Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması Davalarında Usul ve Esas: Yargıtay İçtihatları Işığında Adliye Pratiği
Tereke Tespiti ve PaylaşımıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması Davalarında Usul ve Esas: Yargıtay İçtihatları Işığında Adliye Pratiği

Terekenin tespiti davası, mirasbırakanın ölüm anındaki aktif ve pasif malvarlığının belirlenmesine hizmet eden, nihai hüküm niteliği taşımayan bir koruma önlemidir. İspat yükü ve mahkemenin re’sen araştırma yükümlülüğü çerçevesinde, tereke unsurlarının tespiti süreci maddi hukuk haklarını etkilemeyen bir delil tespiti mahiyetindedir.

Terekenin Tespiti Davasının Hukuki Niteliği ve Koruma Önlemi Fonksiyonu

Terekenin tespiti davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 589 ve devamı maddelerinde düzenlenen, mirasın korunması ve hak sahiplerine eksiksiz intikalini sağlamayı amaçlayan bir koruma önlemidir. Bu davanın temel karakteri, bir hakkın tesliminden ziyade mevcut durumun kayıt altına alınmasıdır. Yargıtay uygulamasına göre bu dava, bir "istihkak" veya "eda" davası değil, teknik anlamda bir "delil tespiti" niteliğindedir.

Hukuki süreçte en kritik husus, tereke tespitinin maddi hukuka ilişkin hak ve borçlar üzerinde herhangi bir değişiklik meydana getirmemesidir. Mahkeme, mirasbırakanın (muris) ölüm tarihi itibarıyla malvarlığını dondurulmuş bir şekilde tespit eder. Bu tespit, ileride açılacak olan ortaklığın giderilmesi veya tenkis gibi davalar için birincil veri tabanını oluşturur. Mahkemece yapılan işlem, terekeye ait olduğu bildirilen unsurları deftere geçirmek, muhafazası mümkün olmayanları paraya çevirmek ve nakit varlıkları tereke mahkemesi adına bankaya yatırmaktan ibarettir.

"Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/2912 - Karar No: 2015/10217

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/2912 E. , 2015/10217 K.

Görev, Yetki ve Tarafların Sıfatı: Sulh Hukuk Mahkemesi Uygulamaları

Terekenin tespiti ve defterinin tutulması taleplerinde görevli mahkeme, TMK m. 589 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetki ise kesin yetki kuralı gereği, mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesine aittir. Mirasbırakanın yerleşim yeri dışında ölmesi durumunda, ölüm yerindeki sulh hakimi de malların korunması için gerekli acil önlemleri almakla yükümlüdür ancak bu durum asıl yetkili mahkemenin görevini ortadan kaldırmaz.

Dava açma yetkisi (aktif husumet), mirasçılar başta olmak üzere, vasiyeti tenfiz memurlarına ve hukuki yararı bulunan alacaklılara tanınmıştır. Özellikle vasiyeti tenfiz memurunun atanmış olması durumunda, terekenin korunması ve yönetilmesi görevi bu kişiye geçtiğinden, tespit talebinde bulunmasında açık bir hukuki yarar mevcuttur. Mirasçıların ise tereke üzerinde iştirak halinde mülkiyet sahibi olmaları, her bir mirasçının tek başına bu davayı açabilmesine imkan tanır.

Vasiyeti Tenfiz Memurunun Yetki Alanı

Vasiyeti tenfiz memuru, murisin iradesinin yerine getirilmesi ve terekenin korunmasıyla görevli kişidir. 14. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarına göre, vasiyetname ile atanmış bir tenfiz memurunun, malvarlığının kaçırılmasını önlemek amacıyla tespit ve defter tutma isteminde bulunması zorunlu bir görev ifasıdır.

