
Terekenin Resmi Defterinin Tutulması: Mirasçıların Sorumluluğu ve Usul Kuralları
Resmi defter tutma, mirasçıların tereke borçlarından kaynaklanan şahsi sorumluluklarını deftere kayıtlı unsurlarla sınırlandıran ve mirasın reddi süresini askıya alan teknik bir tasfiye hazırlığıdır. Türk Medeni Kanunu m. 619 uyarınca bir aylık hak düşürücü süre içinde talep edilen bu usul, külli halefiyetin risklerini bertaraf etmekte ve malvarlığının net durumunu ortaya koymaktadır.
Terekenin resmi defterinin tutulması, mirasçıların mirasbırakanın borçlarından dolayı kendi şahsi malvarlıklarıyla sorumlu tutulmalarını engellemek veya bu sorumluluğu deftere yazılan borçlarla sınırlandırmak amacıyla öngörülmüş bir koruma ve tespit mekanizmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 619 uyarınca mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, bir aylık hak düşürücü süre içerisinde mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinden bu talebi iletebilir. Bu süreç sonunda mirasçılar; mirası kayıtsız şartsız reddetme, resmi tasfiye isteme veya mirası sadece deftere kaydedilen borçlarla sorumlu olmak kaydıyla kabul etme haklarına sahip olur.
Mirasın Kabulü veya Reddine Esas Resmi Defter Tutma Kurumu
Resmi defter tutma, mirasın reddi veya kabulü konusunda kararsız kalan mirasçının, terekenin aktif ve pasifini mahkeme eliyle netleştirmesini sağlayan bir haktır. TMK m. 619 uyarınca başlatılan bu süreç, mirasçıya sadece defterde yer alan borçlar kadar sorumluluk yükleyerek külli halefiyetin getirdiği sınırsız sorumluluk riskini minimize eder. Hakimin gözetiminde yürütülen bu işlem, terekenin borca batık olup olmadığını anlamak için başvurulabilecek en güvenli yoldur.
Resmi Defter Tutmanın Üç Temel İşlevi
Resmi defter tutma işlemi adliye pratiğinde üç kritik fonksiyona hizmet eder: 1. Mirasçının terekenin gerçek mali tablosu hakkında resmi ve kesin bilgi edinmesini sağlar. 2. Mirasçının şahsi malvarlığı ile sorumluluğunu, yalnızca deftere kaydedilen pasiflerle sınırlandırır. 3. Mirasın reddi veya kabulü için tanınan kanuni süreleri, defter tutma süreci boyunca dondurarak mirasçıya sağlıklı bir değerlendirme imkanı tanır.
Resmi Defter Tutma ile Tereke Tespiti Arasındaki Ayrım
Hukuk pratiğinde en sık yapılan hatalardan biri, TMK m. 589 ve 590 uyarınca istenen koruma amaçlı tereke tespiti ile TMK m. 619 uyarınca istenen redde esas resmi defter tutma taleplerinin karıştırılmasıdır. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti, herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın paylaşmaya kadar her zaman istenebilir ve mirasçılık sıfatına veya sorumluluğuna doğrudan etki etmez. Oysa redde esas resmi defter tutma, mirasçının borçlardan sorumluluğunu doğrudan şekillendiren bir maddi hukuk kurumudur.
"...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın TMK'nın 619. maddesi gereği terekenin resmi defterinin tutulması talebi olmayıp, terekenin korunması kapsamında tespiti (TMK m. 589) ve defterinin tutulması (TMK m. 590) isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. ...TMK'nın 590. maddesinde yer alan bir aylık süre, hak düşürücü süre olmayıp düzenleyici niteliktedir. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler, hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/2218 - Karar No: 2015/7374
Resmi Defter Tutma Talebinde Hak Düşürücü Süre ve Yetki
Resmi defter tutma talebi, TMK m. 619/2 yollamasıyla mirasın reddine ilişkin usule tabi olup, mirasçıların mirasbırakanın ölümünü veya mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurmalarını gerektirir. Bu bir aylık süre, mirasın reddi için tanınan genel üç aylık sürenin içinde yer alan özel bir hak düşürücü süredir. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Bir Aylık Sürenin Başlangıcı ve Öğrenme Şartı
Kanun, sürenin mirasın reddine ilişkin usule göre işleyeceğini belirtmiştir. Yasal mirasçılar için bu süre kural olarak ölüm tarihinde başlar; ancak mirasçı, mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat ederse süre bu öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Adliye pratiğinde, mirasçının yurt dışında olması veya uzun süredir mirasbırakanla irtibatının kesilmiş olması durumunda, sürenin başlangıcı için tebligat veya harici öğrenme anı esas alınır.
