
TCK 265 Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunda Cebir ve Tehdidin Elverişliliği ve Hukuka Aykırılık Denetimi
TCK 265 uyarınca görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu görevlisinin yetki dahilindeki icrai faaliyetini cebir veya tehdit yoluyla engelleme saikiyle işlenen bir suçtur; Yargıtay içtihatlarında eylemin nesnel elverişliliği ve mağdurun iradesini kırmaya elverişli olması, suçun oluşumu açısından temel bir ispat ekseni olarak kabul edilmektedir.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Tipiklik ve Elverişlilik Kriterleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar kategorisinde yer alan, korunan hukuki yararı kamu otoritesinin sürekliliği olan teknik bir suç tipidir. Suçun oluşabilmesi için failin, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanması zorunludur. Yargıtay uygulamasında, bu iki hareketin "bağlı hareketli" ve "amaçlı" niteliği vurgulanmakta; kullanılan cebrin veya tehdidin nesnel olarak görevin yapılmasını engellemeye, kamu görevlisinin direncini kırmaya elverişli olması aranmaktadır.
"TCK 265/1. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun basit şeklini oluşturan eylem 'kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması' olarak tanımlanmıştır. Fiil unsuru; Suçun oluşması için fiil unsurunda aranan hareketler cebir veya tehdittir. Suç bu yönüyle seçimlik ve aynı zamanda bağlı hareketli bir suçtur. Kullanılan cebrin veya tehdidin nesnel olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olması, kamu görevlisini görevini yapmaktan alıkoymaya elverişli olması gerekir. Cebir veya tehdidin kamu görevlisinin iradesi üzerinde etkili olması, kamu görevlisinin görevini yapmak konusunda direncini kırmaya elverişli olması gerekir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/545 - Karar No: 2024/16086
Bu suçun maddi unsuru içerisinde yer alan cebir, kamu görevlisine karşı uygulanan fiziksel gücü ifade ederken; tehdit ise kamu görevlisinin iradesini sakatlamaya yönelik, gerçekleşmesi failin iradesine bağlı bir zararın bildirimidir. Adliye pratiğinde, her türlü fiziksel temasın veya her sert sözün otomatik olarak TCK 265 kapsamında değerlendirilmesi isabetsizdir. Eylemin, kamu görevlisinin o andaki somut görevini (örneğin üst araması, tutanak düzenleme, gözaltı işlemi) ifa etmesini imkansız kılması veya ciddi derecede zorlaştırması gerekir.
Cebir ve Tehdit Unsurlarının Somut Olayda Elverişlilik Analizi
Yargıtay 18. Ceza Dairesi ve 4. Ceza Dairesi kararlarında, direnme suçunun oluşumu için tehdit içeren sözlerin "objektif olarak mağdurlar üzerinde ciddi bir korku ve endişe doğuracak nitelikte" olup olmadığı titizlikle incelenmektedir. Salt "benimle uğraşamazsınız", "sizi şikayet edeceğim" gibi ifadeler veya kamu görevlisinin yetkisine itiraz mahiyetindeki sözler, görevlinin iradesini felç etmeye elverişli görülmediği takdirde suçun tipiklik unsuru olan "tehdit" gerçekleşmiş sayılmaz.
Tehdit Unsurunda "Ciddi Korku ve Endişe" Eşiği
Tehdidin elverişliliği, sadece failin kullandığı kelimelere değil, bu kelimelerin sarf edildiği ortama, tarafların sosyal ve fiziksel konumlarına da bağlıdır. Yargıtay, kamu görevlisine yönelik sözlerin soyut bir rahatsızlık vermesinin ötesinde, görevin ifasını engelleyecek ağırlıkta olmasını aramaktadır. Örneğin, bir üst araması sırasında "beni nezarete koyamazsınız, avukatım gelir" demek, hukuki bir savunma refleksi olarak değerlendirilebilir ve bu durum direnme suçunu oluşturmaz.
Cebir Unsurunda Fiziksel Temasın Sınırı
Cebir kullanımı söz konusu olduğunda, bu gücün doğrudan kamu görevlisine yönelmiş olması ve onun görevini yapmasını engellemeye matuf olması şarttır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hali kapsamında kalmalıdır. Eğer uygulanan cebir, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya (TCK 87) yol açarsa, TCK 265/5 uyarınca gerçek içtima hükümleri uygulanarak fail ayrıca kasten yaralama suçundan da cezalandırılır.
