
TCK 226/3 Kapsamında Çocuğun Kullanıldığı Müstehcen Ürünlerin Üretimi, Depolanması ve Bireysel İletişim Kanallarıyla Paylaşımı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 226/3 uyarınca çocuğun kullanıldığı müstehcen ürünlerin üretimi ve bulundurulması, suçun maddi unsurları ve dijital delillerin niteliği ekseninde ağır yaptırımlara tabidir. Adliye pratiğinde "üretim" kavramının kapsamı ve "bireysel iletişim" ile "kitle iletişimi" arasındaki sınır, failin hukuki durumunun tayininde ve fikri içtima kurallarının uygulanmasında belirleyici rol oynamaktadır.
TCK 226/3 Kapsamında Çocuk Pornografisi Suçunda Üretim ve Bulundurma Ayrımı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinin üçüncü fıkrası, müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki temel suç tipini birbirinden ayırmaktadır. Birinci seçimlik hareket, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılmasıdır; ikinci seçimlik hareket ise bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması veya başkalarının kullanımına sunulmasıdır. Yargı pratiğinde, suçun bu iki farklı görünümü arasında hem ceza miktarı hem de suçun oluşum şartları bakımından keskin bir ayrım yapılmaktadır. Özellikle "üretim" fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediği, failin sadece bir tüketici mi yoksa içeriği oluşturan kişi mi olduğu noktasında düğümlenmektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, bu iki eylem tek bir fıkra altında düzenlenmiş olsa da, maddi unsurları itibarıyla farklılık arz eder. Üretim fiilinde fail, müstehcen materyalin meydana getirilme sürecine doğrudan müdahil olmakta veya bu süreci yönetmektedir. Buna karşın bulundurma ve depolama fiillerinde, halihazırda var olan bir ürünün dijital veya fiziksel ortamda muhafazası söz konusudur. Uygulamada, failin internet ortamından indirdiği verileri tasnif ederek saklaması "depolama" kapsamında değerlendirilirken, mağdur çocuğu bizzat kullanarak görüntü kaydı yapması "üretim" kapsamında mütalaa edilmektedir.
"TCK'nın 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunun üçüncü fıkrasında müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. Bunlardan birincisi; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır. İkinci suç ise, bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/18011 - Karar No: 2021/4929
"Ürün" ve "Üretim" Kavramlarının Teknik ve Hukuki Analizi
Müstehcenlik suçunun konusunu oluşturan "ürün" kavramı, ekonomik bir değer taşıyan veya taşımasa dahi belirli bir süreç sonucunda meydana getirilen materyali ifade eder. Ancak Yargıtay daireleri arasında, failin mağdur çocukla rızaya dayalı cinsel ilişkisini cep telefonuna kaydetmesi eyleminin TCK 226/3 kapsamında "üretim" mi yoksa TCK 134 kapsamında "özel hayatın gizliliğini ihlal" mi olduğu hususunda ciddi görüş ayrılıkları mevcuttur. Çoğunluk görüşü, bu tür kayıtların "müstehcen ürün üretimi" suçunu oluşturacağını savunurken, karşı oylarda bu eylemin ekonomik bir etkinlik sonucu oluşan "ürün" niteliğinde olmadığı ve özel hayatın gizliliği kapsamında kalması gerektiği vurgulanmaktadır.
Türk Dil Kurumu ve ekonomi literatüründeki tanımlar ışığında yapılan analizlerde, üretimin "insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik maddi veya maddi olmayan unsurlar" olduğu belirtilmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin bazı üyeleri, kişisel kullanım amacıyla yapılan ve herhangi bir piyasaya arz edilmeyen rızai görüntülerin TCK 226/3 anlamında bir "ürün" sayılamayacağını, zira kanun koyucunun bu maddeyle "çocuk pornografisi endüstrisini" hedeflediğini ileri sürmektedir. Bu tartışma, özellikle rıza yaşını tamamlamamış çocuklarla kurulan ilişkilerin kayıt altına alınması vakalarında ceza tayini açısından kritik önemdedir.
"Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre 'üretim' ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek anlamlarına gelmektedir... 'Ürün' (Ekonomi) insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, üretilen, maddi olan (mal) ve maddi olmayan (hizmet) üretilmiş unsurların genel adı olarak değerlendirilir... Sanığın mağdurenin rızası ile girdiği cinsel ilişki görüntülerini cep telefonuna kaydetmesi... TCK'nın 134. maddesinde belirtilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı, söz konusu görüntülerin kanunun aradığı anlamda bir ürün ve üretim olmadığı... kanaati ile sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz."
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/2386 - Karar No: 2019/11706
Kişisel Kullanım Amacıyla Depolama ve Bulundurma Suçunda Kastın Belirlenmesi
TCK 226/3-son cümle uyarınca, çocuğun kullanıldığı müstehcen ürünleri kişisel amaçla dahi olsa bulundurmak suçtur. Diğer müstehcenlik türlerinden farklı olarak çocuk pornografisinde "kişisel kullanım" bir hukuka uygunluk nedeni veya cezasızlık sebebi teşkil etmez. Yargıtay, bu düzenlemenin amacını "çocuk pornografisine olan talebin azaltılması yoluyla çocukların dolaylı olarak korunması" olarak tanımlamaktadır. Ancak suçun oluşması için "kasıtlı olarak yapılan bireysel amaçlı bulundurma" unsuru aranmaktadır. Failin veri trafiği sırasında yanlışlıkla veya farkında olmadan cihazına inen tekil görseller, suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat hükmüne konu olabilmektedir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, suçun oluşumu için görüntülerin miktarı, niteliği ve kayıt biçimini bir bütün olarak değerlendirmektedir. Örneğin, yüzlerce çocuk pornografisi görselinin klasörlenerek saklanması veya üzerlerine "liseliler, sübyanlar" gibi kategorik isimler verilerek CD'lere kaydedilmesi, eylemin sistematik olduğunu ve failin bu içeriklere ulaşma ve onları muhafaza etme konusunda kesin bir iradeye (kasta) sahip olduğunu ispatlar. Bu noktada bilirkişi raporları, görsellerin cihazda ne kadar süre kaldığını ve fail tarafından kaç kez erişildiğini tespit ederek kasta ilişkin karine oluşturmaktadır.
Sistematik Depolama ve Veri Sayısı Kriteri
Sadece bir veya birkaç görselin bulunması durumunda Yargıtay, failin "yanlışlıkla indirme" savunmasını daha ciddi değerlendirmektedir. Ancak yüzlerce video ve fotoğrafın dijital materyallerde (HDD, SD Kart, Bulut Depolama) bulunması, hayatın olağan akışı gereği "hata" savunmasını çürütmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 507 adet çocuk pornografisi görüntüsünün depolanmasını, failin bilinçsizce bu verileri indirdiği savunmasının inandırıcılıktan uzak olduğunun açık bir kanıtı olarak kabul etmiştir.
Dijital Materyallerde Tasnif ve Etiketleme
Failin materyalleri belirli başlıklar altında toplaması, suçun manevi unsurunu güçlendiren bir delildir. Bilgisayar sistemindeki klasörleme veya fiziksel depolama aygıtlarının üzerine yazılan ibareler, failin içeriğin niteliğini bildiğini ve bu içeriği bilerek uhdesinde tuttuğunu göstermektedir. Bu durum, TCK 226/3 kapsamında cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde de bir kriter olarak kullanılmaktadır.
Bireysel İletişim ve Kitle İletişimi Ayrımı: TCK 226/5 Uygulama Sınırları
Müstehcenlik suçunun en ağır yaptırımı, çocukların kullanıldığı bu ürünlerin "basın ve yayın yolu ile" yayınlanması veya başkalarının görmesinin sağlanması durumunda (TCK 226/5) ortaya çıkmaktadır. Ancak adliye pratiğinde en çok tartışılan husus, WhatsApp, Skype, Telegram gibi kapalı devre iletişim uygulamalarındaki paylaşımların bu kapsama girip girmeyeceğidir. Yargıtay'ın güncel eğilimi, "kitle iletişim aracı" ile "bireysel iletişim aracı" arasında net bir ayrım yapılması yönündedir. Bir paylaşımın TCK 226/5 kapsamında değerlendirilebilmesi için, içeriğin belirsiz sayıda ve çoklukta kişiye ulaşma potansiyeli taşıması gerekmektedir.