Hak Düşürücü Sürenin Re'sen Dikkat Alınması
Sulh hakimi, başvurunun bir aylık yasal süre içinde yapılıp yapılmadığını dosya üzerinden re'sen incelemekle yükümlüdür. Bu süre geçtikten sonra yapılan talepler, mahkemece süre aşımı nedeniyle reddedilir. Ancak talep TMK m. 589 kapsamında bir koruma önlemi olarak nitelendirilebiliyorsa, hakimin bu talebi süreye bakmaksızın "tespit" olarak kabul edip sonuçlandırması gerekir.
"...Miras 3 ay içerisinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. ...Mahkemece davacıya murisin ölümünü daha sonra öğrenme durumu hakkında delillerini sunması için imkan verilip; gösterdiği taktirde delillerin toplanması, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/3698 - Karar No: 2018/8627
Mahkeme Tarafından İzlenecek Usul ve İlan Yükümlülüğü
Resmi defter tutma süreci, TMK m. 621 ve devamı maddeleri ile Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 42 çerçevesinde yürütülür. Mahkeme, talebin kabulüyle birlikte terekenin aktif ve pasiflerini belirlemek üzere bir defter açar. Bu aşamada en kritik usul işlemi, alacaklı ve borçluların haklarını bildirmeleri için yapılacak olan ilanlardır.
İlanların Periyodu ve İçeriği
TMK m. 621 uyarınca sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını bir ay arayla iki defa ilan yoluyla çağırır. Bu ilanlarda, kefalet sebebiyle alacaklı veya borçlu olanların da durumu bildirmeleri istenir. İlan metninde, bildirimde bulunmamanın hukuki sonuçları açıkça ihtar edilmelidir. Bildirim süresi, ikinci ilandan itibaren en az bir ay olarak belirlenir. Bu usule uyulmadan tek ilanla yetinilmesi, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.
Deftere Kaydetme ve Bilgi Verme Yükümlülüğü
Mirasbırakanın mali durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes (mirasçılar, bankalar, ilgili resmi kurumlar), mahkemece istenen bilgileri doğru ve eksiksiz vermekle yükümlüdür (TMK m. 620). Mirasçılar, özellikle bildikleri borçları deftere yazdırmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyen veya yanlış bilgi verenlerin, bu eylemleri nedeniyle üçüncü kişilere verdikleri zararları tazmin sorumluluğu doğar.
| İşlem Adımı | Yasal Dayanak | Süre / Periyot |
|---|---|---|
| Defter Tutma Talebi | TMK m. 619 | Ölüm/Öğrenme + 1 Ay |
| Alacaklılara Çağrı İlanı | TMK m. 621 | 1 ay arayla 2 defa |
| Bildirim Süresi | TMK m. 621/4 | 2. ilandan itibaren en az 1 ay |
| Defteri İnceleme Süresi | TMK m. 626 | İşlem bittikten sonra en az 1 ay |
| Mirasçının Beyan Süresi | TMK m. 627 | Mahkeme çağrısından itibaren 1 ay |
Tereke Aktif ve Pasiflerinin Belirlenmesinde Titizlik İlkesi
Resmi defter tutulurken mahkeme sadece mirasçıların beyanıyla yetinemez; tereke mevcudunu re'sen araştırmalıdır. Bu kapsamda TAKBİS, UYAP, banka sorguları ve vergi dairesi kayıtları üzerinden murisin malvarlığı eksiksiz tespit edilmelidir. Tespit edilen menkul ve gayrimenkul değerler, uzman bilirkişiler marifetiyle ölüm tarihindeki değerleri üzerinden takdir edilerek deftere işlenir.
Gayrimenkul ve Araç Sorgulamaları
Mahkemece murisin adına kayıtlı taşınmazların belirlenmesi için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nden, araçlar için Emniyet Genel Müdürlüğü'nden (ASBİS) bilgi toplanması zorunludur. Sadece dosyaya sunulan belgelerle yetinilmesi "eksik inceleme" teşkil eder. Özellikle murisin ticari işletmesi varsa, bu işletmenin aktif-pasif durumu, mali müşavir kayıtları ve ticaret sicili üzerinden derinlemesine incelenmelidir.
İcra Dosyalarının ve Davaların Deftere İşlenmesi
Mirasbırakan aleyhine açılmış olan tüm icra takipleri ve derdest davalar, terekenin pasifleri arasında yer alır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, mirasçının bildirdiği veya mahkemece haricen tespit edilen icra dosyaları ilgili icra dairelerinden getirtilerek güncel borç miktarlarıyla deftere kaydedilmelidir.
