
Türk Ceza Hukukunda Eziyet Suçu: Sistematiklik Unsuru ve Yargıtay’ın Suç Vasıflandırmasındaki Kriterleri
Eziyet suçu, failin mağdura yönelik insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal acı veren sistematik eylemlerini cezalandıran, TCK 96 kapsamında düzenlenen bir suç tipidir. Bu suçun kasten yaralama ve kötü muameleden ayrılmasındaki temel eşik, fiillerin belirli bir süreçte planlı ve süreklilik arz eden bir bütünlük içinde işlenmesidir.
Türk Ceza Kanunu 96. Maddesi Kapsamında Eziyet Suçunun Hukuki Mahiyeti
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçu, bir kimsenin onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışların sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesini cezalandırır. Bu suçun temel şekli için öngörülen hapis cezası iki yıldan beş yıla kadardır. Ancak 12 Mayıs 2022 tarihinde yapılan değişiklikle, suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının iki yıl altı aydan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Eziyet suçu, kamu görevlisi tarafından işlenen işkence suçunun (TCK 94), sivil kişilerce işlenen karşılığı olarak da nitelendirilebilir.
Eziyet suçunun oluşabilmesi için failin gerçekleştirdiği fiillerin ani değil, belirli bir süreç içerisinde ve süreklilik arz edecek şekilde icra edilmesi zorunludur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, eziyet teşkil eden eylemler aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyabilir; ancak bu fiillerin sistematik bir bütünlük arz etmesi, suçun vasfını eziyet olarak değiştirmektedir.
"Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/22962 - Karar No: 2017/14291
Eziyet Suçunun Kurucu Unsuru Olarak Sistematiklik ve Süreklilik
Adliye pratiğinde eziyet suçunu diğer şiddet suçlarından ayıran en kritik kriter "sistematik olma" halidir. Yargıtay, sistematiklikten kastın, mağdura yönelik saldırıların genel bir tutum çerçevesinde, önceden kararlaştırılmış veya düzenli bir seyir izlemesi olduğunu belirtmektedir. Tek bir olayda mağdurun darp edilmesi veya hakarete uğraması eziyet suçunu oluşturmaz; bu eylemler kasten yaralama veya hakaret suçları kapsamında değerlendirilir.
Sistematiklik Kriterinin Belirlenmesinde Yargısal Parametreler
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024 tarihli güncel kararlarında, sistematiklik hali belirlenirken fiillerin asgari bir şiddet düzeyine ulaşması ve mağdurda "acizlik, korku ve değersizlik" duygusu uyandırması gerektiği vurgulanmaktadır. Failin eylemleri bilerek ve istenerek belirli bir süreçte, genel bir plan dahilinde işlenmişse eziyet suçunun maddi unsuru tamamlanmış sayılır.
Süreklilik Arz Etmeyen Fiillerde Suç Vasfı Değişimi
Eğer failin eylemleri arasında zamansal bir kopukluk varsa veya eylemler sistematik bir bütünlükten ziyade münferit olaylar şeklinde gelişmişse, mahkemeler eziyet hükmü kuramaz. Örneğin, aynı evde yaşayan kişilerin birbirine farklı zamanlarda hakaret etmesi veya basit tıbbi müdahale ile giderilebilir darbeler uygulaması, eğer sistematik bir planın parçası değilse, TCK 125 (hakaret) ve TCK 86 (yaralama) suçlarını oluşturur.
"Somut olayda, mevcut delil durumu ve doktor raporu dikkate alındığında sanıkların eylemlerinin sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde olmadığı anlaşıldığından... sistematik olmaması nedeniyle kötü muamele suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/22962 - Karar No: 2017/14291
Eziyet Suçu ile Kötü Muamele Suçu (TCK 232) Arasındaki Farklar
Eziyet suçu (TCK 96) ile kötü muamele suçu (TCK 232) sık sık karıştırılan iki suç tipidir. Kötü muamele suçu, fail ile mağdur arasında belirli bir koruma, gözetim veya disiplin yetkisi ilişkisinin bulunduğu hallerde gündeme gelir. TCK 232/1 kapsamında kalan fiiller; merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak davranışlardır. Aç bırakma, uyutmamak veya zor koşullarda çalışmaya mecbur etmek kötü muamele örnekleridir.
