6502 Sayılı Kanun Kapsamında Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı ve Hakem Heyeti Sınırları
Dava Şartları, Görev ve YetkiYazar: EmsalDava Editör Ekibi

6502 Sayılı Kanun Kapsamında Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı ve Hakem Heyeti Sınırları

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici işlemleri, taraflardan birinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi durumunda ihtisas mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Yargıtay içtihatları, bankacılık ve sigorta uyuşmazlıklarında görevli yargı yerinin belirlenmesinde 83/2. madde hükmünün diğer özel kanunlardaki görev kurallarına üstünlüğünü ve dava şartı arabuluculuk mekanizmasının usuli sınırlarını netleştirmektedir.

Tüketici Mahkemelerinin Görev Sınırlarında Kanunların Çatışması ve 83/2 Madde Etkisi

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerini görevli kılmış ve bu görevi "taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler" temelinde genişletmiştir. Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri mutlak görevlidir. Bu görev kuralı kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi zorunludur.

Sigorta hukukunda tüketici mahkemesi görev sınırını simgeleyen editoryal görsel.

Özellikle bankacılık ve sigorta gibi özel kanunlarla düzenlenen alanlarda, TKHK m. 83/2 hükmü, görevli mahkemenin tayininde belirleyici bir üst norm işlevi görür. Bu maddeye göre; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda (örneğin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu) düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve TKHK'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.

"6502 sayılı Kanun, kart hamili ya da kartı veren kuruluş gibi bir ayrıma gitmeksizin bütün bankacılık işlemlerini (m. 3/1-k kapsamına girmeyen tacirler hariç olmak üzere) kanun kapsamına aldığı ve 83/2. maddesi hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları bu kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır."

Kaynak: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/12359 - Karar No: 2015/9861

Belgeyi Gör: 20. Hukuk Dairesi 2015/12359 E. , 2015/9861 K.

Tüketici İşlemi Tanımının Kapsamı ve Bankacılık Sözleşmelerindeki Görev Kayması

6502 sayılı Kanun'un 3/1-(l) maddesi, tüketici işlemini oldukça geniş tanımlayarak; bankacılık, sigorta, vekâlet, taşıma ve benzeri sözleşmeleri açıkça bu kapsama dahil etmiştir. Bu genişleme, daha önce genel mahkemelerin veya ticaret mahkemelerinin görevine giren pek çok uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi olan tüketici mahkemelerine kaymasına neden olmuştur. Bankacılık sektöründe özellikle kredi kartı sözleşmelerinden kaynaklanan alacak takipleri ve itirazın iptali davaları bu değişimin en somut uygulama alanıdır.

Eski 4077 sayılı Kanun döneminde ve 5464 sayılı Kanun m. 44/2 uyarınca, kart çıkaran kuruluşlar tarafından kart hamilleri aleyhine açılan davalarda genel mahkemelerin (asliye hukuk veya asliye ticaret) görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ancak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı TKHK ile bu uygulama sona ermiş, taraflardan birinin "tüketici" olması, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi için yeterli kılınmıştır.

Kredi Kartı Uyuşmazlıklarında Görevli Mahkemenin Tayini

Kredi kartı sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda görev, davanın açıldığı tarihteki mevzuata göre belirlenir. TKHK Geçici Madde 1/1 uyarınca, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder. Ancak 28.05.2014 sonrası açılan tüm davalarda, davacı banka dahi olsa, davalı kart hamili "ticari veya mesleki olmayan amaçla" hareket eden bir gerçek veya tüzel kişi ise görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

Tacirlere Verilen Kurumsal Kartların İstisnai Durumu

TKHK m. 3/1-k uyarınca tüketici, "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir." 5464 sayılı Kanun m. 43'te belirtilen "tacirlere verilen kurumsal kredi kartları" bu tanımın dışındadır. Eğer kredi kartı bir ticari işletme adına ve ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere tesis edilmişse, taraflar arasındaki uyuşmazlık bir "tüketici işlemi" sayılamayacağından 6102 sayılı TTK hükümleri gereği asliye ticaret mahkemeleri görevli olacaktır.

Sigorta Sözleşmelerinde Tüketici Mahkemesinin Görevi ve Hakem Heyeti Sınırı

Sigorta sözleşmeleri, TKHK m. 3/1-l uyarınca açıkça "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Bu durum, sigorta şirketleri ile tüketiciler arasındaki her türlü tazminat, menfi tespit ve rücu davasının tüketici mahkemelerinde görülmesini zorunlu kılar. Ticaret mahkemeleri, sigorta hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda "mutlak ticari dava" nitelemesi yapsa da, tüketicinin taraf olduğu hallerde TKHK m. 83/2 uyarınca görev tüketici mahkemesine aittir.