"...Mahkemece yapılması gereken iş, tereke aktifinin tespiti amacıyla muris ...’nın ölüm tarihi olan 26.10.2014 itibariyle tapuda gayrimenkul kaydının, bankalarda mevduat hesabının ve trafik sicilinde araç kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, banka ve emniyet müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. ...Davacının belirttiği icra dosyaları ilgili icra dairelerinden getirtilerek tereke defterine işlenip işlenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/170 - Karar No: 2020/8453
Defter Tutma Sürecinde Takip Hukuku ve İcra Yasakları
Resmi defter tutma talebi, terekenin korunmasına yönelik ciddi bir usul işlemi olduğu için bu süre zarfında icra takibi yapılması kanunen yasaklanmıştır. TMK m. 625 uyarınca, resmi defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için yeni bir icra takibi başlatılamaz ve başlamış olan takipler durur. Bu yasak, mirasçıların sağlıklı bir karar vermesini sağlamak amacıyla getirilmiş bir "takip engeli"dir.
Zamanaşımının Durması
Takip yasağının devam ettiği süre boyunca, mirasbırakanın borçları için işleyen zamanaşımı süreleri de durur. Bu durum, alacaklıların defter tutma süreci nedeniyle hak kaybına uğramasını engeller. Ancak bu yasak, "acele haller" kapsamındaki işlemleri durdurmaz. Örneğin, tereke malvarlığının telef olma riski varsa mahkeme bu malın satışına karar verebilir veya hacizli mallar için muhafaza tedbirleri devam edebilir.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin İptal Yetkisi
Eğer resmi defter tutma süreci devam ederken bir alacaklı tarafından takip başlatılır veya duran takibe devam edilirse, mirasçılar İcra İflas Kanunu (İİK) m. 16/2 uyarınca süresiz şikayet yoluyla bu işlemlerin iptalini isteyebilirler. İcra mahkemesi, sulh hukuk mahkemesinde resmi defter tutma işleminin derdest olduğunu tespit ettiğinde, takibi ertelemek veya usulsüz işlemleri iptal etmekle yükümlüdür.
"Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında, davalara devam edilemeyeceği gibi, yeni dava da açılamaz. ...Bu durumda takip, defter tutulması sona erip, mirasçılara tutulan defter gereğince mirası kabul veya reddetmeleri için TMK'nın 626 ve 627. maddeleri gereğince, verilecek bir aylık süre sonuna kadar ertelenir."
Kaynak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi - Esas No: 2020/5757 - Karar No: 2021/1942
Defterin Tamamlanması ve Mirasçıların Beyana Daveti
İlan süresinin dolması ve tüm aktif-pasiflerin kaydedilmesiyle birlikte resmi defter tutma işlemi sona erer. Bu aşamadan sonra defter, ilgililer tarafından incelenmek üzere en az bir ay süreyle mahkemede açık tutulur (TMK m. 626). Bu inceleme süresi sonunda hakim, her bir mirasçıyı deftere göre bir karar vermesi için bir aylık süre tayin ederek beyana çağırır.
Mirasçıların Seçimlik Hakları
Beyana çağrılan mirasçı, tanınan bir aylık süre içinde şu dört karardan birini verebilir: 1. Mirası Reddetme: Defter tutulmuş olsa dahi mirasçı mirası kayıtsız şartsız reddedebilir. 2. Resmi Tasfiye İsteme: Terekenin borca batık olduğu anlaşılıyorsa, mirasçı terekenin resmen tasfiyesini talep edebilir. 3. Mirası Deftere Göre Kabul Etme: Mirasçı, mirası kabul ettiğini ancak sorumluluğunun sadece deftere yazılan borçlarla sınırlı olduğunu beyan eder. 4. Kaydın Şartsız Kabul: Mirasçı hiçbir sınırlama olmaksızın mirası kabul edebilir (bu durumda deftere yazılmayan borçlardan da şahsen sorumlu olur).
Beyanda Bulunmamanın Sonucu
Eğer mirasçı kendisine tanınan bir aylık süre içinde herhangi bir beyanda bulunmazsa, mirası "tutulan defter gereğince" kabul etmiş sayılır (TMK m. 628). Bu kanuni varsayım, mirasçıyı koruma amacı güder; zira mirasçı beyanda bulunmasa dahi sorumluluğu deftere yazılı borçlarla sınırlı kalır.