Örneğin, Skype üzerinden bir başkasına gönderilen görüntüler veya sınırlı sayıdaki kişinin bulunduğu kapalı bir grupta yapılan paylaşımlar, kitle iletişim aracı kapsamında sayılmamaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, "+18" isimli bir grupta yapılan paylaşımların, toplumu yönlendirme kabiliyeti ve ulaştığı kişi sayısı bakımından "herkese açık web sayfaları" ile aynı hukuki statüde olmadığını belirterek, bu tür eylemlerin TCK 226/5 değil, TCK 226/3 kapsamında cezalandırılması gerektiğini vurgulamıştır.
"Basın ve yayın yolu ile' deyimi; yazılı, görsel, işitsel ve elektronik her türlü kitle iletişim aracıyla yapılan yayınları içermekte olup, bireysel iletişim araçları bu kapsam dışında bırakılmıştır... Sanığın ... isimli uygulama içerisinde yer alan (+18) isimli grupta paylaşımlar yapmaktan ibaret eylemi, bireysel iletişim kapsamında olup... yalnızca paylaşıldığı gruptaki kişi sayısı ile sınırlı olması dikkate alındığında suça konu uygulamanın kitle iletişim aracı sayılamayacağı..."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/20641 - Karar No: 2020/12046
Fikri İçtima Kuralları ve TCK 44 Uygulamasındaki Belirleyicilik
Failin tek bir eylemiyle veya birbirini takip eden zincirleme hareketleriyle birden fazla suç tipini ihlal etmesi durumunda, TCK 44. maddesinde düzenlenen "fikri içtima" kuralı devreye girer. Müstehcenlik suçlarında fail hem çocuk pornografisi barındırıyor (TCK 226/3) hem de bunu internet ortamında yayınlıyorsa (TCK 226/5), bu durumda her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmez; en ağır cezayı öngören hüküm uygulanır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, failin dijital materyallerinde hem depolama yaptığı hem de bu verileri Skype gibi platformlar üzerinden başkalarına gönderdiği durumlarda, TCK 226/5 maddesinin (6 ila 10 yıl hapis) uygulanması gerektiğini karara bağlamıştır.
Fikri içtima uygulaması, ceza adaletinin sağlanması ve failin tek bir suç işleme kararı altındaki eylemlerinin orantısız şekilde cezalandırılmaması için elzemdir. Ancak bu uygulama yapılırken, suçun konusunu oluşturan mağdur sayısının ve görsellerin niteliğinin (şiddet içerip içermediği gibi) temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni olarak kullanılması hukuka uygundur. Özellikle farklı yaş gruplarındaki (3-15 yaş gibi) çok sayıda çocuğa ait görüntülerin bulunması, suçun vahametini artırmaktadır.
Müstehcenlik Suçlarında Ceza Miktarları ve Kanuni Dayanaklar
Müstehcenlik suçu kapsamında uygulanan yaptırımlar, eylemin niteliğine ve mağdurun çocuk olup olmamasına göre kademelendirilmiştir. Aşağıdaki tablo, TCK 226 kapsamında çocuğun kullanıldığı müstehcenlik eylemlerine ilişkin temel ceza aralıklarını özetlemektedir:
| Suçun Maddi Unsuru | Kanun Maddesi | Hapis Cezası Süresi | Adli Para Cezası |
|---|---|---|---|
| Çocukların kullanıldığı ürünlerin üretimi | TCK 226/3-1. cümle | 5 Yıldan 10 Yıla Kadar | 5000 Güne Kadar |
| Ürünlerin depolanması, bulundurulması, satışı | TCK 226/3-2. cümle | 2 Yıldan 5 Yıla Kadar | 5000 Güne Kadar |
| Şiddet, hayvan veya doğal olmayan yoldan cinsel davranışlar | TCK 226/4 | 1 Yıldan 4 Yıla Kadar | 5000 Güne Kadar |
| Üçüncü ve dördüncü fıkradaki ürünlerin basın-yayın yoluyla yayımı | TCK 226/5 | 6 Yıldan 10 Yıla Kadar | 5000 Güne Kadar |
| Çocuklara müstehcen ürün verilmesi / okutulması | TCK 226/1-a | 6 Aydan 2 Yıla Kadar | Mevcut |
Uygulama Notu: TCK 226/3 uyarınca hüküm kurulurken hem hapis hem de adli para cezasına birlikte hükmedilmesi zorunludur. Bazı ilk derece mahkemelerinin sadece hapis cezası tayin etmesi, Yargıtay nezdinde bozma nedeni veya aleyhe temyiz yoksa eleştiri konusu yapılmaktadır.