| Kriter | Eziyet Suçu (TCK 96) | Kötü Muamele Suçu (TCK 232) |
|---|---|---|
| Fail/Mağdur İlişkisi | Herkes tarafından herkesin aleyhine işlenebilir. | Aynı konutta yaşama veya disiplin yetkisi gerektirir. |
| Sistematiklik | Suçun kurucu unsurudur, mutlak aranır. | Sistematiklik zorunlu değildir, "kötü davranma" yeterlidir. |
| Fiilin Yoğunluğu | İnsan onurunu zedeleyen ağır ve sürekli eylemler. | Merhamet ve şefkatle bağdaşmayan daha hafif eylemler. |
| Ceza Miktarı | 2 - 5 Yıl (Temel şekli) | 2 Ay - 1 Yıl (Temel şekli) |
Disiplin Yetkisinin Kötüye Kullanılması ve Kötü Muamele
TCK 232/2 maddesi, terbiye ve disiplin yetkisine sahip kişilerin (anne, baba, öğretmen, usta vb.) bu yetkiyi kötüye kullanmasını yaptırıma bağlar. Ancak bu kötüye kullanma, mağdurun bedensel veya ruhsal sağlığında kalıcı bir tahribata yol açarsa veya sistematik bir hal alırsa suç eziyete evrilebilir. Eğer eylem basit bir tıbbi müdahale (BTM) ile giderilemeyecek bir yaralanmaya yol açmışsa, doğrudan kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Uygulamada "Hortumla Yıkama" ve "Aç Bırakma" Fiilleri
Yargıtay içtihatlarında, mağdurun soğuk havada hortumla dışarıda yıkanması veya tekme tokat atılması gibi eylemler, eğer bir süreç içinde düzenli olarak tekrarlanmıyorsa "kötü muamele" olarak kabul edilmektedir. Buna karşın, aynı fiillerin aylara yayılan bir süreçte mağduru aşağılamak ve acı çektirmek amacıyla yapılması durumunda "eziyet" suçundan mahkumiyet kurulmaktadır.
"TCK.nun 232/1. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçu ise; merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak davranışlardır. Yarı aç veya susuz bırakma, uyutmamak, zor koşullarda çalışmaya mecbur etmek gibi hareketleri kötü muameleye örnek olarak vermek olanaklıdır."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/439 - Karar No: 2014/14662
Kasten Yaralama ile Eziyet Suçunun İçtimai ve "Erim" Sorunu
Hukuk pratiğinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri, birden fazla kasten yaralama fiilinin TCK 86 kapsamında zincirleme suç olarak mı, yoksa TCK 96 kapsamında tek bir eziyet suçu olarak mı değerlendirileceğidir. Yargıtay’ın baskın görüşü, kasten yaralama fiillerinin sistematik bir bütünün parçası olması durumunda, bu fiillerin eziyet suçu içerisinde eriyeceği (absorbe olacağı) yönündedir.
Fikri İçtima ve Suçun Tekliği İlkesi
Fail, mağduru farklı günlerde sopa ve hortumla dövmüş, nevresimle ranzaya bağlayıp yakmaya çalışmışsa; bu eylemler ayrı ayrı yaralama suçlarını değil, bütün halinde eziyet suçunu oluşturur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu tür durumlarda yaralama suçundan ayrıca ceza verilmesini "mükerrer cezalandırma" olarak görerek bozma kararı vermektedir.
Hakaret ve Tehdidin Eziyet Kapsamına Girmesi
Eziyet suçunun gerekçesinde belirtildiği üzere; hakaret ve tehdit içerikli fiiller de eziyetin unsuru olabilir. Eğer sanık, mağduru sistematik olarak "öldürmekle tehdit ediyor" ve "aşağılayıcı sözler sarf ediyorsa", bu fiiller şikayete tabi hakaret suçundan çıkarak resen takip edilen eziyet suçunun birer parçası haline gelir.
"Suça sürüklenen çocuğun mağduru ranzaya bağladığı nevresimin ucunu yakarak sağ elinin yanmasına neden olduktan sonra çok kısa bir zaman aralığında sopa ve hortum vurmak suretiyle tekrar yaralanması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin süreklilik arzeder bir tarzda işlenmesi nedeniyle kül halinde eziyet suçunu oluşturmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9897 - Karar No: 2021/13592
Eziyet Suçunda Nitelikli Haller ve Ağırlaştırılmış Cezalar
TCK 96/2 maddesi, suçun belirli kişilere karşı işlenmesini daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır. Bu durumda ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis olarak öngörülmüştür.
