
Usul Hukukunda Usuli Kazanılmış Hak ve Bozma Kararına Uyma Rejimi: İstisnalar ve Yargısal Sınırlar
Usuli kazanılmış hak, mahkemenin Yargıtay bozma ilamına uymasıyla taraflardan biri lehine doğan ve yargılamanın sonraki aşamalarında uyulması zorunlu olan hukuki istikrar ilkesidir. Kamu düzeni, maddi hata, görev ve yeni İçtihadı Birleştirme Kararları gibi istisnalar hariç tutulmak kaydıyla, bozma kararına uyan mahkemenin bu karardan dönmesi usulen mümkün değildir.
Usuli Kazanılmış Hakkın Hukuki Niteliği ve Temel Fonksiyonu
Usuli kazanılmış hak, Türk usul hukukunda kanunla düzenlenmiş bir müessese olmayıp, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile hukuk sistemimize dahil edilmiş, yargısal istikrarı ve hukuki güvenliği sağlayan bir ana ilkedir. Bu hak, bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemiyle taraflardan biri lehine doğan ve yargılamanın devamında tarafların ve mahkemenin uymak zorunda olduğu hukuksal durumu ifade eder.
Hukuk sistemimizde usuli kazanılmış hak, yargılamanın makul sürede sonuçlanması ve verilen kararların öngörülebilir olması işlevini görür. Mahkemenin bir usul işlemiyle (örneğin bozma ilamına uyma ara kararıyla) bir taraf lehine oluşan durum, artık o davanın "müktesep hakkı" haline gelir. Bu durum, sadece tarafları değil, bozma sonrası yargılamayı yürüten ilk derece mahkemesini ve hatta denetim yapan Yargıtay’ı da bağlar.
"Usuli kazanılmış hak, anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 38. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1960/5 Karar ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2021/912 - Karar No: 2023/1037
Yargıtay Bozma Kararına Uyma İşleminin Geri Dönülmezliği
Mahkemenin, Yargıtay Özel Dairesi tarafından verilen bozma ilamına uyması yönündeki ara kararı, kesin ve geri dönülemez bir usul işlemidir. Bu işlemle birlikte mahkeme, artık davanın esası hakkında bozma ilamında belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapmak ve karar vermekle yükümlüdür. Kural olarak hakim ara kararından dönebilse de, bozmaya uyma kararı bu kuralın en katı istisnasını oluşturur.
Adliye pratiğinde, mahkemelerin bozmaya uyduktan sonra, aynı veya sonraki oturumlarda bu karardan dönerek "direnme kararı" vermesi sıkça rastlanan ancak usul ekonomisine aykırı bir hatadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca, uyma kararı verildikten sonra mahkemenin yapacağı tek iş, bozma ilamının gereklerini yerine getirmektir. Uyma kararı verildikten sonra verilen bir direnme hükmü, hukuken "direnme" niteliğinde olmayıp, usuli kazanılmış hakkı ihlal eden hatalı bir "yeni karar" olarak kabul edilir.
"Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek, direnme kararı veremez, bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır... Kural olarak hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar, bunun istisnalarındandır. Diğer bir anlatımla, bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır. İster aynı oturumda, ister daha sonraki oturumlarda olsun, bundan dönerek eski hükümde direnemez. Verilen karar direnme kararı değil yeni bir karar niteliğindedir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2015/3490 - Karar No: 2016/251
Bozma Kararı Kapsamı Dışında Kalan Hususların Kesinleşmesi
Bir mahkeme kararı temyiz edildiğinde, Yargıtay kararın tamamını değil, sadece temyiz edilen kısımlarını veya hatalı bulduğu bölümlerini bozabilir. Bu durumda, bozma kararı kapsamı dışında kalan ve Yargıtay tarafından onanan veya bozma nedeni yapılmayan kısımlar kesinleşmiş sayılır. Bu kesinleşme, taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil eder ve mahkeme bozma sonrası yargılamada bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yapamaz.
Uygulamada, kısmi bozma durumlarında mahkemenin tüm uyuşmazlığı baştan ele aldığı görülmektedir. Oysa usul hukuku prensipleri uyarınca, bozma dışı kalarak kesinleşen kalemler (örneğin kıdem tazminatının bozulup ihbar tazminatının onanması hali), müktesep hak kapsamında değerlendirilir. Bölge Adliye Mahkemeleri nezdindeki yargılamalarda da bu ilke aynen geçerlidir; istinaf edilmeyen veya istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen yönler usuli müktesep hakkın sınırlarını çizer.
"Usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Bu şekilde Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir."
Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ
Kısmi Bozmanın Kesinleşen Kısımlara Etkisi
Kısmi bozma halinde, mahkeme yalnızca bozma gerekçesine konu olan uyuşmazlık noktasını çözmekle görevlidir. Örneğin, bir alacak davasında miktarın hesaplanmasına yönelik bir bozma yapılmışsa, alacağın varlığına dair daha önce kesinleşmiş olan kısımlar tartışılamaz.
Temyiz Edilmeyen Hüküm Fıkralarının Akıbeti
Taraflardan birinin hükmü temyiz etmemesi, diğer tarafın temyizi üzerine kararın lehine bozulması durumunda, temyiz etmeyen taraf aleyhine oluşan durum kesinleşir. Bu, davanın karşı tarafı lehine bir usuli müktesep hak oluşturur.
Kamu Düzeni Kavramı ve Usuli Kazanılmış Hakkın Sınırları
Usuli kazanılmış hak ilkesi mutlak değildir; kamu düzenini ilgilendiren hallerde bu ilkeye istisna getirilir. Kamu düzeni, toplumun temel çıkarlarını, devletin güvenliğini ve hukuki barışı koruyan kuralların tümüdür. Bir kuralın kamu düzenine ilişkin olması, onun her aşamada mahkemece re’sen (kendiliğinden) nazara alınmasını gerektirir. Bu nedenle, bozma ilamına uyulmuş olsa dahi, eğer konu kamu düzenini ilgilendiriyorsa usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
Yargıtay kararlarında kamu düzeni kapsamında değerlendirilen temel hususlar; görev, kesin yetki, hak düşürücü süreler, kesin hüküm itirazı ve harç olarak sayılmaktadır. Bu konularda verilen hatalı bir bozma kararına uyulması, o hatanın hukukileşmesini sağlamaz. Hakim, kamu düzenine aykırı bir durumu tespit ettiğinde, önceki uyma kararına bakmaksızın yasal gereklilikleri yerine getirmek zorundadır.
| Usuli Kazanılmış Hak Kapsamındaki Konular | Kamu Düzeni İstisnası (Kazanılmış Hak Oluşmaz) |
|---|---|
| Delillerin takdiri ve hukuki nitelendirme | Görev ve Kesin Yetki kuralları |
| Hesaplama yöntemleri (özel durumlar hariç) | Hak düşürücü süreler ve Zamanaşımı (maddi hata hali) |
| Feragat edilmeyen alacak kalemleri | Kesin hüküm ve Derdeslik itirazları |
| Takdiri indirim oranları | Harç, yargılama gideri ve kanuni muafiyetler |
Görev ve Kesin Yetki Kurallarının Müktesep Hakka Üstünlüğü
Görev kuralları, yargı yolunun belirlenmesi ve mahkemelerin işbölümü açısından kamu düzenine ilişkindir. Bir davanın görevsiz mahkemede görülmesi, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de her zaman gözetilmelidir. Yargıtay'ın görev hususunu gözden kaçırarak işin esasına yönelik verdiği bir bozma kararına uyulması, o mahkemeyi görevli hale getirmez.
Kesin yetki kuralları da (örneğin taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi) aynı niteliktedir. Yargıtay’ın maddi hataya düşerek yetkisiz mahkemenin kararını bozması ve yerel mahkemenin bu bozmaya uyması durumunda dahi, kesin yetki kuralı her zaman uygulanabilir. Bu durumda mahkeme, "uyma" ara kararına rağmen yetkisizlik kararı verebilir.
"Kesin yetki kuralının, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Bu durumda, Dairemizin 29.04.2014 tarih ve 2014/9705 E. - 2014/12639 K. sayılı ilâmı maddi hataya dayalı olup, mahkemece bozmaya uyulması, borçlu lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz. O halde mahkemece, yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir."
Kaynak: 12. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/6762 - Karar No: 2018/13008
Maddi Hataya Dayalı Bozma Kararlarında Kazanılmış Hak Sorunu
Maddi hata, hukuki bir değerlendirme hatası olmayıp; dosya kapsamındaki olguların yanlış algılanması, tarihlerin karıştırılması veya matematiksel hesaplama yanlışlıklarıdır. Yargıtay incelemesi sırasında, mevcut olan bir belgenin yok sayılması veya olmayan bir tarihin esas alınması gibi durumlarda verilen bozma kararları "maddi hata" teşkil eder. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarına göre, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyulması taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğurmaz.
