
TCK 236 Kapsamında Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu: İştirak Rejimi ve Uygulama Hataları
Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu ihalelerinde sözleşme sonrası süreçte hileli yöntemlerle edimin eksik veya ayıplı ifasını cezalandıran, özel faillik niteliği taşıyan bir özgü suçtur. Suçun oluşumu için maddi zararın varlığı, hileli davranışın tahdidi hareketlere uygunluğu ve failin sıfatı ispat yükü açısından kritik öneme sahiptir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinde düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu idaresinin güvenilirliğini ve mali kaynaklarının etkin kullanımını koruyan, ekonomik suçlar kategorisinde yer alan bir suç tipidir. Bu suçun temelinde, kamu kurumları ile girilen taahhütlerin, sözleşme veya şartname hükümlerine aykırı olarak "hileli" şekilde yerine getirilmesi yatmaktadır. Adliye pratiğinde en çok ihaleye fesat karıştırma (TCK 235) ile karıştırılan bu norm, uygulama alanı bakımından sözleşmenin imzalanması ile edimin kabulü arasındaki zaman dilimine özgülenmiştir.
TCK 236 Kapsamında Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Maddi Unsurları
Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu kurum ve kuruluşları ile madde metninde sayılan diğer tüzel kişilere karşı üstlenilen bir edimin, hileli davranışlarla şartnameye aykırı şekilde yerine getirilmesidir. Suçun oluşması için öncelikle geçerli bir taahhüt ilişkisinin (sözleşme) bulunması ve bu edimin yerine getirilmesi aşamasında hileli bir davranışın sergilenmesi gerekir. Kanun koyucu, TCK 236/2 maddesinde bu hileli davranışları tahdidi (sınırlı) olarak saymıştır.
Suçun maddi konusu, kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakleri, vakıfları, kamu yararına çalışan dernekler veya kooperatiflere karşı üstlenilen edimdir. Bu edimin mal teslimi, hizmet sunumu veya bir yapım işi olması suçun vasfını değiştirmez ancak seçimlik hareketin hangi bent kapsamında değerlendirileceğini belirler. Uygulamada hilenin, muayene ve kabul komisyonunu aldatacak nitelikte, teknik bir inceleme yapılmadan anlaşılamayacak boyutta olması aranmaktadır.
"Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 236/1
İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Arasındaki Keskin Ayrım: Sözleşme İmza Safhası
Hukuk pratiğinde uyuşmazlığın çözümü için ilk adım, eylemin hangi zaman diliminde gerçekleştiğinin tespitidir. TCK 235 (İhaleye Fesat) ihale sürecinin başlamasından sözleşmenin imzalandığı ana kadar olan evreyi kapsarken; TCK 236 (Edimin İfasına Fesat) sözleşmenin imzalanmasından sonraki "ifa" sürecini kapsar. Eğer usulsüzlük ihale kararı üzerinde veya tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında yapılmışsa TCK 235; ancak ihale şartnamesindeki maldan daha düşük kaliteli bir malın teslim edilmesi ve bunun hileyle gizlenmesi söz konusuysa TCK 236 gündeme gelir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, bu iki suçun aynı anda işlenemeyeceğini, eylemin bölünemeyeceğini ve suçun işlendiği "zaman diliminin" vasıflandırmada temel kriter olduğunu vurgulamaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu arasındaki ayrım, ceza hukuku anlamında bu iki madde arasındaki sınıra karşılık gelmektedir.