Mağdurun Sıfatına Göre Nitelikli Haller
Kanun koyucu, kendisini savunamayacak durumda olan kişilerin korunmasını önceliklendirmiştir. Aşağıdaki kişilere karşı eziyet işlenmesi nitelikli hal sayılır: 1. Çocuklar, 2. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olanlar, 3. Gebe kadınlar.
Fail ile Mağdur Arasındaki İlişkiye Göre Nitelikli Haller
Aile bireylerine karşı işlenen eziyet fiilleri toplum vicdanında daha ağır bir yara açtığı gerekçesiyle ağırlaştırılmıştır. Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa, eşe veya boşandığı eşe karşı işlenen eziyet suçlarında artırım uygulanır. 7331 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle "boşandığı eşe karşı" ibaresi de bu kapsama dahil edilmiştir.
"Eziyet Madde 96 : (2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı işlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."
Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 96/2
Kadına Karşı Eziyet Suçunda 2022 Düzenlemesi ve Alt Sınır Etkisi
12 Mayıs 2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile TCK 96/1 maddesine eklenen cümle ile, eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde temel cezanın alt sınırı yükseltilmiştir. Bu düzenleme öncesinde 2 yıl olan alt sınır, mağdurun kadın olması durumunda 2 yıl 6 ay olarak uygulanmaktadır.
Cinsiyet Temelli Risk Analizi
Bu değişiklik, yargılamada hakimin takdir yetkisini alt sınır bakımından kısıtlamıştır. Uygulamada, sanığın eşi olmayan ancak kadın olan bir mağdura karşı (sevgili, komşu, iş arkadaşı vb.) sistematik eziyet uygulaması durumunda dahi bu ağırlaştırılmış alt sınır dikkate alınmaktadır. Eğer mağdur hem kadın hem de sanığın eşi/eski eşi ise, TCK 96/2-b maddesi uyarınca daha ağır olan 3-8 yıl aralığındaki yaptırım uygulanacaktır.
Caydırıcılık ve İnfaz Rejimi İlişkisi
Alt sınırın 2 yıl 6 aya çıkarılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) sınırının (2 yıl) üzerinde kalması nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Sanığın kadına karşı eziyet suçundan alt sınırdan ceza alması durumunda dahi, yasal şartlar oluşsa bile HAGB kararı verilmesi teorik olarak mümkün olmayacaktır (cezada indirim nedenleri uygulanmadığı varsayıldığında).
Cezaevi Ortamında Eziyet Suçu ve Koğuş Baskısı
Eziyet suçunun en dramatik uygulama alanlarından biri ceza infaz kurumlarıdır. Koğuş temsilcisi veya baskın karakterli hükümlülerin, diğer mağdurlara yönelik sistematik baskıları Yargıtay tarafından doğrudan eziyet suçu kapsamında değerlendirilmektedir.
Koğuş Düzeni Dışına Çıkan Keyfi Uygulamalar
Sabah kahvaltısının alınmasının engellenmesi, belli saatlere kadar yatmaya zorlanma, gürültü yasağı adı altında yemek yemenin engellenmesi, tesbih çekme veya bacak bacak üstüne atma gibi günlük rutinlerin yasaklanması "süreklilik" arz ettiğinde eziyet suçunu oluşturur. Bu eylemlere fiziksel şiddetin (darp, hortumla yıkama vb.) eklenmesi, suçun vahametini artırmaktadır.
İspat Güçlüğü ve "Kapıya Çarptım" Beyanları
Cezaevi ortamındaki eziyet suçlarında mağdurlar genellikle korku ve baskı nedeniyle şikayetçi olmamakta, vücutlarındaki izleri "kapıya çarptım" veya "ranzadan düştüm" diyerek gizlemektedir. Yargıtay, bu tür durumlarda mağdurun beyanlarından ziyade, adli raporlardaki lezyonların niteliği (buz veya ekmek içi basılması, morlukların dağılımı) ve tanık anlatımları ile sonuca gitmektedir.