Uluslararası Sözleşmelerin TCK 226 Uygulamasındaki Normatif Rolü
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, çocuk pornografisiyle mücadelede TCK 226 maddesinin yorumlanmasında anahtar rol oynamaktadır. Özellikle "Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi" (Lanzarote Sözleşmesi) ve "Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi" (Budapeşte Sözleşmesi), çocuk pornografisinin tanımı ve bu suçlarla mücadele yöntemleri konusunda bağlayıcı çerçeveler sunar. Lanzarote Sözleşmesi'nin 20. maddesi, sadece üretimi ve dağıtımı değil, bilgi ve iletişim teknolojileri yoluyla bu verilere "erişimi" dahi suç sayılmasını taraflara tavsiye etmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili daireler, TCK 226/3 maddesinin "kişisel amaçlı bulundurma" fiilini suç sayan düzenlemesinin temel dayanağı olarak bu sözleşmeleri göstermektedir. Sözleşmelerdeki "temsili çocuk görüntüleri" (gerçekte var olmayan ancak çocuk gibi görünen animasyonlar veya bilgisayar yapımı görseller) kavramı da Türk ceza yargılamasında uygulama bulmaktadır. Bu, kanun koyucunun sadece gerçek çocukları değil, çocuk sömürüsünü normalleştiren her türlü görsel materyali yasaklama iradesini yansıtır.
"Uluslararası yükümlülükler paralelinde düzenlenen 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinde... bu ürünlere olan talebin azaltılmasının da çocuklara dolaylı koruma sağlayacağı düşünülerek, kasıtlı olarak yapılan kişisel amaçlı bulundurma ve depolamanın da suç sayıldığı... müstehcen görüntüleri bilgisayar sistemi vasıtasıyla temin edip sistematik biçimde depolama ve bulundurma fiilinin... TCK'nın 226/3. maddesine uyan suçu oluşturacağı..."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/216 - Karar No: 2023/591
Dijital Delillerin Elde Edilmesi ve Bilirkişi İncelemesinde Usul
Çocuk pornografisi suçlarında en kritik aşama, dijital materyallerin (bilgisayar, telefon, harici disk) el konulması ve incelenmesi sürecidir. CMK m. 134 uyarınca bilgisayarlarda arama ve el koyma işlemi, hakim kararı ile ve veri bütünlüğü bozulmadan (imaj alma yöntemiyle) yapılmalıdır. Yargıtay, bilirkişi incelemesinin yüzeysel olmasını bozma nedeni saymaktadır. Sadece "müstehcen görüntü var" tespiti yeterli olmayıp, bu görüntülerdeki şahısların gerçek çocuk olup olmadığı, yaş aralıkları ve görüntülerin oluşturulma tarihleri netleştirilmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) bildirimleri üzerine yapılan bir yargılamada, mahkemenin görsellerdeki şahısların "ilk bakışta çocuk olmadığı" yönündeki kanaatini eksik inceleme olarak nitelendirmiştir. Bilirkişi raporunun, NCMEC raporuyla karşılaştırmalı olması ve sosyal medya siteleri üzerinden yapılan paylaşımların (yükleme kayıtları, IP adresleri) somut olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, failin "IP adresi bana ait ama veri bana ait değil" veya "kablosuz ağım üzerinden başkası yapmış" savunmaları yeterince tartışılamamış olur.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Müstehcenlik Suçu Arasındaki Sınır Çizgisi
Bir eylemin TCK 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal) mi yoksa TCK 226/3 (Müstehcenlik) mi kapsamında olduğu, eylemin "kamusal ahlaka" mı yoksa "bireysel sır alanına" mı yöneldiği ile ilgilidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin bazı kararlarında, sanığın reşit olmayan mağdure ile rızai cinsel ilişkisini kayda alması eylemi, tek bir fiille birden fazla suçun oluşması (fikri içtima) olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda, daha ağır cezayı gerektiren TCK 226/3-c.1 (Üretim) maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği yönünde bir yargı pratiği mevcuttur.