Mirasçıların Hukuki Yararı ve Müdahale Engeli

Mirasçıların her biri, terekenin akıbetini öğrenme ve haklarını koruma amacıyla bu davayı ikame edebilir. Ancak, tereke tespiti davası bir delil tespiti mahiyetinde olduğundan, bu davaya üçüncü kişilerin "asli" veya "feri" müdahil olarak katılması hukuken mümkün değildir. Zira bu davanın sonucunda müdahillerin haklarını etkileyecek bir eda hükmü kurulmamaktadır.

Koruma Amaçlı Tespit (TMK 589) ile Resmî Defter Tutma (TMK 619) Arasındaki Keskin Ayrım

Adliye pratiğinde en sık yapılan usul hatası, TMK m. 589 kapsamında istenen koruma amaçlı tespit ile TMK m. 619 kapsamında istenen resmî defter tutma taleplerinin birbirine karıştırılmasıdır. Bu iki kurum, hem amaçları hem de tabi oldukları süreler bakımından taban tabana zıttır.

TMK 589 ve 619 maddeleri arasındaki usul farklarını gösteren hukuk dosyası.

TMK m. 619 uyarınca istenen resmî defter tutma, mirasçıların "mirası kabul veya redde esas olmak üzere" başvurdukları bir yoldur. Bu talep, mirasın açılmasından itibaren bir aylık hak düşürücü süreye tabidir. Oysa TMK m. 589 kapsamındaki koruma amaçlı tespit, miras paylaşılmadığı sürece her zaman talep edilebilir ve herhangi bir süre sınırlamasına tabi değildir.

Kriter Koruma Amaçlı Tespit (TMK 589) Resmî Defter Tutma (TMK 619)
Temel Amaç Terekenin mevcut durumunu korumak ve belirlemek. Mirası kabul veya redde karar vermek için borçları görmek.
Süre Süreye bağlı değil; paylaşmaya kadar istenebilir. Mirasın açılmasından itibaren 1 ay içinde istenmeli.
Hukuki Niteliği Tedbir niteliğinde bir delil tespitidir. Mirasın kazanılmasına/reddine yönelik bir usul işlemidir.
Maddi Hukuk Etkisi Hak ve borçlarda değişiklik yapmaz. Mirasçıların sorumluluğunu deftere yazılanlarla sınırlar.

"Davacının defter tutulmasına dair isteği, Türk Medeni Kanununun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere 'resmi defter tutma' değil, aynı Kanunun 589. ve devamı maddelerinde yer olan 'koruma önlemi' olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek... Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/715 - Karar No: 2021/2143

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2021/715 E. , 2021/2143 K.

Tereke Unsurlarının Belirlenmesinde Mahkemenin Re’sen Araştırma İlkesi

Sulh hukuk hakimi, tereke tespiti davasında "kendiliğinden araştırma" (re'sen tahkikat) ilkesiyle hareket etmek zorundadır. Sadece tarafların bildirdiği malvarlığıyla yetinilmesi, Yargıtay nezdinde bozma sebebidir. Mahkemenin, murisin ölüm anındaki malvarlığını eksiksiz tespit edebilmesi için ülke çapında kapsamlı bir tarama yapması gerekir.

Mahkemenin banka ve tapu kayıtlarını re'sen sorgulama sürecini yansıtan çalışma masası.

Bu kapsamda; tüm bankalara müzekkere yazılarak aktif/pasif hesapların sorgulanması, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TAKİS) üzerinden taşınmaz sorgusu, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Tescil birimlerinden araç sorgusu ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüklerinden şirket hissesi araştırması yapılması zorunludur. Ayrıca, murisin silahı, ziynet eşyası veya ev eşyalarının tespiti için kolluk kuvvetleri aracılığıyla zabıta araştırması yaptırılması, gerekirse mahallinde keşif icra edilmesi elzemdir.

"Murisin terekesinin tespiti için, ülke çapında faaliyet gösteren tüm bankalardan murise ait aktif ve pasif malvarlığı olup olmadığı sorulmalı, murise ait bir taşınmaz olup olmadığının ülke çapında belirlenebilmesi için TAKBİS'inden bu hususta araştırma yapılmalıdır. Diğer taraftan murise ait araç bulunup bulunmadığı mirasın açıldığı yer trafik tescil ve şube müdürlüğünden sorularak, murise ait malvarlığının kapsamlı şekilde tespiti için zabıta araştırılması da yapılmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/12713 - Karar No: 2016/5277

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/12713 E. , 2016/5277 K.