Kamu Görevlisinin Yetki Sınırı ve Usulsüz İşlemlere Karşı Direnme
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşması için, kamu görevlisinin o işlemi yapmaya hukuken yetkili olması ve işlemin yasal usullere uygun başlamış olması gerekir. Kanuna veya usule aykırı bir işlem tesis eden kamu görevlisine karşı gösterilen direnç, TCK 265 bağlamında cezalandırılamaz. Zira hukuk düzeni, usulsüz bir idari işleme karşı vatandaşın hukuki sınırlar içindeki tepkisini koruma altına almaktadır.
"Görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin ilgili konuda görevli olması gerekir. Bu nedenle somut olayda görevli olup olmadığı araştırılmalıdır. Kamu görevlisinin yapmak istediği iş görevi ve yetkisi kapsamında olmalıdır. Görevli ve yetkili olmadığı halde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme halinde TCK'nın 265. maddesinde tanımlanan suç oluşmaz. Görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşması için cebir veya tehdidin kamu görevlisine karşı göreve başlamadan veya başladığı sırada veya görevin icra edildiği sırada yapılması gerekir."
Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/40540 - Karar No: 2018/612
Uygulamada özellikle polis memurlarının üst araması (PVSK m. 9) veya kimlik sorma yetkilerini kullanırken usule aykırı davranmaları durumunda, failin gösterdiği direncin "hukuka aykırı bir işleme karşı koyma" niteliğinde olup olmadığı tartışılmaktadır. Eğer kamu görevlisi, yetkisi dışında bir alanda işlem yapmaya çalışıyorsa (örneğin görev alanı dışındaki bir özel güvenlik görevlisinin adli arama yapmaya çalışması), bu kişiye karşı gösterilen direnç TCK 265 suçunu oluşturmaz.
Pasif Direnme ve Aktif Mukavemet Arasındaki İnce Çizgi
Hukuk pratiğinde en sık karşılaşılan hatalardan biri, kamu görevlisinin talimatına uymayan her türlü davranışı "mukavemet" (direnme) olarak nitelendirmektir. Oysa TCK 265, sadece "cebir" veya "tehdit" yoluyla sergilenen aktif direnme biçimlerini cezalandırır. Kamu görevlisinin emrine rağmen yerinden kalkmamak, kapıyı açmamak, kimlik vermemek veya kaçmaya çalışmak gibi eylemler "pasif direnme" mahiyetindedir ve bu suçun unsurlarını oluşturmaz.
Talimatlara Uymama ve Menfi Hareketler
Pasif direnme, kamu görevlisinin işini zorlaştırsa dahi, cebir veya tehdit içermediği sürece TCK 265 kapsamına girmez. Örneğin, trafik polisinin "araçtan in" ihtarına rağmen araçtan inmemek veya polis aracına binmemek için kendini yere atmak pasif direnmedir. Bu durumlarda eylem, şartları varsa Kabahatler Kanunu uyarınca "emre aykırı davranış" kapsamında değerlendirilebilir ancak hapis cezası öngören bir suç tipi olan direnme suçu oluşmayacaktır.
Engelleme Saikinin İspatı ve İcra Vasıtaları
Suçun manevi unsuru olan "engelleme saiki", failin eylemi gerçekleştirirken kamu görevlisinin görevini yapmasını durdurma niyetinde olmasını ifade eder. Eğer fail, sadece o anki öfkesiyle hareket ediyor ve eylemi görevin ifasıyla doğrudan bir nedensellik bağı kurmuyorsa, eylem kasten yaralama veya tehdit suçlarını oluşturabilir ancak direnme suçunu oluşturmaz.
"Failin bu yanında kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit eylemini görevini yapmasını engellemek saiki ile gerçekleştirmesi gerekir. Bu suçu TCK. 106. maddedeki tehdit ve 86. maddedeki yaralama suçundan ayıran yegane faktör işte bu 'görevin yapılmasını engelleme' saikidir. Failin saiki bir görevin yerine getirilmesini engellemeye yönelik ise artık TCK 265/1. maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Görevliye karşı cebir veya tehdit niteliğinde olmayan pasif direnme bu suçu oluşturmaz."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/1360 - Karar No: 2024/15226
Suçun Nitelikli Halleri ve Ceza Artırım Oranları
TCK 265/2-4 maddelerinde, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri sayılmıştır. Özellikle yargı görevi yapan kişilere karşı bu suçun işlenmesi, kanun koyucu tarafından kamu otoritesine yönelik en ağır saldırılardan biri olarak görülmüş ve temel ceza miktarında ciddi bir artış öngörülmüştür.