Buna karşın, azınlık görüşü; görüntünün üretilme amacının "ticari bir ürün" veya "müstehcen bir materyal" oluşturmak değil, sadece taraflar arasındaki bir anıyı kaydetmek olduğunu savunmaktadır. Eğer kayıt, mağdurun rızası hilafına yapılmışsa öncelikle TCK 134 gündeme gelir; ancak mağdur çocuksa ve görüntü müstehcenlik vasfı taşıyorsa, kanun koyucunun çocukları korumaya yönelik mutlak iradesi gereği müstehcenlik suçu ön plana çıkmaktadır.
"Sanığın, mağdurenin çıplak görüntülerini cep telefonuna kaydetmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 226/3-c.1. maddesinde düzenlenen müstehcenlik ve 134/1. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturduğu; tek eylemle birden fazla suçun oluşması nedeniyle... TCK'nın 226/3-c.1. maddesinin uygulanması gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/8071 - Karar No: 2018/6663
Zamanaşımı ve Usul Kurallarının Yargılama Sürecindeki Etkisi
Çocuk pornografisi suçları, şikayete tabi olmayıp re'sen soruşturulan suçlardandır. Ancak zamanaşımı süreleri, her suç tipi için öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. TCK 226/3-son cümle (bulundurma) suçu için asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği (verinin tespit edildiği veya depolamanın yapıldığı) tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargılama sırasında zamanaşımını kesen işlemler (savunma alınması, mahkumiyet hükmü vb.) bu süreyi uzatabilir; ancak 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi dolduğunda davanın düşmesine karar verilmesi yasal zorunluluktur.
Adliye pratiğinde, siber suçlarla mücadele birimlerinden gelen raporların gecikmesi veya yurtdışı kaynaklı (NCMEC, Interpol) verilerin adli yardımlaşma yoluyla temini süreçleri zamanaşımı riskini artırmaktadır. Yargıtay, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gereken durumlarda, mahkumiyet hükmü kurulmasını bozma nedeni saymaktadır. Özellikle TCK 104 (Reşit olmayanla cinsel ilişki) suçu ile müstehcenlik suçunun bir arada işlendiği dosyalarda, zamanaşımı hesaplamaları her suç için ayrı ayrı yapılmalıdır.
"Sanığın işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun 5237 sayılı TCK'nın 104/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 66/1-e. maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve hüküm tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin dolduğu anlaşıldığından... açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE..."
Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/8071 - Karar No: 2018/6663
Hak Yoksunlukları ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Uygulanması
TCK 53. maddesi kapsamında düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni bir sonucudur. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile bu maddenin uygulanma biçimi değişmiştir. Mahkumiyet hükmü kurulurken, failin özellikle altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğu "koşullu salıverilmeye kadar" devam ederken, diğer hak yoksunlukları infazın tamamlanmasına kadar sürmektedir.
Yargıtay, mahkemelerin TCK 53 uygulamasında AYM iptal kararını göz ardı etmesini veya velayet hakkı konusunda ayrım yapmaksızın "infaz tamamlanıncaya kadar" şeklinde hüküm kurmasını usule aykırı bulmaktadır. Müstehcenlik suçlarında failin çocuklarla temasının kesilmesi veya velayet haklarının kısıtlanması, cezanın ıslah edici amacının yanı sıra mağdurların korunması gayesine de hizmet eder. Dolayısıyla, hüküm fıkrasındaki hak yoksunluğu ibarelerinin infaz aşamasında karışıklığa yol açmayacak şekilde, güncel içtihatlara uygun yazılması gerekmektedir.