| Özellik | İhaleye Fesat Karıştırma (TCK 235) | Edimin İfasına Fesat Karıştırma (TCK 236) |
|---|---|---|
| Zaman Aralığı | İhale sürecinden sözleşme imzasına kadar. | Sözleşme imzasından edimin kabulüne kadar. |
| Temel Kanun | 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu süreçleri. | 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu süreçleri. |
| Fail | İhaleye katılanlar veya kamu görevlileri. | Yüklenici, temsilcisi veya kabul görevlileri. |
| Suçun Yapısı | Genelde bir tehlike suçudur (zarar şartı her bentte yok). | Zarar suçudur (Yargıtay öğretisi gereği). |
"4734 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca ihale sürecinin ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalandığı ana kadar devam ettiği, bu süreçteki eylemler yönünden 5237 sayılı TCK'nın 235. maddesinde sınırlı olarak sayılan ihaleye fesat karıştırma, sözleşmenin imzalanması ile başlayan süreçte ise 5237 sayılı TCK'nın 236. maddesinde sınırlı olarak sayılan edimin ifasına fesat karıştırma hallerinin değerlendirilmesi gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4630 - Karar No: 2022/12130
Özgü Suç Niteliği ve Failin Sıfatı Üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi Yaklaşımı
Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, doktrinde tartışmalı olsa da Yargıtay tarafından "özgü suç" (delicta propria) olarak kabul edilmektedir. Bu, suçun sadece belirli sıfatları haiz kişiler tarafından doğrudan işlenebileceği anlamına gelir. TCK 236/2 maddesinin bentleri incelendiğinde, her bendin belirli bir sürece işaret ettiği ve bu süreçte yetkili olmayan bir kişinin "fail" olamayacağı anlaşılmaktadır.
Uygulama notu olarak belirtilmelidir ki; yüklenici (müteahhit) veya onun temsilcisi ile edimi kabul etmekle görevli kamu görevlisi dışındaki kişiler bu suçun "müşterek faili" olamazlar. Bu kişilerin dışındaki üçüncü şahıslar, suçun işlenmesine ancak "azmettiren" veya "yardım eden" sıfatıyla (şerik) iştirak edebilirler. Bu ayrım, ceza miktarının belirlenmesinde TCK 40/2 ve TCK 37/1 maddeleri arasındaki fark nedeniyle hayati önem taşır.
"...madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlilerinin, “c”, “d” ve “e” bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlilerinin suçun faili olabileceğinden, dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/7038 - Karar No: 2023/12689
Hileli Davranışların Tahdidi Sayılması ve Kanunilik İlkesi
TCK 236. maddesinin ikinci fıkrası, hangi fiillerin "hileli olarak" yapılması durumunda suçun oluşacağını tek tek saymıştır. Ceza hukukunun en temel prensibi olan "suçta ve cezada kanunilik ilkesi" (TCK m. 2) uyarınca, bu listede yer almayan bir eylemin kıyas yoluyla bu suç kapsamına alınması mümkün değildir.
Hile, basit bir yalan veya gizleme değildir; mağdur kurumu hataya düşürecek, denetim mekanizmalarını devre dışı bırakacak nitelikte icrai veya ihmali davranışlar bütünüdür. Örneğin, sadece malın geç teslim edilmesi suç değildir; ancak geç teslim edildiği halde evrak üzerinde süresinde teslim edilmiş gibi gösterilerek idarenin yanıltılması ve ceza kesilmesinin engellenmesi TCK 236/2-c kapsamına girer.
Malın Evsafı ve Miktarı Üzerinden Yapılan Fesat (236/2-a, b)
Sözleşmede belirtilen kalite, marka veya teknik özelliklerin altında bir malın teslim edilmesi (evsaf hatası) veya sayım sırasında eksik teslimat yapılmasına rağmen tam gibi makbuz düzenlenmesi bu bentlere girer. Burada hilenin, sıradan bir gözle bakıldığında anlaşılamayacak nitelikte olması, örneğin etiket değişikliği veya sahte sertifika sunulması gibi unsurlarla desteklenmesi gerekir.
Yapım İhaleleri ve Hizmet Sektöründeki Özel Haller (236/2-d, e)
İnşaat işlerinde eksik malzeme kullanımı veya şartnameye aykırı imalatın "kabul" edilmesi bu suçun en ağır formlarından biridir. Keza hizmet ihalelerinde (örneğin güvenlik veya temizlik personeli sayısı) personelin eksik çalıştırılmasına rağmen tam ücret alınması hileli kabul kapsamındadır.
"Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştılmış sayılır: a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi. b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi..."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 236/2
Kamu Zararı ve Menfaat Temini Koşullarının Suçun Oluşumuna Etkisi
TCK 236 metninde "zarar" ibaresi açıkça geçmese de, Yargıtay ve doktrin bu suçu bir "zarar suçu" olarak nitelendirmektedir. 6459 sayılı Kanun ile TCK 235'te yapılan değişikliğin ruhu, TCK 236'ya da sirayet etmiştir. Zararın oluşmadığı, idarenin hileye rağmen maddi bir kayba uğramadığı veya hilenin idareyi aldatmaya elverişli olmadığı durumlarda suçun oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır.