| Nitelikli Hal | Ceza Artırım / Belirleme Oranı | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| Yargı görevi yapanlara karşı işleme | 2 yıldan 4 yıla kadar hapis (Temel Ceza) | TCK 265/2 |
| Kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması | 1/3 oranında artırım | TCK 265/3 |
| Birden fazla kişiyle birlikte işleme | 1/3 oranında artırım | TCK 265/3 |
| Silahla işleme | 1/2 oranında artırım | TCK 265/4 |
| Suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanma | 1/2 oranında artırım | TCK 265/4 |
Bu nitelikli hallerin uygulanabilmesi için, söz konusu durumların (örneğin silahın veya maskenin) bizzat direnme eylemi sırasında ve kamu görevlisinin direncini kırmak amacıyla kullanılmış olması gerekir. Silahın sadece failin üzerinde bulunması yetmez; görevliye yöneltilmesi veya görevlinin üzerinde korku yaratacak şekilde sergilenmesi elzemdir.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunda Haksız Tahrik (TCK 29) Uygulaması
Uygulamada "memura direnme" dosyalarının büyük bir kısmında fail, kamu görevlisinin kendisine karşı kötü muamelede bulunduğunu, hakaret ettiğini veya orantısız güç kullandığını iddia etmektedir. Yargıtay, kamu görevlisinin görev sınırlarını aşan, etik dışı veya hukuka aykırı davranışlarının fail lehine haksız tahrik oluşturabileceğini kabul etmektedir.
"Sanıkların aşamalarda 'bizi dövdüler, darp ettiler, kötü davrandılar' şeklindeki savunmalarının, doktor raporları, kamera kayıtları, bilirkişi raporu ile doğrulanması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre, görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden TCK’nın 29, hakaret suçu yönünden ise anılan Kanunun 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması [bozma nedenidir]."
Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/15659 - Karar No: 2019/207
Editörün Notu: Haksız tahrik değerlendirmesi yapılırken "ilk haksız hareketin kimden geldiği" sorusu yargılamanın merkezindedir. Kamu görevlisinin yasal yetkisini kullanması (örneğin direnen kişiyi kelepçelemesi) kural olarak haksız bir hareket değildir. Ancak kelepçeleme sırasında gereksiz fiziksel şiddet uygulanması veya kişiye küfredilmesi, direnme eylemi için haksız tahrik indirimi yolunu açabilir.
Zincirleme Suç ve Fikri İçtima Kurallarının Uygulanması
Direnme eylemi genellikle birden fazla polis memuruna veya kamu görevlisine karşı tek bir olay örgüsü içinde gerçekleştirilir. Bu durumda TCK 43/2 maddesi yollamasıyla TCK 43/1 (Zincirleme Suç) hükümleri gündeme gelir. Eğer fail, tek bir fiil ile (örneğin aynı anda birden fazla görevliye yönelik tehdit sözleri savurarak) direnmişse, her bir görevli için ayrı ceza verilmez; tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden artırım yapılır.
Birden Fazla Görevliye Karşı Tek Fiil
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'ne göre, direnme eyleminin birden fazla kamu görevlisine karşı "hukuksal anlamda tek bir fiil ile" gerçekleştirilmesi durumunda aynı nev'iden fikri içtima koşulları oluşur. Bu durumda fail hakkında tek bir ceza belirlenmeli ve bu ceza TCK 43/2 uyarınca artırılmalıdır. Aksi halde, yani her bir polis memuru için ayrı ayrı ceza verilmesi, "mükerrer cezalandırma yasağına" aykırılık teşkil eder.
Hakaret ve Direnme Suçlarının Bir Arada İşlenmesi
Direnme eylemi sırasında sıklıkla kamu görevlisine hakaret (TCK 125/3-a) suçu da işlenmektedir. Bu iki suç birbirinden bağımsızdır ve gerçek içtima hükümleri uyarınca fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Ancak direnme suçunun "tehdit" unsuru ile "hakaret" unsuru birbirine karışmamalıdır. Sinkaflı küfürler kural olarak hakaret suçunu oluştururken; "seni öldürürüm", "seni burada yaşatmam" gibi ifadeler direnme suçunun tehdit unsurunu oluşturur.
Özel Güvenlik Görevlileri ve Zabıta Personelinin Mağduriyeti
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun uyarınca, özel güvenlik görevlileri görevlerini ifa ederken kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayılırlar. Benzer şekilde, belediye zabıtaları da kamusal yetki kullanan kamu görevlileridir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, zabıta görevlilerinin dilencilik yapan veya seyyar satıcılık yapan kişilere yönelik müdahaleleri sırasında uğradıkları saldırıları TCK 265 kapsamında değerlendirmektedir.
