Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlarda Türkiye’nin Yargı Yetkisi ve TCK 12-13 Uygulaması
Ceza Genel HükümleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlarda Türkiye’nin Yargı Yetkisi ve TCK 12-13 Uygulaması

Türk Ceza Kanunu’nun yer bakımından uygulama rejiminde yabancıların yurtdışı eylemleri; devletin korunması, şahsilik ve evrensellik ilkeleri ekseninde katı dava şartlarına tabidir. Adalet Bakanı istemi, şikayet süreleri ve Türkiye'de bulunma şartı, yargı yetkisinin tesisi için kümülatif olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’nin cezai yargı yetkisi, suçun işlendiği yerin yanı sıra failin veya mağdurun tabiiyeti ile suçun niteliğine göre değişkenlik gösteren çok katmanlı bir yapıya sahiptir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), yabancı bir ülke toprağında bir yabancı tarafından işlenen suçlara karşı Türk mahkemelerinin hangi şartlar altında yetkili olacağını 12 ve 13. maddelerinde tahdidi olarak düzenlemiştir. Bu yetki kullanımı, uluslararası hukukun egemenlik prensipleriyle çatışmamak adına "Adalet Bakanı istemi" veya "şikayet" gibi spesifik muhakeme şartlarına bağlanmıştır. Uygulamada, bu suçların takibinde zamanaşımı, iade süreçleri ve Türkiye’de bulunma koşulu en kritik usul engelleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’nin Yabancılar Üzerindeki Cezai Yargı Yetkisinin Sınırları

Yabancıların yurtdışında işlediği suçlar söz konusu olduğunda Türk kanunlarının uygulanabilmesi için suçun Türkiye'nin zararına olması, bir Türk vatandaşının mağduriyeti veya insanlığa karşı işlenen suçlar gibi evrensel nitelikli bir eylemin varlığı gerekmektedir. Bu noktada TCK, mülkilik ilkesinin dışına çıkarak koruma ve evrensellik ilkelerini devreye sokar.

Türk Ceza Kanunu ve yargı yetkisini simgeleyen hukuk objeleri.

Failin yabancı olması ve fiilin yurtdışında icra edilmesi, Türk yargı mercilerinin kendiliğinden harekete geçmesini engeller. Burada belirleyici olan, suçun TCK m. 12 kapsamındaki "ikame yargılama" ya da "devletin korunması" başlığına mı, yoksa TCK m. 13 kapsamındaki "evrensellik" ilkesine mi girdiği hususudur. Uygulama notu olarak belirtilmelidir ki; m. 12 kapsamındaki suçlar için failin Türkiye’de bulunması mutlak bir ön şart iken, m. 13 kapsamındaki bazı suçlar için (devletin güvenliğine karşı suçlar gibi) gıyabi yargılama imkanı teorik olarak tartışılsa da usul hukuku engelleri mevcuttur.

Koruma İlkesi ve Türkiye’nin Zararına İşlenen Suçlar

TCK m. 12/1 uyarınca, bir yabancının Türkiye’nin zararına bir suçu yurtdışında işlemesi durumunda, suçun aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiriyorsa ve fail Türkiye'de bulunuyorsa Türk kanunları uygulanır. Ancak bu durumda yargılama yapılması, Adalet Bakanının istemine bağlıdır. Burada devletin şahsiyetine, mali çıkarlarına veya egemenlik haklarına yönelen saldırılar korunmaktadır.

Şahsilik İlkesi ve Türk Vatandaşının Mağduriyeti

TCK m. 12/2, bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenen suçları düzenler. Bu bent kapsamında yargılama yapılabilmesi için; suçun yabancı ülkede hükme bağlanmamış olması ve mağdurun şikayeti zorunludur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, failin Türkiye’ye giriş yapmış olmasıdır. Fail Türkiye’de bulunmadığı sürece, suç ne kadar ağır olursa olsun m. 12/2 kapsamında bir kovuşturma başlatılması mümkün değildir.