Maddi hatanın düzeltilmesi, adalete olan güvenin korunması açısından bir zorunluluktur. Örneğin, bir çekin ibraz süresinde olup olmadığına dair tarihsel bir yanılma içeren bozma ilamı, mahkemeyi bağlamaz. Mahkeme, maddi hatayı tespit ettiğinde bozma ilamının aksine karar verebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, hatanın "maddi" olmasıdır; delillerin takdirine ilişkin bir "hukuki yanılgı" usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak kabul edilemez.
"Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta hata olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık hatalardır. 'Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez'."
Kaynak: 12. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/326 - Karar No: 2019/5208
Yeni İçtihadı Birleştirme Kararları ve Geriye Etkili Kanun Değişiklikleri
Usuli kazanılmış hak ilkesinin en bilinen istisnalarından biri, yargılama devam ederken ortaya çıkan yeni İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır (İBK). 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İBK'da açıklandığı üzere, sonradan çıkan bir İBK, Yargıtay’ın bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak esasının istisnasıdır. Bu kararlar, henüz mahkemede veya temyiz aşamasında olan tüm işlere derhal uygulanır.
Aynı şekilde, yargılama sürerken yürürlüğe giren ve geçmişe etkili (retroaktif) hükümler içeren yeni bir kanun da usuli kazanılmış hakkı bertaraf eder. Kanun koyucunun iradesi, kamu düzenini korumak amacıyla geçmişe etkili bir düzenleme yapmışsa, mahkemenin daha önce uyduğu bozma ilamındaki hukuki esasların bir değeri kalmaz. Bu durum, hukuk devletinin bir gereği olarak, güncel ve yürürlükteki mevzuatın uyuşmazlığa uygulanmasını sağlar.
"Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda Yargıtay bozma kararı ile oluşan usuli kazanılmış hak değer taşımayacaktır. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında (YİBK) '...sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak, henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan bütün işlere tatbikinin gerekli olduğuna...' karar verilmiştir. Bunun gibi bozmaya uyulmasından sonra o konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun karşısında bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hakkın da bir değeri kalmayacaktır."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2018/501 - Karar No: 2019/57
Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Derhal Uygulanma İlkesi
Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından bir kanun hükmünün iptal edilmesi, o hükmün Anayasa'ya aykırılığının tespiti anlamına gelir. Her ne kadar Anayasa’nın 153. maddesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini belirtse de, derdest davalarda uygulanması gereken bir kural iptal edilmişse, bu iptal kararının yargılamada gözetilmesi zorunludur.
AYM’nin iptal kararları sonrası oluşan yeni hukuki durum, usuli kazanılmış hakkın bir diğer istisnasıdır. Eğer mahkeme, bozma ilamına uyarak iptal edilen bir hükmü uygulamaya hazırlanıyorsa, AYM kararı bu yükümlülüğü ortadan kaldırır. Bu aşamada mahkeme, artık anayasal denetimden geçerek iptal edilmiş bir normu esas alamaz; aksi hal anayasanın bağlayıcılığı ilkesine aykırılık teşkil eder.
"Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E.- 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 E.- 2010/54 K.). Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2017/3125 - Karar No: 2018/1120
Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı Def’inde Usuli Hak Kayıpları
Hak düşürücü süreler, hakkın özünü etkileyen ve mahkemece re’sen dikkate alınması gereken süreler olması hasebiyle kamu düzenine ilişkindir. Bir davada hak düşürücü sürenin geçtiği bozmadan sonra dahi fark edilirse, usuli kazanılmış hakka bakılmaksızın davanın reddine karar verilmelidir. Ancak zamanaşımı konusu daha karmaşık bir yapı arz eder.
Zamanaşımı, bir def’i olup taraflarca ileri sürülmelidir. Ancak Yargıtay incelemesi sırasında süresinde yapılmış bir zamanaşımı def'i hakkında yanlış bir değerlendirme yapılmışsa (maddi hata), bu hata usuli kazanılmış hak doğurmaz. Örneğin, haksız fiilin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen Yargıtay'ın sürenin dolmadığına dair maddi yanılgıya dayalı bir bozma yapması ve mahkemenin buna uyması, zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmesine engel değildir.