Şirket Hisseleri ve Mevduat Hesaplarının Tespitinde Hukuki Yarar Engeli

Ticaret mahkemeleri nezdinde açılan tespit davalarında, "hukuki yarar" (HMK m. 114/1-h) en kritik dava şartıdır. Eğer davacı, tespit talebiyle ulaşmak istediği sonuca bir "eda davası" (alacak davası) ile ulaşabiliyorsa, ayrıca tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kabul edilir. Özellikle şirket hisselerinin aidiyeti veya banka hesaplarındaki paranın tahsili söz konusu olduğunda, doğrudan tahsilat (eda) imkanı varken sadece tespit istenmesi davanın usulden reddine yol açabilir.

Ancak tereke tespiti davası, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen ve TMK’dan kaynaklanan özel bir koruma önlemi olduğundan, genel tespit davalarındaki bu katı sınırlama burada farklı yorumlanır. Yine de, murisin borçlu olduğu iddiasıyla açılan müspet tespit davalarında, alacaklının doğrudan icra takibi yapma veya eda davası açma imkanı varsa, mahkemeler "hukuki yarar yokluğu" nedeniyle ret kararı verebilmektedir.

Şirket Sermaye Borcunun Tespiti

Şirket ortağı olan murisin, taahhüt ettiği ancak ödemediği sermaye borcunun tespiti, alacaklılar tarafından istenebilir. Ancak Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi gibi yerel mahkemelerin kararları, bu tür durumlarda İİK m. 89 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilmesi imkanı varken tespit davası açılmasını "güncel menfaat" eksikliği olarak değerlendirmektedir.

Mevduat Hesaplarındaki Paylaşım İhtilafları

Muris ile üçüncü kişiler arasındaki ortak hesapların tespiti tereke mahkemesinin görevidir. Ancak bu hesaptaki paranın kim tarafından çekildiği veya payların mülkiyeti konusundaki ihtilaflar, tereke tespitinin değil, miras sebebiyle istihkak davasının konusudur. Editörün Notu: Sulh hukuk hakimi sadece hesaptaki rakamı tespit eder; paranın mülkiyetine dair uyuşmazlığı çözemez.

Manevi Değeri Olan Eşyaların Terekedeki Yeri: Saç Teli, Albüm ve Not Defteri Tartışması

Tereke kavramı sadece parasal (ekonomik) değeri olan varlıkları kapsamaz. Mirasbırakanın şahsına bağlı olmayan ve mirasçılara intikali mümkün olan manevi değer taşıyan eşyalar da terekeye dahildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre; aile albümleri, murisin el yazısı notları ve hatta kesilmiş saç telleri dahi tereke unsuru olarak tespit edilebilir.

Terekedeki manevi değeri olan aile albümü ve not defteri gibi eşyaların muhafazası.

Bu tür eşyaların tespiti, ileride mirasçılar arasında çıkabilecek "aidiyet" uyuşmazlıkları için delil teşkil eder. Mahkeme bu eşyaları tespit ettikten sonra, bir yediemine (genellikle mirasçılardan birine veya güvenilir bir üçüncü kişiye) teslim ederek koruma altına almalıdır. Karşı oy gerekçelerinde bu eşyaların ekonomik değeri olmadığı ileri sürülse de, yüksek mahkemenin çoğunluk görüşü "manevi değerin" korunması yönündedir.

"Tereke, miras bırakanın ölümü ile mirasçılara geçen malvarlığının tamamını ifade eder. Bu durumda, terekeye dahil olan unsurların tamamının maddi değerinin olması gerekmez. Manevi değeri bulunan eşyaların da terekeye dahil olduğunun kabulü gerekir. Manevi değeri olan eşyaların tespit edilmesi ve ileride aidiyeti hususunda açılacak eda davası için kim tarafından saklanıyor ise, o kişiye yediemin sıfatı ile bırakılarak koruma önlemi alınması mümkündür."

Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/24434 - Karar No: 2015/628

Belgeyi Gör: 8. Hukuk Dairesi 2014/24434 E. , 2015/628 K.

Terekenin Tespiti Kararlarının Temyiz Edilebilirliği Sorunsalı

Hukuk pratiğinde en çok tereddüt edilen hususlardan biri de tereke tespiti kararlarına karşı kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağıdır. Yargıtay'ın güncel ve istikrarlı kararlarına göre, TMK m. 589 uyarınca alınan koruma önlemleri "nihai hüküm" niteliğinde değildir. Bu nedenle, terekenin tespiti, mühürlenmesi veya yönetilmesi gibi kararlar kural olarak temyiz edilemez.

Ancak burada bir istisna mevcuttur: Eğer mahkeme, tespit davasının dışına çıkarak "tasfiye" veya "paylaştırma" sonucunu doğuracak bir hüküm kurmuşsa, bu hüküm maddi hukuk bakımından sonuç doğurduğu için temyize tabi olur. Örneğin mahkeme, tespit edilen hayvanların bedelinin mirasçılara ödenmesine karar vermişse, bu bir tespit değil eda hükmüdür ve temyizi mümkündür.

"Terekenin tespiti, korunması ve yönetilmesi ile ilgili TMK'nin 589 ve devamı maddeleri gereğince alınması gereken önlemlere ilişkin verilen kararlar nihai hüküm niteliğinde olmadığından temyizi kabil değildir. Mahkemece yapılan işlem terekenin muhafazası ve hak sahiplerine intikal etmesini temin için alınması gereken tedbirlere ilişkindir. Davalının istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/13583 - Karar No: 2020/3617

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2016/13583 E. , 2020/3617 K.

Vasiyeti Tenfiz Memurunun ve Mirasçıların Dava Ehliyeti

Terekenin tespiti davasında husumet, tereke mallarını elinde bulunduran kişilere veya diğer mirasçılara yöneltilebilir. Ancak davanın niteliği gereği, hasımsız olarak da açılması mümkündür. Eğer amaç sadece resmi kayıtlardaki malvarlığının listelenmesi ise hasımsız açılan dava pratik bir çözüm sunar. Ancak tereke mallarının bir başkasının yedinde olduğu iddia ediliyorsa, davanın bu kişilere yöneltilmesi elzemdir.

Vasiyeti tenfiz memuru, vasiyetnamenin tenfizi için gerekli olan tüm hazırlık işlemlerini yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki, murisin malvarlığının eksiksiz belirlenmesini de kapsar. Mahkeme, tenfiz memurunun talebi üzerine banka, tapu ve trafik kayıtlarını sorgulamakla yükümlüdür. Editörün Notu: Tenfiz memurunun görev süresi devam ettiği müddetçe bu davayı açma hakkı, mirasçıların haklarıyla yarışan bir yetkidir.

Tereke Defterinin Tutulması Sürecinde Usul İşlemleri ve Kalem Uygulamaları

Tereke defteri tutulması süreci, mahkeme kaleminin ve hakimin aktif katılımını gerektiren bir dizi bürokratik işlemden oluşur. Başvuru üzerine mahkeme bir dosya açar ve "Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük" m. 33 uyarınca işlemleri başlatır.