TCK Madde 12/1 Kapsamında Adalet Bakanı İstemi ve Dava Şartı Niteliği

Adalet Bakanı’nın istemi, TCK m. 12/1 kapsamındaki suçlar için bir "muhakeme şartı" (dava şartı) niteliğindedir. Bu istem olmaksızın açılan kamu davalarında, mahkemenin durma kararı vererek istemin gerçekleşmesini beklemesi veya istemin reddi halinde davanın reddine karar vermesi gerekir.

Adalet Bakanı istemi ve resmi yazışmaları temsil eden hukuk dosyası.

"Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye'nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır."

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 12/1

Belgeyi Gör: TÜRK CEZA KANUNU

Bu düzenleme, siyasi ve diplomatik mülahazaların yargı sürecine dahil edilmesine olanak tanır. Bakanlık, suçun işlendiği devletle olan ilişkileri veya failin iadesi ihtimalini gözeterek bu istemde bulunmayabilir. Ancak TCK m. 12/5 uyarınca, rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında Adalet Bakanı’nın istemi aranmaz; bu suçlar için yargılama doğrudan başlatılabilir.

Yabancı Mağdur ve İkame Yargılama Koşulları

TCK m. 12/3, yabancı bir failin, yurtdışında bir başka yabancıya veya yabancı tüzel kişiye karşı işlediği suçlarda Türkiye’nin yargı yetkisini düzenler. Bu durum doktrinde "ikame yargılama" olarak adlandırılır. Türkiye’nin bu durumda yargılama yapabilmesi için suçun çok ağır olması ve failin iade edilememesi gerekir.

Bu fıkra kapsamında yargılama yapılabilmesi için kümülatif şartlar şunlardır: 1. Suçun aşağı sınırının en az 3 yıl hapis cezası olması. 2. Suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya iade talebinin reddedilmiş olması. 3. Adalet Bakanı’nın isteminin bulunması.

Bu mekanizma, "ya iade et ya da yargıla" (aut dedere aut judicare) kuralının bir yansımasıdır. Türkiye, faili iade edemediği durumlarda suçun cezasız kalmaması adına yargı yetkisini kullanır.

TCK Madde 13 ve Evrensellik İlkesinin Uygulanma Alanı

Bazı suçlar, nerede ve kim tarafından işlenirse işlensin, tüm insanlığın ortak çıkarını zedelediği kabul edilerek evrensellik ilkesine tabi tutulmuştur. TCK m. 13’te sayılan bu suçlar için failin veya mağdurun tabiiyeti ya da suçun işlendiği yer önem arz etmez.

Evrensellik ilkesi ve uluslararası yargı yetkisini simgeleyen görsel.

Suç Grubu Kanuni Dayanak (TCK) Yargılama Şartı
Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar TCK m. 76, 77, 78 Adalet Bakanı İstemi (m. 13/2)
İşkence ve Çevrenin Kasten Kirletilmesi TCK m. 94, 95, 181 Adalet Bakanı İstemi (m. 13/2)
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti TCK m. 188 Adalet Bakanı İstemi (m. 13/2)
Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzenine Karşı Suçlar TCK İkinci Kitap, Dördüncü Kısım Doğrudan (İstem aranmaz)

"Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır: a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar. b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar."

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 13/1

Belgeyi Gör: TÜRK CEZA KANUNU

Uygulamada, uyuşturucu ticareti gibi suçlarda m. 13 kapsamında yargılama yapılabilmesi için failin Türkiye’de bulunması şart değildir; ancak fiili imkansızlıklar nedeniyle failin Türkiye'ye getirilmesi beklenir. Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarda ise Türkiye'nin "koruma" refleksi en üst düzeydedir.