"Dairemiz İlk Bozma kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği, bu hususun yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere usuli kazanılmış hak doğumu olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alındığında, davaya konu iş kazasının 10/06/2003 tarihinde gerçekleştiği, eldeki davanın 26/12/2014 tarihinde açıldığı... zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. Buna göre de Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."
Kaynak: 21. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/6705 - Karar No: 2019/5898
Hesap Hataları ve Yazım Yanlışlarının HMK 304 Kapsamında Düzeltilmesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece re’sen veya talep üzerine her zaman düzeltilebileceğini öngörmüştür. Bu tür "açık hatalar", taraflar lehine bir hak doğurmadığı gibi usuli kazanılmış hak ilkesinin de koruması altında değildir. Yanlış yazılan bir rakam veya sehven eklenen bir kelime, yargısal denetimin dışında bir maddi vakıa hatasıdır.
Hukuk Genel Kurulu, özellikle iş mahkemesi kararlarında "maddi hata" kavramını geniş yorumlayarak, maddi gerçeğin her zaman önde gelmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak bu düzeltme yetkisi, mahkemenin hukuki değerlendirmesini veya delil takdirini değiştirmesine imkan tanımaz. HMK 304 çerçevesindeki düzeltme, sadece kararın içeriği ile sonucunun birbiriyle uyumlu hale getirilmesi amacıyla sınırlıdır.
"Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir... Maddi hata ise maddi (ve hukuki) bir olayın olup olmadığında veya koşul yahut niteliklerinde yanılmayı ifade eder... Bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin göz ardı edilmesi, yargıya duyulan güven ve saygınlığı, adalete olan inancı sarsacaktır. O nedenledir ki; Yargıtay, bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş; baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilmesini kabul etmiştir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2017/3125 - Karar No: 2018/1120
Temyiz Edilmeyen Hüküm Fıkralarının Karşı Taraf Lehine Sonuçları
Bir davanın taraflarından birinin temyiz yoluna başvurmaması, aleyhine olan hüküm kısımlarını kabul ettiği anlamına gelir. Karşı tarafın temyizi üzerine Yargıtay kararı bozsa dahi, temyiz etmeyen tarafın aleyhine olan kısımlar artık kesinleşmiş olduğundan, bozma sonrası yargılamada bu kısımların tekrar tartışılması mümkün değildir. Bu durum, "tarafların pasif kalması sonucu oluşan kazanılmış hak" olarak adlandırılır.
Özellikle tazminat davalarında, birden fazla davalı varsa ve bunlardan sadece biri hükmü temyiz etmişse, temyiz etmeyen davalılar yönünden hüküm kesinleşir. Mahkeme, bozma sonrası yapacağı hesaplamada temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı lehine oluşan müktesep hakkı korumak zorundadır. Aksi yöndeki bir uygulama, temyiz yoluna başvurmayan tarafın ödüllendirilmesi ve başvuranın ise (bozma aleyhe yapılamayacağı kuralı saklı kalmak kaydıyla) usul hukukunun temel dengesinin sarsılması sonucunu doğurur.
"Mahkemece, ..., ... ve ... yönünden verilen hüküm isabetliyse de, ilk kararın davalı ...Ş. tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine riayet edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı... düzeltilerek onanmalıdır."
Kaynak: 10. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/5172 - Karar No: 2018/2444
İş Kazası ve Rücu Davalarında Asgari Ücret Artışlarının Etkisi
Sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan rücu davalarında veya iş kazasına dayalı tazminat uyuşmazlıklarında, zarar hesabı genellikle asgari ücret verilerine dayanır. Yargıtay'ın önceki hesap raporunu bozmadığı durumlarda dahi, yargılama süreci devam ederken asgari ücrette meydana gelen artışlar "kamu düzeni" kapsamında değerlendirilir. Asgari ücretin bir taban sosyal standart olması, bu konudaki artışların usuli kazanılmış hakka istisna teşkil etmesine neden olur.
Mahkeme, bozma ilamına uymuş olsa dahi, hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret verilerini esas alarak yeni bir hesaplama yapmalıdır. Bu durum, davalı tarafın "önceki hesap raporu bozulmamıştı" şeklindeki müktesep hak itirazını etkisiz kılar. Çünkü asgari ücretin adil bir yaşam seviyesi sağlama amacı, bireylerin usul hukukundaki statik haklarından daha üstün bir kamu yararı barındırır.