"Sanıkların kaldıkları kurumun tüzük ve yönetmeliklerinin dışında hareket ederek aynı koğuşta kalmakta olan diğer şikayetçi ve mağdurlara baskı kurup kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeye zorladıkları... bu itibarla sanıkların süreklilik gösteren eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmelidir."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/6726 - Karar No: 2014/1003
Aile İçi Şiddet ve Eziyet: Üvey Çocuklara Yönelik Eylemler
Eziyet suçunun en ağır örnekleri çocuklara, özellikle de üvey çocuklara karşı işlenen fiillerde görülmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2023 tarihli bir kararı, bu suçun ulaştığı boyutları ve yargısal bakış açısını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
İşkenceye Varan Eylem Tipleri
Bir çocuğun tuvaletini altına yapması nedeniyle cinsel bölgesinin kızgın pense ile yakılması, tırnaklarının pense ile çekilmesi, geceleri çıplak halde betona yatırılması gibi eylemler eziyet suçunun "insan onuruyla bağdaşmayan" unsurunu tam olarak karşılamaktadır. Bu tür durumlarda mahkemeler, cezanın alt sınırından uzaklaşarak üst sınıra yakın bir yaptırım belirlemektedir.
İspat Araçları: Pedagog Görüşü ve Adli Raporlar
Çocuk mağdurların beyanlarının güvenilirliği, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan pedagog raporları ile teyit edilmektedir. Ayrıca, vücuttaki yanık izleri veya ekimozların "kaza" sonucu mu yoksa "kötü kullanım" sonucu mu oluştuğu adli tıp uzmanlarınca belirlenmektedir. Sosyolog raporları da mağdurun üzerindeki aile baskısını ortaya koyarak samimi beyanların tespiti açısından kritik rol oynamaktadır.
"Sanığın suç tarihinde 7 yaşında olan ve üvey kızı olan katılanı geceleri altını ıslattığı için sürekli şiddet uygulama, cinsel bölgelerini ve göğüs kısımlarını ocakta ısıttığı pense ile tutup çekme, elini arkasından bağlayarak geceleri çıplak yatırma... şeklindeki eylemlerle atılı suçu işlediği anlaşılmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/162 - Karar No: 2023/1914
Eziyet Suçunda İspat Kuralları ve Delil Değerlendirmesi
Eziyet suçu, genellikle kapalı kapılar ardında veya tanığı olmayan ortamlarda işlendiği için ispat süreci özel hassasiyet gerektirir. Yargıtay, delillerin değerlendirilmesinde "beyanların tutarlılığı" ve "yan delillerle desteklenme" kriterlerini esas almaktadır.
Mağdur Beyanının İstikrarı ve Yan Deliller
Mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarının birbirini doğrulaması esastır. Ancak mağdurun korku veya baskı nedeniyle ifadesini değiştirmesi durumunda, ilk aşamada alınan "sıcağı sıcağına" beyanlar ve uzman raporları ön plana çıkar. Tanıklardan ziyade, doktor raporlarındaki lezyonların (morluk, yanık, iz) zamansal dağılımı fiilin "sistematik" olup olmadığını ispatta en güçlü delildir.
Hukuka Aykırı Şüphe ve Beraat Olasılığı
Eğer mağdurun beyanları çelişkili ise, vücudundaki izlerin ebeveyn baskısı veya başka bir dış etkenden kaynaklanabileceğine dair uzman görüşü varsa, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat kararı verilmesi ihtimal dahilindedir. Yargıtay, sadece soyut iddialarla ve tıbbi raporla desteklenmeyen beyanlarla eziyet suçundan mahkumiyet kurulmasını bozma nedeni saymaktadır.
"Mağdur için düzenlenen raporda 'sağ ve sol el sırtı, sağ ön kol iç yüzeyde yara izleri ve sol diz kapağında iyileşmiş yara izleri kötü kullanıma bağlı olarak oluştuğu, darp izi olmadıkları'nın belirtildiği... sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/5654 - Karar No: 2014/11799
Eziyet Suçu ve Uzlaşma/Şikayet İlişkisi
Eziyet suçu, niteliği gereği şikayete tabi bir suç değildir. Kamu düzenini yakından ilgilendirdiği için yargılama resen (kendiliğinden) yürütülür. Mağdurun şikayetten vazgeçmesi, davanın düşmesine yol açmaz; ancak hakimin ceza takdirinde bir miktar etkili olabilir.
Uzlaştırma Kapsamı Dışındaki Konumu
5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi uyarınca eziyet suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Bu durum, suçun ağırlığı ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi ile gerekçelendirilmektedir. Ancak suçun vasfı eziyetten "basit tehdit" veya "basit hakaret"e dönerse, o zaman uzlaştırma hükümleri gündeme gelebilir.