  1. Müzekkere Aşaması: Başta bankalar, tapu sicil müdürlükleri, trafik tescil şubeleri ve ticaret sicil müdürlükleri olmak üzere tüm ilgili kurumlara müzekkere gönderilir.
  2. Zabıta Tahkikatı: Murisin son yerleşim yerindeki kolluk birimine yazı yazılarak, murisin taşınır eşyaları ve varsa kasası hakkında bilgi toplanır.
  3. Keşif ve Sayım: Gerekirse murisin konutunda hakim ve katip eşliğinde keşif yapılarak eşyalar listelenir.
  4. Kıymet Takdiri: Tespit edilen menkuller için bilirkişi marifetiyle değer tespiti yapılır.
  5. Muhafaza: Nakit para ve altın gibi kıymetler mahkeme kasasına veya bankaya depo edilir. Diğer eşyalar için yediemin tayin edilir.

Terekenin Tespiti Davasında Verilen Kararın İcra Kabiliyeti ve Maddi Hukuka Etkisi

Tereke tespiti davası sonucunda verilen karar, sadece bir "tespit" kararıdır. Bu karar, cebri icra yoluyla bir alacağın tahsiline imkan vermez. Örneğin, mahkeme kararında "Murisin A bankasında 100.000 TL parası vardır" yazması, mirasçının bu parayı bankadan doğrudan çekebileceği anlamına gelmez. Mirasçının, veraset ilamı ile birlikte bankaya başvurması veya ortaklığın giderilmesi davası sonucunu beklemesi gerekir.

Bu kararların maddi hukuka etkisi yoktur; yani bir taşınmazın terekede gösterilmesi, o taşınmazın mülkiyetinin mutlaka murise ait olduğunu kesin bir hükümle kanıtlamaz. Gerçek malik olduğunu iddia eden üçüncü kişiler, her zaman "istihkak davası" açma hakkına sahiptir. Tereke tespiti davası, sadece bir karine oluşturur ve ispat yükünü kolaylaştırır.

"Mahkemece yapılan işlem terekenin muhafazası ve hak sahiplerine intikal etmesini temin için alınması gereken tedbirlere ilişkindir. Davalının istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir. Bu nedenle kararın temyiz kabiliyeti olmadığından temyiz isteğinin reddi gerekmiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/44 - Karar No: 2021/673

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2021/44 E. , 2021/673 K.

Delil Planı ve İspat Vasıtaları: Zabıta Araştırmasından Banka Müzekkerelerine

Profesyonel bir hukukçu için tereke tespiti davasında başarı, "delil planının" ne kadar geniş tutulduğuna bağlıdır. Sadece bilinen malvarlığını bildirmekle yetinilmemeli, murisin hayat tarzına ve ticari ilişkilerine uygun tüm kapılar zorlanmalıdır.

  • Dijital Varlıklar: Kripto varlık borsalarına ve aracı kurumlara müzekkere yazılması talep edilmelidir.
  • Kiralık Kasalar: Bankalara sadece mevduat değil, "kiralık kasa" sorgusu da gönderilmelidir.
  • Sosyal Güvenlik: Murisin emekli maaşı, birikmiş ikramiyesi veya varsa sigorta poliçeleri için SGK ve sigorta şirketleri taranmalıdır.
  • Zımni Alacaklar: Murisin üçüncü kişilere verdiği borçlar (noter senetleri veya banka dekontları ile ispatlanabilen) terekenin pasifi olarak deftere işlenmelidir.

Mahkemenin re’sen araştırma yükümlülüğü olsa da, avukatın bu süreci somut verilerle yönlendirmesi yargılamanın hızlanmasını sağlar. Eksik inceleme yapılması durumunda Yargıtay’ın bozma eğilimi oldukça yüksektir.