Yurtdışında İşlenen Suçlarda Şikayet ve Zamanaşımı Süreleri

Yabancıların yurtdışında işlediği ve TCK m. 12/2 kapsamına giren suçlarda şikayet, bir dava şartıdır. Şikayet süresi, TCK m. 11/2 yollamasıyla, vatandaşın veya yabancının Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren 6 aydır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Editörün Notu: Uygulamada sıklıkla yapılan hata, suçun işlendiği tarihten itibaren 6 aylık sürenin başladığının varsayılmasıdır. Oysa kanun koyucu, failin Türkiye'ye girişini milat kabul etmiştir. Fail Türkiye'ye hiç gelmemişse şikayet süresi işlemeye başlamaz. Ancak suçun dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye devam eder. Bu nedenle, fail Türkiye'ye girmeden önce dava zamanaşımı dolmuşsa, Türkiye'de yargılama yapılması mümkün olmayacaktır.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türk Yargılamasına Etkisi ve Yeniden Yargılama

TCK m. 12/4, Türkiye'nin zararına işlenen suçlarda (m. 12/1 kapsamı) yabancı mahkemelerce verilen mahkumiyet, beraat veya düşme kararlarının Türkiye'de yeniden yargılama yapılmasına engel teşkil etmediğini hükme bağlamıştır. Bu, "non bis in idem" (aynı suçtan iki kez yargılanmama) ilkesinin bir istisnasıdır.

Ancak m. 12/2 kapsamında, yani şahsi mağduriyetlerde, yabancı ülkede bir hüküm verilmişse Türkiye'de yeniden yargılama yapılamaz. Bu ayrım, devletin menfaati ile bireyin menfaati arasındaki hiyerarşiyi yansıtır. Devletin zararına işlenen eylemlerde yabancı mahkemenin takdiri Türkiye'yi bağlamazken, şahsi suçlarda yabancı yargılamanın neticesine saygı duyulur.

Mahkumiyet Sonrası Hak Yoksunlukları ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Uygulamadaki Karşılığı

Yabancıların Türkiye'de yargılanıp mahkum edilmesi durumunda, TCK m. 53 uyarınca hak yoksunlukları gündeme gelir. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı iptal kararı, bu yoksunlukların uygulama biçimini kökten değiştirmiştir.

"TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması... TCK'nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluklarından, kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine, kendi alt soyu dışındakiler bakımından ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/43554 - Karar No: 2017/14671

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2015/43554 E. , 2017/14671 K.

Bu içtihat doğrultusunda, özellikle yabancı sanıkların Türkiye'deki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarının kısıtlanmasında infaz süresi ve koşullu salıverilme tarihleri titizlikle ayrıştırılmalıdır. Mahkemelerin "tüm haklardan koşullu salıverilmeye kadar yoksunluk" şeklinde kurduğu hükümler, Yargıtay tarafından bozma veya düzeltilerek onama konusu yapılmaktadır.

Cezanın Belirlenmesinde ve Bireyselleştirilmesinde Takdir Hakkı

Yabancı sanıklar hakkında hüküm kurulurken, suçun yurtdışında işlenmiş olması ve sanığın kişisel durumu TCK m. 61 ve 62 maddeleri kapsamında değerlendirilir. Taksirli suçlarda sanığın kusur durumu ve yargılama sürecindeki pişmanlığı, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinde belirleyicidir.

Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Adli Para Cezasına Çevirme

Sanığın yabancı olması, tek başına hapis cezasının ertelenmesine veya adli para cezasına çevrilmesine engel teşkil etmez. Yargıtay, bu konudaki "dosya kapsamına uygun düşmeyen" gerekçeleri bozma sebebi saymaktadır.

"Dosya içeriğindeki delillere göre olumsuz bir kişiliği belirlenemeyen, adli sicil kaydı da bulunmayan ve karşı tarafın zararını gideren sanık hakkında, 'Olayın meydana gelmesi şekli, kovuşturmanın safhalarında ki sanığın tutumu ve sanığın eyleminde tam ve asli kusurlu olması hususları göz önüne alınarak' şeklindeki, dosya kapsamına uygun düşmeyen isabetsiz gerekçelere dayalı olarak hükmolunan hapis cezasının ertelenmemesine karar verilmesi... BOZULMASINA."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1014 - Karar No: 2017/6779

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2016/1014 E. , 2017/6779 K.