Eğer edimin ifasına fesat karıştıran kamu görevlisi bu eylem karşılığında bir menfaat temin etmişse, TCK 236/3 uyarınca sadece bu suçtan değil, ayrıca rüşvet veya irtikap gibi suçlardan da cezalandırılır. Bu durum "gerçek içtima" kuralının bir yansımasıdır. Uygulamada, sanıkların "idarenin zararı yoktur, mal teslim edilmiştir" savunmaları, teknik bilirkişi raporları ile idarenin ödediği bedel ile aldığı hizmetin piyasa rayici ve şartname uyumu karşılaştırılarak denetlenir.
"...zarar unsur olarak açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, 6459 sayılı Yasa'ya ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde de... TCK’nın 236. maddesinde düzenlenen ve bir zarar suçu niteliği taşıyan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası arasındaki uyumsuzluğu gidermek amacıyla... zararın suçun unsuru olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/5557 - Karar No: 2024/2716
Doğrudan Temin Usulü ile Yapılan Alımların TCK 236 Karşısındaki Durumu
Doğrudan temin (4734 m. 22), teknik olarak bir ihale usulü değil, bir alım yöntemidir. Bu nedenle doğrudan temin yöntemiyle yapılan işlerde TCK 236'nın uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Yargıtay daireleri arasında ve doktrinde derin görüş ayrılıkları mevcuttur. Hakim olan bir görüşe göre, "ihale kararı" olmayan yerde edimin ifasına fesat karıştırılamaz; zira madde metni "ihale kararı veya sözleşme" ibaresini kullanmaktadır.
Ancak, doğrudan teminle dahi olsa bir "sözleşme" imzalanmışsa, kamu kaynağının aktarımı söz konusu olduğundan suçun oluşabileceği savunulmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ndeki bazı karşı oylarda, doğrudan teminin bu suçun kapsamı dışında tutulması gerektiği, eylemin ancak "dolandırıcılık" veya "görevi kötüye kullanma" oluşturabileceği vurgulanmaktadır.
"Madde metninde yer alan sözleşme teriminin, ihale kararına dayalı olarak yapılan sözleşmeyi mi, yoksa idareye karşı belli bir edimde bulunma yükümlülüğü altına girilen tüm sözleşmeleri mi kapsadığı... Doğrudan temin usulü ile işlerin yapılmış olması karşısında... edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmayacağından bahisle de bozma yapılması gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Karşı Oy - Esas No: 2021/13589 - Karar No: 2022/4443
Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158) ile Fesat Suçları Arasındaki Görev ve Vasıf İlişkisi
Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda kamu görevlisinin katılımı yoksa ve eylem sadece yüklenici tarafından tek taraflı hileli hareketlerle gerçekleştirilmişse, suçun vasfı "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" (TCK 158/1-e) suçuna dönüşebilir. Bu durum görevli mahkemenin de değişmesine yol açar; zira edimin ifasına fesat suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza iken, nitelikli dolandırıcılıkta Ağır Ceza Mahkemesi'dir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, eğer kamu görevlisi suç ortağı değilse veya hileli kabul işlemine iştirak etmemişse, yüklenicinin eyleminin dolandırıcılık teşkil edebileceğini, dolayısıyla dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu, "özgü suç" niteliğinin bir sonucudur; fail kamu görevlisi değilse veya onunla iş birliği yapmamışsa TCK 236'nın süje unsuru eksik kalmaktadır.
"...kamu görevlilerinin suça katılmadıklarının saptanması durumunda eylemin TCK'nin 158/1-e maddesinde düzenlenen ve yargılama görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olan kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği de gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/5653 - Karar No: 2021/6123
Kamu Görevlileri Bakımından Resmi Belgede Sahtecilik ve Görevi Kötüye Kullanma Geçişkenliği
Kamu görevlilerinin edimin ifası sürecinde hileye katılmaksızın sadece mevzuata aykırı işlem yapmaları durumunda, TCK 236 yerine TCK 257 (Görevi Kötüye Kullanma) gündeme gelebilir. Özellikle "hile" unsurunun ispatlanamadığı ancak idarenin zarara uğratıldığı olaylarda mahkemeler "kül halinde görevi kötüye kullanma" değerlendirmesi yapmaktadır.