"Somut uyuşmazlıkta, davacının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı... sigorta sözleşmesinin tüketici ile davalı sigorta şirketi arasında yer aldığı ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca dava konusu işlemlerin ve uyuşmazlığın tüketici işlemine yönelik olduğu ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla..."

Kaynak: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/755 - Karar No: 2023/769

Belgeyi Gör: T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2023/755 K. 2023/769

Tüketici Hakem Heyetleri ile Tüketici Mahkemeleri arasındaki görev ayrımı, uyuşmazlık konusunun parasal değerine göre belirlenir. 2026 yılı itibarıyla geçerli olan parasal sınırlar (yıllık olarak Bakanlıkça güncellenir), uyuşmazlığın doğrudan mahkemeye mi yoksa hakem heyetine mi taşınacağını tayin eder. Parasal sınırın altında kalan başvurular için hakem heyetine gitmek bir dava şartıdır; sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise arabuluculuk sonrası tüketici mahkemesinde dava açılması gerekir.

Uyuşmazlık Türü Görevli Merci Şart / Sınır
Parasal Sınır Altındaki Uyuşmazlıklar Tüketici Hakem Heyeti Zorunlu Başvuru
Parasal Sınır Üzerindeki Uyuşmazlıklar Tüketici Mahkemesi Arabuluculuk Dava Şartı
Hakem Heyeti Kararına İtiraz Tüketici Mahkemesi Kararın Tebliğinden İtibaren 15 Gün
Genel Tüketici Talepleri (İhtiyati Tedbir vb.) Tüketici Mahkemesi Değerden Bağımsız

Dava Şartı Arabuluculuk ve Tüketici Yargılamasındaki İstisnalar

TKHK m. 73/A uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. Ancak kanun koyucu, tüketicinin adalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla bazı durumlarda bu şartı aramamaktadır. Arabuluculuk şartının aranmadığı haller, yargılama usulünde "usulden reddi" engelleyen kritik detaylardır.

Tüketici davalarında arabuluculuk sürecini temsil eden kurumsal fotoğraf.

TKHK m. 73/A fıkra 1 uyarınca şu hallerde arabuluculuk dava şartı uygulanmaz: * Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında kalan uyuşmazlıklar. * Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itirazlar. * Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurumları veya Bakanlık tarafından tüketicileri ilgilendiren genel ihlallere karşı açılan davalar. * Satışın durdurulması veya malın toplatılması gibi ihtiyati tedbir mahiyetindeki davalar.

Uygulama Notu: Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması halinde düzenlenen "son tutanak", dava dilekçesine eklenmelidir. Tutanak eklenmeden dava açılması durumunda, mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre verilir; bu süre içinde tutanağın sunulmaması davanın usulden reddine yol açar.

Abonelik Sözleşmeleri ve Kaçak Kullanım İddialarında Yargı Yeri Belirlenmesi

Elektrik, su, doğalgaz ve iletişim hizmetlerine ilişkin abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak tüketici mahkemesinin görev alanındadır. Ancak Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre, "kaçak kullanım" iddiasına dayalı haksız fiil uyuşmazlıklarında görev ayrımı tarafların sıfatına göre şekillenmektedir. Eğer kullanım bir abonelik sözleşmesine dayanmıyor ve tamamen "kaçak" statüsünde ise, bu durum bir "tüketici işlemi" olarak nitelendirilmeyebilir.

"Dava, kaçak ya da usulsüz doğalgaz kullanımı nedeniyle tahakkuk eden fatura miktarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup; hüküm, Tüketici Mahkemesince verilmiştir... Tüketici Mahkemeleri; görevine giren konulara ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakmakta olup... ihtisas mahkemesi olan Tüketici Mahkemelerinin kararlarının temyiz incelemesi görevi Yargıtay Yüksek 13. Hukuk Dairesine verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/2983 - Karar No: 2012/2365

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2011/2983 E. , 2012/2365 K.

Yargıtay, abonelik sözleşmesi olsun veya olmasın, hizmetin sunumu sırasındaki muarazanın giderilmesi veya haksız tahakkukların iptali davalarında ihtisas mahkemelerinin görevli olduğunu vurgulamaktadır. Ancak tacirler arasındaki aboneliklerde görev, asliye ticaret mahkemelerine aittir.