Cezada Hesap Hataları ve Kazanılmış Hak

Yabancı sanıkların yargılandığı dosyalarda, özellikle ceza indirimleri uygulanırken yapılan matematiksel hatalar "kazanılmış hak" (reformatio in peius) ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Eğer yerel mahkeme kararı sadece sanık lehine temyiz edilmişse, bozma sonrası verilecek ceza ilk hükümdeki miktarı aşamaz.

Tebligat Usulsüzlükleri ve Savunma Hakkının Kısıtlanması

Yabancı unsurlu dosyalarda en sık karşılaşılan usul hatası, tebligat aşamasında yaşanmaktadır. Sanığın yurtdışı adresi veya Türkiye'de bildirdiği adresin usulüne uygun tebliğe konu edilmemesi, yargılamanın iadesi veya bozma nedenidir.

"Hükmün sanığın yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın sanığın duruşmada bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği... sanığa tebligat yapılan adrese daha önce herhangi bir usulüne uygun tebliğ yapılmadığı, bu nedenle 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılmış tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine yasal süresinde yaptığı temyiz isteminin kabulü..."

Kaynak: Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/6424 - Karar No: 2019/17508

Belgeyi Gör: 13. Ceza Dairesi 2019/6424 E. , 2019/17508 K.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligat yapılabilmesi için o adrese daha önce usulüne uygun bir tebliğ yapılmış olması şarttır. Yabancı sanıkların sıklıkla adres değiştirmesi veya yurtdışına çıkışı durumunda bu husus savunma hakkını doğrudan etkileyen bir unsurdur.

Yargılama Giderlerinin Ferdiliği ve İnfaz Rejimi

Birden fazla sanığın bulunduğu yabancı unsurlu dosyalarda, yargılama giderlerinin "müteselsilen" tahsiline karar verilmesi hukuka aykırıdır. CMK m. 326/2 uyarınca giderlerin, her bir sanığın sebebiyet verdiği tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerekir.

"Yargılama giderlerinin taraflara ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi, Kanuna aykırı... sanıklar hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkrası ile 3. fıkrasının 1.cümlesinin uygulanmasına ibaresi ile yargılama giderlerine ilişkin bölümdeki 'müteselsilen' ibaresinin çıkarılarak, yerine 'ayrı ayrı ve eşit' ibaresinin eklenmesi..."

Kaynak: (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/22595 - Karar No: 2013/6990

Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2011/22595 E. , 2013/6990 K.

Uygulama Notu: Yabancı sanıkların Türkiye'de malvarlığının bulunmaması durumunda bu giderlerin tahsili imkansızlaşabilmektedir. Ancak mahkeme, bu pratik zorluktan bağımsız olarak giderlerin ferdiliği ilkesine sadık kalmak zorundadır.

Adliye Pratiğinde Kalem İşlemleri ve Uluslararası İstinabe

Yabancıların yurtdışı suçlarına dair dosyalar, genellikle ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren nitelikli suçlardır. Bu süreçte mahkeme kalemi ve Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen istinabe işlemleri davanın seyrini belirler.

  1. İstinabe Evrakının Hazırlanması: Sanığın ifadesinin yurtdışında alınması gerekiyorsa, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla ilgili devletin adli makamlarına talimat yazılır.
  2. Tercüme Süreci: Tüm evrakın sanığın diline veya o ülkenin resmi diline yeminli tercüman marifetiyle çevrilmesi zorunludur.
  3. Kırmızı Bülten ve İade: Ağır suçlarda sanığın Türkiye'ye getirilmesi için Interpol üzerinden kırmızı bülten çıkarılması süreci işletilir. Bu süreçte dosyanın "iade edilebilir" nitelikte suçları içermesi (siyasi suç olmaması) kritik önemdedir.