"...Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı Mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağırılır. Mirasçılardan her biri tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmi tasfiye istediğini yada deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir. ...Yasada belirtilen süre içerisinde mirasın tutulan defter gereğince kabul veya red için beyana davet edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/14855 - Karar No: 2020/5042
Mirasçıların Şahsi Sorumluluğunun Sınırları ve İstisnalar
Resmi defter tutulmasının en önemli hukuki sonucu, mirasçıların sorumluluğunu "deftere yazılı borçlar" ile sınırlandırmasıdır. Mirasçı, mirası deftere göre kabul ettiğinde, hem terekeden geçen mallarla hem de kendi şahsi malvarlığıyla bu borçlardan sorumlu olur; ancak bu sorumluluk toplam borç miktarı açısından defterdeki rakamları aşamaz.
Deftere Kaydedilmeyen Borçların Durumu
Alacaklarını süresi içinde yazdırmayan veya mahkemece re'sen tespit edilemeyen alacaklılar, mirasçıya karşı haklarını kural olarak kaybederler. Bu alacaklılar, mirasçıyı şahsi malvarlığıyla sorumlu tutamazlar. Ancak bir istisna olarak; alacaklı borcun deftere yazılmamasında kusuru olmadığını ispat ederse veya alacağı defter tutulurken mirasçı tarafından biliniyorsa, mirasçı terekeden kendisine geçen zenginleşme oranında sorumlu olmaya devam eder (TMK m. 629).
Kefalet Borçlarından Doğan Sınırlı Sorumluluk
Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları, resmi defterde ayrı bir bölüme yazılır. TMK m. 630 uyarınca mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar dahi, kefalet borçlarından dolayı ancak terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde alacaklıya ne miktar düşecek idiyse o miktarla sorumlu olurlar. Bu hüküm, mirasçıları murisin öngörülemez kefalet yüklerinden koruyan emredici bir kuraldır.
"TMK 630 maddesine göre miras bırakanın kefaletten doğan borçlarının defterde ayrı bir yere yazılacağı ve mirasçıların, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idi ise ancak o miktarla sorumlu olacakları... mirasçıların kefalet nedeniyle sorumlu oldukları miktarın terekenin tasfiyesi sona erdiğinde belirlenebilecek olması..."
Kaynak: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10015 - Karar No: 2015/9550
Resmi Defter Tutma Giderlerinin Karşılanması
Resmi defter tutma işlemi, bilirkişi ücretleri, ilan giderleri ve mahkeme masrafları nedeniyle maliyetli bir süreçtir. Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 42 uyarınca bu giderler öncelikle terekeden karşılanır. Eğer terekede nakit mevcut değilse veya malvarlığı giderleri karşılamaya yetmiyorsa, defter tutulmasını isteyen mirasçılar bu masrafları ödemekle yükümlüdür.
Terekeden Ödeme ve Mirasçıların Sorumluluğu
Mahkeme, defter tutma sürecinde gerekli olan keşif ve ilan masrafları için mirasçıdan avans talep eder. Süreç sonunda tereke aktifinden bu harcamaların mahsubu yapılır. Mirasçıların birden fazla olması durumunda, birinin defter tutma talebi diğerleri için de sonuç doğuracağından, giderlerin paylaşımı miras payları oranında gerçekleşir.
Ücretsiz Defter Tutma Durumları
Eğer mirasçılar arasında velayet veya vesayet altında bulunan (küçükler veya kısıtlılar) kişiler varsa ve bunların haklarının korunması için defter tutulması zorunluysa (TMK m. 590/1), mahkeme bu işlemi re'sen yapar. Bu durumlarda giderlerin karşılanması noktasında adli yardım hükümleri veya devletin sorumluluğu gündeme gelebilir; ancak kural, masrafların nihai olarak terekeden tahsil edilmesidir.
Mirasçıların Bilgi Verme Ödevi ve Hukuki Riskler
Mirasçılar, mirasbırakanın mali durumunu en iyi bilen kişiler olarak kabul edildiklerinden, mahkemeye karşı dürüstlük ve bilgi verme yükümlülüğü altındadırlar. TMK m. 620/2 uyarınca mirasçılar, bildikleri borçları sulh mahkemesine bildirmekle mükelleftirler. Bu yükümlülüğün ihlali, sadece tazminat sorumluluğu doğurmakla kalmaz, aynı zamanda mirasın "reddi hakkının düşmesi" sonucunu da doğurabilir.
Kötüniyetli Saklamanın Sonuçları
Mirasçı, terekede bulunan bir malı veya alacağı defter dışı bırakmak amacıyla gizlerse, TMK m. 610/2 kıyasen uygulanarak mirası reddetme hakkını kaybeder. Bu durumda mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır ve tüm borçlardan sınırsız sorumluluğu gündeme gelir. Bu nedenle resmi defter tutulurken şeffaflık, mirasçının kendi hukuki güvenliği için şarttır.
Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu
Sadece mirasçılar değil, mirasbırakan ile iş ilişkisi içinde olan bankalar, ortaklar veya borçlular da mahkemeye bilgi vermek zorundadır. Yanlış veya eksik bilgi vererek tereke aktifinin düşük, pasifinin yüksek görünmesine neden olan üçüncü kişiler, bu yanıltıcı bilgi nedeniyle mirasçıların veya alacaklıların uğradığı zararlardan sorumlu tutulurlar.
Uygulama Notu: Resmi Defter Tutma Davasında Dilekçe Hazırlığı
Resmi defter tutulması talebi içeren bir dilekçede, uyuşmazlığın niteliği (TMK 590 mı yoksa TMK 619 mu olduğu) açıkça belirtilmelidir. Talebin "mirasın reddine esas resmi defter tutma" olduğu vurgulanmazsa, mahkeme talebi sadece bir "koruma önlemi" olarak görebilir ve mirasçının sorumluluğunu sınırlayan usul adımlarını (ilan, beyana davet vb.) atlayabilir.
- Mirasçılık Belgesi: Dilekçeye mutlaka güncel mirasçılık belgesi eklenmelidir.
- Murisin Malvarlığı Listesi: Bilinen tüm taşınmazlar, banka hesapları, hisse senetleri ve araçlar tek tek listelenmelidir.
- Borç ve Alacak İddiaları: Özellikle muris aleyhine yürüyen icra takipleri ve dava dosyaları mahkemeye sunulmalıdır.
- Ticari Kayıtlar: Muris tacir ise, ticari defterlerin nerede bulunduğu ve kimin yedieminliğinde olduğu belirtilmelidir.
"...Mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak... ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir."
Kaynak: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/11477 - Karar No: 2016/475
Sıkça Sorulan Sorular
1. Resmi defter tutma süreci devam ederken mirasçılardan biri mirası reddedebilir mi? Evet, TMK m. 627 uyarınca mirasçı, defter tutma süreci bittikten sonra kendisine tanınan bir aylık beyan süresi içinde mirası reddedebilir. Ancak süreç devam ederken de her zaman mirası reddettiğini beyan etmesi mümkündür; bu durumda ilgili mirasçı için defter tutma işlemi sonlanır ancak diğer mirasçılar için süreç devam eder.
2. Mirasbırakanın borcu deftere yazılmamışsa, alacaklı mirasçıya dava açabilir mi? Deftere yazılmayan borçlar için mirasçıya karşı icra takibi yapılamaz ve dava açılamaz. Ancak alacaklı, borcun deftere yazılmamasında kendi kusuru olmadığını ispatlarsa veya borcun mirasçı tarafından bilindiğini kanıtlarsa, mirasçıya karşı sadece terekeden kendisine geçen zenginleşme oranında dava açabilir. Şahsi malvarlığına gidilemez.
3. Bir aylık süreyi kaçıran mirasçı ne yapabilir? TMK m. 619'daki bir aylık süre hak düşürücüdür. Bu süre kaçırılırsa mirasçı artık "resmi defter tutulmasını" isteyerek sorumluluğunu sınırlandıramaz. Ancak mirasçı hala üç aylık genel mirasın reddi süresi içindeyse, mirası kayıtsız şartsız reddedebilir. Ayrıca tereke borca batıksa, süresiz olarak mirasın hükmen reddi davası açma hakkı saklıdır.
4. Resmi defter tutulması talebi tüm mirasçılar için mi sonuç doğurur? Evet, TMK m. 619/3 uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur. Ancak ilan sonrası beyana davet aşamasında her mirasçı kendi kararını kendisi verir; biri mirası kabul ederken diğeri reddedebilir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 589-631.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 53.
- Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük (Resmi Gazete: 18.04.2003 - 25083).
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E: 2015/11477, K: 2016/475.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E: 2016/14855, K: 2020/5042.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E: 2017/170, K: 2020/8453.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2020/5757, K: 2021/1942.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E: 2015/10015, K: 2015/9550.
Yasal Uyarı: Bu içerik, terekenin resmi defterinin tutulması ve mirasçıların sorumluluğu süreçlerine ilişkin genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, 2026-03-03 tarihi itibarıyla geçerli mevzuat ve içtihatlar temel alınarak hazırlanmıştır. Hukuki uyuşmazlıklar somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebileceğinden, bu metnin doğrudan dilekçe veya savunma dayanağı yapılması önerilmez. Profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alınması zorunludur.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.