"Zabıta Müdürlüğü'nde görevli olan mağdurlar, sürücüleri rahatsız eden, zorla mendil satmaya çalışan sanığı yaptığı eylemden men etmeye çalıştıkları esnada sanığın kendilerine 'Sizi öldüreceğim, hepinizin a...koyarım.' sözleriyle hakaret ve tehdit ederek direndiği, ekip otosuna bindirilmek istendiğinde direnmeye ve küfür etmeye devam ettiği [sabit görülmekle] hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/794 - Karar No: 2023/15972
Ancak özel güvenlik görevlileri bakımından kritik sınır, eylemin "görev başında" ve "göreviyle ilgili" bir müdahale sırasında gerçekleşmesidir. Kişisel husumet nedeniyle veya görev alanı dışındaki bir tartışmada özel güvenlik görevlisine yönelik saldırı TCK 265 değil, genel hükümler uyarınca kasten yaralama veya tehdit suçunu oluşturur.
İspat Vasıtaları: Kamera Kayıtları ve Tutanakların Delil Değeri
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda en güçlü delil "olay tutanağı"dır. Kamu görevlileri tarafından düzenlenen bu tutanaklar, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdir. Ancak günümüzde Yargıtay, sadece tutanağa dayanarak hüküm kurulmasını eksik inceleme sayabilmekte; varsa yaka kamerası, MOBESE veya çevre dükkan kamera kayıtlarının getirtilip bilirkişi incelemesi yaptırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Kamera Çözümleri ve Çelişkilerin Giderilmesi
Eğer olay tutanağı ile sanığın savunması veya tarafsız tanık beyanları arasında çelişki varsa, kamera kayıtları bu çelişkiyi giderecek yegane araçtır. Özellikle cezaevlerinde veya hastanelerde meydana gelen olaylarda kamera kayıtlarının dosyaya kazandırılmaması bozma sebebidir. 4. Ceza Dairesi’nin 2021/12724 esas sayılı kararında vurgulandığı üzere, kamera görüntüleri ve çözüm tutanakları, mağdur beyanlarını doğrulamak veya çürütmek açısından "teknik ispat" niteliğindedir.
Tanık Beyanlarının Değerlendirilmesi
Olay yerinde bulunan diğer kamu görevlilerinin "mağdur" sıfatıyla beyanları alınırken, varsa olayla ilgisi olmayan üçüncü kişi tanıkların anlatımlarına öncelik verilmelidir. Sadece birbirini doğrulayan polis memurlarının beyanlarına dayanarak, sanığın "pasif direnme" mi yoksa "cebirli direnme" mi sergilediğinin belirlenmesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesine zarar verebilir.
İnfaz Kurumlarında Direnme: İnfaz Koruma Memurlarına Karşı Fiiller
Ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutukluların, infaz koruma memurlarına yönelik sayım, arama veya koğuş değişikliği gibi işlemler sırasında sergiledikleri direnç eylemleri TCK 265/1 kapsamında değerlendirilir. Bu suç, infaz kurumunun asayişini bozmasının yanı sıra, kamu idaresinin otoritesini doğrudan sarsan bir nitelik taşır.
"Hükümlü olarak bulunan sanığın görevli personellere hitaben 'Ne var yine lan, benimle probleminiz mi var bu koğuşu aramaya geliyorsunuz şerefsizler, siz kimsiniz.' biçiminde sözlerle hakarette bulunduğu, kendisine sakin olması söylenmesi üzerine, 'Erkekseniz çıkarın, yakarım bu cezaevini bir sözümle patlatırım.' biçimindeki sözlerle tehditte bulunduğu, personele saldırmaya çalışmak suretiyle görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını işlediği [anlaşılmıştır]."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/12724 - Karar No: 2023/19343
İnfaz kurumundaki olaylarda, sanığın eylemi sırasında kurum eşyasına zarar vermesi (örneğin koğuş camını kırması, yatağı yakması) durumunda TCK 152/1-a (Kamu malına zarar verme) suçu ile direnme suçu arasında gerçek içtima uygulanır ve fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
Temyiz ve İstinaf Aşamasında Kazanılmış Hak (Aleyhe Bozmama Yasağı)
Ceza yargılamasında sanık lehine temyiz edilen dosyalarda, bozma sonrası verilecek ceza ilk hükümden daha ağır olamaz. Bu kural (CMUK 326/son veya CMK 307/4), direnme suçlarında sıklıkla uygulama alanı bulmaktadır. Özellikle ilk derece mahkemesinin suç vasfında hata yaparak sanığa az ceza vermesi veya ceza artırım maddelerini uygulamaması durumunda, eğer savcı aleyhe temyiz yoluna gitmemişse, Yargıtay hatalı uygulamayı tespit etse dahi cezayı artıramaz.
"Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. İncelenen somut olayda; sanık hakkında bozma sonrası verilen hükmün sanığın aleyhine olacak şekilde tesis edilmesi suretiyle, CMK’nın 307/4. maddesinde düzenlenen uygulamaya aykırı davranılarak sanığın hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/18242 - Karar No: 2017/458
Bu durum, savunma makamı için stratejik bir güvencedir. Ancak "cezayı artırmama" kuralı sadece sonuç ceza miktarını korur; mahkemenin suç vasfını değiştirmesine engel değildir. Örneğin mahkeme, eylemi kasten yaralamadan direnme suçuna çevirebilir ama sonuçta hükmedilen hapis veya para cezası miktarını artıramaz.
Uygulama Notu: Savunma Stratejisinde Kritik Odak Noktaları
TCK 265 dosyalarında etkili bir savunma veya iddia makamı analizi için aşağıdaki hususların somut olayda irdelenmesi elzemdir:
- Görevin Yasallığı: Kamu görevlisi, o işlemi yapmaya yetkili miydi? İşlem PVSK veya CMK usullerine uygun mu başladı?
- Eylemin Elverişliliği: Failin kullandığı sözler veya fiziksel güç, normal bir kamu görevlisinin o andaki görevini yapmasını engelleyecek ağırlıkta mı?
- Engelleme Saiki: Failin amacı "görevi yaptırmamak" mı yoksa sadece "kişisel hırsını tatmin etmek" mi?
- Pasif Direnme Savunması: Sanığın sadece talimata uymadığı, cebir veya tehdit kullanmadığı yönündeki delillerin (tanık, video) toplanması.
- Haksız Tahrik Denetimi: Görevlinin müdahale öncesinde sanığa yönelik kışkırtıcı, aşağılayıcı veya orantısız bir hareketi olup olmadığının tespiti.
Dava sürecinde, kolluk görevlilerinin mağdur sıfatıyla verdikleri beyanlardaki çelişkilerin, tutanakla uyumsuzlukların tespiti beraat veya lehe hükümlerin uygulanması açısından hayati önem taşır. Adliye pratiğinde "polis memurunun her beyanı doğrudur" karinesinin, somut kanıtlarla (kamera kayıtları gibi) sarsılabildiği unutulmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sadece küfretmek polise mukavemet suçunu oluşturur mu? Hayır, sadece küfretmek kural olarak TCK 125/3-a maddesi kapsamında "kamu görevlisine hakaret" suçunu oluşturur. Direnme (mukavemet) suçunun oluşması için küfrün yanı sıra kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleyecek bir cebir (şiddet) veya tehdit ("seni öldürürüm", "seni işinden ederim" gibi) bulunmalıdır.
2. Polisten kaçmak direnme suçu sayılır mı? Sadece kaçmak, kamu görevlisine yönelik aktif bir cebir veya tehdit içermediği için "pasif direnme" sayılır ve TCK 265 kapsamında suç oluşturmaz. Ancak kaçarken polise çarpmak, darp etmek veya polis aracına zarar vermek durumunda suçun unsurları oluşabilir.
3. Özel güvenlik görevlisine karşı işlenen direnme suçunun cezası nedir? Özel güvenlik görevlileri görevlerini yaparken kamu görevlisi sayıldıklarından, onlara karşı işlenen direnme suçunda da TCK 265 hükümleri uygulanır. Temel ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
4. Alkollü bir kişinin polise direnmesi cezada indirim sağlar mı? TCK 34 uyarınca iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisi altındayken işlenen suçlarda kusur yeteneği tam kabul edilir. Dolayısıyla, failin kendi isteğiyle alkol alıp ardından polise direnmesi bir indirim nedeni değil, aksine ceza sorumluluğunu doğuran bir durumdur. Ancak alkolün etkisiyle irade dışı bir durum varsa adli tıp raporuyla değerlendirilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/545 - Karar No: 2024/16086.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/40540 - Karar No: 2018/612.
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/14189 - Karar No: 2015/30787.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/15659 - Karar No: 2019/207.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/18242 - Karar No: 2017/458.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/794 - Karar No: 2023/15972.
Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihatlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde profesyonel bir hukuki perspektifle hazırlanmış genel bilgilendirme içeriğidir. Her somut olayın kendine özgü koşulları, delil durumu ve yargılama süreci farklılık gösterebilir. Bu içerik, bir davanın sonucuna dair garanti vermez ve profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hukuki uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak için bir avukat ile çalışılması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.