Şikayetten Vazgeçmenin Etkisizliği
Birçok aile içi şiddet vakasında mağdur, failin baskısı veya barışma umuduyla şikayetini geri çekmektedir. Ancak mahkeme, delillerin eziyet suçunu oluşturduğu kanaatindeyse yargılamaya devam eder. Bu yönüyle eziyet suçu, mağdurun iradesinden bağımsız olarak hukuk devleti tarafından takip edilen bir suç tipidir.
Usul Hukuku Boyutu: Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Eziyet suçu, 5235 sayılı Kanun uyarınca Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Ancak eylem neticesinde mağdur ölmüşse veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK 87 kapsamında ağır sonuçlar) varsa, görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olabilir.
Dava Zamanaşımı Süreleri
TCK 66. maddesi uyarınca, eziyet suçunun temel şekli için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Nitelikli hallerde de bu süre geçerli olup, kesen bir neden bulunmadığı sürece bu süre içerisinde dava açılabilir ve sonuçlandırılabilir.
Karar Türleri ve Kanun Yolu
Eziyet suçundan verilen mahkumiyet kararları, ceza miktarı ne olursa olsun temyiz (Yargıtay) yoluna tabidir. 2026 yılı yargı pratiği gereği, istinaf mahkemelerinin bu suç tipindeki değerlendirmeleri de Yargıtay’ın sistematiklik kriterine sıkı sıkıya bağlıdır.
Editörün Notu: Adli Uygulamada Savunma ve İddia Stratejileri
Eziyet davasında en önemli savunma hattı, fiillerin "ani" ve "tepkisel" olduğunu ispatlamaktır. Eğer sanık müdafi, eylemlerin genel bir planın parçası olmadığını, her bir darp veya hakaret fiilinin ayrı birer "tahrik" sonucu veya münferit bir gerginlikte gerçekleştiğini kanıtlarsa, suçun vasfı yaralama veya hakarete dönebilir. Bu durum, sanığın çok daha az ceza almasını ve şikayetten vazgeçme ile davanın düşmesini sağlayabilir.
Öte yandan, mağdur vekili açısından en etkili yöntem, "günlük tutma", "mesaj kayıtları" ve "farklı tarihli darp raporları" ile sistematikliği ispatlamaktır. Tek bir darp raporu yaralamayı kanıtlarken, üç ay arayla alınmış üç farklı rapor "eziyet" suçunun kapısını açar.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Bir kişiye bir kez tokat atmak eziyet suçunu oluşturur mu?
Hayır. Eziyet suçunun oluşması için sistematik ve süreklilik arz eden eylemler gereklidir. Bir kez tokat atmak, kasten yaralamanın basit halini oluşturur ve genellikle şikayete tabidir.
2. Eşim beni her gün aşağılıyor ve eve kapatıyor, bu eziyet midir?
Evet, bu fiiller sistematik ve insan onurunu zedeleyici nitelikteyse TCK 96/2-b kapsamında eşe karşı eziyet suçunu oluşturabilir. Ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile birlikte değerlendirilebilir.
3. Mağdur şikayetten vazgeçerse eziyet davası biter mi?
Hayır. Eziyet suçu şikayete tabi değildir. Savcılık soruşturmayı resen yürütür ve mahkeme şikayetten vazgeçmeye rağmen yargılamaya devam eder.
4. Eziyet suçu nedeniyle alınan ceza ertelenebilir mi?
Eğer hükmolunan ceza 2 yıl veya daha az ise ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti yoksa erteleme (TCK 51) veya HAGB (CMK 232) gündeme gelebilir. Ancak kadına karşı işlenen eziyette alt sınır 2 yıl 6 ay olduğundan, indirim uygulanmadıkça bu imkanlar kısıtlıdır.
Kaynakça
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 95, 96, 232.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/22962 - Karar No: 2017/14291.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9606 - Karar No: 2024/394.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/9897 - Karar No: 2021/13592.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/162 - Karar No: 2023/1914.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/6726 - Karar No: 2014/1003.
Yasal Uyarı: Bu metin 04.03.2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde hazırlanmış bir hukuki analizdir. İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Her vakanın kendine özgü dinamikleri ve ispat araçları bulunduğundan, hukuki süreçlerde mutlaka profesyonel bir avukat desteği alınmalıdır.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.