Banka ve Kredi Kartları Kanunu m. 44 ve TKHK m. 83 Karşılaştırmalı Analizi

Hukuk pratiğinde en çok tereddüt edilen hususlardan biri, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu m. 44'ün halen yürürlükte olması nedeniyle, bankaların açtığı davalarda görevli mahkemenin neresi olduğudur. 5464 sayılı Kanun m. 44/2, kart çıkaran kuruluşların açacağı davalarda HMK'nın genel görev kurallarının (Asliye Hukuk/Ticaret) uygulanacağını belirtmektedir. Ancak TKHK m. 83/2'deki "diğer kanunlarda düzenleme olması bu kanunun uygulanmasını engellemez" hükmü, sonraki tarihli ve daha özel bir koruma getiren norm olarak önceliklidir.

Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (Yargı Yeri Belirleme Mercii), bu çatışmayı 6502 sayılı Kanun lehine çözmüştür. 28.05.2014 tarihinden sonra açılan itirazın iptali davalarında, davanın banka tarafından açılmış olması görevi genel mahkemelere taşımaz. Davalının tüketici sıfatına haiz olması yeterlidir.

"Davacı, kart çıkaran Banka olup, banka tarafından açılmış olan davada, özel yetkili olan mahkememiz görevli olmayıp... davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur... Ancak, 6502 sayılı Kanun, kart hamili ya da kartı veren kuruluş gibi bir ayrıma gitmeksizin bütün bankacılık işlemlerini kanun kapsamına aldığı için görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır."

Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi - Dosya No: 2019/659 - Karar No: 2019/2020

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ

Tüketici Mahkemelerinde İspat Yükü ve Delil Türleri

Tüketici mahkemelerindeki yargılama usulü, 6100 sayılı HMK'nın basit yargılama usulüne (m. 316-322) tabidir. İspat yükü kural olarak iddia eden taraftadır; ancak TKHK, zayıf konumdaki tüketiciyi korumak amacıyla ispat yükünü bazı hallerde sağlayıcıya veya satıcıya devretmiştir. Örneğin, ayıplı mal veya hizmet uyuşmazlıklarında, teslim tarihinden itibaren ilk altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir. Bu karinenin aksini ispat yükü satıcıya aittir.

Tüketici mahkemelerinde delil olarak; sözleşme örnekleri, faturalar, ödeme belgeleri, servis fişleri, bilirkişi raporları ve keşif tutanakları önceliklidir. Bilirkişi incelemesi, özellikle teknik kusurların veya değer kaybının saptanmasında temel delil niteliğindedir. TKHK m. 73/3 uyarınca, tüketici örgütleri tarafından açılan davalarda bilirkişi ücreti Bakanlıkça karşılanabilmektedir.

Yetkili Mahkeme ve Tüketicinin Yerleşim Yeri Ayrıcalığı

Tüketici davalarında yetki, HMK'daki genel yetki kurallarının yanı sıra tüketici lehine genişletilmiştir. TKHK m. 73/5 uyarınca tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Bu hüküm, "seçimlik yetki" kuralıdır. Tüketici, dilerse davalının yerleşim yerinde, dilerse kendi ikametgahında dava açma hakkına sahiptir.

Bu kuralın amacı, tüketicinin dava açma maliyetlerini düşürmek ve hukuki korunmaya erişimini kolaylaştırmaktır. Satıcı veya sağlayıcının sözleşmeye koyacağı "yetki şartı" (örneğin; "Bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri yetkilidir" ibaresi), tüketici aleyhine haksız şart niteliğinde görülebilir ve tüketicinin seçimlik yetki hakkını ortadan kaldırmaz.

Tüketici Hakem Heyetlerinde Karar Verme Süreci ve İtiraz Usulü

Tüketici hakem heyetleri, idari bir yapı olsa da kararları ilam niteliğindedir ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre infaz edilebilir. Heyet, tarafların sunduğu bilgi ve belgeler üzerinden inceleme yapar; gerekli hallerde bilirkişi görevlendirebilir. Hakem heyeti kararlarına karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir.

İtiraz, kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın durdurulması için mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir. Tüketici mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir. Ancak, miktar itibarıyla istinaf sınırının altında kalan itiraz incelemelerinde mahkemenin usul hataları yapması durumunda kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkündür.