Cezanın Belirlenmesinde Alt Sınırdan Uzaklaşma ve Takdiri İndirim Nedenleri
Müstehcenlik suçunda ceza tayin edilirken TCK 61. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sadece bir video paylaşımı ile binlerce fotoğrafın depolanması arasında cezanın belirlenmesi bakımından fark olması gerektiğini savunmaktadır. Özellikle içeriğinde 3-15 yaş grubundaki küçük çocukların bulunduğu çok sayıda materyalin (örneğin 74.000 resim) tespit edilmesi, temel cezanın alt sınırdan (2 yıldan) önemli ölçüde uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirir.
Öte yandan, failin yargılama sürecindeki pişmanlığı, sabıkasız geçmişi ve sosyal durumu TCK 62 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Ancak mahkemenin bu indirimleri yaparken veya yapmama kararı verirken "yetersiz gerekçe" kullanması bozma sebebidir. "Zararın giderilmediği" şeklindeki bir gerekçe, kurbanı olmayan veya doğrudan maddi zararı tespit edilemeyen müstehcenlik suçlarında tek başına yetersiz kalabilir. Mahkeme, failin "suç işleme iradesindeki yoğunluğu" somut verilerle gerekçelendirmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sosyal medyada bir çocuk pornografisi linkine sadece tıklamak suç oluşturur mu? Lanzarote Sözleşmesi ve uluslararası normlar "erişimi" dahi yasaklamayı tavsiye etse de, Türk Ceza Kanunu 226/3 kapsamında suçun oluşması için ürünün "bulundurulması" veya "depolanması" gerekir. Sadece tarayıcı üzerinden önizleme yapmak (cache belleğe geçici kayıt dışında) genellikle "bulundurma" kastı olarak yorumlanmaz; ancak bu verilerin cihaza indirilmesi veya yer imlerine eklenmesi bulundurma suçunu oluşturabilir.
2. Failin kendi rızasıyla çektiği ancak mağdurun çocuk olduğu cinsel içerikli videolar "üretim" mi sayılır? Yargıtay'ın baskın görüşü (14. CD ve 5. CD), bu eylemin TCK 226/3 anlamında "müstehcen ürün üretimi" suçunu oluşturacağı yönündedir. Her ne kadar eylem özel hayat kapsamında görünse de, mağdurun çocuk olması kamu düzenini ve genel ahlakı ilgilendiren bir durum olarak kabul edilir ve üretim suçu kapsamında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülür.
3. WhatsApp gruplarında gelen çocuk pornografisi içeriklerinden dolayı gruptaki herkes sorumlu olur mu? Ceza sorumluluğu şahsidir. Bir içeriğin gruba atılması, gruptaki herkesin "depolama" yaptığı anlamına gelmez. Ancak kişinin bu içeriği bilerek cihazına kaydetmesi, başka yere iletmesi veya içeriğin niteliğini bilmesine rağmen uzun süre cihazında (otomatik indirme kapalı olmasına rağmen) tutması depolama suçunu oluşturabilir.
4. Çocuk pornografisi suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir mi? TCK'da müstehcenlik suçları için düzenlenmiş özel bir etkin pişmanlık (ceza indirimi) hükmü bulunmamaktadır. Ancak failin, suça konu materyallerin kaynağını (üreteni veya yayanı) yakalatacak nitelikte bilgi vermesi, soruşturma aşamasında yardımcı olması, TCK 62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/2386, Karar No: 2019/11706
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/8071, Karar No: 2018/6663
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/18011, Karar No: 2021/4929
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/20641, Karar No: 2020/12046
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/2024, Karar No: 2010/6003
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2019/216, Karar No: 2023/591
- Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Lanzarote)
Yasal Uyarı: Bu makale, çocuk pornografisi ve müstehcenlik suçlarına ilişkin Yargıtay içtihatları ve güncel mevzuatın akademik ve mesleki bir analizidir. İçerikte yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, somut her olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, kastın tespiti, teknik veriler) nedeniyle farklı hukuki sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Profesyonel hukuki yardım almadan bu metne dayanarak işlem yapılması önerilmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.