzerindeki markaların tutanağa doğru geçirilmesi elzemdir. Tutanakta imzası bulunmayan sanığın, ürünlerin kendisine ait olmadığını savunması durumunda; ürünlerin bulunduğu yerdeki kamera kayıtları, kira sözleşmesi veya vergi levhası gibi yan delillerle "zilyetlik" ispat edilmelidir.

Bilirkişi İncelemesi ve Markasal Kullanımın Tespiti Kriterleri

Marka tecavüzü davalarında dosya mutlaka SMK konusunda uzman bir bilirkişiye gönderilir. Bilirkişi; ürünün orijinali ile taklidi arasındaki farkları, kullanılan işaretin markasal olup olmadığını ve iltibas tehlikesini raporlar. Sadece "benzerlik" yeterli olmayıp, bu benzerliğin tüketiciyi yanıltma gücü teknik olarak analiz edilmelidir.

Markanın Türkiye’de Tescilli Olma Şartı ve Tescil Kapsamının Ceza Sorumluluğuna Etkisi

SMK m. 30/5 açıkça; "Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır" hükmünü amirdir. Markanın yurt dışında tescilli olması veya dünya çapında tanınmış olması (well-known mark), Türkiye'de tescilli olmadığı sürece SMK m. 30 kapsamında cezai koruma sağlamaz.

Bunun yanı sıra, tescilin hangi sınıfları kapsadığı da kritiktir. Örneğin, (A) markası yalnızca 25. sınıfta (tekstil) tescilli ise, bu markanın 34. sınıfta (tütün mamülleri) izinsiz kullanımı "aynı veya benzer mal/hizmet" kriterini karşılamayacağı için (tanınmışlık durumu hariç) suçun unsurları oluşmayabilir.

"6769 sayılı SMK m.7/II'ye göre; Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması."

Kaynak: İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Kararı

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Tüzel Kişi Faaliyetleri Çerçevesinde İşlenen Suçlarda Güvenlik Tedbirleri

Marka tecavüzü bir şirket (tüzel kişi) çatısı altında işlenmişse, hapis cezası fiili işleyen gerçek kişilere (örneğin şirket müdürü veya imalat sorumlusu) verilir. Ancak tüzel kişi hakkında TCK m. 60 uyarınca güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Bu tedbirler arasında en ağırı, suçun işlenmesine tahsis edilen iznin (ruhsatın) iptali ve müsadere işlemleridir.

SMK m. 30/4 uyarınca, taklit malların müsaderesine karar verilmesi zorunludur. Müsadere edilen ürünlerin imhası veya kamu yararına tahsisi mahkeme kararının infazı aşamasında değerlendirilir. Şirket müdürünün "haberim yoktu" şeklindeki savunması, basiretli tacir yükümlülüğü (TTK m. 18/2) çerçevesinde çoğu zaman reddedilmektedir.

Ceza Yargılamasında Uzlaşma Kurumu ve SMK 30. Madde İlişkisi

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrası, marka hakkına tecavüz suçları (satışa arz etme ve satış fiilleri) uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Uzlaştırma, soruşturma veya kovuşturma aşamasında öncelikle uygulanması gereken bir usul işlemidir.

Uzlaştırma süreci tamamlanmadan veya usulüne uygun teklif yapılmadan hüküm kurulması, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır. Tarafların (marka sahibi ve sanık) bir maddi bedel veya özür karşılığında uzlaşmaları halinde kamu davası düşer.

"02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak... 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi... uzlaştırmanın öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması..."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/6195 - Karar No: 2018/13673

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2017/6195 E. , 2018/13673 K.

Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemelerinin Görev Alanı ve İstisnai Yetki Kuralları

Marka suçlarında görevli mahkeme, ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'dir (FSHCM). Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararları uyarınca belirli Asliye Ceza Mahkemeleri bu sıfatla davalara bakmakla görevlendirilmiştir.

Görevli mahkemenin hatalı belirlenmesi, mutlak bozma nedenidir. Özellikle büyükşehirlerdeki yetki çevreleri (örneğin Ankara Batı Adliyesi'nin görev alanındaki bir dosyanın Ankara FSHCM'ye gitmesi gibi) titizlikle takip edilmelidir.

"I-Fikri ve sınaî haklar ceza mahkemesinin kurulu bulunduğu yerlerde belirlenen yargı çevrelerini kapsayacak şekilde fikri ve sınaî haklar ceza mahkemelerinin faaliyetlerini devam ettirdiği... II-Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi kurulmadığı... yerlerde, ikiden fazla asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemesinin bakmasına karar verilmiş bulunduğu..."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4181 - Karar No: 2022/13396

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2022/4181 E. , 2022/13396 K.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Marka taklidi suçunda ürünlerin orjinalliği konusunda şüphe varsa ne yapılmalıdır? Mahkeme, ürünlerin orjinalliği ve tescilli marka ile benzerliği konusunda uzman bilirkişiden rapor almalıdır. Bilirkişi, ürünlerin üretim tekniklerini, hologramları, dikiş kalitesini ve seri numaralarını inceleyerek bir "tecavüz analizi" sunar. Sadece kolluk tutanağı ile ceza verilmesi mümkün değildir.

2. Satıcı ürünü faturasıyla aldığını beyan ederse ceza alır mı? Ürünün faturalı olması, satıcının "iyi niyetli" olduğunu göstermekle birlikte, eğer ürün açıkça taklit ise ve satıcı basiretli bir tacir olarak bunu bilebilecek durumdaysa ceza sorumluluğu devam edebilir. Ancak fatura, SMK m. 30/7 kapsamındaki etkin pişmanlıkta kaynağa ulaşmak için en güçlü delildir.

3. Tek bir aramada birden fazla markanın taklidi yakalanırsa kaç ceza verilir? Eğer aynı failde birden fazla farklı marka sahibine ait taklit ürün yakalanmışsa, her bir hak sahibi bakımından ayrı bir suç oluşur. Ancak aynı hak sahibine ait birden fazla farklı model taklit ürün varsa, tek bir suç oluşur ve ceza TCK m. 43 (zincirleme suç) uyarınca artırılabilir.

4. Marka tescil süresi dolmuşsa suç oluşur mu? Hayır. Marka tescili yenilenmemiş ve koruma süresi sona ermişse, marka artık "tescilli marka" vasfını yitirmiş sayılır. SMK m. 30/5 uyarınca tescil şartı bulunmadığından ceza davası açılamaz; yalnızca genel hükümler (haksız rekabet) gündeme gelebilir.

Kaynakça

  • 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/1528, Karar No: 2019/8887.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/4181, Karar No: 2022/13396.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2020/167, Karar No: 2020/444.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas No: 2017/147, Karar No: 2017/126.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/6146, Karar No: 2024/7477.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.

Yasal Uyarı: Bu makale, marka hakkına tecavüz suçlarına ilişkin genel hukuki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olay, kendine özgü maddi vakıalar ve delil durumu çerçevesinde değerlendirilmelidir. İçerik, profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez; uyuşmazlıklarda güncel içtihatlar ve mevzuat değişiklikleri doğrultusunda bir hukuk profesyoneline başvurulması önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 30. Madde Kapsamında Marka Hakkına Tecavüz Suçları ve İltibas Analizi | EmsalDava