Yabancı Unsurlu Dosyalarda Hukuki Risk Analizi

Yurtdışında işlenen bir suç nedeniyle Türkiye'de yargılanan bir yabancı için en büyük risk, iki farklı hukuk sistemi arasındaki farklardan kaynaklanan usuli hatalardır.

  • Risk 1: Geri Verme Yasağı: Eğer suçun işlendiği ülke sanığı "siyasi suç" veya "askeri suç" gerekçesiyle iade etmiyorsa, Türkiye TCK 12/3 kapsamında ikame yargılama yoluna gidebilir.
  • Risk 2: Çifte Cezalandırma: Türkiye'nin zararına işlenen suçlarda yabancı ülkede ceza alınmış olması Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir (TCK 12/4). Bu durum, sanığın aynı fiil nedeniyle iki kez infazla karşılaşma riskini doğurur.
  • Risk 3: Hak Yoksunlukları: TCK 53 uygulamasındaki yanlışlıklar, sanığın infaz sonrası kendi alt soyu üzerindeki haklarını gereksiz yere kaybetmesine neden olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru 1: Yabancı bir kişi yurtdışında bir Türk vatandaşına karşı hırsızlık suçu işlerse Türkiye'de yargılanabilir mi? Evet, TCK m. 12/2 uyarınca mağdurun şikayeti üzerine yargılama yapılabilir. Ancak failin Türkiye'de bulunması şarttır. Hırsızlık suçunun cezası (TCK 141) bir yıldan az olmadığı için m. 11/2'deki "alt sınırı bir yıldan az suçlar" kısıtlamasına takılmaz.

Soru 2: Adalet Bakanı'nın istemi reddedilirse yargılama süreci ne olur? Adalet Bakanı'nın istemi bir dava şartıdır. İstemin reddedilmesi durumunda kovuşturma olanağı ortadan kalkar ve mahkemece davanın reddine karar verilir. Bu karar kesin niteliktedir ancak yeni deliller veya durumlar ışığında yeniden istemde bulunulmasını engellemez.

Soru 3: Yabancı ülkede işlenen suçta verilen beraat kararı Türkiye'deki yargılamayı durdurur mu? Eğer suç Türkiye'nin zararına işlenmişse (m. 12/1), yabancı mahkemenin beraat kararı Türkiye'de yeniden yargılama yapılmasına engel değildir. Ancak şahsi mağduriyetlerde (m. 12/2) yabancı mahkemenin hükmü (beraat dahil) Türkiye'deki yargılamayı sona erdirir.

Soru 4: Yabancı sanık hakkında hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir mi? Evet, TCK m. 50'deki şartlar mevcutsa yabancı sanık hakkında da hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/1014 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere, sanığın sabıkasız olması ve zarar gidermesi durumunda bu seçenek yaptırımın değerlendirilmesi hukuki bir zorunluluktur.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (Madde 11, 12, 13, 53, 58, 61, 62).
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu (Madde 35).
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/1014, Karar No: 2017/6779.
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/6424, Karar No: 2019/17508.
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/43554, Karar No: 2017/14671.
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2213, Karar No: 2020/11108.
  • (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/22595, Karar No: 2013/6990.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2011/5-104, Karar No: 2011/183.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan analizler, içtihat yorumları ve hukuki değerlendirmeler genel bilgilendirme niteliğinde olup, somut bir olaya doğrudan uygulanması halinde farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Cezai yargılama süreçlerinin karmaşıklığı ve yabancılık unsurunun getirdiği usul kuralları nedeniyle, hak kaybına uğramamak adına profesyonel hukuki danışmanlık alınması önemle tavsiye edilir. İçerikteki vaka örnekleri ve kararlar, güncel yargı eğilimlerini yansıtmak amacıyla akademik bir dille derlenmiştir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlarda Türkiye’nin Yargı Yetkisi ve TCK 12-13 Uygulaması | EmsalDava