Ayrıca, edimin ifası sürecinde düzenlenen "Geçici Kabul Tutanağı", "Hakediş Raporu" gibi belgelerin gerçeğe aykırı düzenlenmesi, kamu görevlisi tarafından yapılmışsa "Resmi Belgede Sahtecilik" (TCK 204/2) suçunu da oluşturur. Bu durumda TCK 212 uyarınca, sahte belge başka bir suçun (edimin ifasına fesat) işlenmesi sırasında kullanılmışsa, her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir.
"...suça konu işin kabul süreci yapılmadığından sanıklara yüklenen edimin ifasına fesat karıştırma suçunun da yasal unsurlarının gerçekleşmediği, bu itibarla sanıklara yönelik isnatların kül halinde görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4630 - Karar No: 2022/12130
İştirak Rejimi: Müşterek Faillik mi Yoksa Şeriklik mi?
TCK 236'nın "özgü suç" olarak kabul edilmesi, iştirak hükümlerinin uygulanmasında TCK 40/2 maddesini zorunlu kılar. Bu kurala göre, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştirmeyen (yani o edimin ifasında hukuki/resmi sıfatı olmayan) kişiler, suça ancak "azmettiren" veya "yardım eden" olarak katılabilirler.
Örneğin, bir belediyenin yapım işinde müteahhit olmayan bir kişinin, belediye görevlisini ikna ederek eksik malzeme kullanımına onay vermesini sağlaması durumunda; belediye görevlisi fail, dışarıdaki kişi azmettiren olur. Eğer mahkeme bu ayrımı yapmadan herkesi "müşterek fail" (TCK 37) kabul ederse, bu durum Yargıtay nezdinde bozma sebebidir.
"...edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında... yüklenici olan sanığın yazılı şekilde müşterek fail olarak kabulüyle TCK'nın 37/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmesi (bozma nedenidir)..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/11076 - Karar No: 2018/9577
Muayene ve Kabul Komisyonu Üyelerinin Teknik Eleman Sıfatı ve Sorumluluğu
Kamu ihale mevzuatına göre yapım işleri veya mal alımlarında kurulan muayene ve kabul komisyonlarının "teknik eleman"lardan oluşması esastır. Eğer idare, uzmanlığı olmayan personeli (örneğin bir idari memuru inşaat kabulüne) komisyon üyesi yapmışsa, bu personelin teslim edilen maldaki teknik eksikliği "hileli davranış" sonucunda fark edememesi durumunda cezai sorumluluğu tartışılmalıdır.
Yargıtay, bu gibi durumlarda personelin eğitim durumu, görev tanımı ve teslim alınan işin niteliğinin bilirkişi raporuyla irdelenmesini şart koşar. Bilgi ve tecrübesi yetersiz olan bir kamu görevlisinin hileyi fark edememesi, "fesat" kastından ziyade "ihmal" veya "görevi kötüye kullanma" sınırında kalabilir.
"...muayene ve kabul komisyonlarında görevlendirilecek olanların tamamının teknik eleman olmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı... sanıkların görevlerine ve eğitim durumlarına ilişkin detaylı bilgi alınarak... teknik eleman olarak kabul edilip edilmeyeceklerinin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/13589 - Karar No: 2022/4443
Zincirleme Suç (TCK 43) ve Hukuki Kesinti Problemi
Aynı yüklenicinin aynı kuruma karşı birden fazla ihale kapsamında edimin ifasına fesat karıştırması durumunda "Zincirleme Suç" (TCK 43) hükümleri uygulanabilir. Ancak burada "hukuki kesinti" (iddianame tarihi) ve "suç işleme kararında birlik" unsurları titizlikle incelenmelidir. Eğer her bir ihale için ayrı bir suç işleme kararı icra edilmişse, her eylemden ayrı ceza verilmesi gerekebilir.