"Asgari ücret de kamu düzeni ile ilişkilendirilen kavramların başında gelmektedir... Adil bir ücret elde edilmesini, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzetilmesi amacına yönelik olarak yapılmakta olan asgari ücret değişikliklerinin kamu düzeni düşüncesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Kamu düzeniyle ilgili bu gibi durumlarda, kazanılmış usuli haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücret artışları usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup, aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerekmektedir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2006/10-307 - Karar No: 2006/337
Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2006/10-307 E. , 2006/337 K.
Uygulama Notu: Bozma Sonrası Yargılama Stratejisi
- Ara Kararın Takibi: Mahkemenin "bozmaya uyma" kararı verip vermediği zapta dikkatle geçirilmeli; uyma kararı sonrası direnme talebinde bulunmanın hukuki bir karşılığı olmadığı bilinmelidir.
- İstisnaların Tespiti: Müvekkil aleyhine bir usuli kazanılmış hak doğmuşsa; bunun kamu düzeni, maddi hata veya yeni bir İBK kapsamında kalıp kalmadığı titizlikle analiz edilmelidir.
- Kısmi Temyiz Riski: Kararın sadece belli bir kısmının temyiz edilmesi, diğer kısımların karşı taraf lehine kesinleşmesi sonucunu doğuracağından, temyiz dilekçesi tüm hüküm fıkralarını kapsayacak şekilde kurgulanmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Mahkeme bozma ilamına uyma kararı verdikten sonra aynı celsede bu kararından dönebilir mi?
Hayır, mahkeme bozmaya uyma yönünde bir ara karar ihdas ettikten sonra, ister aynı celsede ister daha sonraki aşamalarda bu karardan dönerek direnme kararı veremez. Bu durum Yargıtay içtihatları ile "usuli kazanılmış hak" ilkesinin en katı uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Uyma kararı verildikten sonra mahkemenin tek yükümlülüğü bozma ilamında gösterilen araştırma ve incelemeyi tamamlamaktır.
Yargıtay’ın açık bir maddi hatasına dayanan bozma kararına uyulması müktesep hak doğurur mu?
Hayır, maddi hataya dayalı bozma kararları usuli kazanılmış hak teşkil etmez. Eğer Yargıtay dosya kapsamındaki bir belgeyi görmeyerek veya olmayan bir vakıayı varmış gibi kabul ederek bozma yapmışsa, yerel mahkemenin bu bozmaya uyması hatayı meşrulaştırmaz. Mahkeme, maddi hatanın varlığını tespit ettiği anda bozma ilamının aksine işlem yapabilir.
Yargılama devam ederken çıkan yeni bir kanun, uyulmuş olan bozma ilamını geçersiz kılar mı?
Evet, eğer yeni yürürlüğe giren kanun geçmişe etkili (retroaktif) uygulanacağına dair bir hüküm içeriyorsa veya kamu düzenine ilişkinse, bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak değerini yitirir. Mahkeme, bozma ilamındaki hukuki esasları değil, güncel kanun hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
Temyiz edilmeyen kalemler hakkında mahkeme yeniden bir değerlendirme yapabilir mi?
Kesinlikle hayır. Taraflarca temyiz edilmeyen veya Yargıtay tarafından incelenip de bozma kapsamı dışında bırakılan hüküm fıkraları kesinleşir. Bu kesinleşen kısımlar taraflar yararına usuli müktesep hak oluşturur. Bozma sonrası yargılamada mahkemenin bu kalemler üzerinde takdir yetkisi kalmaz; zira bu kısımlar artık davanın kesinleşmiş sonuçlarıdır.
Kaynakça
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 304, m. 373.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1960/5 Karar.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/912 E., 2023/1037 K.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/3125 E., 2018/1120 K.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2019/326 E., 2019/5208 K.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2017/5172 E., 2018/2444 K.
- Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt V, İstanbul 2001.
Yasal Uyarı: Bu makale, usul hukukundaki güncel yargısal yaklaşımları analiz eden akademik ve profesyonel bir içerik olup, genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut uyuşmazlığın kendine özgü koşulları ve usuli süreçleri farklılık gösterebilir. Bu metin profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına somut uyuşmazlıklarda uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir. Metinde geçen olaylar ve taraflar (A Şirketi, X Bankası vb.) KVKK kapsamında anonimleştirilmiştir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Medeni Usul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.