Tüketici Örgütlerinin Dava Açma Ehliyeti ve Kamu Yararı Davaları

TKHK m. 73/6, tüketici örgütlerine, ilgili kamu kurumlarına ve Bakanlığa geniş bir dava açma yetkisi tanımıştır. Genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde; * Hukuka aykırı durumun tespiti, * Önlenmesi veya durdurulması, * Ayıplı serinin toplatılması, gibi amaçlarla dava açılabilir. Bu davalar, bireysel uyuşmazlıklardan ziyade "topluluk davası" (class action) niteliği taşımasa da kolektif koruma sağlar. Bu tür davalarda mahkeme, verilen kararın ülke genelinde yayınlanan gazetelerde ilan edilmesine de hükmedebilir (TKHK m. 73/7).

Tüketici Mahkemesi Kararlarının İnfazı ve Bakanlığa Bildirim Yükümlülüğü

Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, TKHK m. 73/8 uyarınca UYAP üzerinden Ticaret Bakanlığına iletilir. Bu bildirim sistemi, piyasa denetimi ve haksız ticari uygulamaların takibi açısından stratejik öneme sahiptir. Kararların infazı genel hükümlere tabidir; ancak tüketici lehine hükmedilen tazminat veya bedel iadesi alacaklarında, borçlu tarafın süresinde ödeme yapmaması durumunda icra takibi başlatılabilir.

Mahkeme kararlarının infazı ve bildirim sürecini simgeleyen teknik görsel.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde, tüketici mahkemesi kararlarının hakem heyeti kararlarıyla karıştırılmaması gerekir. Mahkeme kararları doğrudan ilamlı icraya konu edilebilirken, hakem heyeti kararları için de aynı usul geçerlidir; ancak itiraz süreleri ve mercileri farklılık arz eder.

Adliye Pratiğinde Tüketici Davalarının Takibi ve Usul Stratejileri

Profesyonel bir hukukçu için tüketici davasında en kritik aşama, görevli merciin doğru belirlenmesidir. Yanlış mercide açılan dava, görevsizlik kararı ile sonuçlanacak ve vekalet ücreti riski doğuracaktır. Görevsizlik kararı sonrası dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunulması HMK m. 20 gereği zorunludur.

Tüketici yargılamasında "delillerin hasredilmesi" ilkesine dikkat edilmelidir. Basit yargılama usulünde taraflar, dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini sunmak ve başka yerden getirilecek belgeler için gerekli bilgileri vermek zorundadır. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi aşamaları bulunmadığından, dava dilekçesinin teknik derinliği davanın kaderini belirler.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Tüketici hakem heyetinin yetki sınırının üzerinde kalan bir alacak için doğrudan dava açılabilir mi? Hayır, parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için 6502 sayılı Kanun m. 73/A uyarınca arabuluculuk bir dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılması durumunda mahkeme, davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder.

2. Bankanın kredi kartı alacağı için başlattığı icra takibine itiraz edilmesi durumunda, banka itirazın iptali davasını nerede açmalıdır? Eğer davalı kart hamili bir "tüketici" ise ve dava 28.05.2014 tarihinden sonra açılıyorsa, banka davayı tüketici mahkemesinde açmak zorundadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, bankanın tacir olması veya 5464 sayılı Kanun m. 44 hükmünün bu durumu değiştirmeyeceğini teyit etmektedir.

3. Tüketici mahkemelerinde nispi harç ödenir mi? Tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlık tarafından açılan davalar harçtan muaftır. Ancak davanın reddi halinde, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davacı tüketici sorumlu olur. Tüketici örgütlerinin açtığı bazı davalarda bilirkişi ücreti Bakanlıkça karşılanır.

4. Kasko veya trafik sigortasından kaynaklanan rücu davalarında tüketici mahkemesi görevli midir? Eğer rücu ilişkisinin temelinde bir tüketici işlemi varsa (örneğin sigortalı tüketicinin kendi sigorta şirketine açtığı dava), görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Ancak sigorta şirketlerinin birbirine karşı açtığı rücu davaları halefiyet ilkesi gereği, sigortalıların sıfatına bakılarak genel mahkemelerde veya ticaret mahkemelerinde görülür.

Kaynakça

  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (m. 3, 73, 73/A, 83).
  • 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu (m. 43, 44).
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 1, 20, 114, 115, 316).
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/12359 - Karar No: 2015/9861.
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/7366 - Karar No: 2017/5624.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi - Dosya No: 2019/659 - Karar No: 2019/2020.
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/755 - Karar No: 2023/769.

Yasal Uyarı: Bu içerik sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunması nedeniyle, hak kaybına uğramamak için uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir. İçerikteki vaka analizleri ve kararlar anonimleştirilmiştir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Medeni Usul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
6502 Sayılı Kanun Kapsamında Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı ve Hakem Heyeti Sınırları | EmsalDava