Uygulama Notları ve Avukatlar İçin Stratejik Risk Analizi

  1. Görev Karmaşası: Tereke tespiti davasında paylaştırma istenmemelidir. Paylaştırma (taksim) talebi, davayı "Ortaklığın Giderilmesi" davasına dönüştürür ve Sulh Hukuk Mahkemesi bu durumda tespit dosyasından el çekmek zorunda kalabilir.
  2. Süre Yönetimi: TMK 619 kapsamındaki resmî defter tutma talebinin 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu unutulmamalıdır. Koruma önlemi (TMK 589) ise her zaman açılabilir.
  3. İstihkak Davası Riski: Tereke tespitinde bir malın terekede gösterilmesi, o malın mülkiyetini mirasçılara kazandırmaz. Üçüncü kişilerin açacağı istihkak davalarına karşı hazırlıklı olunmalıdır.
  4. Temyiz Engeli: Tespit kararları temyiz edilemediği için, mahkeme aşamasında tüm itirazların tutanağa geçirilmesi ve eksik araştırmaların dilekçelerle vurgulanması kritik öneme sahiptir.
  5. Gider Avansı: Tereke tespiti giderleri (müzekkere masrafları, bilirkişi ücretleri, keşif harçları) oldukça yüksek olabilir. Bu giderler başlangıçta davacıdan alınır, ancak nihai aşamada terekeden karşılanır.

"Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davadaki isteğini terekenin tespitine ilişkin olduğu; tereke tespitinden sonra hangi malvarlığı hakkında paylaştırma isteniyorsa o malvarlığı dava konusu edilmek suretiyle usulüne uygun olarak paylaştırma (ortaklığın giderilmesi) davası açılabileceği; eldeki dava bakımından ise usulüne uygun olarak açılmış bir paylaştırma davasının varlığından söz edilemeyeceği gibi her iki davanın birlikte karara bağlanamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/4861 - Karar No: 2017/6594

Belgeyi Gör: 14. Hukuk Dairesi 2015/4861 E. , 2017/6594 K.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Terekenin tespiti davası açmak için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunlu mudur?
Hayır. Terekenin tespiti bir koruma önlemi (tedbir) niteliğinde olduğundan ve mirasçıların terekedeki haklarını korumaya yönelik bir işlem olduğundan, her bir mirasçı tek başına bu davayı açabilir. Diğer mirasçıların muvafakati veya davaya katılımı aranmaz.

2. Murisin sağlığında devrettiği (muris muvazaası) mallar bu davada tespit edilebilir mi?
Tereke tespiti davası "ölüm anındaki" mevcut durumu saptar. Muris tarafından sağlığında devredilen ve mülkiyeti başkasına geçen mallar, tapuda muris adına kayıtlı olmadıkça tereke tespitine dahil edilmezler. Bu tür mallar için ayrı bir "Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil" davası açılmalı ve o dava içinde ihtiyati tedbir talep edilmelidir.

3. Mahkeme tarafından tutulan tereke defterindeki hata veya eksiklikler nasıl düzeltilir?
Tereke tespiti kararları nihai hüküm olmadığından, her zaman yeni bir dilekçe veya delil ile mahkemeye başvurularak eksik kalan malvarlığının eklenmesi veya yanlış yazılan bir unsurun düzeltilmesi istenebilir. Karar temyiz edilemediği için bu düzeltmeler yargılama aşamasında veya ek kararlarla çözülür.

4. Tereke tespiti davası, mirasın reddi süresini durdurur mu?
TMK m. 619 uyarınca yapılan "resmî defter tutma" talebi, mirası reddetmeye ilişkin 3 aylık süreyi keser ve defter tutma işleminin bitimine kadar süreyi durdurur. Ancak TMK m. 589 uyarınca sadece "koruma amaçlı tespit" istenmesi, mirasın reddi süresini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle talebin hangi maddeye dayandığı açıkça belirtilmelidir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 589, 590, 606, 619, 640.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 26, 114, 297, 402.
  • Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 33, 40, 42.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/12713, Karar No: 2016/5277.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/2912, Karar No: 2015/10217.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/715, Karar No: 2021/2143.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/24434, Karar No: 2015/628.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/4861, Karar No: 2017/6594.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/44, Karar No: 2021/673.

Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay kendi içinde özel koşullar barındırır ve bu içerik profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez. Metinde anonimleştirilen vaka analizleri sadece hukuki akıl yürütme örnekleridir. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir avukat yardımıyla takibi önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması Davalarında Usul ve Esas: Yargıtay İçtihatları Işığında Adliye Pratiği | EmsalDava