Uygulamada, farklı adliyelerde açılan davaların birleştirilmesi, suç tarihlerinin çakışıp çakışmadığının denetlenmesi ve daha önce verilmiş cezaların mahsup edilmesi (mahsup mahiyeti) teknik bir süreçtir. Yargıtay, UYAP üzerinden tüm derdest dosyaların sorgulanmasını ve hukuki kesinti oluşup oluşmadığının saptanmasını bozma nedeni saymaktadır.
"...söz konusu davaların akıbetlerinin araştırılması, derdest ise birleştirilmeleri... suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/2884 - Karar No: 2022/10476
Yargılama Pratiğinde Bilirkişi İncelemesi ve Sayıştay Denetçilerinin Rolü
Edimin ifasına fesat suçlarında hükme esas alınacak en kritik delil bilirkişi raporudur. Sıradan bir teknik bilirkişiden ziyade, kamu ihale mevzuatına ve hakediş usullerine hakim, tercihen Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan heyetlerin raporu Yargıtay tarafından "denetime imkan veren rapor" olarak kabul edilir.
Raporun; ihale dökümanı, şartname, sözleşme, projeler ve hakediş ödemeleri arasındaki çelişkileri net bir şekilde ortaya koyması gerekir. Sadece "iş eksik yapılmıştır" ifadesi yeterli değildir; bu eksikliğin hileyle gizlenip gizlenmediği ve her bir sanığın (yüklenici, kontrol şefi, kabul üyesi) sorumluluğu ayrı ayrı analiz edilmelidir.
"...dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile ihale ve hizmetin ifası sürecinde usulsüzlük yapılıp yapılmadığı, kurum zararı oluşup oluşmadığı, zarar bulunmakta ise her bir sanığın sorumluluğunu ayrı ayrı irdeler nitelikte bilirkişi raporu alınarak..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4630 - Karar No: 2022/12130
Sıkça Sorulan Sorular
1. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda şikayet süresi var mıdır? Bu suç, kamu idaresine karşı işlenen ve kamu güvenini zedeleyen bir suç olması nedeniyle şikayete tabi değildir. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından re'sen (kendiliğinden) soruşturulur. Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır (TCK m. 66/1-d).
2. Zarar gören Hazine veya kurum davaya katılabilir mi? Evet. 3628 sayılı Kanun uyarınca Hazine (Maliye Bakanlığı) ve ilgili kamu kurumu bu suçun zarar görenidir. Mahkemece davanın Hazineye ihbar edilmesi zorunludur. Hazine vekili, kovuşturmanın her aşamasında katılma talebinde bulunabilir ve hükmü temyiz edebilir.
3. Sanık, teslim ettiği malın parasını iade ederse ceza düşer mi? Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda "etkin pişmanlık" (TCK 168) hükümleri doğrudan uygulanmaz; zira bu suç TCK'nın malvarlığına karşı suçlar bölümünde değil, ekonomi ve ticarete ilişkin suçlar bölümündedir. Ancak zararın giderilmesi, TCK 62 (takdiri indirim) ve TCK 52 (adli para cezasına çevirme) hususlarında sanık lehine değerlendirilebilir.
4. Kamu görevlisi olmayan bir kişi ihaleye fesat suçundan tutuklanabilir mi? Evet, suçun cezasının alt sınırı 3 yıl, üst sınırı 7 yıldır. CMK 100 uyarınca katalog suçlardan olmasa da, delillerin karartılma tehlikesi veya kaçma şüphesi varsa tutuklama kararı verilebilir. Ancak uygulama pratiğinde, özellikle "özgü suç" tartışmaları ve bilirkişi raporu öncesindeki belirsizlikler nedeniyle tutuksuz yargılama eğilimi daha yüksektir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu.
- 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.
- 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/7038, Karar No: 2023/12689.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/5653, Karar No: 2021/6123.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4630, Karar No: 2022/12130.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/13589, Karar No: 2022/4443.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/5557, Karar No: 2024/2716.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/11076, Karar No: 2018/9577.
Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihat ve mevzuat verileri temelinde profesyonel hukukçular için hazırlanmış bir hukuki analiz çalışması olup, somut olaylara doğrudan uygulanamayacak genel bilgilendirme niteliğindedir. Bireysel uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki danışmanlık alınması zorunludur.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.